SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Kapasitesi büyütülen TÖTM hemodiyaliz ünitesi yeni yerinde hizmete açıldı
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:33 Kapasitesi büyütülen TÖTM hemodiyaliz ünitesi yeni yerinde hizmete açıldı Hasta konforunu ve hizmet kapasitesini artırmak amacıyla modernize edilen İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) Hemodiyaliz Ünitesi, taşınan yeni yerinde açılışı gerçekleştirildi. Toplam bin 110 metrekarelik alana sahip olan yeni ünite, bölgedeki diyaliz hastalarına daha nitelikli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış törenine; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, AFAD İl Müdürü Serdal Türker, İl Sağlık Müdürlüğü personeli ve sağlık çalışanları katıldı. "Hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurduk" Açılış konuşmasını yapan Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özkan Ulutaş, ünitenin daha iyi hizmet verme hedefinde olduğunu söyledi. Konuşmasında Ulutaş, "Yeni ünitemizde hasta güvenliğini önceleyen bir yapı kurmaya çalıştık. Enfeksiyon kontrolü, teknik altyapı ve çalışma şartları bu anlayışla planlandı. Amacımız daha nitelikli ve güvenilir bir hizmet sunmaktır" dedi. Ünitenin tıp öğrencileri ve asistanlar için önemli bir öğrenme ortamı oluşturacağını belirten Ulutaş, süreçte emeği geçen üniversite yönetimine ve sağlık personeline teşekkür etti. "Hijyen ve hasta konforu temel esasımız oldu" Başhekim Prof. Dr. Erol Karaaslan, eski diyaliz ünitesinin fiziksel olarak yetersiz kalmaya başladığını belirtti. Karaaslan, "Hijyen ve hasta konforu, hatta hasta yakınlarının konforu büyük önem arz ediyor. Yeni ünitemizi bu esaslar üzerine yaptık. Süreç boyunca hastalarımızın mağdur olmaması için destek veren Sağlık Müdürlüğümüze ve Eğitim Araştırma Hastanemize de ayrıca teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. AFAD İl Müdürü Serdar Türker de projenin hayata geçirilmesinde sağlanan kurumsal iş birliğine değindi. Afet süreçlerinde sağlık çalışanlarının en önemli paydaşları olduğunu ifade eden Türker, diyaliz ünitesinin bölge için hayırlı olmasını diledi. "Mekânsal kapasite 2,5 kat artırıldı" Son olarak konuşan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise Turgut Özal Tıp Merkezinin sağlık alanında marka haline geldiğini ve bu değeri korumak için yatırımlara devam ettiklerini söyledi. Hastanedeki iyileştirme çalışmalarının hızla devam ettiğini ifade eden Rektör Akpolat, "465 metrekare olan ünitemizi bin 110 metrekareye çıkararak mekansal kapasiteyi 2,5 katından fazla artırdık. Şu an aktif 24 diyaliz cihazımızla hizmet veriyoruz. En önemli değişiklik ise hastalarımızın bölünmüş ünitelerde mahremiyetlerinin ve konforlarının korunması oldu" diye konuştu. Rektör Akpolat, ünitenin 5 yılda 75 bin hastaya hizmet verdiğine dikkat çekerek açılışta emeği geçen tüm birimlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından kurdele kesilerek yeni Hemodiyaliz Ünitesinin açılışı gerçekleştirildi. Kurdele kesimi sonrası Rektör Akpolat ve beraberindekiler üniteyi gezdi.
Prostat kanseri tedavisinde yeni yöntem tescillendi
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:25 Prostat kanseri tedavisinde yeni yöntem tescillendi Kastamonu Üniversitesi’nde metastatik prostat kanserinin tedavisinde kullanılan kemoterapi ilacının etkinliğini artırmaya yönelik geliştirilen yeni yöntem, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen araştırma kapsamında, prostat kanserinde yaygın olarak kullanılan kemoterapi ilacının etkisini artırmaya yönelik yeni bir yöntem geliştirildi. Üniversite adına yapılan patent başvurusunda, Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Asuman Özgöz ile Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Nesrin İçli’nin yanı sıra farklı üniversitelerden akademisyenler de yer aldı. Çalışmada, kemoterapi ilacının bitkisel kökenli doğal bir madde olan sambucus nigra agglutinin (SNA) ile birlikte kullanımı incelendi. Laboratuvar ortamında yapılan deneylerde, SNA’nın tek başına kanser hücreleri üzerinde belirgin bir etki oluşturmadığı, ancak kemoterapi ilacı ile birlikte uygulandığında tedavinin etkinliğini önemli ölçüde artırdığı belirlendi. Araştırma sonuçlarına göre, 2 maddenin birlikte kullanımı kanser hücrelerinin daha etkili şekilde yok edilmesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşımın, ilerleyen süreçte daha düşük kemoterapi dozlarıyla tedavi imkanı sunarak hastalarda görülebilecek yan etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabileceği değerlendiriliyor. Patentle tescillenen yöntemin, klinik çalışmalarla desteklenmesi halinde prostat kanseri tedavisine yönelik yeni ve tamamlayıcı uygulamaların geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Bitkisel kökenli SNA maddesinin kemoterapiyle birlikte kullanımının prostat kanseri özelinde literatürde ilk kez ele alınması da çalışmayı bilimsel açıdan dikkat çekici kılıyor. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yaptığı açıklamada, üniversitelerde üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüşmesinin önemine değinerek, geliştirilen her patentin bilimsel bilginin uygulamaya aktarılmasının somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Prostat kanseri gibi toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir alanda yürütüldüğünün anlatan Topal, bu çalışmanın akademik bilgi birikiminin sağlık alanına katkısını ortaya koyduğunu belirtti. Topal, üniversite olarak nitelikli ve yenilikçi araştırmaları desteklemeyi sürdüreceklerini söyledi.
HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet"
12 Şubat 2026 Perşembe - 12:08 HG Hospital 1’inci yılını kutladı: "Sağlıkta güçlü altyapı, kesintisiz hizmet" Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 12 Şubat, HG Hospital’ın kuruluşunun birinci yılına da ev sahipliği yaptı. HG Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Halil Gürsoy, yayımladığı mesajda 12 Şubat’ın yalnızca tarihi bir gün olmadığını belirterek, aynı zamanda şehrin yeniden ayağa kalkışının ve kararlılığının sembolü olduğunu ifade etti. 6 Şubat depremlerinin ardından şehirde sağlık hizmetlerinin öneminin daha da arttığını vurgulayan Gürsoy, HG Hospital’ın bu sorumluluk bilinciyle hizmet verdiğini kaydederek, hastanenin bugün 800 personel ve 80 hekim kadrosuyla Kahramanmaraş ve bölge halkına kesintisiz sağlık hizmeti sunduğunu belirtti. Kısa sürede bölgesel ölçekte güçlü bir sağlık merkezi konumuna ulaştıklarını aktaran Gürsoy, HG Hospital bünyesinde Acil Ünitesi, KVC ameliyatlarının yapılabildiği ameliyathaneler, erişkin, yenidoğan, çocuk ve KVC yoğun bakım üniteleri, koroner yoğun bakım, fizik tedavi ünitesi, uyku laboratuvarı, inme merkezi, kalp merkezi, göz ünitesi, tıbbi onkoloji, endoskopi, radyoloji ile biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuvarlarının hizmet verdiğini bildirdi. "Şehrimizin sağlık yükünü omuzlamaya devam edeceğiz" 12 Şubat’ın kurtuluş ruhunun bugün sağlıkta ve insan hayatına dokunan her alanda yaşatıldığını dile getiren Gürsoy, HG Hospital’ın birinci kuruluş yıl dönümünü Kahramanmaraş’ın kurtuluş günüyle aynı tarihte idrak etmenin ayrı bir anlam taşıdığını söyledi. Gürsoy açıklamasında, kurtuluş mücadelesinin tüm kahramanlarını rahmet ve minnetle andıklarını, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dilediklerini belirterek, HG Hospital olarak insan hayatını merkeze alan anlayışla şehrin yaralarını sarmaya ve bölgenin sağlık yükünü omuzlamaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:55 ‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:54 ‘Bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladı, bırakabilmek için 15 yıldır mücadele ediyor Hatay’da görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmak için kişin kararlı olması gerektiğini ifade ederek sigarayı bırakmak isteyenlerin sigara bırakma klinikleri veya ‘Alo 171’i arayarak bağımlılıklarından kurtulabileceklerini söyledi. Sigarayı bırakabilmek için 15 yıldır mücadele veren Alican Rende, ‘bir defadan bir şey olmaz’ diyerek başladığını anlattı. Tütün kullanımı, günümüzde halk sağlığını tehdit eden en büyük önlenebilir nedenlerden biri olarak kabul ediliyor. Türkiye’de insanların en çok kullanılan Sigara; başta akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olmak üzere pek çok solunum sistemi hastalığına yol açarken, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini de ciddi ölçüde rahatsızlıklara zemin hazırlıyor. Sigara kullanımın çocuk yaşlarına kadar düşerken sigarayla tanışma anlarının sigara bağımlılığın başlangıcı olarak görülüyor. Sigara bağımlısı olan insanların ‘Ben bağımlı değilim’ diyerek inkar ettiğini söyleyen Arsuz ilçe Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Doktor Abdulkerim Girişken, sigara bağımlılığından kurtulmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvuru yaparak ilk adımı atacaklarını söyledi. Lise zamanlarından arkadaşlarından görerek sigara içmeye başladığını ifade eden Alican Rende, 15 yılın ardından sigarayı bırakmak istediği için hastaneye başvurduğunu söyledi. "Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor" Sigarayı bırakmak isteyenlerin öncelikle isteyerek karar vermesinin önemli olduğunu söyleyen Doktor Abdülkerim Girişken, sigara kullanımının kanser riskini ortaya çıkarabileceğini belirterek "Sigarayla tanışma aslında çocuk yaşlarda başlıyor. Ailemizde, çevremizde içen bireylerle tanışmış oluyoruz. Özellikle kötü kokusu çok akıllarda yer kalıyor. Zamanla bunu kullanma aşamasına gelen ilk tanışma ise ortaokul çağında başlamış olabiliyor. Bu yaşlara kadar düştü ne yazık ki; ilerleyen çağlarda arkadaş ortamı, iş hayatı, kötü bir zaman geçmişi olan durumlarda sigarayla tanışmak çok mümkün oluyor. Aslında burada içenler ‘ben bağımlı değilim’ diyerek bana çok inkar ediyorlar. Bireyin ilk önce bunun için karar vermesi lazım. Karar vermekle istemek arasında fark var. Kişi buna kararlıysa, eylemleri doğrultusunda sigarayı bırakmak için hedefler belirler. Sigara kullanımı özellikle solunum sisteminde ve kardiovasküler sistemde çok sıkıntılar yaşatıyor. Ağız ciğerlerimizde, dudağımızda, dişimizde, gırtlağımızda, boğazımızda ağrılara sebep olur, tür yerlerde ne yazık ki kanser risklerine yol açabiliyor. Özellikle sigara ilk bırakma aşamalarında kişi çok yoruluyor. Bu süreç içerisinde de yemeklerden tat alma, koku alma ve fiziksel olarak akciğerlerin temizlenme aşaması başlıyor. İlk 1 yılda neredeyse yüzde 70’i, 2 yılda ise yılda neredeyse yüzde 95’i eski haline tamamen dönmüş bir hale ulaşıyor. Sigara bırakmaya karar vermiş kişiler ilçe sağlık müdürlüklerimizde sigara bırakma kliniklerine başvurabilirler. Buna ek olarak Alo 171’i arayarak ilgili hizmetleri alabilirler" şeklinde konuştu. "15 yıl önce lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım" Lise zamanlarında başladığı sigarayı 15 yılın ardından bırakmak istediğini söyleyen Alican Rende, "15 yıl olması gerekiyor lise zamanlarındayken arkadaşlarımdan görüp ‘onlara bir şey olmuyorsa bana da bir şey olmaz’ diye başladım. Bir yerden sonra uyanınca sigara içtiğini fark ediyorsun ve sigaran bittiği zaman arıyorsun. O zaman bağımlı olduğunu fark ediyorsun. Üniversite öğrencisiyken, 7 yıl önce ilaç vardı ve onu kullandım. Uzun süre bıraktım ama pandemi döneminde geri başladım. Pandemi bittiğinde tekrardan bıraktım. Depremle birlikte geri başladım. Ağız alışkanlığı olduğu için bir şeyler yemek zorundaymışım gibi hissediyordum ve çevreyi değiştiremedim. Çevremde herkes sigara içiyordu ama ilaçla bıraktığım dönemde bütün dumanlar beni rahatsız etmeye başladı, o günler güzeldi. Farkında olmadan tekrardan başladım. Bir defadan olmaz diye geri başladım ve sonrasında alışkanlık geri geliyor. Yoğun ve stresli bir dönemden geçiyorum. Bırakmaya karar verdiğim bir dönem var ama o şu an değil. Sigarayı hiç sevmiyorum. Cidden sevmeden içiyorum ama alışkanlık bir şekilde çözemiyorum. Şu şekilde sigara içilmeyen ortamda insanlarla oturamıyorum, bu sıkıntılı bir durum geliyor. Sigara içmeyen arkadaşlarımız da sigara içilen ortama girdiği için bizle oturmak istemediğini fark ediyorsun. Kıyafetlerin veya saçın kötü kokuyor. Sigarayı bırakmayı istediğim için buradayım" ifadelerini kullandı.
Kayırlı köyünde vatandaşlara mobil sağlık hizmeti
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 Kayırlı köyünde vatandaşlara mobil sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nce oluşturulan mobil sağlık timleri; kent merkezine uzak köy ve beldelerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda mobil ekiplerin son durağı Kayırlı köyü oldu. Merkezdeki hastanelere ulaşımda güçlük yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan çalışma çerçevesinde köyde çok sayıda branşta muayene, tetkik, tarama ve danışmanlık hizmeti verildi. Mobil sağlık ekipleri; Sigara Bırakma Polikliniği çalışmaları kapsamında yerinde danışmanlık sağlarken, diş hekimleri de mobil diş üniteleri aracılığıyla ağız ve diş sağlığı hizmeti sundu. Programda anne ve gebe sağlığı hizmetleri istikametinde riskli gebelere yönelik muayene ve bilgilendirme faaliyetleri yürütülürken, 2-6 yaş arası çocukların büyüme ve gelişimleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı tarafından değerlendirildi. Diyetisyenler sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık verirken, aşılamaya yönelik bilgilendirme çalışmaları da gerçekleştirildi. Evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlıların sağlık durumları ise uzman hekimlerce yerinde kontrol edildi. Kanserle mücadele kapsamında KETEM tarafından meme, serviks ve kolon kanserlerine yönelik tarama testleri ücretsiz olarak uygulandı. ’Erken teşhis hayat kurtarır’ ilkesi istikametinde yapılan taramalarla erken tanı imkanının artırılması hedeflendi. Muayene için mobil sağlık noktasına gelen vatandaşlar, sağlık hizmetlerine ulaşmakta zaman zaman zorluk yaşadıklarını belirterek, köylerinde sunulan hizmetten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini esas alan mobil sağlık uygulamalarıyla vatandaşların sağlık hizmetlerine zamanında ve eşit şekilde erişimi sağlanırken, toplum sağlığının güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Beyin kanaması geçiren çocuk ameliyatsız tedavi ile hayata tutundu
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 Beyin kanaması geçiren çocuk ameliyatsız tedavi ile hayata tutundu Balıkesir’de ani bilinç değişikliğiyle hastaneye kaldırılan 11 yaşındaki çocukta beyin kanaması tespit edildi. Çocukluk çağında nadir görülen beyin anevrizmasına bağlı beyin kanaması anjiyo yöntemiyle açık cerrahiye gerek duyulmadan tedavi edildi. Balıkesir Atatürk Şehir Hastanesi’nde, beyin kanaması geçiren 11 yaşındaki Devran Fırat, ameliyatsız şekilde anjiyo müdahalesi ile hayata döndü. Futbol oynadığı esnada bayılarak hastaneye kaldırılan Fırat’a hastanede yapılan ilk müdahalede çocukluk çağında az rastlanan anevrizma tespit edildi. Buna bağlı beyin kanaması geçiren çocuğun tedavisi başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mert Nazik, Doç. Dr. Özcan Kocatürk ve Op. Dr. Yaser Özgündüz’ün yer aldığı ekip anjio yoluyla kanamaya sebep olan anevrizmayı tıkayarak hastayı açık cerrahi girişime ihtiyaç duymadan tedavi etti. Yaklaşık 5 yıldır 300’den fazla erişkin yaş grubunda anevrizma tedavisi yapılan Atatürk Şehir Hastanesi’nde ilk defa çocuk yaş grubunda bir hasta tedavi edilmiş oldu. Bu tür durumların çocuk yaş grubunda nadir görüldüğünü belirten Atatürk Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mert Nazik, detaylı incelemeler sonrası beyin damarında anevrizma (beyin baloncuğu) tespit edildiğini söyledi. Hastaya uygulanan tedavi süreci hakkında bilgi veren Nazik, "Hastamız ani şuur kaybı ile başvurmuştu. Tomografide beyin kanaması tespit ettik. Bu yaş grubunda çok beklediğimiz bir durum değildi. Yaptığımız anjiyografik incelemede, beyin damarında anevrizma olduğunu gördük. Çocuklarda, travma olmaksızın bu tür anevrizmalar oldukça nadirdir" dedi. Anevrizmanın açık cerrahiye gerek kalmadan, anjio yöntemiyle özel cihazlar kullanılarak tedavi edildiğini ifade eden Nazik, "Uyguladığımız işlemle hastamızın tekrar kanama riskini ortadan kaldırdık. Takiplerinde herhangi bir sorun yaşanmadı. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" şeklinde konuştu. Ayrıca bu tür vakaların genellikle travma sonrası veya beyin damar yumağına bağlı olarak görüldüğünü belirten Nazik, kendiliğinden gelişen anevrizmaların çok düşük ihtimal olduğunu vurgulayarak, genetik tetkiklerin de istendiğini ve sonuçların beklendiğini kaydetti. Anne Duygu Fırat ise yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı: "Oğlumuz beyin kanaması geçirdiği için bu hastaneye geldik. Burada Mert hocamızla tanıştık ve bizi hızlıca anjioya aldı. Gerekli tüm işlemleri yaptı. Çok yakından ilgilendi. Hastane personeli ve doktorlarımızdan Allah razı olsun. Hepsine çok teşekkür ediyorum" Tedavisi sonrası müşahede odasına alınan Devran Fırat’ın sağlık durumu iyiye gidiyor. Fırat’ın bugün taburcu edilmesi bekleniyor.
Siverek’te 5 ton bozuk ürün imha edildi
12 Şubat 2026 Perşembe - 10:18 Siverek’te 5 ton bozuk ürün imha edildi Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş ürün imha edildi. Siverek Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, rutin denetimlerin yanı sıra yaklaşan Ramazan ayı öncesinde denetimlerini sıklaştırdı. İlçe genelinde özellikle vatandaşların yoğun olarak alışveriş yaptığı işletmelere yönelik gerçekleştirilen kontrollerde, bozuk ve son kullanma tarihi geçmiş çok sayıda ürüne el konuldu. Denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton ürün, Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerince zabıta ekiplerinin gözetiminde imha edildi. Zabıta Müdürü Tarık Kızılkeçi, halk sağlığını tehdit eden hiçbir ürüne müsamaha gösterilmeyeceğini belirterek, denetimlerin aralıksız devam edeceğini söyledi. Kızılkeçi, "Halkımızın sağlığını tehdit eden hiçbir ürüne mahal vermeyeceğiz. Bu durumları önlemeye yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ekiplerimizce yapılan denetimlerde ele geçirilen yaklaşık 5 ton bozuk ve son kullanma tarihi geçen ürünü imha ediyoruz. Yaklaşan mübarek Ramazan ayına yönelik de çalışmalarımız var. Özellikle vatandaşlarımızın yoğun olarak kullandığı işletmelere yönelik denetimlerimizi sıklaştırdık. Vatandaşlarımız müsterih olsun. Halk sağlığının korunmasına yönelik Zabıta Müdürlüğü olarak sahadayız" dedi. Vatandaşlara alışveriş sırasında dikkatli olmaları yönünde uyarıda bulunan Kızılkeçi, ürünlerin son kullanma tarihinin mutlaka kontrol edilmesi gerektiğini vurguladı. Kızılkeçi, yaşanabilecek olumsuz durumların Zabıta Müdürlüğüne bildirilmesinin önem taşıdığını kaydetti.