Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
İsrail, Sumud Filosu’nda gözaltına alınan 175 kişiyi Yunanistan’a teslim edecek
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
SAĞLIK
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39:32
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:22
Milas Veteriner Fakültesi 17 Üniversiteden 250 öğrenciyi ağırladı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde, IVSA Muğla tarafından düzenlenen VETWISE’26 I. Ulusal Öğrenci Kongresi, MSKÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. 28-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen kongre, IVSA Muğla’nın ilk ulusal öğrenci kongresi olma özelliğini taşıdı. Türkiye’nin 17 üniversitesinden gelen veteriner fakültesi öğrencilerini buluşturan kongre; ‘Muğla Gençlik Yılı’ vizyonu ve Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında önemli bir bilimsel platform oluşturdu. Cerrahi, dahiliye, yaban hayatı, sucul hayvan hastalıkları, arıcılık, klinik uygulamalar ve sektör buluşmalarını kapsayan oturumlar ve workshoplar düzenlendi. Açılışta konuşan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kongrenin yalnızca bir öğrenci etkinliği değil, gençlerin bilimsel üretim ve mesleki gelişime katılımını gösteren önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. Etkinliğin, öğrencilerin akademi ve sektörle doğrudan temas kurmasına katkı sağladığını belirtti. Milas Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı ise veteriner hekimliğin hayvan sağlığının ötesinde insan sağlığı, çevre, gıda güvenliği ve biyoteknolojiyle doğrudan ilişkili geniş bir alan olduğunu ifade etti. Tek sağlık yaklaşımının önemine dikkat çeken Yağcı, gelecekte salgın hastalıklarla mücadelede ve ekosistemin korunmasında veteriner hekimlerin kritik rol üstleneceğini belirtti. Muğla’nın arıcılık, çam balı, su ürünleri ve hayvancılık açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yağcı, iklim değişikliği ve hastalıklar gibi sorunlara bilimsel çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi. Kongrenin, teorik bilginin ötesinde tartışma ortamı sunacağını ifade etti. IVSA Muğla Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Sürsal Şimşek de kongrenin Dünya Veteriner Hekimler Günü ile aynı dönemde düzenlenmesinin anlamına dikkat çekti. Veteriner hekimliğin zoonozlardan gıda güvenliğine kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu belirterek, mesleğin Tek Sağlık yaklaşımındaki temel rolünü vurguladı. Farklı üniversitelerden öğrencilerin bir araya gelmesinin mesleki dayanışma açısından önemli olduğunu ifade eden Şimşek, kongrenin bilim, iş birliği ve gençlik enerjisini buluşturan bir platform olduğunu söyledi. Organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür etti. Üç gün süren kongreye, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin yanı sıra Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla İl Tarım Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Muğla Valiliği Proje Koordinatörü Dr. Ahmet Esen, Muğla Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Daire Başkanı Şamil Türkay Aktürk katıldılar. Kongre boyunca gerçekleşen oturumlar ve uygulamalı workshoplar ile öğrencilerin bilimsel vizyonunun güçlendirmesi ve mesleki farkındalıklarının artması hedeflendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 14:44
Hasta, doktoruna böbreğini verdi
29 Ağustos 2025 Cuma - 13:43
İngiltere uyruklu turist çocuğun bağışlanan organı 15 yaşındaki Türk gencine yaşam oldu
Karaciğer yetmezliği nedeniyle üç yıldır hastalıkla mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, Sağlık Bakanlığı bekleme listesine girdikten yalnızca iki gün sonra İngiltere’den Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki bir çocuğun bağışlanan organıyla nakil oldu. Anne Handan Timurtaş, "Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi, hayata böyle tutundu" derken, Ahmet Eren, "Arkadaşlarım gibi sokakta oynayabileceğim" diyerek sevincini paylaştı. Operasyonu yapan Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise, "Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir, bağışın önemini bir kez daha gördük" ifadelerini kullandı. Üç yıldır karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden 15 yaşındaki Ahmet Eren Timurtaş, organ bağışıyla yeniden hayata tutundu. İstanbul’da yaşayan Timurtaş, ailesiyle birlikte 11 Ağustos’ta Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Ancak anne ve babanın testleri uygun çıkmadı. Sağlık Bakanlığı Karaciğer Bekleme Listesi’ne alınan Ahmet için tek umut, bağışlanacak bir kadavra organıydı. 12 Ağustos’ta Antalya’ya tatile gelen 10 yaşındaki İngiliz bir çocuğun beyin ölümünün gerçekleşmesinin ardından ailesi organlarını bağışladı. Yapılan incelemede karaciğerin Antalya’daki üç çocuğa uygun olduğu belirlendi. İlk sıradaki 2 yaşındaki hasta için organ büyük geldi, ikinci sıradaki 9 yaşındaki hasta ailesiyle şehir dışında olduğu için yetişemedi. Sıra üçüncü sıradaki Ahmet Eren’e geldi. O sırada ailesiyle birlikte dostlarının yanında moral bulmak için Isparta’da bulunan genç, hemen hastaneye getirildi. Bir gün önce tüm testleri yapıldığı için vakit kaybedilmeden operasyona alındı. "Bu kadar kısa sürede çok nadir" Operasyonu gerçekleştiren Medical Park Antalya Hastanesi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, nakil sürecini şöyle anlattı: "11 Ağustos’ta geldi, 13 Ağustos’ta nakil yaptık. Ahmet, 15 yaşında genç bir hastamız. Yaklaşık 3 yıldır otoimmün hepatit tanısıyla tedavi alıyordu. Son dönemde siroz ve komplikasyonları gelişmişti. Anne ve babanın testleri uygun çıkmayınca, kadavra listesine aldık. Bu kadar kısa sürede organ çıkması çok nadir. Yurt dışından gelen bir turistin beyin ölümünün gerçekleşmesi ve organlarının bağışlanmasıyla Ahmet’e nakil gerçekleştirdik. Ve 10 gün sonra taburcu ettik. Şu an sağlığına kavuşmuş durumda. Ülkemizde bağış oranı düşük, maalesef yüzde 90 canlıdan, yüzde 10 kadavradan yapılıyor. Avrupa ve Amerika’da bunun tam tersi. Kadavra bağışını artırmamız gerekiyor. Ahmet gibi gençlerin ve çocukların yeniden sağlığına kavuşabilmesi için bağış çok önemli." "Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz" Anne Handan Timurtaş ise yaklaşık üç yıldır süren mücadelelerin ardından duygularını gözyaşlarıyla şöyle anlattı: "İki çocuğum var. Bu benim mutluluk gözyaşlarım. Üç yıldır bu hastalıkla mücadele ediyoruz. Bizim için çok zor yıllardı. İngiltere’den turist olarak gelen aile bağış yaptı, onların 10 yaşındaki çocuğu bize can oldu. Oğlum, ‘Ben kardeşim için, sizin için ve bana can olan o tanımadığım çocuk için yaşayacağım’ dedi. Hayata böyle tutundu. Organ bağışı sevindirici sonuçlar getiriyor, kimse karamsar bakmasın. Biz o aileye ömür boyu dua edeceğiz. Ahmet’in yüzündeki gülücük bize bir ömre bedel. Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın." "Artık sokakta oynayabileceğim" Ahmet Eren Timurtaş ise üç yıl süren hastalık sürecinde yaşadıklarını ve nakil sonrası hislerini şu sözlerle dile getirdi: "Yaklaşık üç senedir karaciğer yetmezliğiyle mücadele ediyordum. Psikolojik ve fiziksel olarak çok zordu. Defalarca hastanede yattım. Arkadaşlarım dışarıda oynarken ben hastanedeydim. Sürekli oyun oynamak istiyordum ama zamanımın çoğu kontrollerle geçiyordu. Daha önce de kadavra listesine girmiştim, aylar geçti, organ bulunmadı. Antalya’ya geldikten sadece iki gün sonra nakil oldu. Bu kadar çabuk beklemiyordum. Organ çıktığında çok heyecanlandım, mutluluk, şaşırma, üzüntü, hepsini aynı anda yaşadım. Ameliyat sonrası yeniden yürümeye başladığımda bile sevinçten mutlu oldum. Babam taburcu olduktan sonra bana futbol topu aldı. Artık arkadaşlarım gibi sokakta koşup oynayabileceğim. Umarım bundan sonra normal bir hayatım olur."
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:49
Midyat’ta çocuklar ameliyathaneye akülü araba ile gülerek giriyor
Mardin’in Midyat Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba sayesinde çocuklar, ameliyattan önce akülü araba ile hemşire gözetiminde gezdirilerek ameliyathaneye gülerek giriyor. Devlet hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba ile sünnet olacak çocuklar, sünnetten önce moral motivasyonları yüksek olsun diye akülü araba ile gezdirilerek hemşire gözetiminde ameliyathaneye götürülüyor. Midyat Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Burak Peköz, "Hastanemiz bünyesinde sünnet olan çocukların, moral ve motivasyonlarını artırmak aynı zamanda korkularını yenmelerine destek olmak amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdik. Bundan sonra ameliyathaneye yavrularımız hemşire gözetiminde akülü araba ile götürülecek. Bu uygulama sayesinde çocuklarımızın, ameliyat öncesi yaşadığı stresin azaltılması hedefliyoruz" dedi.
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:20
Uzmanından uyarı: "Diz kireçlenmesine karşı erken önlem şart"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Göksel Gültekin Şahiner, "Toplumda çok sık gördüğümüz bir rahatsızlık olan diz kireçlenmesi, hareketsizlikten ve aşırı kullanımdan dolayı diz ekleminin aşınmasıdır. Kireçlenmede erken önlem ve doğru tedavi şart" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Opr. Dr. Göksel Gültekin Şahiner, dizlerdeki kireçlenme ile ilgili açıklamalarda bulundu. Hastalığın olma sebebi ve kimlerde görüldüğü ile ilgili bilgi veren Opr. Dr. Göksel Şahin, "Diz ekleminizin yüzleri neredeyse pürüzsüz bir eklem kıkırdağı ve arada menüsküs yapıları ile kaplıdır. Diz kireçlenmesi önce menüsküslerin aşınması ve yırtılması sonra eklem kıkırdağının zamanla aşınması, yıpranması ve incelmesi sonucu ortaya çıkar. Kıkırdak incelince, kemikler birbirine daha yakın hale gelir ve sürtünme başlar. Bu sürtünme dizde ağrıya, şişliğe ve hareket kısıtlılığına neden olur. Bu rahatsızlık genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Yaşlılıkta problem oluşturabilecek en büyük engellerden biridir. Ancak aşırı kilo, dizde daha önce geçirilmiş yaralanmalar veya genetik yatkınlık gibi faktörler hastalığın daha erken yaşlarda başlamasına yol açabilir. Erken yaşlarda ortaya çıkan diz kireçlenmesinin tedavisi daha zor ve sonuçları daha az yüz güldürücüdür" diye konuştu. Kireçlenmenin belirtileri ve yapılması gerekenler Hastalığın belirtileri ile ilgili Dr. Şahiner, "Dizde, özellikle merdiven ve yokuş çıkarken, inerken veya uzun süre ayakta kaldıktan sonra ortaya çıkan ağrı, sabahları dizde tutukluk ve hareket zorluğu Dizde ağrı ve şişlik beraberinde eklemden ses gelmesi belirtileridir. Unutmayın ki diz kireçlenmesi engellenebilen, oluştuktan sonra da tamamen ortadan kaldırılamasa da yönetilebilen bir hastalıktır. Ağrılarınızın hafifletilmesi, hareketliliğinizi, korumanız ve günlük yaşam kalitenizi artırmanız mümkündür. Bunun için en önemli adımlar şunlardır: Kilo Kontrolü: Dizlerinizdeki yükü azaltmak için fazla kilolarınızdan kurtulmak. Düzenli egzersiz: Vücudu ve özellikle diz kaslarını güçlendiren egzersizler yapmak diz kireçlenmesi başladıktan sonrada diz eklemini yormayan, özellikle uyluk kaslarını güçlendirici egzersizler yapmak (yüzme, bisiklet sürme gibi). Dinlenmek: İnsan vücudu ortalama 8 saat çalışmaya uygundur. Özellikle fiziksel işlerde çalışan insanlar vücutlarını yeteri kadar dinlendirmediklerinde iskelet ve kas sistemi hastalıklarına yatkınlıkları artar. Türk toplumunda kadına yüklenen sorumluluklar göz önüne alındığında diz protezi ameliyatları ile sonuçlanan diz kireçlenmesinin kadınlarda çok çok daha fazla görülmesi şaşırtıcı değildir. Gerekli Durumlarda Tıbbi Destek: Ağrı kesiciler, fizik tedavi veya doktorunuzun önereceği diğer tedaviler. Diz kireçlenmesi sağlıklı bir yaşlılık yaşanmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Erken yaşlarda alınacak bazı önlemlerle ileri yaşlarda hayat kalitesinin arttırılması, ağrıların geçirilmesi ve muhtemel bazı büyük eklem cerrahilerinin önlenmesi mümkündür" şeklinde konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 12:15
Midyat’ta çocuklar ameliyathaneye akülü araba ile gülerek giriyor
Mardin’in Midyat İlçe Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan akülü araba sayesinde çocuklar, ameliyattan önce akülü araba ile hemşire gözetiminde gezdirilerek ameliyathaneye gülerek giriyor. Devlet Hastanesi envanterine kazandırılan, akülü araba ile sünnet olacak çocuklar sünnetten önce moral motivasyonları yüksek olsun diye akülü araba ile gezdirilerek hemşire gözetiminde ameliyathaneye götürülüyor. Midyat Devlet Hastanesi Başhekimi Mehmet Burak Peköz, ’’Hastanemiz bünyesinde sünnet olan çocukların, moral ve motivasyonlarını artırmak aynı zaman korkularını yenmelerine destek olmak amacıyla yani bir uygulamayı hayata geçirdik. Bundan sonra ameliyathaneye yavrularımız hemşire gözetiminde akülü araba ile götürülecek. Bu uygulama sayesinde çocuklarımızın, ameliyat öncesi yaşadığı stresin azaltılması hedefliyoruz’’ dedi. (BB-YRT-
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:36
Turgut Özal Tıp Merkezi Acil Servisi yenileniyor
Turgut Özal Tıp Merkezi’nde acil servis yenileme çalışmaları başlıyor. Başhekim Doç. Dr. Erol Karaarslan, merkezin 28 yıldır sadece bölge değil, Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalara hizmet verdiğini söyledi. İlk etapta 600 yatak kapasitesiyle planlanan Turgut Özal Tıp Merkezi, gelişen tıp teknolojileri ve artan ihtiyaçlar doğrultusunda bugün bin 612 yatağa ulaştı. 2017’de açılan 152 yataklı Karaciğer Nakli Hastanesi ve 2020’de hizmete giren 217 yataklı Onkoloji Hastanesi ile merkez, uluslararası bir sağlık üssü haline geldi. Başhekim Karaarslan, "Son yıllarda artan hasta sayısı ve yeni yerleşim alanları nedeniyle mevcut 600 metrekarelik acil servisimiz yetersiz kaldı. Sağlık Bakanlığı’nın yeni kriterleri de bu ihtiyacı ortaya koyuyor" dedi. Acil servis alanının 600 metrekareden 2 bin metrekareye çıkarılacağını belirten Karaarslan, yeni acil servisin triaj alanı, yeşil, sarı ve kırmızı müdahale alanları, acil radyoloji ünitesi, acil laboratuvar birimi ve bulaşıcı hastalar için negatif basınçlı odalarla donatılacağını açıkladı. Başhekim Karaarslan, " Triaj sistemine göre hastalar basit müdahale gerektirenler yeşil alanda, ileri müdahale gerektirenler sarı alanda, hayati tehlikesi olanlar ise kırmızı alanda tedavi edilecek. Ayrıca, acil radyoloji ünitesi 2 tomografi cihazı, ultrasonografi ve röntgen imkânları sunacak. Tam teşekküllü laboratuvar sayesinde tetkikler acil servis içinde yapılacak" ifadelerini kullandı Başhekim, 1 Eylül itibarıyla acil servisin 3-4 ay sürecek tadilata alınacağını, bu süreçte geçici acil servisin hastanenin güney cephesinde kesintisiz hizmet vereceğini belirtti. Karaarslan, "Bu dönemde öncelikli olarak acil müdahale gerektiren hastalara hizmet vereceğiz. Nitelikli müdahale gerektirmeyen ayaktan başvurular ise diğer hastanelere yönlendirilecektir" diye konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:24
Çocuklarda elektrik çarpması sonucu meydana gelen yanıklar ciddi hasarlara sebep oluyor
Çocuklarda elektrik çarpması sonucu meydana gelen yanıklar ampütasyona ve kalıcı hasara yol açabiliyor. Çocuklarda ve hatta yetişkinlerde elektrik çarpması sonucunda meydana gelen yanıklar; ampütasyona, kalıcı hasara ve ölüme yol açabiliyor. Uzmanlar, aileleri alması gereken önlemler konusunda uyarıyor. Ailelerin, evde bulunan prizlere kapaklık takmasına ve kabloları olabildiğince saklamalarına dikkat çekiliyor. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Yanık ünitesinde tedavi gören 5 yaşındaki Hasan Ali Akkaş’ın parmağında, gittikleri köy evlerinde jeneratörün fişini çektikten sonra elektrik çarpması sonucu yanık meydana geldi. Hastanede tedavi gören çocuk, ampütasyondan kurtuldu. Gittikleri köy evlerinde, oradan ayrılmak için hazırlandıkları sırada oğlunun bir anda gözden kaybolduğunu anlatan anne Medine Akkaş, "Eşyaları koyuyordum oğlum bir anda içeri girmiş ve bir anda bağırma sesi duydum. Parmağını gördüm. Parmağı kemiğe kadar inmişti. Annem kurtarmış o an, anneannesi çekmiş elini. Fişten çıkarıp tekrar kendisi başka fişe takmak istemiş. ‘Ben takıp elektriği ben vermek istiyordum’ dedi. O arada maalesef parmağına girmiş fiş" dedi. "Evlatlarımızı gözümüzün önünden ayırmamamız gerekiyor" Önce yaşadıkları yer olan Kahramankazan’daki hastaneye gittiklerini, ardından Bilkent Şehir Hastanesi’ne geldiklerini aktaran anne Akkaş, "İlk geldiğimizdeki morluğa göre azalmalar olduğu söylendi. Damar açılması yapıldı, damar genişletilmesi yapıldı. Çok az bir sinirin tutulduğu söylendi. İnşallah iyileşebilir. Kendi evimde bütün prizlerde korumalıklar var. Aslında çok dikkat ediyordum. Köy evine gittik 2-3 dakikalık bir şeydi. Evlatlarımızı gözümüzün önünden ayırmamamız gerekiyor. Hiç aklımın ucuna gelmeyecek bir şey başıma geldi" şeklinde konuştu. "Ampütasyona gitmeyecek ama fonksiyon kaybı olma ihtimali yüksek" Çocuk Cerrahisi uzmanı Doç. Dr. Sabri Demir, hastanın tedavi sürecinden bahsederek, "Hastamız hafta sonu köydeki evlerine gitmişler, elektrik prizine temas sonucu elektrik çarpması ve yanık meydana gelmiş. Hastanın sağ el dördüncü parmak proksimal falanksında cilt yanığı var. Gerekli müdahaleleri yaptık tedavisi devam ediyor. Hastamızın geldiğinde parmağı mosmordu. Ampütasyona gitmeyecek ama fonksiyon kaybı olma ihtimali yüksek" ifadelerini kullandı. "Küçük çocuklar meraklı çocuklardır" Yanık ünitesinde tedavi gören çocukların hemen hemen aynı yaşlarda olduğuna dikkati çeken Demir, "Küçük çocuklar meraklı çocuklardır. Etrafı tanımaya çalışırlar. Onun için bu yaştaki çocuklar yürümeye, hatta emeklemeye başladıktan sonra etrafı tanımaya çalışır. Gördüğü deliğe bir şey sokmaya çalışır, gördüğü kabloyu ısırarak tanımaya çalışır. Bu çocuk da biraz daha meraklı, prizi çekip tanımaya çalışmış" değerlendirmesinde bulundu. "Elektrik çarpmalarını veya yanıklarını ciddiye almak lazım" Ailelerin alması gereken önlemlere ilişkin bilgi veren Demir, şu ifadeleri kullandı: "Evde ailelerin ciddi tedbir alması lazım. Yere yakın prizi olan evlerde priz koruyucu kapak takmalarını öneriyoruz. Kapak yoksa bir bantla kapatmalılar. Artık elektrik hayatımızın vazgeçilmezi. Evde bir sürü elektrik cihaz var, hepsinin de kabloları var. Bu kabloları elden geldiğince gizlememiz lazım. Açıkta kalanları da koruyucu kanallar içinde olmasını sağlamamız lazım. Yoksa küçük çocuklar o kabloyu ağzına alıp ısırıyor. Çok ciddi ağız yanıklarıyla karşılaşıyoruz. Sadece küçük çocuklarda değil büyük çocuklarda da, hatta erişkinlerde de görüyoruz. Bu kabloların belli kullanımından sonra soyulmalar meydana gelir. Bu soyulan yerleri tamir etmek ya da yerine yenisini almak lazım. Elden geldiğince çocukları elektrik cihazlarından uzak tutmak lazım. Elektriği hayatımızdan çıkaramayacağımıza göre küçük çocukları olan tüm anne babaların evde önlemleri düzgün bir şekilde almalarını öneriyoruz. Elektrik çarpmalarını veya yanıklarını ciddiye almak lazım bunları gördüğümüzde en yakın sağlık merkezine gelmelerini öneriyoruz."
29 Ağustos 2025 Cuma - 11:20
Bu belirtiler varsa, kalbiniz yardım çığlığı atıyor olabilir
Kardiyolog Uzm. Dr. Mahir Avkaroğulları, göğüs ağrısı yerine; nefes darlığı, mide bulantısı, sırt, boyun ya da çene ağrısı, aşırı halsizlik ve soğuk terleme gibi daha ’sessiz’ belirtilerle kendini gösteren kalp krizinin, kadınlarda daha sinsi ilerlediğini söyledi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Mahir Avkaroğulları, kadınlarda kalp krizinin riskleri ve erken tanı hakkında bilgi verdi. Kalp krizi uzun yıllardır erkeklerle özdeşleştiriliyor ancak bu sağlık sorunu kadınlar için de en büyük tehditlerden biri olmaya devam ettiğini ifade eden Avkaroğulları, "Üstelik kadınlarda kalp krizi, erkeklerden farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor ve bu da çoğu zaman tanının gecikmesine neden oluyor. Göğüs ağrısı yerine; nefes darlığı, mide bulantısı, sırt, boyun ya da çene ağrısı, aşırı halsizlik ve soğuk terleme gibi daha ’sessiz’ belirtilerle kendini gösteren kalp krizi, kadınlarda daha sinsi ilerleyebiliyor" dedi. Kalp krizi erkek hastalığı değil Avkaroğulları, toplumda yaygın olan ’kalp krizi erkeklerde olur’ algısı, kadınların koruyucu sağlık kontrollerini ihmal etmesine yol açtığına dikkati çekerek, "Oysa bilimsel veriler, kalp hastalıklarının kadınlarda da en sık ölüm nedenlerinden biri olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Kadınlar, vücutlarının verdiği sinyalleri çoğu zaman stres ya da yorgunlukla karıştırıyor, bu da tanı ve tedavi süreçlerinin gecikmesine neden oluyor" diye konuştu. Menopozla gelen sessiz risk Menopoz döneminin kadınlar için kalp sağlığı açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret eden Avkaroğulları, bu süreçte östrojen hormonunun azalmasının, damarların yapısını ve işlevini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Damar sertliği, kolesterol seviyelerinde bozulma, kan basıncında artış ve kilo kontrolünün zorlaşmasının, menopoz sonrası kadınlarda kalp-damar hastalıklarına yatkınlığı arttırdığını söyleyen Avkaroğulları, "Bu nedenle 45-50 yaş ve üzeri kadınların, özellikle aile öyküsü, yüksek tansiyon, diyabet ya da kolesterol problemi gibi risk faktörleri taşıyorsa, düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi önerilir" ifadelerine yer verdi. Avkaroğulları, yılda en az bir kez kardiyoloji muayenesi, tansiyon, kolesterol ve kan şekeri gibi değerlerin düzenli takibi, stres yönetimi, dengeli beslenme ve fiziksel aktivite, sigara ve alkolden uzak durmanın kalp sağlığı için önemli olduğunu, gerekli durumlarda da EKG, Efor Testi, Ekokardiyografi ve bazı kan tetkikleri ile kalp sağlığı yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Sessiz riskleri görünür kılın Son olarak kalp hastalıklarının bazılarının hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Avkaroğulları, "Bu nedenle özellikle menopoz sonrası dönemde, risk faktörleri taşıyan kadınlar için detaylı kalp değerlendirmesi büyük önem taşır. Koroner BT Anjiyografi, kalp damarlarını ayrıntılı ve non-invaziv (girişim gerektirmeyen) şekilde görüntüleyen ileri bir tetkiktir. Erken dönemde damar tıkanıklıklarını tespit ederek, kalp krizi yaşanmadan önce önlem alma imkânı sunar. Kardiyoloji muayenesi sırasında, hekiminizin önerisiyle yapılacak bu tür taramalar, kalp sağlığınız hakkında daha net ve güvenilir bilgi edinmenizi sağlar" diye konuştu.
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:57
Okullar açılıyor; Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirin, enfeksiyon riskini azaltın
Denizli Özel Egekent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, ailelere okul döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında uyararak, "Çocuğunuzun bağışıklığını güçlendirin, enfeksiyon riskini azaltın" dedi. Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar, kalabalık ortamlara geri dönüyor ve bu durum enfeksiyon riskini artırıyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hafit Arvas, bu dönemde bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, "Okul çağındaki çocuklar, sınıf arkadaşlarından kolayca mikrop kapabilir; bu yüzden ebeveynler önceden hazırlıklı olmalı" dedi. Özellikle grip, soğuk algınlığı ve diğer viral enfeksiyonların yaygınlaştığı bu mevsimde, hijyen kurallarına ek olarak bağışıklığı destekleyici adımlar atmanın hastalıkları önlemede etkili olduğunu ifade eden Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, düzenli el yıkamanın yanı sıra beslenme ve uyku düzeninin de bağışıklığı doğrudan etkilediğini belirterek; "Bağışıklığı güçlendirmek için pratik yöntemler arasında dengeli beslenme öne çıkıyor. Çocukların günlük diyetinde meyve, sebze ve probiyotik gıdalar yer almalı. C vitamini ve çinko gibi takviyeler doktor kontrolünde kullanılabilir. Ayrıca, yeterli uyku ve fiziksel aktivite bağışıklık hücrelerini aktif hale getirir." şeklinde konuştu. Ebeveynlere, çocuklarının aşı takvimini güncel tutmalarını tavsiye eden Uzm. Dr. M. Hafit Arvas, okul öncesi rutin kontrollerin enfeksiyon riskini azalttığını vurgulayarak, şu tavsiyelerde bulundu: "Bu adımlar, çocukların okul ortamında daha dirençli olmasını sağlayarak, hastalık nedeniyle kaybedilen okul günlerini minimuma indirebilir. Enfeksiyon riskini azaltmak ebeveynlerin proaktif yaklaşımıyla mümkündüt. Herhangi bir belirti fark edildiğinde hemen doktora başvurun; erken müdahale komplikasyonları önler. Bağışıklık güçlendirmenin uzun vadeli bir süreç olduğunu ve ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekiyor. Okulların açıldığı bu dönemde, çocukların sağlığını korumak için hijyen ve bağışıklık odaklı stratejiler, hem bireysel hem de toplumsal fayda sağlayacaktır"
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:46
Tırnaklarınız sağlığınız hakkında çok şey söylüyor
Beden sağlığı hakkında tırnakların çok önemli bilgiler paylaştığını aktaran Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, tırnakta dikkat edilmesi gereken belirtileri sıraladı. Tırnaklarda görülen sararma, morarma, kırılma, soyulma gibi durumların kalp, akciğer gibi hayati organlarımız hakkında önemli bilgiler verebileceğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Tırnaktaki her bulguyu önemsemek lazım" dedi. Sağlığımızın iyi olup olmadığı noktasında tırnakların çok şey anlattığına dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murtaza Çit, tırnakta dikkat edilmesi gereken belirtiler hakkında bilgi verdi. Sistemik hastalıkların vücudumuzda bazı semptomlarla kendini belli ettiğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Saçlarda, cildimizde kendini gösteren semptomlar, benzer şekilde tırnaklarda da gün yüzüne çıkabiliyor. Tırnakların şekline, rengine bakarak bazı hastalıklarla ilgili bilgi edinebiliyoruz. Örneğin, demir eksikliğinde tırnaklarda çukurlaşma, kırılma soyulma olabilir. Keza çinko ve biyotin eksikliğinde de tırnaklarda benzer belirtiler görülebilir" sözlerini kaydetti. Tırnaklardaki değişim gözlemlenmeli Tırnaklardaki değişimi kontrol ederek bazı hastalıkların tespit edilebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerine şöyle devam etti: "Mesela akciğer hastalıklarında, kronik kalp hastalıklarında tırnaklarda renk değişikliği olabilir. Tırnakların morarması, bu daha çok kronik akciğer ve kalp hastalıklarını düşündürebilir. Çünkü morarmalar, oksijen eksikliği nedeniyle oluşur. ‘Çomak tırnak’ dediğimiz tırnaklarda kalınlaşma, yine kronik kalp hastalığı ve kronik akciğer hastalıklarında görebileceğimiz bulgular olabilir. Bazı kanser türlerinde de tırnaklarda bu tür çomaklaşmalar olabiliyor. Çukur ve kaşık şeklinde tırnaklar daha çok demir eksikliğinde gördüğümüz tırnaklar ama sarı olması daha çok mantar hastalıklarını düşündürebilir. Ayrıca karaciğer hastalıklarının da habercisi olabilir. Kronik karaciğer hastalıklarında ya da karaciğer yetmezliğinde tırnaklarda sararma olabilir. Mantar da yine tırnaklarda sararmaya neden olabilen hastalıklar arasında." Lekeler ve renk değişiklikleri ciddiye alınmalı Tırnaklarda görülen beyaz lekelerin her zaman mineral eksikliği sonucu olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Tırnaklarda görülen beyaz lekeler her zaman bir mineral eksikliği olmuyor. Bazı kronik rahatsızlıklara da işaret edebilir. Bu durumu ciddiye almakta fayda var" dedi. Tırnaklarda enine çizgiler olmasının vitamin eksikliğinde görüldüğünü ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bazen bu çizgiler kemoterapi alan kanser hastalarında da görülebilir. Metabolik hastalık dediğimiz diyabet ve tansiyon gibi hastalığı olanlarda da görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle tamamladı: "Kırılgan ya da kat kat ayrılan tırnaklar daha çok vitamin eksikliğinden kaynaklanır. Demir, çinko ve biyotin eksikliğinde tırnaklarda incelme, çukurlaşma, kırılma ve soyulma görülebilir. Tüm bu belirtilerde öncelikle bir dahiliye uzmanına görünmekte fayda olacaktır. Detaylı olarak test bakmak gerekmektedir. Kan değerlerine bakılmalıdır. Karaciğer fonksiyonları, şeker fonksiyonları, tansiyon, kolesterol gibi birçok şeye bakmak gerekir, akciğer ve kalp kontrolleri yapılması gerekir. Dolayısıyla tırnaklarda yukarıda bahsettiğim belirtilerden biri ya da birkaçı görüldüğünde zaman kaybetmeden bir uzmana gidilmelidir."
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:43
Ailelere hijyen uyarısı
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık problemlerine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Yaz ayları çocuklar için oyun, eğlence ve keşif zamanı olsa da, artan sıcaklıklar ve hijyen sorunları çocuk sağlığını tehdit ediyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, yaz mevsiminde çocuklarda sık görülen sağlık problemlerine dikkat çekerek ailelere önemli uyarılarda bulundu. "Çocuklarda karşılaştığımız sorunların başında ishal geliyor" Uzm. Dr. Şan, yüksek sıcaklıkların gıda bozulmalarını hızlandırdığını belirterek, "Yaz aylarında çocuklarda en çok karşılaştığımız sorunların başında ishal geliyor. Bu durum, genellikle bozulmuş gıdaların tüketilmesi ya da hijyenik olmayan suyla temas sonucu ortaya çıkıyor. Besin zehirlenmeleri de oldukça yaygın. Bu nedenle dışarıda satılan yiyeceklerden uzak durulmalı, çocuklara taze ve hijyenik besinler sunulmalı. Ayrıca bol su tüketmeleri sağlanmalı, çünkü sıvı kaybı çocuklar için ciddi bir risk oluşturabilir" dedi. Çocukların güneş altında uzun süre kalmasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Dr. Şan, "Özellikle 11.00 - 16.00 saatleri arasında çocuklar doğrudan güneşe maruz bırakılmamalı. Dışarı çıkmaları gerekiyorsa, geniş kenarlı şapka, pamuklu ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli. Ayrıca en az 50 SPF koruma faktörlü güneş kremi düzenli olarak kullanılmalı" ifadelerini kullandı. Yaz tatilinin vazgeçilmezlerinden olan havuzlar, yeterince temizlenmediğinde çeşitli enfeksiyonlara yol açabiliyor. Uzm. Dr. Şan, "Dış kulak yolu enfeksiyonları, mide-bağırsak hastalıkları ve göz enfeksiyonları yaz aylarında artış gösteriyor. Çocuklar havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş almalı. Temizliğinden emin olunmayan havuzlar tercih edilmemeli. Ayrıca kulak enfeksiyonlarına karşı koruyucu kulak tıkaçları da kullanılabilir" şeklinde konuştu. Doğada zaman geçiren çocukların sık sık böcek ve sinek ısırıklarına maruz kaldığını belirten Şan, "Bazı çocuklar bu ısırıklara karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. Kaşıntı, şişlik, kızarıklık gibi belirtiler görüldüğünde mutlaka bir doktora başvurulmalı. Korunmak için çocuklara uygun sinek kovucular kullanılabilir; özellikle akşam saatlerinde uzun kollu giysiler tercih edilmelidir" dedi. Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, ailelere yaz için önerilerde bulunarak, "Güneş ışınlarının en yoğun olduğu saatlerde çocuklar dışarı çıkarılmamalı. Gıda hijyenine dikkat edilmeli, açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılmalı. Çocukların bol sıvı tüketmesi teşvik edilmeli. Tatil öncesi çocukların aşı takvimi kontrol edilmeli. Deniz ve havuz sonrası duş alma alışkanlığı kazandırılmalı. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu krem kullanımı ihmal edilmemeli" diye konuştu. Son olarak, "Yaz aylarında alınacak basit önlemlerle birçok hastalığın önüne geçilebilir" diyen Uzm. Dr. Emine Sibel Şan, çocuklarda herhangi bir belirti görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemini vurguladı.
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:42
"Gece çalışanlarda obezite riski daha yüksek"
Obeziteden korunmada uykunun rolüne dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Güner Çakmak, "Gece çalışanlar veya uyku düzeni bozuk olanlar, hormon dengesindeki değişiklikler nedeniyle daha kilolu olabiliyor. Büyüme hormonu ve diğer metabolik hormonlar bu kişilerde yeterince salgılanmıyor. Ayrıca, gece tüketilen gıdalar genellikle düşük proteinli, yüksek şeker ve kalorili atıştırmalıklar oluyor. Bu durum obezite riskini artırıyor" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Güner Çakmak, obeziteye karşı dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Obeziteyi tanımlarken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, "Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 25-30 arası olanlar kilolu, 30-40 arası obezdir. VKİ 40 ve üzeri morbid obez, 50-55 üzeri ise süper obez olarak adlandırılır" ifadelerine yer verdi. Çakmak, bu sınıflamanın hastaların sadece fazla kilolu olma durumunu belirlemediğini, aynı zamanda kişinin sağlık risklerinin de belirlediğini vurguladı. "Porsiyonlar büyüdü, yürüyüş azaldı" Günümüzde yaşam tarzının obeziteyi tetiklediğini belirten Doç. Dr. Çakmak, "Daha az hareket ediyoruz, oturduğumuz süre artıyor. Yeme alışkanlıklarımız değişti, porsiyonlar büyüdü. Paketli ve endüstriyel gıdaların tüketimi arttı. Ayrıca araba kullanımıyla günlük yürüyüş miktarımız azaldı. Tüm bu faktörler obezitenin temel sebeplerini oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de kadınların yüzde 23’ü, erkeklerin yüzde 16’sı obez" Ülkemizdeki obezite oranlarına dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, "TÜİK 2019 yılı verilerine göre, 15 yaş ve üzeri obezite oranı yüzde 21,2’dir. 2022 verilerine bakıldığında kadınların yüzde 23,6’sı obez, yüzde 30,9’u obez öncesi. Erkeklerde ise yüzde 16,8 obez, yüzde 40,4 obez öncesi grubunda yer alıyor. Bu veriler, yaşam tarzımızın değiştiğini ve obezitenin hızla arttığını gösteriyor" dedi. "Kronik hastalık riskini artırıyor" Obezitenin sadece kilo problemi olmadığını, kronik hastalık riskini de artırdığını belirten Doç. Dr. Çakmak, "Diyabet riski yaklaşık 4 kat artıyor. Hipertansiyon riski 2-2,5 kat, iskemi ve kalp hastalığı riski 1,5-2 kat artıyor. Beyin damar tıkanması riski de 1,5 kat yükseliyor. Ayrıca bazı kanser türleri için de obezite önemli bir risk faktörüdür" diye konuştu. "Cerrahi tedavi gerektiren durumlar" Obezite cerrahisinin yalnızca belirli kriterlere uyan hastalarda uygulandığını söyleyen Doç. Dr. Çakmak, "VKİ (Vücut Kitle İndeksi) 40 ve üzeri olanlar cerrahi adaydır. VKİ 35-40 arasında olup tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, uyku apnesi, hiperkolesterolemi veya KOAH gibi yandaş hastalıkları bulunanlarda da cerrahi tedavi uygulanabilir" açıklamasında bulundu. "Gece tüketilen yüksek kalorili gıdalar obezite riskini artırıyor" Uyku düzeninin kilo kontrolünde önemli rol oynadığını vurgulayan Doç. Dr. Çakmak, "Gece çalışanlar veya uyku düzeni bozuk olanlar, hormon dengesindeki değişiklikler nedeniyle daha kilolu olabiliyor. Büyüme hormonu ve diğer metabolik hormonlar yeterince salgılanmıyor. Ayrıca, gece tüketilen gıdalar genellikle düşük proteinli, yüksek şeker ve kalorili atıştırmalıklar oluyor. Bu durum obezite riskini artırıyor" dedi. "Ameliyat sonrası gündelik hayatıma ne zaman dönebilirim" Obezite ameliyatı sonrası normal yaşamın kişiden kişiye değiştiğini belirten Çakmak, "Ameliyat sonrası birinci haftada hastaların sıvı alımı ve diyete uyumu takip edilir. Masa başı iş yapanlar 1. haftadan sonra işlerine dönebilir. Daha ağır işler için 2-3. haftadan sonra işbaşı mümkün olur. Bu süreçte hastaları yakından takip ediyoruz" şeklinde konuştu. "Sağlıklı yaşam tarzı benimsenmeli" Obezite ile mücadelede sağlıklı yaşamın önemini kaydeden Doç. Dr. Çakmak, şu bilgileri paylaştı: "Kilo sadece estetik değil, sağlık meselesidir. Sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve fiziksel aktiviteyi hayatınıza mutlaka dâhil edin. Obeziteyi önlemek ve kronik hastalık riskini azaltmak için yaşam tarzı değişiklikleri kritik önemdedir. Uyku düzenine dikkat etmek, özellikle gece atıştırmalarından kaçınmak, hem kilo kontrolü hem de metabolik sağlık için gereklidir." "Obeziteye karşı öneriler" Obeziteye karşı atılacak adımların hayat kalitesini artırdığına dikkat çeken Doç. Dr. Çakmak, son olarak şöyle dedi: "Öncelikle sağlığınızı kazanmayı hedefleyin. Unutmayın, cerrahi müdahale sadece gerekli durumlarda uygulanmalıdır. Bunun dışında, sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve düzenli uyku ile ciddi fark oluşturabilirsiniz."
29 Ağustos 2025 Cuma - 10:34
Bayburt’ta ekipler gıda denetiminde
Bayburt’ta halkın sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişimini sağlamak amacıyla ekiplerce gıda denetimleri yapıldı. Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü gıda kontrol görevlileri, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu hükümleri çerçevesinde il genelindeki gıda işletmelerinde denetime çıktı. Denetimler sırasında bakanlık politikaları doğrultusunda numune alma çalışmaları gerçekleştirildi. Alınan numeneler, incelenmek üzere laboratuvara gönderildi. Öte yandan, Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce, gıda ürünleriyle ilgili yaşanılan sorunların ALO 174 gıda hattına bildirebileceği hatırlatıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder