SAĞLIK
Kütahya’ya 500 odalı hastane müjdesi 30 Nisan 2026 Perşembe - 21:57:23 AK Parti Kütahya Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Kütahya’ya yapılacak yeni hastane projesini kamuoyuyla paylaştı. Milletvekili Bayırcı, uzun süredir üzerinde çalışılan projenin onaylandığını duyurarak Kütahyalılara önemli bir sağlık yatırımı müjdesi verdi. Millekvekilleri adına açıklama yapan Bayırcı, 90 bin metrekare kapalı alana sahip olacak ve 500 odadan oluşacak hastanenin, kentin doğu yakasında Zafertepe Mahallesi karşısında yer alan Hacıazizler bölgesinde, çevre yolu kenarında inşa edileceğini açıkladı. Projenin hayata geçirilmesi için göreve geldikleri ilk günden itibaren yoğun bir çaba içerisinde olduklarını belirten Bayırcı, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı nezdinde yürütülen görüşmelerin olumlu sonuç verdiğini ifade etti. Sağlık yatırımlarının vatandaşla doğrudan temas eden en önemli hizmet alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Bayırcı, Kütahya’da sağlık alanında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı. Özellikle 2024 yılı Mart ayında hizmete açılan şehir hastanesiyle birlikte sağlık hizmetlerinin hem fiziki kapasite hem de hizmet kalitesi açısından ciddi bir seviyeye ulaştığını belirtti. Vatandaşların daha konforlu ve kapsamlı sağlık hizmeti almaya başladığını ifade eden Bayırcı, buna rağmen yatırımların yeterli görülmediğini ve yeni projelerle kentin sağlık altyapısının daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. "İlçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüyoruz" Yalnızca merkezde değil, ilçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Bayırcı, Çavdarhisar’da yapımı süren devlet hastanesinin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını ve yaklaşık 105 milyon TL’lik bir yatırım olduğunu belirtti. Bayırcı, Domaniç’te hastanenin hizmet vermeye başladığını, Tavşanlı’da ise 75 yataklı ek hizmet binasının inşaatının devam ettiğini kaydederek, çeşitli ilçelerde sağlık merkezleri ve toplum sağlığı merkezleri projelerinin sürdüğünü de dile getirdi. Sağlık yatırımlarının yalnızca bina ve fiziki kapasiteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Bayırcı, doktor sayısının artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için de yoğun girişimlerde bulunduklarını söyledi. Yapılan son atamalarla birlikte bazı ilçelerde ilk kez belirli branşlarda uzman doktor görevlendirmelerinin gerçekleştirildiğini ifade eden Bayırcı, bu gelişmenin il genelinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırdığını belirtti. Kütahya merkezde boşaltılan ve yıkım kararı alınan eski ek hizmet binasının yerine yapılacak projelere de değinen Bayırcı, bölgede vatandaşların poliklinik hizmeti alabileceği yeni bir sağlık kompleksi ile sağlıklı yaşam merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Bu projelerle birlikte şehir merkezinde sağlık hizmetlerine erişimin daha da kolaylaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Açıklamasının sonunda projeye katkı sunan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililere teşekkür eden Bayırcı, Kütahya’ya yönelik yatırımların artarak devam edeceğini vurguladı. Bayırcı, "Kütahya’mız için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:35 Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26 Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04 ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
’Fındık bahçelerinde çalışan işçilerde bel fıtığı vakaları artıyor’
02 Eylül 2025 Salı - 11:35 ’Fındık bahçelerinde çalışan işçilerde bel fıtığı vakaları artıyor’ Fındık bahçelerinde uzun saatler çalışan işçilerde bel fıtığı vakalarının arttığını söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Dr. Hilmi Gözlükaya, "Yanlış çalışma pozisyonları ve ağır yükler omurga sağlığını tehdit ediyor. Bel ve bacaklarda şiddetli ağrı, uyuşma, karıncalanma, bacaklarda güçsüzlük ve yürürken zorlanma bu hastalığın en önemli uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzman hekime başvurulması gerekir. Ağrıyı önemsememek ileride geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir" dedi. Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Ordu ve Giresun gibi fındık üretiminin merkez illerinde hasat hızla devam ederken, bahçelerde çalışan mevsimlik işçiler arasında ’bel fıtığı’ vakalarında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Uzun saatler boyunca eğilerek çalışmak, ağır çuvalları sırtlamak ve yeterince dinlenememek, işçilerin omurga sağlığını tehdit ederek ciddi ortopedik sorunlara yol açıyor. "Bel fıtığı vakalarında artış var" Medical Park Ordu Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilmi Gözlükaya, özellikle fındık sezonunda bel fıtığı şikâyetiyle başvuruların belirgin şekilde arttığını söyledi. Uzm. Dr. Gözlükaya, "Bel fıtığı, omurlar arasındaki disklerin bozulması ve sinir köklerine baskı yapması sonucu ortaya çıkar. Bahçelerde saatlerce eğilerek çalışmak, çuvalları kaldırırken yapılan ani ve kontrolsüz hareketler, ayrıca dinlenme eksikliği bu rahatsızlığın başlıca sebepleridir. Erken teşhis edilmediğinde ise hastalarda kalıcı sinir hasarı ve yaşam boyu hareket kısıtlılığına neden olabilir" diye konuştu. "Bel fıtığının uyarı sinyalleri" Bel fıtığının göz ardı edilmemesi gereken belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Gözlükaya, "Bel ve bacaklarda şiddetli ağrı, uyuşma, karıncalanma, bacaklarda güçsüzlük ve yürürken zorlanma bu hastalığın en önemli uyarı sinyalleridir. Bu şikâyetlerin devam etmesi halinde mutlaka bir uzman hekime başvurulması gerekir. Ağrıyı önemsememek ileride geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir" dedi. "İşçiler yük kaldırırken dikkatli olmalı" Bel fıtığının tamamen önlenebilir olmasa da doğru çalışma teknikleriyle riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirten Uzm. Dr. Gözlükaya, işçilerin özellikle yük kaldırırken dikkatli olmaları gerektiğini ifade etti. Uzm. Dr. Gözlükaya, "Ağır çuvallar taşınırken dizlerin bükülmesi, ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçınılması, uzun süre aynı pozisyonda eğilmek yerine zaman zaman dik pozisyonda dinlenilmesi bel sağlığını koruyan önemli alışkanlıklardır. Çuvalların tek başına taşınması yerine yükün paylaşılması ve bahçe çalışmalarında sık sık mola verilmesi de bel fıtığı riskini azaltır. Ayrıca düzenli yapılan egzersizlerle bel kaslarının güçlendirilmesi, işçilerin çalışma kapasitesini artırırken omurga sağlığını da korur" açıklamasında bulundu. "Sağlıklı işçi, güçlü ekonomi" Fındığın, Karadeniz ekonomisinin bel kemiği olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Gözlükaya, "Verimli üretim için sağlıklı işçilere ihtiyaç var. Bel fıtığını önlemeye yönelik alınacak küçük önlemler, hem işçilerin yaşam kalitesini yükseltir hem de üretime uzun vadede katkı sağlar. Unutmayalım ki ‘sağlıklı işçi, güçlü ekonomi’ demektir" diyerek sözlerini tamamladı.
Uzmanı Alzheimer’ın belirtilerini anlattı
02 Eylül 2025 Salı - 11:32 Uzmanı Alzheimer’ın belirtilerini anlattı Nöroloji Uzmanı Dr. Yaşar Alpaslan, Alzheimer hastalığının günlük yaşamı nasıl etkilediğini ve belirtilerini anlattı. Alzheimer hastalığına yönelik belirtileri ve tedavilerini değinen Medicana Sivas Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Yaşar Alpaslan, "Demanslar birincil olarak beyin hücrelerinin yaşlanma ve ölümü ile giden ‘nörodejeneratif hastalıklar’ dediğimiz hastalıklar bünyesinde gelişir. Bunun dışında, çoklu beyin damar tıkanıklıklarından kronik infeksiyonlara kadar pek çok hastalıkta zihinsel yetilerde bozukluk olaya eşlik edebilir. Nörodejeneratif demanslar içerisinde en sık görülen Alzheimer hastalığıdır. Başlangıç yaşı 40-90 arasındadır. Sıklıkla 65 yaş üzerinde görülür. Hastalığın ilk başlangıç yakınmaları, beyinde sinir-hücre hasar ve ölümünün başladığı bölge ile ilişkilidir" ifadelerini kullandı. Günlük yaşamı olumsuz etkiler Alzheimer hastalığının farklı tipleri bellekten çok mekânı algılama fonksiyonunda bozuklukla başlamakla birlikte; tipik klinik özelliği yakın hafızaya ait bozukluklarla başladığını ileten Uzm. Dr. Yaşar Alpaslan, "Uzun süreli hafıza korunmuşken kısa süreli bellekte bozulmalar dikkati çeker. Zamanla, hastalığın ileri evrelerinde uzak bellek de bozulur. Bu bağlamda hasta, aynı soruları defalarca sorabilir. Anlattığı bir konuyu defalarca kez daha önce hiç anlatmamış gibi anlatabilir. Özel eşyalarını koyduğu yerleri kaybeder, randevularını unutur, yemeği ocakta ya da anahtarı kapıda unutabilirler. Kısa süreli bellek problemleri yanında lisan bozuklukları görülebilir. Hastalarda en sık görülen ve dikkat çeken ise kelime bulma güçlüğüdür. Söyleyecekleri kelime yerine ‘şey’ sözcüğünü sık kullanma görülür. Tutuk konuşma ve cümle uzunluğunun kısalması, evet-hayır şeklinde kısa kelimelerle yanıt verme diğer dikkat çeken durumlardır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde isimlendirme bozukluğu ve akıcı fakat anlamsız konuşma da olabilir. Beceri isteyen motor işlevlerin kaybı bir diğer durumdur ve ilerleyici beceriksizlik, sakarlık şeklinde anlatılır. Hastalar ellerini eskisi gibi kullanamadıkları, objeleri düşürdüklerinden yakınırlar. Üzerini giyip çıkarmada zorlanırlar ya da ters çıkarılmış bir elbiseyi düzeltemezler. Giyme işlemini başlatamaz ya da başarı ile tamamlayamazlar. Çatal, kaşık kullanmada zorlanırlar. Yazı yazma bozulabilir. Dikiş dikememe, marangozluk işlerinde beceriksizlik, mutfak ve diğer ev aletlerini kullanamama olabilir" diye konuştu. İlaçlar yavaşlatır Günümüzde Alzheimer hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmaya yöneliktir olduğunu söyleyen Dr. Alpaslan, "Henüz hastalığı durdurucu ya da tamamen tedavi edici bir ilaç geliştirilememiştir. Bununla birlikte unutkanlık şikâyeti olan bireylerde tanının erken konması ve tedavinin mümkün olduğunca erken başlanması oldukça önemlidir" dedi.
Dr. Özdemir: "Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılmasıdır"
02 Eylül 2025 Salı - 11:21 Dr. Özdemir: "Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılmasıdır" Algoloji tedavisi hakkında bilgi veren Dr. Mustafa Özdemir, "Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, kişinin günlük aktivitelerine geri dönmesinin sağlanması ve gereksiz ilaç kullanımının azaltılmasıdır" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Algoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özdemir, Algoloji Kliniği’nde sunulan hizmetler ve ağrı tedavisine yaklaşımlar hakkında bilgiler verdi. Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Özdemir, "Algoloji yani ağrı bilimi, çeşitli nedenlerle ortaya çıkan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyen kronik ya da inatçı ağrıların tanı ve tedavisi ile ilgilenen bir uzmanlık alanıdır. Bel ve boyun fıtığına bağlı ağrısı olan, baş ağrısı yaşayan, kanser ağrısı çeken, sinir sıkışması veya ameliyat sonrası ağrısı olan, diz, kalça ve omuz eklem bozukluklarına ya da kas-iskelet sistemi bozukluklarına bağlı ağrıları olan hastaların algoloji Polikliniği’ne başvurabilir. Algoloji Polikliniği’ne gelen hastalar detaylı bir şekilde muayene edilir ve değerlendirilir. Gerekli tetkiklerin istenir ve bu tetkiklerin sonucuna göre ağrının tipi ile kaynağı belirlenir. Hastaya özel bir tedavi planı oluşturulur. İlk etapta ilaç tedavisi, ardından sinir blokajları, radyo frekans işlemleri, epidural enjeksiyonlar, kateter ve infüzyon tedavileri gibi uygulamaları gerçekleştiriyoruz. Yapılan bu işlemlerin büyük çoğunluğu günübirlik olmaktadır, aynı gün hastalarımızı taburcu etmekteyiz. Algoloji tedavisinin temel amacı, ağrıların mümkün olduğunca azaltılması, yaşam kalitesinin artırılması, kişinin günlük aktivitelerine geri dönmesinin sağlanması ve gereksiz ilaç kullanımının azaltılması olarak söyleyebiliriz" diye konuştu.
ADÜ’de karaciğer nakli ile sağlığına kavuştu
02 Eylül 2025 Salı - 10:53 ADÜ’de karaciğer nakli ile sağlığına kavuştu Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki Hüseyin Bidan, ADÜ Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde gerçekleştirilen başarılı karaciğer nakli ile sağlığına kavuştu. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi Organ Nakil Merkezi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonla bir hastaya daha umut oldu. Didim’de yaşayan 61 yaşındaki Hüseyin Bidan, yapılan karaciğer nakliyle yeniden sağlığına kavuştu. Geçen yıl karaciğer rahatsızlığı nedeniyle sağlık sorunları yaşayan Bidan, yapılan tetkiklerin ardından nakil listesine alındı. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastadan alınan karaciğer, ADÜ Organ Nakil Merkezi’nin uzman ekibi tarafından başarıyla nakledildi. Operasyon, ADÜ Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Erdem Barış Cartı’nın yanı sıra Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Feray Gürsoy, Doç. Dr. Duygu Kara ve Onkoloji Cerrahı Dr. Öğr. Üyesi Öğün Aydoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. "Çocuklarım babasız kalmadı" Ameliyatın ardından duygularını dile getiren Hüseyin Bidan; "31 Temmuz’da gerçekleştirilen operasyonla ikinci bir hayata adım attım. Organ bağışı hayat kurtarıyor, bu konuda herkesin duyarlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Eşi Havva Bidan ise "Organ bağışı sayesinde eşim yeniden sağlığına kavuştu, çocuklarımız babasız kalmadı. Doktorlarımıza minnettarız" dedi. "Organ bağışı, hastalara ikinci bir yaşam fırsatı sunuyor" ADÜ Hastanesi Organ Nakli Sorumlusu Doç. Dr. Erdem Barış Cartı, ADÜ Hastanesinin Ege Bölgesi’nde öne çıkan nakil merkezlerinden biri olduğuna dikkat çekerek, "Merkezimizde bugüne kadar 30 karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi. Şu anda 12 hastamız nakil sırasını bekliyor. Organ bağışı, hastalara ikinci bir yaşam fırsatı sunuyor. Zorlu ancak hayat kurtaran bu süreçte toplumsal farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Uzmanından ailelere uyarı: "Okula hazırlıkta çocuğunuzun duygularına kulak verin"
02 Eylül 2025 Salı - 10:45 Uzmanından ailelere uyarı: "Okula hazırlıkta çocuğunuzun duygularına kulak verin" Yeni eğitim öğretim yılı başlarken çocukların yaşadığı duygusal değişimlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, okul oryantasyonu sürecinde çocukların ruh sağlığını desteklemenin, hem akademik hem de duygusal gelişimleri açısından kritik olduğunu ifade etti. Medicana International İstanbul Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, okul oryantasyonunun çocukların tanıdık ve güvenli dünyalarından ayrıldıkları ilk ciddi adım olduğunu ve bu sürecin sadece yeni bir ortama değil, aynı zamanda duygusal bir ayrışmaya da işaret ettiğini ifade ederek, "Bu dönemde çocuklar; ayrılık kaygısı, yeni sosyal çevreye uyum sağlama güçlüğü, günlük rutin değişiklikleri gibi çok yönlü zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Bu duyguların tamamı gelişimsel olarak normaldir ancak doğru destekle daha kolay yönetilebilir hale gelir" dedi. Ebeveyn ve öğretmen desteği belirleyici rol oynuyor Oryantasyon sürecinde çocuğun yaşadığı duyguların fark edilmesi ve bu duygulara alan tanınmasının önemine dikkat çeken Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, "Çocuğun duygularını küçümsemeyen, yargılamayan ve güven veren bir tutum sergileyen ebeveyn ve öğretmen desteği, çocuğun okula uyumunu önemli ölçüde kolaylaştırır. Bu destek sürecinde ebeveynlerin de kendi duygularını fark etmeleri önemlidir" şeklinde konuştu. "Okula duygusal hazırlık, uyum sürecini kolaylaştırır" Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, ebeveynin okul kurumuna duyduğu güvenin, çocuğun da kendini güvende hissetmesini sağladığını belirterek, "Okul ve öğretmenle önceden tanışmak, çocukla birlikte okulu gezmek ve kırtasiye alışverişini birlikte yapmak, çocuğun duygusal olarak okula hazırlanmasına katkı sunar. Ayrıca uyku, yemek ve ekran süresi gibi günlük rutinlerin okul başlamadan önce yavaşça düzene sokulması da uyum sürecini olumlu yönde etkiler. Bunun yanında bu süreçte çocukların gösterdiği duygusal tepkilerin bastırılmaması, aksine kabul edilerek adlandırılması gerekir. ‘Korkma, bir şey olmaz’ demek yerine, ‘Okula başlarken biraz endişelenmen çok normal. Orada birçok arkadaş edineceksin ve eve geldiğinde yine birlikte vakit geçireceğiz’ gibi cümlelerle çocuğun duygularını anlamak ve yanında olduğunu hissettirmek sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar" dedi. "Ebeveynler de bu ayrışmayı ilk kez yaşıyor" Uzm. Klinik Psk. Tuğçe Çolakoğlu, bu sürecin yalnızca çocuklar için değil, ebeveynler için de yeni ve duygusal bir deneyim olduğuna dikkat çekerek, "Ebeveynlerin de kendi kaygılarını fark etmeleri ve bu duygularla başa çıkmak için gerekirse psikolojik destek almaları, çocuklarına daha sağlıklı bir şekilde eşlik etmelerine katkı sağlar. Kimi zaman alışma süreci bazı çocuklar için daha uzun sürebiliyor, böyle durumlarda da çocukların ihtiyaçlarını anlamaya ve çözmeye yönelik psikolojik destek alınması süreci kolaylaştırabilir. Unutulmamalıdır ki, okula başlangıç dönemi yalnızca akademik bir süreç değil; çocukların bağımsızlıklarını kazandıkları, sosyal ilişkiler geliştirdikleri ve duygusal dayanıklılıklarını pekiştirdikleri bir gelişim alanıdır. Bu süreçte çocukların duygularını ifade edebildikleri güvenli bir ortamda olmaları, sağlıklı bir uyumun anahtarıdır" şeklinde konuştu.
"Hipertansiyon, kalp krizi ve felç riskini artırıyor"
02 Eylül 2025 Salı - 10:35 "Hipertansiyon, kalp krizi ve felç riskini artırıyor" Hipertansiyonun kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, "Kontrolsüz hipertansiyon; kalp krizi, inme (felç), beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği riskini ciddi şekilde artırır.Erken tanı ve düzenli tedavi ile bu riskleri en aza indirmek mümkündür" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, kontrol altına alınmayan hipertansiyonun ölümcül sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Hipertansiyon (yüksek tansiyon), kanın atardamar duvarlarına yaptığı basıncın sürekli olarak yüksek seyretmesiyle ortaya çıkan ciddi bir sağlık problemidir. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, kan basıncının 140/90 mmHg ve üzeri ölçümlerde hipertansiyon olarak değerlendirildiğini belirterek, "Kan pompalandığında ölçülen en yüksek basınç sistolik (büyük tansiyon), dinlenme halindeki en düşük basınç ise diyastolik (küçük tansiyon) olarak adlandırılır. İdeal değerler ise 120/80 mmHg civarında olmalıdır" diye konuştu. "En önemli risk faktörlerinden biri" Hipertansiyonun en sık yaş ve genetik faktörlerle ortaya çıktığını, bu durumun "esansiyel hipertansiyon" olarak adlandırıldığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Dursun, aşırı tuz tüketimi, hareketsiz yaşam, obezite, sigara ve alkol kullanımı, diyabet ve stresin de hipertansiyon gelişimini hızlandıran unsurlar olduğunu vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Dursun, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 30-79 yaş arası yaklaşık 1,28 milyar yetişkin hipertansiyon hastası bulunuyor. Bu kişilerin yüzde 80’inden fazlasının tansiyonu kontrol altında değildir. Ülkemizde de her üç hastadan ikisinin kan basıncı kontrolsüzdür. Fazla tuz tüketimi, obezitenin giderek artması, ilaçların düzensiz kullanılması, sigara ve stres bu tablonun başlıca nedenleridir" dedi. "Kalp krizi ve felç riskini artırıyor" Hipertansiyonun kardiyovasküler hastalıklar için en yaygın risk faktörü olduğunu hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Aydın Dursun, "Kontrolsüz hipertansiyon; kalp krizi, inme (felç), beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği riskini ciddi şekilde artırır. Ayrıca inmeye sebep olan atriyalfibrilasyon dediğimiz ritim bozukluğunun da en sık nedenlerinden biridir. Özellikle Obstrüktif Uyku Apne Sendromu olan hastalarda hipertansiyon riski daha yüksektir. Dirençli hipertansiyon kalp-damar hastalıkları ve tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarını artırır" açıklamasında bulundu. "Tedavi kadar korunmak da önemli" Hipertansiyonun düzenli takip ve tedavi ile kontrol altına alınabileceğini dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Dursun, şu önerilerde bulundu: "İlaçlar mutlaka düzenli kullanılmalı, tedavi aksatılmamalıdır. İdeal kilo için sağlıklı bir beslenme programı uygulanmalıdır. Tuz tüketimi azaltılmalı, sigara ve alkol bırakılmalıdır. Düzenli yürüyüş ve egzersiz tansiyon kontrolüne yardımcı olur. Düzenli hekim kontrolleri ihmal edilmemelidir. Şiddetli horlaması olan kişiler KBB veya Göğüs Hastalıkları uzmanına başvurmalıdır." "Hipertansiyonu küçümsemeyin" Hipertansiyonun sessiz ve sinsi ilerleyen bir hastalık olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Dursun, "Pek çok kişi hipertansiyonun farkında değil veya tedavisini aksatıyor. Halbuki kontrol altına alınmadığında kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organlarda ciddi hasarlara yol açıyor. Erken tanı ve düzenli tedavi ile bu riskleri en aza indirmek mümkündür" dedi.
Teknolojinin gelişimi duruş bozukluklarını arttırdı
02 Eylül 2025 Salı - 09:26 Teknolojinin gelişimi duruş bozukluklarını arttırdı Tablet, telefon ve bilgisayar kullanımının aşırı artması, gençlerde postür (duruş) bozukluğu vakalarının çok daha fazla görünmesine neden oldu. Uzmanlar, ailelerin çocuklarını "dik durmaya zorlamak" yerine, onlara doğru hareket alışkanlıkları kazandırması gerektiğini belirtti. Günümüzde teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte hareketsiz yaşam tarzı yaygınlaştı bu da duruş bozukluklarının görülme sıklığını artırdı. Acıbadem Adana Ortopedia Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Fizyoterapi Uzmanı Mustafa Özcan, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Özcan, "Okul çağındaki çocuklarda postür bozuklukları çok yaygın. Tablet, telefon ve bilgisayar üçlüsü hayatın merkezine girdi. Eğer bu durum zamanında fark edilirse tamamen düzeltilebiliyor" diye konuştu. "Bir çocuk, kilosunun yüzde 10’undan ağır çanta taşımamalı" Çocuklarda en sık görülen üç postür bozukluğu türü ve nedenlerinden bahseden Fizyoterapist Özcan, "Kamburluk, bel çukurunun artması ve omurga eğriliği en sık karşılaştığımız duruş bozuklukları. Bu sorunların başlıca nedenleri uzun süre hareketsiz kalmak, ekran karşısında yanlış pozisyonda oturmak ve ağır çanta taşımak. Çocuğun hayatı ‘Sandalyede otur’, ‘Tablete bak’ ve ‘Çanta taşı’ döngüsüne sıkıştığında bu problemler kaçınılmaz hale geliyor. Aileler genellikle ‘Aman çocuğum dik dur’ diyor ama bu tek başına bir çözüm değil" ifadelerini kullandı. "Çanta ağırlığı kontrol edilmeli" Fizyoterapist Özcan, bu bozuklukların önlenmesi için ailelere önemli uyarılarda bulunarak şunları söyledi: "Çocukların hareket etmesi teşvik edilmeli. Özellikle yüzme, jimnastik ve basketbol gibi sporlar, çocukların omurga sağlığı açısından son derece faydalıdır. Ekran süresi sınırlandırılmalı. Bilgisayar, tablet ve telefon kullanımına düzen getirilerek, çocukların uzun süre sabit kalmasının önüne geçilmelidir. Çanta ağırlığı kontrol edilmeli. Bir çocuk, kilosunun yüzde 10’undan fazla ağırlıkta çanta taşımamalıdır. Aksi halde bu durum duruş bozukluklarına yol açabilir. Doğru oturuş alışkanlığı kazandırılmalı. Çocuk oturduğunda sırtını sandalyeye tam yaslamalı, ayakları yere tam temas etmeli ve dirsekleri masa hizasında olmalıdır." "Sorunlar küçümsenmemeli" Fizyoterapistlerin egzersiz ve doğru tedavi yöntemleriyle çocukları sağlığına kavuşturduğunu vurgulayan Özcan, "Çocuklarda postür bozuklukları günümüzde çok yaygın ancak çözümsüz değil. Erken fark edildiğinde, düzenli egzersiz ve fizyoterapi desteğiyle çocukların omurgası sağlıklı hale gelebilir. Ailelerin yapması gereken en önemli şey, bu sorunları küçümsememek. Çocukları ‘dik durmaya zorlamak’ yerine, onlara doğru hareket alışkanlıkları kazandırmak gerekir" diyerek sözlerini tamamladı.
Bayburt Devlet Hastanesine Ağustos ayında başvuranların sayıları açıklandı
02 Eylül 2025 Salı - 09:22 Bayburt Devlet Hastanesine Ağustos ayında başvuranların sayıları açıklandı Bayburt Devlet Hastanesi, Ağustos ayında hastaneye başvuran hasta sayılarını açıkladı. Açıklanan verilere göre bu ay hastanede toplam 51 bin 378 hasta muayene edildi. Temmuz ayında 53 bin 208 kişi hastaneye başvururken, Ağustos ayında bu sayı 51 bin 378’e geriledi. Hastanede MHRS randevulu hasta sayısı 12 bin 935, MHRS dışı ayaktan başvuru sayısı 18 bin 722, acil serviste muayene edilen hasta sayısı ise 19 bin 721 olarak kayıtlara geçti. Bu ay en çok başvuru ise iç hastalıkları polikliniğinde gerçekleşti. 01-31 Ağustos tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şu şekilde: Uzman Aile Hekimliği: Bin 321 Anestezi Polikliniği: 371 Beyin Cerrahi: Bin 863 Cildiye Polikliniği: 936 Çocuk Cerrahisi: 360 Çocuk Polikliniği: 2 bin 598 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 227 Enfeksiyon Hastalıkları: 672 Fizik Tedavi Polikliniği: 930 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 874 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 131 Göğüs Hastalıkları: Bin 150 Göz Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 221 İç Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 431 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 261 Kalp Damar Cerrahisi: 573 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 166 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: Bin 952 Nöroloji Polikliniği: Bin 712 Ortopedi Polikliniği: 2 bin 622 Plastik Cerrahi Polikliniği: 226 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: Bin 61 Üroloji Polikliniği: 882 Acil servis hastası: 19 bin 721 Yapılan Ameliyat Sayısı: 395 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 79 Yapılan Endoskopi Sayısı: 105 Yapılan Kolonoskopi Sayısı: 57 Yapılan Bronkoskopi Sayısı: 5 Yapılan Anjiyo Sayısı: 84 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 27 Mhrs Randevulu: 12 bin 935 Mhrs Dışı Ayaktan: 18 in 722 Acil Servis: 19 bin 721 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 51 bin 378