SAĞLIK - 05 Eylül 2025 Cuma 13:25

Mardin’de 40. kez kan bağışı yapan gönüllüye altın kaplama madalya verildi

A
A
A
Mardin’de 40. kez kan bağışı yapan gönüllüye altın kaplama madalya verildi

Mardin’de Doç. Dr. Faruk Düşünceli, 18 yaşında başladığı kan bağışı yolculuğunu 28 yıldır aralıksız sürdürüyor. 40. bağışını tamamlayan Düşünceli, Kızılay tarafından altın kaplama madalya ile onurlandırıldı.


Türk Kızılayı Artuklu Şubesinde düzenlenen programda konuşan Şube Başkanı Şeyhmus Arı, kan bağışının hayat kurtaran en önemli yardımlardan biri olduğunu vurguladı. Arı, "Kan bağışı bizim yapamadığımız tek ilaçlardan biridir. Türkiye’de Kızılay kan bağışı görevini aldıktan sonra gün geçtikçe ilerletti. Faruk Düşünceli 18 yaşından itibaren kan bağışına başlamış ve şu ana kadar 40. kez kan vermiştir. Bundan öncekiler de kayıt altında olsaydı 70’e yakın kan bağışında bulunmuş görünürdü. Bizim böyle gönüllü insanlara ihtiyacımız var ki, hasta olan insanların şifa bulmasına destek olsunlar. Bağışladıkları bir ünite kan bizde üçe bölünür; eritrosit, plazma ve trombosit üretiyoruz. Ayrı ayrı olarak ihtiyaçlara ulaştırılıyor. Bir taraftan da kan bağışıyla beraber entegre olarak dünyaya bir nefes olmak adına her bir kan bağışı için üç tane fidan dikiliyor. Bizim Kızılay olarak en büyük hedeflerimizden biri, gönüllülerimizin rutin olarak gelip kan bağışı yapmalarıdır. Bunlar, hastanede şifa bekleyen kişilerin sıkıntı yaşamamaları için çok önemlidir. Olmazsa olmazlarımızdan bir tanesi de güvenli kan teminidir. Bu güvenli kan temini de Kızılay aracılığı ile dünyada nadir yapan ülkelerden biriyiz. Bu kriterleri gün geçtikçe artıracağız. Gönüllülerimize biz anlattıkça, insanlara ulaştıkça işleyişi ve hastaların durumunu aktardıkça gönüllülerimizin sayısı da artacaktır’’ dedi.


İlk başladığım günden bu yana adım adım 40. bağışa kadar gelmiş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Düşünceli, ’’İyilikleri çoğaltmak beni mutlu ediyor. Bugün bu vesileyle burada bulunmaktan onur duyuyorum. Bizim için bazen küçük gelen bir fedakarlık, başka insanlar için çok büyük anlamlar taşıyabiliyor. Kan bağışı belki bir cana hayat, bir babaya evlat, bir çocuğa baba olmasına vesile olmaktadır. İlk bağışım üniversite birinci sınıfta oldu. İlk bağışım, sınıf kapısında hastası için bekleyen bir aileye yaptığım bir bağıştı. Kan bağışı sonrası ailenin bana içtenlikle sarılması, ihtiyaçlarının ne kadar fevkalade olduğunu gösterdi. O günden sonra kan bağışında bulunma fikrim pekişti ve bağış yapmaya devam ettim. Yüce kitabımızda ‘Bir canı kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibidir’ deniyor. Ben de bu ilkeyle kan bağışında bulunuyorum. Bu ödülü, bu madalyayı aslında gönüllü olarak isimsiz kan bağışında bulunan herkese ithaf ediyorum. Bu organizasyonu yapan Kızılay Artuklu Şube Başkanımız Şeyhmus Arı’ya, yönetimine ve Kızılay çalışanlarına teşekkür ediyorum. Bütün vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyorum’’ diye konuştu.


Kan bağışının ardından Düşünceli’ye Kızılay tarafından altın kaplama madalya takdim edildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de Uluslararası Mozaik Sempozyumu başlıyor Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Uluslararası Mozaik Sempozyumu ’Annelerin Sabrıyla Taşların Dili’ temasıyla Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya kadar birçok sanatçıyı ağırlayacak sempozyum, 2 Mayıs Cumartesi günü saat 16.00’da başlayacak. Kepez’de sanat ve kültürlerarası buluşma, "Annelerin Sabrıyla Taşların Dili" temasıyla hayat buluyor. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Mozaik Sempozyumu, sanatseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Sempozyumun açılışı 2 Mayıs saat 16.00’da, sergi açılışı ise 10 Mayıs saat 14.00’te Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Küratörlüğünü Rabia Alagöz’ün üstlendiği etkinlik, farklı coğrafyalardan sanatçıları Kepez’de buluşturacak. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya uzanan geniş bir katılımcı yelpazesiyle dikkat çeken sempozyumda, Rodrigo Garcia, Girgis Mickail, Mireille Elkess Youhanna, Xenia Samokina, Ekatarina Shmorgun, Suzanne Blom, Darya Zharikova gibi uluslararası isimlerin yanı sıra Türkiye’den Sibel Akbaba, Gülçin Sökücü, Duygu Özkan, Meltem Yalçıkaya Temel, Ceren Karabaki, Emine Öztürk, Metin Katarcı, Nedret Yıldırım Demir gibi birçok sanatçı da yer alacak. Akademik katkılar da sempozyumun önemli bir parçasını oluşturacak. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Zaimoğlu, Doç.Dr. Işılay Konak, Tunus- Sfax Yüksek Sanatlar ve Zanaatlar Enstitüsü Ögr. Gör.Hana Krichen, Akdeniz Üniversitesi’nden Havva Çetin, Başak Serçe, Hüsna Ela Akbulu ve Gülhan Özdemir gibi akademisyenlerde sempozyumda yerini alacak. Taşın en sade halinden başlayarak sabırla işlenen ve bir hikayeye dönüşen eserler, izleyicilere hem üretim sürecini gözlemleme hem de ortaya çıkan sanat eserleriyle buluşma imkanı sunacak. Sempozyum 2 Mayıs 24 Mayıs tarihleri arasında uluslararası sanatçıları Antalyalılarla buluşturacak.
Kahramanmaraş Okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur’un amcası: "O caninin mezarı bile belli değil" Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, "Çocukların katili olan bu çocuğun cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar" dedi. Hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı da, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" diye konuştu. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğrencilerin aileleri mezarlık ziyaretlerini sürdürüyor. Aileler, çocuklarının mezar başlarına gelerek Kur’an-ı Kerim okuyup dualar ediyor. Okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, Kerem’in okul saldırısında sınıftaki diğer kızlara siper olduğunu ve kurtardığını söyledi. Oğlunun mezarına gelip dualar ettiğini ve oğluyla konuştuğunu da anlatan baba Güngör, "Başına bir şey gelmesinden hep endişe duyarak okula götürürdük. Böyle bir olay yaşandı ve çok üzgünüm. Kerem Erdem bu dünya zindanından kurtuldu diye teselli buluyorum. Yoksa kafayı yiyeceğim. Dün akşam yemek yiyoruz, ‘Kerem nerede’ diyorum. İçim cız ediyor Allah kimseye evlat acısı vermesin çok acı bir şey. Her sabah geliyorum Allah bizden daha merhametlidir oğlum, size daha güzel şeyler yediriyor ve içiriyordur, size daha iyi bakıyordur’ oğlum diyorum. Tek tesellim o yoksa düşündükçe çok kötü oluyorum. Günahsız ve niyeti ile beraber gitti. O kız çocukları kurtararak gitti, Allah bizi de onların şefaatçisi eylesin. Melek isimli arkadaşı geldi ağlıyor sarılıyor ve o kızımızla konuştum cani kısa süreli gelip gittiği için çocuklara fırsat tanımamış çocuğumuz orada nasıl şehit olmuş ben de bilemiyorum. Birkaç kere gelmiş gitmiş sınıfa" dedi. "Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk" Çocuğu ile hayallerinin olduğunu söyleyen ve ailelere seslenen baba Güngör, "Bu caninin bedenini beslemişler ruhunu beslememişler. Bu cani ortalama 1.80 boyunda 90 kilogram. İster emniyet müdürü ol, ister öğretmen ol beni hiç ilgilendirmez. Benim çocuğum bir tarafa dünya bir tarafa idi. Benim çocuğumu mahvettiniz, siz bu çocuğu beslemediğiniz için ruhunu benim çocuğum ve bu çocuklar hayatını kaybetti. Ruhunu beslemeyen kim varsa Türkiye’de lütfen iyi bakılsın iyi incelensin. Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk. Böyle bir çocukken birilerinin çocuğu geldi bizim çocuğumuzu hayatından etti. Ailelere sesleniyorum, ben de bir eğitimciyim. Böyle bir canilik ve katliam yapacak düzeye gelemez. Babası hala, ’benim çocuğum zeki idi’ diyor. Zeka bir tarafa bizim çocuklar geri zekalı mıydı? Bizim çocuklarımız da zeki idi ve bu çocuk matematikte 15’te 15 yapan bir çocuktu, geleceği uçak mühendisi olmaktı. Hayallerimiz vardı bitirdiniz. Senin o kibrin yüzünden bitti emniyet müdürü. Allah seni bildiği gibi yaptı. Kibriniz aileleri mahvetti" diye konuştu. "Cenaze namazı kılınmadı, kabri de yok" Katil zanlısının cenaze namazının kılınmadığını ve kabrinin de olmadığını söyleyen baba Güngör, "Bu adam her şeyi hesaplamış silahları ortaya koymuş, benim babam emniyette bekçiydi 27 yıl. Ben babamın silahlarına dokunamazdım. Babam silahı ortaya bırakmazdı. Burada anne de sevgiyi vermediği için çok büyük suçtur. Daha önce silahlarla fotoğraf çektirmiş. Çocuğunu tedavi ettirmez mi? Şimdi kendinin hayatı da bitti, çocuğunun hayatı da bitti. Ne oldu bu kadar insanın ahını alıyorlar. Türkiye’den bu kadar insan geliyor, bizim çocuklarımıza dua ediyorlar, senin çocuğuna ne geliyor? Başka aileler yaşamasın diye söylüyorum. Tedbirini alsınlar, devletin her şeye gücü yetmez, şımarık ve egoist çocuk yetiştirmemeliyiz. Allah başka insanların canlarına vermesin, ülkemizde son bulsun. Çocukların katili olan bu çocuğun evet cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar. Biz bunu yok olmaya mahkum etmezsek ve gündeme taşımazsak tekrarlanır" dedi. "O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" Kahramanmaraş’ta okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı, yeğeninin mezarı başında yaptığı açıklamada, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil. Ben buradan, sizin vesilenizle, aracılığınızla o imam efendiye de teşekkür etmek istiyorum. Göstermiş olduğu duyarlılıktan sebep Allah hocamızdan da razı olsun" dedi. "Katilin tek başına olduğuna inanmıyoruz" Amca Kazıcı, okul saldırganının yalnız olduğuna inanmadığını, arkasında başkalarının da olabileceğini ifade ederek, "Ben bu hadisenin tek başına yapılmış münferit bir hadise olduğuna inanmıyorum. Yani tek başına olmadığına inanıyorum ve bu işin planlı, projeli olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu.
Samsun Afet Beslenme Grubu toplantısı Samsun Valiliği öncülüğünde, afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde Afet Beslenme Grubu toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye genelinde uygulanan Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında oluşturulan yerel afet gruplarının görev ve sorumluluklarına yönelik eğitim ve toplantıların sürdüğü bildirildi. Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk başkanlığında düzenlenen toplantı, AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda yapıldı. Afet bölgesinde beslenme hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesinden sorumlu grubun ana çözüm ortağı olan Türk Kızılay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ilgili paydaş temsilcileri katıldı. Toplantıda, afet anında görev yapan personel ile afetzedelerin beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, sahadaki arama kurtarma ekiplerine kesintisiz gıda desteği sağlanması ve gerekli durumlarda yemek üretim tesislerinden sıcak yemek temininin organize edilmesi konuları ele alındı. Ayrıca yerel kapasitenin belirlenmesi, yüksek kalorili beslenme desteğinin planlanması, gıda tedarik zincirinin kurulması ve dağıtım standartlarının oluşturulmasına yönelik eğitim verildi. Yetkililer, afet bölgelerinde hızlı ve etkin müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle ilk 72 saatin "altın saatler" olarak nitelendirildiğini vurguladı. Vatandaşların bu kritik süreye hazırlıklı olması gerektiği hatırlatıldı.