Son Dakika
|
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
DÜNYA
Zuhal Böcek’in ifadeleri ortaya çıktı
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü, 34 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump: "(İran) Onlar için olabilecek en iyi şey, bizim ateşkesi yürürlükte tutmamızdır"
Merz: "Tahran müzakere masasına dönmeli, bölgeyi ve dünyayı rehin almaktan vazgeçmeli"
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Vershinin’den Anıtkabir’e ziyaret
Gaziantep’te eğitime fırtına engeli
CENTCOM Komutanı Cooper’dan İran’a ABD ordusundan uzak durması uyarısı
İnegöl’de sular altında kalan araziler havadan görüntülendi
Ankara İl Emniyet Müdürü Maksut Yüksek düzenlenen törenle görevine başladı
SAĞLIK
Sağlıkta stratejik iş birliği: Bakan Yardımcısı Birinci’den Atatürk Üniversitesine ziyaret
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:43:16
Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret ederek üniversitenin sağlık alanındaki mevcut çalışmaları ile geleceğe yönelik projelerini yerinde inceledi. Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, özellikle ilaç, aşı ve biyoteknoloji alanında yürütülen çalışmalar ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen projeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Üniversite bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile İlaç Hammadde Üretim Merkezinin stratejik önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemizin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanlarında Türkiye’nin en güçlü akademik altyapılarından birine sahip olduğunu gururla ifade ediyorum. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (DAYTAM) dijital altyapısının kesiştiği nokta, ilaç üretiminde ülkemizdeki önemli merkezlerinden biri olma hedefimizi ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yerli ve millî üretim kapasitesini artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz." Bakan Yardımcısı Birinci: "Bilimsel altyapı etkileyici ve umut verici" Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci ise Atatürk Üniversitesinin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve teknolojik altyapısından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Üniversitenin özellikle ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalarının Türkiye’nin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Birinci, şunları kaydetti: "Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmaların hem kapsamı hem de niteliği oldukça etkileyici. Özellikle yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine yönelik çalışmalar, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artıracak niteliktedir. Bakanlık olarak bu tür bilimsel girişimleri desteklemeye ve üniversitelerimizle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem veriyoruz." DAYTAM’da incelemelerde bulunuldu Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Birinci, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini de (DAYTAM) ziyaret ederek burada yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Bilal Nişancı’dan bilgi aldı. Merkezin sahip olduğu ileri düzey teknolojik altyapı ve disiplinler arası araştırma kapasitesi hakkında detaylı sunum gerçekleştirilirken, özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ temelli projeler ön plana çıktı. Gerçekleştirilen ziyaret, Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık teknolojileri alanında geliştirilecek iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Taraflar, özellikle ilaç geliştirme, aşı üretimi ve biyoteknoloji alanlarında yürütülecek ortak projelerle Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:22
ERÜ Hastaneleri’nde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" etkinliği düzenlendi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan, Hastaneler Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Serap Doğan, Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hastaneler Başmüdürü Özcan Özyurt, Hastane Müdürü Şerife Gürcan, Başhemşire Fatma Yeşil, Hastane Müdür Yardımcısı Necla Güngör Camuscu, öğretim üyeleri, hekimler, başhemşire yardımcıları, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Hemşireleri ve diğer sağlık çalışanları katıldı. Programa Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden Doç. Dr. Can Hüseyin Hekimoğlu, Esen Batır ve Dilek Altun’ un el hijyeni sunumları ile Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumuyla devam edildi. El hijyeni kokusundaki farkındalığı artırmak açısından her yıl olduğu gibi bu yılda "El Hijyeni Şampiyonu" seçilen; Doç. Dr. Alper Özcan, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Akyol, Hemşire Esme Ulutürk, Temizlik Personeli Süheyla Cerit ve ve Süleyman Elbir’e ödülleri takdim edildi. Etkinlikler devam edecek Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumu ve açılacak olan stant ile etkinliklere devam edilecek. Ayrıca hastane bekleme salonlarında bulunan bilgilendirme ekranlarında el hijyeni videolarının gösterimi gerçekleştirilecek. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri, 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından düzenlenen Avrupa Bölgesi El Hijyeni Mükemmeliyeti Yarışmasında birinci olarak bu ödülü ülkeye ilk defa kazandıran hastane olma özelliği de bulunuyor.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:59
Dünyada 350 milyon astım hastası var
DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Ege Güleç Balbay Dünya Astım Günü’nde yaptığı açıklamada astım hastalığının kontrol atına alınabildiğini belirterek Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyon astım hastası olduğu söyledi. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, "Dünya Astım Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ege Güleç Balbay, doğru tanı, düzenli tedavi ve inhaler ilaçların doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen ve hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Balbay, "En sık görülen belirtiler; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için yalnızca şikâyetlerin değerlendirilmesi değil, solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşır" dedi. "Küresel bir hastalık" Astımın küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Balbay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğunu ve her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinde astım görüldüğünü belirten Balbay, "2024 yılında bin 300’den fazla ölüm astıma bağlı nedenlerle gerçekleşti. Bu nedenle farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Tedavide anahtar: kortizon içeren inhalerler" Astım tedavisinde temel hedefin şikayetleri kontrol altına almak ve atakları önlemek olduğunu vurgulayan Balbay, "Yalnızca ilaç başlamak yeterli değildir. İlaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekir" dedi. Güncel rehberlere değinen Balbay, özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda yalnızca kısa etkili rahatlatıcı ilaçların tek başına kullanılmasının önerilmediğini belirterek, "Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlar ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur" ifadelerini kullandı. "Yanlış kullanım tedaviyi etkisiz hale getiriyor" İnhaler ilaçların doğru kullanımının tedavide kritik rol oynadığını söyleyen Balbay, "İlaçlar doğrudan hava yollarına ulaştığı için daha düşük dozlarla etkili olur. Ancak yanlış teknikle kullanıldığında yeterli fayda sağlanamaz" dedi. Hastaların inhaler kullanım tekniklerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Balbay, kortizon içeren ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğunu vurguladı. "Astım kontrolü yaşam kalitesini belirler" Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikayetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve atak yaşanmaması anlamına geldiğini ifade eden Balbay, kontrolü bozan faktörleri şöyle sıraladı: "Düzensiz ilaç kullanımı, yanlış inhaler tekniği, enfeksiyonlar, alerjenler ve sigara dumanı." Balbay, "Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve temiz hava ortamı sağlamak astım kontrolünü destekler" dedi. Astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Balbay, hastaların hastalıklarını tanımalarının ve doğru müdahale yöntemlerini bilmelerinin hayati olduğunu belirtti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:05
KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu
Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
2
03 Mayıs 2026 Pazar- 19:03
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
3
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:19
Bel ağrısının ilacı planlı hareket
4
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:41
Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
5
04 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:41
Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 15:09
Van’da ‘beyazlatıcı krem’ faciası: 4 kişi hastanelik oldu
Van’da sosyal medya üzerinden sipariş edilen ve kısa sürede cilt beyazlatma vaadiyle satılan bir yüz kremi, uygulamanın ardından oluşan ağır yanıklar nedeniyle 4 kişiyi hastanelik etti.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 14:50
Karabük’te sağlık hizmetleri değerlendirme toplantısı yapıldı
Karabük İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara başkanlığında, il genelindeki hastane başhekimlerinin katılımıyla sağlık hizmetlerinin ele alındığı kapsamlı bir değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya, Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Destek Hizmetleri Başkanı Yüksel Korkut ve Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş de katılarak görüş ve önerilerini paylaştı. Karabük’te sunulan sağlık hizmetlerinin mevcut durumunun değerlendirildiği toplantıda, hasta memnuniyetini artırmaya yönelik yeni uygulamalar ile sağlık tesislerinde karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri ele alındı. Başhekimler, kendi hastanelerindeki hizmet süreçleri, personel ihtiyaçları, teknik altyapı durumu ve vatandaş geri bildirimleri hakkında bilgi verdi. İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kalite için koordinasyon, ekip ruhu ve çözüm odaklı yaklaşımın önemine vurgu yaptı. Toplantıda poliklinik hizmetlerinin etkinliği ve erişilebilirliği, acil servislerde hasta yönlendirme ve triyaj süreçleri, sağlık tesislerinde hijyen, güvenlik ve fiziksel iyileştirme çalışmaları, personel motivasyonu ve hizmet içi eğitim ile dijital sistemlerin entegrasyonu konuları görüşüldü.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 14:27
Deprem en çok çocukları sarsıyor
Yaşanan depremlerin ardından çocuklarda kaygı, korku ve huzursuzluk gibi duygu bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Acıbadem Kent Hastanesi Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu, bu tip travmaların büyümemesi için ebeveynlerin öncesinde çocuklarını bilgilendirmesi gerektiğini vurgulayarak, çocuklarda kontrol algısını geliştirip depremin ne olduğunu yaş grubuna uygun şekilde açık ve net olarak anlatılmasının kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Deprem gibi travmatik olaylar, çocukların ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Afet sonrasında çocuklarda uyku ve iştah değişiklikleri, davranış bozuklukları, yoğun ağlama nöbetleri gözlemlenebiliyor. Oyunlarında sık sık deprem, ölüm ya da kayıp temalarının yer alması da yaşadıkları duygusal etkilerin bir göstergesi olabiliyor. Bu tür belirtiler çocuğun günlük yaşamını aksatacak düzeye ulaştığında, duygusal destek alınması gerektiği belirtiliyor. Çocukların deprem sonrası korku ve kaygı gibi benzer tepkiler verebileceğini ifade eden Acıbadem Kent Hastanesi Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu, "Bu duygular genellikle çok yoğun yaşanır. Bu nedenle çocuğun öncesinde aile tarafından bilinçlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir. Çocukta bu tip travmaların büyümemesi için aileler, öncesinde bilgi verebilir ve çocuğun kontrol algısını geliştirebilir. Depremin ne olduğu, yaş grubuna uygun şekilde açık ve net olarak anlatılabilir. Bu, çocuk için zorlayıcı bir deneyim olabilir. Ailenin bu noktada yapabileceği şey, çocuğun dikkatini kötü görüntülerden uzaklaştırmak ve depremin sadece yıkım yönüyle değil, önlem alınabilecek bir doğa olayı olarak da ele alınmasını sağlamaktır" dedi. Kalaycıoğlu; deprem gibi doğal afetlerin hem yetişkinler hem de çocuklar için sarsıcı deneyimler olabileceğinin altını çizerek, "Ancak çocuklar, bu tür olayları atlatmakta daha fazla zorlanabilir. Bu nedenle öncesinde alınabilecek bazı önlemler, süreci kolaylaştırabilir" diye ekledi. Çocuk deprem hakkında bilgilendirmeli Ebeveynlerin, çocuklara deprem konusunu gerçekçi ve sade bir dille anlatmasının önemini vurgulayan Kalaycıoğlu, "Örneğin, ‘Deprem ülkesinde yaşıyoruz ve depremi biz sarsıntı şeklinde hissediyoruz. Bu her zaman tehlikeli değildir ve biz buna karşı önlem alabiliyoruz" gibi açıklamalar yapılabilir. Çocukla birlikte deprem tatbikatı yapmak, evin güvenli yerlerini belirlemek ve bu alanlarda pratik yapmak, o anı yönetmek açısından etkili olabilir. ‘Çök, kapan, tutun’ hareketini doğru şekilde öğretmek ve çocuklarla birlikte afet çantası hazırlamak, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Yetişkin olarak öncelikle kendi sakinliğimizi korumamız gerekir. Deprem anında çocukla birlikte önceden belirlenen güvenli alana gitmek ve net, açıklayıcı ifadeler kullanmak önemlidir. Örneğin, ‘Masanın altına giriyoruz ve şimdi yanımdasın’ gibi sözlerle çocuğun güvende olduğu hissi verilmelidir. Çocukların yaşadığı stres, davranışlarına yansıyabilir. Bu süreçte ebeveynler bir çocuk gelişim uzmanından destek alabilir ve çocuğun yaşamının yeniden düzene girmesine yardımcı olabilir." dedi.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 13:11
KOAH ve astım hastaları Çankırı tuzuyla şifa buluyor
Türkiye’nin dört bir yanından Çankırı’ya gelen KOAH ve astım hastaları, Hititler’den kalma, yerin 150 metre altındaki tuz mağarasında 15 gün boyunca terapi gördü. Tedavinin sona ermesinin ardından konuşan hastalar, sağlık durumlarında büyük gelişme yaşandığını ifade etti. Çankırı’da hayata geçirilen "Daha Güçlü Bir Nefes Projesi", KOAH ve astım hastalarına şifa olmaya devam ediyor. Şehirde bulunan özel bir hastanede yapılan çeşitli etkinlikler ile yerin 150 metre altındaki tuz mağarasında hastaların 4 ila 6 saat boyunca tuzlu havaya maruz kalmaları ve verimli zaman geçirmeleri sağlandı. Tuz terapisi kapsamında seramik ve ebru atölyeleri, müzikal, drama, sinema, sağlıklı spor ve fiziksel egzersiz gibi sosyal, kültürel ve sağlık etkinlikleri düzenlendi. Yapılan terapilerin etkileri, sağlık personeli tarafından takip edildi. Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalar, 15 gün süren terapi sonrasında sağlık problemlerinde belirgin azalma olduğunu dile getirdi. "İyileştiğimi hissettim" Tedavi sonrasında sağlıklı bir nefes aldığını ifade eden Emine Sezer, "Burayı belki iyi gelir diye kızım önerdi. Bende gerçekten faydasını gördüm. İki aydır hastaydım, gerçekten çok ferahladım, tuz mağarası ve hastane çok iyi geldi. Mağaraya geçince içime ferahlık geliyor. İyileştiğimi hissettim. Doktorumuzda daha da iyi olduğumuzu söyledi. Tuzun bu kadar faydalı olduğunu gerçekten bilmiyordum. İlk geldiğim günden şimdiye kadar çok fark var. Çok halsizdim. Sürekli tıkanıyordum, ama şu an açıldım. Kullandığım hava cihazından daha iyi geldi burası. Burada görevli olan herkes çok iyi ilgileniyorlar, herkese tavsiye ederim" diye konuştu. "Tuz mağarasına ilk defa geliyorum ve bu mağara gerçekten balgam söküyor" Tedavi olmak için Adana’dan Çankırı’ya gelen Nurten Bayramoğlu ise, "Burayı sosyal medyada yer alan haberlerden işiterek Adana’dan geldim. Bir senedir KOAH hastalığım var. 10 gündür buradayız. Sürekli mağaraya gittik ve hastanenin tuz odasında tedavi gördük. Burası bana çok iyi geldi, devam ettirmem gerektiğini öğrendim. İnşallah diğer hastalara da iyi gelir. Buraya geldiğim ilk günden bu yana çok fark gördüm. Çok sıkışıyordum, nefes alamıyordum. Buraya geldikten sonra öyle bir durum olmadı. Tuz mağarasına ilk defa geliyorum ve bu mağara gerçekten balgam söküyor. Tuzun böyle bir faydasının olduğunu daha önceden de duymuştum" dedi.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:59
Aşırı sıcaklar beyin kanaması riskini artırıyor
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serdar Kaplan, özellikle obezite ve yüksek tansiyon sorunu olan bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. "Yaz aylarında karşılaştığımız beyin kanaması vakalarının önemli bir bölümü obezite ve hipertansiyon gibi altta yatan hastalıklardan kaynaklanıyor" diyen Dr. Kaplan, bu kişilerin sabah ile öğle arasındaki saatlerde, özellikle nemin yüksek ve güneş ışınlarının dik olduğu zaman dilimlerinde dışarıda bulunmaktan kaçınmaları gerektiğini belirtti. Sıcak hava beyin sağlığını tehdit ediyor Artan sıcaklıkların, vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesini bozduğunu, derideki damarların aşırı genişlemesine ve fazla terlemeye bağlı olarak kan dolaşımının olumsuz etkilendiğini belirten Dr. Kaplan, bu durumun beynin yeterince kan ve oksijen alamamasına yol açabildiğini ifade etti. Özellikle nem oranının yüksek olduğu zamanlarda, terlemenin azalmasıyla birlikte vücut ısısının tehlikeli seviyelere ulaşabileceğini kaydeden Kaplan, bu gibi durumlarda şuur kaybı, epilepsi (sara) nöbeti, beyin kanaması, anevrizma patlaması ve hatta beyin damarlarında tıkanmaların görülebileceğine dikkat çekti. Spor için sabah erken saatleri veya akşamüstünü tercih edin Açık havada yapılan sporun da sıcaklık ve nem göz önünde bulundurularak planlanması gerektiğine dikkat çeken Dr. Kaplan, "Spor yapmak isteyenler için en uygun saatler sabahın erken saatleri ya da akşam serinliğidir. Aksi halde sıcak hava, vücutta denge bozulmalarına neden olabilir" dedi. Erken müdahale hayat kurtarır Dr. Kaplan, hipertansiyona bağlı beyin kanamalarıyla hastaneye başvuran birçok kişide, daha önce hipertansiyon tanısı bulunmadığını söyleyerek, "Kişilerin tansiyonlarını düzenli olarak ölçtürmeleri, bol sıvı tüketmeleri, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmaları büyük önem taşıyor. Özellikle yaz aylarında baş ağrısı, bulantı, bilinç değişikliği ya da ani bayılma gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Erken müdahale, beyin kanamasına bağlı kalıcı hasarların ve ölüm riskinin önüne geçebilir" diye konuştu.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 12:15
Medical Point Gaziantep’te yenilikçi yöntemlerle tedavi imkanı
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde görev yapan girişimsel radyoloji uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, ameliyatsız tedavi yöntemleriyle bölge halkına umut olmaya devam ediyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde görev yapan girişimsel radyoloji uzmanı Prof. Dr. Akif Şirikçi, ameliyatsız tedavi yöntemleriyle ilgili bilgi verdi. Prof. Dr. Şirikçi, "Abse ve kist gibi sıvı birikimlerinden, kanamalara ve tümör tedavilerine kadar pek çok alanda kullanılan minimal invaziv girişimsel radyoloji teknikleri, cerrahiye ihtiyaç duymadan etkili çözümler sunuyor. Vücutta enfekte sıvıların ya da kistlerin birikmesi durumunda uygulanan sıvı drenaj işlemleri, artık çok daha hassas ve konforlu. Ultrason ve bilgisayarlı tomografi (BT) rehberliğinde yapılan bu işlemlerin özellikle yoğun bakım hastaları ve ameliyat riski yüksek bireyler için hayati öneme sahip" dedi. "Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kanamaları durdurmak, tümörlerin beslenmesini kesmek ya da damar hastalıklarını tedavi etmek artık mümkün" Prof. Dr. Akif Şirikçi, "Cerrahi müdahaleye gerek kalmadan kanamaları durdurmak, tümörlerin beslenmesini kesmek ya da damar hastalıklarını tedavi etmek artık mümkün. Embolizasyon adı verilen bu yöntem, belirli damarların kontrollü şekilde kapatılması esasına dayanıyor. Bu modern tekniğin özellikle karaciğer, böbrek ve rahim (uterus) gibi organlardaki kanamalar ve tümörlerde başarıyla uygular. Embolizasyon, hem hasta konforunu artırıyor hem de iyileşme süresini önemli ölçüde kısaltıyor. Hastanede kalış süresi azalıyor, tedavi süreci çok daha kolay geçiyor. Girişimsel radyoloji, modern tıbbın en yenilikçi alanlarından biri. Cerrahiye gerek kalmadan, hastalığın kaynağına doğrudan müdahale etme imkanı sunuyoruz. Bu sayede hem riskleri azaltıyor hem de yaşam kalitesini artırıyoruz" "Amacımız, en güvenli ve etkili tedaviyi sunmak" Hastalara yalnızca tedavi değil, aynı zamanda konforlu bir iyileşme süreci sunmayı amaçladıklarını belirten Prof. Dr. Akif Şirikçi, "Sıvı drenajı ve embolizasyon işlemleri sayesinde, pek çok hastalıkta ameliyatsız çözüm sunabiliyoruz. Minimal invaziv tekniklerle yapılan bu işlemler, hem hasta hem de hekim açısından büyük avantaj sağlıyor. Bizler Medical Point Gaziantep olarak, en güncel teknolojiler ve alanında uzman kadromuzla bölge halkına en ileri düzey sağlık hizmetini sunmaya kararlıyız" diye konuştu.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:52
Nazilli Devlet Hastanesi’nden sıcak hava uyarısı
Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar sağlık riskini artırırken, Nazilli Devlet Hastanesi, özellikle risk grubundaki bireylerin önlem almadan dışarı çıkmaması gerektiğini vurguladı. Nazilli Devlet Hastanesi, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların özellikle risk grubundaki bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı. Günün en sıcak saatleri olan 10.00-16.00 arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, dışarıya çıkılması durumunda açık renkli ve hafif giysilerin tercih edilmesi gerektiği belirtildi. Açıklamada, bol sıvı tüketilmesi, güneş altında uzun süre korunmasız kalınmaması ve basit önlemlerle sıcak çarpması gibi sağlık sorunlarının önlenebileceği hatırlatıldı. Konu ile ilgili Nazilli Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklıklar, özellikle risk grubundaki bireyler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı, açık renkli ve hafif giysiler tercih edilmelidir. Bol sıvı tüketilmeli, güneş altında uzun süre korunmasız kalınmamalıdır. Unutmayınız, alınacak basit önlemler, sıcak çarpması ve benzeri sağlık sorunlarının önüne geçebilir" ifadeleri yer aldı.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:47
Yaz aylarında böbrek sağlığına dikkat edilmesi uyarısı
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sav, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi. Hava sıcaklığı ile birlikte terlemenin artış gösterdiğine değinen Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastalıkları Anabilim Dalı ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tansu Sav, "Aşırı terleme ve fark edilemeyen su kayıpları vücutta göreceli bir su eksikliğine neden olarak böbrek çalışmasında bir azalmaya yol açabilir. Akut böbrek hasarı denen bu durum, erken ve uygun yöntemlerle tedavi edilmezse kalıcı bir böbrek hastalığına zemin hazırlayabilir. Özellikle yaşlı, çok sayıda ilaç kullanan, şeker hastalığı olan ve kalple ilgili problemleri olan hastalar açısından bu risk çok daha fazladır. Ayrıca aşırı tuz alımı, ağrı kesici türü ilaç kullanımı da riski artırmaktadır" dedi. "Sıvı kayıpları eğer telafi edilmezse herkes için böbrek hastalığı riski oluşturabilir" Sıcakla ilgili sıvı kayıpları eğer telafi edilmezse herkes için böbrek hastalığı riski oluşturabileceğine vurgu yapan Prof. Dr. Sav, özellikle kalp, şeker ve daha önceden mevcut böbrek hastalığı olanlar daha fazla risk altında olduğunu kaydetti. Vücuda alınan su miktarının azalmasının idrar miktarını etkileyerek yoğun ve koyu sarı bir renk almasına neden olacağını bildiren Prof. Dr. Sav, "Eğer bu tip bir idrar ile karşılaşılırsa derhal alınan sıvı miktarı artırılmalıdır. Ayrıca bulanık veya kanlı idrar, kişinin hemen bir hekime başvurmasını gerektirir. Ayrıca gece aşırı sıvı almadığı halde iki veya daha fazla idrara çıkmak da böbrek hastalığı habercisi olabilir. Mutlaka uzmana başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı. Sıcak hava ile birlikte oluşabilecek su kayıplarının yerinin tamamlanmaması durumunda idrarın yoğunlaşmasına ve bazı tip böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabildiğini ifade eden Prof. Dr. Sav, ancak bunun kısa vadede değil, daha uzun sürelerde belki yıllar içerisinde oluşabilecek bir durum olduğunun da altını çizdi. "Böbrek hastaları aşırı sıvı kaybından kaçınmalı" Böbrek hastalarının aşırı sıvı kaybına neden olmamak için günün en sıcak saatlerinde mümkünse dışarı çıkmaması ve sıvı kaybından kaçınması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Sav, "İnce, açık renk giysiler tercih edilmeli ve mecburi olmayan işlerini sabah veya akşamüzeri saatlerinde halletmeye özen göstermelidirler. Efor gerektiren işlerden ve zorlayıcı sportif faaliyetlerden mutlaka sıcak havalarda kaçınmaları gerekir" dedi. Günlük sıvı alımının göreceli bir konu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Sav, "Normal bir insanın günlük alması gereken sıvı miktarı normal hava şartlarında yaklaşık 1,5 litre kadar olmakla beraber, günlük aktiviteyle, kaybedilen sıvı miktarıyla yakın ilişkilidir. Bu konuda en önemli belirleyici faktörlerden biri de susama hissidir. Eğer susama hissi varsa, vücutta su eksikliği işareti olacaktır ve mutlaka yeterli sıvı alınmalıdır. Ancak bazı tip kalp hastalıklarında veya diyaliz hastalarında aşırı sıvı almak tehlikeli olabilir. Hastaların mutlaka hekime ne kadar sıvı almaları gerektiğini danışmaları gereklidir" şeklinde açıklamasını tamamladı.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:37
Yaz aylarında artan cilt lekelerine dikkat
Havaların ısınması ile birlikte artan cilt lekelenmelerinin cilt kanserine kadar gidebildiğini belirten Cilt hastalıkları uzman doktoru İnci Deniz İnanç, yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler verdi. Havaların ısınması, güneşin yakıcı sıcaklığı ile beraber cilt lekelenmelerinde de artış meydana geldi. Lekelenmelerin çözümleri ve yapılması gerekenler ile ilgili bilgiler veren Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Cilt Hastalıkları Uzman Doktoru İnci Deniz İnanç, "Yazın güneş ışınları daha dik açıyla geldiği için uzun süreli ve korunmasız güneş teması ciltte lekelenmelere sebep olmaktadır. Ultra viyola A ve B ışınları ciltte lekelenmelere sebep oluyor. Erişkinler ve çocuklarda cilt lekelenmeleri görülmektedir. Cilt lekeleri genetik yatkınlık, hormonal faktörler ve cilt tipi ile uyumlu olarak değişkenlik gösteriyor. Çocuklarda hormonal faktörler hariç cilt lekelenmeleri ön plana çıkıyor. Çocuklarda mineral filtreli güneş koruyucuları erişkinlerde mineral ve kimyasal filtreli güneş koruyucuları hangisi cilde uygunsa kullanılmasını öneriyorum. Açık tenli bireyler ve 10 yaş altındaki çocuklar güneş yanıklarına ve lekelerine daha çok yatkındırlar. Güneş hasar sadece lekelenme değil cilt kanserlerine kadar uzanabilir. Bu sebepten güneş koruyucuları dışarı çıkmadan yarım saat önce sürülmesi ve 2-3 saatte bir yenilenmesi gerekiyor. Çocuklarda mineral filtreli erişkinlerde ise ihtiyaca göre mineral veya kimyasal filtreli güneş koruyucuları kullanılabilir. Güneşin daha dik açılarda olduğu sabah 10.00 ila 16.00 arasında güneşten ve temaslardan kaçınılması gerekiyor. Bu saatler arasında oluşan yanıklar daha kalıcı hasar bırakmaktadır. Cildimizde daha ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır" şeklinde konuştu.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:26
Gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Marmaris ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesindeki vatandaş rahatsızlandı. Rahatsızlanan vatandaş içen yapılan yardım çağrısı sonrası bölgelerde bulunan Sahil Güvenlik botu vatandaşı kıyıda bekleyen 112 ambulans ekibine teslim etti.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:24
Uzmanından "uyku apnesi" olan sürücülere uyarı
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sinan Bodur, "uyku apnesi" olan sürücülere uyarıda bulundu. Dr. Sinan Bodur, sürücü olur raporu alım sürecinde uyku apnesi sendromunun ne kadar kritik olduğuna dikkat çekti. Dr. Bodur, uyku apnesinin uyku sırasında solunumun tekrarlayan bir şekilde durması ve başlaması durumu olduğunu söyledi. Bu durumun, uyku kalitesini ciddi şekilde bozduğunu ve bunun sonucunda gündüz aşırı uyku hali, yorgunluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilere yol açtığını belirten Bodur, "Uyku apnesi olan bir sürücü, direksiyon başında ani uykuya dalma riski taşır ve bu durum maalesef ölümcül kazalara davetiye çıkarabilir" dedi. Dr. Bodur, orta veya ağır derecede uyku apnesi teşhisi konulan kişilerin tedavi görmeden ehliyet almasının veya mevcut ehliyetini yenilemesinin mümkün olmadığını, ancak tedavinin başarılı olması durumunda sürücülüğe engel bir durumun kalmadığını kaydetti. "Unutmayın, sürücü sağlığı trafik güvenliğidir" diyen Bodur, uyku apnesi belirtileri (horlama, uykuda nefes durması, gündüz uyuklama) olan herkesin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğinin altını çizdi.
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 11:16
Sessiz hastalık: Aort anevrizması
Kalbin ana atardamarı olan aortta meydana gelen anevrizmaların teşhis ve tedavisine ilişkin açıklamalarda bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, anevrizmanın erken dönemlerde genellikle belirti vermediğine dikkat çekti. Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, aort anevrizmasının tanı ve tedavi süreçleri hakkında açıklamalarda bulundu. Aort anevrizmasının, kalpten çıkan ana atardamar olan aortun çapının 2 katına çıkarak normalden fazla genişlemesi durumu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Teskin, "Bu genişleme, zamanla damar duvarında zayıflama ve yırtılma riskini artırabilir. Erken teşhis ve takip, hayati öneme sahiptir" dedi. Anevrizmanın erken dönemlerde genellikle belirti vermediğine dikkat çeken ve tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Önder Teskin, "Hastalarda şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi şikayetler görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında acil müdahale gerekebilir. Cerrahi onarım ve endovasküler yöntemler günümüzde en çok tercih edilen seçeneklerdir. Hastanın durumuna göre hangi yöntemin uygun olduğuna karar verilir. Düzenli takip ve risk faktörlerinin kontrolü, tedavi başarısını artırır" diye konuştu. Öte yandan Prof. Dr. Teskin, aort anevrizmasından korunmak için; sigara kullanımının bırakılması, hipertansiyonun kontrol altına alınması ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine vurgu yaptı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder