Son Dakika
|
MHP lideri Bahçeli: "Terörsüz Türkiye, Türkiye'nin ortak mesajı olmalıdır"
Çığ altında kalan çobanın cansız bedenine 125 gün sonra ulaşıldı
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Trump, "İran'ı yeryüzünden silmekle" tehdit etti
Zuhal Böcek’in ifadeleri ortaya çıktı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Athletic Bilbao’yu yeni sezonda Edin Terzic çalıştıracak
17 yıl önceki cinayetle ilgili kritik gelişme
Karaçi’de son 8 yılın sıcaklık rekoru: 16 ölü
Beyaz Saray yakınlarında güvenlik güçlerine saldırı
Çin'de havai fişek fabrikasında patlama: 26 ölü, 61 yaralı
Tunceli’ye bahar ortasında kar sürprizi
Bingöl’de sel sularına kapılan at ölümden döndü
SAĞLIK
Hastane koridorlarında sergilenen ürünler umut oldu
05 Mayıs 2026 Salı - 13:40:13
Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, Alaşehir Devlet Hastanesi koridorunda düzenlenen el sanatları sergi ve satış etkinliği, ziyaretçilere duygu dolu anlar yaşattı. Yıl boyunca danışanların hazırladığı el emeği ürünler sergilenerek satışa sunuldu. Sergiden elde edilecek gelir yine danışanların üretimine destek amacıyla kullanılacak. Alaşehir Devlet Hastanesi ile Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde gerçekleştirilen etkinliğin açılışına Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzman Dr. Metin Gümüş, Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ahmet Sancar Topal, iş insanı Ali Uçak, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı. Etkinlikte hastane personelleri tarafından hazırlanan pasta, börek ve çörek gibi ikramlar da yer alırken, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ile Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde açılan kurslarda danışanların yıl boyunca hazırladığı el emeği ürünler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Alaşehir Devlet Hastanesi bünyesinde, iş insanı Ali Uçak tarafından yaptırılan Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde müzik, nakış, çini, ebru, drama, okuma-yazma ve resim kursları düzenlendiği kurslarda üretilen ürünlerin sergide yer aldığı belirtildi. Bir yıl süren eğitimlerin Halk Eğitimi Merkezi öğretmenleri tarafından verildiği kaydedildi. Sergiyi gezen vatandaşlardan İrfan Çardak gördüğü manzara karşısında duygulandığını ifade ederek, "Alaşehir Devlet Hastanesi’ne gelmiştim çok şaşırdım ve çok da mutlu oldum. Gördüğüm manzara resmen gözlerimi yaşarttı. Alaşehir Devlet Hastanesi’nin personellerinin hazırlamış oldukları ikramlar pasta börek çörek gibi hizmetleri ile vermiş oldukları destekler Toplum Ruh Sağlığı Merkezi danışanlarının da yapmış oldukları el emeği göz nuru eserlerini satışa çıkarmışlar. Emeği geçen hepsini kutluyor. Elimizden geleni desteği gösteriyoruz." diye konuştu. Alaşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ahmet Sancar Topal da etkinliğin geleneksel hale geldiğini vurgulayarak, "Bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz etkinlik bizim için çok kıymetli. Toplum Ruh Sağlığı Merkezimizin kurulmasına katkı sağlayan Ali Uçak’a teşekkür ediyoruz" dedi. Çalışmalar hakkında bilgi veren Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Doktoru Burçin Güler Uslu, "Uçak Kardeşler Toplum Ruh Sağlığı Merkezimizin Alaşehir Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü iş birliği ile düzenlemiş olduğu kursumuzda yıl boyunca el emeği göz nuru eserler üretildi. Bu gün açılan sergimiz de yıl boyunca danışanlarımızın aktif olarak katıldığı el emeği ürünleri sergilemiş oldu. Bu şekilde danışanlarımızın motive olması ve burada bulunması bizim için çok gurur verici ve onların onura olması bizleri çok mutlu etti. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Yaklaşık 250 danışanımız var. Danışanlarımızın ve ailelerinin de yaşam kalitelerinin arttığını toplum içinde iletişimlerinin daha kolay sağlanabildiğini görüyoruz. Bunlar da bizi çok mutlu ediyor. Bu da tabii ki özverili bir çalışma gerektiriyor. Ben burada çalışan ve destek veren herkese teşekkür ediyorum." dedi. İş insanı Ali Uçak ise merkezin ailesi adına yaptırıldığını belirterek, "Bu binanın yapılmasına sebep olanlara çok teşekkür ediyorum. Rahmetli annem ve babam adına yaptırmıştık, böyle güzel bir hizmet yapılması ve bunun karşılığında da bu tür güzel çalışmaların olması bizleri daha da mutlu etti. Hepimiz ölümlü dünyada yaşıyoruz, insanın arkasında ne bıraktığı önemli. Herkes maddi imkanları ölçüsünde Alaşehir’e yapılması gereken hayır işlerini hep birlikte yapmamız ve katkı sağlamamız gerekiyor. Taşın altına elimizi koymamız gerekiyor. Yaptığımız hayır sonucu böyle güzel eserleri topluma kazandırmak çok güzel bir şey. Bu arada tedavi gören benim evladım da olabilir kardeşim olabilir. Hepimizin bir yakını da olabilir. Böyle hayırlı işleri Alaşehir olarak elbirliğiyle yapmamız gerekiyor. Böyle bir esere vesile olduğumuz için çok mutluyum rahmetli annem ve babama okunan bir dua dünyalara bedel" dedi. Etkinlikten elde edilecek gelirin, Toplum Ruh Sağlığı Merkezi’nde hizmet alan danışanların el emeği çalışmalarında kullanılacak araç ve gereçlerin temininde kullanılacağı bildirildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 13:15
Sağlık ekipleri okul okul gezip hijyeni anlattı
Sinop’un Durağan ilçesinde, "Dünya El Hijyeni Günü" dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, sağlık ekipleri okulları dolaşarak öğrencilere hijyen eğitimi verdi. Durağan İlçe Toplum Sağlığı Merkezi, 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü kapsamında bulaşıcı hastalıklarla mücadele ve farkındalık oluşturma amacıyla kapsamlı bir eğitim programı gerçekleştirdi. Bulaşıcı Hastalıklar Birimi tarafından organize edilen etkinliklerde, ilçedeki çok sayıda okul ziyaret edilerek öğrencilere doğru el yıkama teknikleri ve hijyenin önemi anlatıldı. Sağlık ekipleri, 75. Yıl YİBO, METEM, Mehmet Akif İlkokulu, Şehit Kadirler Ortaokulu ve Çerçiler köyü İlkokulu’nda öğrencilerle bir araya geldi. Eğitimlerde, ellerin günlük yaşamda hastalıkların taşınmasındaki rolüne dikkat çekilirken, bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en temel yolunun el hijyeni olduğu vurgulandı. Uygulamalı gösterimlerle desteklenen eğitimlerde öğrencilere sabun kullanımı ve yıkama süresi gibi kritik bilgiler aktarıldı. Eğitimlerin, ilçedeki diğer eğitim kurumlarında da farkındalık oluşturacak faaliyetlerle devam edeceği bildirildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:44
Rektör Özkan "Bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız"
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer ilçesinde bir dizi resmi ziyaret ve inceleme programı gerçekleştirdi. Ziyaretlerinde üniversite bünyesinde yürütülen CAR-T Cell’e de (Hücresel Tedavi Merkezi) değinen Rektör Özkan, "Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak" dedi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, beraberinde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen ve Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre ile Kemer’de ziyaretlerde bulundu. İlk ziyaretini Kemer Adliyesi Cumhuriyet Başsavcısı Gamze Almalı’ya yapan Rektör Özkan, Antalya Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak yeni görevine atanması nedeniyle Başsavcı Gamze Almalı’ya hayırlı olsun dileklerini iletti. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nu da makamında ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite-şehir iş birliğinin güçlü bir örneği olarak Kemer’e kazandırılan Denizcilik Fakültesi ile 300 kişi kapasiteli öğrenci yurdu projesinin mevcut durumunu ve ilerleyen süreçlerini görüştü. Rektör Özkan ve beraberindeki heyet Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz’ı da makamında ziyaret ederek bir süre görüştü. Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, güçlendirme ve tadilat çalışmaları devam eden Kemer Uygulama Oteli inşaatını yerinde inceledi. Öğrencilerin sahada deneyim kazanabileceği, turizm ve hizmet sektörüne yönelik sertifikalı eğitimlerin verileceği nitelikli bir uygulama alanı olarak planlanan binada projelendirme çalışmalarının tamamlandığı açıklandı. Kemer Göynük Mutfak Sanatları Meslek Yüksekokulunu da ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, akademisyenlerle ve öğrencilerle sohbet ederek çalışmalarında başarılar diledi. Rektör Özkan, Aşçılık Programının aldığı tam akreditasyon nedeniyle Doç. Dr. Adem Arman’ı, akademisyenleri ve öğrencileri tebrik etti. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Kemer Göynük Fen Lisesi’ni ziyaret eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen, Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım, müdür yardımcıları, öğretmenler ve öğrenciler karşıladı. Göynük Fen Lisesi Konferans Salonu’nda öğrencilerle bir araya gelen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, kendi eğitim hayatından plastik cerrahi alanındaki dünyaca ünlü başarılara kadar pek çok konuya değinerek tıp eğitimi ve üniversite tercihleri konusunda öğrencilere tavsiyelerde bulundu. "Fen liseleri bilim dünyası için önemli" Konuşmasına fen lisesi mezunu bir aileden geldiğini belirterek başlayan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, fen liselerinin bilim dünyası için taşıdığı kritik öneme dikkat çekerek "Çok güzel bir okulda okuyorsunuz, okulunuzun kıymetini bilin. Üç yıl çok çabuk gelip geçiyor. Burada hem eğlenin hem kendinizi donatın hem de üç yılın sonunda ne yapacağınıza en başta karar verirseniz, işiniz çok daha kolay." tavsiyelerinde bulundu. "Tıp okumak sabır ve çalışma gerektirir" Öğrencilerin tıp fakültesi eğitimi hakkındaki sorularını yanıtlayan Rektör Özkan, tıp okumanın zorlu ancak tatmin edici bir süreç olduğunu vurguladı. Başarının anahtarının çalışmak olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Çalışmadan bir yere geleni hiç görmedim. Geliyorsa da o çok uzun kalmıyor. Tıp fakültesi eğitimi 6 yıl ve zor bir eğitim. Bir insanla ilgili birçok şeyi hâlâ bilmiyoruz. Ama bir iş ne kadar zorsa ve siz onda ne kadar iyiyseniz, o kadar vazgeçilmez olursunuz." dedi. "Seçeceğiniz mesleği yakından tanıyın" Tıp eğitiminin sadece hasta tedavi etmekten ibaret olmadığını, sağlık yönetimi, farmakoloji ve moleküler biyoloji gibi geniş bir yelpazeye yayıldığını belirten Rektör Özkan, öğrencilere önce meslek seçimi yapmalarını önererek, "Size tavsiyem önce çok istediğiniz mesleği tanıyın. Belki yaz dönemlerinde o mesleğin erbabının yanına giderseniz size çok yardımcı olacaktır." tavsiyesinde bulundu. "CAR-T Merkezi dünyadaki sekizinci merkez" Üniversite bünyesinde yürütülen yeni çalışmalara da değinerek CAR-T Cell (Hücresel Tedavi Merkezi) hakkında bilgiler aktaran Rektör Özkan, "Bildiğiniz üzere vücudumuzda T hücreleri, B hücreleri, nötrofiller ve lenfositler gibi bağışıklık sistemi hücreleri bulunmaktadır. Şu an dünyada sadece 5-6 noktada uygulanan bu tedavi yönteminin sekizinci merkezi biz olacağız. Bize en yakın merkez İsrail’de bulunuyor ve bu tedaviler yaklaşık 1 milyon dolar gibi yüksek maliyetlerle uygulanıyor. Şu an için bu yöntem yalnızca lenfoma ve lösemi vakalarında kullanılabiliyor. Tedavi sürecinde hastadan kan alıyor, içindeki T hücrelerini ayrıştırıyor ve bu hücreleri söz konusu lösemi veya lenfoma türüne karşı laboratuvar ortamında adeta silahlandırıyoruz. Bu hücrelerin hem sayısını hem de etkisini artırdıktan sonra hastaya geri enjekte ediyoruz. Böylece bu modifiye edilmiş T hücreleri, vücutta doğrudan gidip sadece kanserli hücrelerle savaşıyor" dedi. "CAR-T merkezi çok yönlü bir merkez" CAR-T hücre tedavisi tamamen kişiye özel olduğunu ifade eden Rektör Özkan, "Hastanın kendi hücresi kullanıldığı için hem çok daha seçici hem de hedef odaklı bir hücresel tedavidir. İnanıyorum ki 20 yıl sonra artık klasik tedavileri değil, bu tür hücresel tedavileri konuşuyor olacağız. Merkezimizin ruhsatı geçen hafta alındı; muhtemelen bu ayın sonunda CAR-T hücreleri ile lösemi ve lenfoma tedavilerine başlayacağız. Hedefimiz bu çalışmaları diğer kanser türlerine de yaygınlaştırmak. Bu kapsamda dünyada çok az sayıda bulunan öncü merkezlerden biri olacağız. Şu an odaklandığımız merkezimiz sadece kanserle değil, aynı zamanda yapay doku çalışmalarıyla da ilgilenen çok yönlü bir yapıya sahip" dedi. "Üniversite tercihi ve şehir avantajı" Akdeniz Üniversitesi’nin uluslararası sıralamalarda Türkiye’nin önde gelen kurumları arasında olduğunu hatırlatan Rektör Özkan, tıp ve mühendislik gibi yoğun mesai gerektiren bölümlerde aile yanında okumanın lojistik ve psikolojik avantajlarına vurgu yaptı. "Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir" Akdeniz Üniversitesi ile Göynük Fen Lisesi arasında yapılan protokolün öğrencilere ne gibi bir yararı olacağı sorusu üzerine Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitemizin sunduğu laboratuvar imkânları ve öğretim üyelerimizin desteği çok kıymetli. Bir araştırma yapmak istediğinizde, lisenizdeki laboratuvar imkanlarının ötesinde daha derinlemesine analizlere ihtiyaç duyarsanız, üniversitemizin tüm kapıları sizlere sonuna kadar açıktır. Yeter ki isteyin; hiçbir öğrenciye hayır denmez. Eğer olur da bir engel ile karşılaşırsanız lütfen beni bulun. Merak eden öğrenci benim için çok kıymetlidir ve o merakı her zaman ateşlemek gerekir. Bizim size bu protokolle sunduğumuz en büyük katkıların başında yabancı dil desteği ve gelişmiş laboratuvar imkanları geliyor. Ancak bizim asıl kazanımımız, sizlerin mutluluğu ve başarılarıdır. Sizler güzel işler çıkardıkça biz de mutlu oluyoruz. Belki bir-iki sene sonra üniversitemizde benim öğrencim olacaksınız; sizin gibi başarılı ve meraklı öğrencilerin bizi tercih etmesi bizim için en büyük kazanımdır" dedi. Kemer İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ise yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ı Göynük Fen Lisesi’nde misafir etmekten mutluluk duyduklarını ifade etti. Ergen geçtiğimiz haftalarda Göynük Fen Lisesi ile Akdeniz Üniversitesi arasında imzalanan protokol içinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’a teşekkür etti. Söyleşi sonunda Rektör Özkan’a günün anlam ve önemine binaen İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Erkan Ergen ve Göynük Fen Lisesi Müdürü Ali Yıldırım tarafından plaket takdim edildi.
05 Mayıs 2026 Salı - 12:42
Kütahya’da "Her Gebeye Bir Ebe" programıyla evde sağlık hizmeti
Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" programı kapsamında önemli bir çalışmayı sürdürüyor. Programla birlikte özellikle riskli grupta yer alan gebelere birebir ulaşım sağlanarak sağlık hizmetleri ev ortamına taşınıyor. Ekipler, gebelerin evlerine misafir olarak hem sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor hem de süreci yakından takip ediyor. Yapılan ziyaretlerde bebeğin kalp atışlarının dinlenmesinden tansiyon ölçümüne kadar birçok rutin kontrol yerinde yapılabiliyor. Ayrıca ihtiyaç duyulması halinde doktor randevuları hızlı bir şekilde organize edilerek gerekli yönlendirmeler sağlanıyor. Böylece anne adaylarının sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, doğum sürecinin daha güvenli ilerlemesi hedefleniyor. Yetkililer, program kapsamında gebelik sürecinin her aşamasında anne adaylarının yanında olduklarını vurgulayarak, sağlıklı bir doğum için kesintisiz destek sunmaya devam edeceklerini belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
2
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:27
Cilt kanserinde 5 işaret: ABCDE kuralı ile erken tanı
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 14:03
Muğla Büyükşehir sosyal hizmetler için sahaya iniyor
4
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:59
Karadeniz Ereğli’de kardiyoloji ve ortopedi uzmanları göreve başladı
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:47
Muğla EAH’ta diyabetli çocuklara teknoloji destekli eğitim
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı’nda, Tip 1 diyabetli çocuklara yönelik tedavi seçenekleri teknolojiyle güçlendirilmeye devam ediyor. Son dönemde 8 çocuğa kablolu insülin infüzyon pompası, 2 çocuğa ise kablosuz (patch tipi) insülin infüzyon pompası uygulanarak bireyselleştirilmiş eğitim süreçleri başarıyla tamamlandı. Pompa tedavisi sürecinde çocuklar ve aileleri, insülin pompası kullanımı, günlük glukoz takibi, insülin doz ayarlamaları, hipoglisemi ve hiperglisemi ile başa çıkma gibi konularda ayrıntılı bir eğitim programına dahil edildi. Eğitim süreci, diyabet hemşiresi ve diyetisyen eşliğinde, çocukların yaşına ve ihtiyaçlarına özel olarak yapılandırıldı. Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Gülay Can Yılmaz, bölümde 300’den fazla Tip 1 diyabetli çocuğun düzenli takip edildiğini belirterek, "Pompa tedavisi, küçük yaşta diyabet tanısı alan çocuklarımızda hem glisemik kontrolü iyileştiriyor hem de ailelerin günlük yaşamlarını kolaylaştırıyor. Son yıllarda sürekli glukoz ölçüm sistemlerinin (CGM) kısmen de olsa geri ödeme kapsamına alınması, bu teknolojilere erişimi artırdı. Biz de bölümümüzde diyabet hemşiremiz, diyetisyenimiz ve çocuklarımızın aileleriyle birlikte hareket ederek en güncel ve etkili tedavi yöntemlerini uygulamaya devam ediyoruz" dedi.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:47
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: "Bizim ismimiz sağlık bakanlığı, hastalık bakanlığı değil"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bizim politikalarımızda en önemli şey insanlarımızın sağlıklı kalmasını sağlamak. Bizim ismimiz sağlık bakanlığı, hastalık bakanlığı değil" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu bir dizi ziyaret için geldiği babaocağı Rize’de ilk olarak Rize Valiliği’ni ziyaret etti. Burada açıklamalarda bulunan Memişoğlu Rize’de yapımı devam eden yatırımları değerlendirerek Rize’nin çevre illere de hizmet verecek bir şehir hastanesine sahip olacağını dile getirdi. 2002 yılından bu yana Türkiye’de büyük bir sağlık dönüşü olduğunu ifade den Memişoğlu, "Türkiye’de sağlıkta özellikle fiziki alt yapıyla, sistematik değişimimizle, liderimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Türkiye büyük bir sağlık hizmeti dönüşümü yaptı. Bugün baktığınız zaman alt yapı olarak 2002 senesinde 164 bin yataklı hizmet veren Türkiye’de sadece 18 bin yatak, tek kişilik, çift kişilik diğerleri hepsi koğuş sistemiyle. Ama bugün Türkiye’de Allaha hamdolsun 271 bin yatağın, 184 bini hastane yataklarının tek kişilik, çift kişilik nitelikli yatak. Dünyanın en iyi sağlık alt yapısına sahip ülkelerden bir tanesiyiz" dedi. Yapımı devam eden Rize Şehir Hastanesi’nin 2026 yılının sonunda hizmete açılacağını ifade eden Memişoğlu, Rize’deki diğer sağlık yatırımlarından da söz ederek "Sayın Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği, kendi memleketine de bu hayalini ulaştırdığı Rize Şehir Hastanemizi 2026 sonu itibariyle milletimizin hizmetine sunacağız. Rize sadece Rize’ye değil çevre illere hatta yakın ülkelere sağlık hizmeti verebilecek bir seviyeye ulaşacak. Örnek şehir haline gelecek Rize sağlık. Bölgenin sağlık üssü haline getireceğiz Rize’yi. Sadece şehir hastanesini değil bugün inşaatının yaklaşık yüzde 30’nu bitirdiğimiz 2026’da hizmete vereceğimiz. Çayeli Devlet Hastanesi, artık son aşamasına gelen Güneysu Tenzile Erdoğan Devlet Hastanesinin 2025’in sonunda hizmete gireceğini ve aynı zamanda da şuanda kullandığımız Eğitim Araştırma Hastanemizi de Rize’nin hem acil hem kadın doğum hem de acil girişimlerle ilgili üssü haline getireceğimiz hastanemizle. Fındıklı’da proje sürecini başlattığımız hastanemizle, Çamlıhemşin ve İkizdere’de de yapacağımız küçük hastanelerle, Ardeşen’le de yanı sağlık tesisini inşa ederek Rize’mizi sağlık anlamında çok daha iyi yerlere getireceğiz. Bunun yanında özellikle temel sağlık dediğimiz, koruyucu sistemimizin en önemli unsurlarından, sağlıklı hayat merkezimiz dediğimiz Ketem’ in olduğu, fizyoterapistlerin olduğu, diyetisyenlerin olduğu ve hastalanmadan sağlığımızı koruyacağımız ve orada birçok sağlıkla ilgili bilgi alacağımız, aynı zamanda kanser taramalarının yapılacağı Rize’de 1 tane olan Sağlık Hayat Merkezlerimize 3 tane daha ilave edeceğiz. Şehir hastanemizin dolgu alanına da eğitim binamızı da inşallah yakın zamanda projelendirerek yapmış olacağız" şeklinde konuştu. "Bizim ismimiz sağlık bakanlığı, hastalık bakanlığı değil" Sağlık Bakanlığı’nın görev alanının hastaları iyileştirmenin yanında insanların sağlığını da koruması için görevli olduğunu kaydeden Memişoğlu "Bizim politikalarımızda en önemli şey insanlarımızın sağlıklı kalmasını sağlamak. Bizim ismimiz sağlık bakanlığı, hastalık bakanlığı değil. Türkiye her ne kadar hastalandığımız zaman dünyanın en iyi alt yapı anlamında en iyi hizmetini sunsa bile toplumsal olarak sağlıklı kalmamız lazım. Bugün maalesef 3 insanımızdan 1’i sigara kullanıyor. Maalesef yüzde 70’imiz normal kilomuzun üzerinde hayat yaşıyoruz. Çabuk şehirleşen toplumun sağlıklı kalması için kendi sağlık kültürünü arttırarak bedenini koruması gerekiyor. Biz sigara ile ilgili özel bir mücadeleye yeniden başlıyoruz. Poliklinik sayımızı yüzde 20 oranında arttırdık. Son 6 ayda 209 bin kişi sigara bırakma polikliniğine başvuruda bulundu. 70 binin üzerinde sigara denetimi yapıldı. Online sigara bırakma poliklinikleri Türkiye genelinde yaygınlaştı. Dediğimiz gibi, bugün değil de ne zaman sigarayı bırakacağız" dedi. "Son 8 haftada biz her anne adayımıza bir ebe görevlendirdik" Gebelikte son 8 haftaya girildiğinde her anne adayı için 1 ebe görevlendirildiğini, ayrıca anne adaylarına gebelik boyunca bakanlık tarafından hazırlanan ‘Anne Yolculuğu’ isimli mobil uygulamayla bilgi verildiğini kaydeden Bakan Memişoğlu, "Gebelik ile ilgili, doğumla ilgili çalışmalarımız var. Normal olan normal doğum. Tıbbi gereklilik olmadığı zaman doğal şartlarda hem anne sağlığı hem bebek sağlığı için normal doğumu tercih etmeliyiz. Bunanla ilgili özellikle ilk anne adaylarımıza seslenmek istiyorum. Son 8 haftada biz her anne adayımıza bir ebe görevlendirdik. Bu anne adayımız ilk anneliğini yaşarken son 2 ayında bu süreci ebelerle birlikte yaşasınlar istiyoruz. Doğuma hazırlık, nasıl doğum yapılacağı, neler bekleneceği konusunda ebelerimiz anne adaylarımızın emrinde. Aynı zamanda ‘Anne Yolculuğu’ dediğimiz mobil uygulamamızdan, anne adaylarımız gebelik süresi boyunca, hatta gebelikten sonra da 2 yıl boyunca neler yapılması gerektiğini, nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilgilerini bilimsel olarak öğrenebilecekler. Riskli dediğimiz anne adaylarımız için de yazılım ve uygulama yaptık. Onları daha sıkı daha yakından takip edebilmek için bir sisteme geçiyoruz" ifadelerini kullandı.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:32
Kütahya’da 12 yaşındaki çocuğun kalbindeki delik ameliyatsız yöntemle kapatıldı
Kütahya Şehir Hastanesi’nde ilk kez uygulanan transkateter yöntemiyle, 12 yaşındaki bir çocuğun kalbindeki delik başarılı bir şekilde kapatıldı. Çocuk Kardiyoloji ve Erişkin Kardiyoloji uzmanlarının ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen işlem sonrası küçük hasta sağlığına kavuştu. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Sarı, hastaneye başvuran çocuk hastada yapılan ekokardiyografi ve tetkikler sonucunda Atrial Septal Defekt tespit ettiklerini belirtti. Sarı, çocuklarda en sık görülen doğuştan kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade ederek, "Küçük boyuttaki delikler genellikle zararsızdır ve kendiliğinden kapanabilir. Ancak büyük boyuttaki defektler zamanla kalp yetmezliğine yol açabilir" dedi. Tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Sarı, "Büyük defektlerde cerrahi tedavi ya da transkateter yöntemi uygulanabilir. Transkateter kapatma işlemi, genel anestezi altında kasıktaki damardan girilerek kalbe ulaşılıp özel bir cihazla deliğin kapatılması şeklinde yapılır. Bu yöntem, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır" diye konuştu. Hasta ve ailesinin bilgilendirilmesinin ardından, Erişkin Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Şen ve Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Durmuş’un desteğiyle operasyonun transkateter yöntemiyle yapılmasına karar verildi. Kütahya Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen işlem başarıyla tamamlanırken, Dr. Sarı, "Bu başarı, hem hasta ve ailesi hem de bizim için moral kaynağı oldu. Emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:31
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde anne sütünün önemine dikkat çekildi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Kilim ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli, emzirme haftası dolayısıyla anne sütünün önemine dikkat çekti. Uzman Dr. Öznur Kademli, "Emzirme, bebeklerin sağlıklı gelişimi için en doğal ve etkili beslenme yöntemidir. Anne sütü, bebeklerin ilk altı ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini içerdiği gibi, bağışıklık sistemlerini güçlendiren antikorlar ve enzimler de barındırır. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini ve ardından ek gıdalarla birlikte en az iki yıl süreyle emzirilmeye devam edilmesini tavsiye etmektedir. Emzirmenin sayısız sağlık faydası vardır. Anne sütü, bebekleri hastalıklara karşı korurken, aynı zamanda beslenme bozuklukları riskini de azaltır. Araştırmalar, emzirilen bebeklerin emzirmeyenlere kıyasla daha az enfeksiyon ve hastalık geçirdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle ishal, zatürre ve kulak enfeksiyonları gibi yaygın hastalıkların riski, emzirme sayesinde önemli ölçüde azalır. Emzirme, yalnızca bebekler için değil, anneler için de pek çok fayda sağlar. Düzenli emzirme, annelerin doğum sonrası kilo vermelerine yardımcı olurken, meme ve over kanseri risklerini de azaltmaktadır. Ayrıca, emzirme süreci annelerin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapar. Emzirme sırasında salgılanan hormonlar, annelerin stres seviyelerini düşürür ve kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlar. Ancak, emzirme süreci bazı anneler için zorluklarla dolu olabilir. Doğum sonrası hormonsal değişiklikler, yorgunluk ve emzirme konusunda yetersiz bilgi gibi etmenler, annelerin bu dönemde zorlanmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra, emzirme ile ilgili yaygın yanlış anlamalar ve toplumsal baskılar da, annelerin süreci daha da güçlükle atlatmalarına yol açmaktadır" dedi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Kilim ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli emzirme haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunarak, "Sağlıklı nesiller yetiştirmek için en iyi başlangıç, emzirme ile yapılır. Gaziantep Hastanesi olarak, tüm anneleri ve aileleri bu anlamlı haftada yanımızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Birlikte, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek adına emzirmenin önemini vurgulayalım ve birbirimize destek olalım. Unutmayalım ki emzirme, sadece bir beslenme şekli değil; aynı zamanda sevgi, bağlılık ve güven duygularının pekiştiği özel bir süreçtir" diye konuştu.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:24
Beynin derinliklerine uzanan umut: DBS
Beynin belirli bölgelerine yerleştirilen elektrotlarla uygulanan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS), Parkinson’dan epilepsiye kadar birçok hastalıkta yaşam kalitesini artırıyor. Gelişmiş görüntüleme ve yapay zeka destekli teknikler sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Her insan beyninde milyarlarca nöron bulunuyor ve bu hücreler elektriksel ve kimyasal sinyaller kullanarak birbirleriyle iletişim kuruyor. Çeşitli rahatsızlıklar, beynin farklı bölgelerindeki nöronların daha az aktif olmasına neden olabiliyor. Etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak o bölgede kontrol edilen yeteneklerde bozulmalar yaşanabiliyor. Bu durumda önemli bir gelişme olarak kaydedilen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile Parkinson, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde umut olarak görülüyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, DBS yöntemi hakkında önemli bilgiler verdi. Parkinson hastalığı, distoni, epilepsi gibi hareket bozukluklarının yanı sıra tedaviye dirençli depresyon, takıntı hastalığı (OKB) ve bağımlılık gibi psikiyatrik hastalıklarda son yıllarda kullanılan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) pek çok hasta için umut olabiliyor. 3. Avrupa Nöroloji ve Nöropsikiyatri Kongresi’nde Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile ilgili klinik sonuçlar ve güncel teknolojik gelişmelerle ilgili bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, bu yöntemin sadece motor semptomları değil, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini de belirgin şekilde artırabildiğini vurguladı. Bilimsel olarak umut oluyor Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Artık beynin içindeki devreleri görüntüleme ve hedefe yönelik elektriksel uyarılarla yeniden dengeleme imkanına sahibiz. Bu, hem bilimsel hem insani anlamda büyük bir umut kaynağı" dedi. Ayrıca DBS’nin geleceği hakkında da bilgi veren Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli programlama sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Özellikle Parkinson hastalarında kullanılan yeni nesil ‘yönlendirilmiş elektrot’ sistemlerinin, beyin içindeki hedef alanlara daha hassas uyarılar gönderebiliyor" ifadelerini kullandı. Her hastada aynı düzey yanıt olmayabilir Derin Beyin Stimülasyonu’nın, beyinde milimetrik düzeyde belirlenen hedeflere elektrot yerleştirilerek uygulanan cerrahi bir girişim olarak tanımlandığını söyleyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "DBS, yalnızca hareket bozukluklarında değil, bazı psikiyatrik tablolarda da umut verici sonuçlar verebiliyor ancak her hastada aynı düzeyde yanıt beklemek doğru olmaz. Bu yöntem dikkatli hasta seçimi, detaylı değerlendirme ve deneyimli merkezlerde uygulama gerektiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Detaylı değerlendirme şart "DBS tedavisi öncesinde hastalar detaylı nörolojik ve psikolojik değerlendirmelerden geçirilir. Doğru hasta seçimi, tedavinin başarısında kritik bir rol oynar" diyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Cerrahi işlem sonrası hastalar birkaç gün hastanede izlenir ve ardından evde iyileşme sürecine devam eder. Tedavi sonrası, hastaların büyük bir kısmı hareket kontrolünde ve yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler bildirmiştir. Araştırmalarda DBS tedavisi uygulanan hastalar, günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebildiklerini ve bağımsızlıklarını yeniden kazandıklarını ifade etmektedir. Parkinson hastaları, titreme ve kas sertliğinde azalmalar yaşarken, esansiyel tremor hastaları ise titremenin büyük ölçüde kontrol altına alındığını belirtmiştir" şeklinde görüş verdi.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:17
Erzincan MGEAH’ta kornea nakli başarıyla yapılıyor
Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Kemal Bayrakçeken tarafından, görme duyusunu kaybeden 49 yaşındaki Ersin B.’ye kornea nakli yapıldı. 1997 yılında Bingöl’ün Genç ilçesi kırsalında karakola mühimmat taşırken meydana gelen patlamada şarapnel parçasının göze gelmesi sonucu sol gözünde görme duyusunu kaybeden Ersin B. Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan ameliyat ile yeniden görme duyusunu kavuştu. Görme duyusunu yeniden kazanan hasta Ersin B., Dr. Öğretim Üyesi Kemal Bayrakçeken’e teşekkür ederek yeniden görebildiği için çok mutlu olduğunu belirtti. Başarılı bir şekilde kornea nakli yapan Dr. Kemal Bayrakçeken, "Kornea gözün ön kısmında bulunan, saat camına benzeyen berrak şeffaf bir dokudur. Korneanın hasar görerek veya bir hastalık nedeniyle kalıcı olarak bulanıklaşması görme kaybına neden olmaktadır. Bu hastaların tedavisi ancak kornea nakli ile mümkün olabilmekte. Bu operasyonlarda en önemli nokta kornea temin etmektir. Kornea naklinde gözün tamamı alınmamaktadır, sadece tırnak kadar küçük bir doku nakledilmektedir. Burada organ ve doku naklinin çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bir donörden alınan 2 adet kornea, görmeyen 2 farklı hastanın görmesini sağlayabilmektedir." dedi. Dr. Bayrakçeken ve ekibi tarafından kornea nakli yapılan hasta Ersin B., ameliyat sonrası dördüncü günü taburcu edildi.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:09
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz"
Yaz aylarında gebelerin su tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, yaz aylarında gebelerin dikkat etmesi gerektiği konular hakkında açıklamalarda bulundu. Özellikle ileri hafta gebelik dönemlerinde yaz dönemlerinde su tüketiminin çok önemli olduğunu belirten Diribaş, "Bebeğin sağlığı açısından çok önemli. Bu nedenle yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü yaz dönemlerinde özellikle sıcak havalarda terlemeye ve efora bağlı olarak su tüketimi artmaktadır. Bu nedenle biz hastalarımızın yaz döneminde sıklıkla su tüketmelerini öneriyoruz. Gebelerde su tüketme problemi de olabiliyor çünkü gebelerde özellikle erken dönemlerde bulantı ve kusma çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Suyu tüketirken bir seferde bardak bardak içmek yerine azar azar veya yudum yudum gün içerisine yayarak günlük 3 buçuk 4 litrenin altına düşürmemelerini öneriyoruz. Bizim açımızdan gebelerin su tüketimi çok önemli olduğu kadar böbrek fonksiyonları için de çok önemlidir. Gebelikte böbrek fonksiyonları süzme fonksiyonu yüksek olduğu için bunlarda süzme olayı normalden daha fazla oluyor. Bu nedenle kreatin ve üre miktarları normalin altına düşüyor. Bu da aslında sağlıklı bir durumdur. Böbrek hacminde de bir buçuk katına kadar bir büyüme olduğu için fonksiyonlar böbrekler açısından önemlidir. Bu nedenle su miktarını arttırmak hem bizim açımızdan hem de bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir" diye konuştu. Yaz aylarında özellikle tatile giden gebelere çok önem verdiklerini dile getiren Uzman Dr. Diribaş, "Güneş altında çok kalmamalarını öneriyoruz. Denize gölgede girmelerini istiyoruz. Deniz kenarında dinlenirken mutlaka güneş altında değil de gölgede dinlenmelerini öneriyoruz. Meyve ve sıvı ürünleri bol bir şekilde tüketsinler. Güneş çarpmalarına karşı da güneş koruyucu kullanmalarını istiyoruz" dedi.
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:07
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz"
Yaz aylarında gebelerin su tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, yaz aylarında gebelerin dikkat etmesi gerektiği konular hakkında açıklamalarda bulundu. Özellikle ileri hafta gebelik dönemlerinde yaz dönemlerinde su tüketiminin çok önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Bebeğin sağlığı açısından çok önemli. Bu nedenle yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü yaz dönemlerinde özellikle sıcak havalarda terlemeye ve efora bağlı olarak su tüketimi artmaktadır. Bu nedenle biz hastalarımızın yaz döneminde sıklıkla su tüketmelerini öneriyoruz. Gebelerde su tüketme problemi de olabiliyor çünkü gebelerde özellikle erken dönemlerde bulantı ve kusma çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Suyu tüketirken bir seferde bardak bardak içmek yerine azar azar veya yudum yudum gün içerisine yayarak günlük 3 buçuk 4 litrenin altına düşürmemelerini öneriyoruz. Bizim açımızdan gebelerin su tüketimi çok önemli olduğu kadar böbrek fonksiyonları için de çok önemlidir. Gebelikte böbrek fonksiyonları süzme fonksiyonu yüksek olduğu için bunlarda süzme olayı normalden daha fazla oluyor. Bu nedenle kreatin ve üre miktarları normalin altına düşüyor. Bu da aslında sağlıklı bir durumdur. Böbrek hacminde de bir buçuk katına kadar bir büyüme olduğu için fonksiyonlar böbrekler açısından önemlidir. Bu nedenle su miktarını arttırmak hem bizim açımızdan hem de bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir" diye konuştu. Yaz aylarında özellikle tatile giden gebelere çok önem verdiklerini dile getiren Uzman Dr. Diribaş, "Güneş altında çok kalmamalarını öneriyoruz. Denize gölgede girmelerini istiyoruz. Deniz kenarında dinlenirken mutlaka güneş altında değil de gölgede dinlenmelerini öneriyoruz. Meyve ve sıvı ürünleri bol bir şekilde tüketsinler. Güneş çarpmalarına karşı da güneş koruyucu kullanmalarını ve şapka takmalarını istiyoruz" cümlelerini kullandı. (MK-CK-
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:05
Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur
Çocuklarda erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. Psikolog Eda Kalaycıoğlu, modern yaşamın getirdiği değişimlerin, aile yapısındaki dönüşümlerin, dijitalleşme ve akademik baskıların çocukların omuzlarına daha küçük yaşlarda ağır duygusal yükler bindirdiğini, bu yüklerin çocukların davranışlarında çeşitli bozulmalara, uyum sorunlarına yol açtığını söyledi. Kendini anlatamayan çocuğun davranışlarıyla konuştuğunu belirten Kalaycıoğlu, "Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çoğu zaman "geçici bir dönem" olarak görülse de, bunlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. İyileştirici güç ailenin elindedir" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu çocukluğun, bireyin sosyal, duygusal ve bilişle ilgili gelişiminin temelinin atıldığı kritik bir dönem olduğunu söyledi. Bu dönemde ortaya çıkan bazı davranışların, gelişimin doğal bir parçası olmaktan öte, altta yatan psikolojik zorlanmaların işareti olabileceğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, "Süreklilik gösteren ve işlevselliği bozan davranışlar genellikle kaygı, stres, travma ve güvensizlik gibi duygularla yakından ilişkilidir. Çocuklar her zaman duygularını kelimelerle ifade edemezler." diyerek şöyle konuştu: "Özellikle erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Saldırganlık bu tepkilerden biridir. Vurma, bağırma, eşya fırlatma gibi fiziksel ya da sözel agresyonlar, genellikle bastırılmış öfkenin veya ev içi çatışmaların dışa vurumudur. Bu tür davranışlar çocuğun duygularını kontrol edemediği anlarda kendini gösterir. Bir diğeri içe kapanmadır. Sosyal ortamlardan uzak durmak, konuşmaktan kaçınmak ya da arkadaş edinmekte zorlanmak gibi durumlar, çoğu zaman özgüven eksikliği ve sosyal kaygıya işaret eder. Akran zorbalığı, aile içi ilgisizlik veya yüksek akademik beklentiler bu durumu tetikleyebilir. Bir diğer tepki olarak regresif davranışları (Çocukların yaşının gerisinde davranışlar sergilemesi) görürüz. Alt ıslatma (enürezis), parmak emme gibi yaşa uygun olmayan davranışlar; taşınma, boşanma, yeni kardeşin doğumu gibi yaşam olaylarına karşı verilen tepkilerdir. Tekrarlayıcı alışkanlıklar olarak tanımladığımız tırnak yeme, saç çekme, kalem ısırma gibi davranışlar, çoğu zaman gerginlik ve ruhsal huzursuzluğun dışavurumudur. Özellikle sınav dönemi gibi stresli zamanlarda artış gösterebilir." İyileştirici güç; aile Öte yandan, çocuğun psikolojik iyi oluşunu şekillendiren en temel unsurun, aile ortamı olduğunu ifade eden Kalaycıoğlu, "Sevgi dolu, tutarlı ve destekleyici bir aile yapısı, çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar." dedi. Ailenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark ederek işe başlaması gerektiğini kaydeden Kalaycıoğlu, ebeveynlere "tehditkar olmayın, pozitif disiplin" uygulayın önerisinde bulundu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmak, onunla açık ve empatik bir iletişim kurmak gerekir. Ceza odaklı yaklaşımlar yerine, olumlu pekiştirme ve problem çözme stratejileri çocukların davranışlarını düzenlemeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğun verilen ödevi, görevi yapmayı sürekli ertelemesi durumunda ‘Bir daha yapmazsan tabletini alırım!’ gibi tehditkâr bir yaklaşım yerine, ‘Ödevini bitirdiğinde birlikte en sevdiğin oyunu oynayabiliriz.’ gibi olumlu bir pekiştirme yapılması, çocuğun motivasyonunu artırır. Pozitif disiplin, çocuklara hem sınırlar koyar hem de bu sınırların içinde nasıl hareket edeceklerini öğretir. Bu yaklaşım sayesinde çocuklar, davranışlarının sonuçlarını anlamayı, sorumluluk almayı ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenirler."
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:03
Medical Point’te 72 saatte 6 hayat kurtaran operasyon
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, sadece 72 saatte 3’ü böbrek, 3’ü karaciğer olmak üzere 6 başarılı organ nakline imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, gerçekleştirdiği yoğun nakil programıyla 72 saatte 6 organ nakli operasyonuna imza attı. Kadavradan karaciğer nakliyle başlayan süreç, çocuk bir hastaya gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle devam etti. Aynı gün içerisinde çapraz böbrek nakli yapılan iki hasta ve yine kadavradan bir karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi. Kadavradan böbrek nakliyle haftanın altıncı nakli tamamlandı. Organ nakli ekibi her an hazır İEÜ Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, multidisipliner yapısı, yüksek deneyime sahip cerrahi ve medikal kadrosu ile yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara hayat veriyor. Hem kadavradan hem canlıdan nakil süreçlerinde etik ilkelere bağlı, bilimsel verilerle desteklenen yaklaşımıyla hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırmayı hedefliyor. ‘Bir sorumluluk’ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi’nden şu açıklama yapıldı: "Her başarılı nakil, yalnızca bir hastanın değil, bir ailenin, bir hayatın yeniden başlaması demek. Organ nakli sadece bir cerrahi müdahale değil; umudu, sabrı ve bilimi içinde barındıran çok özel bir süreçtir. Biz bu sürecin her anında hastalarımızın yanındayız. Haftanın her günü, her saati; bir kalbi yeniden attırmak, bir çocuğa oyunlara dönme şansı vermek, bir genci yeniden hayata bağlamak için buradayız. Yaşamı yeniden inşa etmek bizim için bir görev değil, bir sorumluluktur."
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:00
Zamanında müdahale edilmeyen menisküs yırtıkları kalıcı hasara yol açabiliyor
DENİZLİ (İHA) – Menisküs yırtıklarında erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çeken Denizli Özel Egekent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Erken tanı, dizdeki kalıcı hasarların ve kireçlenmenin önlenmesinde kritik rol oynar" dedi. Denizli Özel Egekent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, menisküs yırtıkları ve tedavi süreci hakkında bilgiler verdi. Menisküsün dizdeki denge ve hareket kabiliyetini sağlayan önemli bir yapı olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Menisküs yırtıkları, diz ekleminde sıklıkla karşılaşılan ve özellikle sporcularda yaygın olan ciddi bir yaralanmadır Menisküs yırtıkları, dizde ani hareketler, burkulma veya travma sonucu oluşabilir. Belirtiler arasında dizde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı yer alır" dedi. "Menisküs yırtıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alınıyor" Menisküs yırtıklarında tedavi sürecinin yırtığın büyüklüğü ve yerine göre değişiklik gösterebildiğini kaydeden Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Hafif yırtıklar genellikle konservatif yöntemlerle yani istirahat, buz uygulaması ve fizyoterapi ile iyileşebilir. Ancak, daha büyük ve hareketi kısıtlayan yırtıklar için cerrahi müdahale gerekebilir. Günümüzde artroskopik cerrahi yöntemi ile menisküs yırtıklarının tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor" diye konuştu. Hastaların erken teşhis ve tedavi için uzman bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurmasının önemine vurgu yapan Op. Dr. Özdemir Öztekin, şu uyarılarda bulundu: "Menisküs yırtıklarında erken tanı, dizdeki kalıcı hasarların ve osteoartritin (kireçlenme) önlenmesinde kritik rol oynar. Dizde ani ağrı ve şişlik hisseden kişilerin, vakit kaybetmeden uzman kontrolüne gitmesini öneriyoruz"
08 Ağustos 2025 Cuma - 09:54
Prof. Dr. Gözel: "Hiperkolesterolemi hastaları yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri gerekiyor"
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Hiperkolesterolemi hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri, kontrollerini düzenli aralıklarla yaptırmaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekiyor" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, hiperkolesterolemi hastalığı hakkında açıklamalarda bulunarak hiperkolesterolemi hastalığının kolesterol değerinin kandaki normal sınırın üstünde olduğunu ifade etti. Hastaların yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri, egzersiz yapmaları ve ilaç tedavilerine özen göstermeleri gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Hastalar arasında kolesterol ilacını kullanmanın veya kolesterolü düşürmenin vücuda zarar vereceği gibi yanlış bir algı var. Hekimlerin tedavi esnasında kolesterolü normalin altına düşürmedikleri, aksine yüksek olan kolesterolü normal sınırlara getirmeye çalışıyor. Birçok kronik hastalığı olan hastalarda hiperkolesterolemi hastalığının daha da önemli olduğunu, kronik hastalığının yanı sıra hiperkolesterolemi hastalığı olan kişilerde yaşam tarzı, beslenme değişikliği, hasta eğitimi ve kolesterol ilacı önemlidir. Hasta eğitiminin, hastaların beslenmelerine dikkat etmeleri, kontrollerini düzenli aralıklarla yaptırmaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekiyor. Bu hastaların yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri, egzersiz yapmaları ve ilaç tedavilerine özen göstermeleri lazım. Kolesterol ilacının hastaya zarar vereceği kanısı yanlıştır. İlacını kullanmayıp bırakan hastaların bir süre sonra ciddi komplikasyonlarla karşı karşıya kalıyorlar. Hastanın ilacın yan etkisi ile karşılaşması halinde hekime danışmadan ilacını bırakmasının, dozunu azaltmasının veya ilacını değiştirmesi doğru olmayacaktır. Bu değişimlerin hekim kontrolünde yapılması önem arz ediyor" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder