SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Nazilli’de Emniyet Teşkilatı’ndan Kızılay’a kan desteği
11 Şubat 2026 Çarşamba - 16:07 Nazilli’de Emniyet Teşkilatı’ndan Kızılay’a kan desteği Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü çalışanları Kızılay’ın çağrısına kayıtsız kalmadı ve kan bağışında bulundu. Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyası yoğun ilgi gördü. Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan ve Cumhuriyet Başsavcısı Murat Dilsiz, İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen’in ev sahipliğinde düzenlenen kan bağışı kampanyasına katkıda bulunan emniyet mensuplarına teşekkür etti. Kan bağışının önemine dikkat çeken Kaymakam Kan ve Başsavcı Dilsiz, geçtiğimiz ay Nazilli Adliyesi çalışanlarının da kan bağışında bulunduklarını ifade etti. Aydın Kızılay Kan Bağışı Merkezi Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Ali Yalçınkaya ve ekibinin Nazilli İlçe Emniyet Müdürlüğü ile birlikte organize ettiği kampanyada emniyet teşkilatı çalışanlarından 100’e yakın kan bağışında bulunuldu. Nazilli İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen başta olmak üzere birim amirleri ve tüm personel bağış için sıraya girerek birbirleri ile yarıştı. Aydın Kızılay Kan Bağışı Merkezi Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Ali Yalçınkaya, desteklerinden dolayı emniyet teşkilatına plaket takdim etti. "İnşallah toplumumuza da bu örnek teşkil eder" Duyarlı davranışlarından dolayı personeline teşekkür eden Nazilli İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen, "Bugünkü Kızılayın kan bağışı destek kampanyasına emniyet teşkilatımız çok büyük bir ilgi gösterdi. Bu ilgilerinden dolayı kendilerine çok teşekkür ediyorum. Bu kampanyaya 100’ün üzerinde bir katılım olduğunu düşünüyorum. İnşallah toplumumuza da bu örnek teşkil eder" dedi. "Hayata dokunabilecek en güzel çalışma" Geçtiğimiz aylarda kendilerinin de kan bağışında bulunduklarını ifade eden Nazilli Cumhuriyet Başsavcısı Murat Dilsiz, "Biz de Adalet Teşkilatı olarak genel itibariyle Kızılayımıza destek amaçlı hemen hemen 3 ayda bir kan bağışı kampanyası düzenleyip elimizden geldiğince destek vermeye çalışıyoruz. Sosyal sorumluluk projesi ve hayata dokunabilecek en güzel çalışmalardan bir tanesi kan bağışında bulunmak. Dokunmadığımız, görmediğimiz insanların hayatına bir katkı sağlamak açısından en büyük fırsatı tüm vatandaşlarımızın da kaçırmamasını ve bu konuda destek vermelerini tüm vatandaşlarımızdan bilhassa istiyoruz" dedi. "Polislerimizin verdiği bu kanlar şifa olacak" Nazilli Kaymakamı Huriye Küpeli Kan, "Bugün İlçe Emniyet Müdürlüğümüz, burada Kızılay kan bağışı alan arkadaşlarımızı misafir ediyorlar. Emniyet teşkilatımız, polislerimiz kan bağışı yapıyorlar. Bu ince ve nazik düşüncelerinden dolayı Emniyet Müdürlüğümüze ve tüm görev yapan polislerimize teşekkürlerimizi sunuyorum. Çünkü onlar hem vatandaşlarımızın gece gündüz 24 saat mal ve can güvenliklerini sağlıyorlar, koruyorlar hem de hastanede kan ihtiyacı olan ameliyat olan vatandaşlarımızın sağlıkları için bugün kan bağışı yaptılar. Bu ince ve nazik düşünceleri için ben hem ilçe emniyet müdürlüğümüze hem de bu kampanyaya katılarak kan bağışı yapan tüm polislerimize canı gönülden teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum. Ve aynı zamanda ben bu kanı kullanacak olan vatandaşlarız adına onlara çok çok teşekkür ediyorum. Çünkü kan çok büyük bir ihtiyaç. Hastanelerde ameliyatlar sonrası ya da herhangi bir şekilde hastalık sonrası kan ihtiyacı olan vatandaşlarımız var. Bir kan bağışından üç vatandaşımız faydalanıyor. Bir kan bağışı bir vatandaşımızı değil üç vatandaşımızı sağlıklı hayata kavuşturuyor. Bu çok çok değerli ve çok kıymetli. Hastanelerimiz yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Nazilli Devlet Hastanesi’nde günlük hasta giriş sayımız beş bini geçiyor. Sadece acile giriş sayımız bini geçiyor. Bunların içinde mutlaka kana ihtiyacı olan vatandaşlarımız oluyor. Bu kan bağışları vatandaşlarımız için o sıkıntılı o zor durumlarında anında bir şifa oluyor. Ve polislerimizin verdiği bu kanlar şifa olacak. Hepsine ben ayrı ayrı canı gönülden teşekkürlerimi ve şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Şanlıurfa’da bir ilk: Omuzdan girilerek kalp kapakçığı değiştirildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:39 Şanlıurfa’da bir ilk: Omuzdan girilerek kalp kapakçığı değiştirildi Şanlıurfa’da açık kalp ameliyatı olamayan 73 yaşındaki hastanın kalp kapakçığı, aksiller bölge olarak adlandırılan omuz hizasından yapılan girişimle başarıyla değiştirildi. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde uygulanan yenilikçi bir yöntemle, açık kalp ameliyatı olamayan 73 yaşındaki bir hastanın kalp kapakçığı, aksiller bölge olarak adlandırılan omuz hizasından yapılan girişimle başarıyla değiştirildi. Gerçekleştirilen ileri düzey işlem, kalp hastaları için yeni bir umut oldu. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Çetin, aort darlığının genellikle yaş ilerledikçe ortaya çıktığını belirterek, "Hipertansiyon ve kolesterol gibi risk faktörlerinin eklenmesiyle kalp kapağında kireçlenme gelişmektedir. Ciddi nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikâyetleriyle kliniğimize başvuran hastamızın yapılan tetkik ve ekokardiyografik değerlendirmelerinde ileri derecede aort darlığı tespit edildi" dedi. Hastanın her iki ana damarında ileri düzey darlık bulunduğunu ifade eden Dr. Çetin, "Bu nedenle açık kalp ameliyatı yapılmadan, aksiller bölgeden girişim yapılarak hastamıza kalp kapağı implantasyonu başarıyla gerçekleştirildi. İşlem sonrası hastamız sağlığına kavuştu" şeklinde konuştu. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ömer Faruk Çiçek ise bu yöntemin önemine dikkat çekerek, "Bu tür işlemleri genellikle kasık damarları üzerinden gerçekleştiriyoruz. Ancak hastamızın her iki kasık damarının da tıkalı olması nedeniyle bu yolu kullanmamız mümkün değildi. Bu nedenle aksiller girişim tek seçenekti. Bu yöntemle yapılan kalp kapakçığı değişimi Şanlıurfa’da ilk kez, Türkiye’de ise sayılı merkezlerde uygulanabilen ileri bir işlemdir ve başarıyla gerçekleştirilmiştir" ifadelerini kullandı. Dr. Çiçek ayrıca, Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nde bu işlem dışında da birçok özellikli ve ileri düzey girişimsel tedavinin başarıyla uygulandığını belirtti.
EMŞAV’dan hayatını kaybeden polis memuru için açıklama: "Devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:35 EMŞAV’dan hayatını kaybeden polis memuru için açıklama: "Devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır" SAMSUN (İHA) – Ankara’da araç muayene istasyonunda yaşanan darp olayının ardından hayatını kaybeden polis memuru için Samsun Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı (EMŞAV) Karadeniz Bölge Başkanlığı tarafından basın açıklaması yapıldı. 2 Şubat’ta Ankara’nın Yenimahalle ilçesindeki araç muayene istasyonunda, polis memuru Melih Okan Keskin’e (44) iddiaya göre aracının park lambası arızalı olduğu gerekçesiyle muayeneden geçemeyeceği bildirildi. Arızayı kabul etmeyen Keskin ile çalışanlar arasında tartışma çıktı. Bir grup tarafından darbedildiği öne sürülen Keskin, hastaneye gitti. Beyninde kayma ve kanama tespit edilen Keskin, ameliyat sonrası yoğun bakımda 5 Şubat’ta hayatını kaybetti. Yaşanan olayın ardından EMŞAV Karadeniz Bölge Başkanlığı tarafından Samsun’un İlkadım ilçesindeki vakıf binasında basın açıklaması düzenlendi. Şehit ve gazi yakınları adına konuşan EMŞAV Karadeniz Bölgesi Hukuk İşleri Başkanı Avukat Kürşat Bilgehan Bulat, saldırıyı kınadıklarını belirtti. "Takipçisi olacağız" Bulat tarafından yapılan açıklamada, "Bugün burada, hunharca katledilen bir polis memurumuzun acısı ve öfkesiyle konuşuyoruz. Kamu düzenini ve toplum güvenliğini sağlamakla görevli bir kamu görevlisine yönelik bu saldırı, yalnızca bir kişiye değil; hukuka, devlet otoritesine ve toplumsal barışa yönelmiş açık bir saldırıdır. Muayene istasyonunda, hiçbir meşru gerekçesi olmayacak şekilde gerçekleştirilen bu menfur olay, hukuk devleti ilkesini hedef almıştır. Bir polis memurunun can güvenliğinin dahi sağlanamadığı bir ortamın kabul edilebilir hiçbir yönü yoktur. Bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyor, hayatını kaybeden polis memurumuza Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm Emniyet Teşkilatı’na başsağlığı diliyoruz. Buradan açıkça ifade ediyoruz ki; bu olayın failleri ve azmettiricileri hakkında yürütülecek adli sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Soruşturmanın etkin, şeffaf ve gecikmeksizin yürütülmesi, cezasızlık algısına kesinlikle izin verilmemesi hukukun ve adaletin bir gereğidir. Hukukun üstünlüğüne inananlar olarak, kamu görevlilerine yönelik şiddetin normalleştirilmesine asla sessiz kalmayacağız. Adalet yerini bulana kadar sürecin takipçisi olduğumuzu kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz" diye konuştu. Basın açıklamasına EMŞAV Karadeniz Bölge Başkanı Gazi Bilal Erim, EMŞAV Samsun İl Başkanı Gazi Kenan Kaptan ile gaziler ve şehit yakınları katıldı.
Mersin’de kan veren itfaiye erleri öğrencilerden alkış aldı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:48 Mersin’de kan veren itfaiye erleri öğrencilerden alkış aldı Mersin’de Kızılay’ın ‘Okulumda Kanpanya Var’ projesi kapsamında kurulan kan bağışı çadırına itfaiye erleri de destek verdi. Okul bahçesinde kan bağışında bulunan itfaiyeciler, öğrenciler tarafından alkışlandı. Mersin’de Kızılay tarafından Türk Telekom İlkokulu’nda ‘Okulumda Kanpanya Var’ projesi kapsamında kan bağışı çadırı kuruldu. Okul bahçesinde gerçekleştirilen kampanyaya en yoğun katılımı Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Akdeniz Grup Amirliğinde görevli itfaiye erleri sağladı. Veliler, öğretmenler ve farklı meslek gruplarından vatandaşların da destek verdiği kampanyada çok sayıda itfaiye eri sıraya girerek kan bağışında bulundu. Görevleri gereği hayat kurtaran itfaiyeciler, bu kez kan vererek örnek bir dayanışma sergiledi. "Bir ünite kan bir hayat demektir" Kan bağışında bulunan itfaiye erlerini öğrenciler alkışlarla karşıladı. Kampanyaya destek veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı Akdeniz Grup Amirliğinde görevli itfaiye amiri Mehmet Atılgan, "Biz itfaiyeciler olarak görevimiz sadece yangınlara müdahale etmek değil, hayat kurtarmaktır. Bugün de Kızılay’a kan vererek bir hayata umut olmak istedik. Çünkü kan acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır. Herkesi bu dayanışmaya davet ediyorum. Unutmayalım, bir ünite kan bir hayat demektir" ifadelerini kullandı.
Çikolata ve kafein reflü şikâyetlerini artırabilir
11 Şubat 2026 Çarşamba - 14:11 Çikolata ve kafein reflü şikâyetlerini artırabilir Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, çikolata ve kafein tüketiminin reflü şikayetini arttırabileceğini söyledi. Liv Hospital Samsun Gastroenteroloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, halk arasında "reflü" olarak bilinen gastroözofagial reflü hastalığının, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan ve toplumda oldukça yaygın görülen bir sağlık problemi olduğunu belirtti. Reflüde en sık görülen şikayetlerin mide yanması, göğüs ağrısı, ağıza acı su gelmesi ve yutma güçlüğü olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ecemiş, bazı hastalarda kuru öksürük, ses kısıklığı ve boğazda gıcık hissi gibi yemek borusu dışı ekstra belirtilerle de kendini gösterebileceğini ifade etti. "Beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzı etkili" Reflü hastalığının oluşumunda yanlış beslenme alışkanlıklarının ve obezitenin etkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Ecemiş, "Yağlı, baharatlı, asitli yiyecekler, çikolata, kafein ve sigara reflü yakınmalarını artırabilir. Özellikle yemek sonrası hemen yatmak, mide basıncını artırarak şikâyetleri tetikler" dedi. Tedavide ilk adımın yaşam tarzı değişiklikleri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Ecemiş, reflü hastalarının kilo vermeleri, küçük porsiyonlarla beslenmeleri ve yatmadan en az 2 saat önce yemek yemeyi bırakmaları gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, reflünün tanısında gerekirse endoskopik inceleme yapıldığını ve uzun süre tedavi edilmeyen hastalarda yemek borusunda hasar, ülser ve Barrett özofagusu gibi komplikasyonların gelişebileceğini söyledi. Erken tanı ve düzenli takip ile bu komplikasyonların önlenebileceğini belirten Uzm. Dr. Ecemiş, "Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen reflü, doğru yaklaşımla kontrol altına alınabilir. Gecikmeden uzman hekime başvurulmalı" şeklinde konuştu.
Sezaryen sonrası normal doğum mümkün
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:55 Sezaryen sonrası normal doğum mümkün Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Erkan Aslan, uygun şartlar sağlandığında ve deneyimli bir ekip eşliğinde sezaryen sonrası normal doğumun güvenle gerçekleşebileceğini söyledi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Erkan Aslan, kamuoyunda sıkça sorulan "Sezaryen sonrası normal doğum olur mu" sorusuna açıklık getirerek bilgilendirmede bulundu. Opr. Dr. Erkan Aslan, her anne adayının durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Bu yaygın yanlış, güncel tıbbi veriler ışığında değişebiliyor. Uygun şartlar sağlandığında ve deneyimli bir ekip eşliğinde sezaryen sonrası normal doğum güvenle gerçekleştirilebilir. En doğru karar, detaylı muayene ve değerlendirme sonrası verilir. Öncelikle sezaryen ve normal doğum arasındaki farkları da söylemek gerekir" dedi. "Sezaryen doğum, bebeğin anne karnından cerrahi bir operasyonla alınmasıdır" diyen Opr. Dr. Erkan Aslan, "Genellikle anne veya bebek için riskli durumlarda tercih edilir. Acil müdahale gerektiğinde hayat kurtarıcıdır; ancak cerrahi bir işlem olduğu için iyileşme süreci normal doğuma göre daha uzun olabilir. Normal doğum ise bebeğin doğal doğum kanallarından dünyaya gelmesiyle gerçekleşir. Anne doğum sonrası daha hızlı toparlanır, enfeksiyon riski daha düşüktür ve doğumdan hemen sonra anne-bebek teması sağlanabilir. İki doğum arasındaki farklar; iyileşme süresidir. Normal doğumda kısa, sezaryende daha uzun. Cerrahi risk, sezaryende mevcut, normal doğumda yok. Hastanede kalış, sezaryende daha uzun. Sonraki gebelikler, sezaryen sayısı arttıkça riskler de artar" diye konuştu. Normal doğum hakkında da bilgi veren Opr. Dr. Erkan Aslan, "Sağlık Bakanlığı’nın kılavuzlarına göre sezaryen sonrası normal doğum belirli şartlar sağlandığında mümkündür. Bu şartlar arasında daha önce yalnızca bir kez sezaryen doğum yapılmış olması, son sezaryen doğumun üzerinden en az 5 yıl geçmiş olması, annede ek bir sağlık sorununun bulunmaması, doğumun, uygun fiziki şartlara sahip ve acil müdahaleye hazır bir sağlık kuruluşunda gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Bu anlamda anne adaylarının kulaktan dolma bilgiler yerine uzman hekim görüşüne başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu.
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Pedodonti Kliniği hizmete girdi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:48 MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’nde Pedodonti Kliniği hizmete girdi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nde yeni Pedodonti Kliniği’nin açılışı gerçekleştirildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde kurulan yeni Pedodonti (Çocuk Diş Hekimliği) Kliniği hizmet vermeye başladı. Çocuk hastaların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak açılan klinik, modern donanımı ve çocuk dostu yaklaşımıyla bölge halkına ağız ve diş sağlığı hizmeti sunacak. Yeni klinikte çocuk ve genç bireylerin ağız ve diş sağlığının korunmasına yönelik koruyucu uygulamalar, çürük tedavileri, restoratif işlemler, travma tedavileri ve gerekli görülen diğer pedodontik tedaviler gerçekleştirilecek. Ayrıca klinik, Diş Hekimliği Fakültesi öğrencilerinin uygulamalı eğitim süreçlerine katkı sağlayarak nitelikli diş hekimlerinin yetişmesine de destek olacak. Kliniğin açılış törenine katılan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Deniz Ülgen ve Prof. Dr. Mustafa Gökçe, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Akın Aladağ ve öğrencilerle birlikte incelemelerde bulundu. Açılış kurdelesini kesen MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kliniğin Muğla’ya hayırlı olmasını dileyerek, "Erken yaşta kazanılan ağız ve diş sağlığı alışkanlıkları yaşam boyu sağlıklı bir ağız yapısının temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle çocukların düzenli diş hekimi kontrolüne getirilmesi oldukça önemlidir. Pedodonti Kliniğimiz Muğla’ya hayırlı olsun" dedi. Pedodonti Kliniğinin faaliyete geçmesiyle birlikte Muğla ve çevre illerde yaşayan çocukların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine daha kolay erişmesi hedefleniyor.
25 yıllık tiryakiler sigarayı bıraktı, hayatları değişti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:27 25 yıllık tiryakiler sigarayı bıraktı, hayatları değişti Samsun’un Canik ilçesinde bulunan Sağlık Bakanlığı’na bağlı Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvuran vatandaşlar, uzun yıllar süren sigara bağımlılığını nasıl geride bıraktıklarını anlattı. Kimi 20, kimi 25 yıl sigara içtiğini belirten vatandaşlar, sigarayı bıraktıktan sonra yaşam kalitelerinin arttığını söyledi. Canik ilçesinde faaliyet gösteren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği, ücretsiz verdiği hizmetle uzun yıllar sigara kullanan vatandaşlara umut oldu. 20 ve 25 yıllık tiryakiler, aldıkları destekle sigarayı bırakarak yaşam kalitelerindeki değişimi anlattı. Sigarayı bırakan 51 yaşındaki Ayşe Torgay, kararı hem sağlığı hem de torunu için aldığını belirterek, "Sigarayı önce sağlık için sonra da canım ciğerim torunum için bırakmaya karar verdim. Kızım sürekli ’anne sigara kokuyorsun, torunun seni nasıl sevecek’ diyordu. O anda kafama koymuştum. Okulda çalışıyorum. Bir öğretmenimiz bana Canik Sağlıklı Hayat Merkezi’nde sigara bırakma polikliniği olduğunu söyledi. Hemen randevu aldım ve sigarayı tamamen bıraktım. 20 yıl boyunca sigara içtim. Son zamanlarda abartmaya başlamıştım. Merdiven çıkamıyordum, nefes nefese kalıyordum. Şimdi çok rahat çıkıyorum, gayet iyiyim" dedi. "Artık yemeklerden tat alabiliyorum" Yaklaşık 25 yıl sigara kullandığını ifade eden İlhan Şahin ise eşinin merkeze gelmesiyle polikliniği fark ettiklerini söyleyerek, "Eşim Canik Sağlıklı Hayat Merkezi’nde Gebe Okulu’na geldiği sırada sigara bırakma polikliniğini görmüş. Sonrasında randevu aldım ve tedaviye başlayarak ilaç desteğiyle sigarayı bıraktım. Sigarayı bırakmadan önce yürürken, rampa çıkarken yoruluyordum, nefes darlığı yaşıyordum. Yediğimiz yemeklerden tam tat alamıyordum. Sigarayı bırakalı 3 ay oldu, şu an gayet iyiyim. İştah artışı ve kilo alma oluyor. Daha önce kendi başıma bırakmayı denedim ama sinirli ve agresif oluyordum. Şimdi bıraktım ve iyiyim" diye konuştu. "150’ye yakın kişi sigarayı bıraktı" Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Elif Nur Gülen ise sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayarak, "Sigarayı bırakmak isteyen ancak daha önce başarısız olan ya da hiç başvuru yapmamış vatandaşlarımız merkezimize gelerek danışmanlık hizmeti alabilirler. Sigara Bırakma Polikliniğimiz son 3 yılda 600 vatandaşımıza danışmanlık hizmeti verdi. Bu kişilerden yaklaşık 150’si sigarayı bıraktı. MHRS üzerinden ya da ALO 182’yi arayarak randevu oluşturulabilir. Ayrıca merkezimize gelerek de randevu alınabilir" ifadelerini kullandı.