SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Özsaraç: "Yanlış alışkanlıklar cildi sessizce yıpratıyor"
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:15 Dermatoloji Uzmanı Dr. Özsaraç: "Yanlış alışkanlıklar cildi sessizce yıpratıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Dermatoloji Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç, son dönemde özellikle sosyal medyada popüler olan gece bakım rutinlerine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Özsaraç, ""eceleri yapılan cilt bakımı, uzun zamandır "altın kural" olarak görülüyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Her gece bakım, cilt için fayda anlamına gelmiyor. Yanlış ürün seçimi ve bilinçsiz uygulamalar, cilt sağlığını tehdit eden ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. "Cilt gece yenilenir ama bu sınırsız ürün kullanımı demek değildir" Uzm. Dr. Özsaraç, gece saatlerinde cildin kendini onarma sürecine girdiğini belirterek, "Gece bakımında yapılan en büyük hata, birden fazla aktif içeriğin aynı anda ve kontrolsüz şekilde kullanılmasıdır. Asitler, retinoidler ve yoğun içerikli ürünler bilinçsizce uygulandığında cilt bariyerini zayıflatır. Her cilt tipinin ihtiyacı farklıdır. Komşuya, influencera ya da trendlere göre bakım yapmak cilde iyilik değil, zarar getirir" dedi. Gece boyunca cildin nefes alması gerektiğine dikkat çeken Özsaraç, özellikle kalın tabakalar halinde sürülen ürünlerin gözenekleri tıkayarak akne, kızarıklık ve hassasiyet oluşturabileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Kıvılcım Çınkır Özsaraç, "Cilt tipine uygun nazik bir temizleyici. Gerekiyorsa tek bir aktif içerik. Cilt bariyerini destekleyen hafif bir nemlendirici. Bu üç adımın çoğu zaman yeterli olduğunu belirten Özsaraç, "Daha fazlası her zaman daha iyi değildir" uyarısında bulundu. Özellikle genç yaş grubunda görülen bilinçsiz bakım alışkanlıklarının ilerleyen dönemlerde kalıcı cilt problemlerine neden olabileceğini söyleyen Özsaraç, cilt bakımının da tıbbi bir konu olduğunun altını çizdi.
Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:56 Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor Kış sezonunda viral solunum yolu enfeksiyonları salgın halinde görülürken, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ağır tablolar ve hastane yatışlarında artış yaşanıyor. Kış aylarının etkisini sürdürdüğü bu günlerde viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları yaygın şekilde görülürken, poliklinik başvurularında ve hastanede yatarak tedavi edilen hasta sayısında belirgin artış yaşandığı belirtildi. "Grip oldum, geçer" düşüncesiyle hekime başvurunun geciktirilmesi ise, özellikle 65 yaş üstü ve kalp, akciğer, böbrek ya da diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu hastalarda enfeksiyonlar kısa sürede ağır tabloya dönüşebiliyor ve ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, en sık görülen tablonun zatürre olduğuna dikkat çekerek, "Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor" dedi. "Griptir, geçer dememek gerekiyor" Hastaların genellikle "Grip oldum, geçer" diyerek durumu ciddiye almayabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Özlü, "Kış sezonu devam ederken, özellikle viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları salgın şeklinde görülüyor. Bu nedenle hem poliklinik başvurularında hem de hastanede servise yatırılarak tedavi edilen hasta sayısında artış yaşanıyor. Burada en önemli nokta, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyredebildiğini unutmamak. Hastalar genellikle ’Grip oldum, geçer’ diyerek durumu ciddiye almayabiliyor ve hekime başvuru süreci gecikebiliyor. Eğer kişi genç ve sağlıklıysa, kronik bir hastalığı yoksa bu enfeksiyonlar çoğu zaman hafif şekilde ayakta atlatılabiliyor. Ancak zeminde kalp, akciğer, böbrek ya da şeker hastalığı gibi kronik bir rahatsızlık varsa ve kişi 65 yaşın üzerindeyse ’Griptir, geçer’ dememek gerekiyor. Çünkü bu hastalarda ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Hasta o an iyi görünse bile kısa sürede ağır bir tabloya ilerleyebiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki hastaların uzman hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. En sık görülen tablo zatürre En sık görülen tablonun "zatürre" olduğunu belirten Özlü, "Enfeksiyon akciğere inebiliyor, bazen de bronşit şeklinde karşımıza çıkıyor. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste tıkanma hissi, balgam çıkaramama ve öksürük krizleri görülebiliyor. Gece boyunca süren öksürük hastayı uyutmayabiliyor. Bazı vakalarda yüksek ateş, nefes darlığı ve morarma gibi zatürre belirtileri ortaya çıkabiliyor. Göğüs ağrısı da eşlik edebiliyor. Bunun yanı sıra enfeksiyonlar, kronik hastalıkların alevlenmesine de yol açabiliyor. Örneğin şeker hastalarında kan şekeri birden kontrolden çıkabiliyor. Kronik böbrek hastalığı olanlarda üre ve kreatin değerleri yükselip vücutta ödem ve şişlik oluşabiliyor. KOAH, astım ya da akciğer sertliği gibi hastalığı olanlarda öksürük, balgam ve nefes darlığında belirgin artış görülebiliyor. Kalp yetmezliği bulunan hastalarda ise ödem, nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı tabloya eklenebiliyor. Bu nedenle viral solunum yolu enfeksiyonlarını özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde ciddiye almak gerekiyor. Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor. Genç ve sağlıklı kişilerde ise tablo genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenza, rinovirüs ve RSV gibi virüsler çoğu zaman ağır bir tabloya yol açmıyor. Genç hastalarda 3-4 gün süren hafif ateş, üşüme ve titreme görülebiliyor, ardından belirtiler gerileyebiliyor. Ancak gençlerde sık karşılaşılan bir durum da uzayan öksürük. Hastalar genellikle ’Bir hafta, 10 gün ya da bir ay önce grip oldum ama öksürüğüm geçmedi’ şikâyetiyle başvuruyor. Bu durum genellikle hava yolu aşırı duyarlılığına bağlı gelişiyor. Ateş, üşüme, titreme ve halsizlik gibi diğer belirtiler geçmiş olsa da kuru ve inatçı bir öksürük devam edebiliyor. Bunun da ayrı bir tedavi yaklaşımı bulunuyor" şeklinde konuştu. "Bal öksürüğü azaltabiliyor" Balın öksürüğü azaltabileceğine dikkat çeken Özlü, "Bilinmeyen karışımlar konusunda öneride bulunmak doğru değil. Ancak viral solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı akut öksürükte etkisi bilinen doğal ürünlerden biri baldır. Özellikle doğal çiçek balı ya da kestane balı tüketimi öksürüğü azaltabiliyor. Bal tek başına tüketilebileceği gibi ıhlamur veya adaçayı gibi bitki çaylarına eklenerek de kullanılabilir. Zerdeçal ve zencefilin de solunum yolu enfeksiyonları üzerinde destekleyici etkileri bulunuyor ve kontrollü şekilde kullanılabilir" diye konuştu.
Parkinson hastaları için hayati önem taşıyan ’Akıllı Karar Destek Sistemi’ geliştirilecek
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:50 Parkinson hastaları için hayati önem taşıyan ’Akıllı Karar Destek Sistemi’ geliştirilecek Ege Üniversitesi (EÜ) Ödemiş Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Öznur Usta Yeşilbalkan’ın danışmanlığını yaptığı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Sibel Eyigör, Prof. Dr. Kerem Öztürk ve Doç. Dr. Ahmet Acarer’in araştırmacı, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Furkan Bilek’in yürütücüsü olduğu; "Parkinson hastalarında derin öğrenme yaklaşımı kullanılarak akustik ses analizi ile disfajinin tespit edilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) yürütücülüğünde 4 üniversite ve özel sektörün katılımıyla hazırlanan TÜBİTAK projesi, Türkiye’nin sağlık teknolojisindeki yerli gücünü dünyaya duyurmaya hazırlanıyor. Parkinson hastalarının hayatını tehdit eden yutma bozuklukları, Türk bilim insanlarının geliştireceği "Akıllı Karar Destek Sistemi" ile kontrol altına alınacak. Sağlık, tıp ve mühendislik disiplininden bilim insanlarını bir araya getiren projenin klinik çalışmaları ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştirilecek. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Türk bilim ekibi tarafından yerli ve milli bir anlayışla hazırlanan parkinson hastaları için hayati önem taşıyan "Akıllı Karar Destek Sistemi" geliştirilmesini amaçlayan ekibi tebrik ederek başarılar diledi. "Bilim ve teknoloji ağı tek çatı altında" Proje Danışmanı EÜ Ödemiş Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Öznur Usta Yeşilbalkan, "Parkinson hastalarının yaşam kalitesini doğrudan etkileyen yutma bozuklukları, artık yapay zekânın rehberliğinde takip edilecek. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Furkan Bilek’in yürütücülüğünde hazırlanan ve TÜBİTAK 1001 programı kapsamında desteklenen proje ile hastaların yutma seslerini analiz ederek hekimlere teşhis aşamasında rehberlik edecek bir ‘Karar Destek Sistemi’ geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu çalışma, sıradan bir akademik araştırma olmanın ötesinde, Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından katılan çok kıymetli uzmanlıkların birleştiği dev bir teknoloji ağını da temsil ediyor. Ege Üniversitesi projenin tıbbi ve klinik temelini oluşturuyor. Tıp, sağlık, mühendislik ve bilişim dünyasını buluşturan bu disiplinler arası güç birliği, Parkinson hastaları için geliştirilen ‘Karar Destek Sistemi’nin hem yerli hem de dünya çapında rekabet edebilir bir teknoloji olmasını sağlıyor" dedi. "Hekimlere pek çok kolaylık sunulacak" Projenin hedeflerini anlatan Prof. Dr. Öznur Usta Yeşilbalkan, "Bu proje ile hekimlere veriye hızlı erişim, kolay ve zahmetsiz izleme olanağı sunulurken, hastalıkla ilgili hayati riskleri erkenden fark etme imkânı sunulacak. Yapay zekânın, insan kulağının fark edemeyeceği ses detaylarını analiz ederek hekime saniyeler içinde bir risk raporu sunması planlanıyor. İnvaziv (vücut içine müdahale gerektiren) ve maliyetli yöntemlere gerek kalmadan, sadece ses analiziyle hastanın durumu düzenli olarak takip edilebilmesi amaçlanıyor. Yutma güçlüğü nedeniyle besinlerin akciğere kaçması sonucu oluşan zatürre ve beslenme bozukluğu gibi ölümcül riskler erkenden fark edilecek. Ayrıca ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuna katkı sunularak, Türkiye’nin sağlık teknolojisinde dışa bağımlılığı azalacak ve tüm hastanelerde kullanılabilecek ekonomik bir tanı sistemi geliştirilecek" diye konuştu. "Geleceğin bilim insanları yetiştirilecek" Yürütülecek araştırma kapsamında geleceğin bilim insanlarının yetiştirileceğini vurgulayan Prof. Dr. Öznur Usta Yeşilbalkan, "Proje, sadece ileri teknoloji üretmekle kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin sağlık ve teknoloji geleceğine yön verecek nitelikli insan kaynağına da yatırım yapıyor. Alanında uzman kıdemli hocaların rehberliğinde; farklı disiplinden gelen bu genç yetenekler, yapay zekânın sağlık alanındaki uygulamalarında bizzat deneyim kazanarak geleceğin multidisipliner çalışma modelini temsil edecekler" dedi. "4 üniversiteden multidisipliner bilim ekibi" Projenin yürütücülüğünü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fethiye Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Furkan Bilek üstlenirken danışmanlığı ise EÜ Ödemiş Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Öznur Usta Yeşilbalkan ile School of Nursing and Midwifery, University College Cork (Cork, İrlanda) Senior Research Coordinator İsmail Toygar yapıyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Sibel Eyigör, Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Acarer ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Kerem Öztürk, Atatürk Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Aslı Nur Polat ve özel sektörde görev yapmakta olan Bilgisayar Mühendisi Dr. Hüseyin Yaman’ın araştırmacı olarak görev aldığı projede, EÜ Hemşirelik Fakültesi İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim elemanı Arş. Gör. İrem Gül, doktora öğrencisi İrem Karaman ve İzmir Tınaztepe Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi Kağan Şahin bursiyer olarak yer alıyor.
Uzmanı uyardı: "Elektronik sigaradan uzak durulmalı"
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:22 Uzmanı uyardı: "Elektronik sigaradan uzak durulmalı" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sanem Nemmezi Karaca, elektronik sigara konusunda uyarılarda bulundu. Elektronik sigaralar vasıtasıyla zararlı maddelerin nefes yoluyla vücuda alındığını söyleyen Karaca, "Geleneksel sigaralardan farklı olarak elektronik sigaralarda yanma işlemi olmaz. Bu nedenle kül ya da duman kokusu gibi klasik sigaralarda gözlenen sorunlar elektronik sigaralarda yaşanmaz. Bazı bireyler klasik sigarayı bırakmak amacıyla ya da daha zararsız olduğunu düşündükleri için klasik sigaraların yerine elektronik sigaraları tercih ederler ancak elektronik sigaralar yüksek derecede bağımlılık oluşturan nikotin, toksik bir dizi kimyasal madde ve akciğerlerimizin derinlerine kadar ulaşabilen pek çok küçük parçacıklar içerir. Üstelik solunan maddelerin içeriği ve yoğunluğu isteğe bağlı olarak kişi tarafından ayarlanabilir. Bu durum kimyasalların kontrolsüz bir şekilde vücuda girmesine ve toksik dozlara ulaşma riskini de beraberinde getirmektedir" dedi. Elektronik sigaraların bireysel ve halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dair bilimsel kanıtların gün geçtikçe arttığını belirten Karaca, "Biyolojik sağlığımız üzerine kanıtlanmış olan olumsuz etkileri arasında kalp ve akciğer hastalıkları, öğrenme-dikkat sorunları, bağırsak floramızın çeşitliliğinde azalma, birçok kanser türü, cihazın patlamasına bağlı yanıklar, kırıklar ve EVALI adı verilen akut akciğer hasarı yer almaktadır. Ölüm ile sonuçlanabilen bu önemli hastalığın ilişkilendirilmiş tek nedeni elektronik sigara kullanımıdır. Öte yandan oluşan elektronik atıklar, yaşadığımız çevre ve gezegen sağlığı için de önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Tüm uyarılara rağmen elektronik sigara kullanım sıklığı, özellikle ergenler ve genç yetişkinler arasında gün geçtikçe artmaktadır. Duyarlı bireyler olarak hem kendimiz, hem bizden sonraki nesillerimiz ve gezegenimiz için her türlü elektronik sigaradan uzak durulmalıdır" ifadelerine yer verdi.
Karnından 2 litre idrar çıktı, 400 cc prostat kapalı yöntemle alındı
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:10 Karnından 2 litre idrar çıktı, 400 cc prostat kapalı yöntemle alındı SAMSUN (İHA) – Samsun’da karın şişliği şikayetiyle hastaneye başvuran Ramazan Aydın’ın karnından yapılan müdahale ile 2 litre idrar boşaltıldı. Yapılan tetkiklerde 400 cc büyüklüğünde prostatı olduğu tespit edilen hasta, açık ameliyat yerine kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Samsun’un Bafra ilçesinde yaşayan Ramazan Aydın, karın şişliği, idrar yapamama ve ağrı şikayetleri nedeniyle hastaneye başvurdu. Şişliği kabızlık zanneden Aydın’ın yapılan müdahalesinde karnından 2 litre idrar boşaltılırken, 400 cc büyüklüğünde prostatı olduğu tespit edildi. Hasta, kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyat sonrası sağlığına kavuştu. Ameliyatı gerçekleştiren Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Doç. Dr. Önder Çınar, hastanın karın şişliği şikayetiyle başvurduğunu belirterek, "Ramazan bey karnında şişlik nedeniyle başvurmuştu. Yaptığımız muayene ve değerlendirmeler sonucunda karnındaki şişliğin idrara bağlı olduğunu tespit ettik. O gün yaptığımız müdahale sonrasında yaklaşık 2 litre idrar boşalttık. Bu boşalttığımız idrar sonrasında yaptığımız tahlillerde hastamızın böbrek fonksiyonlarının bozulduğunu ve böbrek yetmezliğine neden olduğunu tespit ettik. Diğer kan tetkiklerinde de bozukluklar mevcuttu. Hastayı sonda ile takip ettik ve kan değerlerinin normale gelmesini bekledik. Değerler düzeldikten sonra ameliyatını planladık" dedi. "Kapalı yöntemle alınması bizim için önemli bir başarıdır" Hastanın prostatının 400 cc büyüklüğünde olduğunu ve idrar kanalını tamamen kapattığını ifade eden Çınar, "Birçok merkezde 80 gram üzerindeki prostatlarda açık ameliyat önerilmektedir. Ramazan beyin prostatı 400 cc’ye kadar büyümüştü. Kendisine açık ameliyat önerilmişti. Biz ise Holep yöntemiyle prostatı idrar yolundan, kapalı olarak çıkarttık. Daha önce 350 gramlık prostat ameliyatı yapmıştık. Bu kez 400 cc prostatı kapalı yöntemle çıkardık. En önemlisi ameliyat sonrası hastada idrar kaçırma gibi bir yan etki gelişmedi. İdrarını rahat yapabiliyor. 400 cc prostatın idrar kaçırma olmadan kapalı yöntemle alınması bizim için önemli bir başarıdır" diye konuştu. "Hasta günlük hayatına çok daha hızlı dönebilmektedir Kapalı ameliyatın avantajlarına da değinen Çınar, "Açık ameliyatta iyileşme süresi ve sonda kalış süresi daha uzun olmakta, hasta günlük yaşamına daha geç dönmektedir. Ayrıca yara yeri komplikasyonları daha sık görülmektedir. Kapalı ameliyatta ise hastanede yatış süresi kısalmakta, kanama daha az olmakta ve hasta günlük hayatına çok daha hızlı dönebilmektedir" ifadelerini kullandı. "Çok iyiyim" Hasta Ramazan Aydın ise yaşadıklarını, "Karnım ilk geldiğimde çok şişti. Karnımdan 2 litre idrar çıktı. Şişliği kabızlık sanıyordum ama prostatmışım. İlk gittiğim hastanede açık ameliyat denmişti. Hocam kapalı ameliyat yaptı, şimdi çok iyiyim" sözleriyle anlattı.
Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne Dr. Fatma Seven atandı
12 Şubat 2026 Perşembe - 08:51 Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne Dr. Fatma Seven atandı Manisa’nın Alaşehir ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü görevine Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Fatma Seven atandı. Göreve başlayan Dr. Seven, koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirerek hastalıkların önlenmesi ve erken tanı çalışmalarına ağırlık vereceklerini söyledi. Önceki İlçe Sağlık Müdürü Dr. Süleyman Çağrı Bozkurt’un sözleşme süresinin dolmasının ardından boşalan göreve Dr. Fatma Seven getirildi. Yaklaşık beş ay önce Alaşehir İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne doktor olarak atanan Dr. Seven, aynı kurumda bu kez müdür olarak görev yapacak. 2018 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Seven, uzmanlık eğitimini 9 Eylül Üniversitesi’nde tamamladı. Uzmanlık sonrası Siirt’te görev yapan Seven, mesleki çalışmalarını Alaşehir’de sürdürüyor. Göreve başlamasının ardından açıklamada bulunan Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Fatma Seven, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, "Görev yaptığım kurumda yönetici olarak hizmet vermeye devam edeceğim. İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Sağlıklı Hayat Merkezi olarak koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendirerek hastalıkların önlenmesi, erken tanı ve uygun tedaviye yönlendirilmesi temel hedefimiz olacaktır. Kanser taramaları, beslenme, fiziksel aktivite, psikolojik danışmanlık ve eğitim hizmetleri alanındaki çalışmalarımız sürecek. Sigara bırakma danışmanlık hizmetleri için de çalışmalarımız devam ediyor. Vatandaşlarımız danışmanlık hizmetleri için İlçe Sağlık Müdürlüğüne bireysel olarak başvurabilecekleri gibi MHRS üzerinden de randevu alabilirler" dedi.
Antalya’da 2022-2025 yılları arasında 112’ye gelen çağrıların yüzde 25’i asılsız çıktı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 17:57 Antalya’da 2022-2025 yılları arasında 112’ye gelen çağrıların yüzde 25’i asılsız çıktı Antalya’da 112 Acil Çağrı Hizmetleri İl Koordinasyon Komisyonu Toplantısı Vali Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda 49 bin 861 öğrenciye verilen farkındalık eğitimleri, asılsız ihbarlara uygulanan cezalar ve acil çağrı hizmetlerinin etkinliğini artırmaya yönelik çalışmalar ele alındı. 112 Acil Çağrı Hizmetleri İl Koordinasyon Komisyonu Toplantısı, Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, 112 Acil Çağrı Merkezi’nin mevcut personel durumu, hizmet kapasitesi, çağrı istatistikleri, yürütülen farkındalık çalışmaları ile devam eden ve planlanan projeler ele alındı. 49 bin 861 öğrenciye farkındalık eğitimi verildi Toplantıda, 112 farkındalığının artırılması amacıyla yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında 2025–2026 eğitim-öğretim yılı sonu itibarıyla 164 okulun ziyaret edildiği ve 49 bin 861 öğrenciye eğitim verildiği belirtildi. Gereksiz çağrıların en aza indirilmesi amacıyla 112 farkındalık eğitimlerine devam edilmesi ve hizmet kalitesinin artırılması için personele yönelik eğitim faaliyetlerinin sürdürülmesi hedefleri vurgulandı. Antalya’da vatandaşlara sunulan acil çağrı hizmetlerinin etkin, hızlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği belirtildi. Asılsız ihbarda bulunanlara yönelik yaptırımlar değerlendirildi Toplantıda ayrıca, 112 hattının gereksiz ve asılsız aramalarla meşgul edilmesinin önlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar da değerlendirildi. 2022–2025 yılları arasında sisteme gelen çağrı verileri değerlendirildiğinde, çağrıların yüzde 46’sının asıllı, yüzde 25’inin asılsız, yüzde 29’unun ise anons aşamasında kapandığı aktarıldı. Kabahatler Kanunu kapsamında 2024 yılında asılsız ihbarda bulunan 29 kişi hakkında 51 bin 821 TL, 2025 yılında ise 63 kişi hakkında 167 bin 264 TL idari para cezası uygulandığı belirtildi. 2026 yılında ise 13 kişi hakkında idari işlem sürecinin devam ettiği belirtildi. 112 Acil Çağrı Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Vali Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Cemil Böcek, Vali Yardımcısı Hulusi Arat, İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, Sahil Güvenlik Antalya Hava Grup Komutanı Binbaşı Ufuk Uçar, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Antalya Orman Bölge Müdürü Kemal Kayıran, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Mehmet Koçak, AFAD Müdürü Necmi Erçin, Antalya Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Dilek Erkalaycıoğlu, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanı Ahmet Kısa ve ilgili kurum ve kuruluş müdürleri katıldı.
Miniklere sağlıklı gelecek dersi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 17:48 Miniklere sağlıklı gelecek dersi Samsun’un Çarşamba ilçesinde düzenlenen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliğinde öğrenciler; 112 Acil Sağlık, afet bilinci, ağız ve diş sağlığı, hijyen ve sağlıklı beslenme gibi konularda hem eğitici hem de uygulamalı bilgiler edindi. Minikler, kurulan istasyonlarda sağlık ekipleriyle buluşarak sağlıklı yaşamın temel kurallarını yerinde öğrendi. Çarşamba ilçesinde Gökçeçakmak İlkokul ve Ortaokulu’nda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ temalı düzenlenen etkinlikte öğrencilere sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sağlık okuryazarlığının artırılması hedeflendi. Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında, İlçe Sağlık Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği düzenlenen programda konuşan Çarşamba İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Muhammet Faruk Akyüz, sağlıklı bir toplumun temelinin sağlıklı çocuklardan geçtiğini belirterek, "Sağlığın korunması ve geliştirilmesi doğrultusunda; çocuklara ve dolayısıyla topluma sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılmasını hedefliyoruz. Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı çocuklar yetiştirmekle mümkündür. Bu anlayışla Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolünün bir parçası olan, ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı’nı ilçemiz Gökçeçakmak İlköğretim Okulu’nda gerçekleştiriyoruz. İlçe sağlık müdürlüğümüzce verdiğimiz hizmetleri burada çocuklarımıza gösteriyor hem sağlık okuryazarlık seviyelerini yükseltiyor hem de sağlık bilinci kazandırıyoruz. Bu etkinliğimizde stantlarımızda alanında uzman personellerimizce çocuklara, 112 Acil Sağlık Hizmetleri, afet bilinci, UMKE, aile Hekimliği, ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma gibi temel sağlık konularını birer istasyon halinde işliyoruz" dedi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Bedir ise, "Bugün ilkokul çağındaki öğrencilere küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırılması, sağlık konularındaki bilgi düzeyleri ve farkındalıklarının artırılması hedefiyle çok güzel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Eğitim Programı’nın sahada etkin şekilde hayata geçirilmesine katkı sunan başta İlçe Sağlık Müdürü Sn. Uzm.Dr. Akyüz’e ve personeline ,Gökçeçakmak İlköğretim Okulu idareci ve öğretmenlerine teşekkür ediyor; çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmesine yönelik verdikleri emekler için kendilerini tebrik ediyoruz" diye konuştu. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte öğrenciler, istasyonlar halinde verilen eğitimlere katıldı. Bazı öğrenciler "sağlık elçisi" olarak görev alırken, 112 ekipleri de okul bahçesinde ambulans tanıtımı yaptı. Öğrenciler ambulansa binerek yerinde öğrenme imkânı buldu.
OSB’de sigara bırakma farkındalığı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 17:46 OSB’de sigara bırakma farkındalığı Samsun’un Çarşamba ilçesi Organize Sanayi Bölgesi’nde ‘9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’ çerçevesinde personellere yönelik etkinlik gerçekleştirildi. Çarşamba İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sigara Bırakma Polikliniği ekipleri tarafından, ‘9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’ etkinlikleri kapsamında Çarşamba Organize Sanayi Bölgesi’nde hizmet vermekte olan bir işletmenin personellerine yönelik faaliyet gerçekleştirildi. Çarşamba İlçe Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği sorumlu hekimi Uzm. Dr. Seda Nur Turhan tarafından personellere yönelik bilgilendirme yapıldı. Aynı zamanda karbonmoksit ölçümü de gerçekleştirildi. "Hiçbir zaman geç değildir" Sigara bırakma konusunda her daim destek verdiklerini ifade eden Çarşamba İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Muhammet Faruk Akyüz, "Sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Atılan her adım sağlıklı bir gelecek için kazançtır diyor ve tüm Çarşambalı hemşehrilerimizi müdürlüğümüzde bulunan Sigara Bırakma Polikliniği’ne davet ediyoruz. Polikliniğimizde vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz hizmet veriyor, sigarayı bırakma konusunda destek oluyoruz. MHRS üzerinden ve kurumumuz telefonundan randevu alınabileceğini de hatırlatıyoruz" dedi. İlçe Sağlık Müdürlüğünce gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda personelin katıldığı gözlemlenirken karbonmoksit ölçümüne katılımın yoğunluğu dikkati çekti.