SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Boğazından su bile geçmiyordu, başarılı bir operasyonla yeniden yemek yiyebildi
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:19 Boğazından su bile geçmiyordu, başarılı bir operasyonla yeniden yemek yiyebildi Trabzon’da yaşayan 28 yaşındaki Şeydanur Yüce, bir yıl kadar önce yemek yiyememe şikayetiyle doktora başvurdu. Yemek borusunun daralması nedeniyle bir yılda su bile içemez duruma gelen Şeydanur Yüce; Trabzon, Ankara ve Erzurum’da derdine çare bulamayınca soluğu İzmir’de aldı. Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay’a ulaşan Şeydanur Yüce, bir yılın ardından ilk lokmasını yutabilmenin sevincini yaşadı. Trabzon’da yaşayan 28 yaşındaki Şeydanur Yüce, 1 yıl önce başlayan yemek borusundaki daralma nedeniyle ilk başlarda katı gıdaları ve zaman geçtikçe de sıvıları tüketmekte zorlandı. Günden güne kilo kaybeden ve güçsüz düşen Şeydanur Yüce’nin, tedavi olup eskisi gibi yemek yiyebilmek ve su içebilmek için gitmediği kapı kalmadı. Önce yaşadığı şehir olan Trabzon’da, sonrasında Ankara ve Erzurum’da şifa arayan Şeydanur Yüce, Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay ile tanıştı. Doç. Dr. Süleyman Günay’a kendisiyle ilgili tetkikleri gönderen ve bir çözüm bulup bulamayacaklarını soran Şeydanur Yüce, olumlu cevap alır almaz soluğu ailesiyle İzmir’de aldı. Doç. Dr. Süleyman Günay’ın uyguladığı işlem sonrası Şeydanur Yüce, ilk olarak patates püresi ve tavuk suyu çorbasının tadına yeniden vardı. Kanser olmasından şüphelendiler Geçtiğimiz yıl yaz aylarında katı gıda tüketiminde zorluk çekmeye başladığını ve ilerleyen süreçlerde sıvıları bile tüketemediğini aktaran Şeydanur Yüce, başına gelen hastalığın ne olduğunu öğrenmek için gittiği bir hastanede kendisine kanser olduğunu söylediklerini aktardı. Şeydanur Yüce, "İlk önce Trabzon’da bir hastaneye gittim. Orada işlemler yapıldı, biyopsi alındı ama tanı gelmedi. Şikayetlerim başladığı dönemde 57 kiloydum. Hastalık ilerledikçe 48 kiloya kadar düştüm. Sonraki süreçte Ankara ve Erzurum’da da doktorlara göründüm. Her gittiğim hastanede kanserden şüphelenip biyopsi yapıp bir çözüm sunmadan gönderiyorlardı. 4 kez endoskopi ile biyopsi oldum. Bir kere de ameliyatla biyopsi alındı ama hiçbirinde tanı gelmedi. Tanı gelmediği için herhangi bir müdahale de yapılmadı. Gitmediğimiz doktor hastane kalmadı. En son Süleyman Günay’a ulaştık. Kendisi endoskopik bir işlemle yemek borusundaki darlığı açtı" ifadelerini kullandı. İki aydır sadece kemik suyu içiyordu Evladını hayatta tutmak için elinden geleni yaptığını belirten Şeydanur Yüce’nin annesi Suna Yüce, "Tanesiz, su kıvamında bir şey içiyordu. İlikle kemiğe güvenerek onları kaynattım. Midesini tutsun diye nişasta pişiriyordum. Sadece kemik suyuyla son iki aydır onunla besleniyordu. Mamalar bile boğazından geçmiyordu. Resmen bir yıldır hayatta kalma mücadelesi veriyoruz. Bir elimde blender, diğerinde süzgeçle kızıma yemek yedirmeye çalışıyordum. Tabi bu süreçte gitmediğimiz doktor da kalmadı. Ortada bir tanı yoktu, bize ‘Kızınız kanser olabilir’ diyorlardı. "Bunun tedavisi yok, kemoterapi ya da radyoterapi alabilir" diyorlardı. Çok zor bir süreçti bizim için" sözlerini kaydetti. Son kez şanslarını İzmir’de denemek için geldiklerini dile getiren Suna Yüce, "Buraya da korka korka geldik. 3 saat süren ameliyat bize 3 gün gibi geldi. Yine biyopsi yapılacak ve çaresizce döneceğiz sandık. ‘Çok güvendiğimiz hastanelerde çare bulamadık, burada nasıl bulacağız’ diye de düşündük. Ama Süleyman Bey bize yeniden umut aşıladı" diye konuştu. Yemek borusunda ip kadar açıklık kalmıştı Hastası Şeydanur Yüce’nin durumunu anlatan Doç. Dr. Süleyman Günay, "Şeydanur bize Trabzon’dan geldi. Ama bize gelene kadar Trabzon, Erzurum ve Ankara’da birçok hastaneye gitmiş. Bir sürü endoskopi yapılmış, iki kere PET-CT çekilmiş. Tümörlü doku olduğu düşünülmüş. Göğüsten VATS yapılmış. Ama herhangi bir sonuç çıkmadığı için tedavi de yapılamamış. Neden yemek yiyemediğine ilişkin bir sonuç ortaya konulamamış. Yemek borusunda ip kadar bir açıklık kalmıştı. Nadir olarak görülen demir eksikliği anemisine bağlı bir yapışıklık olabilir. Çocukluk çağında içtiği toksik bir maddenin yapmış olma ihtimali de var. Nedeni çok net olmasa da kanser olmadığını kesin olarak biliyoruz. Bu noktada artık hastalığın nedeninden çok tedavisi önemliydi. Hayata katılması, yemek yemesi, en basiti bir su içmesi bile çok zordu. Tedavi etmek ve hastayı rahatlatmak önemliydi. Birkaç kere buji yani genişletme ameliyatı yapılmış ama onlar da pek etkili olmamıştı. Sonuçta bana ulaştı. Ben de muayene olması gerektiğini söyledim. Darlığın olduğu kısımda yemek borusu kaslarını keserek orayı genişlettik. Bir nevi açık miyotomi yaparak yemek borusunu açtık. Ameliyattan iki gün sonra ilk kez tavuk çorbası ve patates püresi yedi" açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Süleyman Günay, bu tarz bir vakaya daha önce de rastladığını söyleyerek, "Ben daha önce bir kere karşılaştım böyle bir vakayla ama yaşadığı sorun yemek borusunun daha alt tarafındaydı. Şeydanur, benim için daha zor bir vaka oldu" dedi.
Çocuklarda kasık fıtığı sessiz tehlike olabilir
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:59 Çocuklarda kasık fıtığı sessiz tehlike olabilir Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, çocuklarda sık görülen ancak çoğu zaman göz ardı edilen kasık fıtığı hakkında aileleri uyardı. Medical Point Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Dr. Karagözoğlu, çocuklarda kasık fıtığı sessiz tehlike olabileceğini söyledi. Dr. Karagözoğlu, "Kasık fıtığı kendiliğinden geçmez. Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. "Ailede fıtık öyküsü bulunan bireylerde daha sık görülür" Kasık fıtığının, karın içi organların kasık kanalından dışarı çıkmasıyla oluştuğunu belirten Dr. Karagözoğlu, "Erken doğan bebeklerde, erkek çocuklarda, ailede fıtık öyküsü bulunan bireylerde daha sık görülür. Kasık bölgesinde ağlama, öksürme veya ıkınma ile belirginleşen bir şişlik varsa, zaman kaybetmeden hastaneye başvurulmalıdır. Kasık fıtığının zamanla büyüyebileceğini ve bağırsak sıkışması gibi acil cerrahi müdahale gerektiren durumlara yol açabilir" ifadelerini kulandı. "Tedavi cerrahi ile ve başarı oranı yüksek" Çocuklarda kasık fıtığının tek ve kalıcı tedavi yönteminin cerrahi olduğunu belirten Op. Dr. Karagözoğlu, "Kasık fıtığı ameliyatı, günübirlik gerçekleştirilen ve yüksek başarı oranına sahip bir işlemdir. Erken müdahale, çocuğun genel sağlığı kadar yaşam kalitesini de olumlu yönde etkiler. Kasık bölgesinde zaman zaman ortaya çıkan ve kaybolabilen şişlik. Ağlama, öksürme veya ıkınma gibi durumlarda şişliğin belirginleşmesi. Şişliğin üzerine bastırıldığında içeriye girmesi. İlerlemiş vakalarda huzursuzluk, kusma ve karın ağrısı. Bu belirtilerin gözlemlenmesi halinde, çocukların mutlaka bir uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir" diye konuştu.
Ordu Şehir Hastanesi’nde geri sayım başladı
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:56 Ordu Şehir Hastanesi’nde geri sayım başladı Ordu’ya sağlık alanında sınıf atlatacak olan, bin 200 yataklı şehir hastanesinde çalışmalar sona yaklaştı. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dursun Tüzün, "Ordu Şehir Hastanemiz, morfoloji binamız ile 330 bin metrekare alana sahip. Şuanda Ordu’daki mevcut hastaneler ise 30-40 bin metrekare. Neredeyse metrekare olarak 10 kat büyüyeceğiz. Depreme karşı bin 20 adet sismik izolatör ile bulunan hastanemizin 2026 şubat-mart gibi hizmete açılacağını öngörüyoruz" dedi. Yapımına, 2021 yılının mart ayında başlanan şehir hastanesinde çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Çalışmaların sürdüğü Ordu Çevre Yolu’nun yanında, üniversite yerleşkesi içerisinde yer alan hastane, ilin en temel ihtiyaçlarından birisi olan hastane sorununu çözüme kavuşturacak. Sağlık Bakanlığı’nın öz kaynakları ile yapılan ve 250 bin metrekare arsa üzerine inşa edilen hastanede bin 20 adet sismik izolatör bulunuyor. Hastanenin yüklenici firma tarafından 2025 yılı sonunda teslim edilmesi, taşınma işlemlerinin ardından ise 2026 yılının şubat-mart ayında hizmete açılması öngörülüyor. Hastane, Ordu’nun sağlıkla ilgili tesis ihtiyacını yaklaşık 50 yıl boyunca karşılayacak. "Şehir hastanemiz ile metrekare olarak 10 kat büyüyeceğiz" İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Dursun Tüzün, şehir hastanesinin son durumu hakkında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Tüzün, "Ordu Şehir Hastanemiz, morfoloji binamız ile 330 bin metrekare alana sahip. Şuanda Ordu’daki mevcut hastaneler ise 30-40 bin metrekare. Neredeyse metrekare olarak 10 kat büyüyeceğiz. Şuanda normalde merkezde 700 yatağımız var, bin 200 yataklı Ordu Şehir Hastanemiz açılacak, 200 yatak da devlet hastanemizde kalacak ve Ordu’da toplam bin 400 yatak kapasitemiz olacak. Otopark kapasitemiz şuan için bin 200 ama 4 katlı kapalı otopark için yer ayrıldı, önümüzdeki yıllarda inşallah o da yapılacak. Şuanda Ordu’da mevcut yoğun bakım kapasitesi 140’larda, bu sayı 350’lere çıkacak" diye konuştu. "2026 mart ayında hizmete açılmasını öngörüyoruz" İl Sağlık Müdürü Tüzün, "Yüklenici firmanın planlaması 2025 ekim ayı gibi geçici kabule başvurmak. Geçici kabulden sonra bakanlık eksikleri görüyor ve 1-2 ay eksiklerin tamamlanması için süre veriyor. Bizim görüşümüz, 31 Aralık 2025 tarihi gibi firma teslim edecek diye düşünüyoruz. Sonrası iç malzemesini bizim düzenleyip taşımamıza bağlı. Bizim öngördüğümüz inşallah 2026 şubat-mart gibi hastaneleri taşıyıp, burada hizmete girmek" ifadelerine yer verdi. "Burası Ordu’da depreme en çok dayanıklı bina, ilin 50 yıl sağlıkla ilgili tesis sorunu kalmayacak" Ordu Şehir Hastanesi’nin olması muhtemel depreme karşı bin 20 adet sismik izolatör ile korunduğunu kaydeden Tüzün, "Burası Ordu’da sanırım depreme en çok dayanıklı bina çünkü bin 20 adet sismik izolatör var. Bu izolatörlerin üzerinde zaten hastanenin etrafında oynaması için alan bırakıyoruz, oralara beton atılmıyor, esnek malzemeden yapılıyor, hastanenin kendi içerisinde de esneme alanları var. Deprem için güvenli bir bina, zaten beton kalitesi ve diğer malzemeler denetlemelerden geçiyor. Standardın üzerinde bir bina, inşallah burası yapıldıktan sonra 50 yıl Ordu’nun sağlıkla ilgili hiçbir tesis sorunu kalmayacak. Cumhurbaşkanımız şehir hastanelerine önem veriyor, burası vatandaşları başka noktalara sevk derdinden kurtaracak. Sağlık Bakanımız geldiğinde Ordu’daki sevk sayılarının 10’da 1’e düşmesini beklediklerini söyledi. İnşallah Cumhurbaşkanımızın bu vizyonunu Ordu’da gerçekleştirmiş olacağız, farklı illere sevk olan hastalarımızı çekeceğiz ve inşallah oradan da hasta kabul edeceğiz" şeklinde konuştu. "Morfoloji binamız neredeyse yüzde 100 tamamlandı, teknik binamızda çok az çalışma kaldı" İl Sağlık Müdürü Tüzün, çalışmalar hakkında şu ifadelere yer verdi: "Şehir hastanemizin içerisinde çalışmalar devam ediyor, giriş katta asansör ve yürüyen merdivenlerimizin montajları yapılıyor. 1, 9 ve 10’unda katımız tamamlandı ve temizliğimiz de bitti. Üst katlardan perdelerin takımına başladık. Reklam ihalesi yapıldı ve firma çalışmalarına başladı. Nötralizasyon tankları, soğutma depoları gibi ihaleleri yaptık ve takılıyor. Bunun dışında hastane dışarısında peyzaja başlandı, hızlı bir şekilde yol çalışmaları devam ediyor. Ordu Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (OSKİ) ekipleri çalışmalar yürütüyor. Morfoloji binamız yüzde 100’e yakın bitti, teknik binamızda ise çok az çalışmalar kaldı."
Kolay yoldan zayıflarken, kolay yoldan hasta olmayın
15 Ağustos 2025 Cuma - 09:56 Kolay yoldan zayıflarken, kolay yoldan hasta olmayın Halk arasında ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 ve GIP analogları, iştahı azaltarak kilo kaybı sağlasa da uzmanlar, bu ilaçların yalnızca doktor gözetiminde ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte kullanılmasını öneriyor. Dr. Sibel Işık, kalıcı sonucun dengeli beslenme ve düzenli egzersizle mümkün olabileceğini vurguladı. Sosyal medyanın da etkisiyle son aylarda sıkça gündeme gelen ve halk arasında "zayıflama iğnesi" olarak bilinen GLP-1 ve GIP analogları, diyabet tedavisindeki etkilerinin yanı sıra kilo verme sürecindeki etkileriyle de dikkat çekiyor. Bu ilaçların kilo vermeye olan etkisi, Hollywood yıldızlarının kullandığı yönündeki iddialarla birlikte "iğneyle incelme" trendini Türkiye’ye de taşıdı. Zayıflama iğneleri talep görüyor Birçok kişi, özellikle birkaç kilo fazlası olan bireyler, kolay yoldan zayıflamak amacıyla bu iğneleri kullanmak istiyor. Ancak Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Işık, bu ilaçların yalnızca doktor önerisiyle, düzenli takip altında ve bütüncül bir yaklaşımla kullanılması gerektiğine dikkat çekti. Işık, "Yaşam tarzı değişiklikleri ile desteklenmediği sürece sürdürülebilir bir değişiklik sağlanamaz" dedi. Obezite taramaları ve riskli bireyler Dr. Işık, obezitenin artık bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini ve bu nedenle Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan tarama programları kapsamında yaklaşık 6 ay içinde 15 milyon kişinin tarandığını, 3 milyona yakın kişinin obezite açısından riskli bulunduğunu belirtti. Estetik kaygıların yanı sıra sağlık için de fazla kilolarından kurtulmak isteyen bireylerin sayısının arttığını vurguladı. GLP-1 ve GIP analogları nedir? Zayıflama iğnesi olarak bilinen ilaçların, Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan enjeksiyonlu ilaçlar olduğunu belirten Işık, bu ilaçların GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) hormonunu taklit ederek insülin üretimini artırdığını ve iştahı azalttığını söyledi. GIP reseptör agonistleri ise tokluk hissini artırmanın yanı sıra yağ yakımını da teşvik ediyor. Bazı ilaçlar yalnızca GLP-1, bazıları ise hem GLP-1 hem GIP etkisi taşıyor. Bu nedenle ilaç seçiminin kişiye özel olması gerektiğini belirten Işık, özellikle hipertansiyon ve kalp hastalığı olan bireylerde dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Türkiye’de kullanılan ilaçlar Ülkemizde liraglutid, semaglutid ve tirzepatid etken maddeli üç farklı ilaç bulunduğunu söyleyen Dr. Işık, bu ilaçların cilt altı enjeksiyon şeklinde uygulandığını, günlük ya da haftalık dozlara göre değişebileceğini belirtti. İştahı belirgin şekilde azaltan bu ilaçların, obezite, insülin direnci, diyabet, kalp hastalıkları, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi birçok kronik rahatsızlıkta fayda sağladığını ifade etti. Yan etkiler ve dikkat edilmesi gerekenler En sık görülen yan etkilerin bulantı, ishal, karın ağrısı, baş ağrısı ve halsizlik olduğunu belirten Işık, nadir de olsa pankreatit, retinopati ve bağırsak tıkanıklığı gibi daha ciddi durumların gelişebileceğini söyledi. Bu nedenle bu ilaçların mutlaka doktor gözetiminde kullanılması gerektiğini vurguladı. Yanlış beslenme süreci olumsuz etkileyebilir Zayıflama iğneleri iştahı azaltarak kilo kaybı sağlarken, iştahın kapanmasına bağlı olarak gelişen yetersiz ve dengesiz beslenmenin kilo verme sürecini sekteye uğratabileceğini belirten Işık, bu süreçte diyetisyen desteğinin çok önemli olduğunu söyledi. Ayrıca fiziksel aktivite ile desteklenmeyen süreçlerin yavaş ilerlediğini ifade etti. Düzenli yürüyüşler ve evde yapılabilecek egzersizlerin kilo kaybını desteklediğini vurguladı. Kalıcı sonuçlar için yaşam tarzı değişikliği şart Uzm. Dr. Işık, "GLP-1 ve GIP analogları, obezite tedavisinde devrim niteliğinde bir gelişme olabilir; ancak uzun vadeli etkinlik, güvenlik ve hasta uyumu dikkatle takip edilmelidir. İğne ile gelen incelik cazip olabilir ama sağlıklı kilo vermenin en kalıcı yolu; dengeli beslenme, hareketli yaşam ve tıbbi destekle sürdürülebilir bir yaklaşım benimsemekten geçer" dedi.
8 aylık bebeğin böbreğinden 15 milimetrelik taş çıktı
14 Ağustos 2025 Perşembe - 18:01 8 aylık bebeğin böbreğinden 15 milimetrelik taş çıktı Eskişehir Şehir Hastanesi’nde böbreğinde 15 milimetrelik taş bulunan 8 aylık bebek, gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yapılan kontrollerde böbreğinde 15 milimetrelik taş tespit edilen 8 aylık bebek, başarılı bir ameliyatla tedavi edildi. Çocuk Ürolojisi Uzmanı Uzm. Dr. Çiğdem Arslan Alıcı, bebeğin daha önce sol böbreğindeki üreteropelvik darlık nedeniyle pyeloplasti ameliyatı geçirdiğini, çocuk nefroloji ve çocuk ürolojisi birimlerince düzenli olarak takip edildiğini aktardı. Dr. Alıcı, "Hastamız, daha önce sol böbrekte üreteropelvik darlık nedeniyle pyeloplasti yapılan bir hastamızdı. Bu nedenle takipteydi. Çocuk nefroloji ve çocuk üroloji tarafından takip edilen hastanın kontrol ultrasonunda sağ tarafta böbrek taşı tespit edildi. Takipte böbrek taşının daha sonra üretere düştüğünü gözledik. 15 milimetrelik üreter taşının distal üreterde olduğunu gördükten sonra hastamızı cerrahiye hazırlayarak, ameliyathaneye aldık. Anestezi Doktorumuz Kemal Bey, Çocuk Nefroloji Doktorumuz Şule Hanım ve benim takibimde hastaya başarılı bir şekilde taş kırma cerrahisi yaptık. Taş kırma cerrahisinden sonra hastanın taşı tamamen parçalandı. Taşın parçalanmasının ardından stentini yerleştirdik ve hastamızı başarılı bir şekilde ameliyattan çıkardık. Hastanın şu an genel durumu iyi. Bu nedenle sağlığına kavuşturarak hastanemizden taburcu ediyoruz" dedi. Tedavisi tamamlanan ve genel durumu iyi olan bebek, taburcu edildi.
Milas’ın içme suyu ihtiyacı MUSKİ’nin arıtma tesisiyle karşılanıyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 16:28 Milas’ın içme suyu ihtiyacı MUSKİ’nin arıtma tesisiyle karşılanıyor Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Milas’ın merkez mahallerine ve Beçin Mahallesi’ne temiz ve sağlıklı içme suyu sağlamak amacıyla hizmet veren Milas İçme Suyu Arıtma Tesisi ile günde 21 bin metreküp suyu arıtarak vatandaşların kullanımına sunuyor. MUSKİ, Akgedik Barajı’ndan temin edilen suyu modern arıtma süreçlerinden geçirerek Milas ilçe merkezi, Beçin Mahallesi ve çevre yerleşimlere ulaştırıyor. Milas şehir merkezine 7-8 kilometre uzaklıktaki Akgedik Barajı’ndan alınan ham su, yaklaşık 5 kilometrelik mesafeyi cazibeyle kat ediyor. Sonrasında, Terfi Merkezi’nden pompalar yardımıyla 2,7 kilometrelik bölümü geçerek Gümüşlük Mahallesi’ndeki arıtma tesisine ulaşıyor. Su modern yöntemlerle arıtılıyor Tesiste barajdan gelen su; havalandırma, ön ozonlama, hızlı ve yavaş karıştırma, durultma, hızlı kum filtreleri ve klorlama gibi aşamalardan geçirilerek arıtılıyor. Bu işlemler sayesinde su, "İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik" standartlarına uygun hale geliyor. Milas ve çevresine güvenli içme suyu Arıtılan su, boru hatları, depolar ve terfi istasyonları aracılığıyla Milas ilçe merkezi, Beçin Mahallesi ve güzergâh üzerindeki yerleşimlere ulaştırılıyor. 2045 yılına kadar ihtiyacı karşılayacak şekilde projelendirilen tesis, vatandaşların her gün güvenli, sağlıklı ve kaliteli suya ulaşmasını sağlıyor. MUSKİ Genel Müdürlüğü, içme suyu altyapısının modernleşmesi ve suyun kaynağından musluğa kadar temiz bir şekilde ulaşması için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.
Sağlık-Sen Şırnak Şubesi, zam teklifi bekliyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 15:23 Sağlık-Sen Şırnak Şubesi, zam teklifi bekliyor Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanlığı, 8. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinde hükümet tarafından sunulan zam teklifini yapmış olduğu basın açıklamasıyla reddetti. Sağlık-Sen Şırnak şubesi, memurların genelini ilgilendiren zam teklifini Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi önünde düzenlediği basın açıklaması ile reddettiğini açıkladı Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi önünde toplanan ve aralarında Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal’ın hazır olduğu programda, sendika üyeleri adına açıklamayı Sağlık-Sen Cizre İlçe Temsilciliği yönetim kurulu üyesi Yunus Emre Yiğit yaptı. Yiğit, hükümetin 2026 yılı için yüzde 10 + yüzde 6 ve 2027 yılı için yüzde 4 + yüzde 4 olarak açıkladığı zam teklifinin memurların ve emeklilerin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Bu teklifin geçmiş enflasyon kayıplarını telafi etmediği ve gelecekteki ekonomik dalgalanmalara karşı yetersiz kalacağına belirten Yiğit, "Bu teklif, refah payını yok saymaktadır. Taban aylığa zam öngörmemektedir. Gelirde adaleti sağlamamaktadır. Emekli ve emekçiyi koruyan bir anlayış taşımamaktadır. Refah payı istedik, çünkü geçmiş kayıplarımız telafi edilmeli. Taban aylığa zam istedik, çünkü görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki denge yeniden kurulmalı. Oransal zam istedik, çünkü memur yüksek enflasyon karşısında ezilmemeli" dedi.
Su ve mineral kaybı bayılmaya yol açabilir
14 Ağustos 2025 Perşembe - 14:22 Su ve mineral kaybı bayılmaya yol açabilir Eskişehir’de diyetisyenlik yapan Şükriye Eral, sıcak havalarda artan su ve mineral kaybına karşı uyarılarda bulunarak gazlı içeceklerden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi Diyetisyeni Şükriye Eral, yaz aylarında artan sıcaklıklara bağlı olarak su ve mineral kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Eral, özellikle baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk ve baygınlık hissi gibi şikâyetlerin bu kayıplardan kaynaklanabileceğini söyledi. Günlük su ihtiyacının kişinin yaşına, cinsiyetine, kronik hastalıklarına ve genel sağlık durumuna göre değişebileceğini ifade eden Eral, pratik bir hesaplama yöntemi olarak kilogram başına 40 mililitre su tüketiminin önerilebileceğini dile getirdi. Çay, kahve ve gazlı içeceklerin su kaybını artırdığını hatırlatan diyetisyen, ilave su tüketiminin önemine dikkat çekti. "Gazlı içecekler yerine dikkatli maden suyu tüketin" Yaz aylarında gazlı içeceklerin kesinlikle önerilmediğini vurgulayan Eral, maden suyu tercih edilecekse de içeriğindeki sodyum oranına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Eral, özellikle hipertansiyonu olan bireylerin düşük sodyumlu maden suyu tercih etmelerinin önemli olduğunu kaydetti. Yaz aylarında Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Şükriye Eral, "Günde 2-3 porsiyon meyve ve sebze tüketimi vücudun sıvı dengesinin korunmasına yardımcı olur" dedi.
Diyarbakır’da yapımı tamamlanan sağlık kompleksi açılışa gün sayıyor
14 Ağustos 2025 Perşembe - 14:10 Diyarbakır’da yapımı tamamlanan sağlık kompleksi açılışa gün sayıyor Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde yapımı tamamlanan ve bünyesinde ilçe sağlık müdürlüğü, sağlıklı hayat merkezi, 9 hekimlik aile sağlığı merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonu ve kreş bulunan sağlık Kompleksi, vatandaşların sağlık hizmetine daha modern ve konforlu alanlarda ulaşmasına imkan sağlayacak. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Diyarbakır’ın üçüncü Sağlıklı Hayat Merkezinin de bünyesinde bulunacağı sağlık kompleksinde incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı. Diyarbakır’a çok önemli bir yatırım ve hizmeti kazandıracak olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Asiltürk, "Diyarbakır’da sağlık standartlarının daha da yükselmesi, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine en hızlı ve en kolay şekilde ulaşabilmeleri, bu hizmetleri en nitelikli, en kaliteli şekilde alabilmeleri noktasında var gücümüzle çalışıyoruz. Yapımı tamamlanan sağlık kompleksimizin hizmete girmesinde sona doğru yaklaşıyoruz. 6 bin metre kapalı alana sahip kompleksimizde; Çermik İlçe Sağlık Müdürlüğü, sağlıklı hayat merkezi, 9 hekimlik aile sağlığı merkezi, 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonu ve kreş bulunacak. İlimizdeki sağlık kuruluşlarımızda ilk defa açılacak olan kreşin de yer alacağı komplekste bulunan Sağlıklı Hayat Merkezi’mizden vatandaşlarımız; beslenme danışmanlığı, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı, kadın ve üreme sağlığı danışmanlığı, çocuk ve ergen sağlığı danışmanlığı, tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), ruh sağlığı danışmanlığı, enfeksiyon kontrol hizmetleri, koruyucu ağız ve diş sağlığı danışmanlığı ve tıbbi hizmetler konularında hizmet alabilecek. Sağlık kompleksimizi şehrimize kazandıracak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. En kısa sürede hizmet vermeye başlayacak Kompleks Diyarbakır’a hayırlı olsun" dedi.