Son Dakika
|
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Gaziantep'te fırtına sonrası okullar tatil edildi
Fırtınada minarenin yıkılma anı kamerada
Iğdır’da arı saldırısı faciaya dönüştü: 400 koyun telef oldu
İran: "ABD’nin 14 maddelik teklifimize yanıtı Pakistan aracılığıyla bize iletildi"
Arnavutköy’de rüzgarın etkisiyle caminin minaresi sallandı, iki bina tahliye edildi
Heybeliada’nın simgesi dev bayrak direği şiddetli rüzgarda devrildi
Barış Göktürk: "Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız"
SAĞLIK
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
03 Mayıs 2026 Pazar - 19:03:47
Balıkesir Üniversitesi öğrencileri, Balya ilçesine bağlı Kayalar Mahallesi’nde sağlık taraması gerçekleştirdi. Balıkesir Üniversitesi Sağlık Akademisi Grubu tarafından düzenlenen etkinlikte vatandaşların temel sağlık kontrolleri yapılırken, ilk yardım konusunda da bilgilendirmede bulunuldu. Etkinliğe İvrindi Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri aktif olarak katıldı. Programın danışmanlığını İvrindi Meslek Yüksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Naciye Kaya yürütürken, topluluk başkanlığını Esmanur Yıldırım üstlendi. Öğrenciler, Kayalar kırsal mahallesi sakinlerinin tansiyon, nabız ve genel sağlık kontrollerini gerçekleştirerek, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturdu. Etkinlik boyunca özellikle kırsal bölgelerde sağlık farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekilirken, öğrenciler hem mesleki deneyim kazanma hem de toplumla doğrudan temas kurma fırsatı buldu. Kayalar Mahallesi sakinleri, gerçekleştirilen çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Balıkesir Üniversitesi öğrencilerine ve akademisyenlerine teşekkür ettiler. Üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluk odaklı çalışmalarının ilerleyen süreçte farklı bölgelerde de devam edeceği belirtildi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:32
Bayburt TRSM’den hastalar ve ailelerine sosyal destek
Bayburt Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından nisan ayı boyunca hastalar ve ailelerine yönelik sosyal rehabilitasyon etkinlikleri düzenlendi. Eğitimden spora, sosyal yardımlaşmadan motivasyon programlarına kadar farklı alanlarda gerçekleştirilen etkinliklerle hastaların toplumla bütünleşmesine ve moral motivasyonlarının artırılmasına katkı sunuldu. Program kapsamında ekonomik yönden desteklenmesi gereken hastalar ve aileleri, ücretsiz giysi mağazasına götürüldü. Hastalar burada kendi ihtiyaç ve beğenilerine göre kıyafet seçme imkânı buldu. TRSM tarafından ayrıca Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle ’Aile Beceri Eğitimi" düzenlendi. Eğitimde sosyal medya kullanımı ve dijital oyunların ruh sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Ailelerin de sürece dahil edildiği etkinliklerle hastaların sosyal hayata katılımı desteklenirken, ailelerin dijital dünyaya karşı bilinçlenmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri geliştirmesi sağlandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mayıs 2026 Pazar- 09:34
"Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
15 Ağustos 2025 Cuma - 12:31
Yaz güneşine maruz kalırken cildinize dikkat edin
Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2025 yazı son 50 yılın en sıcak yaz aylarından biri olarak kayıtlara geçerken, bilinçsizce güneş ışığı almak bazı riskler taşıyor. Sıcaklık artışına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, güneş maruziyetine karşı uyardı. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, güneş ışınlarına maruz kalma süresini de artırıyor. Kontrolsüz güneşe maruz kalmanın ciddi cilt problemlerine ve uzun vadede cilt kanserlerine neden olabileceğini vurgulayan Medicana Konya Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Nursel Dilek, güneşin hem yararlı hem de zararlı etkilerini açıkladı. Güneşe çıkış saatine ve giyime dikkat Yaz aylarında artan sıcaklık, nem oranı ve güneş ışınlarına maruziyet çeşitli cilt hastalıklarında belirgin bir artışa neden oluyor. Prof. Dr. Nursel Dilek, özellikle güneş yanıkları, güneş lekeleri, isilik, mantar enfeksiyonları, alerjik döküntüler ve rozasea (gül hastalığı) gibi cilt hastalıklarının yaz döneminde daha sık görüldüğünü belirtti. Güneşin zararlı etkilerinin sadece kısa vadede yanıkla sınırlı kalmayacağını kaydeden Prof. Dr. Nursel Dilek, "Uzun süreli ve kontrolsüz güneşlenme, başta cilt kanserleri olmak üzere birçok ciddi deri hastalığına zemin hazırlar. Ayrıca sıcak ve nemli ortamlarda mantar hastalıkları, terlemenin arttığı bölgelerde isilik gibi şikayetler sık karşımıza çıkar. Özellikle yaz döneminde kişisel hijyenin, uygun kıyafet seçiminin ve güneş koruyucu ürün kullanımının ihmal edilmemesi gerekir" dedi. Güneşten faydalanırken dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Dilek, özellikle 11.00 ile 15.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkmaktan kaçınılması gerektiğini söyledi. Bu saat aralığının 10.00-16.00 arasında da genişletilebileceğini belirten Dilek, "Güneşin en yakıcı etkisi bu saatlerde görülüyor. Giyilen kıyafetlerin dokusu ve rengi de önemli. Kalın dokulu, açık renkli, kuru kıyafetler tercih edilmeli. Islak kıyafet ya da mayo ile uzun süre güneşte kalmak koruyucu olmaz" şeklinde konuştu. Güneş kremi doğru kullanılmalı Güneşten korunmada güneş koruyucuların önemli bir yeri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nursel Dilek, bu ürünlerin krem, losyon, sprey ve köpük formunda olabileceğini söyledi. Dilek şöyle devam etti; "Mineral içerikli kremler ultraviyole ışınları yansıtırken, kimyasal içerikliler ışınları emerek koruma sağlar. Tüm yaş gruplarına uygun güneş kremi seçimi büyük önem taşıyor. SPF değeri, ürünün koruyuculuğunu gösterir. En az SPF 30 içeren ürünler öneriyoruz. Ancak unutulmamalı ki hiçbir güneş kremi 2-3 saatten uzun koruma sağlamaz. Bu nedenle güneş kremleri 2-3 saatte bir yeniden uygulanmalı. Ayrıca güneşe çıkmadan 20 dakika önce sürülmesi gerekir." D vitamini eksikliği yapmaz Güneş koruyucuların D vitamini eksikliğine yol açtığı yönündeki iddialara da açıklık getiren Prof. Dr. Nursel Dilek, bu konuda şu bilgileri paylaştı; "Güneş kremleri D vitamini sentezini engellemez. Dirsek ve diz altı bölgeleri 30 dakika boyunca güneşle temas ettiğinde, vücut için gerekli D vitamini sentezi gerçekleşir. Güneş kremini ideal şartlarda kullanan bir kişi bile yarım saatlik korumasız güneş teması ile yeterli D vitamini alabilir. Özellikle çocuklarda 6 aydan itibaren güneş koruyucu kullanımı büyük önem taşımaktadır. Çünkü çocukluk ve gençlik döneminde oluşan güneş yanıkları, ileride cilt kanseri riskini ciddi şekilde artırmaktadır."
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:46
"Sıcak havalarda tansiyon dalgalanmalarına karşı önlem şart"
Artan yaz sıcaklarının özellikle hipertansiyon hastaları için ciddi risk oluşturabileceğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, yüksek sıcaklık ve nem, damarların genişlemesine neden olarak tansiyonun düşmesine veya ani dalgalanmasına yol açabiliyor. Gün içinde bol su içmek, serin ortamlarda kalmak, güneş altında uzun süre durmaktan kaçınmak ve ilaçların aksatılmaması gerekiyor. Ayrıca ani pozisyon değişikliklerinin de tansiyon dengesini bozabileceği unutulmamalıdır" dedi. Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, sıcak havalarda tansiyon hastalarının nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Artan yaz sıcaklarının özellikle hipertansiyon hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyleyen Uzm. Dr. Akyol, "Yüksek sıcaklık ve nem, damarların genişlemesine neden olarak tansiyonun düşmesine veya ani dalgalanmasına yol açabiliyor. Terleme ile kaybedilen sıvı ise bu durumu daha da ağırlaştırabiliyor. Yüksek tansiyon hastalığının, özellikle 50 yaşından sonra, çoğu zaman hiçbir nedene bağlı olmadan görülebilir. Sağlıklı bireylerde tansiyon değeri 120/80 olarak kabul edilir. Bu değer en fazla 135/85 olabilirken, yüksek tansiyon hastalarında basınç bu ölçümün üzerindedir" diye konuştu. "Genetik faktörlere bağlı gelişebilir" Yüksek tansiyon nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Akyol, "50 yaşın üstündeki yetişkinlerde, her iki kişiden birinde görülen yüksek tansiyon, çoğunlukla genetik faktörlere bağlı olarak gelişen bir hastalıktır. Ailesinde yüksek tansiyon hastası olan kişilerde, ilerleyen yaşla birlikte yüksek tansiyon görülme ihtimali de artar. Öte yandan, yüksek tansiyonu olan kişilerin yaklaşık yüzde 10’unda, tansiyon yüksekliği, hormonal hastalıklar, kalp ve böbrek hastalıkları veya şeker hastalığı gibi başka bir hastalık eşliğinde ortaya çıkıyor" şeklinde konuştu. "Gün içinde bol su içmek önemli" Sıcak havalarda dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Akyol, "11.00–16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Gün içinde bol su içmek, serin ortamlarda kalmak, güneş altında uzun süre durmaktan kaçınmak ve ilaçların aksatılmaması gerekiyor. Ayrıca ani pozisyon değişikliklerinin de tansiyon dengesini bozabileceği unutulmamalıdır. Hipertansiyon hastalarının günlük yaşamlarını hava şartlarına göre planlamaları, sıvı dengesini korumaları ve gerekli durumlarda hekimlerine danışmaları hayati önem taşıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:34
Niğde’de sigarayı bırakan personellere teşekkür belgesi verildi
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törenle sigarayı bırakan iki personele teşekkür belgeleri verildi. Belgeler, Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan ve Halk Sağlığı Başkan Yardımcısı Beyza Mat Özdemir tarafından takdim edildi. Dr. İnan, sigarayı bırakma kararlılığının hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, sağlıklı yaşam adına atılan bu adım için personele teşekkür etti. Sigarayı bırakmak isteyenler için Niğde’de profesyonel destek noktaları bulunuyor. Uzman desteği, kişiye özel planlama ve takip hizmetleri sunan sigara bırakma polikliniklerine randevusuz başvuru yapılabiliyor. Yapılan açıklamada; Niğde Merkez: 2 Nolu Sağlıklı Hayat Merkezi, Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bor İlçesi: Bor 1 Nolu Sağlıklı Hayat Merkezi, Bor Devlet Hastanesi, Ulukışla İlçesi: Ulukışla Devlet Hastanesi. Ayrıca, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı’nı arayarak 7/24 ücretsiz uzman desteği almak ve sigarayı bırakma sürecine hemen başlamak mümkün" ifadelerine yer verildi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:30
Şanlıurfa’da zabıtadan süt ürünleri imalathanesine baskın
Şanlıurfa’da denetim gerçekleştiren zabıta ekipleri, bir süt ürünleri imalathanesinde düzenledikleri baskında, hijyen kurallarına aykırı şekilde üretilen 350 kilogram peynir ile 300 kilogram yoğurt ele geçirdi. Mahalle aralarındaki marketleri de denetleyen ekipler, kurtlanmış ve bozulmuş bir çok ürün ele geçirdi. Edinilen bilgiye göre, Eyyübiye Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, ruhsatsız olarak çalıştırılan bir süt ürünleri imalathanesine baskın düzenledi. İlçe tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ile birlikte düzenlenen baskında, hijyenik olmayan şartlarda üretilen 350 kilogram peynir ile kovalara konulmuş halde satışa hazır 300 kilogram yoğurt ele geçirdi. Araçlara yüklenen ürünler, şehir çöplüğüne götürülerek imha edildi. Cezai işlem uygulanan iş yeri, ekipler tarafından kapatılarak mühürlendi. Kurtlanmış ve bozulmuş ürünler ele geçirildi Kuruyemiş satışı yapılan iş yerlerine yönelik gerçekleştirilen denetimlerde ise uygun şartlarda muhafaza edilmediği için kurtlanmış ve son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünleri tespit etti. Bu ürünlere el koyan ekipler, sorumlular hakkında yasal işlem başlattı.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:30
Hastaneye gitmeden tedavi: Evde diyaliz başladı
Sakarya’da böbrek yetmezliği hastaları için büyük kolaylık sağlayacak evde hemodiyaliz uygulaması artık ilçelerde de hayata geçiriliyor. Proje, ilk olarak Akyazı’da başladı. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Nefroloji Kliniği tarafından yürütülen çalışma çerçevesinde, daha önce şehir merkezinde verilen "home diyaliz" hizmeti, Akyazı İlçe Devlet Hastanesi üzerinden ilçelere yayılıyor. Tedavisi burada süren diyaliz hastaları, evlerinde diyaliz cihazını kullanabilmek için eğitim almaya başladı. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Özcan Öktem ile Başkan Yardımcısı Uz. Dr. Oğuzhan Bodur, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir ve Başhekim Dr. Yavuz Tepeçınar Akyazı’daki eğitim sürecini yerinde inceledi. Özdemir, Sakarya’nın ilçelerde evde hemodiyaliz hizmeti veren ender illerden olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Hamad Dheir, yaklaşık 1 buçuk yıl önce merkezde başlatılan uygulama ile şu anda 10 hastanın evde diyaliz aldığını belirterek, "Uygulamayla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Önce hastalarımıza uygulama ile ilgili eğitim veriyoruz. Hastalarımız cihazı uygun şekilde kullanmayı, dikkat etmeleri gereken kısımları öğreniyor. Ardından evlerine kurulan makineyle diyalize giriyorlar. Herhangi bir sorun olduğunda diyaliz ekibimizle saat fark etmeksizin iletişim kurabiliyorlar. Bu sayede çok daha konforlu bir ortamda tedavi alıyorlar" diye konuştu. "Bu hizmet bizim için çok büyük kolaylık" Eğitim alan hastalardan 43 yaşındaki ev hanımı Ayşe Gülerson, 26 yıldır diyalize girdiğini belirterek, uygulama sayesinde evinde tedavi olabileceğini söyledi. Haftada üç gün hastaneye gitmek zorunda olduğunu belirten Gülerson, "Evimizde böyle bir imkan sunulması demek diyaliz için hastaneye gidip gelme olayının ortadan kalkması anlamına geliyor. Uyurken bile diyaliz işlemi tamamlanmış olacak. Hastanelerimizdeki hizmetlerden çok memnunuz ama bu hizmet bizim için çok büyük kolaylık. Hamad hocamıza ve Türkiye’de ilçelerde nadir olmasına rağmen Sakarya’da bu hizmeti başlatan sağlık müdürlüğümüze ve hastanemize teşekkür ederim. İnşallah eğitimi başarıyla tamamlayarak bu hizmetten yararlanırım" şeklinde konuştu.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:26
Gezi teknesinde yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde yaralanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden gezi teknesinde yaralanan vatandaş içen yapılan yardım çağrısı sonrası bölgelerde bulunan Sahil Güvenlik botu vatandaşı kıyıda bekleyen 112 ambulans ekibine teslim etti.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:19
Neredeyse çeyrek asırdır nefes mücadelesi mutlu sonla bitti
Çocuklukta yakalandığı zatürre sonrası KOAH teşhisi konulan İzzet Armutçu (55), neredeyse çeyrek asır boyunca oksijen makinesine bağlı yaşadı. Armutçu, yıllar süren bekleyişin ardından yapılan akciğer nakliyle yeniden hayata tutundu. Çocukken geçirdiği zatürre rahatsızlığının ardından hastalığı ilerleyen ve KOAH tanısı konulan 55 yaşındaki İzzet Armutçu’nun sağlık durumu yıllar geçtikçe kötüleşti. 2001 yılından itibaren oksijen makinesine bağımlı hale gelen ve nefes açıcı ilaçlar kullanan Armutçu, yaklaşık 4 yıl önce organ nakil listesine alındı. Kendisine uygun akciğerin bulunacağı umuduyla yaklaşık 4 yıl listede bekleyen Armutçu, takip ve tedavilerinin yürütüldüğü Bilkent Şehir Hastanesi’nden sabaha karşı gelen telefonla yeniden hayata tutundu. Armutçu, beyin ölümü gerçekleşen ve organları bağışlanan kişiden alınan akciğerin nakledilmesiyle çeyrek asra yakın nefes mücadelesinde mutlu sona kavuştu. "Öyle zor şartlar yaşıyorsun ki ellerini açıp ‘Allah’ım yeter’ diye yalvarıyorsun" Çocukluğunda yaşadığı rahatsızlıktan ötürü zatürre teşhisi konulduğunu ve ilerleyen günlerde hastalığının KOAH’a evrildiğini belirten Armutçu, "En son akciğer sönmesi yaşadım. Akciğer sönmesi ile itibaren daha önce bir operasyon geçirdim ve daha sonra oksijen makinesi tercih edildi. Oksijen makinesi de bana yeterli gelmiyordu. Benim 25 yılım ölüm kalım savaşı gibi geçti diyebilirim çünkü insanız ihtiyaçlarımız ve yapamıyorsun. Bu sebepten dolayı da eşini, çocuklarını çağırıyorsun. Ben hastayım ama onlar da hasta gibi çünkü onları da etkiliyor. Moral olarak sıfır oluyorsun ve hastalığın daha da artıyor. Gece oluyor daralıyorsun, sabah oluyor uyuyamıyorsun. Öyle zor şartlar yaşıyorsun ki ellerini açıp ‘Allah’ım yeter’ diye yalvarıyorsun. Allah’ın gücüne gitmesin ama bunu dediğimiz çok oluyor. Bunu çekmek çok zor çünkü bir baş ağrısı, kırık veya fıtık gibi değil nefesin gelmiyor" ifadelerine yer verdi. "Pencereyi açıp kuş gibi uçasım geldi" Donörün bulunduğu haberini aldıktan sonra çok mutlu olduğunu ifade eden Armutçu, "Pencereyi açıp kuş gibi uçasım geldi. Öyle bir hayalim vardı. ‘Allah’ım ben bu günleri de mi yaşayacaktım’ dedim. İki şansım var; biri ölüm, biri naklim. Nakil olsam rahat nefes alıp yaşayacağım, öbürü de malum. Ailem bana çok fayda sağladı. Benim hem kolum hem bacağım oldular. Çok güzel teselli ettiler" şeklinde konuştu. "Oksijen makinesi olmadan koridorda 25 tur attım" Nakil ameliyatının gerçekleşmesinin ardından rahat bir şekilde nefes alabilmeye başladığını aktaran Armutçu, "5 metre yürüyemiyordum ama şimdi oksijen makinesiz koridorda 25 tur attım. Daha ben nakil olalı yaklaşık 1 ay oldu. Nakil gerçekten çok faydalı" ifadelerini kullandı. "Taburcu olunca en çok ailemle yemek yiyip, sohbet etmek istiyorum" Organ bağışı çağrısında bulunan Armutçu, "Hasta kardeşlerim rahat bir nefes alsın, sevinsinler. Onların duasını almak belki de çok üstündür. Ben donörüm için ‘Allah Rahmet eylesin, mekanı cennet olsun, Allah’ım sevdiklerine sabır eylesin’ diyorum. Taburcu olduktan sonra en çok ailemle yemek yiyip, sohbet etmek istiyorum. Enfeksiyon korkusundan kardeşim arıyordu çağıramıyordum. Ablam arıyordu eve davet edemiyordum. Çocuklarımla sohbet edemiyordum" dedi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Akciğer Nakli Merkez Sorumlusu ve Göğüs Cerrahisi Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Yekeler ise Armutçu’nun 3-4 yıldır nakil için bekleme listesinde yer aldığını ve 22 Temmuz’da çıkan dönör ile naklin gerçekleştirildiğini kaydetti. "Tüm vatandaşlarımızı beyin ölümü gerçekleştikten sonra organ bağışına davet ediyoruz" Tüm organ nakilleri içerisinde en fazla ölüm oranının organ naklinde gerçekleştiğini belirten Yekeler, "Biz, Akciğer naklinde beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan ancak organı alarak nakli gerçekleştirebiliyoruz. Bu da tabii ki akciğer naklini kadavraya bağımlı kılıyor. Dolayısıyla kadavradan yapılan organ nakillerinin canlıdan bağışa kıyasla çok az olduğu ülkemizde akciğer naklinin sayısı, bekleme listemizde olan hastanın eritilmesi yapılan bağışlarla mümkün olmaktadır. Dolayısıyla ülkemizdeki bu anlamda hassas olan tüm vatandaşlarımızı beyin ölümü gerçekleştikten sonra organ bağışına davet ediyoruz" dedi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesinin Akciğer Nakli Merkezinin ortaya koyduğu başarı ile Türkiye’deki en iyi merkez olduğunu ifade eden Yekeler, Türkiye’den daha önce akciğer nakline başlayan ülkelere göre kıyasla elde edilen bu başarının dünya ortalaması üzerinde olduğunun altını çizdi. "Akciğer naklindeki süremiz 4 ila 6 saat arasında değişmektedir" Akciğer naklinde yaşanan en büyük zorluklardan bir tanesinin donörden çıkarılan organın nakledilme süresi olduğuna dikkati çeken Yekeler, "Akciğer naklinde sonuçta iki organ nakli yapıyoruz. Akciğer naklindeki süremiz 4 ila 6 saat arasında değişmektedir. Bu da bizim için bu kadar zahmetli iki organ naklini yaptığımız koşuşturmacanın içerisinde bizi strese sokan en büyük sebep. Dolayısıyla biz kendimizi karaciğer ve böbrek nakli ile kıyas dahi etmiyoruz. Yapılan karaciğer ve böbrek nakillerinin yaklaşık yüzde 85’i canlıdan bağışla organ nakli şeklinde gerçekleşmektedir. Bu planlı bir ameliyat demektir ama akciğer nakli plansız bir ameliyattır. Büyük oranda nakillerimiz gece gerçekleşmekte ve plansız nakil olmakta. Akciğer naklindeki ekipte yer alan yaklaşık 20 arkadaşımız fedakarca bu faaliyetin içerisinde yer almaktadır" diye konuştu. Armutçu’nun ameliyatının ardından 20 gün geçtiğini ve bu süre ile yoğun bakım sürecinin atlatıldığını belirten Yekeler, ameliyatın ardından ilk günlerde organ reddinin yaşanmaması ve enfeksiyon oluşmaması verilen mücadelenin başarıyla tamamlandığını ifade etti. Ayrıca Prof. Dr. Yekeler, diğer organ bağışlarında çok düşük olan ret oranının akciğer naklinde yüzde 60’ları bulabildiğini de sözlerine ekledi.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:17
Türkiye’de bir ilk: Zihin Uygulamaları ve Araştırma Merkezi Trabzon’da açıldı
Trabzon’da sağlık alanında önemli bir adım daha atıldı. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta’nın katılımıyla, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Numune Kampüsü’nde Türkiye’nin ilk Zihin Uygulamaları ve Araştırma Merkezi hizmete girdi. Açılış törenine Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta’nın yanı sıra Trabzon İl Sağlık Müdürü Mehmet Topsakal, sağlık yöneticileri, akademisyenler ve davetliler katılırken, merkezin Türkiye’de nörogelişimsel bozukluklara yönelik yaklaşıma yeni bir soluk getirmesi hedefleniyor. Zihin Uygulamaları ve Araştırma Merkezi, özellikle otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü ile entelektüel yeti yitimi gibi nörogelişimsel bozukluklara odaklanacak. Merkezde, bu alanlarda erken tanı, bilimsel temelli müdahale ve yerli-milli program geliştirme çalışmaları yürütülecek. Merkezde Eye-tracking, ERP ve zebra balığı modeli gibi yenilikçi yöntemlerle tanı ve tedavi süreçlerine bilimsel katkı sağlanacak. Bu sayede hem çocukluk hem de ergenlik döneminde görülen nörogelişimsel sorunlara daha erken ve etkili müdahale edilebilecek. Merkez, sadece tedavi değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılması ve koruyucu ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılmasını da hedefliyor. Özellikle ergenlikten erişkinliğe geçiş sürecinde bireylere danışmanlık hizmeti verilecek. Aynı zamanda Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Geliştirme Merkezi (ÇÖZGEM) birimiyle koordineli çalışacak olan merkez, sağlık çalışanlarının araştırma kültürünü geliştirmesine katkı sunacak. Sağlık Bakanlığı’nın öncülüğünde ülke genelinde kurulması planlanan benzer merkezlerin yapılanmasına da model olacak. "Biz elimizden geldiğince bu tür merkezleri tüm ülkemizde destekler durumda faaliyetlerimize devam ettirmekteyiz" Türkiye’nin ilk Zihin Uygulamaları ve Araştırma Merkezi’nin açılışta töreninde konuşan Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, "Genel hizmeti herkes verebiliyor. Ama özellikli hizmetleri ve bu nadir hastalıklara özel, özellikli hizmetleri yapabilmek her hastanenin veya her ilin harcı olmuyor. Bu anlamda Trabzon’un bunu başaran iller içerisinde sayılıyor olması hepimizin gururu olsa gerek. Otizm Merkezi de bunlardan biri ve gerçekten nadir hastalıklar içerisinde otizmin yeri de oldukça fazla. Biz bunu, buradaki İl Müdürlüğümüz döneminde önceliklendirmeye gayret ettik. Şimdi de yeni il müdürümüze ve baş hekimimize nasip olan şekliyle açılışını da yapmış oluyoruz. Biz elimizden geldiğince bu tür merkezleri tüm ülkemizde destekler durumda faaliyetlerimize devam ettirmekteyiz. Bunun tabii bir diğer ayağı daha var. Su ürünleriyle bağlantılı bir ayağı. Bir laboratuvar kurulumu daha olacak inşallah. Onu da biz yine elimizden geldiğince desteğimizi vermeye gayret edeceğiz. Ve inşallah buradan yola çıkarak tüm ülkemizde otizmle ilgili tanı ve tedavi yöntemleriyle vatandaşımızın, çocuklarımızın, gençlerimizin hizmetini sağlık anlamında daha ilerilere taşıyacağız ve eksiksiz, bir şekilde hizmetimizi vermiş olacağız. Bu merkezi inşallah bugün faaliyete geçirdiğimiz gibi bundan sonraki süreçte de yaşatacaklar ve katkı sağlayarak daha ilerilere taşıyacaklardır" dedi. Trabzon İl Sağlık Müdürü Mehmet Topsakal ise "Türkiye’de bir ilk. Yani konusunda çocuk ve ergen psikiyatrisi ile ilgili hastalıklarının tanısal değerlendirmelerinde belki ilk yapılan yapılan bir uygulama, bir bölüm. İnşallah hem bilime hem ülkemize hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum" diye konuştu.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:08
Miyomlar gebeliğe engel mi?
Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kadınlarda sık görülen miyomların hem hayat kalitesini hem de gebelik sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirterek, "Miyomlar iyi huylu tümörlerdir ancak zamanında tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınmalıdır" dedi. Miyomların rahmin kas dokusundan köken aldığını ve genellikle yavaş büyüdüğünü ifade eden Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bu oluşumlar genellikle kötü huyluya dönüşmez. Kansere çevirme oranı binde bir ila dört arasında olup oldukça düşüktür" şeklinde konuştu. Miyomların en sık neden olduğu şikayetin anormal kanamalar olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "Bazı hastalar düzensiz, bazen şiddetli, bazen fark edilemeyecek düzeyde kanamalar yaşar. Bu durum hem hastayı anemik bırakır hem de yaşam kalitesini bozar" ifadelerini kullandı. Diğer organlara baskı yapabiliyor Miyomların sadece rahmi değil, çevresindeki organları da etkileyebildiğini dile getiren Doç. Dr. Adnan Orhan, "İdrar torbasına baskı yaparak sık idrara çıkma, idrar kaçırma ya da idrar yapamama gibi şikayetlere neden olabilir. Aynı zamanda kabızlık, ishal veya dışkılama hissinin tam geçmemesi gibi sindirim sistemi şikayetlerine de yol açabilir" diye konuştu. Ani büyüyen miyomların nadiren kansere dönüşebileceğine dikkat çeken Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, bu duruma "Leiomyosarkom" adı verildiğini belirtti. Gebelikte miyom tehlikesi Miyomların gebeliğe engel olmayabileceğini ancak gebeliğin seyrini olumsuz etkileyebileceğini aktaran Doç. Dr. Adnan Orhan, "Miyom gebeliğin başında düşüklere, ilerleyen dönemlerde ise erken doğuma yol açabilir. Bazen 18. haftada düşükle sonuçlanan vakalarla karşılaşıyoruz" şeklinde konuştu. Yaşadığı bir olayı örnek veren Doç. Dr. Adnan Orhan, "Bir hastamızda miyomlara bağlı olarak gebeliği çok riskli geçti. Ağrıları dayanılmaz seviyeye gelmesine rağmen 36. haftaya kadar bebeği taşıyabildi. Ancak sezaryen sırasında erken doğum riski nedeniyle bebeği almak zorunda kaldık" dedi. Miyom tedavisinde modern yöntemler Miyomların tedavisinde kapalı yöntemlerin öncelikli tercih olduğunu belirten Doç. Dr. Adnan Orhan, "Rahmin içindeki miyomlar histeroskopi ile, karın içindeki miyomlar ise laparoskopik yöntemle temizlenebilir. Çok büyük miyomlarda açık cerrahiye başvurabiliyoruz" şeklinde konuştu. Sezaryen esnasında miyom ameliyatı yapmanın riskli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Orhan, "Miyomlar kanamalı dokular olduğu için bu işlemi genellikle sonraya bırakıyoruz" dedi. Rahmin tamamen alınmasının her hasta için gerekli olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Orhan, "45-50 yaş altı kadınlarda, özellikle doğurganlık planı olanlarda yalnızca miyomları almayı tercih ediyoruz. Menopoza yaklaşmış ve doğum planı olmayan kadınlarda ise rahmin alınması gündeme gelebilir" diye konuştu. Tanı koymak kolay, tedavi planı net Jinekologlar açısından miyom tanısının kolay olduğuna dikkat çeken Orhan, "Muayene esnasında vajinal ya da karından yapılan ultrasonla miyomları rahatlıkla tespit edebiliyoruz. Gerekli durumlarda MR ile 3 boyutlu planlama yaparak ameliyat sürecini ayrıntılı hazırlıyoruz" şeklinde konuştu. Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Adnan Orhan, kendisine 20. haftada düşük tehdidiyle başvuran bir hastanın hikayesini şu sözlerle paylaştı: "Hastamızın rahmi 15’e yakın, en büyüğü 10 santim olan miyomlarla doluydu. Rahim büyümüş, bebek gelişememişti ve ne yazık ki düşük gerçekleşti. 6 ay takip ettik, MR ve ultrasonla yerlerini netleştirdik. Ardından tüm miyomlarını ameliyatla temizledik. Bir yıl sonra hastamız yeniden gebe kaldı. Şu anda 32. haftada ve gebeliği sağlıklı bir şekilde ilerliyor."
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:02
Yaşlı hasta 15 dakikalık müdahale ile sağlığına kavuştu
Şanlıurfa’da 94 yaşındaki hasta, 15 dakikalık başarılı operasyon sonucu sağlığına kavuştu. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, 94 yaşındaki kadın hastanın parçalı kalça kırığını kapalı çivi yöntemiyle tedavi etti. Yalnızca 15 dakika süren operasyonla hasta sağlığına kavuştu. Op. Dr. Ahmet Müdüroğlu, "Hastamız 94 yaşında, ileri yaşta olması, birçok ek hastalığının bulunması ve kalça kemiğinde parçalı kırık olması sebebiyle merkezimize başvurdu. Kapalı çivi yöntemiyle PFN ameliyatını 15 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirdik. Ameliyat sonrası takiplerini servisimizde yapıyoruz" dedi. Birecik’ten geldiklerini belirten hasta yakını ise "Riskli olmasına rağmen Ahmet hocamız hastamızı kabul ederek elinden gelen her şeyi yaptı. Çok şükür ameliyatımız başarılı bir şekilde gerçekleşti. Hocamıza teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Op. Dr. Müdüroğlu, uygun hastalarda uygulanan kalça çivisi (PFN) yönteminin düşük kan kaybı, kısa ameliyat süresi, erken yük verme ve yürüme imkanı, hastanede kalış süresinin azalması ve enfeksiyon riskinin düşmesi gibi avantajlarıyla diğer yöntemlere göre daha iyi olduğunu belirtti.
15 Ağustos 2025 Cuma - 11:02
Uzmanından uyarı: İdrar yolu enfeksiyonlarına karşı dikkatli olun
Böbreklere kadar ilerleyen idrar yolu enfeksiyonları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Mehmet Ziya Mocan, "İdrar yolları enfeksiyonları (İYE), toplumda özellikle kadınlar arasında yaygın olarak görülen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyon hastalıkları arasında yer alıyor. Genellikle bakterilerin idrar yollarına ulaşarak çoğalması sonucu oluşan bu enfeksiyonlar, tedavi edilmediğinde böbreklere kadar ilerleyebiliyor ve kalıcı hasarlara neden olabiliyor" dedi. Kadınlarda İYE görülme sıklığının daha fazla olmasının nedeni, üretranın kısa olması ve genital bölge enfeksiyonlarının kolaylıkla idrar yollarına bulaşabilmesidir. Medicana Ataköy Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Mocan, genç kadınların yüzde 30’u, tüm kadınların ise yaklaşık yüzde 50’si hayatlarının bir döneminde en az bir kez bu enfeksiyonu geçirdiğini belirtti. ’’En sık E. Coli bakterisi etkendir’’ İYE’lere en sık neden olan bakterinin Escherichia coli (E. Coli) olduğunu ifade eden Prof. Dr. Mocan, "Bunun dışında Stafilokok, Klebsiella, Proteus, Pseudomonas, Enterokoklar ve uzun süreli antibiyotik kullanımına bağlı olarak Candida gibi mantarlar da etken olabilir. Özellikle kateter kullanımı, bu enfeksiyonların gelişme riskini artırmaktadır. Alt idrar yollarında meydana gelen enfeksiyonlar ’sistit’ ve ’üretrit’, üst idrar yollarını etkileyenler ise ’pyelonefrit’ olarak adlandırılır. Alt idrar yolu enfeksiyonlarında sık idrara çıkma, idrar yaparken yanma ve idrar kaçırma gibi belirtiler görülürken; pyelonefritte ateş, bel ağrısı, bulantı, kusma ve genel durum bozukluğu ön plandadır" şeklinde konuştu. Tanı ve tedavide gecikmeyin "İdrar yolu enfeksiyonlarında tanı genellikle idrar tahlili ve idrar kültürü ile konulur" diyen Mocan, "Tedavi, enfeksiyonun yerine, şiddetine, hastanın yaşı ve gebelik durumu gibi faktörlere göre planlanır. Uygun antibiyotik kullanımı, bol su tüketimi, hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Gebelikte ve çocuklarda daha önemli "Gebelerde İYE’ler, düşük doğum ağırlıklı bebeklere veya erken doğumlara neden olabilir" diyen Prof. Dr. Mocan, "Bu nedenle gebelerin her ay düzenli idrar tahlili yaptırması önerilir. Akut pyelonefrit görülen gebeler mutlaka hastaneye yatırılarak serum tedavisi ile izlenmelidir. Çocuklarda ise huzursuzluk, idrarda kötü koku, ateş, karın ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Erken teşhis, ileride oluşabilecek böbrek hasarlarının önlenmesi açısından kritik öneme sahiptir" şeklinde konuştu. Korunma yolları Prof. Dr. Ziya Mocan idrar yolu enfeksiyonlarından korunma yollarını şöyle sıraladı: "Bol su tüketimi (günde 2,5-3 litre) Kişisel hijyen ve genital bölge temizliği Islak mayo ile uzun süre kalmaktan kaçınmak Ayakları sıcak tutmak Soğuk havalarda dikkatli olmak Cinsel hijyene dikkat etmek Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak"
15 Ağustos 2025 Cuma - 10:49
Fındık işçilerine yaşam alanlarında sağlık hizmeti
49 yaş kadın, gebe, lohusa izlemleri yapılarak tespit edilen eksik aşılar aile sağlığı merkezleri ile koordineli şekilde tamamlanıyor. Düzce’nin önemli tarım kaynağı olan fındık hasadı devam ediyor. Fındık toplamak için yurdun çeşitli bölgelerinden gelen fındık işçilerinin sağlıklı yaşamları için çalışmalar yapılıyor. Akçakoca İlçesinde fındık hasadının başlamasıyla birlikte doğu ve güneydoğu illeri başta olmak üzere farklı şehirlerden ilçeye gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik saha çalışmaları her yıl olduğu gibi bu yıl da titizlikle yürütülmeye devam etmektedir. Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekiplerimizce saha çalışmaları kapsamında mevsimlik tarım işçileri yaşam alanlarında ziyaret edilerek yaşam alanları değerlendirilmekte, bebek, çocuk, adolesan, 15-49 yaş kadın, gebe, lohusa izlemleri yapılmakta, tespit edilen eksik aşılar aile sağlığı merkezleri ile koordineli şekilde tamamlanmakta. Ayrıca ziyaretler sırasında; üreme sağlığı hizmetleri, anne sütü ve emzirme, aile planlaması, hijyen, çevre sağlığı ve güvenliği, su güvenliği, kırım kongo kanamalı ateşi, sıcaklarda alınması gereken önlemler ve kanser taramaları konularında eğitimler gerçekleştiriliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder