Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58
Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş"
KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:43
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ziyaret saatleri açıklaması
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hasta ziyaretlerine ilişkin düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, hastaların daha sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir ortamda tedavi görebilmesi amacıyla ziyaret saatlerinin yeniden belirlendiği bildirildi. Açıklamaya göre, hasta ziyaretleri her gün 13:30-14:30 saatleri arasında ve akşam 19:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilebilecek. Bu saatlerin, hastaların bakım, tedavi ve dinlenme süreçleri dikkate alınarak düzenlendiği ifade edildi. Hastane yönetimi, hastanın sağlık durumuna bağlı olarak ziyaretlerin hekim kararıyla sınırlandırılabileceğini ya da tamamen yasaklanabileceğini vurguladı. Ayrıca, ziyaretçi sayısının sınırlı tutulması ve ziyaret süresinin mümkün olduğunca kısa olması gerektiği belirtildi. Yetkililer, özellikle enfeksiyon riskini azaltmak ve sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesi için belirlenen saatler dışında hasta ziyaretine kesinlikle izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
3
01 Mayıs 2026 Cuma- 23:58
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:16
Aydın Devlet Hastanesi’nin taşınma takvimi belirlendi
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:54
Beyoğlu’nda kanser hastalarına ücretsiz konaklama desteği
Türk Kanser Derneği, İstanbul dışından tedaviye gelen kanser hastaları ve refakatçilerine ücretsiz konaklama desteği sunuyor.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42
Konyaaltı Belediyesi organ nakline farkındalık oluşturacak
Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Başkan Kotan, "Organ naklinin öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" dedi. Konyaaltı Belediyesi, organ nakli konusunda da adımlar atmaya hazırlanıyor. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede, iş birliği içerisinde yapılabilecekler ve organ naklinin önemi konuşuldu. Kotan, Türkiye’de yaklaşık 34 bin hastanın organ ve doku nakli beklediğine dikkat çekerken, Dernek Başkanı Hasan Kayhan Başkan Kotan’a, organ nakli başta olmak üzere sağlık konularındaki duyarlılığından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. "Organ naklinin hayati öneminin farkındayız" Kotan, "Öncelikle çalışmalarınızı yakından takip ettiğimi söylemek istiyorum. Çok kritik bir görev üstleniyor, insanların hayatına dokunuyorsunuz. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. Kendilerine her türlü desteği sağlayacaklarını ve birlikte çalışmaktan gurur duyacağını vurgulayan Başkan Kotan, "Organ naklinin hayati öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" diye konuştu. Konyaaltı’nda yapılan sağlık çalışmalarına değinen Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan, "Konyaaltı’nda siz göreve geldikten sonra sağlık için atılan adımları takip ediyoruz. Atılan o adımlar gibi organ nakline de farkındalık sağlayacağınıza eminiz. Hassasiyetiniz ve çalışmalarınız için size ve tüm ekibinize teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42
Sağlığınız gözünüzden okunsun
Göz sağlığıyla ilgili doğru kabul edilen yanlışları da açıklayan Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Gökhan Kerci, "Göz, kalp hastalıklarından tansiyona, diyabetten şeker hastalığına kadar birçok hastalığın habercisi olabilir. O yüzden gözle ilgili hiçbir şikayet yokken bile yılda bir kez muayeneye gidilmeli" diye konuştu. Göz, yalnızca görme işleviyle değil, aynı zamanda insan vücudu hakkında önemli sağlık verileri sunmasıyla da dikkat çeken bir duyu organı. Kalp sağlığından tansiyona kadar birçok rahatsızlığın ipuçları gözde ortaya çıkabiliyor. Ancak toplumda göz sağlığıyla ilgili pek çok yanlış bilgi dolaşıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözler vücutla ilgili çok şey söyler. Kişinin ne kadar zamandır tansiyonu olduğunu göz doktoru tespit edebilir. Diyabet hastası için verilecek ilacı göz doktoru değerlendirebilir. Göz doktorları, hastanın gözünün içine bakarak kalp krizi geçirme riskini bile söyleyebilir. Bu yüzden düzenli göz muayenesi hayati önem taşıyor. En sağlıklı insanın bile yılda bir kez göz muayenesine gitmesi gerek" ifadelerini kullandı. Gözü hareket ettirmek numarasını azaltmaz Halk arasında doğru olarak kabul edilen yanlışlardan ilkinin gözlük kullanımıyla ilgili olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözlük temel olarak görmeyi netleştirmek ve ağrıyı azaltmak amacıyla kullanılır. Miyop olan çocuklarda gözlük kullanılmaması ise numaranın artmasına neden olabilir. Eskiden çocuklara bilinçli olarak düşük numaralı gözlük verilirdi, ancak artık numarasına göre gözlük veriliyor. Bu da miyopi ilerlemesini yavaşlatıyor. Gözleri sağa, sola, yukarı, aşağı hareket ettirerek yapılan egzersizlerin göz numarasını azaltacağı inancı yanlıştır. Bunun yalnızca bazı kas bozukluklarında işe yaramaktadır" dedi. Güneş katarakt yapmaz ama göze zarar verebilir Halk arasında bilinen bir diğer mitin de Güneş ışınlarının katarakta neden olduğu yönündeki algı olduğunu aktaran Op. Dr. Gökhan Kerci, "Güneşli günlerde gözlük takmamak katarakt yapmaz ama güneş ışınları göz kapaklarına ve göz içine zarar verebilir. Sarı nokta hastalığının tetikleyicilerinden biri de güneştir" dedi. Fazla A vitamini tüketimine dikkat Bir diğer yanlış algının da A vitamini tüketimi hakkında olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "A vitamininin fazla kullanılmasının göze ciddi zararları vardır. Fazla A vitamini alımı gözün içindeki bazı sinir hücrelerinin ölümüne neden oluyor. Bir hastalığınız varsa mesela fazla A vitamini aldığınızda hastalığınızın ilerlemesi hızlanabilir" mesajını verdi. Sadece ekrana bakmak gözü rahatsız etmiyor Göz numarasının artmasına neden olan 3 temel nedenin mesafe, süre ve ışık olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gökhan Kerci, "Sadece ekrana bakmak değil; az ışıklı bir ortamda kitap okumak, görmek için dar bir mesafeden herhangi bir şeye bakmak, gözleri dinlendirmemek gibi etkenler miyopiyi tetikliyor. Bu nedenle her işinizi aydınlık bir ortamda, görüş mesafesini koruyarak ve gözünüze dinlenme süreleri tanıyarak yapmanız gerekir" dedi. Uyuyamıyorsanız nedeni ekran Mavi ışık filtresini her gözlüğe uygulamanın ne derece gerekli olduğu konusunda açıklama yapan Op. Dr. Gökhan Kerci, "İnsanlar artık mavi ışığı sadece güneşten almıyor. Cep telefonlarımız, tabletlerimiz, bilgisayarlarımız hepsinde çok yüksek mavi ışık var. Eğer siz gece 00.00’a kadar ekrana bakmaya devam ederseniz beyniniz hiçbir zaman gece olduğunu hissetmez ve melatonin salgılamaz. Uyku hormonu salgılanmadığı için, sağa sola dönseniz de uyuyamazsınız. Bizim karanlık olduğunu anlatabilmek için mavi filtreye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:17
EÜTF Hastanesi Merkezi Ameliyathanede ilk operasyon yapıldı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesinde kısa süre önce açılışı yapılan merkezi ameliyathanede hali hazırda devam eden günübirlik cerrahi işlemlere ek olarak Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı tarafından ilk cerrahi operasyon başarıyla gerçekleştirildi. İçerisinde 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205 erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odaları bulunan, ileri tıp teknolojileri ile donatılı dev sağlık kompleksi niteliğindeki merkezi ameliyathanede cerrahi operasyonlar yapılmaya başlandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt ile birlikte Merkezi Ameliyathaneyi ziyaret etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, operasyonu gerçekleştiren Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün’den bilgi aldı. Prof. Dr. Budak, Türkiye’nin tıp eğitimi ve klinik araştırmalar başta olmak üzere sağlık hizmeti sunumunda uluslararası referans merkezi olan Tıp Fakültesi Hastanesinde açılışı yapılan Merkezi Ameliyathanede cerrahi operasyonların yapılmaya başladığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Tam akredite, sağlık temalı, araştırma üniversitemiz bünyesinde kısa süre önce Merkezi Ameliyathanemizin açılışını yaparak hizmet sunumuna başlamıştık. Üniversitemizin topluma katkı misyonu doğrultusunda özel ehemmiyet gösterdiğimiz konuların başında sağlık hizmetleri geliyor. Başta ilimiz ve bölgemiz olmak üzere vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak hedefi ile Tıp Fakültesi Hastanemizin altyapısını ve donanımını günün şartları doğrultusunda sürekli güncelledik ve son teknolojik cihazlarla donattık. Bu kapsamda; bünyesinde ameliyathaneler, doğum odaları, endoskopi salonları bulunan modern ameliyathanemizi hizmete açarak cerrahi işlemler yapılmaya başladı. Bugün nitelikli sağlık hizmeti vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz, ileri teknolojiyle donatılmış ve bölgemizin sağlık kapasitesine yeni bir boyut kazandıran Merkezi Ameliyathanemizi ziyaret ettik. Bölgemizin en kapsamlı cerrahi merkezlerinden ve güçlü bir sağlık üssü olarak konumlanan yeni merkezimizle; ileri teknolojiyle donatılmış altyapısı, güçlü araştırma ekosistemi ve uygulamalı klinik görüntüleme sistemleriyle kesintisiz ve sürdürülebilir sağlık hizmetleri sunuyoruz. Yenidoğandan yetişkinlere kadar her yaş grubunun ihtiyaçlarına yönelik donanımla hizmet veren Merkezi Ameliyathanemizde, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalımız ilk cerrahi vakalarını başarıyla gerçekleştirdi. Emeği geçen sağlık ekiplerimize teşekkür ediyorum. Ege Üniversitesi olarak yalnızca akademik ve bilimsel üretimimizle değil; sağlık temalı araştırma üniversitesi kimliğimizle toplumun her kesimine sunduğumuz yüksek standartlı sağlık hizmetleriyle de öncü konumumuzu kararlılıkla güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi. "Son teknoloji ile çeşitli sağlık hizmetleri sunuluyor" EÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Akıllı ve ileri tıp teknolojileri ile donanımlı, modern imkânlara sahip yeni Merkezi Ameliyathanemizde hizmet üretmekten çok memnunuz. Hâlihazırda operasyonların devam ettiği Merkezi Ameliyathanemizin zemin katında; Preoperatif hasta değerlendirme ünitesi aktif olarak hizmet vermektedir. Bu ünitede, yapısı itibari ile cerrahi öncesi tüm tetkik ve konsültasyonların tek bir alanda yürütülmekte ve hastalara konforlu bir sağlık hizmeti sunulmaktadır. Radyoloji Merkezi; direkt röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve ultrason hizmetleri de hem operasyon öncesi tetkiklerde hem de ana binadaki hasta yükünü destekler şekilde aktif çalışmaktadır. Günübirlik ameliyathane odalarında aktif olarak göz operasyonları, çocuk cerrahisi operasyonları yapılmaktadır. 14 salonlu bu bölümde diğer branş operasyonları da en kısa zamanda başlatılacaktır. Çok yakın zamanda erişkin ve çocuk hastalara Bronkoskopi, Endoskopi, Kolonokopi, ERCP ve EUS gibi modern tedavilerin uygulanacağı 8 salonlu Endoskopi Ünitesi işler hale gelecektir. Yine akabinde 9 doğum odası, 2 sezaryen odası ve 8 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan doğumhane birimi hizmete açılacaktır" diye konuştu. Merkezi Ameliyathanenin yakın zamanda tam kapasite hizmete başlayacağını ifade ede Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Kaliteli ve konforlu sağlık eğitimi ve hizmeti verebilmemiz için üniversitemizin tüm imkanlarını seferber eden Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a çok teşekkür ediyorum" dedi. "Hastamızın sağlığı gayet iyi" Gerçekleştirilen ilk ameliyatla ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün ise "Merkezi Ameliyathanemizde ilk operasyonumuzu yaptık. ‘Portal Hipertansiyon’ hastası bir çocuğumuza bir şant revizyonu operasyonunu başarı ile gerçekleştirdik. Bu çok ender bir durum. Karaciğere giden portal venin tromboze (pıhtı ile tıkanma) olması sonucu sindirim sisteminde, yemek borusunun alt kısmında ve midede oluşan varisler ile karakterize bir klinik durum. Varislerin kanaması yaşamı tehdit edici olabiliyor. Bu hastalara değişik şant ameliyatı seçeneklerinden hasta için uygun olanını uygulayarak sindirim sistemindeki basıncı kontrol altına alıyoruz. Bu çocuk hastamıza daha önce sant ameliyatı yapılmıştı. Yaşına uygun olarak revizyon yaptık. Hastamızın sağlığı gayet iyi" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:13
Atıl durumda bulunan bina Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek
Trabzon’un Akçaabat ilçesi Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ve uzun süredir atıl durumda duran bina restore edilerek Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek. Merkezin 2026 yılı sonunda hizmete açılması hedefleniyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Alzheimer Merkezi ve Gündüz Bakımevi projesini hayata geçiriyor. Akçaabat’ın Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ancak uzun süredir kullanılmayan binanın restore edileceği ve 2026 yılı sonunda Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak vatandaşların hizmetine sunulacağı açıklandı. Bin 572 metrekare üzerine kurulu bina 6 kattan oluşuyor. En alt katında depo, üzerinde lavabolar ve şadırvan alanı, üst katta ise lokal alanları mevcut olan binanın diğer 3 katı ise sosyal alan olarak planlanıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yaklaşık 3 ay önce Ankara’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı ziyaret etmiş ve Trabzon’a kazandırılacak iki önemli sosyal proje için destek talebinde bulunmuştu. Bakan Göktaş ile Engelsiz Yaşam ve Otizm Merkezi Projesi’nin başlatılması ve Söğütlü Alzheimer Gündüz Bakımevi Projesi’nin hayata geçirilmesi konusunda mutabakata varılmıştı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:34
"Düz tabanlık ve içe basma çocuklarda erken tanıyla düzelebilir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklardaki yürüyüş bozukluklarına ilişkin, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir. Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. Çocuklarda görülen yürüme bozuklukları ve ayak şekli farklılıkları, aileleri endişelendiren en sık ortopedik sorunlardan biri. Özellikle içe basma (intoeing) ve düztabanlık çoğu zaman büyüme sürecinin doğal bir parçası olabilirken, bazı durumlarda tedavi gerektirebiliyor. VM Medical Park Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklarda sık görülen yürüme bozukluklarının erken dönemde fark edilip takip edilmesi halinde büyük oranda tedaviyle düzelebileceğini vurguladı. "Çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzelebilir" Çocuklarda içe basmanın genellikle uyluk kemiği üst kısmı ya da kaval kemiği hizalanmasındaki farklılıklardan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bu durum özellikle okul öncesi dönemde sık görülür ve çocuk büyüdükçe zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Ancak düzelmenin beklenmediği ya da sorunların ilerlediği vakalarda erken ortopedik muayene büyük önem taşır" dedi. Düztabanlığın ise ayağın kavisinin gelişmemesi ile ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Çamurcu, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis önem taşır" Bursa gibi büyük şehirlerde çocukların hem okul hem de spor hayatının yoğun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çamurcu, basit görünen yürüme bozukluklarının zamanla ciddi ortopedik problemlere dönüşebileceğini söyledi. Prof. Dr. Çamur, "Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. "Aileler çocuklarının yürüyüşünü gözlemlemeli" Çocuklarda yürüme ve ayak problemlerinin her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini ancak göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çamurcu, ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Çocuğun yürüyüşü düzenli olarak gözlemlenmeli, ayakkabılarında tek taraflı aşınma olup olmadığı kontrol edilmeli, sık düşme veya sporda zorlanma takip edilmeli, çocuk ayağında veya bacaklarında ağrıdan şikayet ediyorsa vakit kaybetmeden uzman görüşü alınmalı." "Sağlıklı geleceğe adım atmak mümkün" Erken dönemde yapılacak müdahaleler sayesinde çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebileceğini belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bilinçli aile yaklaşımı, düzenli muayeneler ve doğru tedavi yöntemleriyle çocuklar sağlıklı bir geleceğe adım atabilir" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:20
"Mikroplastikler kalp krizi ve inme riskini artırıyor"
Mikroplastiklerin bireyin sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, "Mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturuyor. Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Doğaç Okşen, çapı 5 milimetreden küçük olan ve çevrede biriken plastik parçacıklar olarak tanımlanan mikroplastiklerin kalp ve damar sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. "İnsan sağlığı için ciddi tehdit" Dr. Öğr. Üyesi Okşen, son yıllarda çevre kirliliği ve mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkilerinin giderek önem kazandığını belirterek, "Mikroplastiklere örnek olarak plastik şişe parçacıkları, naylon poşet kırıntıları, sentetik kıyafetlerden (polyester gibi) yıkama sırasında kopan lifler, araç lastiklerinden aşınan kauçuk parçacıkları ve kozmetik ürünler (peeling jelleri) verilebilir. Bunlar gibi çeşitli mikroplastikler sadece deniz ürünleri ve ekosistem için değil, insan kalp ve damar sağlığı için de ciddi bir risk oluşturur" diye konuştu. Dr. Öğr. Üyesi Okşen, ACC.25 Amerikan Kardiyoloji Koleji Kongresi’nde sunulan ve The Lancet gibi uluslararası dergilerde yayımlanan verileri hatırlatarak, "Araştırmalar, mikroplastiklerin doğrudan kalp dokusu ve damar plaklarında birikebildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Vücuda giriş yolları" Mikroplastiklerin boyutlarının 1 mikrometre ile 5 milimetre arasında değiştiğini anlatan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Birincil mikroplastikler kozmetik ve tekstil ürünlerinden kaynaklanırken, ikincil mikroplastikler büyük plastiklerin parçalanmasıyla oluşuyor. Vücuda giriş yolları arasında sindirim sistemi, solunum ve deri ile anneden bebeğine (plesantal) geçiş bulunuyor. Son biyolojik analizlerde, mikroplastiklerin kan plazmasında, damar plaklarında ve kalp dokusunda saptandığı görüldü" dedi. "Damar sağlığı üzerindeki etkileri" Dr. Öğr. Üyesi Okşen, mikroplastiklerin özellikle nanoplastik boyutlarındaki parçalarının damar duvarına ulaşıp endotel disfonksiyonu, kronik inflamasyon (iltihap) ve oksidatif stres yoluyla kalp krizi ve inme riskini artırdığını belirterek, "2025’te San Diego’da gerçekleşen ACC.25 Kongresi’nde yapılan çok merkezli çalışmada, karotis endarterektomi yapılan hastaların damar plaklarının yüzde 58’inde mikroplastik tespit edildi. Bu grupta üç yıllık takipte kalp krizi, inme veya ölüm riski 4,5 kat arttı" diye konuştu. "Kalp krizi inme riskini yükseltiyor" Mikroplastiklerin damar sağlığı üzerindeki etkilerinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mekanik tahriş, kimyasal toksisite ve çevresel toksinlerin taşınmasıdır. Uzun vadede aterosklerotik plak oluşumunu hızlandırıyor ve kalp krizi ile inme riskini yükseltiyor" dedi. "Alınabilecek bireysel önlemler" Bireysel önlemler konusunda uyarılarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Tek kullanımlık plastiklerden mümkün olduğunca kaçının, plastik kaplarda yiyecek ısıtmayın, cam şişe veya filtrelenmiş musluk suyu kullanın. Sentetik tekstil yerine doğal lifleri tercih edin. Ayrıca, güvenilir kaynaklardan balık ve deniz ürünleri temin edin" ifadelerini kullandı. "Toplumsal ve yasal önlemler" Toplumsal önlemlere de değinen Dr. Öğr. Üyesi Okşen, "Mikroplastik içeren kozmetik ve temizlik ürünlerinin yasaklanması, plastik üretimi ve geri dönüşüm süreçlerinde sıkı düzenlemeler ve gıda ambalajlarında plastik kullanımının azaltılması büyük önem taşıyor. Kalp-damar sağlığı ve çevre sağlığı artık birbirinden ayrı düşünülemez. Mikroplastikler gibi yeni tehditler, hem bireysel alışkanlıkları hem de toplumsal politikaları yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılıyor" diyerek sözlerini noktaladı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:07
Sürekli yorgunluk ve halsizlik, lösemi belirtisi olabilir
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, lösemide erken tanı ve modern tedavi ile ilgili bilgi verdi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, lösemide erken tanının ve modern tedavinin önemine dikkat çekti. Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, "Lösemi ve diğer kan hastalıkları, başlangıçta fark edilmediğinde hızla ilerleyerek hayatı tehdit edebilen ciddi rahatsızlıklardır" dedi. "Sürekli yorgunluk ve halsizlik, lösemi belirtisi olabilir" Prof. Dr. Ünal, "Lösemi, vücudun savunma sistemi olarak görev yapan beyaz kan hücrelerinde başlayan bir kanser türüdür. Halsizlik, sürekli enfeksiyonlar, kolay morarma ve kanama gibi belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzman desteği almak hayati önem taşır. Risk faktörleri genetik yatkınlık, kimyasal maddelere maruz kalma, radyasyon etkisi, bağışıklık sistemi zayıflıkları, sürekli yorgunluk ve halsizlik, nedensiz kilo kaybı, gece terlemeleri, sık tekrar eden enfeksiyonlar" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ünal, "Lösemi başlangıçta grip benzeri şikayetlerle karışabilir. Bu nedenle, belirtiler ihmal edilmemeli, kan testleri ve kemik iliği incelemeleriyle erken tanı konmalıdır. Erken teşhis ve doğru tedaviyle çocuklarımızın yaşam kalitesini artırıyor, hastalığın seyrini olumlu yönde değiştiriyoruz" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:06
Yaz aylarında çocuk sağlığına dikkat
Yaz aylarında artan sıcaklık ve açık hava aktiviteleri, çocuklarda çeşitli sağlık sorunlarının görülme sıklığını artırıyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yazın en sık görülen sağlık sorunları, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Sıcak havalar, tatil ve açık hava aktiviteleriyle yaz ayları çocuklar için hem eğlenceli hem de riskli bir dönem olabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Osman Vural, yaz döneminde özellikle göz enfeksiyonları, ishal, cilt mantarları, idrar yolu enfeksiyonları ve böcek ısırıkları konusu dikkatli olunması gerektiğini ve alınması gereken önlemleri anlattı. Göz enfeksiyonlarında erken müdahale önemli Yaz aylarında sıcak havalardan bunalan aileler, serinlemek ve çocuklarının keyifli vakit geçirmesini sağlamak için havuz ve deniz tatilini tercih ediyor. Genel olarak denizin, doğal yapısı sayesinde çocuk sağlığı açısından daha avantajlı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Havuz ve deniz sularında bulunan mikroplar gözlerde kızarıklık, batma, ağrı ve çapaklanmaya yol açabilir. Enfeksiyon ilerlediğinde göz etrafında şişlik oluşur. Bu durum ‘orbital selülit’ olarak adlandırılır ve acil tedavi gerektirir’’ dedi. "Açık yaralarla denize girmeyin" Vibrio bakterisi gibi denizden bulaşabilecek mikroplara dikkat çeken Uzm. Dr. Osman Vural, "Bazı vibrio türleri, açık bir yarada cilt enfeksiyonuna neden olabilir. Açık yaralarla denize girmek enfeksiyon riskini artırır. Kabuk bağlamış yaralarda risk düşer ancak tamamen iyileşmemiş yaralar korunmalıdır" şeklinde konuştu. Havuzlardan bulaşan ishaller tehlikeli Havuz sularında E. coli, amip ve parazit gibi mikroorganizmaların bulunabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Çocuklara havuz veya deniz suyu yutmamaları öğretilmeli. Havuzdan çıktıktan sonra mayo değiştirmek ve mümkünse küçük çocuklarda denizin tercih edilmesi önemli, çocuklar havuza girse bile sonrasında muhakkak denize ve duşa sokulmalı. Ayrıca ıslak zeminler, ortak havlular, duşlar ve soyunma odaları mantar enfeksiyonlarını artırır. Bu nedenle çocuklar mutlaka terlik kullanmalı, pamuklu kıyafetler tercih edilmeli ve kişisel eşyalar paylaşılmamalıdır" uyarısında bulundu. Sıvı tüketimine dikkat Yazın yetersiz sıvı tüketiminin idrarın yoğunlaşarak bakteri üremesine zemin hazırladığını belirten Uzm. Dr. Osman Vural, "Bol su içilmeli, gazlı içeceklerden uzak durulmalı, pamuklu iç çamaşırı kullanılmalı ve ıslak mayo hemen değiştirilmelidir" dedi. Böcek ısırıkları ve anafilaksi riskine dikkat Sivrisinek ve böcek ısırıklarının çocuklarda daha belirgin kızarıklık, kaşıntı ve şişlik yaptığını söyleyen Uzm. Dr. Osman Vural, "Sivrisinek ve böcek ısırıklarında çok nadir de olsa dilde şişme, nefes darlığı ve tansiyon düşüklüğü gibi ciddi alerjik reaksiyonlar (anafilaksi) gelişebilir. Bu durumda acil müdahale şarttır. Bir de klima kullanımına da dikkat edilmelidir. Klima çocuklara doğrudan üflememeli, sıcaklık 24-26 derece arasında olmalı. Filtreler düzenli temizlenmeli, aksi takdirde klima kaynaklı zatürre ve boğaz enfeksiyonları görülebilir" şeklinde konuştu. Tatile çıkarken özellikle çocuklar için bir ilk yardım çantası bulundurmanın önemine değinen Uzm. Dr. Osman Vural, bu çantada yara temizleme solüsyonu (batikon), yara bandı, 30 faktör ve üzeri güneş kremi, oral rehidrasyon sıvısı, küçük makas ve pamuk olması gerektiğini söyledi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:02
24 kilo ağırlığındaki kadından 3 kilo kist çıktı
Bursa’nın İnegöl ilçesinde karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede girdiği operasyonda karnından 3 kilogram ağırlığında kist çıkarılan 24 kilogram ağırlığındaki genç kadın sağlığına kavuştu. Halk arasında cücelik olarak bilinen Akondroplazi rahatsızlığı ile dünyaya gelen 30 yaşındaki Nurdan Tüfekçi, son 1 yıldır yaşadığı karın ağrısı şikayeti nedeniyle birçok hastaneye başvurarak tedavi gördü. Son olarak İnegöl’deki özel bir hastanenin kadın hastalıkları bölümüne başvuran 80 santim uzunluğunda ve 24 kilogram ağırlığındaki Nurdan Tüfekçi’nin yapılan tetkiklerinde yumurtalığında 3 kilogram kist olduğu tespit edildi. Hasta hemen ameliyata alındı. Belinden yapılan anestezi ile uyanık şekilde 1.5 saat süren ameliyatı başarılı geçen Tüfekçi, 3 kilogram olan kistten kurtulması ile 24 kilogramdan 21 kiloya düştü. Anestezi Doktoru Mahmut Gül, "Hastamız 30 yaşında. 80 santimetre boyunda, 24 kilo ağırlığında bir kardeşimiz. Kendisinin yumurtalıklarında kist olduğu için ameliyat olması gerekti. Biz bu ameliyatta hastamıza önce büyük bir damar yolu açtık kasıktan. Çünkü damar yolunun çok önemi var ve daha sonrasında ameliyat sırasında belinden uyuşturduk ve ameliyatı sorunsuz bir şekilde belden uyuşturmayla hastamız uyanık bir şekilde tamamladık. Hastadan 3 kilo kist çıktı. Öncesinde 24 kilo olan hastamız, ameliyat sonrasında 21 kiloyla şifalı bir şekilde serviste yatıyor. Ameliyatı bugün oldu. Şu anda da serviste hastamız. Bu tür ameliyatlarda uyutmak hastamız açısından oldukça risklidir. Biz o yüzden bölgesel anesteziyi yani belden uyuşturmayı tercih ettik. Literatürde çok olmayan bir hasta ve güvenli bir şekilde hastanemizde bu ameliyat tamamlandı" dedi. Kadın Hastalıkları Uzmanı Mustafa Kır, "Hastamızda 20 santimlik tümör vardı kistlik yapıda. Onu başarılı bir operasyonla çıkarttık" şeklinde konuştu. Nurdan Tüfekçi ise, "Benim birkaç yıldır karnım ağrıyordu. Ondan sonra gaz sıkışması ve enfeksiyon dediler. En sonunda ameliyat oldum. İnşallah iyi geçecek, iyi olacağım. Ameliyat sırasında uyanıktım. Doktorum yanımdaydı hep. Beni konuşturduğunu hatırlıyorum. Güzel geçti, biraz ağrım var ama iyiyim. Teşekkür ederim herkese" diye konuştu. Nurdan’ın ablası Tuğba Karakuş, "Kardeşimin ortalama 1 yıldır bu rahatsızlığı vardı. Çeşitli hastanelere gittik, acile gittik. Hep gaz problemi olduğundan bahsetmişlerdi. Sonra birde burayla görüşmek istedik. Burada sağ olsun doktor bey gerçekten çok ilgilendi. Mustafa Bey anında müdahale etmeye hazırdı ve kist olduğunu söyledi 17-18 santimetre büyüklüğünde. Sonra da Mahmut Bey ile görüştük, o da elinden geleni yapacağını söyledi ve böyle bir ameliyata karar verdik. Şu an için sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Teşekkür ederim" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:49
Nazilli Devlet Hastanesi’nde aşırı sıcaklara karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Nazilli Devlet Hastanesi, aşırı sıcakların yol açabileceği sağlık risklerine karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla stant açarak, sıcak çarpmasından korunma ve doğru sıvı tüketimi konusunda bilgilendirme yaptı. Nazilli Devlet Hastanesi, artan yaz sıcaklarının olumsuz etkilerine karşı vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla hastane içerisinde bir bilgilendirme standı açtı. Stantta vatandaşlara, sıcak çarpmasından korunma yöntemleri, doğru sıvı tüketimi ve beslenme önerileri ile risk grubunda yer alan kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar konusunda bilgi verildi. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya yaptığı açıklamada, aşırı sıcakların özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan bireyler için ciddi sağlık riskleri taşıdığını belirtti. Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Aşırı sıcaklar, özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı olan bireyler için ciddi sağlık riskleri oluşturabilmektedir. Sağlığınızı korumak için bol sıvı tüketmeye, serin ve gölgeli alanlarda bulunmaya, güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya özen gösteriniz. Hastanemiz, halkımızın sağlığını korumaya yönelik çalışmalarına aralıksız devam edecektir" dedi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:38
Gilaburu ile böbrek taşlarına doğal bir yaklaşım: Gelenekten Bilime
Böbrek taşı hastalığı, şiddetli ağrılara ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olan yaygın bir sağlık sorunudur. Anadolu’nun bazı bölgelerinde uzun yıllardır kullanılan gilaburu (Viburnum opulus), geleneksel tıpta "böbreğin süpürgesi" olarak anılmaktadır. Dr. Ziypak, bu bitkinin modern tedavilerle birlikte destekleyici olarak kullanım potansiyelini değerlendirdi. BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Tevfik Ziypak, "Gilaburu, özellikle Kayseri çevresinde sonbaharda toplanan kırmızı meyveleriyle bilinir. Yöre halkı bu meyveleri fermente ederek suyunu içmektedir" dedi. Buruk tadının, etkisinin bir işareti olarak kabul edildiğini belirten Dr. Ziypak, gilaburunun geleneksel kullanımının halen birçok evde sürdüğünü ifade etti. Güçlü içerik: Vitaminler, asitler ve etkin bileşikler "Bu meyvenin içeriğinde yüksek miktarda C vitamini, potasyum, malik asit, sitrik asit ve polifenoller bulunur. Ayrıca, düz kasları gevşetici etkisiyle bilinen "skopoletin" adlı bir bileşiğe de sahiptir. Bu özelliğin, taşın üreter içinde daha rahat ilerlemesini sağlayabileceği düşünülmektedir" diyen Dr. Ziypak’a göre, bu biyolojik etkiler, gilaburunun taş tedavisinde rol oynamasını mümkün kılabilir. Dr. Ziypak, gilaburunun halk arasında uzun yıllardır "doğal taş ilacı" olarak kullanıldığını belirtti. Dr. Ziypak, "Ancak geleneksel gözlemler bilimsel verilerle desteklenmedikçe, modern tıpta tek başına bir tedavi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Yine de, bu gözlemler araştırmalar için önemli ipuçları sunabilir" dedi. Yüzde 82 oranında taş düşürme başarısı elde edildi Bilimsel olarak bakıldığında, gilaburu üzerine yapılmış ilk çalışmalar umut verici sonuçlar ortaya koymuştur. 2019 yılında 103 hastayla gerçekleştirilen bir araştırmada, 10 mm’den küçük distal üreter taşı olan bireylerde, gilaburu ekstresi verilen grupta yüzde 82 oranında taş düşürme başarısı elde edilmiştir. Kontrol grubunda ise bu oran yüzde 66’dır. Dr. Ziypak, ayrıca bu çalışmada taş düşürme süresinin de 14 günden 9 güne düştüğünü söyledi. 2021’de yapılan başka bir çalışmada gilaburu ekstresi, tamsulosin adlı alfa-bloker ilaçla karşılaştırılmıştır. Bulgulara göre iki grup arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Bu da, bazı hastalarda gilaburunun farmakolojik tedaviler kadar etkili olabileceğini düşündürmektedir. Ancak Dr. Ziypak, bu sonuçların henüz kılavuzlara girecek kadar güçlü kanıt oluşturmadığını vurguladı. Nasıl etki gösteriyor Gilaburunun muhtemel etkileri iki temel mekanizmayla açıklanabilir. Birincisi, antispazmodik etkisiyle üreter kaslarını gevşeterek taşın daha kolay ilerlemesini sağlamasıdır. İkincisi ise içerdiği sitrat sayesinde idrarda kalsiyum kristallerinin oluşumunu önleyebilmesidir. Dr. Ziypak’a göre ikinci mekanizma, hayvan ve laboratuvar çalışmalarında desteklense de insanlarda daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Dr. Ziypak, Avrupa Üroloji Derneği (EAU) ve Amerikan Üroloji Derneği (AUA) gibi uluslararası rehberlerde gilaburunun yer almadığını belirtti. Bunun başlıca nedeni, yeterli büyüklükte, kontrollü ve standardize ürünlerle yapılmış klinik çalışmaların henüz bulunmamasıdır. Gilaburu, asidik yapısı nedeniyle özellikle mide rahatsızlığı olan bireylerde reflü ya da gastrit gibi semptomları tetikleyebilir. Şeker eklenmiş ürünler, diyabet hastaları için risk oluşturabilir. Bu yüzden Dr. Ziypak, gilaburunun mutlaka doktor gözetiminde ve mevcut tedavilerle birlikte, tamamlayıcı olarak kullanılmasını öneriyor. "Destekleyici ama tek başına yetersiz" Sonuç olarak gilaburu, bilimsel olarak potansiyel vaat eden bir bitkidir. Küçük boyutlu distal üreter taşlarında destekleyici olarak düşünülebilir. Ancak etkisinin kişiden kişiye değişebileceği ve şu an için modern tedavilerin yerini alamayacağı unutulmamalıdır. Dr. Ziypak, bu bitkinin gelecekte yapılacak geniş kapsamlı çalışmalarla daha net bir yer edinebileceğini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder