Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "İran'ı yok etme hayaline kapılanlar, tarihten hiç ders çıkarmamışlar
Almanya Başbakanı Merz: "İran'daki savaşı sonlandırma konusunda ortak plan olmamasından endişeliyim"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Fransa’da
Laricani: "Hürmüz Boğazı ya barış ya da savaş kışkırtıcıları için yenilgi boğazı olacak"
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
10 Mart 2026 Salı - 16:08:13
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41
Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında
Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
10 Mart 2026 Salı - 14:29
OMÜ’de kadın kanserlerine yönelik farkındalık etkinliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından kadın kanserlerine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Etkinlik, Dr. Öğretim Üyesi Şükran Başgöl liderliğinde yürütülen EBE416 Entegre Uygulamaları II dersi kapsamında ve OMÜ Ebelik Topluluğu öğrencilerinin iş birliğiyle gerçekleştirildi. OMÜ Yaşam Merkezi’nde kurulan stantta, kadın kanserleri ve erken tanının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında özellikle meme kanseri, serviks kanseri ve diğer jinekolojik kanser türleri hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitimler verildi. Katılımcıların kanser taramaları konusunda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmalarını desteklemek amacıyla bilgilendirici broşürler de dağıtıldı. Stantta ayrıca eğitim amaçlı maketler kullanılarak uygulamalı anlatımlar yapılırken, erken tanının hayat kurtarıcı rolü vurgulandı ve düzenli taramaların önemi konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca OMÜ öğrencileri ile Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden personel bilgilendirme standına yoğun ilgi gösterdi. Ebelik öğrencileri etkinlik sayesinde mesleki bilgi ve becerilerini toplum yararına kullanma fırsatı bulurken, toplum temelli sağlık eğitimine de katkı sundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mart 2026 Salı- 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
2
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:44
Denizli Devlet Hastanesinde işleyiş normal bir şekilde devam ediyor
5
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:55
50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:50
Safranbolu Devlet Hastanesine ek idari hizmet binası tahsis edildi
Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki devlet hastanesine tahsis edilen ek idari hizmet binasıyla poliklinik kapasitesi artırılarak sağlık hizmetlerine erişim kolaylaştırılacak. Safranbolu Devlet Hastanesi yönetiminden yapılan açıklamada, ilçedeki sağlık altyapısını güçlendirecek stratejik takas işlemi Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandığı bildirildi. Açıklamada yapılan çalışmalar neticesinde üniversite kampüs alanında bulunan 63 bin 192,95 metrekarelik arsa eğitim tesisleri yapılmak üzere Karabük Üniversitesine (KBÜ) devredildiği, Safranbolu Devlet Hastanesinin hemen yanında yer alan ve KBÜ Safranbolu Bilim ve Sanat Akademisi olarak kullanılan tarihi taş bina ise "Ek İdari Hizmet Binası" olarak kullanılmak üzere hastaneye tahsis edildiği ifade edildi. Gerçekleştirilen devir işlemiyle birlikte hastane ana binasında bulunan idari birimlerin yeni tahsis edilen tarihi binaya taşınacağı, idari birimlerden boşalan alanların ise poliklinik ve tedavi birimlerine dönüştürülerek vatandaşların hizmetine sunulacağı kaydedildi. Eski İmam Hatip Lisesi binasının KBÜ Tıp Fakültesine devir sürecinin de resmi olarak tamamlandığının aktarıldığı açıklamada, devirle birlikte Tıp Fakültesinin daha modern ve geniş bir alanda eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüreceği, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki hizmet kalitesinin de artacağı belirtildi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 17:44
OMÜ’de ebelik öğrencileri mesleğe ilk adımını attı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından düzenlenen 2025–2026 eğitim-öğretim yılı beyaz önlük takdim töreninde 97 ebelik öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek fetoskoplarını teslim aldı. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Mavi Salon’da düzenlenen törende 97 ebelik öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek fetoskoplarını teslim aldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Seval Ağaçdiken Alkan, "Bugün manevi ve sembolik değeri yüksek bu törende sizlerle birlikte olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ebelik mesleği, geçmişten günümüze varlığını sürdüren, toplumun temeli olan aileyi doğrudan destekleyen köklü sağlık disiplinlerinden biridir. Günümüzde ebeler; doğum öncesi dönemden başlayarak gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçte eğitim, uygulama ve rehberlik rolleriyle ailelere destek veren profesyonellerdir. Değerli aileler, evlatlarınız köklü bir mesleğin mirasını devralmaktadır; bu nedenle sizleri tebrik ediyorum. Sevgili öğrenci ebeler, hem köklü bir mesleğin hem de OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümünün geleneğinin mirasçıları olacaksınız. Değerli hocalarımıza ise ebelik felsefesini ve mesleğin değerlerini öğrencilerimize aktardıkları için teşekkür ediyor, öğrencilerimize eğitim-öğretim hayatlarında başarılar diliyorum" dedi. Ebelik Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Rüzgar, ebelik mesleğinin toplumsal önemine ve fetoskopun mesleki anlamına dikkat çekti. Konuşmaların ardından öğrenciler sahneye davet edilerek beyaz önlüklerini giydi ve fetoskoplarını teslim aldı. Beyaz önlük ve fetoskop, öğrencilerin meslek yaşamlarına attıkları ilk adımı ve ebelik mesleğine duydukları bağlılığı simgeleyen güçlü semboller olarak anlam kazandı. Programa; OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeliha Koç, akademisyenler, mezun öğrenciler, OMÜ SUVAM ve Samsun Şehir Hastanesi’nde görev yapan ebe ve hemşireler ile öğrencilerin aileleri katıldı. Tören, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:48
Bingöl’de sağlıkta kalite ve hizmetler masaya yatırıldı
Bingöl’de GÖREN (Görev-Eylem-Netice) ve sağlıkta değerlendirme sistemi toplantısı gerçekleştirildi. Bingöl İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Samet Tatlı başkanlığında, Kamu Hastaneleri Başkanlığı koordinesinde Genç Devlet Hastanesi yöneticileri ve çalışanlarının katılımıyla GÖREN ve Sağlıkta Değerlendirme Sistemi toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, sağlık hizmetlerinin etkinliği, hasta memnuniyeti, hizmet kalitesinin artırılması ve kurumsal performansın geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. GÖREN ve Sağlıkta Değerlendirme Sistemi kapsamında yürütülen çalışmalar ele alınarak mevcut durum analiz edildi. Katılımcılar, sahada karşılaşılan sorunlar, çözüm önerileri ve hizmet sunumunda verimliliğin artırılmasına yönelik görüşlerini paylaştı. Ayrıca hasta güvenliği, çalışan memnuniyeti ve sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kalite hedefleri üzerinde duruldu. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Samet Tatlı, toplantıda yaptığı değerlendirmede, sağlık hizmetlerinde kalite standartlarının yükseltilmesinin öncelikli hedef olduğunu belirterek, ekip çalışmasının önemine vurgu yaptı. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişinin ardından yapılan değerlendirmelerle sona erdi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:38
Geçirdikleri trafik kazası sonucu yaralanan Rus çift Çanakkale’de sağlığına kavuştu
Geçirdikleri trafik kazası sonucu ağır ortopedik yaralanmaları olan Rus çift Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde sağlığına kavuştu. Trafik kazası geçiren Rus uyruklu karı-koca, ağır ortopedik yaralanmalarla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesine başvurdu. Hastanede yapılan tetkikler ardından kazada 36 yaşındaki erkek hastada pelvis ve asetabulum kırığı, 28 yaşındaki kadın hastada ise önkol, pelvis ve asetabulum kırıkları ile çoklu büyük kırıklar tespit edildi. Her iki hastanın da ortopedi servisinde yatış ve tedavileri gerçekleştirildi. Erkek hasta 163 gün, kadın hasta ise 108 gün boyunca hastanede tedavi gördü. Hastaların cerrahi müdahaleleri ve takipleri Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Okan tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Gerekli tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanmasının ardından hastalar, genel sağlık durumları iyi olarak taburcu edildi. Tedavi sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Op. Dr. Mehmet Okan, "Pelvis ve asetabulum kırıkları, uzun süreli ve multidisipliner yaklaşım gerektiren ciddi yaralanmalardır. Hastalarımızda uygulanan cerrahi tedaviler, yoğun bakım, servis takipleri ve rehabilitasyon süreci ekip çalışmasıyla titizlikle yürütüldü. Hastalarımızın sağlıklı şekilde taburcu edilmesi bizler için son derece sevindirici" ifadelerini kullandı. Başhekim Op. Dr. Hasan Keser ise "Bu tür ağır travma vakalarında hastanemizin sahip olduğu teknik altyapı, deneyimli hekim kadrosu ve özverili sağlık çalışanlarımız büyük önem taşımaktadır. Uzun süreli tedavilerine rağmen hastalarımızın sağlıklarına kavuşarak taburcu edilmesi, ekip çalışmasının ve kaliteli sağlık hizmetinin en güzel göstergesidir. Sürece katkı sunan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
12 Şubat 2026 Perşembe - 16:31
Vali Köşger, Denizli Acil Durum Hastanesi inşaatının son durumu hakkında bilgi aldı
Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde yapımı süren 500 yataklı Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Çalışmalar hakkında bilgi alan Vali Köşger, hastanenin titizlikle yürütülen çalışmalarının yakın zamanda tamamlanacağını ve hizmete açılacağını duyurdu. Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, Vali Yardımcısı Nurettin Ateş ve Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk ile birlikte Merkezefendi ilçesi Karahasanlı Mahallesi’nde hizmete açılması planlanan Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Çalışmaların son durumu hakkında yetkililerden bilgi alan Vali Köşger, poliklinik alanları ile yoğun bakım ünitelerini yerinde inceleyen Köşger, yürütülen çalışmaları detaylı şekilde değerlendirdi. Denizli’de sağlık altyapısını ve hizmet kapasitesini en üst seviyeye çıkarmayı hedeflediklerini belirten Vali Köşger, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmanın öncelikli hedefleri arasında yer aldığını ifade etti. Toplam 47 bin metrekare kapalı alana sahip olan Acil Durum Hastanesi, zemin + 2 kat şeklinde planlanan 7 bloktan oluşuyor. 450 araçlık otopark kapasitesine sahip hastane, 104’ü yoğun bakım olmak üzere toplam 500 yatak kapasitesiyle hizmet verecek. İleri teknoloji tıbbi donanımlarla donatılan hastanede 106 poliklinik, 14 ameliyathane, 2 anjiyografi ünitesi, MR, 2 BT, mamografi, 5 röntgen, 8 ultrasonografi (USG), kemik dansitometri ve ERCP ünitesi yer alacak. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte Denizli’nin sağlık altyapısının önemli ölçüde güçlenmesi hedefleniyor.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:46
Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunun altını çizerek bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil de mekanik bel ağrısından kaynaklıdır" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel fıtığı hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan hasta gruplarından birinin omurga hastaları olduğunu belirten Prof. Dr. Erol, "Boyun ve sırt omurlarının yanı sıra en çok bel bölgesiyle ilgili sorunlar görülüyor. Bel fıtığı önemli bir hastalıktır. Bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklanıyor. Mekanik bel ağrısının kaslar, eklemler, iskelet sistemi ve bu yapıları birbirine bağlayan bağların uzun süreli zorlanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumun hastalarda şiddetli bel ağrısına neden olabilir. Mekanik bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması gerekiyor. Bel fıtığına kıyasla mekanik bel ağrıları çok daha sık görülüyor. Bir diğer önemli hasta grubu ise omurilik kanal darlığı olan hastalardır. Bu hastalıkta dejeneratif süreçler sonucunda omurilik kanalında ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanallarda daralma ve kireçlenme meydana geliyor. Bu durumun omurilik ve sinir köklerinde sıkışmaya yol açar. Hastaların ayakta dururken ya da yürürken bel, kalça ve bacaklara yayılan şiddetli ağrılar hissettiğini, yürüyüş mesafesi arttıkça oturup dinlenme ihtiyacı duyarlar. Tedavi sürecinin doğru tanıya göre belirleniyor. Bel ve bacak ağrısı şikayeti olan hastaların mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerekiyor. Hastaların şikayetlerinin dinlenmesi, gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmasının ardından hastalıkların birbirinden ayırt edilebildiğini ve buna uygun tedavi planının oluşturulur" cümlelerini kullandı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 15:07
Aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat
Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, aşkın kişiye karşı bağımlı olunması gibi bir sonuç da doğurabileceğine dikkat çekerek, "Bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır" dedi. ‘Aşk’ konusunun son yıllarda psikolojinin çalışma alanı içinde yer alan ana temalardan biri olduğunu belirten Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, 14 Şubat Sevgililer Günü dolayısıyla aşık olma duygusu hakkında bilgilendirmede bulundu. Dopamin hormonunu aşık olmayı etkilediğine dikkat çeken Psikolog Enise Öziç, "Aşkın tanımının kültürden kültüre ve kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Aşk; yakınlık, bağlanma, güven, saygı ve sevgi gibi duyguları beraberinde getiriyor. Aşk duygusunun bireyde duygusal değişimlerin yanı sıra hormonal değişimler de oluşturuyor. Örneğin aşık birinin karşısındaki insanı aklından çıkaramaması ve ona büyük bir tutkuyla bağlı olması, dopamin hormonu aracılığı ile meydana gelmektedir. Beyindeki bazı biyokimyasalların aşkla ilişkili olduğu ve insan beyninin sevdiği kişinin acısını algılayabildiği söylenebilir. Bu bakış açısına göre, aşk sürecinin genetik, hormonlar ve psikolojik deneyimlerle oluştuğu söylenebilir" diye konuştu. "Sağlıklı ilişkinin formülü bağımlı olmamak" Aşkın insanlarda birçok süreçte etkili olurken bireyin davranışlarına da yön verebildiğinin altını çizen Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, "Aşkın mutluluğu, bir yandan bireye yaşama hazzı verirken öte yandan bireyin duygu hissettiği kişiye karşı bağımlı olması gibi bir sonuç da doğurabilmektedir. Bu durumun yoğunluğu elbette kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak sağlıklı olmaması sebebiyle bağımlı bir ilişki yaşanmaması adına bireylerin hayatlarının merkezine partnerleri ile beraber diğer sevdiği insanları, hobilerini, işlerini, ailelerini de almaları yaşamlarının daha doyurucu ve sağlıklı olmasına yardımcı olacaktır. Sevginin, aşkın bireyin yaşamında her daim var olabileceği, yılın birkaç gününe sığmayacağı ve hediyenin büyüklüğü ile ölçülemeyeceği de gözden kaçmaması gereken bir gerçektir" şeklinde konuştu.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:54
Eskişehir’in sağlık serüveni ve güncel verileri kayıt altına alındı
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hazırlanan "Maziden İstikbale Asırlık Şifa Eskişehir" adlı eser ile 2025 yılına ait faaliyet raporları yayımlandı. Yayın Komisyonu tarafından son iki yıl içerisinde yürütülen çalışmalar neticesinde, kentin sağlık tarihine ışık tutan iki ciltlik başvuru kaynağı yayımlandı. Hazırlanan eser ile sağlık kurumlarının tarihi gelişimini ve kurumsal hafızayı gelecek nesillere aktarmayı hedefleniyor. Çalışmalar çerçevesinde ayrıca, halkı bilgilendirmeye yönelik 4 adet Halk Sağlığı Bülteni ile kurum faaliyetlerini içeren raporlar paylaşıldı. Bu yayınlar aracılığıyla hem koruyucu sağlık hizmetleri konusunda farkındalık artırıldı hem de müdürlüğün faaliyetlerinin izlenebilirliği güçlendirildi. Güncel verilerin yer aldığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda ise bir yıllık performans çıktıları detaylandırıldı. Raporda; hastane yatırımlarından personel istatistiklerine, denetim faaliyetlerinden koruyucu hizmetlere kadar tüm süreçler şeffaflık ilkesi doğrultusunda dijital erişime açıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:48
MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi’ne İleri Dijital Görüntüleme Sistemleri kazandırıldı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Diş Hekimliği Fakültesi, ileri görüntüleme sistemlerini klinik hizmet altyapısına kazandırarak tanı ve tedavi süreçlerinde yeni bir aşamaya geçti. MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi mevcut temel dental görüntüleme sistemlerine ek olarak hizmete alınan Dental Volümetrik Tomografi (DVT) cihazı ile bundan sonra çene ve çevresindeki sert dokuların üç boyutlu olarak değerlendirilmesine imkan tanıyacak. Geleneksel iki boyutlu görüntüleme yöntemlerine kıyasla daha yüksek görüntü kalitesi ve doğruluk sunan bu sistem sayesinde, cerrahi ve protetik işlemler başta olmak üzere birçok tedavi daha güvenli ve etkin şekilde planlanabilecek. Ayrıca sefalometrik radyografi cihazı, diş ve çene yapılarının büyüme ve gelişim sürecinin değerlendirilmesinde önemli avantajlar sunacak. Özellikle alt ve üst çene arasındaki iskeletsel uyumsuzlukların ve dişlerdeki çapraşıklıkların ayrıntılı analizine imkân sağlayacak bu cihaz, ortodontik tedavilerin planlanması ve tedavi sürecindeki değişimlerin izlenmesinde etkin rol oynayacak. İleri görüntüleme sistemlerinin MSKÜ Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde aktif olarak kullanılmasıyla birlikte, hastaların şehir dışındaki merkezlere yönlendirilme ihtiyacı ortadan kalkacak.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:33
Iğdır’da şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı
Tarım ve Orman Bakanlığı Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Iğdır Üniversitesi iş birliğinde, Karaağaç Kampüsü 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda "İneklerde Döl Verimi ve Buzağı Yaşama Gücünü Artırmaya Yönelik Yetiştirici Eğitim Çalıştayı" düzenlendi. Yoğun katılımla başlayan çalıştay, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla açıldı. Programda konuşan Iğdır İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı için çalıştayı düzenlendiklerini belirterek; "İlimizde özellikle ineklerde döl verimi ve buzağı kayıplarıyla alakalı olarak Iğdır Üniversitesi ve Kafkas Üniversitesi akademisyenlerimiz ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün iş birliğinde bir program gerçekleştirdik. Özellikle şap hastalığından sonra ilimizde görülen döl tutmama sorunlarını çözmek ve hayvancılığımızın verimliliğini artırmak amacıyla bu faaliyeti başlattık. Bakanlığımızın imkanları ve üniversitelerimizin değerli akademisyenlerinin desteğiyle ilimizdeki hayvan varlığını daha iyi seviyelere taşımak ve artırmak istiyoruz. Özellikle döl verimi kayıplarını minimuma indirerek, sağlıklı genleri ilimize kazandırmayı; süt ve et verimi yüksek hayvan varlığını artırarak hem sayı hem de verimlilik açısından gelişim sağlamayı hedefliyoruz. Bugün de bu kapsamda eğitim çalıştayımızı gerçekleştirdik. Çalıştay süresince üreticilerimizin A’dan Z’ye yaşadığı sıkıntıları, sorunları ve problemleri ele aldık. Devamında ise çözüm önerilerini gündeme getireceğiz. Üreticilerimizin üretimden kesime, hasada kadar her aşamada yanındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Özellikle şap hastalığından sonra bazı hayvanlarda döl tutmama problemlerinin arttığına dair sahadan geri bildirimler aldık. Birinci ve ikinci tohumlamadan sonra gebelik elde edilememesi gibi sorunların artması üzerine bu çalıştayı düzenleme kararı aldık. Bu kapsamda, sorunların nedenlerini akademisyenlerimizle birlikte inceleyip değerlendirerek çözüm önerileri geliştireceğiz. Besleme, embriyo transferi ve suni tohumlama başta olmak üzere teknik konularda yapılacak çalışmalarla bu sorunları kökünden çözmeyi ve Iğdır’ımızın hayvan varlığını hem artırmayı hem de daha verimli hâle getirmeyi amaçlıyoruz. Bu doğrultuda çalıştayımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi. Hayvancılığın bölge ekonomisindeki kritik rolüne dikkat çeken Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel ise "Hayvancılık bölgemizin ekonomik ve sosyal yapısının temel dinamiklerinden birisidir. Iğdır’ımızın sahip olduğu Coğrafik avantajlar ve üretim kültürü doğru bilgi bilimsel yöntemler ve nitelikli eğitimle birleştiğinde çok daha güçlü bir potansiyele dönüşmektedir. İşte bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu çalıştay tam da bu dönüşümün bir parçası niteliğindedir. Döl veriminin artırılması ve buzağı yaşama gücünün yükseltilmesi işletme karı açısından oldukça önemli bir unsurdur. Aynı Zamanda bu durum işletme karlılığının ötesinde sürdürülebilir hayvancılık, gıda güvenliği ve ülke ekonomisi açısından da büyük bir önem taşımaktadır." dedi. Çalıştayda, şap hastalığı sonrası hayvanlarda döl tutmama sorununa bilimsel çözüm arayışı, ineklerde döl veriminin artırılması, buzağı kayıplarının azaltılması ve modern yetiştiricilik yöntemleri hakkında uzmanlar tarafından katılımcılara bilgiler verildi. Eğitim programının, bölgedeki hayvancılığın gelişimine önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Düzenlenen çalıştaya Iğdır Valisi M. Fırat Taşolar, Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Tingiş, akademisyenler, ilgili kurum temsilcileri, yetiştiriciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 14:06
RSV kışın zirve yapıyor: Prematüre ve 8 aydan küçük bebekler tehlike altında
RSV’nin her yıl milyonlarca çocuğu etkilediğini belirten Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, prematüre doğan ve kronik rahatsızlığı bulunan çocukların RSV’ye yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyledi. Dr. Sert, "RSV mevsimi başlamadan hamileler ve 8 aydan küçük bebekler için koruyucu aşı ihmal edilmemeli" uyarısında bulundu. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin (Respiratuar Sinsityal Virüs) genellikle sonbaharda başladığını ve kış aylarında zirve yaptığını söyledi. RSV’nin dünya genelinde 5 yaş altı çocuklarda alt solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, küresel verilerin her yıl yaklaşık 30 milyondan fazla RSV enfeksiyonu görüldüğünü, 3 milyondan fazla hastane yatışı yaşandığını ve özellikle küçük çocuklarda ciddi can kayıplarına yol açabildiğini ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’ye yakalanan çocukların büyük çoğunluğunun hafif semptomlar gösterdiğini, prematüre doğan veya belirli tıbbi rahatsızlıkları olan çocukların daha ciddi hastalığa yakalanma riski taşıdığını da belirtti. "Gebelikte yapılan aşı ilk 6 ayı koruyor" RSV aşısının anne adaylarına gebeliğin uygun haftalarında uygulanabildiğini belirten Dr. Sert, "Anneye yapılan aşı sayesinde oluşan koruyucu antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçer. Bu durum, özellikle yaşamın ilk 6 ayında ağır RSV enfeksiyonu riskini önemli ölçüde azaltır. Gebelerin mutlaka kadın doğum ve çocuk hekimlerine danışarak aşıyı değerlendirmeleri gerekir" ifadelerini kullandı. Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Sert, RSV’nin yalnızca bebekler için değil ileri yaş grupları için de ciddi risk oluşturduğunu belirterek, 50-74 yaş arası kronik kalp veya akciğer hastalığı bulunanlar, ek kronik rahatsızlığı olan bireyler ile huzurevi ve uzun süreli bakım tesislerinde yaşayanların da tek doz aşı ile korunması gerektiğini vurguladı. Kalabalık ve kapalı ortamlardan kaçının RSV’nin damlacık yoluyla hızla bulaştığını ifade eden Dr. Sert, kalabalık ve kapalı ortamlarda riskin arttığını el hijyeni, ortamların havalandırılması ve hasta kişilerle temastan kaçınılmasının bulaş riskini azalttığını vurguladı. (GD-BÇGEN - Ahmet Yiğit Yıldırım: "Bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" (Fotoğraflı) Hasan Fehmi Demir RİZE (İHA) - Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, "Gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır" dedi. Ülkü Ocakları Genel Merkezi tarafından illerde düzenlenen bilgi yarışmasının ardından bölge yarışmaları etabına geçildi. Karadeniz Bölgesi Ortaöğretim Teşkilatları arası bilgi yarışması da Rize’nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Bölge yarışmasına Amasya, Artvin, Bartın, Bayburt, Bolu, Çorum, Düzce, Gümüşhane, Giresun, Karabük, Kastamonu, Ordu, Samsun, Sinop, Tokat, Trabzon, Zonguldak ve Rize’nin de aralarında olduğu 18 katıldı. Yarışmada konuşan Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, gençlerin ahlaki değerlerle birlikte teknolojiye ve çağa ayak uydurmasını sağlamak için çalıştıklarını dile getirerek, "Bilgi ayrışmamız sade bir yarışma değildir. Bugün burada geleceğin kadrolarına da şahitlik edeceğiz. Buradaki arkadaşlarımız hem bilgileriyle hem ahlaklarıyla hem duruşlarıyla hepsi bizi gururla temsil edecekler. Platon’a göre cesaret olacak ama bilgiyle birleşecek. Yoksa o cesaret yıkıcı olur. Biz o yüzden gençlerimizi o minvalde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Hem cesaretli hem de bilgili bir gençlik yetiştirmek için çalışıyoruz. Ama bugün bilgi, teknoloji artarken ahlaki değerlerimi maalesef koruyamıyoruz. Bizim muasırlaşma anlayışımız Gökalp’in dediği gibi batıyı körü körüne taklit etmek değil, ilmi almak, ahlakı korumaktır. O yüzden biz Ülkü Ocakları’nda hem bilgili hem cesaretli hem de ahlaklı bir gençlik yetiştiriyoruz. Bizim yol pusulamız çift başlı Selçuklu Kartalı’dır. Bir başı doğuya bakar, köklerimize, inancımıza, ahlakımıza, bir başı batıya bakar, ilim, bilim, teknolojiye ve çağa. Biz kökü mazide olan bir atiyiz. Ne geçmişimizden kopacağız, ne çağın gerisinde kalacağız. Ülkü Ocakları olarak Türklüğü koruyup yüceltmeyi, İslam’ın ahlakıyla yaşamayı ve çağın ilmi ile yükselmeyi bir ülkü haline getirdik. Bu yüzden yapacağımız her çalışmada bu değerleri önümüze koyup bu çerçevede ilerlememiz gerekiyor" dedi. Gençler için en büyük tehlikenin uyuşturucu, alkol, sanal kumar ve dijital bağımlılıklar olduğunun altını çizen Genel Başkan Yıldırım, "Ülkü Ocakları sadece bir eğitim kurumu değildir. Ülkü Ocakları aynı zamanda bir koruma kalkanıdır. Bugün karşımızda yeni bir cephe vardır. Bu cephe tankla, tüfekle gelmiyor. Bu cephe uyuşturucuyla, alkolle, sanal kumarla, dijital bağımlılıklarla geliyor. Şunu çok iyi biliyoruz ki bir gencimizi uyuşturucuya teslim etmek bir vatan toprağını kaybetmekten farksızdır. Çünkü bir gencimizi kurtarmak demek bir aileyi kurtarmaktır, bir mahalleyi kurtarmaktır, bir milleti kurtarmaktır ve bir geleceği kurtarmaktır. Biz Ülkü Ocakları’nda gençlerimize irade kazandırıyoruz, sorumluluk yüklüyoruz, hayatın içinde sağlam durmasını sağlıyoruz. Çünkü bağımlılık boşlukta filizlenir, kimliği olmayan, hedefi olmayan, ait olduğu yeri bulamayan genci esir alır. O yüzden biz hiçbir gencimizi yalnız bırakmıyoruz ve Ülkü Ocakları’nın bu boşluğu doldurduğunu çok iyi biliyoruz. Burada gençlerimiz yalnız, sahipsiz, yönsüz, başıboş değildir. Biz gençlerimizi bağımlılıkla mücadelede yalnız değildir. Sanatla, bilimle, teknolojiyle, ahlakla donatıyoruz. Gencin enerjisini sokağa değil istiklale yönlendiriyoruz. Ve diyoruz ki ’Ülkü Ocakları varsa umut vardır, Ülkü Ocakları varsa gelecek vardır’ ifadelerini kullandı. Yarışmanın sonunda etkinliğe katılan tüm öğrencilere sertifika verilirken dereceye giren illere ödül verildi. Rize’de bir otelde 2 gün süren yarışmalara Ülkü Ocakları Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım, genel merkez yöneticileri, Ülkü Ocakları İl Başkanları ve yönetimleri, MHP İl Başkanları ve yönetimleri katıldı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 13:37
Elazığ’da 52 yaşındaki hasta kapalı yöntemle yapılan kalp ameliyatıyla sağlığına kavuştu
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesine göğüs ağrısı ve kalp damarı tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, klasik açık ameliyat yerine kapalı by-pass yöntemiyle tedavi edildi. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne göğüs ağrısı ve damar tıkanıklığı şikayetiyle başvuran 52 yaşındaki hasta, yapılan tetkikler sonucunda kalp damarlarının kapalı olduğu tespit edilince ameliyata alındı. Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Sefa Şenol ve Doç. Dr. Davut Azboy tarafından gerçekleştirilen operasyonda, Türkiye’de sayılı merkezde uygulanan minimal invaziv cerrahi yöntemi uygulandı. Başarılı bir operasyonla sağlığına kavuşan ve halk arasında "kapalı ameliyat" olarak bilinen, göğüs kafesi kesilmeden yapılan bu yöntemle hasta, kısa sürede taburcu olma imkanına kavuştu. Gerçekleştirilen bu özel operasyonun detayları hakkında bilgi veren Op. Dr. Sefa Şenol, "Koronel artr hastalığı ve damar tıkanıklığı olması sebebiyle hastamıza normal açık kalp cerrahisi dışında halk arasında kapalı yöntem denilen minimal invaziv girişimle by-pass ameliyatı gerçekleştirdik. Ekip arkadaşım doktor Davut bey ile beraber bu işlemi yaptık. Birinci hastamızı taburcu ettik. Bugün de hastamızı taburcu edeceğiz. Bu yöntemin avantajı, hasta bir an önce kendi yaşantısına geçebilmekte, yük kaldırabilmekte ve ağrısı az olabilmekte" dedi. Diyabet hastası olduğu için sağlık bakımında yaşadığı sıkıntılara değinen hasta, Elazığ’da geçirdiği başarılı operasyon sonrası iyi durumda olduğunu dile getirdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder