Son Dakika
|
ASAYİŞ
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bakan Fidan, Viyana Diplomasi Akademisi’nde düzenlenen konferansa katıldı
Trump: "(İran’a yönelik) Ablukayı kaldırmak istemiyorum"
İçişleri Bakanı Çiftçi, Atina'da
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Diyanet Vakfına kurban bağışında bulundu
Milli Savunma Bakanlığında "Savunma Sanayii" toplantısı
Rusya OPEC+'ta kalmaya devam edecek
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47
Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem
Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13
Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı
AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 14:33
Muğla’nın organ doku nakil hizmet süreçleri değerlendirildi
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde; İzmir Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi sorumlusu ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Birimi sorumlusu Uzm. Dr. Burcu Ulugölge ve beraberindeki ekip ile kurum yöneticilerinin katılımıyla Doku ve Organ Nakli Hizmetleri İl Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, "Organ bağışı, bir hayatın başka hayatlarda yaşamaya devam etmesidir" diyerek organ bağışının hayati önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen toplantıda; Muğla’da yürütülen organ ve doku nakli hizmetleri kapsamlı şekilde değerlendirilerek mevcut süreçler ele alındı, hizmetlerin daha etkin ve verimli yürütülmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu. Ayrıca kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik önemli başlıklar istişare edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Nisan 2026 Çarşamba- 10:56
Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
3
29 Nisan 2026 Çarşamba- 12:27
Uzmanlardan ’Kene’ uyarısı: "Vaka sayısı artacak, ölümcül olabiliyor, ciddiye alalım"
4
29 Nisan 2026 Çarşamba- 09:57
Karnında 8 kiloluk böbrekle yaşayan hasta, 30 dakikalık ameliyatla sağlığına kavuştu
5
29 Nisan 2026 Çarşamba- 11:40
Milletvekili Çalışkan: "Türkiye fizyoterapi için en çok rağbet gören ülke konumunda"
05 Eylül 2025 Cuma - 13:25
Mardin’de 40. kez kan bağışı yapan gönüllüye altın kaplama madalya verildi
Mardin’de Doç. Dr. Faruk Düşünceli, 18 yaşında başladığı kan bağışı yolculuğunu 28 yıldır aralıksız sürdürüyor. 40. bağışını tamamlayan Düşünceli, Kızılay tarafından altın kaplama madalya ile onurlandırıldı. Türk Kızılayı Artuklu Şubesinde düzenlenen programda konuşan Şube Başkanı Şeyhmus Arı, kan bağışının hayat kurtaran en önemli yardımlardan biri olduğunu vurguladı. Arı, "Kan bağışı bizim yapamadığımız tek ilaçlardan biridir. Türkiye’de Kızılay kan bağışı görevini aldıktan sonra gün geçtikçe ilerletti. Faruk Düşünceli 18 yaşından itibaren kan bağışına başlamış ve şu ana kadar 40. kez kan vermiştir. Bundan öncekiler de kayıt altında olsaydı 70’e yakın kan bağışında bulunmuş görünürdü. Bizim böyle gönüllü insanlara ihtiyacımız var ki, hasta olan insanların şifa bulmasına destek olsunlar. Bağışladıkları bir ünite kan bizde üçe bölünür; eritrosit, plazma ve trombosit üretiyoruz. Ayrı ayrı olarak ihtiyaçlara ulaştırılıyor. Bir taraftan da kan bağışıyla beraber entegre olarak dünyaya bir nefes olmak adına her bir kan bağışı için üç tane fidan dikiliyor. Bizim Kızılay olarak en büyük hedeflerimizden biri, gönüllülerimizin rutin olarak gelip kan bağışı yapmalarıdır. Bunlar, hastanede şifa bekleyen kişilerin sıkıntı yaşamamaları için çok önemlidir. Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesi de güvenli kan teminidir. Bu güvenli kan temini de Kızılay aracılığı ile dünyada nadir yapan ülkelerden biriyiz. Bu kriterleri gün geçtikçe artıracağız. Gönüllülerimize biz anlattıkça, insanlara ulaştıkça işleyişi ve hastaların durumunu aktardıkça gönüllülerimizin sayısı da artacaktır’’ dedi. İlk başladığım günden bu yana adım adım 40. bağışa kadar gelmiş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Düşünceli, ’’İyilikleri çoğaltmak beni mutlu ediyor. Bugün bu vesileyle burada bulunmaktan onur duyuyorum. Bizim için bazen küçük gelen bir fedakarlık, başka insanlar için çok büyük anlamlar taşıyabiliyor. Kan bağışı belki bir cana hayat, bir babaya evlat, bir çocuğa baba olmasına vesile olmaktadır. İlk bağışım üniversite birinci sınıfta oldu. İlk bağışım, sınıf kapısında hastası için bekleyen bir aileye yaptığım bir bağıştı. Kan bağışı sonrası ailenin bana içtenlikle sarılması, ihtiyaçlarının ne kadar fevkalade olduğunu gösterdi. O günden sonra kan bağışında bulunma fikrim pekişti ve bağış yapmaya devam ettim. Yüce kitabımızda ‘Bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibidir’ deniyor. Ben de bu ilkeyle kan bağışında bulunuyorum. Bu ödülü, bu madalyayı aslında gönüllü olarak isimsiz kan bağışında bulunan herkese ithaf ediyorum. Bu organizasyonu yapan Kızılay Artuklu Şube Başkanımız Şeyhmus Arı’ya, yönetimine ve Kızılay çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bütün vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyorum’’ diye konuştu. Kan bağışının ardından Düşünceli’ye Kızılay tarafından altın kaplama madalya takdim edildi.
05 Eylül 2025 Cuma - 12:53
Lüleburgaz’da sigara bırakma polikliniği açıldı
Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde sigara bırakma polikliniği düzenlenen törenle açıldı. Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde sigara bırakma polikliniği açıldı. Lüleburgaz Sağlık Müdürlüğü’nden gerçekleşen açılışta konuşan Vali Uğur Turan sigaranın kalp-damar hastalıkları, kanser ve solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere sağlığımız üzerinde geri dönüşsüz etkiler oluşturduğunu vurguladı. Sigara bırakma polikliniğinin önemine değinen Turan, "Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de her yıl sigara kullanımına bağlı olarak on binlerce kişi hayatını kaybetmekte ve milyonlarca kişi sağlık sorunlarıyla mücadele etmektedir. Bu nedenle sigara bırakma polikliniklerinin, vatandaşların sağlıklı bir yaşama adım atmasında kritik bir rol oynuyor" dedi. Turan, sigara kullanan herkesi, sağlıklı bir geleceğe adım atmaları için sigarayı bırakmaya davet etti. Konuşmaların ardından açılış kurdelesi kesildi. Daha sonra sigarayı bırakan vatandaşlara sertifikalarını takdim edildi.
05 Eylül 2025 Cuma - 12:46
‘Ebeveynlerin anlayışlı ve sabırlı olması, çocukların okul uyumunu kolaylaştırıyor’
Okulların açılmasıyla birlikte birçok çocukta heyecanın yanı sıra kaygının da gözlenebileceğini belirten Klinik Psikolog Enise Öziç, "Tatil döneminde rutinleri bozulan çocuklar, yeniden okul düzenine adapte olmakta zorlanabilir. Yeni sınıfa geçmek, öğretmen değişiklikleri ya da arkadaş ilişkilerindeki belirsizlikler çocukların zihninde soru işaretleri ve kaygılar oluşturabilir. Bu dönemde ebeveynlerin göstereceği anlayış ve sabır, çocuğun okula uyum sürecini doğrudan etkiler" dedi. Liv Hospital Samsun’dan Klinik Psikolog Enise Öziç, okula dönüş kaygısının doğal olduğunu, ebeveynlerin anlayışlı yaklaşımıyla çocukların kısa sürede uyum sağlayabileceğini söyledi. "Rutinlere dönüşte zorlanabilirler" Okulların açılmasıyla birlikte birçok çocukta heyecanın yanı sıra kaygının da gözlenebileceğini söyleyen Psk. Öziç, "Tatil döneminde rutinleri bozulan çocuklar, yeniden okul düzenine adapte olmakta zorlanabilir. Yeni sınıfa geçmek, öğretmen değişiklikleri ya da arkadaş ilişkilerindeki belirsizlikler çocukların zihninde soru işaretleri ve kaygılar oluşturabilir. Bu dönemde ebeveynlerin göstereceği anlayış ve sabır, çocuğun okula uyum sürecini doğrudan etkiler" diye konuştu. "Kaygıyı yok saymak yerine dinleyin" Çocukların yaşadığı kaygıyı yok saymak yerine onları dinlemek ve duygularını anlamaya çalışmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Psk. Öziç, "Çocuğunuzun korkularını küçümsemek ya da ‘abartıyorsun’ demek yerine, onun yanında olduğunuzu hissettirmek gerekir. Ebeveynlerin empatik bir yaklaşım sergilemesi çocuğun kaygısını azaltır. Ayrıca rutinlere yavaş yavaş dönmek, uyku saatlerini düzenlemek ve çocuğa okulun olumlu yönlerini hatırlatmak bu süreçte faydalı olur" şeklinde konuştu. "Kendi kaygınızı yansıtmayın" Ebeveynlerin kendi kaygılarını da çocuklara yansıtmaması gerektiğini belirten Psk. Öziç, "Çocuklar anne babalarının tutumlarını çok kolay fark eder. Eğer siz endişeli görünürseniz, çocuğunuz da daha fazla kaygı duyar. Okulun ilk günlerinde çocuklara destek olmak, birlikte küçük hazırlıklar yapmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak sürecin sağlıklı ilerlemesine yardımcı olur. Eğer birkaç hafta geçtikten sonra hala okula uyum sürecinde problem yaşanıyorsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Kısa sürede uyum sağlayabilirler" Sabır ve anlayışla desteklenen çocukların kısa sürede okula güvenle uyum sağladığını kaydeden Psk. Öziç, ebeveynlere sakin ve destekleyici bir tutum sergilemeleri çağrısında bulundu.
05 Eylül 2025 Cuma - 12:42
Demir eksikliği enfeksiyonlara davetiye çıkarıyor
Dünyada en sık rastlanan kansızlık türü olan demir eksikliğinin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve enfeksiyonlara yatkınlığı artırdığını belirten Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, "Demir eksikliği anemisi, enfeksiyonlara yatkınlığı artırmakta ve enfeksiyonların ardından iyileşme sürecini uzatmaktadır. Kansızlık şikâyetleri olan hastalarımızın tedavi süreçleri için hekimleri ile görüşmeleri önemlidir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Hematoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, kansızlık hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Balçık, "Kansızlık (anemi), kandaki hemoglobin değerinin yaşa ve cinsiyete göre belirlenmiş normal aralıkların altında olması olarak tanımlanıyor. En yaygın kansızlık türü ise demir eksikliği anemisidir" diye konuştu. "Demir eksikliği anemisi görülebilir" Demir eksikliği anemisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Özlem Şahin Balçık, demir eksikliğinin kadınların yüzde 35’inde, erkeklerin ise yüzde 20’sinde görülen önemli bir sağlık problemi olduğunu ifade etti. Gebe kadınlarda demir eksikliği oranının yüzde 50’ye kadar çıktığını belirten Doç. Dr. Balçık, "Demir, B12 ve folik asit gibi vitamin ve minerallerdeki eksiklikler, talasemi (Akdeniz anemisi), kanser, romatizma ve böbrek hastalıkları gibi rahatsızlıklarla da ilişkilidir. Demir eksikliği anemisinde halsizlik, yorgunluk, aşırı uyku isteği, saç dökülmesi, tırnak bozukluğu, kaşıntı, baş ağrısı, baş dönmesi, öğrenme güçlüğü, unutkanlık, çarpıntı, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi şikâyetler gözlemlenmektedir" şeklinde konuştu. "Bağışıklık sistemini olumsuz etkiler" Demir eksikliği anemisinin bağışıklık sistemini zayıflattığını vurgulayan Doç. Dr. Balçık, "Demir eksikliği anemisi, enfeksiyonlara yatkınlığı artırmakta ve enfeksiyonların ardından iyileşme sürecini uzatmaktadır. Kansızlık şikâyetleri olan hastalarımızın tedavi süreçleri için hekimleri ile görüşmeleri önemlidir" dedi. "Et tüketimi önerilir" Sağlıklı beslenme konusunda da önerilerde bulunan Doç. Dr. Balçık, "Et ve et ürünleri demir açısından zengin gıdalardır. Hayvansal gıdalardan alınan demirin mideden emilimi daha kolaydır ve kan değerini yükseltmede etkilidir. Kuru baklagiller, ıspanak ve üzüm gibi bitkisel kaynaklı gıdalar da demir içermekte, ancak hayvansal gıdalara göre emilimleri daha düşüktür. Vejetaryen beslenenler ve et tüketimi az olan kişilerde demir eksikliği daha sık görülmektedir. Ancak, demir eksikliği tedavisi gören hastalar, özellikle yüksek kan yağları (kolesterol ve trigliserid) olanlar ve kalp-damar hastalığı bulunanlar, et tüketimini hekimlerinin önerdiği diyet çerçevesinde yapmalıdır" şeklinde konuştu.
05 Eylül 2025 Cuma - 12:03
Şikayetlerini astıma bağladı, soluk borusunun yüzde 80’ini tıkayan kanserle konuşamaz hale geldi
Düzce’de yaşayan uzun yıllardır astım tedavisi gören kadın, hastalığına bağladığı şikayetlerinin artmasıyla adeta konuşamaz hale gelince gittiği doktorda kanser olduğunu öğrendi. Önce bronkoskopi yapılan ardından ameliyat edilen hastanın durumuna ilişkin bilgi veren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Turan, "Yaklaşık 30 yıldır astım tanısı mevcut fakat 5-6 aydan beri nefes darlığı şikayeti artmış, acil bronkoskopiyle girdiğimizde ana soluk borusunun hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan tümörel bir doku mevcuttu, adenoid kistik karsinom. Cümle kuramayacak kadar solunum sıkıntısı vardı, bu durum fark edilmese her şey olabilirdi, şu anda iyi" dedi. Hasta ise, "Rahatsızlığı astıma bağlı olarak gördük, ondan anlayamadık. Nefessiz olarak operasyona girdim, normal insanmış gibi nefes alarak çıktım. Konuşamıyordum şu an her şey normal" diye konuştu.
05 Eylül 2025 Cuma - 11:58
Şikayetlerini astıma bağladı, soluk borusunun yüzde 80’ini tıkayan kanserle konuşamaz hale geldi
Düzce’de yaşayan uzun yıllardır astım tedavisi gören 57 yaşındaki Sevcan Demir, hastalığına bağladığı şikayetlerinin artmasıyla adeta konuşamaz hale gelince gittiği doktorda kanser olduğunu öğrendi. Önce bronkoskopi yapılan ardından ameliyat edilen hastanın durumuna ilişkin bilgi veren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Turan, "Yaklaşık 30 yıldır astım tanısı mevcut fakat 5-6 aydan beri nefes darlığı şikayeti artmış, acil bronkoskopiyle girdiğimizde ana soluk borusunun hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan tümörel bir doku mevcuttu, adenoid kistik karsinom. Cümle kuramayacak kadar solunum sıkıntısı vardı, bu durum fark edilmese her şey olabilirdi, şu anda iyi" dedi. Hasta Demir ise, "Rahatsızlığı astıma bağlı olarak gördük, ondan anlayamadık. Nefessiz olarak operasyona girdim, normal insanmış gibi nefes alarak çıktım. Konuşamıyordum şu an her şey normal" diye konuştu. Düzce’de yaşayan uzun yıllardır astım tedavisi gören 2 çocuk annesi 57 yaşındaki Sevcan Demir, hissettiği nefes darlığı gibi durumları hastalığına bağladı. Geçtiğimiz haftalarda sıkıntıları yoğunlaşınca doktora gitti, tetkiklerde ana soluk borusunun yaklaşık yüzde 80’ini kaplayan bir tümör olduğu görüldü. Temmuz ayının başında İstanbul’a Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirilen Demir, bu süreçte şikayetleri nedeniyle adeta konuşamaz hale geldi. Bunun üzerine Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Turan ve ekibi acil olarak Demir’e bronkoskopi(Burun veya ağızdan esnek bir tüpün ucunda bir kamera ile girilerek nefes borusu, akciğerler ve bronşların görüntülenmesi tanı ve tedavisine imkan tanıyan işlem) yaparak hastanın solunum sıkıntısını giderecek alanın açılmasını sağladı. İşlem sonrası nefes problemi giderilen Demir’in patoloji sonucunda ise tükrük bezleri, solunum yolu ve göz çevresi gibi bölgelerde ortaya çıkan bir kanser türü olan adenoid kistik karsinom olduğu belirlendi. Detaylı incelemeler sonrası Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Vedat Doğru ve ekibi hastayı operasyona alırken ameliyat başarıyla gerçekleştirildi. Hastanın tedavi süreci devam ederken Doç. Dr. Turan hastaya uygulanan tedavi ve son durumuna ilişkin bilgi verdi, Demir ise yaşadığı zorlu süreci anlattı. Hastanın işlem öncesi yaşadığı solunum sıkıntısıyla konuşmaya çalıştığı anlar ve ameliyat öncesi yapılan bronkoskopi işlemi sonrası görüntüleri arasındaki fark ise dikkat çekti. "Nefessiz olarak operasyona girdim, nefes alarak çıktım" Problemlerini astıma bağladığını anlatan 57 yaşındaki Sevcan Demir, "Astımım vardı, bu rahatsızlığı astıma bağlı gördük, ondan başında anlayamadık. Rahatsızlığım arttıkça doktoruma gidiyorum. İlaçlarımı alıyorum ama fayda vermiyor, sonra doktorum dozunu yükseltiyor, yine fayda vermedi. Doktorum, ‘Acaba gözümüzden kaçan bir şey mi var, tomografi çekelim, ona göre bir yol takip edelim’ dedi. Çekildi, bu rahatsızlığım çıktı. İşleme Düzce’de başladık, doktorumun yönlendirmesiyle buraya geldim. Çok ağır bir nefes alamama, nefes alamıyorum, sıkıştırıyor ve beni bastırıyor, çok sıkıntıyla geldik, ara ara nöbetler geliyor. Sonra o nöbetler çoğalmaya başladı, rahatsız etti. Doktorlarım o halimi gördü, apar topar operasyona aldı. Nefessiz olarak operasyona girdim, normal insanmış gibi nefes alarak çıktım. Yaşamın bir anlamı yok, her şey sağlığa bağlı, sağlığınız olursa her şeyden keyif alıyorsunuz. Çok sıkıntılıydı, Rabbim bir daha yaşatmasın, hiç kimseye de yaşatmasın. Konuşamıyordum, nefes alamıyorsun ki konuşasın rahatlayınca tabi her şeyi istiyorsun. Nefessiz olarak yattım, nasıl yatacağım diye düşünüyorum sedyeye sonra kalkınca Elhamdülillah, her şey normal, nefes normal, çok ayrı bir duygu. Küçük kızım bana göstermeden ağlıyordu, ailem, hepsi de üzgündü" diye konuştu. "Hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan tümörel bir doku mevcuttu" ‘Vakamız Düzce’den gelen bir hasta’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Demet Turan, "Yaklaşık 30 yıldır astım tanısı mevcut fakat son 5-6 aydan beri nefes darlığı şikayeti artmış, aldığı tedavilerin dozunun artırılmasına, ilaç değişikliğine rağmen hastanın şikayetlerinde bir değişiklik olmamasıyla beraber ilerleme de izlenmiş. Çekilen tomografisinde akciğerde ana soluk borusunda solunum sıkıntısına neden olan tümörel bir lezyon saptanıyor. Ana soluk borusundaki lezyonun alınarak solunumsal olarak rahat hale getirilebilmesi için bize sevk edildi. Acil bronkoskopi işlemine almak zorunda kaldık, bronkoskopiyle girdiğimizde gördük ki; trakea dediğimiz ana soluk borusunun orta alanında yaklaşık hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan ve 2,5 santim kadar devam eden tümörel bir doku mevcuttu. İleri bronkoskopik işlemlerle bu tümörel dokuyu alarak, temizleyerek hava yolunu açıcı işlemi sağladık. Bu tamamen hastalığı ortadan kaldıran bir işlem değil, hem aldığımız materyalleri patolojiye gönderip tanı koymak amacıyla hem de hastanın hava yolunu açarak solunumsal anlamda rahatlatmak için yaptığımız bir işlemdi, bununla tedavisi tamamlanmadı, ameliyatı yapıldı. Neredeyse sırt üstü bile yaslanamıyor, oturur pozisyonda, hafif öne doğru eğilerek solunum kapasitesini artırmaya çalışıyor ve çok ciddi bir solunum yetmezliğindeydi. O halde birkaç saat sonrası için bir yoğun bakım endikasyonu bile koyabilirdik. Çok güçlüğü vardı, cümle kuramayacak kadar solunum sıkıntısı, derdini ancak bir kelime bir kelime çıkararak anlatmaya çalışıyordu" şeklinde konuştu. "Fark edilmese her şey olabilirdi" Bronkoskopi işlemi sonrası hastanın solonum probleminin aşıldığını, göğüs cerrahisi ekibinin de hastanın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdiğini aktaran Doç. Dr. Turan sözlerine şöyle devam etti: "Uyandıktan hemen sonra hasta normal nefes alıyordu, solunumsal anlamda çok rahatlamıştı. Genellikle kendilerini ‘Yeniden doğmuş gibi hissediyorum’ diye ifade ederler. Patoloji adenoid kistik karsinom olarak geldi, bu ana soluk borusunun en sık rastladığımız tümörlerinden bir tanesi. Endobronşiyal tedavi uygulanmasa hastanın tedavileri almak için hiçbir şansı olmayacaktı. Bu durum fark edilmese solunum sıkıntısı artarak mutlaka acile gidecek, entübe edilerek yoğun bakıma alınacaktı. Entübasyon sırasında da ana soluk borusu tabi ki tümörle kapalı olduğu için o da hasta için çok büyük bir sıkıntı oluşturabilirdi, dolayısıyla her şey olabilirdi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ileri bronkoskopik işlemlerde gerçekten referans bir merkez. Türkiye’nin pek çok şehrinden solunum sıkıntısı, hava yolu darlığı olan hastalar merkezimize refere edilmekte. Hastaların kronik rahatsızlıkları olabilir, belki nefes darlığına neden olan kronik hastalıkları olabilir. Bu hastalıkların doğal seyrinin dışında hastalarda bir solunum sıkıntısında farklı bir artış, ilerleme varsa aslında bu açıdan belki biraz daha detaylı bir inceleme daha erken tanıya ulaşmamızı sağlayabilir" dedi.
05 Eylül 2025 Cuma - 11:41
Halk Sağlığı Haftası’nda tütün bağımlılığına dikkat çekildi
3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Yeşilay Bayburt Şubesi ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde Cumhuriyet Caddesi’nde stant açıldı. Stantta, tütünün zararları hakkında vatandaşlara bilgilendirme yapıldı. Muhsin Yazıcıoğlu Parkı önünde kurulan stantta, sigara kullanan vatandaşlara nefes testi uygulanırken, tütün ve tütün ürünlerinin zararları hakkında bilgiler verildi. Test sonrası vatandaşlar, sigarayı bırakmaları için Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) ve sigara bırakma polikliniklerine yönlendirildi. Etkinlikte, ’Biz senin için buradayız’ ve ’Dumansız hayatın zirvesindeyiz’ sloganlarıyla vatandaşlarda farkındalık oluşturulmaya çalışıldı. Tütün bağımlılığına yönelik farkındalık çalışmalarının yıl boyunca süreceği bildirildi.
05 Eylül 2025 Cuma - 11:23
Klinik psikoloğu ve psikoterapist Görkem Polat’tan velilere uyarı
Okulların açılmasına kısa bir süre kalırken, Özel Medicabil Hastanesi Klinik Psikoloğu ve Psikoterapist Görkem Polat, çocukların okula uyumu hakkında velilere hatırlatmalarda bulundu. "Okulların tatile girmesiyle çocukların ve ebeveynlerin günlük planları farklılaşarak daha esnek bir program içerisinde, oyun/hobi ağırlıklı zaman geçirebilmektedirler. Oyun oynamak bir çocuğun ruh sağlığı için çok kıymetli ve hayatında olması gereken bir parçadır. Çünkü oyun/hobi çocuğun kendini ifade etme aracıdır. Ancak okulların açılmasına az bir zaman kalmasıyla hem akademik hem oyun/hobi ikilisini dengeleme zamanı gelmektedir" dedi. Klinik Psikolog ve Psikoterapist Görkem Polat çocukları okula hazırlamak ile ilgili şunları söyledi: "Telefon, tablet gibi dijital alana ayrılan süre tatil zamanlarında artmaktadır. Okulların açılmasına 2 hafta kala okul zamanında uygulanacak teknoloji süresine geçiş yapmak gerekmektedir. Ev işlerinde sorumluluk almak çocuğun okul kurallarına yeniden uyum sağlayabilmesini desteklemektedir. Uyku Düzeni Öğrenmeyi Etkiliyor Uyku düzenin, öğrenme süreçleri üzerinde önemli etkisi bulunduğundan 1 hafta önceden eğer düzende bir bozulma var ise okul zamanına göre ayarlanması gerekmektedir. Her çocuk farklıdır ve kendi özelliklerine göre zorlandığı alanlar vardır. Ancak negatif uyarılardan ziyade bu yıl edineceği yeni deneyimlere vurgu yapmak ya da önceki yıllarda zorlandığı ama son eğitim senesinde geliştirdiği bir özelliğini çocuğun kendisiyle paylaşarak ilerlemesi için teşvik etmek okul algısını pozitif şekillendirmek adına yararlı olacaktır. Çok hareketli olan bir çocuğa, ‘bu sene öğretmenlerini, arkadaşlarını üzme daha sakin ve akıllı ol’ uyarısında bulunmak çocuğun kendisini nasıl algıladığına etki ederek negatif algı gelişimine neden olabilir... Öğretmen ve okul kavramı korku ve ceza figürü olarak kullanılmamalıdır. Çocuklara, ‘Böyle yaparsan öğretmenin kızar ya da seni sevmez’, ‘Müdür seni okuldan kovar’, ‘Bugün beni çok yordun ancak sen okula gidince dinlenebiliyorum’ denmemelidir. İlk Kez Okula Başlayan Çocuklar İçin İpuçları Eğer çocuğunuz okula yeni başlıyorsa ve sizden ayrılmakta zorlanıyorsa, ilk önce sizin sakin olmanız önemli. Çocuğunuza, onu okula bırakınca siz ne yapacaksınız, eve nasıl (servis ya da kim alacak) ve saat kaçta döneceğinin bilgisinin verilmesi sakinliğe ulaşmasını kolaylaştıracaktır. Öz bakım becerilerinin belirli bir düzeyde olması okula uyum sürecini rahatlatır. Bu nedenle zorlandığı becerileri okul öncesinde geliştirmek gerekmektedir. Kıyaslama Zararlıdır Her çocuk ‘Tek, özel ve farklıdır.’ Başka arkadaşlarıyla kıyaslandığını hissetmesi ruhsal ve akademik gelişimi için sağlıksız sonuçlar doğurabilir. Çocuğun öğrenme kavramını bir deneyim ve yaşam kültürü olarak algılamasını ve yeterlilik duygusunun gelişimini sağlamak için hobi ve ilgi alanlarının da desteklenmesi önemlidir. Özel Medicabil Hastanesi Klinik Psikoloğu ve Psikoterapist Görkem Polat açıklamasını, "Son söz olarak, çocuğunuzun bağımsız birey olmasına destek olmanız önemlidir. Bağımsız birey olmanın temel nedeni sağlıklı sosyalleşebilmektir." diyerek tamamladı.
05 Eylül 2025 Cuma - 10:49
Sağlık taraması yapılmayan çocuklar, eğitim yılını verimli geçiremeyebilir
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, okulların açılmasına günler kala çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirmesi için velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Uçar, okula başlamadan önce yapılacak genel sağlık kontrollerinin öğrenim hayatında kayıpların önüne geçebileceğini belirtti. Okulların açılmasına sayılı günler kala, çocukların sağlıklı bir eğitim dönemi geçirebilmeleri için okula başlamadan önce genel bir sağlık taramasından geçirilmesi büyük önem taşıyor. Göz, işitme ve kan tahlili gibi rutin kontrollerin yapılmaması, öğrenme sürecinde ciddi aksamalara hatta öğrencinin bir eğitim yılını verimli geçirememesine ve aldığı eğitimin seviyesinin düşmesine neden olabiliyor. Düzenli sağlık kontrolleri, doğru beslenme alışkanlıkları, yeterli su tüketimi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi, çocukların hem akademik başarısı hem de psikolojik uyumu açısından büyük önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tuğçe Uçar, çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerine bakılması gerektiğini söyleyerek, "Görme ve işitme sıkıntıları çeken bir çocuk bir eğitim yılını verimli geçiremeyebilir. Bu durum o çocuğun o dönemki aldığı eğitimin seviyesini de düşürür" dedi. "Sağlık kontrolleri önemlidir" Tuğçe Uçar, çocuklarda fark edilemeyen bir problemin çocuğun öğrenim hayatını ciddi şekilde etkileyebileceğini belirterek, "Okul çağındaki çocuklarımız için düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir. Yılda bir kez mutlaka kan tahlilleri yapılmalı, göz ve işitme muayeneleri de ihmal edilmemeli. Çünkü bu alanlarda fark edilmeyen bir problem, çocuğun öğrenmesini, algısını ve dikkatini ciddi şekilde etkileyebilir. El hijyeni de çocukların hastalıklardan korunmasında en basit ama en etkili yöntemlerden biridir. Özellikle okuldan geldiklerinde ya da toplu alanlarda oynadıktan sonra ellerini yıkamayı alışkanlık haline getirmeleri, yıl boyunca geçirecekleri enfeksiyon sayısını büyük ölçüde azaltır. Kahvaltıya ayrıca önem vermeliyiz. Pek çok aile bana ‘çocuğum kahvaltı yapmıyor’ diye geliyor. Aslında çocuklar için kahvaltıyı keyifli hale getirmek mümkün. Mesela renkli tabaklar kullanmak ya da iki üç farklı besin alternatifi sunmak onların iştahını açabiliyor. Beslenme düzeninde her gün mutlaka taze meyve ve sebzeler yer almalı. Okul menülerini takip edin. Eğer Beslenme çantasını siz hazırlıyorsanız içinde mevsim sebze ve meyvelerine yer açmayı unutmayın. Ayrıca çocukların günde ortalama 1-1,5 litre su içmeleri gerekiyor. Hava sıcaksa ya da çok hareket etmişlerse bu miktar daha da artmalı. Çünkü susuz kalan çocuk derste daha çabuk yorulur ve dikkatini toparlamakta zorlanır" dedi. "Psikolojik hazırlık çok önemlidir" Uçar, okuldan dönen çocuğu hemen farklı aktiviteler ile doldurulmaması gerektiğini söyleyerek, "Eve dönen çocuğunuzu hemen farklı aktivitelerle doldurmayın. Okulda zaten dersler ve etkinliklerle yoğun bir gün geçiriyorlar. Eve geldiklerinde biraz serbest zaman bırakmak, onların dinlenmesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Son olarak, özellikle ilkokula yeni başlayacak ya da okul değiştirecek çocuklar için psikolojik hazırlık çok önemlidir. Çocuğunuzla okul hakkında konuşun, kaygılarını paylaşmasına izin verin. ‘Okul çok zor olacak’ demek yerine ‘okulda yeni arkadaşların olacak’ gibi motive edici cümleler kurun. Böylece uyum süreci çok daha kolay geçer. Öncelikle çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerini görmek isteriz. Zihinsel fonksiyonları açısından da b12 vitamini seviyelerini kontrol etmek isteriz. Çocuklarda D vitamini eksikliği çok sık karılaştığımız bir durum D vitamini büyümeyi, gelişmeyi ve bağışıklık sistemini etkileyen bir vitamin. Okul öncesinde eksiklik varsa bunu da tamamlamamız gerekir. Tiroid fonksiyonu testlerini de takip ediyoruz" diye konuştu. "Zihinsel fonksiyonlarına bakıyoruz" Okul öncesinde eksiklikler varsa tamamlanması gerektiğini ifade eden Uçar, "Öncelikle çocukların okula başlamadan önce rutin kan seviyelerini, anemilerini ve demir eksikliklerini görmek isteriz. Zihinsel fonksiyonları açısından da B12 vitamini seviyelerini kontrol etmek isteriz. Çocuklarda D vitamini eksikliği çok sık karılaştığımız bir durum D vitamini büyümeyi, gelişmeyi ve bağışıklık sistemini etkileyen bir vitamin. Okul öncesinde eksiklik varsa bunu da tamamlamamız gerekir. Tiroid fonksiyonu testlerini de takip ediyoruz. Çocuğun farkında olmadan yaşadığı görme ve işitme sorunu okuldaki dikkatini ve algısını çok ciddi derecede etkiler" şeklinde konuştu.
05 Eylül 2025 Cuma - 10:41
Göz sağlığı öğrencinin başarısına etki ediyor
Okul çağındaki çocukların görme sağlığı, akademik başarı ve genel gelişimleri için hayati öneme sahipken göz problemleri erken yaşlarda tespit edilmediğinde, çocuğun öğrenme yeteneği, sosyal becerileri ve özgüveni üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Bu nedenle düzenli göz taramaları, çocukların hem eğitim hayatları hem de kişisel gelişimleri için kritik bir role sahip oluyor. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, çocuklarda uzak veya yakın görme sorunları hakkında bilgi verdi. Medicana Bursa Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, "Çocuğunun görme bozukluğunun farkında olmayan aileler, çocuklarının derslerdeki düşük başarı seviyelerini, öğrenme yeteneklerinin düşüklüğüne bağlıyor. Oysa çocuğun öğrenme kabiliyetinde bir eksiklik yok, iyi göremediği için derslerinden geri kalabiliyor. Göz bozukluğunda önlem alınmadığında, gözde tembellik başlıyor ve bu durum ilerleyen yıllarda çocuğun görme kalitesini ciddi oranda etkiliyor" dedi. Gözlerini kısarak bakıyorsa dikkat Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, gözde bozukluğun şu şekilde anlaşılabileceğini sözlerine ekledi: "Göz kayması, çapaklanma, şişlik, bir gözü kapayarak bakma, gözlerini kısarak bakma, çok yakından okuma, okuduğu satırı atlama, TV’yi yakından izleme, düşük performans, baş ağrısı, dalgınlık, başı bir yana eğerek bakma, sık sık gözleri kaşıma ve bebek 3 aylık olmasına rağmen bakışları odaklayamamadır". Erken teşhis önemli Görme problemlerinin erken teşhis edilmesi halinde tedavinin başarı oranının artacağını ifade eden Op. Dr. Ömer Faruk Tabar, göz bozukluğunun belirtilerini şöyle sıraladı: "Çocuğun tahtayı yeterince iyi görememesi, okurken satır atlaması, cümleleri eliyle takip etmesi, bir gözünü daha öne alarak kitaba bakması, televizyonu yakından seyretmesi, gözlerde sulanma ve dolayısıyla ödevlerini yaparken zorlanması gibi durumlar göz bozukluğunun işaretidir. Çocuklarında bu tür şikâyetler gözlemleyen ebeveynlerin en kısa sürede bir hekime başvurmalarında yarar var. Erken konulan teşhis tedavi süreci kolayca atlatılabilir." Düzenli göz muayenesini ihmal etmeyin Çocuklarda görülen göz hastalıklarının başında göz tembelliği, şaşılık, miyop, hipermetrop ve astigmat geliyor. Op. Dr. Ömer Faruk Tabar okul öncesi yapılacak basit bir göz muayenesi ile mevcut görme azlığı problemi, buna neden olan hastalıklar ve şaşılığın erken tespit edilebileceğini belirtti.
05 Eylül 2025 Cuma - 10:27
Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde yüksek riskli işlemler başarıyla gerçekleşti
Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, kalp sağlığında önemli sayılan işlemler için çevre illerden gelen hekimlere ve hastalara ev sahipliği yaptı. Hastanede ilk defa Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi ve 7 hastaya yüksek riskli perkütan koroner girişim (Kalp damarlarını stent ve balonla açma işlemi) yapıldı. Yapılan işlem hakkında açıklamalarda bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalından Doç. Dr. Fatih Kahraman, "Girişimci hekimleri ve deneyimli kadrosuyla Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde hizmet kalitesi artarak devam ediyor. İlimiz ve il dışından planlaması yapılmış hastalarımıza özellikli işlemleri ekip olarak başarıyla gerçekleştirdik. 7 hastaya yüksek riskli perkütan koroner girişim (kalp damarlarını stent ve balonla açma işlemi) yapıldı. Bu işlemlerin çoğu girişimsel kardiyolojinin en riskli işlemleri olan Tam Tıkalı Damar (Kronik Total Oklüzyon) açma işlemleriydi" dedi. "Bir hastaya ilk defa Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi yapıldı" Kütahya Şehir Hastanesinde ilk defa bir hastaya Paravalvüler Kaçak Kapama (PVL) işlemi yapıldığına dikkat çeken Doç. Dr. Fatih Kahraman," Mekanik kalp kapağı olan hastamızın yapılan incelemesinde kapak etrafında tespit edilen ciddi kaçak sadece kasık toplardamarından girilerek başarılı bir şekilde kapatıldı. Yüksek riskli vakaların yönetiminde kliniğimizi ziyaret edip Kardiyoloji Uzmanlarına tecrübe birikimi ile sınırsız destek veren Prof. Dr. Ömer Göktekin’e ve çevre illerden hastanemizi ziyaret edip hastaların yönetimine katkıda bulunan meslektaşlarımıza, koroner anjiyografi, kardiyoloji servis ve yoğun bakım ekiplerine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz. Kütahya Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği hem Kütahya’ya hem de çevre illere artan kalite ve özveriyle hizmet vermeye devam edecektir" diye konuştu
05 Eylül 2025 Cuma - 10:19
Alanya’da gebe okulu eğitimlerine devam ediliyor
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gebe Okulu Birimi, bölge halkına "bilinçli gebelik, güvenli annelik" anlayışını ilke edinerek anne adaylarının gebelik dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmesine ve doğum sonrasına hazır olmalarına katkı sağlıyor. Gebe Okulu’nda 4 hafta boyunca derslere katılan ve bebek bakımı konusunda teorik ve uygulamalı eğitimlerini tamamlayan 13 anne adayına, düzenlenen törenle birlikte katılım belgeleri takdim edildi. Güvenli ve kaliteli gebelik izlemi ile doğum hizmeti almak isteyen anne adaylarına yönelik verilen eğitimler tüm hızıyla devam ediyor. Gebe Okulu’nda ebe, diyetisyen, psikolog ve diş hekimi tarafından; beslenme, temel bebek bakımı, doğum sonrası süreçler ve psikolojik hazırlık konularında kapsamlı eğitimler veriliyor. Gebe Okulu’ndan Sorumlu Hekim Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sezin Ateş ve Uzm. Op. Dr. İbrahim Etlik, Çocuk Sağlığı ve Uzmanı Öğretim Üyesi Uzman Özden Aksu Sayman ile Gebe Okulu Sorumlu Ebesi Ayşe Başar Akdoğan’ın katılımıyla eğitimlerini tamamlayan gebelere sertifika töreni düzenlendi. Düzenlenen organizasyonda, bilinçli ebeveynler yetiştirerek topluma katkı sağlamayı hedeflediklerini vurgulayan Op. Dr. Rahşan Eyüp Doğan işleyiş hakkında bilgi verdi. Gebe okulu hakkında bilgilendirmelerde bulunan Op. Dr. Eyüp Doğan, "Anne adayları ve baba adaylarımıza; anne sütü ve emzirmenin önemi, doğuma hazırlık, bebek bakımı, gebe ve emziren anne beslenmesi hakkında bilgi verilmektedir. Psikolog eşliğinde ise doğuma hazırlığın psikolojik süreçleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Bu eğitimler sayesinde anne adaylarının sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmesi, fiziki olarak hazır hale gelerek daha rahat doğum yapması hedefleniyor. Bilinçli ebeveynler için eğitimlerimiz devam edecektir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder