SAĞLIK - 05 Eylül 2025 Cuma 12:03

Şikayetlerini astıma bağladı, soluk borusunun yüzde 80’ini tıkayan kanserle konuşamaz hale geldi

A
A
A

Düzce’de yaşayan uzun yıllardır astım tedavisi gören kadın, hastalığına bağladığı şikayetlerinin artmasıyla adeta konuşamaz hale gelince gittiği doktorda kanser olduğunu öğrendi. Önce bronkoskopi yapılan ardından ameliyat edilen hastanın durumuna ilişkin bilgi veren Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Turan, "Yaklaşık 30 yıldır astım tanısı mevcut fakat 5-6 aydan beri nefes darlığı şikayeti artmış, acil bronkoskopiyle girdiğimizde ana soluk borusunun hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan tümörel bir doku mevcuttu, adenoid kistik karsinom. Cümle kuramayacak kadar solunum sıkıntısı vardı, bu durum fark edilmese her şey olabilirdi, şu anda iyi" dedi. Hasta ise, "Rahatsızlığı astıma bağlı olarak gördük, ondan anlayamadık. Nefessiz olarak operasyona girdim, normal insanmış gibi nefes alarak çıktım. Konuşamıyordum şu an her şey normal" diye konuştu.

Düzce’de yaşayan uzun yıllardır astım tedavisi gören 2 çocuk annesi 57 yaşındaki Sevcan Demir, hissettiği nefes darlığı gibi durumları hastalığına bağladı. Geçtiğimiz haftalarda sıkıntıları yoğunlaşınca doktora gitti, tetkiklerde ana soluk borusunun yaklaşık yüzde 80’ini kaplayan bir tümör olduğu görüldü. Temmuz ayının başında İstanbul’a Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirilen Demir, bu süreçte şikayetleri nedeniyle adeta konuşamaz hale geldi. Bunun üzerine Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Demet Turan ve ekibi acil olarak Demir’e bronkoskopi (Burun veya ağızdan esnek bir tüpün ucunda bir kamera ile girilerek nefes borusu, akciğerler ve bronşların görüntülenmesi tanı ve tedavisine imkan tanıyan işlem) yaparak hastanın solunum sıkıntısını giderecek alanın açılmasını sağladı. İşlem sonrası nefes problemi giderilen Demir’in patoloji sonucunda ise tükürük bezleri, solunum yolu ve göz çevresi gibi bölgelerde ortaya çıkan bir kanser türü olan adenoid kistik karsinom olduğu belirlendi. Detaylı incelemeler sonrası Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Vedat Doğru ve ekibi hastayı operasyona alırken ameliyat başarıyla gerçekleştirildi. Hastanın tedavi süreci devam ederken Doç. Dr. Turan hastaya uygulanan tedavi ve son durumuna ilişkin bilgi verdi, Demir ise yaşadığı zorlu süreci anlattı. Hastanın işlem öncesi yaşadığı solunum sıkıntısıyla konuşmaya çalıştığı anlar ve ameliyat öncesi yapılan bronkoskopi işlemi sonrası görüntüleri arasındaki fark ise dikkat çekti.

Şikayetlerini astıma bağladı, soluk borusunun yüzde 80’ini tıkayan kanserle konuşamaz hale geldi

"Nefessiz olarak operasyona girdim, nefes alarak çıktım"

Problemlerini astıma bağladığını anlatan Sevcan Demir, "Astımım vardı, bu rahatsızlığı astıma bağlı gördük, ondan başında anlayamadık. Rahatsızlığım arttıkça doktoruma gidiyorum. İlaçlarımı alıyorum ama fayda vermiyor, sonra doktorum dozunu yükseltiyor, yine fayda vermedi. Doktorum, ‘Acaba gözümüzden kaçan bir şey mi var, tomografi çekelim, ona göre bir yol takip edelim’ dedi. Çekildi, bu rahatsızlığım çıktı. İşleme Düzce’de başladık, doktorumun yönlendirmesiyle buraya geldim. Çok ağır bir nefes alamama, nefes alamıyorum, sıkıştırıyor ve beni bastırıyor, çok sıkıntıyla geldik, ara ara nöbetler geliyor. Sonra o nöbetler çoğalmaya başladı, rahatsız etti. Doktorlarım o halimi gördü, apar topar operasyona aldı. Nefessiz olarak operasyona girdim, normal insanmış gibi nefes alarak çıktım. Yaşamın bir anlamı yok, her şey sağlığa bağlı, sağlığınız olursa her şeyden keyif alıyorsunuz. Çok sıkıntılıydı, Rabbim bir daha yaşatmasın, hiç kimseye de yaşatmasın. Konuşamıyordum, nefes alamıyorsun ki konuşasın rahatlayınca tabi her şeyi istiyorsun. Nefessiz olarak yattım, nasıl yatacağım diye düşünüyorum sedyeye sonra kalkınca Elhamdülillah, her şey normal, nefes normal, çok ayrı bir duygu. Küçük kızım bana göstermeden ağlıyordu, ailem, hepsi de üzgündü" diye konuştu.

"Hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan tümörel bir doku mevcuttu"

‘Vakamız Düzce’den gelen bir hasta’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Demet Turan, "Yaklaşık 30 yıldır astım tanısı mevcut fakat son 5-6 aydan beri nefes darlığı şikayeti artmış, aldığı tedavilerin dozunun artırılmasına, ilaç değişikliğine rağmen hastanın şikayetlerinde bir değişiklik olmamasıyla beraber ilerleme de izlenmiş. Çekilen tomografisinde akciğerde ana soluk borusunda solunum sıkıntısına neden olan tümörel bir lezyon tespit ediliyor. Ana soluk borusundaki lezyonun alınarak solunumsal olarak rahat hale getirilebilmesi için bize sevk edildi. Acil bronkoskopi işlemine almak zorunda kaldık, bronkoskopiyle girdiğimizde gördük ki; trakea dediğimiz ana soluk borusunun orta alanında yaklaşık hava yolunu yüzde 80 oranında kapatan ve 2,5 santim kadar devam eden tümörel bir doku mevcuttu. İleri bronkoskopik işlemlerle bu tümörel dokuyu alarak, temizleyerek hava yolunu açıcı işlemi sağladık. Bu tamamen hastalığı ortadan kaldıran bir işlem değil, hem aldığımız materyalleri patolojiye gönderip tanı koymak amacıyla hem de hastanın hava yolunu açarak solunumsal anlamda rahatlatmak için yaptığımız bir işlemdi, bununla tedavisi tamamlanmadı, ameliyatı yapıldı. Neredeyse sırt üstü bile yaslanamıyor, oturur pozisyonda, hafif öne doğru eğilerek solunum kapasitesini artırmaya çalışıyor ve çok ciddi bir solunum yetmezliğindeydi. O halde birkaç saat sonrası için bir yoğun bakım endikasyonu bile koyabilirdik. Çok güçlüğü vardı, cümle kuramayacak kadar solunum sıkıntısı, derdini ancak bir kelime bir kelime çıkararak anlatmaya çalışıyordu" şeklinde konuştu.

"Fark edilmese her şey olabilirdi"

Şikayetlerini astıma bağladı, soluk borusunun yüzde 80’ini tıkayan kanserle konuşamaz hale geldi

Bronkoskopi işlemi sonrası hastanın solonum probleminin aşıldığını, göğüs cerrahisi ekibinin de hastanın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdiğini aktaran Doç. Dr. Turan sözlerine şöyle devam etti:

"Uyandıktan hemen sonra hasta normal nefes alıyordu, solunumsal anlamda çok rahatlamıştı. Genellikle kendilerini ‘Yeniden doğmuş gibi hissediyorum’ diye ifade ederler. Patoloji adenoid kistik karsinom olarak geldi, bu ana soluk borusunun en sık rastladığımız tümörlerinden bir tanesi. Endobronşiyal tedavi uygulanmasa hastanın tedavileri almak için hiçbir şansı olmayacaktı. Bu durum fark edilmese solunum sıkıntısı artarak mutlaka acile gidecek, entübe edilerek yoğun bakıma alınacaktı. Entübasyon sırasında da ana soluk borusu tabii ki tümörle kapalı olduğu için o da hasta için çok büyük bir sıkıntı oluşturabilirdi, dolayısıyla her şey olabilirdi. Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi ileri bronkoskopik işlemlerde gerçekten referans bir merkez. Türkiye’nin pek çok şehrinden solunum sıkıntısı, hava yolu darlığı olan hastalar merkezimize refere edilmekte. Hastaların kronik rahatsızlıkları olabilir, belki nefes darlığına neden olan kronik hastalıkları olabilir. Bu hastalıkların doğal seyrinin dışında hastalarda bir solunum sıkıntısında farklı bir artış, ilerleme varsa aslında bu açıdan belki biraz daha detaylı bir inceleme daha erken tanıya ulaşmamızı sağlayabilir" dedi.

Hasibe Karadağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de Uluslararası Mozaik Sempozyumu başlıyor Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Uluslararası Mozaik Sempozyumu ’Annelerin Sabrıyla Taşların Dili’ temasıyla Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya kadar birçok sanatçıyı ağırlayacak sempozyum, 2 Mayıs Cumartesi günü saat 16.00’da başlayacak. Kepez’de sanat ve kültürlerarası buluşma, "Annelerin Sabrıyla Taşların Dili" temasıyla hayat buluyor. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Mozaik Sempozyumu, sanatseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Sempozyumun açılışı 2 Mayıs saat 16.00’da, sergi açılışı ise 10 Mayıs saat 14.00’te Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Küratörlüğünü Rabia Alagöz’ün üstlendiği etkinlik, farklı coğrafyalardan sanatçıları Kepez’de buluşturacak. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya uzanan geniş bir katılımcı yelpazesiyle dikkat çeken sempozyumda, Rodrigo Garcia, Girgis Mickail, Mireille Elkess Youhanna, Xenia Samokina, Ekatarina Shmorgun, Suzanne Blom, Darya Zharikova gibi uluslararası isimlerin yanı sıra Türkiye’den Sibel Akbaba, Gülçin Sökücü, Duygu Özkan, Meltem Yalçıkaya Temel, Ceren Karabaki, Emine Öztürk, Metin Katarcı, Nedret Yıldırım Demir gibi birçok sanatçı da yer alacak. Akademik katkılar da sempozyumun önemli bir parçasını oluşturacak. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Zaimoğlu, Doç.Dr. Işılay Konak, Tunus- Sfax Yüksek Sanatlar ve Zanaatlar Enstitüsü Ögr. Gör.Hana Krichen, Akdeniz Üniversitesi’nden Havva Çetin, Başak Serçe, Hüsna Ela Akbulu ve Gülhan Özdemir gibi akademisyenlerde sempozyumda yerini alacak. Taşın en sade halinden başlayarak sabırla işlenen ve bir hikayeye dönüşen eserler, izleyicilere hem üretim sürecini gözlemleme hem de ortaya çıkan sanat eserleriyle buluşma imkanı sunacak. Sempozyum 2 Mayıs 24 Mayıs tarihleri arasında uluslararası sanatçıları Antalyalılarla buluşturacak.
Kahramanmaraş Okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur’un amcası: "O caninin mezarı bile belli değil" Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, "Çocukların katili olan bu çocuğun cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar" dedi. Hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı da, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" diye konuştu. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğrencilerin aileleri mezarlık ziyaretlerini sürdürüyor. Aileler, çocuklarının mezar başlarına gelerek Kur’an-ı Kerim okuyup dualar ediyor. Okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, Kerem’in okul saldırısında sınıftaki diğer kızlara siper olduğunu ve kurtardığını söyledi. Oğlunun mezarına gelip dualar ettiğini ve oğluyla konuştuğunu da anlatan baba Güngör, "Başına bir şey gelmesinden hep endişe duyarak okula götürürdük. Böyle bir olay yaşandı ve çok üzgünüm. Kerem Erdem bu dünya zindanından kurtuldu diye teselli buluyorum. Yoksa kafayı yiyeceğim. Dün akşam yemek yiyoruz, ‘Kerem nerede’ diyorum. İçim cız ediyor Allah kimseye evlat acısı vermesin çok acı bir şey. Her sabah geliyorum Allah bizden daha merhametlidir oğlum, size daha güzel şeyler yediriyor ve içiriyordur, size daha iyi bakıyordur’ oğlum diyorum. Tek tesellim o yoksa düşündükçe çok kötü oluyorum. Günahsız ve niyeti ile beraber gitti. O kız çocukları kurtararak gitti, Allah bizi de onların şefaatçisi eylesin. Melek isimli arkadaşı geldi ağlıyor sarılıyor ve o kızımızla konuştum cani kısa süreli gelip gittiği için çocuklara fırsat tanımamış çocuğumuz orada nasıl şehit olmuş ben de bilemiyorum. Birkaç kere gelmiş gitmiş sınıfa" dedi. "Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk" Çocuğu ile hayallerinin olduğunu söyleyen ve ailelere seslenen baba Güngör, "Bu caninin bedenini beslemişler ruhunu beslememişler. Bu cani ortalama 1.80 boyunda 90 kilogram. İster emniyet müdürü ol, ister öğretmen ol beni hiç ilgilendirmez. Benim çocuğum bir tarafa dünya bir tarafa idi. Benim çocuğumu mahvettiniz, siz bu çocuğu beslemediğiniz için ruhunu benim çocuğum ve bu çocuklar hayatını kaybetti. Ruhunu beslemeyen kim varsa Türkiye’de lütfen iyi bakılsın iyi incelensin. Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk. Böyle bir çocukken birilerinin çocuğu geldi bizim çocuğumuzu hayatından etti. Ailelere sesleniyorum, ben de bir eğitimciyim. Böyle bir canilik ve katliam yapacak düzeye gelemez. Babası hala, ’benim çocuğum zeki idi’ diyor. Zeka bir tarafa bizim çocuklar geri zekalı mıydı? Bizim çocuklarımız da zeki idi ve bu çocuk matematikte 15’te 15 yapan bir çocuktu, geleceği uçak mühendisi olmaktı. Hayallerimiz vardı bitirdiniz. Senin o kibrin yüzünden bitti emniyet müdürü. Allah seni bildiği gibi yaptı. Kibriniz aileleri mahvetti" diye konuştu. "Cenaze namazı kılınmadı, kabri de yok" Katil zanlısının cenaze namazının kılınmadığını ve kabrinin de olmadığını söyleyen baba Güngör, "Bu adam her şeyi hesaplamış silahları ortaya koymuş, benim babam emniyette bekçiydi 27 yıl. Ben babamın silahlarına dokunamazdım. Babam silahı ortaya bırakmazdı. Burada anne de sevgiyi vermediği için çok büyük suçtur. Daha önce silahlarla fotoğraf çektirmiş. Çocuğunu tedavi ettirmez mi? Şimdi kendinin hayatı da bitti, çocuğunun hayatı da bitti. Ne oldu bu kadar insanın ahını alıyorlar. Türkiye’den bu kadar insan geliyor, bizim çocuklarımıza dua ediyorlar, senin çocuğuna ne geliyor? Başka aileler yaşamasın diye söylüyorum. Tedbirini alsınlar, devletin her şeye gücü yetmez, şımarık ve egoist çocuk yetiştirmemeliyiz. Allah başka insanların canlarına vermesin, ülkemizde son bulsun. Çocukların katili olan bu çocuğun evet cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar. Biz bunu yok olmaya mahkum etmezsek ve gündeme taşımazsak tekrarlanır" dedi. "O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" Kahramanmaraş’ta okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı, yeğeninin mezarı başında yaptığı açıklamada, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil. Ben buradan, sizin vesilenizle, aracılığınızla o imam efendiye de teşekkür etmek istiyorum. Göstermiş olduğu duyarlılıktan sebep Allah hocamızdan da razı olsun" dedi. "Katilin tek başına olduğuna inanmıyoruz" Amca Kazıcı, okul saldırganının yalnız olduğuna inanmadığını, arkasında başkalarının da olabileceğini ifade ederek, "Ben bu hadisenin tek başına yapılmış münferit bir hadise olduğuna inanmıyorum. Yani tek başına olmadığına inanıyorum ve bu işin planlı, projeli olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu.
Samsun Afet Beslenme Grubu toplantısı Samsun Valiliği öncülüğünde, afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde Afet Beslenme Grubu toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye genelinde uygulanan Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında oluşturulan yerel afet gruplarının görev ve sorumluluklarına yönelik eğitim ve toplantıların sürdüğü bildirildi. Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk başkanlığında düzenlenen toplantı, AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda yapıldı. Afet bölgesinde beslenme hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesinden sorumlu grubun ana çözüm ortağı olan Türk Kızılay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ilgili paydaş temsilcileri katıldı. Toplantıda, afet anında görev yapan personel ile afetzedelerin beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, sahadaki arama kurtarma ekiplerine kesintisiz gıda desteği sağlanması ve gerekli durumlarda yemek üretim tesislerinden sıcak yemek temininin organize edilmesi konuları ele alındı. Ayrıca yerel kapasitenin belirlenmesi, yüksek kalorili beslenme desteğinin planlanması, gıda tedarik zincirinin kurulması ve dağıtım standartlarının oluşturulmasına yönelik eğitim verildi. Yetkililer, afet bölgelerinde hızlı ve etkin müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle ilk 72 saatin "altın saatler" olarak nitelendirildiğini vurguladı. Vatandaşların bu kritik süreye hazırlıklı olması gerektiği hatırlatıldı.