Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
Köfteci Yusuf’ta insanlık dersi
"Kazığımı niye aldın" kavgası: 1’i ağır 4 yaralı
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
3
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
5
05 Mayıs 2026 Salı- 15:26
Erzincan’da el hijyeni için farkındalık standı kuruldu
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 11:08
20 yaşında kendi karın zarından vajinası oldu
Memorial Kayseri Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Jinekolog Onkolog Doç. Dr. Seda Şahin tarafından yapılan başarılı ameliyat ile 20 yaşındaki genç kadın; 5 binde bir görülen rahim ve vajinanın gelişmemesi durumu olan müllerian agenezi anomalisinin Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (MRKH) sendromundan kendi karın zarından yapılan vajinayla kurtuldu. Müllerian agenezi sendromunun rahim ve vajinanın olmaması durumu olduğunu söyleyen Doç. Dr. Seda Şahin, "Müllerian agenezi nadir görülen 5 bin doğumda bir görülen anomalilerdir. Bu hasta grubunun genellikle ana sıkıntısı yani bizim de hastamızda olduğu gibi rahminin ve vajinasının olmaması ama dıştan baktığımızda hastaların herhangi bir dışarıdaki fenotipik görüntüsünde bir problem yok. Yani göğüs gelişimleri yine dışarıdaki vajinal bulvar dokuların gelişiminde bir sıkıntı görülmemektedir ama hastalar genellikle ergenlik döneminde adet görememekle karşımıza gelmektedir. Bu hastalığa yapacağımız şey bir görüntüleme yöntemi. Aslında çoğu tanısını ergenlik döneminde konmuş oluyor çünkü adet görememek ciddi bir problem ve bu hastalar bu dönemden ergenlikten erişkinliğe geçen süreçte maalesef ne yapacaklarını bilemiyorlar. Nasıl bir yaklaşım yapılacağını çok da bilemiyorlar. Genellikle evlenme dönemlerinde bize başvuruyorlar ki nasıl bir seçenek hastalar fonksiyonel bir yaşam sürdürmek için hangi seçenekleri tercih etmeleri gerektiğini bize danışarak bir yön çizmek istiyorlar. Baktığımızda bu hastalıkta nasıl ameliyatlar yapabiliyoruz. 3 çeşit ameliyat yapabiliyoruz. Bunu hastanın kendi yine karın zarını kullanarak yani kendi peritonunu kullanarak ki bu biyo uyumluluğumuzun en yüksek olduğu dokulardan biri. Yine vajina yapabiliyoruz karın zarından. Yine bağırsağı kullanarak yapabiliyoruz ve deri grefti kullanarak yapabiliyoruz" dedi. Şahin, yaptıkları başarılı ameliyat ile hastalarının vajinası olduğunu ve durumunun iyi olduğunu söyleyerek, "Peki bunlardan hangisi bizim için daha konforlu hasta için daha konforlu diye bakarsak; yine bağırsakla ilgili yaptığımızda olan akıntılar, yine deri fleplerinin tutmama riski nedeniyle Laparoskopik Davydov yöntemi dediğimiz kendi peritonundan yapılan vajina hasta için en uyumlusu oluyor. Sonuçta bu hastaların yumurtalıkları olduğu için ne olursa olsun ileride çocuk sahibi olmak için bir şansları mevcut. Taşıyıcı annelik veya rahim nakli ile bu hastalarda çocuk sahibi olmak mümkün ama tabii ki de herhangi bir evlilik hayatını sürdürmek için de gerekli olan bazı fonksiyonel durumları biz hastalara bu şekilde sağlamış oluyoruz. Yine bizim hastamızda 20’li yaşlarındaydı. Rahmi ve vajinası bulunmamaktaydı aynı zamanda yine böbrek anomalileri eşlik etmekteydi hastamıza. Bu hastamıza kendi peritonundan Laparaskopik yöntemle bir vajina yaptık ve hastamızı da 2 gün sonra taburcu ettik. Şu anda gayet iyi kontrolleri iyi gitmektedir. Bu sıkıntıları yaşayan hastalar bunun bir yazgı olmadığını bilsinler. Yani sonuçta yine de fonksiyonel olarak hayatlarını düzenli bir şekilde devam ettirebilecekleri bir cerrahi yöntem var ve bunu biz burada uygulamaktayız" ifadelerini kullandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:56
Gece sıcaklığı epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir
Aşırı sıcaklıkların beyne ek yük bindirerek nörolojik hastalıkların semptomplarını artırabileceğini söyleyen Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, "Gece sıcaklıklarının yükselmesi, uyku kalitesini etkileyerek epilepsi hastalarında nöbetleri tetikleyebilir" dedi. İngiltere’de bir Nöroloji Enstitüsünde yapılan bir araştırma, İklim değişikliğiyle artan sıcak hava dalgasının epilepsi, felç, ensefalit, multipl skleroz(MS) migren ve demans gibi birçok nörolojik rahatsızlığı tetiklediği bildirildi. Sıcak hava dalgalarının beyin üzerindeki etkilerini araştıran çalışmada; inme, migren, Alzheimer, menenjit, epilepsi ve multipl sklerozun (MS) yanı sıra anksiyete, depresyon, şizofreni ve diğer psikiyatrik bozuklukları da içeren 19 farklı sinir sistemi hastalığını incelendi. Yapılan araştırmaya göre; artan sıcaklık ve nemle kötüleşen epilepsi, felç, ensefalit, multipl skleroz, migren ve daha birçok nörolojik rahatsızlığı keşfedildi. Gece saatlerinde artan sıcaklıkların uykuyu bozabileceği ve bunun da bazı nörolojik rahatsızlıklar için tetikleyici olabileceği de araştırıldı. Sıcaklanma odaklanma ve sinir yapar Araştırmayı değerlendiren Prof. Dr. Talip Asil, beyin hücrelerinin ısıya son derece duyarlı olduğunu ve biyolojik sistemlerin sabit sıcaklıklara göre çalıştığını belirtti. Dayanıklılık sınırlarının ötesine zorlanan beynin birçok nörolojik rahatsızlığa neden olabileceğini aktaran Prof. Dr. Talip Asil, aşırı sıcaklıkların odaklanma zorluğu, sinirlilik ve bitkinlik hissini de artıracağını söyledi. Beyni koruyan bariyerin geçirgenliği artabilir Bazı şiddetli epilepsi türlerinin aşırı sıcaklıklarda daha da kötüleştiğini söyleyen Prof. Dr. Talip Asil, şunları kaydetti; "Migren atakları özellikle sıcak havalarda daha sık görülür. Epilepsi ve inme gibi hastalıkların sıklığı artarken, hipertansiyon hastalarında beyin kanaması riski yükselir. Gece sıcaklıklarının artması ise uyku kalitesini bozarak birçok nörolojik rahatsızlığın seyrini kötüleştirebilir. İklim değişikliğine bağlı aşırı sıcaklar, beyne ek yük bindirerek nörodejeneratif hastalıklara zemin hazırlar. Üstelik yüksek sıcaklık, beyni koruyan bariyerin geçirgenliğini artırarak toksinlerin, bakterilerin ve virüslerin beyin dokusuna ulaşma riskini artırır." Fosil yakıtlar demans vakalarını artırabilir Alzheimer hasta sayısının 2050 yılına kadar üç katına çıkacağını da aktaran Prof. Dr. Asil, "Bu rakamlar İklim krizini hesaba katmadan gerçekleştiriliyor. Bir santigrat derecelik artış bile Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkları artırabilir. Fosil yakıtların sürekli yakılmasıyla birlikte daha fazla demans ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:53
Ağrılı mesane sendromuna yapay mesane çözümü
Ağrılı mesane sendromu nedeniyle yatalak hale gelen 40 yaşındaki Rauf Toraman, yıllar süren arayışın ardından geçirdiği yapay mesane ameliyatıyla yeniden sağlığına kavuştu. 2021’de başlayan şikayetleri nedeniyle uzun süre çeşitli hastanelerde tedavi arayan Rauf Toraman’a, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Tahir Karadeniz tarafından ağrılı mesane sendromu tanısı konuldu. Liv Hospital Ulus’ta gerçekleştirilen ameliyatla hastanın ince bağırsağından yapay mesane oluşturuldu. Ameliyat sonrası hasta ağrısız bir şekilde normal hayatına döndü. Toraman, hastaneye başvurduğunda idrarını dışarıdan iki böbreğine yerleştirilen nefrostomi tüpleriyle yapabiliyordu. Yaklaşık 5 yılını bu şekilde ve çoğunlukla yatakta geçirmek zorunda kalan hasta, operasyon sonrası ilk kez kendi kendine idrar yapabildiğini belirtti. Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Tahir Karadeniz, ağrılı mesane sendromunun kadınlarda sık, erkeklerde ise nadiren görüldüğünü söyledi. Karadeniz, "Bu hastalık mesaneyi küçültüp yok edebiliyor. İdrar depolanamıyor, mesaneye idrar geldiğinde dayanılmaz ağrılar oluşuyor" dedi. Hastalığın ileri evrelerinde ilaç ve endoskopik yöntemlerin etkili olmadığını, bu durumda mesanenin çıkarılarak yerine ince bağırsaktan yeni bir mesane yapılabildiğini belirten Karadeniz, "Yeni mesanenin idrarı tutabilmesi ve hastanın idrar yapabilir hale gelmesi önemli. Tecrübeli cerrahlar tarafından yapıldığında başarı oranı yüzde 100" ifadelerini kullandı. Rauf Toraman ise, "Çok az idrar yapabiliyordum, ağrılardan dolayı bağırıyordum. Tahir hocam teşhisi koydu ve yapay mesane yapıldı. Beş yıl sonra ilk defa idrar yaptığımı hissettim. Ameliyat sonrası normal hayatıma döndüm" diye konuştu.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:50
Sağlık-Sen heyeti Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü ile görüştü
Şırnak’ın Silopi İlçe Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü olarak göreve başlayan Musa Türk, Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal ve beraberindeki heyet tarafından ziyaret edildi. Ziyarette, hastanedeki sağlık çalışanlarının talep ve beklentileri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaret sırasında konuşan Anmal, sahada büyük bir özveriyle hizmet sunan sağlık çalışanlarının hem hastalardan hem de yöneticilerden ilgi ve destek beklediğini vurguladı. Anmal, "Düne kadar sahada sağlık çalışanlarıyla birlikte hizmet veren, bugün ise yönetici konumuna gelen idarecilerin, sağlık emekçilerinin beklentilerine ve çözüm odaklı çalışmalara daha duyarlı olmaları gerektiğine inanıyoruz. Uzun süredir çeşitli birimlerde hizmet sunarken tanıklık ettikleri ve bizzat deneyimledikleri sorunlara artık çözüm merciinde oldukları için daha hassas davranacaklarına eminiz. Çalışan motivasyonunu yüksek tutmak öncelikli hedef olmalı" dedi. Ziyaret, Musa Türk’e takdim edilen plaketin ardından sona erdi.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:44
Kalp krizinden ölen kadının organlarıyla hayata tutundular
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybeden 57 yaşındaki kadının organları 5 hastaya umut oldu. Ayvalık’ta ilçenin sevilen simalarından taksici esnafı İsmet Çınar, aynı gün 5 saat arayla hem annesini hem de çok sevdiği eşi Şükran Çınar’ı kaybetti. İki acıyı birden yaşayan Çınar, hastanede doktorun ‘Eşinizin organlarını bağışlamak ister misiniz?’ teklifine tereddütsüz olumlu yanıt verdi. Ailesinin organ bağışını kabul etmesiyle harekete geçen Ayvalık Devlet Hastanesi Başhekimliği, durumu Bursa Organ Nakli Koordinatörlüğü’ne bildirdi. Kısa sürede Bursa ve İstanbul’dan gelen iki ayrı ekip; Şükran Çınar’ın bedeninden; karaciğer, göz korneaları, iki böbrek, ilik ve femur kemiğini başarılı operasyonlarla aldı. Ekip, daha sonra hızlı bir şekilde İstanbul ve Bursa’daki hastalara organları yetiştirmek için yola çıktı. Operasyonun Koordinatörlüğünü üstlenen Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Samet Kanbir yaptığı açıklamada, "Bugün hem kendi mesleki hayatım hem de hastanenin açısından tarihi bir ana şahitlik ettik. Tabii ki bir hastamızın kaybı; biz yoğun bakım hekimleri için çok zor olmasına rağmen, bu kayıp aslında hastamızın yakınlarının da aracılığıyla birçok cana can kattı. Biz de buna vesile olmaktan dolayı hem mesleki olarak hem kendi açımdan hem de bu süreçte bana yardım eden arkadaşlarım adına gurur duyuyorum. Hasta yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Ama böyle bir güzel bir şeye, böyle dayanışma örneğine tanıklık edip, onay vererek yardım ettikleri için onlara da minnettarım. Organ nakli, toplumsal bir dayanışma örneğidir. Organ nakli, hayat kurtarır. Organ nakli, can kurtarır. Organ nakline toplum olarak gereken önemi göstermemiz gerektiğini bir hekim olarak düşünüyorum" dedi. Acılı eşten organ bağışı çağrısı Organlarıyla 5 inanın sağlığına kavuşacağı 2 yetişkin çocuk annesi merhume Şükran Çınar’ın acılı eşi İsmet Çınar ise, "Önce annemi kaybettim. Birkaç saat sonra ise eşimi kaybettim. Çok üzgünüm. Sağlığında eşimle yaptığımız sohbetlerde, organların insan hayatı için ne kadar değerli olduğunu her defasında konuşurduk. Vefat ettikten sonra doktorun bana organ bağışı konusunu hatırlatmasıyla, tereddütsüz kabul ettim zaten. Bildiğim kadarıyla eşimin organları 4-5 insana hayat verecek. Ne mutlu eşime Şu anda bu acılı günümde en azından bunu düşünerek büyük üzüntümü bir nebze olsun hafifletmeye çalışıyorum. Organ nakli konusunda herkesin farkındalığa sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Evet, son derece acılı bir gündeyim ama insanlar şunu bilmeli; vefat edince biz insanların bedeni toprak altına girince, zaman içerisinde eriyip bitiyor. Oysa organ bekleyenler var. Bizim geride ve organ nakli umuduyla şifa bekleyen; böbrek hastaları gibi her türlü organa ihtiyacı olan insanlara bağışlayacağımız organlarımızla umut olmaya ihtiyacımız var. Ben bunun bilincindeyim" diye konuştu.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 10:20
Güney gözlüğü seçimi hayati önem taşıyor
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız, yaz aylarında artan güneş ışınlarının sadece cilt sağlığını değil, göz sağlığını da ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek, "Gözleri zararlı ultraviyole (UV) ışınlardan korumanın en etkili yollarından biri doğru güneş gözlüğü kullanımıdır" dedi. Çocukların UV ışınlarına karşı daha savunmasız olduğunu da ifade eden Op. Dr. Yıldız, "Çocukların göz mercekleri daha saydam, göz bebekleri ise erişkinlere göre daha büyük olduğu için ultraviyole ışınları göze daha kolay nüfuz eder ve hasar riski artar. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren güneş gözlüğü kullanımı son derece önemlidir" açıklamasında bulundu. Güneş gözlüğü seçerken dikkat edilmesi gerekenler Bursa Özel Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Metin Yıldız, güneş gözlüğü seçiminde dikkat edilmesi gereken temel kriterleri açıklarken de şunları söyledi; "Güneş gözlüğü seçerken ilk dikkat edilmesi gereken nokta, yüzde 100 UV koruması sağlamasıdır. UV400 ibaresi bulunan gözlükler, zararlı UVA ve UVB ışınlarını tamamen engelleyerek gözleri güneşin olumsuz etkilerinden korur. Ayrıca camların optik kalitesi büyük önem taşır. Kalitesiz camlar göz yorgunluğuna ve baş ağrısına yol açabilirken, polarize camlar yansımaları azaltarak daha net ve konforlu bir görüş sunar. Gözlüğün çerçeve yapısı da göz sağlığı kadar kullanım konforunu etkiler. Hafif ve esnek çerçeveler, özellikle uzun süreli kullanımlarda büyük avantaj sağlar. Cam koyuluğu ise gözlüğün kullanılacağı ortama göre seçilmelidir. Açık renkli camlar güneşli havalarda yeterli koruma sağlamayabilirken, çok koyu camlar da kapalı ya da loş ortamlarda görüşü zorlaştırabilir. Cam rengi tercihi de göz sağlığı açısından önemlidir. Gri, kahverengi ve yeşil tonlarındaki camlar, doğal renk algısını bozmadıkları ve gözü dinlendirdikleri için günlük kullanımda en ideal seçenekler arasında yer alır. Tüm bu özellikler göz önünde bulundurularak yapılan doğru güneş gözlüğü seçimi, gözleri sadece güneşin zararlı etkilerinden değil, uzun vadeli sağlık sorunlarından da korumaya yardımcı olur." Kalitesiz güneş gözlüklerinin, gözleri korumak bir yana, ciddi zararlar verebileceği konusunda uyarıda bulunan Dr. Metin Yıldız, "Güneş gözlüğü sadece şık bir aksesuar değil, aynı zamanda koruyucu bir sağlık aracıdır. UV filtresi olmayan ve sertifikasız ürünler fayda yerine zarar verebilir. Bu yüzden mutlaka güvenilir ve sertifikalı ürünler tercih edilmelidir" dedi. Op. Dr. Metin Yıldız, "Göz sağlığınızı riske atmamak için güneş gözlüğü seçimi bilinçli yapılarak, gözler koruma altına alınmalıdır" diye konuştu.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 09:27
Sakarya’da 1.5 ton küflenmiş ve bozulmuş süt ürünü ele geçirildi
Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince yapılan denetimlerde, bir süt işletmesinde bin 455 kilogram küflenmiş ve bozulmuş süt ürünü tespit edildi. Ürünlere imha edilmek üzere el konulurken, işletmeye idari yaptırım uygulandı. Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, şehir genelinde denetimlerini sürdürüyor. 30 Haziran 2025 tarihinde, şehirde faaliyet gösteren bir süt işletmesinde yapılan denetimde; 1’er kilogramlık 720 adet tost peyniri ve 15 kilogramlık poşetlerde 49 adet rende tost peyniri olmak üzere toplamda bin 455 kilogram küflenmiş ve bozulmuş süt ürünü tespit edildi. Ürünlere imha edilmek üzere el konuldu. İşletme hakkında 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu çerçevesinde idari yaptırım uygulandı.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 07:40
Denizli Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi çevreci ve güvenilir enerjiyle buluşacak
Denizli Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesinin ısınma ve enerji ihtiyaçlarını karşılayacak doğalgaz sözleşmesi imzalandı. 2025 yılında hizmete girmesi planlanan Sağlık Bakanlığı Denizli Acil Durum Hastanesi ve 2027 yılında tamamlanacak Denizli Şehir Hastanesinin ısınma ve enerji ihtiyaçlarını karşılayacak doğalgaz bağlantı çalışmalarına ilişkin iş birliği protokolü imzalandı. Proje tamamlandığında her iki hastanede modern, çevreci ve güvenilir enerjiyle buluşacak. Proje, yalnızca hastanelerin doğal gaz ihtiyacını karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda şehrin enerji altyapısına da katkı sağlayacak. Denizli Şehir Hastanesi 1000 yatak kapasitesi, 219 yoğun bakım ünitesi, 35 ameliyathane, 286 poliklinik odası, 2052 araçlık otoparkı ve bir helikopter pisti ile dikkat çekerken; Acil Durum Hastanesi ise 500 yatak, 106 poliklinik, 14 ameliyathane ve ileri seviye görüntüleme sistemleriyle donatılmış altyapısıyla öne çıkıyor. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli Acil Durum Hastanesini 2025 yılı sonuna kadar hizmete açmayı planladıklarını belirterek; "1000 yataklı Denizli Şehir Hastanemizin yapımı da devam etmekte olup 2027 yılında tamamlanarak inşallah vatandaşlarımızın hizmetinde olacak. İleri teknolojiyle donatılacak olan bu sağlık komplekslerimiz; yalnızca Denizli’ye değil, çevre illere de hizmet verecek, yüksek hasta kapasitesi, gelişmiş tıbbi altyapısı ve kapsamlı branşlarda sunacağı sağlık hizmetleriyle, Denizli’yi Türkiye’nin sağlık üslerinden biri haline getirecektir. Bugün imzalanan doğalgaz protokolüyle birlikte her iki hastanemizin altyapı çalışmalarında önemli bir aşamayı daha tamamlamış olduk. İlimize ve vatandaşlarımıza hayırlı olsun" diye konuştu.
02 Ağustos 2025 Cumartesi - 01:08
Motosiklet kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen genç kızın organları 3 kişiye umut oldu
Sinop’un Ayancık ilçesinde geçirdiği motosiklet kazasında ağır yaralanan 23 yaşındaki genç kız, Samsun’da tedavi altına alındığı hastanede 10 gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Genç kızın organları ise 3 hastaya umut oldu. Kaza, 22 Temmuz Salı günü gece saatlerinde Ayancık ilçesi Cevizli Mahallesi’nde meydana geldi. Ö.Ö. idaresindeki motosiklet ile bir otomobil çarpıştı. Kazada ağır yaralanan Ö.Ö., ilk müdahalesinin ardından Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi. Burada yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alınan genç kızın 10 gün sonra beyin ölümü gerçekleşti. Genç kızın ölümünün ardından hastanenin Organ Nakli Birimi, aile bireyleriyle görüşerek organ bağışı konusunda onay aldı. Ailenin izniyle gerçekleştirilen operasyonla Ö. Ö.’nün iki böbreği ve karaciğeri, OMÜ Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Karaciğer Nakil Sorumlu Yardımcısı Doç. Dr. Kağan Karabulut’un koordinasyonunda başarıyla alındı. Nakil için hazırlanan organlardan karaciğer Malatya’da, böbrekler ise Trabzon’da tedavi gören hastalara yeni bir yaşam umudu oldu. Türkiye’de her yıl 2 -3 bin kişi organ bekliyor Ameliyat yapan Doç. Dr. Kağan Karabulut, "Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın organlarını Türkiye’nin çeşitli yerlerine göndereceğiz. Organ nakli önemli bir konudur. İnsanlardan organlarını bağışlamasını istiyoruz. Yılda Türkiye’de ortalama 2 bin ile 3 bin kişi arasında organ bekliyor. Bu insanların yaşaması için tek şansları organ naklidir" dedi.
01 Ağustos 2025 Cuma - 20:59
Uçak ambulans 14 yaşındaki çocuk için havalandı
Sağlık Bakanlığına bağlı uçak ambulans, bu kez 14 yaşındaki epilepsi ve serebral palsi (SP) tanısı bulunan hasta için devreye girdi. Bitlis’in Tatvan ilçesinde epilepsi ve serebral palsi (SP) tanısı bulunan 14 yaşındaki bir çocuk hasta, geçirdiği durdurulamayan nöbetler nedeniyle Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Ambulansla veya karayolu taşıtlarıyla gönderilmesi riskli olan hasta için uçak ambulansla sevk edildi. Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi’nde tedavisi sürdürülürken, nöbetlerinin durdurulamaması nedeniyle riske giren 14 yaşındaki epilepsi ve Serebral Palsi hastası çocuk için sevk önerildi. Hastanın durumunun takip eden hekimi tarafından 112 Acil Sağlık ekiplerine sevk bildirimi yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan değerlendirme sonucu, ileri tetkik ve tedavi ihtiyacının olduğu belirlenen çocuk hastanın, Ankara’daki Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’ne nakline karar verildi. Sevk işlemi, sağlık ekiplerinin tüm medikal güvenlik önlemlerinin almasının ardından önce Van Ferit Melen Hava Limanına ambulansla götürülen çocuk hasta burada bekleyen Uçak ambulansa alınarak Ankara’ya ulaştırıldı. Yetkililer, sağlığa erişimin güvenli ve hızlı bir şekilde sağlanması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.
01 Ağustos 2025 Cuma - 16:58
Fethiye’de konforlu ameliyat dönemi
Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde Prof. Dr. Ali Seven tarafından laparoskopik yöntemle gerçekleştirilen histerektomi ameliyatı sayesinde Özlem Dalgıç, uzun süredir yaşadığı ağrı ve kanamalardan kurtularak kısa sürede sağlığına kavuştu. Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde gerçekleştirilen laparoskopik histerektomi ameliyatı, hastalara konforlu bir iyileşme süreci sunuyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Seven’in kapalı yöntemle gerçekleştirdiği operasyon sayesinde Özlem Dalgıç, uzun süredir yaşadığı sağlık sorunlarından kısa sürede kurtuldu. Ameliyatın uygulandığı hastanın yüksek vücut kitle indeksine sahip olması, operasyonun planlanması ve uygulanmasında özel dikkat gerektirdi. Açık cerrahi yöntemlerin bu tür durumlarda daha fazla komplikasyon riski taşıdığını belirten Prof. Dr. Ali Seven, laparoskopik teknik sayesinde iyileşme sürecinin hızlandığını, yara iyileşmesinin daha konforlu olduğunu ve hastanın günlük yaşama dönüşünün kolaylaştığını ifade etti. "24 saatte taburcu oldu" Prof. Dr. Seven yaptığı açıklamada, "Laparoskopik histerektomi, özellikle iyileşme sürecini hızlandırması, daha az ağrıya neden olması ve estetik sonuçlarıyla hem hastalar hem de hekimler için önemli avantajlar sunuyor. Vücut kitle indeksi yüksek olan hastalarda da uygun teknik ve ekipmanla bu yöntemi güvenle uygulayabiliyoruz. Bu sayede hastamız ameliyattan kısa bir süre sonra mobilize edilerek 24 saat içinde taburcu oldu. Kesiler minimal, iyileşme süreci son derece konforluydu" dedi. "Ameliyatım çok rahat geçti" Ameliyat olan Özlem Dalgıç ise, "Beş ay boyunca çok ağrılı ve kanamalı bir rahatsızlığım oldu. Sonrasında Esnaf Hastanesi’ne tedavi için geldik. Ali ve Kemal hocamın sayesinde ağrılardan kurtuldum. Ameliyatım çok rahat geçti. Daha önce açık ameliyat olmuştum ve başarılı değildi ama kapalı ameliyat bana bir şans gibi geldi. Şu an çok rahatım" ifadelerini kullandı. Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi, gelişmiş teknik altyapısı ve uzman hekim kadrosuyla, kadın sağlığı alanında modern cerrahi yöntemleri başarıyla uygulamaya devam ediyor.
01 Ağustos 2025 Cuma - 16:49
Muğla Büyükşehir’de ücretsiz HPV aşısı başvuruları başladı
Önemli bir halk sağlığı sorunu olan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) virüsü kaynaklı kanser vakalarının son yıllarda artma eğilimi göstermesinden dolayı Muğla Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki bireylere yönelik rahim ağzı kanseri aşısı yapmak için başvuruları başlattı. Önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkan HPV (İnsan Papilloma Virüsü) kaynaklı kanser vakalarının artış göstermesi üzerine, Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından rahim ağzı kanserine karşı koruyucu ücretsiz HPV aşı uygulaması başlatıldı. Başvuru şartlarını taşıyan HPV aşısı uygulamasından yararlanmak isteyen vatandaşların, gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezi’nden destek alabilir. HPV Nedir? HPV (İnsan Papilloma Virüsü), cilt ve mukozalarda enfeksiyona neden olabilen bir virüs türüdür. Bazı türleri, rahim ağzı başta olmak üzere çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilmektedir. HPV aşısı, bu virüsün neden olduğu ciddi hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Başkan Aras; Vatandaşlarımızın sağlığı, sıhhati ve mutluluğu bizim önceliğimizdir" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras sosyal belediyecilikte vatandaş odaklı projelere öncelik verdiklerini söyledi ve HPV Aşısı ile kanser vakaları için toplumsal farkındalık oluşturmak istediklerini belirtti. Başkan Aras; "Yerel yönetimler olarak birçok hizmeti hayata geçirirken, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırıyor, onların sağlığını için de çalışmalar yapıyoruz. Toplum sağlığı açısından önemli olan, sosyal güvenliğin karşılamadığı aşılar var. HPV Aşısı da bunlardan biri. Bu konuda farkındalık oluşturmak, son yıllarda bu rahatsızlık nedeni ile artan kanser vakalarının da önüne geçmek için ücretsiz HPV Aşısı uygulamamız devam ediyor. Tüm vatandaşlarımızın sağlığı, sıhhati ve mutluluğu bizim önceliğimizdir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder