Son Dakika
|
Bursa’da 25 yaşındaki avukata silahlı saldırı düzenleyen şüpheli yakalandı
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Mabel Matiz’e 3 yıla kadar hapis talebi
Trendyol Süper Lig’de 32. hafta heyecanı
Karayazı’da gölet taştı, yol ulaşıma kapatıldı
İngiltere Kralı III. Charles 11 Eylül Anıtı’nı ziyaret etti, kurban yakınlarıyla bir araya geldi
ABD ordusu: "Abluka kapsamında 42 gemi geri döndürüldü, İran 6 milyar doları aşkın gelirden mahrum kaldı"
Bakan Fidan, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenen konferansa katıldı
Trump: "(İran’a yönelik) Ablukayı kaldırmak istemiyorum"
SAĞLIK
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Özdemir: "Menenjit belirtileri olan bir çocuk için her dakika kritik"
30 Nisan 2026 Perşembe - 11:15:58
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Filiz Özdemir, menenjit konusunda ebeveynleri uyararak, "Ateş, baş ağrısı ve ense sertliği bir arada görüldüğünde vakit kaybetmeden acile başvurulmalıdır. Bu üçlü tablo menenjit belirtisi olabilir. Çünkü bu belirtileri olan bir çocuk için her dakika kritik" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, ebeveynlerin çocuklarında ateşle birlikte şiddetli baş ağrısı, boyun sertliği ve ışık hassasiyeti gözlemlediklerinde bu tabloyu kesinlikle hafife almamaları gerektiğini vurguladı. Özdemir, "Aileler zaman zaman bu belirtileri sıradan bir grip ya da soğuk algınlığı ile karıştırabiliyor. Oysa menenjit, saatler içinde ciddi komplikasyonlara yol açabilen, hızlı müdahale gerektiren tıbbi bir acil durumdur" dedi. "Beyin ve omurilik zarlarının iltihabıdır" Uzm. Dr. Özdemir, menenjitin beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması sonucu ortaya çıktığını belirterek, hastalığın bakteriyel ve viral olmak üzere iki ana formda görüldüğünü açıkladı. Özdemir, "Viral menenjit genellikle daha hafif seyreder ve çoğunlukla kendiliğinden iyileşir. Ancak bakteriyel menenjit son derece hızlı ilerleyen, hayatı tehdit edebilen ve kalıcı hasar bırakabilen ağır bir tablodur. Bu iki formu birbirinden ayırt etmek ebeveynler için neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden şüphe durumunda derhal uzman görüşü alınmalıdır" şeklinde konuştu. "En sık 5 yaş altı çocuklarda görülür" Menenjitin her yaşta görülebildiğini ancak özellikle bağışıklık sisteminin henüz tam olarak gelişmediği 5 yaş altı çocuklarda çok daha sık ve ağır seyrettiğini vurgulayan Özdemir, yenidoğan döneminin de en riskli süreçlerden biri olduğuna dikkat çekti. Özdemir, "Kreş ve okul öncesi çağdaki çocuklar, toplu ortamlarda bulunmaları nedeniyle menenjit yapan mikroorganizmalarla karşılaşma riskini daha sık yaşar. Özellikle kalabalık ortamlar, bağışıklığı baskılayan hastalıklar ve aşısız kalmak önemli risk faktörleri arasındadır" diye konuştu. "Bebeklerde belirtiler farklı olabilir" Büyük çocuklarda ense sertliği, şiddetli baş ağrısı, yüksek ateş, ışıktan rahatsızlık ve bulantı-kusmanın tipik belirtiler arasında yer aldığını hatırlatan Özdemir, bebeklerde bu tablonun çok daha farklı ve yanıltıcı görünebileceğini söyledi. Özdemir, "Bebeklerde bıngıldağın şişmesi, tiz ve kesik kesik ağlama, aşırı uyuşukluk ya da tam tersine aşırı huzursuzluk ve emmeme gibi belirtiler ön plana çıkabilir. Vücutta küçük kırmızı-mor lekeler belirirse bu durum bakteriyel menenjitin en tehlikeli formlarından birine işaret edebilir ve çocuk derhal acile götürülmelidir" dedi. "Tedavi geciktikçe hasar kalıcı hale gelir" Bakteriyel menenjitin tedavisiz ya da geç tedavi edilmesi durumunda işitme kaybı, görme bozukluğu, öğrenme güçlükleri, felç ve hatta ölüme kadar gidebilen ağır sonuçlar doğurabileceğini belirten Özdemir, şunları söyledi: "Tanıdan sonra antibiyotik tedavisi yapılmalı. Her geçen saat, çocuğun sağlığı açısından kritik öneme sahiptir. Erken başlanan doğru tedavi, kalıcı hasarı önlemede en belirleyici faktördür. Bu yüzden şüphe anında ’Bekleyeyim, geçer’ düşüncesi asla doğru değildir." "En etkili koruma aşıdır" Uzm. Dr. Filiz Özdemir, menenjitin önlenebilir bir hastalık olduğunu ve rutin aşı takviminin bu konuda son derece koruyucu bir rol oynadığını hatırlatarak şu mesajı verdi: "Hib, pnömokok ve meningokok aşıları, menenjite yol açan en sık bakterilere karşı güçlü bir bağışıklık sağlar. Çocuğunuzun aşı takvimini eksiksiz uygulamak, onu bu tehlikeli hastalıktan korumanın en etkili yoludur. Şüphe duyduğunuzda ise beklemeden bir çocuk sağlığı uzmanına başvurun. Erken tanı, çocuğunuzun geleceğini belirleyebilir."
30 Nisan 2026 Perşembe - 11:13
Kızını karaciğer nakli beklerken kaybetti, oğlu organ bağışıyla hayata tutundu
Antalya’da yaklaşık 1 yıldır karaciğer nakli için bekleyen 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen, 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlamasıyla sağlığına kavuştu. 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle 15 yaşındaki kızını kaybeden Arzu Taşkesen, oğlunun nakil olmasının ardından donör aileye yazdığı mektupta, "Size o kadar minnettarım ki bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var" sözleriyle hem minnetini hem de yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Nakli gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ise kadavra bağışının önemine dikkat çekerek, "Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor. Burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor" dedi. Gaziantep’te yaşayan ve 1 yaşındayken karaciğer yetmezliği tanısı konulan 10 yaşındaki Süleyman Taşkesen’in ailesi, yaklaşık 1 yıl önce Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi’ne başvurdu. Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu tarafından değerlendirilen Süleyman, uygun canlı donör bulunamaması nedeniyle kadavra bağışıyla gerçekleşecek nakil için bekleme listesine alındı. Yaklaşık 1 yıldır nakil bekleyen Süleyman için beklenen haber, 2 hafta önce geldi. 9 yaşındaki bir çocuğun vefatının ardından ailesinin organlarını bağışlaması üzerine Taşkesen ailesine uygun karaciğer bulunduğu bildirildi. Gaziantep’te yaşayan aile, haberi aldıkları akşam yola çıkarak Antalya’ya geldi. Süleyman Taşkesen, Antalya’ya ulaştığı sabah Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu ve ekibi tarafından ameliyata alındı. Başarılı geçen naklin ardından küçük çocuk, yıllardır mücadele ettiği hastalığın sıkıntılarından kurtulup sağlığına kavuştu. "Aynı aile daha önce kızları için de başvurmuştu, maalesef kaybettik" Nakil süreciyle ilgili bilgi veren Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Aliosmanoğlu, Süleyman’a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdiklerini belirterek, ailenin yaklaşık 1 yıl önce merkeze başvurduğunu söyledi. Süleyman için uygun canlı donör bulunamadığını anlatan Aliosmanoğlu, "Biz Süleyman’a 2 hafta önce kadavradan karaciğer nakli gerçekleştirdik. Yaklaşık 1 yıl önce başvuruda bulundular. Uygun canlı donör olmadığı için kadavra listesine almıştık. Uygun canlı donör olmadığını bilerek vurguluyorum. Ülkemizde maalesef kadavra bağışı az, yeterli değil" dedi. Aynı ailenin yıllar önce kızları için de karaciğer nakli başvurusunda bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Birkaç yıl önce yine Süleyman’ın ablası için bize kadavra listesinden karaciğer nakli için başvurmuştu aynı aile. Maalesef o kızımıza kadavra çıkmadığı için onu kaybettik. Ona nakil gerçekleştiremedik ama Süleyman’da Allah’tan böyle bir şansımız oldu" diye konuştu. "Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini Süleyman’a naklettik" Vefat eden bir çocuğun ailesinin organ bağışı kararıyla Süleyman’ın nakil şansı bulduğunu ifade eden Aliosmanoğlu, ameliyat sonrası sürecin iyi ilerlediğini söyledi. Aliosmanoğlu, "Vefat eden bir çocuğumuzun karaciğerini ailesi bağışlamıştı. Biz de iki hafta önce Süleyman’a nakil ameliyatını gerçekleştirdik ve her şey gayet iyi gidiyor. 4-5 gün önce de Süleyman’ı taburcu ettik" ifadelerini kullandı. "Kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor" Organ bağışının özellikle canlı donör bulunamayan hastalar için hayati önem taşıdığını belirten Aliosmanoğlu, kadavra bağışı konusunda toplumsal duyarlılığın artması gerektiğini kaydetti. Prof. Dr. Aliosmanoğlu, "Bazen aileler ya da hasta yakınları canlı uygun donör bulamıyor ve burada kadavra bağışı hayat kurtarıcı oluyor. Hatta keşke yeterli kadavra bağışı olsa da canlı nakilleri hiç yapmasak diye uğraşıyoruz ama maalesef o hassasiyete ya da o duruma ulaşamadık ülkemizde. Mümkün olduğu kadar bağışı artırmamız gerekiyor, ki çocuklarımız, gençlerimiz normal hayatlarına dönsünler, hayatlarını yaşasınlar. Buradan tüm ülkemize sesleniyoruz, herkesi organ bağışında bulunmaya davet ediyoruz" diye konuştu. Türkiye’de yıllık yaklaşık bin 500 ile 2 bin civarında karaciğer nakli gerçekleştiğini aktaran Aliosmanoğlu, buna yakın sayıda hastanın da karaciğer nakli beklediğini belirtti. Aliosmanoğlu, "Bildiğim kadarıyla yaklaşık 30 bin civarında da böbrek nakli için bekleyen hastamız var. Bunların büyük çoğunluğu diyalizle devam ediyor ve buna bağlı komplikasyonlarla uğraşıyor. Yeterli bağış olduğunda aslında bu listeler erir. Hem karaciğer nakli hem böbrek nakli için umarım kadavra organ bağışında bu sayıları artırırız" ifadelerini kullandı. "Beyin ölümü bitkisel hayatla karıştırılmamalı" Kadavra bağışının beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiğini anlatan Aliosmanoğlu, beyin ölümünün geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu vurguladı. Hasta yakınlarının zaman zaman beyin ölümünü bitkisel hayatla karıştırabildiğini belirten Aliosmanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Kadavra bağış beyin ölümü olan hastalardan oluyor. Beyin ölümü olan bir insanın geri dönme ihtimali yok. Bu durum ayrıntılı testlerle tespit ediliyor. Hasta yakınlarımız bunu bazen bitkisel hayatla karıştırıyor. ‘Yeniden bir umut belki hastamız geri döner ya da canlanır’ gibi düşünebiliyorlar ama beyin ölümü tanısı konulduğunda böyle bir ihtimal kesinlikle yok. Bağış olmadığında beyin ölümü olan kişi zaten vefat etmiş oluyor. Ama ailesi organ bağışladığında, o kişinin organları en az 4-5 kişiye yeniden hayat oluyor." Kızını aynı hastalıktan kaybetti, oğluna umut oldu Anne Arzu Taşkesen, oğlunun nakil sürecini anlatırken 7 yıl önce aynı hastalık nedeniyle kızlarını kaybettiklerini dile getirdi. Kızına geç kalındığını ve nakil yapılamadığı için onu kaybettiklerini belirten Taşkesen, "Biz Süleyman için geçtiğimiz kasım ayında nakil işlemleri için başvurduk. Daha önce kızımız için de nakil için başvurmuştuk, 15 yaşındaydı. Ona çok geç kalmıştık ve yetişemedik. Siroz oldu ve kaybettik. Süleyman’da daha bilinçli olduk, erken müdahale etmek istedik" dedi. Kendisinin de taşıyıcı olduğunu, genetik bir rahatsızlık nedeniyle canlı donör olmasının risk taşıdığını söyleyen anne Taşkesen, "Canlı verici olmak istedim ama taşıyıcı olduğum için, genetik bir rahatsızlığım olduğu için bendeki karaciğer de biraz riskli oluyordu. Onun için doktorumuz kadavraya yazdırmak istedi. Biz de kadavra listesine yazdırdık" diye konuştu. "Bir çocuktan haber geldi, hemen yola çıktık" Nakil olacağı haberini Gaziantep’te aldıklarını anlatan anne Taşkesen, o an hem sevinci hem de başka bir ailenin acısını aynı anda yaşadıklarını söyledi. Taşkesen, "Bir çocuktan vefat haberi geldi, o çocuğa da çok üzüldük. Gaziantep’teydik, hemen akşam yola çıktık. Sabahında buradaydık ve Süleyman hemen ameliyata girdi. Ameliyat çok şükür çok iyi geçti. Hiç beklemediğimiz bir anda oldu. O çocuğun ailesine bu bağışı yaptıkları için çok teşekkür ediyoruz" dedi. "Çocuklarını iki dakika kaybetseler beni anlarlar" Organ bağışının sadece bir hastayı değil, bütün aileyi etkileyen bir karar olduğunu vurgulayan Taşkesen, "İnsan başına gelmeyince anlamıyor. Benim yaşadığımı yaşamaları lazım birinin beni anlaması için. İnsanın çocuğu en değerli şeyi. İki dakika kaybetseler beni anlarlar. Organ bağışı yapmak insanların tek bir kişiyi değil; anneyi, babayı, kardeşi, akrabayı, herkesi ilgilendiriyor. O sadece bir kişi değil; bir aile, bir akraba, bir topluluk. O bizim bir dünyamız. Ameliyat olduğu için çok mutluyuz" ifadelerini kullandı. "Sürekli ‘Rahat uyumak istiyorum’ diyordu" Süleyman’ın nakil öncesi ciddi sıkıntılar yaşadığını anlatan anne Taşkesen, oğlunun özellikle kaşıntı ve uyku düzensizliği nedeniyle çok zorlandığını dile getirdi. Sürekli endişe içinde yaşadıklarını belirten Taşkesen, şöyle konuştu: "Ne olacak, nasıl olacak, kurtaracak mıyız diye sürekli bir endişe içindeydik. Çok şükür artık çok mutluyuz. Herkesi bilinçli olmaya davet ediyorum. Süleyman’ın nakil öncesi kaşıntıları oluyordu, uyku düzeni yoktu. Uykudan uyanıp sürekli kaşınıyordu. ‘Yeter artık, ben bundan kurtulmak istiyorum, rahat uyumak istiyorum, istediğimi yemek istiyorum’ diye hep dert yanıyordu. Artık inşallah normal, sağlıklı bir insan olarak hayatına devam edecek." Donör aileye mektup yazdı: "Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok" Oğluna karaciğeri bağışlanan kişinin bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüğünü belirten anne Taşkesen, donör aileye duyduğu minneti bir mektupla dile getirdi. Kendisi de evlat acısı yaşadığı için donör ailenin acısını çok iyi anladığını söyleyen Taşkesen, "Kimin organ bağışladığını öğrenmek istemiştim. Bir çocuk olduğunu öğrenince çok üzüldüm. Bir yandan ailesine çok teşekkür ediyorum. Onların acısını ben de bir çocuk kaybettiğim için anlıyorum. Böyle bir şey yapmak çok zor bir şey. Çok zor bir şeyi başarmışlar. Hele bir çocuğunun organını bağışlamak çok zor ama bilinçlenmek böyle bir şey" dedi. Taşkesen, donör aileye yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı: "Merhaba hiç tanımadığım ama acısını yüreğimde hissettiğim can aile. Bundan 7 sene önce ben de karaciğer hastalığından kızımı kaybettim. 15 yaşındaydı, 23 Nisan doğumlu. Doğum günü geldi, kızım 22 oldu. 18 yaşında oğlum, 10 yaşında oğlum ve 8 yaşında kızım var. Süleyman 1 yaşındayken onun da hasta olduğunu öğrendim. Hep onda bir şey olur korkusuyla yaşadım. 10 yaşında yeşil gözlü, hayat dolu bir çocuk Süleyman. Dün bir telefonla Gaziantep’ten çıkıp yeniden buraya yetişmeye çalıştık. İçimde hem korku hem sevinç vardı. Çocuğum iyileşecekti. Sürekli kaşınan, her yerini yara yapan, geceleri uyumayan Süleyman artık deliksiz uyuyacaktı ve büyüyecekti. Size o kadar minnettarım ki. Bana yaşattığınız mutluluğun tarifi yok. Ama artık yüreğimde bir sızı daha var. Süleyman’ın içindeki güzel yürek Can. Allah’ım rahmet eylesin, sizi cennetinde kavuştursun. Allah sizden bin kere razı olsun. Allah’a emanet olun. Süleyman’ın annesi." "7 senedir yüreğimde kızımın ateşiyle yaşıyorum" Mektubunda 7 yıl önce kaybettiği kızından da bahsettiğini belirten Taşkesen, "Kızım 15 yaşındaydı. Çok çektik. O da organ nakli olsaydı belki kurtarabilirdim. 7 sene oldu, 7 senedir yüreğimde onun ateşiyle yaşıyorum. Keşke herkes bilinçlense ve hiçbir çocuk, hiçbir hasta ölmese diyorum" ifadelerini kullandı. "10 yıldır çocuğumuz çok çekti" Baba Taşkesen de oğlunun yıllardır hastalıkla mücadele ettiğini ve naklin ardından büyük mutluluk yaşadıklarını söyledi. Kızlarını kaybetmenin acısını da taşıdıklarını belirten baba Taşkesen, "İbrahim hocaya çok teşekkür etmek istiyorum. 10 yıldır çocuğumuz çok çekti. Bizi bu hastalıktan kurtardığı için hocamıza minnettarız. Geceleri çocuğum hiç rahat değildi. Kızımızın da acısı vardı. İbrahim hocaya ve ekibine teşekkür ediyorum" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 11:03
Ağrı’da öğrenci yurtları ve pansiyonlarda gıda denetimi sürüyor
Ağrı Valiliği himaye ve koordinesinde oluşturulan Gıda Denetim Komisyonu, öğrenci yurtları ve pansiyonlarda sunulan gıdaların güvenilirliği ile hijyen şartlarına yönelik denetimlerini sürdürüyor. Ağrı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü personelinden oluşan komisyon tarafından 10-28 Nisan 2026 tarihleri arasında il genelinde kapsamlı incelemeler gerçekleştirildi. Denetimlerde 36 pansiyon ve 5 öğrenci yurdu olmak üzere toplam 41 işletme incelendi. Ekiplerce yapılan kontrollerde gıda güvenilirliği, hijyen şartları, ürünlerin muhafaza şartları, personel hijyeni, temizlik uygulamaları ve haşereyle mücadele çalışmaları ayrıntılı olarak değerlendirildi. İşletmelerin ilgili mevzuata uygunluğu titizlikle incelenirken, gerekli görülen durumlarda yetkililere bilgilendirme ve yönlendirmelerde bulunuldu. Öğrencilerin sağlığının korunmasına yönelik denetimlerin aralıksız sürdüğü bildirildi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 10:56
Kütahya Şehir Hastanesi’nde diyabet eğitimi
Kütahya Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen 2026 yılının ilk diyabet okulu eğitimi başarıyla tamamlandı. Hastane toplantı salonunda gerçekleştirilen programa 30 kişi katıldı. İki gün süren eğitim kapsamında, farklı branşlardan 6 uzman hekim ile birlikte diyetisyen ve hemşireler görev aldı. Katılımcılara diyabet hastalığının yönetimi, beslenme düzeni, ilaç kullanımı, fiziksel aktivitenin önemi ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Eğitim süresince teorik bilgilerin yanı sıra pratik uygulamalara da yer verilerek, katılımcıların diyabetle başa çıkma konusunda bilinç düzeylerinin artırılması hedeflendi. Program boyunca katılımcılar, uzmanlara sorular yönelterek merak ettikleri konular hakkında detaylı bilgi alma imkânı buldu. Eğitim sonunda programa katılan bireylere katılım belgeleri takdim edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Nisan 2026 Çarşamba- 10:56
Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
29 Nisan 2026 Çarşamba- 12:27
Uzmanlardan ’Kene’ uyarısı: "Vaka sayısı artacak, ölümcül olabiliyor, ciddiye alalım"
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 09:57
Karnında 8 kiloluk böbrekle yaşayan hasta, 30 dakikalık ameliyatla sağlığına kavuştu
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:39
Gaziantep’te Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri
Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında kent genelinde vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik etkinlikler düzenledi. Altunkaya Group Lidersan Gıda ve Sağlık Ürünleri A.Ş’de kurulan stantlarda broşürler dağıtılarak birebir bilgilendirmeler yapıldı. İş dünyasında farkındalığı artırmaya yönelik bu çalışmaların, toplum sağlığına çarpan etkisiyle katkı sunduğu vurgulandı. Meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekilen programda, kadın çalışanlara eğitim verildi ve Mobil Mamografi Aracı’nda taramalar yapıldı. Katılımcılara bilgilendirici materyaller dağıtılarak sorular yanıtlandı. Etkinlikte ayrıca çalışanlara karbonmonoksit ölçümleri yapılarak sigaranın vücuda verdiği zararlar somut verilerle gösterildi. Sigara Bırakma Poliklinikleri tanıtıldı; ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı, ALO 184 Tütün İhbar Hattı ve Yeşil Dedektör Mobil Uygulaması hakkında bilgi verildi. Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü’nün öncülüğünde gerçekleştirilen bu etkinlikler, dumansız bir yaşam ve sağlıklı yarınlar için seferberlik çağrısı niteliği taşıdı.
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:37
Nöroloji Uzmanı Dr. Yiğiter: "Alzheimer’da erken tanı, tedavinin etkinliğini arttırıyor"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Eylül ayının "Dünya Alzheimer Ayı" dolayısıyla yaptığı açıklamada, Alzheimer hastalığına dikkat çekerek erken tanının tedavi sürecindeki önemine vurgu yaptı. Alzheimer’ın, demansa (bunamaya) yol açan hastalıklar arasında en sık rastlananı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yiğiter, özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerde hastalığın görülme sıklığının arttığını söyledi. Dr. Yiğiter, "Alzheimer; hafıza, düşünme, davranış ve sosyal yetenekleri etkileyerek kişinin günlük yaşam aktivitelerini ciddi şekilde kısıtlayan ilerleyici bir hastalıktır" dedi. "Alzheimer, Demansın tek nedeni değil" Alzheimer’ın demansa neden olan tek hastalık olmadığının altını çizen Yiğiter, "Beyin damar hastalıkları, Parkinson hastalığı, bazı enfeksiyonlar ve sistemik hastalıklar da benzer şekilde bilişsel gerilemeye neden olabilir. Bu nedenle doğru tanı çok önemlidir" şeklinde konuştu. "Üç temel belirti grubuna dikkat" Doç. Dr. Remzi Yiğiter, Alzheimer hastalığının belirtilerini üç ana başlıkta özetleyerek, "Zihinsel işlevlerde bozulma: sürekli unutkanlık, aynı olayları tekrar anlatma, kelime bulmada ve anlamada zorluk, dikkat dağınıklığı, zaman ve mekan karıştırma, plan yapma ve karar alma güçlüğü. Davranışsal değişiklikler: Kişilikte farklılıklar, içe kapanma, ilgi kaybı, aniden öfkelenme, hezeyan, halüsinasyon, uyku bozuklukları, takıntılı ya da uygunsuz davranışlar. Günlük yaşam aktivitelerinde bozulma: Para hesaplamada güçlük, kişisel bakımda aksaklık, giyinme, beslenme gibi temel işlevlerde zorlanma" ifadelerini kullandı. "Erken tanı ile tedavi daha etkili" Tanı sürecinde hasta yakınlarının gözlemleri ve ayrıntılı öykü alımının büyük önem taşıdığını belirten Dr. Yiğiter, teşhis için beyin görüntüleme yöntemleri ile birlikte nöropsikolojik testlerin kullanıldığını ifade etti. Erken tanının, hastalığın seyrini yavaşlatmada etkili olduğuna dikkat çeken Yiğiter "Alzheimer ne yazık ki tamamen tedavi edilebilen bir hastalık değil. Ancak erken dönemde başlanacak ilaç ve destek tedavileri, hastalığın ilerlemesini geciktirebilir ve yaşam kalitesini artırabilir" diye konuştu.
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:36
Siirt’te vatandaşlara kanser taraması hizmeti
Siirt’te vatandaşların erken teşhis ve tedaviye erişimini kolaylaştırmak amacıyla mobil mamografi aracı mahalle mahalle dolaşarak ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. Kanser taramalarında erken teşhisin önemine dikkat çeken yetkililer, özellikle kadınların ücretsiz mamografi taramasından yararlanması için çağrıda bulundu. İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde hizmet veren mobil araç sayesinde çok sayıda vatandaş bulunduğu mahallede taramadan geçiyor. Vatandaşlar da mobil mamografi hizmetinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Vatandaşlardan Kübra Yılmaz, "Bu mahalleye ziyarete gelmiştim. Burada mobil mamografi aracını görünce ilgilenen arkadaşlar da yönlendirdi, ben de testimi yaptırdım. Erken teşhis gerçekten çok önemli. Özellikle 30 yaş üstü tüm kadınları bu hizmetten faydalanmaya davet ediyorum. Çünkü erken teşhis hayat kurtarır’’ dedi. İhsan Yağsız ise "Sağlık hizmetinin önemi zaten ortada, ancak erken teşhis bu noktada çok daha büyük bir değer taşıyor. Halkımızın bu hizmete ilgi göstereceğine inanıyorum. Erken teşhis sayesinde ileride gelişebilecek ciddi hastalıkların önüne geçmek mümkün. Ben de geçerken aracı gördüm ve testimi aldım. Evde uygulamam için detaylı bilgi verdiler, ilgilenen görevlilere ayrıca teşekkür ediyorum. Herkesin katılmasını isterim çok faydalı bir hizmet" diye konuştu. Yetkililer, mobil mamografi aracının belirlenen program çerçevesinde kentin farklı noktalarında hizmet vermeyi sürdüreceğini belirtti.
04 Eylül 2025 Perşembe - 13:19
Eskişehir’de başarılı bir sağlık operasyonu
Eskişehir’de yaşayan 72 yaşındaki Mustafa Özkan’ın rektum bölgesindeki 8 santimetre çapındaki polip, Özel Ümit Hastanesi’inde Gastroentoroloji Uzmanı Dr. Abdullatif Şirin tarafından ESD yöntemi ile çıkarıldı. Mustafa Özkan, uzun süredir devam eden ishal şikâyetiyle Özel Ümit Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan kontrollerde Özkan’ın rektum bölgesinde 8 santimetre büyüklüğünde polip tespit edildi. Hastanenin Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Abdullatif Şirin, tespit edilen polipi cerrahi kesi yapmadan, endoskopik bir yöntem olan Endoskopik Submukozal Diseksiyon (EDS) tekniği ile başarıyla çıkardı. Böylece hem açık ameliyata gerek kalmadı hem de hastanın hayat boyu kalıcı torba (kolostomi) kullanmasının önüne geçildi. Kalıcı kolostomi torbası takılmasının önüne geçildi. Operasyon hakkında bilgi veren Dr. Şirin, süreci şöyle anlattı: "72 yaşındaki hastamız Mustafa Özkan, uzun süredir devam eden kronik ishal şikâyeti ile hastanemize başvurdu. Yapılan kolonoskopi incelemesinde, hastanın rektum bölgesinde 8 santimetre büyüklüğünde polip tespit ettik. Cerrahi kesi yapılmadan, tamamen endoskopik yöntem olan ESD tekniği kullanarak polipi başarıyla çıkardık. Böylece açık ameliyata gerek duyulmadan hastanın tedavisi yapıldı. Ayrıca hayat boyu kalıcı kolostomi torbası takılmasının da önüne geçilerek hastamızın yaşam kalitesi de korundu. Hastamız, uygulanan bu başarılı işlem sayesinde kısa sürede sağlığına kavuşarak taburcu edildi." Uzman doktorlarca uygulanmalı Dr. Şirin, ESD yönteminin ileri bir endoskopik yöntem olduğunu ve bu alanda uzmanlaşmış doktorlar tarafından yapılabileceğini belirterek, yöntemin avantajlarını şöyle sıraladı: "Cerrahiye gerek kalmadan büyük poliplerin güvenli şekilde çıkarılmasını sağlar. Lezyonun tek parça halinde çıkarılması, patolojik incelemenin daha doğru yapılmasına imkân tanır. Hastalar, klasik cerrahi yöntemlere kıyasla çok daha kısa sürede toparlanır ve günlük yaşamlarına dönebilir." Sağlık çalışanlarına teşekkür Kısa sürede taburcu edilen ve günlük yaşamına geri dönen hasta Mustafa Özkan ise duygularını şu sözlerle paylaştı: "Yıllardır bu rahatsızlığı çekiyordum. Ameliyatsız ve kalıcı kolostomi torbası kullanmak zorunda kalmadan kurtulduğum için çok mutluyum. Doktoruma ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum."
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:32
Halk Sağlığı Haftası’nda erken teşhis ve sağlıklı yaşam vurgusu
Türkiye genelinde her yıl 3–9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında, Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri ve Başhekimi Dr. Ahmet Muhlis Korur, toplumun sağlık bilincini artırmaya yönelik bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Korur, özellikle erken teşhis, hareketli yaşam ve obeziteyle mücadele konularına dikkat çekti. Bu yıl Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda 81 ilde 7 gün boyunca 7 ayrı temayla gerçekleştirilecek Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri, bireylerin koruyucu sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmeyi hedefliyor. "Erken teşhis hayat kurtarıyor" Dr. Korur, etkinlikler kapsamında "Hareket et, doğru beslen, sağlıklı yaşa", "Hayatı Kaçırma", "Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek", "Nefesiniz dumansız, hayatınız sağlıklı olsun" ve "Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır" mottolarıyla sigaranın zararları, kanserle mücadele, erken teşhisin önemi, hareketli yaşam ve obezite konularında bilgilendirmelerde bulundu. Düzenli sağlık kontrolü hayati önemde Dr. Korur, halk sağlığının yalnızca hastalıkların tedavisiyle değil, önlenmesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, bireylerin düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca dengeli beslenme, fiziksel aktivite ve ruh sağlığının önemine dikkat çekti. Toplumun her kesiminin sağlık hizmetlerine eşit erişebilmesi için kamu ve özel sektör iş birliğinin önemine değinen Dr. Korur, çevresel faktörler ve sosyal koşulların sağlık üzerindeki etkilerinin bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
04 Eylül 2025 Perşembe - 12:01
Kırıkkale’de 112 motosiklet ambulans ekipleri her an göreve hazır
Kırıkkale’de 112 motosiklet ambulans ekipleri, kritik noktalarda hazır bekleyerek acil vakalara en kısa sürede müdahale ediyor. Sağlık Bakanlığına bağlı 112 motosiklet ambulans ekipleri, Kırıkkale’de kara ambulanslarının girmekte zorlandığı dar sokaklar, park alanları ve trafiğin yoğun olduğu bölgelerde vakalara kısa sürede ulaşmak için görev yapıyor. Saniyelerle yarışan ekipler, olay yerine en hızlı sürede intikal ederek vatandaşların hayatını kurtarmada kritik rol üstleniyor. Kırıkkale’de özellikle caddeler, park alanları ve dar sokaklar gibi vatandaşların yoğun bulunduğu bölgelerde görev yapan motosiklet ambulans ekipleri, muhtemel vakalara karşı teyakkuz halinde bulunuyor. Trafiğe takılmadan ilerleyebilen motosiklet ambulanslar, olay yerinde ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaları kara ambulanslarına teslim ediyor. 112 Başhekimi Uzman Dr. Orhan Kasar, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, motosiklet ambulansların vatandaşlara hızlı sağlık hizmeti sunduğunu söyledi. Kasar, "Hedefimiz, acil sağlık ihtiyacı duyan vatandaşlarımıza zamanında ulaşarak sağlık hizmeti sunmaktır. Bu amaçla motosikletli ambulanslarımız şehirde devriye atıyor. 2 motosikletli ambulansla vatandaşlarımıza hızlı ve etkin sağlık hizmeti vermekteyiz" dedi. "Her an vakaya hazırız" Kırıkkale’de yoğun bölgelerde her an her vakaya hazır olduklarını belirten sağlık personeli Onur Araç, "Kırıkkale’de yoğun bölgelerde her an her vakaya hazırlıklıyız. Trafik kazaları, darp, bıçaklı veya silahlı yaralanmalarda önden gidip ilk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaları ambulans ekiplerine teslim ediyoruz" diye konuştu. "Ölümle hayat arasında yarışıyoruz" Ambulanslara yol verilmesi çağrısında bulunarak saniyelerin hayat kurtardığını ifade eden sağlık personeli Metehan Ulusoy, "Vatandaşlarımıza daha hızlı hizmet sunabilmek için zamanla yarışıyoruz. Minibüs ambulansların giremediği yerlere daha hızlı ulaşabilmek için motosikletli ekipteyiz. Vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarını rica ediyoruz. Ambulans gördüklerinde yol vermelerini istiyoruz. Çünkü ölümle hayat arasında yarışıyoruz. Saniyeler bile hem vatandaşlarımız hem de bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı.
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:54
Çemişgezek’te kanserde erken teşhis için farkındalık etkinliği
Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde ‘Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ farkındalık etkinliği düzenlendi. Tunceli’nin Çemişgezek ilçesinde 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla başlatılan farkındalık çalışmaları devam ediyor. Bu çerçevede Çemişgezek Toplum Sağlığı Merkezi tarafından, ‘Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır’ farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte kurulan çadırda meme, rahim ağzı ve kolon kanseri hakkında bilgilendirmeler yapılarak broşürler dağıtıldı. Çemişgezek Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Süleyman Albayrak’ın da katıldığı etkinlikte, sağlık çalışanları ve vatandaşların yakalarına mor kurdele takılarak kanserle mücadeleye dikkat çekildi. Vatandaşlara ayrıca gaitada gizli kan tarama kiti verildi. Etkinlik süresince sigara bırakma polikliniği hakkında da bilgilendirmeler yapıldı.
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:51
MEAH’ta Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 3-9 Eylül tarihleri arasında "Halk Sağlığı Haftası" etkinlikleri kapsamında bilgilendirme çalışmaları sürüyor. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Halk Sağlığı ekibi tarafından hastane poliklinikler bölümünde kurulan stantta, hasta ve hasta yakınlarına bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Hastane personelleri, bebeklikten yetişkinliğe kadar her dönemde karşılaşılabilecek sağlık sorunları hakkında vatandaşlara bilgi verdi.
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:33
Telefon sakinleştirici olmasın: Uzmanlardan ebeveynlere uyarı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yaşar Barut, çocukların çok erken yaşta dijital cihazlarla tanışmasının zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturduğunu söyledi. Barut, özellikle 0-6 yaş arasındaki çocukların, ekran başında geçirdikleri zamanın artmasının gelişimsel açıdan kritik riskler taşıdığına dikkat çekti. Çocukların erken yaşta telefonla tanışmasının olumsuz etkilerine değinen Doç. Dr. Yaşar Barut, "Çocukların erken yaşta telefonla tanışması, özellikle beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-6 yaş döneminde olumsuz etkiler oluşturabilir. 0-6 yaş grubundaki çocuklar için deneyimsel öğrenme, oyun ve insan etkileşimi kritik önemdedir. Telefon gibi pasif ekranlar, dili anlama, duyguları tanıma ve ifade etme gibi gelişim alanlarında gecikmelere neden olabilir" dedi. Ekran süresi dikkat eksikliğini ve uyku problemlerini tetikliyor Telefon ve tablet gibi dijital cihazların uzun süreli kullanımı, çocuklarda dikkat eksikliği, uyku bozuklukları ve sosyal becerilerde zayıflık gibi sorunlara yol açabildiğini söyleyen Doç. Dr. Barut, "Bilimsel araştırmalar, uzun süreli ekran maruziyetinin çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite belirtileri, uyku problemleri ve sosyal etkileşimlerde zayıflık ile ilişkilendirildiğini ortaya koyuyor. Özellikle hızlı görsel geçişler içeren dijital içerikler, çocukların dikkat sürelerini kısaltabiliyor. Ayrıca mavi ışık, uyku hormonlarını baskılayarak çocukların uykuya geçişini zorlaştırabiliyor. Sosyal gelişim açısından da yüz yüze etkileşimlerin yerini ekranın alması, empati gelişimini ve sosyal ipuçlarını okuma becerilerini olumsuz etkiliyor" diye konuştu. "Telefonun bir sakinleştirici olarak kullanılması ilerleyen yaşlarda stres, kaygı veya öfke gibi duygularla başa çıkmakta zorluk yaşamalarına neden olabilir" Birçok ebeveynin, çocuklarını sakinleştirmek ya da oyalamak için dijital cihazlara başvurduğunu belirten Doç. Dr. Yaşar Barut, bu yaklaşımın uzun vadede duygusal düzenleme sorunlarına yol açabileceğini "Telefonun bir ‘sakinleştirici’ ya da ‘ödül-ceza aracı’ olarak kullanılması, çocukların duygusal düzenleme becerilerinin gelişmesini engelleyebilir. Çocuklar zorlayıcı duygularla başa çıkmayı öğrenmek yerine, bu duyguları bastırmak için dışsal araçlara bağımlı hale gelebilirler. Telefonun bir sakinleştirici olarak kullanılması ilerleyen yaşlarda stres, kaygı veya öfke gibi duygularla başa çıkmakta zorluk yaşamalarına neden olabilir" şeklinde ifade etti. "Çocuklarınıza teknoloji kullanımı konusunda mutlaka rol model olun" Çocukların teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurabilmeleri için ailelere ve öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü belirten Doç. Dr. Barut, teknoloji kullanımına dair uygulanabilir önerilerde bulundu: "Çocuklarınıza teknoloji kullanımı konusunda mutlaka rol model olun. Ebeveynler ve öğretmenler, kendi davranışlarıyla çocuklara örnek olmalı; sınırsız ve dikkatsizce ekran kullanan bir yetişkinin, çocuğa sınır koyması pek mümkün değildir. Özellikle çocuğunuzun okul öncesi dönemde ekran süresinin günde 1 saati geçmemesine dikkat edilmelidir. Bunun yerine çocukları kitap okumaya, açık havada oyun oynamaya ve çeşitli etkinliklerle meşgul olmaya teşvik etmek çok daha faydalı olacaktır. Çocuğunuzla birlikte dijital içerikleri izlemek ve sonrasında bu içerikler hakkında konuşmak, onun dijital dünyayı anlamasını ve medya okuryazarlığını geliştirmesini sağlar. Ayrıca, günlük yaşamda ekranlardan uzak kalınacak zaman dilimleri planlamak; örneğin yemek saatlerinde ya da yatmadan önce dijital molalar vermek, sağlıklı bir kullanım alışkanlığı kazandırmada oldukça etkilidir." "Medya okuryazarlığı okul müfredatlarına entegre edilmeli" Çocukların telefon bağımlılığı ve ekran süresiyle mücadele noktasında devlet politikaları tarafından da desteklenmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Yaşar Barut, "Devlet politikaları, çocukların sağlıklı dijital medya kullanımı konusunda bilinçli bireyler olarak yetişmeleri için medya okuryazarlığını okul müfredatlarına entegre etmeli. Ailelere rehberlik hizmetleri sunulmalı ve ekran yerine aktif öğrenme desteklenmeli. İskandinav ülkelerinde uygulanan ‘ekran detoksu günleri’ veya Japonya’daki sınırlı ekran politikaları, çocukların teknolojiyle sağlıklı bağlar kurmasına yardımcı olan başarılı örnekler arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:23
Sağlıklı beslenme, öğrencilerin öğrenme gücünü artırıyor
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzman Diyetisyeni Meltem Demirci, sağlıklı beslenmenin, öğrencilerin öğrenme gücünü artırdığını söyledi. Besleyici bir beslenme planının yalnızca fiziksel sağlık için değil, aynı zamanda genç bireylerin zihinsel performansı için de önemli olduğunu belirten Demirci, kahvaltı yapan öğrencilerin okula daha enerjik, dikkatli ve öğrenmeye hazır başladıklarının, kahvaltıyı atlayan öğrencilerin ise dikkat ve konsantrasyonlarını sürdürmekte güçlük yaşadıklarının gözlemlendiğini ifade etti. Özellikle sabah öğününde tercih edilen doğru besinlerin, çocukların bağışıklık sistemi, dikkat süresi, hafıza gücü ve sınav başarısı üzerinde belirleyici bir etkiye sahip olduğunu kaydeden Demirci, şöyle devam etti: "Gece boyunca süren açlık döneminin ardından, beynin yeniden enerji, protein, yağ, vitamin ve minerallere ulaşabilmesi için kahvaltı kritik bir fırsat sunar. Bu sayede öğrenciler gün boyu zihinsel odaklarını koruyabilirler. Araştırmalar, düzenli kahvaltı yapan çocukların hafıza ve dikkat gerektiren görevlerde daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Beyin gelişimi ve bilişsel fonksiyonlar için protein, sağlıklı yağlar, demir, B vitaminleri ve D vitamini gibi öğeler vazgeçilmezdir. Bu öğelerin düzenli beslenme planı içinde yer almaması, çocuklarda yorgunluk, baş ağrısı ve öğrenme güçlüğü gibi olumsuzluklara yol açabilir. Özellikle sabah saatlerinde, kan şekeri seviyesinin dengelenmesi için kahvaltı önem taşır. Türkiye’de yapılan çalışmalar da düzenli kahvaltı alışkanlığı ile akademik başarı arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu doğrulamaktadır. Tam tahıllı ekmek, yumurta, süt ürünleri, taze meyve ve sebze içeren dengeli bir kahvaltı, çocukların bilişsel süreçlerini desteklerken, kahvaltıyı atlayan öğrencilerde dikkat dağınıklığı ve öğrenme zorlukları daha sık görülmektedir." Başarılı bir beslenme planının sürdürülebilirliği için ebeveynlerin, öğrencilerin ve eğitim kurumlarının iş birliğinin önemine değinen Demirci, şu önerilerde bulundu: " Dengeli öğün planlaması yapın, Kahvaltıda süt veya yoğurt, tam tahıllı ekmek ve meyve kombinasyonları besin çeşitliliği sağlar. Atıştırmalıklarda ise kuruyemiş, peynir veya taze meyve tercih edilebilir. Kahvaltıyı günlük rutine dâhil edin, Çocukların her sabah kahvaltı yapması teşvik edilmeli, yoğun sabahlar için akşamdan pratik alternatifler hazırlanmalıdır (Örneğin, haşlanmış yumurta, dilimlenmiş meyve veya tam buğday ekmeğiyle hazırlanmış sandviç). Sandviçler hem taşınabilir hem de çocukların severek tüketebileceği pratik seçeneklerdir. Şeker tüketimini sınırlayın, Su ve süt gibi içecekler önerilmeli, şekerli içecekler dikkat ve enerji düzeyleri üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği için sınırlandırılmalıdır. Okul için sağlıklı ara öğünler hazırlayın: Öğrencilere gün içinde tüketebilecekleri meyve, yoğurt veya tam tahıllı sandviç gibi seçenekler sunulabilir. Rol model olun, Ebeveynler ve öğretmenler, çocuklara sağlıklı beslenme konusunda örnek olmalı, öğünlerin birlikte tüketilmesi, ekran kullanımının sınırlandırılması ve beslenmenin önemi hakkında farkındalık çalışmaları yapılmalıdır. Düzenli ve bilinçli beslenme alışkanlıklarının kazandırılması, çocukların hem fiziksel hem de zihinsel açıdan güçlenmelerini sağlayarak akademik başarılarını destekleyecektir."
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:18
Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri başladı
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürlüğü, 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında çeşitli etkinlikler gerçekleştiriyor. Bu yılki kutlamalar, Sağlık Bakanlığı’nın "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli ile Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı" çerçevesinde merkez ve ilçelerde yoğun ve coşkulu bir şekilde sürdürülecek. Vatandaşların yoğun olarak bulunduğu Park Afyon AVM ve Motofest alanında stant açan İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, bilgilendirme faaliyetlerine başladı. Motofest’teki standı ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çocukların sosyalleşmesi amacıyla hazırlanan oyunları da deneyen Dr. Öztürk, hafta boyunca bağımlılıkla mücadele başta olmak üzere birçok konuda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, hem vatandaşların sağlık bilincinin artırılması hem de Müdürlüğün hizmetlerinin tanıtılması için yoğun etkinlikler gerçekleştireceklerini ifade etti.
04 Eylül 2025 Perşembe - 11:06
Nefesiniz dumansız, hayatınız sağlıklı olsun etkinliği
9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Düzce merkezinde bulunan alışveriş merkezlerinde kurulan stantlarla, bu yılın teması olan "Nefesiniz Dumansız, Hayatınız Sağlıklı" sloganı doğrultusunda vatandaşlara yönelik çeşitli bilgilendirme ve sağlık hizmetleri sunuldu. Etkinlikte vatandaşlara karbonmonoksit ölçümleri ve nikotin bağımlılık testleri yapıldı. Sigara bırakmak isteyen bireyler, ilgili sağlık kuruluşlarımızda hizmet veren Sigara Bırakma Polikliniklerine yönlendirildi. Pasif içiciliğin zararları hakkında bilgilendirme yapılırken; tütün ürünlerinin yasak olduğu alanlarda yapılan ihlaller için Alo 184 Tütün İhbar Hattı ve Yeşil Dedektör Mobil Uygulaması hakkında bilgi verildi. Vatandaşların genel sağlık durumu hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla boy/kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Alışveriş merkezlerinde bulunan esnaf ziyaret edilerek, işletmelerde tütün ürünleri kullanımına izin verilmemesi konusunda bilgilendirme çalışmaları yapıldı. Bu kapsamda düzenlenen etkinliklerle hem bireysel hem toplumsal farkındalık artırılarak, sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi amaçlandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder