SAĞLIK - 12 Şubat 2026 Perşembe 15:46

Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"

A
A
A
Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"

Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, "Bel fıtığının önemli bir hastalık olduğunun altını çizerek bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil de mekanik bel ağrısından kaynaklıdır" dedi.


Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fatih Serhat Erol, bel fıtığı hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Beyin ve sinir cerrahisi pratiğinde sık karşılaşılan hasta gruplarından birinin omurga hastaları olduğunu belirten Prof. Dr. Erol, "Boyun ve sırt omurlarının yanı sıra en çok bel bölgesiyle ilgili sorunlar görülüyor. Bel fıtığı önemli bir hastalıktır. Bel ağrılarının büyük bir kısmının bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklanıyor. Mekanik bel ağrısının kaslar, eklemler, iskelet sistemi ve bu yapıları birbirine bağlayan bağların uzun süreli zorlanması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumun hastalarda şiddetli bel ağrısına neden olabilir. Mekanik bel ağrısının bel fıtığı ile karıştırılmaması gerekiyor. Bel fıtığına kıyasla mekanik bel ağrıları çok daha sık görülüyor. Bir diğer önemli hasta grubu ise omurilik kanal darlığı olan hastalardır. Bu hastalıkta dejeneratif süreçler sonucunda omurilik kanalında ve sinir köklerinin geçtiği kemik kanallarda daralma ve kireçlenme meydana geliyor. Bu durumun omurilik ve sinir köklerinde sıkışmaya yol açar. Hastaların ayakta dururken ya da yürürken bel, kalça ve bacaklara yayılan şiddetli ağrılar hissettiğini, yürüyüş mesafesi arttıkça oturup dinlenme ihtiyacı duyarlar. Tedavi sürecinin doğru tanıya göre belirleniyor. Bel ve bacak ağrısı şikayeti olan hastaların mutlaka bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerekiyor. Hastaların şikayetlerinin dinlenmesi, gerekli muayene ve tetkiklerin yapılmasının ardından hastalıkların birbirinden ayırt edilebildiğini ve buna uygun tedavi planının oluşturulur" cümlelerini kullandı.



Prof. Dr. Erol: "Bel ağrılarının büyük kısmı bel fıtığından değil, mekanik bel ağrısından kaynaklıdır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ın bacasız fabrikası 52’nci yılını kutladı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin (SCÜ) 52’inci kuruluş yıl dönümü törenle kutlandı. Yarım asrı deviren üniversitenin akademik başarılarının ve stratejik yatırımlarının damga vurduğu programda, sağlıkta markalaşma ve uluslararası başarılar ön plana çıktı. Sivas’ta 9 Şubat 1974 tarihinde kurulan ve şehrin en önemli değerlerinden birisi olan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin 52’nci kuruluş yıldönümü kutlandı. Programa Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun ile il protokolü katıldı. Törene Anadolu Üniversiteler Birliği üyesi üniversitelerin rektörleri ve çevre illerden gelen toplam 21 rektör de katıldı. "SCÜ, ülkemize değer katmaya devam etmektedir" Programda konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Şengönül, "Sivas’ımız, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 13. yüzyılda inşa edilen Gök Medrese, Buruciye Medresesi ve Şifaiye Medresesi gibi yapıları ile bilim, eğitim ve kültürün önde gelen merkezlerinden biri hâline gelmiştir. Bu yapılar, şehrimizin tarih boyunca öğrenmeye ve ilme verdiği değerin somut göstergeleridir. Bu köklü mirasın üzerine inşa edilen Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Cumhuriyetimizin 50’inci yılı anısına kurulmuş ve 9 Şubat 1974’ten bu yana ülkemizin köklü eğitim kurumlarından biri olarak yoluna devam etmektedir. Bugün bünyesinde 18 fakülte, 4 enstitü, 1 konservatuvar, 4 yüksekokul, 14 meslek yüksekokulu ve 37 Araştırma Merkezi bulunan üniversitemiz; 2 bin 343 akademik personeli, 3 bin 539 idari personeli, 47 bin 475 öğrencisiyle büyük bir akademik aileye dönüşmüş; 2 bin 565 yabancı öğrencisiyle de uluslararasılaşma hedeflerini başarıyla sürdürmektedir. Geniş kampüsünde tıptan mühendisliğe, sosyal bilimlerden güzel sanatlara uzanan akademik deneyimiyle ülkemize değer katmaya devam etmektedir" dedi. "Üniversitemiz gelişimini sürdürüyor" Üniversitenin her yıl yeni başarılara imza attığını ifade eden Prof. Dr. Şengönül, "Yenilikçi yaklaşımımız ve ortak akılla ilerleyen yönetim anlayışımızla birlikte üniversitemizin geleceğe emin adımlarla yürüdüğünün kanıtıdır. Son verilere göre, fakültelerimiz, enstitülerimiz ve yüksekokullarımız bünyesinde gerçekleştirilen akademik faaliyet sayılarında 2025 yılı önceki yıllara oranla çarpıcı bir artış göstermiştir. Gelinen aşamada üniversitemiz, yükseköğretimin en saygın değerlendirme sistemlerinden biri olan Times Higher Education (THE) World University Rankings 2026 sonuçlarında önemli başarılar elde ederek uluslararası görünürlüğünü de artırmıştır. Alan bazlı sıralamalarda özellikle Yaşam Bilimleri, Mühendislik, Fizik Bilimleri ile Tıp ve Sağlık Bilimleri alanlarında dikkat çekici performans sergilemiştir. Yaşam Bilimleri alanında Türkiye’de 6 plus aralığında, Mühendislik alanında dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 21 plus aralığında yer almıştır. Fizik Bilimleri alanında ise dünya sıralamasında 801-1000, Türkiye sıralamasında 13 plus aralığında yer alırken, Tıp ve Sağlık Bilimleri alanında Türkiye’de 27 plus aralığında yer almıştır. Bu başarılar bile tek başına üniversitemizi daha nitelikli, daha güçlü ve daha saygın bir noktaya taşımak için kararlılıkla ilerlediğimizin en somut göstergesidir. Bugün geldiğimiz noktada üniversitemiz, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yükseköğretime ve bilime verdiği güçlü destek sayesinde gelişimini sürdürmektedir" şeklinde konuştu. Programın sonunda "Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları" listesine giren akademisyenlere ve üniversiteye 40 yılı aşkın süredir hizmet veren personele plaket takdim edildi.
Giresun Giresun’da Harşit Savunması 108. yılında anıldı Giresun Valiliği himayesinde düzenlenen Harşit Savunması’nın 108. yıldönümü anma programı Tirebolu ilçesinde gerçekleştirildi. Giresun Valiliği öncülüğünde Harşit Savunması Vakfı, Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Artvin Orman Bölge Müdürlüğü ve Kürtün Belediye Başkanlığı organizasyonuyla gerçekleştirilen program ’Şehitlere Saygı ve Zafer Yürüyüşü’ ile başladı. Demirci Mahallesi’nden başlayan yürüyüş, Kuşkayası mevkiinde Harşit şehitleri anısına yapılan 100. Yıl Orman Parkı’nda sona erdi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Programın açılış konuşmasını Harşit Savunması Vakfı Başkanı Mustafa Özkaya yaptı. Özkaya, konuşmasında Harşit Savunması’nın tarihi sürecine ilişkin bilgiler vererek programa katılım sağlayanlara teşekkür etti. Özkaya konuşmasında, "Burası yoklukların, kıtlıkların ve açlığın yaşandığı bir hattır. Özellikle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz’den, tarihçilerin ifadeleriyle Harşit Nehri’nin batısına 650 bin muhacirin göç ettiği bir bölgedir. Burası doğal bir cephedir. Çoruh’tan sonra debisi en yüksek nehirdir ve nehrin sağlı sollu yüksek eğimli dağlarla çevrili olması burayı stratejik bir savunma hattı haline getirmiştir. İşte bu nedenle düşman buradan geçememiştir. Bir düşünürün ifadesiyle söylemek gerekirse, bir Çanakkale geçilememiştir, bir de Harşit geçilememiştir" ifadelerini kullandı. Programda konuşan Giresun Valisi Mustafa Koç ise, Harşit Zaferi’nin milletin bağımsızlık iradesinin simgelerinden biri olduğunu vurguladı. Vali Koç, "Bugün burada, milletimizin bağımsızlık iradesini destanlaştırdığı Harşit Zaferi’nin 108. yıl dönümünü kutlamak ve bu zaferi canları pahasına bizlere armağan eden aziz şehitlerimizi yad etmek için bir aradayız. Bunun gururunu, heyecanını ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tarihimizdeki nice zaferlerde, millet olmanın gereği olarak din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin genç, yaşlı, kadın, erkek demeden vatanımıza ve mukaddesatımıza zarar gelmemesi için topyekûn mücadeleler verilmiştir. Bu mücadeleler neticesinde Harşit’te olduğu gibi pek çok kahramanlık destanı yazılmıştır. Bugün tarif edilmesi zor yokluklar ve imkansızlıklar içerisinde bu toprakların vatan olması için verilen mücadeleler asla unutulmamalı ve unutturulmamalıdır" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından şehitler için dua edildi. Program, 100. Yıl Orman Parkı’nda Harşit şehitleri anısına gerçekleştirilen ağaç dikimiyle sona erdi.
Bitlis Pandaya benzeyen kuzu incelemeye alındı: "Binde bir görülen anomali olabilir" Bitlis’in Adilcevaz ilçesinde panda yavrusunu andıran görünümüyle dikkat çeken ve ölü doğan kuzu için bilimsel inceleme başlatıldı. Adilcevaz ilçesine bağlı Akçıra köyü Gölbaşı mezrasında doğum yapan bir koyunun ölü olarak doğurduğu kuzu görenleri hayretler içerisinde bıraktı. Konuya ilişkin çekilen videolar üzerinden veteriner hekimler değerlendirmelerde bulunurken, yapılan ilk değerlendirmelerde olayın çoklu doğumsal anomali vakası olduğu belirlenmişti. Anomaliye neden olan sebeplerin araştırılması ve inceleme için Veteriner Hekim Öğretim Görevlisi Şevket Soylu’ya başvuruldu. İlk belirlemelere göre kuzunun arka bacaklarının bulunmadığı, gövdesinin yarım geliştiği ve baş ile vücut kısmının aşırı sıvı ile dolu olduğu tespit edildi. Yapılan ilk değerlendirmede kuzunun genetik açıdan ender rastlanan bir duruma sahip olabileceğini ifade eden Soylu, kesin sonucun yapılacak otopsinin ardından netlik kazanacağını söyledi. Vakanın oldukça nadir görüldüğünü belirten Şevket Soylu, "Bir arkadaşımız aracılığıyla bir hayvan sahibinin anomaliye sahip bir kuzusunun dünyaya geldiğini duyduk. Gönderilen görseller üzerinde yaptığımız ilk fiziksel incelemede kuzuda birkaç doğumsal anomalinin bir arada olabileceğini gördük. Detaylı incelemelerin yapılması amacıyla kuzuyu Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’na nekropsi için naklettik" dedi. İnceleme sonucunda anomalinin oluşum nedenlerinin araştırılacağını belirten Soylu, elde edilecek bilgiler doğrultusunda hayvan sahibine bundan sonraki doğumlar ve yetiştiricilik sürecinde dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verileceğini ifade etti. Benzer vakalara daha çok buzağılarda rastladıklarını, kuzularda ise oldukça nadir görüldüğünü dile getiren Soylu, "Bu durum enfeksiyon, genetik faktörler veya doğumsal anormalliklerden kaynaklanabilir. Ancak daha çok genetik ve doğumsal anomalilere bağlı, binde bir yaşanan nadir olaylardan biri olabileceğini düşünüyoruz. Akondroplazi, anfizem, anasarka ve hidrosefali gibi anomalilerin bu vakada bir arada bulunması muhtemel. Yapılacak incelemeler sonrası çok daha sağlıklı sonuçlara ulaşacağız" diye konuştu.