SAĞLIK - 08 Ağustos 2025 Cuma 10:05

Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur

A
A
A
Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur

Çocuklarda erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir.


Psikolog Eda Kalaycıoğlu, modern yaşamın getirdiği değişimlerin, aile yapısındaki dönüşümlerin, dijitalleşme ve akademik baskıların çocukların omuzlarına daha küçük yaşlarda ağır duygusal yükler bindirdiğini, bu yüklerin çocukların davranışlarında çeşitli bozulmalara, uyum sorunlarına yol açtığını söyledi. Kendini anlatamayan çocuğun davranışlarıyla konuştuğunu belirten Kalaycıoğlu, "Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çoğu zaman "geçici bir dönem" olarak görülse de, bunlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. İyileştirici güç ailenin elindedir" dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu çocukluğun, bireyin sosyal, duygusal ve bilişle ilgili gelişiminin temelinin atıldığı kritik bir dönem olduğunu söyledi. Bu dönemde ortaya çıkan bazı davranışların, gelişimin doğal bir parçası olmaktan öte, altta yatan psikolojik zorlanmaların işareti olabileceğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, "Süreklilik gösteren ve işlevselliği bozan davranışlar genellikle kaygı, stres, travma ve güvensizlik gibi duygularla yakından ilişkilidir. Çocuklar her zaman duygularını kelimelerle ifade edemezler." diyerek şöyle konuştu:


"Özellikle erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Saldırganlık bu tepkilerden biridir. Vurma, bağırma, eşya fırlatma gibi fiziksel ya da sözel agresyonlar, genellikle bastırılmış öfkenin veya ev içi çatışmaların dışa vurumudur. Bu tür davranışlar çocuğun duygularını kontrol edemediği anlarda kendini gösterir. Bir diğeri içe kapanmadır. Sosyal ortamlardan uzak durmak, konuşmaktan kaçınmak ya da arkadaş edinmekte zorlanmak gibi durumlar, çoğu zaman özgüven eksikliği ve sosyal kaygıya işaret eder. Akran zorbalığı, aile içi ilgisizlik veya yüksek akademik beklentiler bu durumu tetikleyebilir. Bir diğer tepki olarak regresif davranışları (Çocukların yaşının gerisinde davranışlar sergilemesi) görürüz. Alt ıslatma (enürezis), parmak emme gibi yaşa uygun olmayan davranışlar; taşınma, boşanma, yeni kardeşin doğumu gibi yaşam olaylarına karşı verilen tepkilerdir. Tekrarlayıcı alışkanlıklar olarak tanımladığımız tırnak yeme, saç çekme, kalem ısırma gibi davranışlar, çoğu zaman gerginlik ve ruhsal huzursuzluğun dışavurumudur. Özellikle sınav dönemi gibi stresli zamanlarda artış gösterebilir."



İyileştirici güç; aile


Öte yandan, çocuğun psikolojik iyi oluşunu şekillendiren en temel unsurun, aile ortamı olduğunu ifade eden Kalaycıoğlu, "Sevgi dolu, tutarlı ve destekleyici bir aile yapısı, çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar." dedi. Ailenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark ederek işe başlaması gerektiğini kaydeden Kalaycıoğlu, ebeveynlere "tehditkar olmayın, pozitif disiplin" uygulayın önerisinde bulundu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmak, onunla açık ve empatik bir iletişim kurmak gerekir. Ceza odaklı yaklaşımlar yerine, olumlu pekiştirme ve problem çözme stratejileri çocukların davranışlarını düzenlemeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğun verilen ödevi, görevi yapmayı sürekli ertelemesi durumunda ‘Bir daha yapmazsan tabletini alırım!’ gibi tehditkâr bir yaklaşım yerine, ‘Ödevini bitirdiğinde birlikte en sevdiğin oyunu oynayabiliriz.’ gibi olumlu bir pekiştirme yapılması, çocuğun motivasyonunu artırır. Pozitif disiplin, çocuklara hem sınırlar koyar hem de bu sınırların içinde nasıl hareket edeceklerini öğretir. Bu yaklaşım sayesinde çocuklar, davranışlarının sonuçlarını anlamayı, sorumluluk almayı ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenirler."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bingöl Bingöl’de 350 dönümlük askeri alan belediyeye devredildi Bingöl’de yerel ve ulusal basın temsilcileriyle bir araya gelen Başkan Arıkan, şehrin geleceğine yön verecek projelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, seçim döneminde ‘vizyon proje’ olarak açıkladığı 350 dönümlük askeri alanın belediyeye devri için protokolün imzalandığını duyurarak, Bingöl’e hayırlı olmasını dedi. Arıkan, uzun süredir üzerinde çalışılan askeri alanın devri sürecinin tamamlandığını belirterek, önemli bir kazanım elde edildiğini vurguladı. Milli Savunma Bakanlığı kullanımında bulunan alanın devrine ilişkin protokolün imzalandığını ifade eden Arıkan, "Uzun süredir yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde askeri alanın belediyemize devrini sağladık. Bu önemli kazanımın ilimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Alan için kapsamlı bir proje hazırladıklarını belirten Arıkan, yaklaşık 350 dönümlük alanın büyük bölümünün sosyal donatı alanı olarak değerlendirileceğini söyledi. Arıkan proje kapsamında şehir parkı, geniş ulaşım bağlantıları, eğitim, sağlık ve sosyal alanlar ile ticari ve konut alanlarının yer alacağını dile getirdi. Yeni bağlantı yollarıyla özellikle Genç yolu üzerinden Kültür ve Yeşilyurt mahalleleri arasındaki ulaşımın rahatlayacağını belirten Arıkan, şehir merkezindeki yoğunluğun da azaltılacağını ifade etti. Ticari hareketliliğin farklı noktalara yayılmasıyla şehirde önemli bir rahatlama sağlanmasının hedeflendiği kaydedildi. Başkan Arıkan, 2026 yatırım programı kapsamında Az Seyir Terası, Kültür Mahallesi ile Saray Mahallesi arasında bağlantı köprüsü, Aşağı Çarşı yol yapım projesi ve günlük 20 bin ekmek üretim kapasiteli halk ekmek fabrikası projelerinin ihale sürecinde olduğunu açıkladı. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, belediye olarak önceliklerinin tartışmalar değil hizmet olduğunu belirterek, şehrin gelişimi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti.