Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
3
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
5
05 Mayıs 2026 Salı- 15:26
Erzincan’da el hijyeni için farkındalık standı kuruldu
01 Ağustos 2025 Cuma - 15:40
Akciğer kanserinde erken teşhis tedavide başarıyı artırıyor
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinde erken teşhisin tedavide başarıyı artırdığını söyledi. Prof. Dr. Levent Elbeyli, 1 Ağustos Dünya Akciğer Kanseri Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, dünyada her yıl 2 milyonun üzerinde insanın akciğer kanseri tanısı aldığını ve 1,5 milyon civarında insanın akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Akciğer kanserinin, ülkemizde ve dünyada erkeklerde en sık görülen, kadınlarda da görülme sıklığı gittikçe artan ve yaşam kaybının en yüksek olduğu kanserler arasında olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Elbeyli, "Ülkemizde halen akciğer kanseri hastalarının genellikle ileri evrede tanı almaktadır. Erken evrelerde yakınmaların az olması ya da olmaması, hastaların genelinin sigara içmesi, yakınmalarını önemsememeleri ve basit nedenlere bağlı olduğunu düşünmeleri nedeniyle başvuru sürecini genellikle geciktirmektedir. Erken teşhis ise tedavide başarıyı artırmakta, hastalara ameliyat olabilme şansı sunmakta ve hastaların yaşam sürelerini uzatmaktadır. Akciğer kanseri açısından risk taşıyanlarda düzenli sağlık kontrolleri erken teşhis için en etkili yöntemlerdir. Özellikle sigara ve diğer tütün ürünlerini tüketen, mesleki olarak risk altında bulunan ve ailesinde akciğer kanseri olan bireylerin daha dikkatli olması gerekmektedir" dedi. Prof. Dr. Elbeyli, "Şikayetlerinizi önemseyin ve mutlaka kontrolleriniz yaptırın. Öncelikle akciğer kanserine yakalanmamak, erken teşhis ile cerrahi ve onkolojik yeni yöntemlerle sağlıklı uzun yaşam mümkün olabilmektedir" diye konuştu.
01 Ağustos 2025 Cuma - 14:53
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde uyum eğitimi
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde göreve yeni başlayan personellere yönelik uyum eğitimi düzenlendi. Eğitim programı çerçevesinde yeni çalışanlara hastane tanıtımı, görev, yetki ve sorumluluklar, kalite uygulamaları, enfeksiyon kontrolü, eczane ve kan transfüzyonu süreçleri, yangın, deprem ve tahliye planları, bilgi ve şifre güvenliği, anne ve bebek dostu hastane kriterleri ile çalışan hakları gibi birçok önemli konuda bilgilendirme yapıldı. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, eğitim programının amacı, yeni ekip arkadaşlarının hastane işleyişine hızlı ve güvenli bir şekilde uyum sağlamalarını desteklemek olarak belirtildi.
01 Ağustos 2025 Cuma - 13:31
Dünya Emzirme Haftası’nda anne sütünün önemi vurgulandı
1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası kapsamında anne sütünün önemi bir kez daha vurgulanırken, Niğde İl Sağlık Müdürü tarafından yapılan açıklamada, anne sütünün bebek sağlığı ve gelişimi için hayati bir kaynak olduğuna dikkat çekildi. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada anne sütünün canlı bir gıda ve önemli bir besin olduğu, emzirmenin yalnızca bebek sağlığı için değil, aynı zamanda annelerin sağlığı için de koruyucu etkiye sahip olduğu ifade edildi. Yapılan açıklamada, anne sütünün bebek için en ideal ve doğal besin olduğu vurgulanarak şu bilgilere yer verildi; "Anne sütü güvenlidir, temizdir ve bebekleri pek çok yaygın çocukluk hastalığına karşı koruyan antikorlar içerir. Yaşamın ilk aylarında bebeğin tüm enerji ve besin ihtiyacını karşılar. Ayrıca, ilk yılın ikinci yarısından itibaren ek gıdalarla birlikte çocuğun besin ihtiyacını karşılamaya devam eder. Anne sütüyle beslenen çocuklar zeka testlerinde daha iyi performans gösterir, aşırı kilolu veya obez olma ihtimalleri daha azdır ve ileriki yaşamlarında diyabete daha az eğilimlidirler. Emziren kadınların meme ve yumurtalık kanserine yakalanma riski de azalır." Sağlık Müdürlüğü tarafından hafta boyunca anne sütünün önemini anlatan bilgilendirme çalışmalarının devam edeceği belirtildi.
01 Ağustos 2025 Cuma - 13:26
1-7 Ağustos Emzirme Haftası
Anne Sütü Gönüllüleri Derneği (TEMAS) Zonguldak Şube Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri; 1-7 Ağustos Dünya Emzirme Haftası etkinlikleri kapsamında Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün’ü makamında ziyaret etti. Düzenlenen ziyarete TEMAS Derneği Şube Başkanı Sevil Çelik, Doktor Sevilen Köktürk ve Uzman Doktor Pınar Menderes Turhan kentte emzirme konusunda bilgi ve işbirliği hakkında bilgi alış verişinde bulundular. Dünya Emzirme Haftası etkinlikleri kapsamında açıklamada bulunan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün şöyle dedi: "1-7 Ağustos Emzirme Haftası Dünya Sağlık Örgütü, UNICEF, Sağlık Bakanlıkları ve dünya genelindeki sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde kutlanmaktadır. 2025 yılı teması, Dünya Emzirmeyi Destekleme İttifakı (WABA) tarafından "Emzirmeyi Önceliklendirin: Sürdürülebilir Destek Sistemleri Oluşturun" olarak belirlenmiştir. Bu tema, aileler, topluluklar, iş yerleri, sağlık sistemleri ve hükümetler birlikte hareket ettiğinde, emzirmeye verilen desteğin nesiller boyu sürecek olumlu etkiler oluşturduğunu vurgular. Emzirme, hayata en iyi başlangıcı sağlar; ancak yeterli destek olmadığında anneler için oldukça zorlayıcı olabilir. Dünya Emzirme Haftası, bireyleri ve kurumları ’sıcak destek zinciri’ içinde birbirine bağlayarak ulusal, bölgesel, sağlık, toplum ve işyeri düzeylerinde emzirme dostu ortamlar oluşturmayı hedeflemektedir. Altın Bebek Dostu ünvanlı ilimizde doğum yapılan tüm hastaneler ve aile hekimliklerimiz bebek dostu unvanı almış olup, çalışmalarınız başarı ile yürütmektedir. TEMAS Derneği, ilimizde Zonguldak Şubesi olarak sıcak destek zincirinin merkezinde yer almakta ve bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilerek emzirmenin uygun ek gıdalarla beraber en az 2 yaşına kadar sürdürülmesinin ülkemizde kültürel norm haline gelmesine, anne ile beraber tüm aile bireylerinin bebek ve çocukların, bakım ve beslenmesini başarı ile yerine getirmesi desteklenerek sağlıklı bir toplum oluşmasına katkıda bulunmaktır. Akran destek grupları, Ulusal Emzirme Yardım Hattı, Canlı Sohbet hizmeti ve Çevrim içi ve yüz yüze eğitimler gibi hizmetlerle, özellikle yakın aile desteği olmayan ebeveynlere büyük destek sağlamaktadır Emzirme Sağlık harcamalarını azaltır, gelişimi destekler, ekonomileri güçlendirir ve çocukların hayata sağlıklı bir başlangıç yapmasını sağlar. Bu kapsamda çalışmalarını başarıyla yürüten TEMAS Emzirme ve Anne Sütü Gönüllüleri Derneği Zonguldak Şubesi üyelerine ve tüm sağlık personellerimize teşekkür ediyorum."
01 Ağustos 2025 Cuma - 13:06
Karadeniz’de bir ilk: SMA hastalarında ağızdan alınan yeni tedavi yöntemi Samsun’da uygulandı
Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, spinal musküler atrofi (SMA) hastalarına yönelik tedavide Karadeniz Bölgesi’nde bir ilke imza attı. Nöroloji Uzm. Dr. Berra Özberk Pamuk tarafından, SMA hastalarına yönelik geliştirilen yeni oral tedavi yöntemi ilk kez uygulandı. SMA hastalarının yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bu yeni tedavi yöntemi, enjeksiyon ya da hastane ortamında uygulanması gereken tedavilere alternatif sunuyor. Ağız yoluyla alınabilen bu ilaç, özellikle erişkin SMA hastalarında tedavi sürecini kolaylaştırması ve hasta konforunu artırması açısından dikkat çekiyor. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanmaya başlayan bu tedavi ile ilgili Dr. Berra Özberk Pamuk açıklamalarda bulundu. "Etkinliği kanıtlanmış bir ilaç" Dr. Berra Özberk Pamuk tedavi ile ilgili şunları söyledi: "SMA hastalığı biliyoruz ki genetik olarak bebek ölümlerinin hala en sık nedenidir. 18 yaşını aşmış SMA 2, SMA 3 ve SMA 4 hastalarını biz erişkin nörologlar takip ediyoruz. 2021 yılından beridir Sağlık Bakanlığımız tarafından ebeveynlik taraması yapılmaktadır. SMA hastalığının sıklığı 60 kişide 1 olarak gözüküyor. Bu da sık bir taşıyıcılık demek. Bin kişiden 26’sında SMA taşıyıcılığı mevcut. 2021 yılında beridir yapılan evlilik öncesi ve çocuk öncesi taramalar ücretsiz olarak yapılıyor. Böylelikle SMA hastalığı önemli oranda önlenmiş oluyor. Aynı zamanda taşıyıcı olduğu gösterilen ebeveynlere Sağlık Bakanlığı tarafından da tüp bebek hizmeti verilmektedir. Erişkin hastalara yeni uygulanan 2025 Mayıs ayında Türkiye’ye gelmiş olan ilacımızı uyguladık. Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez bizim hastanemizde uygulandı. 2 hastamız aldı. Daha öncesinde belinde enjeksiyon yoluyla tedavi alan hastalara daha konforlu bir şekilde ağızdan tedaviyi başlattık. Bu ilacın 2021 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından onayı vardı. Etkinliği kanıtlanmış bir ilaçtı. Sonrasında bizim ülkemize geldi. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanabilir hale geldi. Hayat konforu, kullanabilirlik ve devam ettirme açısından daha etkin olduğu görülmüş."
01 Ağustos 2025 Cuma - 13:02
Fethiye’den dört şehre umut
Muğla’nın Fethiye ilçesinde beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın bağışlanan organları dört farklı şehirdeki hastalara umut oldu. Fethiye’de Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesinde tedavi gören bir hastanın, tüm tıbbi müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Yaşanan bu üzücü gelişmenin ardından, hasta yakınlarının onayıyla organ bağışı süreci başlatıldı. Organ Nakli Koordinasyon Birimi’nin özverili çalışması ve hızlı organizasyonuyla, gece saatlerinde Denizli, Aydın, Antalya ve İzmir’den gelen uzman ekipler hastaneye ulaştı. Gerçekleştirilen başarılı operasyonla hastanın kalbi, karaciğeri, ince bağırsağı ve iki böbreği, farklı şehirlerde organ bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere teslim alındı. Bu anlamlı bağış sayesinde dört ayrı şehirde yaşam mücadelesi veren hastalara umut doğdu. Nakledilen organlar, bekleme listesinde yer alan hastalara hayati bir şans sundu.
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:56
Niğde’de anne adayları doğuma hazırlanıyor
Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Gebe Okulu; anne adaylarını doğuma fiziksel ve psikolojik olarak hazırlayarak sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunuyor. Kadın doğum uzmanları, ebeler, fizyoterapistler, psikologlar, diyetisyenler ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından yürütülen eğitimler; anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerini bilinçli ve sağlıklı bir şekilde geçirmelerini sağlıyor. Niğde’deki Gebe Okulu’nda gebelik öncesi hazırlıktan başlayarak doğum süreci ve lohusalık dönemine kadar kapsamlı bilgiler sunuluyor. Üreme sağlığı, gebelikte ve lohusalıkta beslenme, doğuma hazırlık teknikleri, nefes egzersizleri, anestezi yöntemleri, yeni doğan bakımı, emzirme ve doğum sonrası danışmanlık gibi birçok konuda hem teorik hem uygulamalı eğitimler veriliyor. Hastane bünyesindeki yeni kadın doğum polikliniklerinde bulunan eğitim salonlarında yürütülen çalışmalarla anne adayları, uzman kadro eşliğinde birebir destek alırken baba adayları ve yakınlarını da kapsayan süreç, aile odaklı bir yaklaşımla sürdürülüyor. Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor; doğum öncesinden doğum sonrasına kadar anne adaylarının her zaman yanlarında olduklarını söylerken; uzman kadro ve modern ünitelerle mutlu anneler, sağlıklı nesiller için çalıştıklarını ifade etti. Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Seval Kılbasanlı ise yaptığı açıklamada, "Anne ve bebek sağlığını merkeze alan uygulamaları hastanemizde titizlikle sürdürüyoruz. Anne dostu hastane olarak doğum sürecinde kadının mahremiyetine ve hareket özgürlüğüne saygı gösteriyor, bebek dostu unvanımızla da ilk temas ve anne sütüyle beslenmenin önemini vurguluyoruz" ifadelerini kullandı. Gebe Okulu Sorumlu Ebesi Gizem Çoban de; "Anne adayları gebeliği öğrendiğinde ve bebeğin ilk kalp atışını duyduğunda bizimle iletişime geçebilir. Eğitimlerimizle hem bilgi hem güven temelli bir hazırlık sunuyoruz. Tüm anne adaylarını ve yakınlarını okulumuza bekliyoruz" diyerek çağrıda bulundu.
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:39
Mevsimlik tarım işçilerine sağlık taraması
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü koordinasyonda, tarım sektöründe ekonomik kazanç sağlamak amacı ile doğu ve güneydoğu illerinden Düzce’ye gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik sağlık taraması tek tek yapılıyor. Düzce’ye kilometrelerce uzaktan gelen tarım işçileri her yıl olduğu gibi bu yılda Sağlık Müdürlüğü gerçekleştirilen program çerçevesinde sağlık taramasından geçiriliyor. Çilimli İlçe Devlet Hastanesinde görevli ekipler tarafından, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetleri dahilinde 28 çadır ziyaret edilerek 101 tarım işçisine sıtma, bebek, çocuk, gebe ve lohusa izlemleri ile çeşitli hastalıklara karşı aşı yapıldı. Ekipler ayrıca kanser başta olmak üzere; üreme sağlığı, pestisit uygulamaları, kuduz, KKKA, ishal, çevre sağlığı, sağlıklı beslenme, anne sütünün önemi, obezite, sağlık okuryazarlığı ve hijyen gibi birçok konuda eğitimler vermektedir. Çocuklara yönelik olarak ise ağız ve diş sağlığı taramaları yapıyor. Bununla birlikte yürütülen çalışmalar kapsamında; yaşam alanı değerlendirmeleri, 15-49 yaş arası kadın izlemleri, bebek, çocuk, gebe ve lohusa izlemleri, eksik aşı tespitleri ile gebe ve bebeklere yönelik D vitamini ve demir desteği sağlanırken sağlık problemleri için işçilere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mevsimlik tarım işçilerine sunulan sağlık hizmetlerine ilişkin açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Bu yıl da ilimize ülkemizin çeşitli illerinden gelen mevsimlik tarım işçilerinin sağlık taramaları, İl Sağlık Müdürlüğümüz koordinasyonunda gerçekleştiriliyor. Taramalar kapsamında; kronik hastalık takipleri, aşılama, gebe ve bebek izlemleri, bulaşıcı hastalıkların takibi, üreme sağlığı hizmetleri, sağlık okuryazarlığı eğitimleri ve kanser taramaları gibi hizmetler sunuluyor. İşçilerin ihtiyaç duyması halinde, ilimiz genelindeki kamu hastanelerinden ileri sağlık hizmetlerine erişim sağlanabiliyor. Düzce’de misafir ettiğimiz her bir mevsimlik tarım işçisinin sağlığını önemsiyor ve çalışmalar titizlikle sürdürülüyor" dedi. Dr. Yılmaz ayrıca, Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan personel tarafından; merkez, ilçe ve köylerinde bulunan mevsimlik tarım işçilerinin yaşam alanlarına gidilerek sezon boyunca tarama programına devam edileceğini bildirdi.
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:28
Büyükşehir’den Ağız Diş Sağlığına ücretsiz dokunuş
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, 2025 yılının ilk 6 ayında 3 bin 700 hastaya ücretsiz tedavi hizmeti sundu. Antalya Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik projeleriyle Antalyalıların hayatlarını kolaylaştırmaya devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmete açtığı Sağlık Merkezinde yer alan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, hizmetleriyle vatandaşların yüzlerini güldürüyor. Merkezde 7 yaş ve üstü çocuk ile yetişkinlere sosyal güvence aramadan tamamen ücretsiz olarak diş tedavisi hizmeti veriyor. Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 2025 yılının ilk 6 ayında 3700 hastaya 14 bin 800 işlem gerçekleştirildi. 6 ayda 3 bin 700 hastaya ücretsiz hizmet Antalya Büyükşehir Belediyesi Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Birim Sorumlusu Özge Öncül Kerpiççi, poliklinikte 7 yaş ve üzeri çocuklar ile yetişkinlere herhangi bir sosyal güvence aranmaksızın tamamen ücretsiz hizmet verildiğini belirtti. 2025 yılının ilk 6 ayında 1300’ü çocuk, 2400’ü yetişkin olmak üzere toplam 3 bin 700 hastaya hizmet verdiklerini ifade eden Kerpiççi, bu süreçte toplam 14 bin 800 işlem gerçekleştirildiğini söyledi. "Ücretsiz diş sağlığı hizmeti vatandaşın yükünü hafifletiyor" Günümüzde özel tedavi ücretlerinin vatandaşların zorladığının altını çizen Kerpiççi, "Doğru tedaviyi, doğru yerde ve bütçeye uygun şekilde bulmak oldukça güçleşti. Aynı zamanda yoğunluktan dolayı her alanda randevu almak da zorlaştı. Vatandaşlarımız, sunduğumuz ücretsiz hizmetten oldukça memnun. Polikliniğimizde ağız ve diş muayenesi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi, diş taşı temizliği ve panoramik röntgen işlemleri gerçekleştiriyoruz. Hasta kabulünü sadece randevu sistemiyle yapıyoruz. Böylece bekleme ve yığılmaların önüne geçerek vatandaşlarımıza daha konforlu bir hizmet sunuyoruz" dedi. Ağız Diş Sağlığı Polikliniği ziyaretçilerinden Mahmut Levent Bülbül, merkezde sunulan hizmetten memnuniyetini şu sözlerle dile getirdi: "Evimize yakın ve ücretsiz olması büyük avantaj. Randevu usulü ile geldiğimiz için bir yoğunluk olmuyor. Hekimlerimiz son derece iyi, bu nedenle burayı tercih ediyoruz. Ağız ve diş sağlığı hastanelerinde sunulan tüm hizmetlerin aynısı burada da mevcut. Hiçbir eksik yok. Güler yüzlü bir şekilde karşılanıyoruz, her konuda yardımcı oluyorlar. Ücretsiz hizmet verildiği için çok memnunuz. Kepez bölgesinde oturan herkese tavsiye ederim." Antalyalı vatandaşlar, ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetleri hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için mesai saatleri içinde 0242 361 39 18 numaralı telefonu arayabilir.
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:28
Emzirme, meme ve yumurtalık kanseri riskini azaltıyor
Emzirme Hemşiresi Kübra Nur Çakar, emzirmenin annenin doğum sonrası toparlanmasına yardımcı olduğunu, meme ve yumurtalık kanseri riskini azalttığını ve annenin sağlıklı kilosuna dönmesini desteklediğini söyledi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, bebek dostu hastane anlayışıyla tüm anne ve anne adaylarını bilinçlendirme çalışmalarına devam ediyor. 1-7 Ağustos Emzirme Haftası kapsamında, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Yeni Doğan Bilim Dalı Emzirme Hemşiresi Kübra Nur Çakar, anne sütünün sadece bebek sağlığı açısından değil, aynı zamanda doğanın korunması ve sürdürülebilir bir gelecek için taşıdığı öneme de dikkat çekti. Emzirme Hemşiresi Kübra Nur Çakar, anne sütü, bebeklerin doğumdan itibaren ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini içeren, bağışıklığı güçlendiren, sindirimi kolay ve tamamen doğal bir besin olduğunu söyleyerek, "Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF, bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini, sonrasında ise uygun ek gıdalarla birlikte iki yaş ve ötesine kadar emzirmenin sürdürülmesini önermektedir. Kolostrum olarak bilinen ilk süt, bebeğin ilk aşısı niteliğindedir. Zeka gelişimini destekleyen bir besin, aynı zamanda anne ile bebek arasında güçlü bir bağ kurulmasına yardımcı olur. Emzirme; annenin doğum sonrası toparlanmasına yardımcı olur, meme ve yumurtalık kanseri riskini azaltır ve annenin sağlıklı kilosuna dönmesini destekler" diye konuştu. Emzirmenin yalnızca bireysel sağlık için değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da büyük önem taşıdığına vurgu yapan Çakar, "Anne sütü sağlıklı nesillerin yetişmesine sağladığı katkı kadar, geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmak için de en sürdürülebilir besin kaynağıdır. Üretim, paketleme, taşıma ve atık yönetimi gibi çevreye zarar veren süreçlere ihtiyaç duymaz. Hazır mamalara kıyasla karbon ayak izini neredeyse sıfıra indirir. Atıksız bir beslenme biçimi olması nedeniyle emzirme, çevre dostu bir tercihtir. Bebeğin doğru pozisyonda olması ve areolanın tamamını kavrayarak emmesi, etkin süt alımı için önemlidir. Günlük 6-8 idrara çıkış, yeterli süt alımının göstergesidir. Anne sütü, oda sıcaklığında 4 saat, buzdolabında 4 gün ve derin dondurucuda 6 ay boyunca güvenle saklanabilir. Süt saklanırken kap veya poşetin üzerine tarih, gün ve gece ya da gündüz yazılmasını da önermekteyiz" dedi.
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:22
Uzmanlardan sıcaklık uyarısı
Uzmanlar son günlerde artan hava sıcaklıklarına karşın uyarılarda bulunarak, "Sağlıklı kişileri bile etkileyen sıcak çarpması, beyin kanaması, kalp krizi gibi birçok hastalığa neden olabiliyor" dedi. Uzmanlar, yaz havalarının getirdiği sıcak havalar nedeniyle sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulunarak, "Aşırı sıcaklarda vücutta sıvı kaybı arttığı ve elektrolit dengesi bozulduğu için su tüketimi artırılmalıdır. Sağlıklı kişileri bile etkileyen sıcak çarpması, beyin kanaması, kalp krizi gibi birçok hastalığa neden olabilen aşırı sıcaklar, hipertansiyon, diyabet ve kalp hastaları için daha büyük risk oluşturmaktadır. Bu nedenle mümkünse 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamak, çıkanların ise gölgede kalmaya özen göstermeleri gerekir. Şapka takmak, el, yüz, ense ve kolları su ile serinletmek gerekir. Eve gidince vücut ısısını dengelemek için ılık bir duşta faydalı olacaktır. Aşırı sıcaklarda vücutta sıvı kaybı arttığı ve elektrolit dengesi bozulduğu için su tüketimi artırılmalıdır. Sıvı kısıtlaması gerektiren bir hastalık yok ise günde 2 buçuk litre su tüketmek gerekir" diye konuştu. ‘Sıcak havalarda susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli!’ Uzmanlar, sıcak havalarda susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmesi gerektiğinin altını çizerek,"Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır. Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir. Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir"
01 Ağustos 2025 Cuma - 12:11
Uzmanından yaz sıcaklarında kalp hastalarına hayati uyarılar
Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Uzman Hekimi Doç. Dr. Ramazan Gündüz, artan yaz sıcaklıklarında özellikle kalp ve tansiyon hastalarını ilgilendiren hayati uyarılarda bulundu. Gündüz, sıcak havanın kalbin iş yükünü artırarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Yaz mevsimiyle birlikte ülke genelinde rekor düzeyde sıcaklıkların yaşandığını ifade eden Doç. Dr. Ramazan Gündüz, sıcak hava ve buna eşlik eden sıvı kayıplarının kalbin iş yükünü ciddi oranda artırdığını söyledi. Doç. Dr. Gündüz, "Ülkemizde yaz mevsimiyle beraber rekor düzeyde sıcaklıklara ulaşmış bulunmaktayız. Sıcak hava ve buna eşlik eden sıvı kayıpları kalbin iş yükünü ciddi oranda artırmakta ve kalbe ciddi bir stres faktörü olarak yansımaktadır. Özellikle tansiyon hastaları, kalp hastaları, tansiyon ve kalp için ilaç kullanan hastalar ve belli bir yaşın üzerinde egzersiz yapan hastalar yüksek risklidir. Bu hastaların daha dikkat etmesi gerekir" dedi. Bu belirtilere dikkat Sıcak havalarda dışarıda bulunan kişilerin bazı belirtilerle sıcak çarpmasına maruz kalabileceğini belirten Gündüz, uyarılarda bulundu, "Sıcak havalarda eğer dışarıdaysanız, baş ağrısı, terleme, sersemlik, baygınlık hissi, yorgunluk, çarpıntı hissediyorsanız sıcak çarpmasına maruz kalmış olabilirsiniz ve bu durumda hemen serin bir yere geçin, bol sıvı alın, soğuk bir suyla duş alın, şikayetleriniz bunları yapmanıza rağmen geçmiyorsa, hekiminizi arayın ya da medikal destek isteyin mutlaka." "Gölgeyi tercih edin, saat 17.00’den önce çıkmayın" Sıcak havalarda alınması gereken önlemlere de değinen Gündüz, vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu, "Sıcak havalarda neler yapmalıyız, nelere dikkat etmeliyiz? İlk yapılması gereken saate dikkat etmeliyiz. Özellikle 17.00’a kadar güneş ışığının en fazla dışarıya ulaştığı saatlerdir. Bu saatlerden önce dışarı çıkmayalım. Dışarı çıkarken giyinmemize dikkat edelim. Pamuklu, terletmeyen, açık renkli kıyafetleri tercih edelim. Güneşin vücudumuzdaki etkinliğini azaltmak için güneş kremi kullanalım, güneş gözlüğü ve şapka gibi yardımcı kıyafetler giyelim. Su içmeye dikkat edelim. Yoğun egzersizlerden kaçınalım. Eğer yazın egzersize başlamayı düşünüyorsak bile, hekimimize danışarak egzersizi yapalım." "İlaç dozlarını kendi başınıza değiştirmeyin" Açıklamasında, dışarıda çalışmak zorunda kalan kişilere de seslenen Doç. Dr. Gündüz, "Dışarıda çalışıyorsak veya dışarı çıkmak zorundaysak, yanımıza mutlaka bol miktarda su alalım. Arada mola verip dinlenmeye dikkat edelim. Gölge bir yer seçip, burada su ihtiyacımızı karşılayıp dinlenelim" dedi. Kalp hastalarının kullandığı ilaçlara da değinen Gündüz, "Son olarak da şunu söylemek istiyorum. Eğer kalp hastasıysanız ve kalple ilgili ilaçlar kullanıyorsanız, bu ilaçlarınızın yaz dönemi boyunca dozlarının değiştirilmesi gerekebilir. Fakat bunları kendi başınıza değiştirip veya kesmeye çalışmayın. Hekiminize danışıp bunların doz ayarlanmasını yaptırınız" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder