Son Dakika
|
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Şanlıurfa’da rahatsızlanan İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuştu
29 Nisan 2026 Çarşamba - 13:07:03
Şanlıurfa’da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran İspanyol turist acilen alındığı ameliyatla sağlığına kavuşurken, tedavi sürecinde kullanılan yapay zeka destekli çeviri, iletişimi kolaylaştırdı. Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi, ziyaret amacıyla kente gelen yabancı bir hastaya yönelik başarılı müdahalesiyle dikkat çekti. İspanya vatandaşı Jose Miguel Marzal Gas, 2 gündür devam eden şiddetli karın ağrısı şikayeti üzerine hastanenin acil servisine başvurdu. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından hastaya "akut perfore apandisit" tanısı konuldu. Hayati risk taşıyan durum nedeniyle hasta acil ameliyata alındı. Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından İspanyol turist sağlığına kavuştu. Genel durumu iyi olan turist, başarılı ameliyatı gerçekleştiren genel cerrahi uzmanı Op. Dr. İskender Kutlu’ya yapay zeka çevirisi yardımıyla teşekkür etti. Tedavi sürecinden memnuniyet duyduğunu belirten Jose Miguel Marzal Gas, "Cumartesi günü öleceğimi düşündüm. Çok şiddetli bir ağrım vardı. Ancak kısa sürede kendimi toparladım. Doktoruma ve burada görev yapan tüm sağlık çalışanlarına minnettarım" ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan turistin taburcu edilmesinin ardından kentteki gezisine kaldığı yeden devam edeceği öğrenildi.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:41
Ani sıcaklık değişimleri çocukları vuruyor: Uzmandan ailelere "kat kat giydirin" uyarısı
Ani hava değişimlerinin çocuk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülsenem Aracı, gün içindeki sıcaklık farklarının özellikle okul çağındaki çocuklarda hastalık riskini artırdığını belirterek ailelere "kat kat giydirin" uyarısında bulundu. Son yıllarda sıkça yaşanan ani hava değişimleri, özellikle çocukların sağlığını tehdit ediyor. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülsenem Aracı, gün içinde yaşanan hızlı ısı farklarının çocukların bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu belirtti. Çocukların vücut ısılarını yetişkinlere göre daha zor dengelediğini vurgulayan Uzm. Dr. Aracı, "Gün içindeki ani sıcaklık değişimleri; soğuk algınlığı, grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor. Özellikle okul çağındaki çocuklar, kalabalık ortamlarda bulunmaları nedeniyle hastalıklara daha açık hale geliyor" şeklinde konuştu. "Sadece fiziksel değil, zihinsel etkiler de görülüyor" Değişken hava şartlarının yalnızca hastalıklarla sınırlı kalmadığını ifade eden Aracı, bu durumun çocukların günlük hayatını da etkilediğini belirtti. "Ani hava değişimleri çocuklarda halsizlik, iştahsızlık ve odaklanma sorunlarına yol açabiliyor. Aynı zamanda kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi, hem hareketsizliği artırıyor hem de bulaşıcı hastalık riskini yükseltiyor. Bu durum çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de olumsuz etkileyebiliyor" diye konuştu. Ailelere önemli öneriler Ebeveynlerin bu süreçte dikkatli olması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Aracı, şu önerilerde bulundu: "Çocuklar hava koşullarına uygun şekilde giydirilmeli ve kat kat giyim tercih edilmelidir. Dengeli beslenme, yeterli uyku ve bol su tüketimi bağışıklık sistemini destekler. Ayrıca çocukların düzenli olarak açık havada zaman geçirmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi de hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. Ani hava değişimlerinde belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık uzmanına başvurulmalıdır." "Kat kat giyinme yöntemi öne çıkıyor" Değişken hava şartlarında en etkili yöntemlerden birinin kat kat giyinme olduğunu belirten Uzm. Dr. Aracı, "Tek kalın kıyafet yerine ince ama birden fazla katman tercih edilmelidir. Bu sayede gün içinde değişen hava koşullarına göre kıyafetler kolayca çıkarılıp giyilebilir ve vücut ısısı dengede tutulur. Pamuklu ve nefes alabilen kumaşlar tercih edilmeli, sentetik ürünlerden kaçınılmalıdır. İç katmanda pamuklu tişörtler, dış katmanda ise rüzgârı kesen ama hava alan giysiler daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:27
Uzmanlardan ’Kene’ uyarısı: "Vaka sayısı artacak, ölümcül olabiliyor, ciddiye alalım"
Havaların sıcaklıklarının yükselmesiyle kene kaynaklı vakaların da kendini gösterebildiğini söyleyen İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, "Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz benekli ateşi. Çıplak elle değil tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı gibi belirtiler çok özgül değil, o yüzden gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, daha dikkatli olmamız gerekiyor" dedi. Sivas’ta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) nedeniyle 21 yaşındaki bir gencin vefat ettiği iddia edilirken havaların ısınmasıyla birlikte uzmanlar keneye karşı uyardı. Sıcak yaz günlerinde park, bahçe, mesire alanı gibi yeşil alanlarda vatandaşların yoğunluk oluşturduğuna dikkat çekilirken İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İlker İnanç Balkan da önemli tavsiyelerde bulundu. Kenenin kesinlikle çıplak elle çıkarılmaması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Balkan, kişilerin açık renkli, uzun giysiler tercih etmesi ve vücutlarını kontrol etmesi gerektiğini belirtti. "Çıplak elle çıkarılmamalı" "Keneler nisan ayı ortasıyla eylül ayı ortası arasında toprak sıcaklığı 16-18 dereceye çıktığında hayatımızda bir yer teşkil etmeye, hastalık bulaştırmaya başlıyor" diyen Prof. Dr. İlker İnanç Balkan, " Ülkemizde 3 hastalık kenelerle ilgili çok önemli, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), lyme, Akdeniz Benekli Ateşi. Lyme hastalığı, Akdeniz Benekli Ateşinin kene popülasyonu daha farklı bölgelerde. Akdeniz benekli ateşi özellikle Trakya bölgesinde daha çok görülüyor. Lyme daha kırsal, dağlık ve ya tarımla ilgili faaliyetlerin olduğu bölgelerde. KKKA’nın taşıyıcısı keneler ülkemizde belirli bir bölgede daha çok görülüyor. Kelkit Vadisi denilen veya Doğu Karadeniz, Orta Anadolu Hattı’nda özellikle Sivas, Çorum, Tokat gibi illerimizin bulunduğu bölgede yoğun olarak görülüyor. Kırsal alanda çalışanlar, pikniğe gidenler, tarım ve hayvancılıkla meşgul olanlar özellikle dikkat etmeli. Kenenin tutunduğunu fark etmek bazen güç oluyor. Pikniğe gidenler, açık alanda çimenlerin üzerine oturmak yerine bir örtünün üzerine oturmalı, mümkünse pantolonlarını bir çorabın içerisine alarak bulunmalı. Eve geldiklerinde kontrol etmeleri çok önemli. Vücutta diz arkası, kulak arkası, saçlı deri gibi kıyıda köşede kalmış vücut bölgelerine keneler tutunabilir. Çıplak elle değil eğer kene tutulmamışsa bir peçete yardımıyla alınmalı. Eğer tutunmuşsa cımbızla hiç koparmadan almak lazım. Kenenin çıkartılması esnasında baş kısmı eğer cildin içerisinde kalırsa hastalığın bulaşması kolaylaşır" dedi. "İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir" Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Balkan, "KKKA için konuşursak kenenin tutunmasından sonra 10 gün içerisinde belirtiler başlar. Halsizlik, ateş, kas ve baş ağrısı, mide bulantısı, karın ağrısı gibi çok özgül olmayan belirtiler, gribi de düşündürebilecek belirtiler. O yüzden kişinin dikkatini çekmeyebiliyor, bu da gecikmelere yol açabiliyor. İlk 2-3 gün hiç belirti olmayabilir, sonrasında başlayabilir. Kene tutunmasını izleyen 10 gün içinde belirtilerden herhangi birisi ortaya çıkarsa derhal sağlık kuruluşuna başvurmak, gecikmemek gerekir. KKKA’ya yol açan virüs, vücuda yayıldığında tüm organları etkileyen organ yetmezliklerine, vücut içerisinde kanamalara yol açan, çok ağır bir klinik tabloya ve çoklu organ yetmezliğine sebep olabiliyor, bu çok hızlı ilerleyebiliyor. Burada biraz zamanla yarıştığımızı söylemeliyim. Destek tedavisi yapılıyor, kanamayı önleyici tedaviler. Antiviral bir ilacımız var ama hafif vakalarda çok ihtiyaç olmuyor. Yılda 500 ila bin vaka arası kayıtlara geçiyor. Bunlardan da yüzde 3 ila 5’i arasında vaka maalesef ölümle sonuçlanıyor. Yüzde 10-15 gibi ağır vaka olduğunu söyleyebiliriz. Eşlik eden başka hastalıkların bulunması da bir faktör. İyi takip edilmezse, geç kalınırsa ölümcül olabiliyor. Virüse özgü bir antiviralimiz yok, aşı çalışmaları devam ediyor. Spesifik, virüse özgü bir tedavi henüz elimizde yok" şeklinde konuştu. "Vaka sayısı artacak, ciddiye alalım, ölüme yol açabilir" Henüz sıcaklıkların yeni geldiğini ve kişilerin bulundukları noktalarda mutlaka dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Balkan sözlerine şöyle devam etti: "Vaka sayısı artacak, bunu ciddiye alalım, böyle bir risk var. Keneler ölümcül bir virüsü bulaştırabilir ve bu virüs 10 gün içerisinde de ölüme yol açabilir. Çocuklarımızı, sevdiklerimizi korumak amacıyla daha dikkatli olmamız gerekiyor. Sağlık Bakanlığı’mızın yayınladığı broşürler var, bilgilendirme videoları var. Bağda, bahçede, tarlada, piknikte vakit geçiren vatandaşlarımız eve döndüklerinde vücuda tutunan bir kene var mı, kontrol etsinler. Aile fertleri birbirini kontrol ederek kene tutunması açısından birbirini gözden geçirerek bu önlemi alabilirler. Açık renk kıyafetler giymek kenenin fark edilmesini kolaylaştıracaktır. Kişinin kene teması bütün yaklaşımı değiştiriyor, hastayı gözlem altına almayı gerektiriyor. Tanı konuncaya kadar mutlaka hastalarımızı gözlem altında tutuyoruz. Durumu hekime bildirmemiz, özellikle bu aylarda nisan-eylül aylarında keneyle ilişkili hastalıkların görüldüğü coğrafyada yaşayan vatandaşlarımız bu konuda daha duyarlı, hassas olabilirlerse daha erken tanı konulması ve tedavinin başlanması açısından hayat kurtarıcı olacaktır. Bütünlüğünü koruyarak çıkarmak lazım, sonra orayı sabunlu suyla yıkamak lazım. Kene tutunmuş vaziyetteyken üzerine herhangi bir kimyasal uygulamak kenenin kusmasına yol açacağından kene de virüsü zaten sindirim sisteminde taşıdığı için hastalığı daha da fazla bulaştırmasına yol açacağından kesinlikle önerilmez. Kenenin bütünlüğünü bozmadan çıkarma imkanımız yok ise hiç dokunmadan sağlık kuruluşuna başvuralım bu önemli"
29 Nisan 2026 Çarşamba - 12:25
Diyarbakır’da 2 bin 300 aileye yeni doğan destek paketi
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği "yeni doğan destek paketi" ile son bir yılda sosyoekonomik zorluk yaşayan 2 bin 300 aileye, doğumun ilk anından itibaren destek sundu. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, toplumsal dayanışma ağlarını güçlendirmek amacıyla 7’den 70’e her kesime ulaşma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. Yardım İşleri Şube Müdürlüğü, sosyal belediyecilik politikası gereği yeni doğan bebeklere yönelik özel destek paketleri oluşturdu. Yeni Doğan Destek Paketi Projesi kapsamında yapılan incelemelerde, özellikle geliri düşük ailelerin yeni doğan bebeklerinin temel ihtiyaçlara erişimde güçlük yaşadığı tespit edildi. Bu doğrultuda hazırlanan destek paketleri ailelere ulaştırılıyor. Sosyal Hizmetler ve Yardım İşleri Şube Müdürlüğü, son 1 yılda 2 bin 300 aileye ücretsiz yeni doğan destek paketi ulaştırdı. 0-1 aylık bebekler için hazırlanan destek paketinde, anne için hijyen pedi, bebek için hastane çıkış seti, battaniye, bez, şampuan, ıslak mendil ve ateş ölçer gibi temel ihtiyaç ürünleri bulunuyor. Projeye ilişkin bilgi veren Sosyal Hizmetler ve Yardım İşleri Şube Müdürü Nihal Bozhan Özbek, yeni bir bebeğin dünyaya gelişinin mutluluk kadar sorumluluk da getirdiğini belirterek, her bebeğin eşit şartlarda hayata başlaması gerektiğine inandıklarını ifade etti. Özbek, projenin yalnızca bir sosyal yardım değil, aynı zamanda bir dayanışma çalışması olduğunu vurguladı. "Her bebek eşit başlangıç hakkına sahip’’ Sosyal yardım talebi ile müdürlüğe müracaatta bulunan ailelerin evlerine ziyaretler gerçekleştirerek sosyal incelemelerde bulunduklarını ifade eden Özbek, sahada yaptıkları incelemeler sonucunda yeni doğum yapan annelerin temel ihtiyaçlara erişiminde güçlük çektiklerini tespit ettiklerini ve bu ihtiyaca somut bir destek sunmak istediklerini söyledi. Her yeni doğan bebeğin eşit bir başlangıç hakkına sahip olması gerektiğine inandıklarını aktaran Özbek, özellikle sosyoekonomik açıdan gelir durumu düşük olan ailelere bu hassas süreçlerinde yalnız olmadıklarını hissettirmek amacıyla bu projeyi ortaya çıkardıklarını kaydetti. "Doğan her bebeği bu kentin bir değeri olarak görüyoruz’’ Bu projenin sadece bir sosyal yardım projesi değil, aynı zamanda bir sosyal dayanışma projesi olduğunun altını çizen Özbek, "Çünkü biz Diyarbakır’da doğan her bebeği bu kentin bir değeri olarak görüyoruz ve hayatlarının en başlangıcından itibaren onların yanında olduğumuzu hissettirmek istiyoruz" dedi. Yaklaşık bir yıldır sürdürülen proje kapsamında bugüne kadar 2 bin 300 aileye destek verildiğini bildiren Özbek, ailelerden alınan geri dönüşlerin olumlu olduğunu ve çalışmanın artarak devam edeceğini vurguladı. Özbek, "Bu çalışmaya başlayalı tam bir yıl oldu. Bugüne kadar 2 bin 300 aileye ulaştık ve sayımız her geçen gün artıyor. Ailelerin bu anlamda yaptıkları geri dönüşler çok olumlu. Yeni doğum süreçlerinin en başında yanlarında olduğumuzu hissetmeleri, böylesi küçük paketlerle desteklenmeleri onların kendilerini değerli hissetmelerini sağlıyor ve biz bu olumlu dönüşlerle ciddi bir motivasyon yakaladık. Bu hizmeti sürdürmeye devam edeceğiz" dedi. Projeden yararlanan Ferhat Göçlü ise verilen destekten memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bizim 3 çocuğumuz vardı. Bu dördüncü oldu. Bunun için çok sevinçliyiz. Büyükşehir Belediyesinin bize vermiş olduğu çanta biraz olsa da bize katkı sağladığı için teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
3
28 Nisan 2026 Salı- 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
4
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
5
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
12 Eylül 2025 Cuma - 11:07
Araban Sarımsağı ile hazırladığı turşu ile şifa dağıtıyor
Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde oturan Erdal Şaşkın, Araban Sarımsağından doğal turşular hazırlayarak bölgede yaşayan vatandaşlara şifa dağıtıyor. Erdal Şaşkın, Araban Ovası’nın verimli topraklarında yetişen meşhur Araban Sarımsağı ile yaptığı sarımsak turşusu ile şifa dağıtıyor. İnsan sağlına faylarıyla bilinen sarımsakları araştırdığını belirten Şaşkın, Araban Sarımsağının kendine has tadı, aroması ve dayanıklılığı olduğunu gördüğü için bunun turşusunu yapmaya karar verdiğini söyledi. Araban Ziraat Odası ve Sarımsak Üreticileri Birliği Başkanı Hasan Altun, Şaşkın’ı ziyaret ederek Araban Sarımsağının tanıtımına katkıda bulunduğu için teşekkür etti.
12 Eylül 2025 Cuma - 10:59
Uzmanı uyardı: "Ani ve şiddetli karın ağrıları ciddiye alınmalı"
Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, ani ve şiddetli karın ağrılarının ciddi nedenlerden kaynaklanabileceğini belirterek, doğru değerlendirme ile komplikasyonların önlenebileceğini vurguladı. Ani ve şiddetli karın ağrıları, genellikle acil müdahale gerektiren durumların ilk göstergesi olabilir. Özellikle karın içinde yer alan organlarla ilgili sorunlar, bazen yaşamı tehdit edebilecek komplikasyonlara yol açabilir. Medicana Kadıköy Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Muharrem Coşkun, karın ağrılarının farklı nedenlerden kaynaklanabileceğini belirterek, "Ani başlayan ve giderek şiddetlenen karın ağrısı, apandisit, safra kesesi taşı, pankreatit veya bağırsak tıkanıklığı gibi acil durumların habercisi olabilir. Ağrının niteliği, süresi ve eşlik eden bulgular, doğru tanı için yol göstericidir" dedi. Kusma ve bulantıya dikkat Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, ani karın ağrısı ile birlikte bazı belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, "Kusma ve bulantının eşlik etmesi, yüksek ateş, karın bölgesinde sertlik veya hassasiyet, dışkıda kan veya renk değişikliği, şiddetli ve giderek artan ağrı bazen hayati risk taşıyan durumların göstergesi olabilir. Erken tanı ve doğru müdahale, komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltır" şeklinde konuştu. "Dengeli beslenin" Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, tanı sürecinde multidisipliner yaklaşımın önemine değinerek, "Ağrının kaynağına bağlı olarak cerrahi veya medikal tedavi seçenekleri değerlendirilir. Düzenli takip ve doğru tedavi planı, komplikasyonların önlenmesinde kritik rol oynar. Ani karın ağrılarının tamamen önlenmesi her zaman mümkün olmasa da, bazı önlemler riskin azaltılmasına katkı sağlar. Dengeli ve düzenli beslenme, aşırı yağlı ve işlenmiş gıdalardan kaçınma, düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite, daha önce benzer rahatsızlıkları olan kişilerin, risk durumlarını bilerek hareket etmesi önlem olabilir" ifadelerini kullandı. "Geçici bir rahatsızlık olarak görülmemeli" Uzm. Dr. Muharrem Coşkun, karın ağrısı şikâyeti yaşayan kişilerin gecikmeden tıbbi değerlendirme almasının önemini vurgulayarak, "Ağrı hafif gibi görünse de altında ciddi bir durum yatabilir. Özellikle şiddetli ve ani başlayan karın ağrıları, ihmal edilmemeli ve acil değerlendirmeye alınmalıdır. Ani ve şiddetli karın ağrıları, sadece geçici bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemeli, potansiyel ciddi sağlık sorunlarının habercisi olarak ele alınmalıdır. Erken tanı ve uygun müdahale ile komplikasyon riski önemli ölçüde azaltılabilir" dedi.
12 Eylül 2025 Cuma - 09:50
Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler
Kendi çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gören ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden olumlu sonuç alamayan iki baba, Osmanlı dönemindeki tedavi yöntemini keşfederek önce kendi evlatlarını iyileştirdi. Şimdi ise aynı durumda olan ailelere ve gençlere umut olmaya devam ediyorlar. Isparta’da kurdukları Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına uygulanan hamam tedavisinden esinlenerek sauna ve çeşitli aktivitelerle ilaçsız tedavi sunuyor. Bu yöntem sayesinde 11 yılda 800’den fazla kişi bağımlılıktan kurtuldu. Isparta’da 2014 yılından itibaren faaliyet gösteren Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), madde bağımlılarını ilaçsız tedavi eden özel bir iyileştirme merkeziyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilklerine imza atan derneğe başvuran bağımlılar, at bakıcılığı, kütüphane, hobi bahçesi, ahşap ve demir atölyesi, oyun salonu ve su terapisi gibi etkinliklerle sosyal hayata kazandırılıyor. Merkez, AMATEM ve benzeri kuruluşların uyguladığı ilaç tedavisini reddediyor. Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına hamam yöntemiyle uygulanan tedaviden ilham alan dernek, günümüz teknolojisini kullanarak sauna yöntemiyle 6 ay süren bir iyileştirme süreci yürütüyor. Başarı oranının yüzde 70’e ulaştığı merkezde bugüne kadar 800’den fazla genç, madde bağımlılığından kurtularak meslek sahibi oldu. Evlatlarını kurtarma mücadelesinden doğan umut Derneğin kuruluş hikâyesi de ise İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, kendi evlatlarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüklerinde pek çok tedavi yöntemini denedi ancak sonuç alamadı. Katıldıkları bir etkinlikte Osmanlı dönemindeki hamam tedavisinden ilham alan iki baba, apartmanlarının deposuna kurdukları basit bir sauna sistemiyle ilk 6 kişilik bağımlı grubunu 6 ayda iyileştirmeyi başardı. Bu başarının ardından derneği büyüterek, kendi acılarından doğan bu yöntemle başka ailelere de umut kapısı araladılar. Acıdan doğan bir umut hikâyesi UYUMDER’de tedavi olduktan sonra yaklaşık 3 yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapan Mustafa Sarı, "UYUMDER, 11 yıl önce küçük bir depoda, iki evladıyla sınanmış iki baba tarafından, kendi yaşadıkları acılardan yola çıkılarak kuruldu. Daha sonra yapılan çalışmaları gören Isparta Valiliği’nin de destekleriyle derneğimiz, Isparta–Eğirdir Karayolu’nda yaklaşık 52 dönümlük bir araziye taşındı. Kuruluş hikâyesi şöyle: Kurucularımız İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, evlatlarının sigara bile içmediğini düşünürken bir anda onların madde bağımlısı olduğunu öğrendi. Birçok yöntem denemelerine rağmen sonuç alamadılar. Katıldıkları bir seminerde Osmanlı döneminden kalma bir tedavi yöntemini duyduktan sonra bu yöntemi denemeye karar verdiler. Dernek ilk olarak bir apartmanın bodrum katında kuruldu. İlk 6 kişiyle başladılar ve çok zor, çok acılı bir dönemden geçtiler. Daha sonra buranın yetersiz geldiğini anlayınca Gölcük Tabiat Parkı civarında daha büyük bir alana geçerek ilk sauna sistemini orada başlattılar" ifadelerini kullandı. Asırlık yöntemle ilaçsız tedavi Sauna programının Osmanlı dönemine dayandığını belirten Sarı, "O dönemde şarap bağımlıları ve Müslüman olmayı seçen Hristiyanlar, bağımlılıklarından kurtulmak için hamama girerek vücuttaki maddeleri terleme yoluyla atıyorlardı. Biz de burada tamamen geçmişe dayalı bu yöntemi uyguluyoruz. Dışarıda AMATEM veya başka kuruluşların kullandığı ilaç tedavisini kesinlikle uygulamıyoruz" şeklinde konuştu. 18 yılın izleri, 24 günde temizleniyor Derneğin, Türkiye’de ilk ve tek ilaçsız tedavi merkezi olduğunu söyleyen Sarı, "Sauna programımızda 21 ile 24 gün arasında, kullandığımız vitaminlerin de desteğiyle, vücuttaki bağımlılık maddelerini detoks yöntemiyle temizliyoruz. Bazı maddelerin 18 yıl boyunca vücuttan atılmadığı bilinir, biz bu tedaviyle 21–24 günde bu maddeleri sauna yoluyla atabiliyoruz. Başarı oranımız yüzde 70’tir. Kimse ‘yüzde 100 başarı’ iddiasında bulunamaz, böyle bir şey yoktur. Altı aylık tedavi programımızı adım adım uyguladığımızda başarı ortalaması yüzde 70’tir. Yüzde 30’luk başarısızlık oranı ise genellikle kişilerin istikrarsızlığından kaynaklanır. ‘Annem için geldim, babam için geldim, evlatlarım için geldim’ diyerek isteksiz gelen arkadaşlarımız olabiliyor. Bu nedenle zaman zaman başarısızlık yaşanıyor" dedi. Gençlerin hayatına dokunmak için destek çağrısı UYUMDER olarak maddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Sarı, "Biz Isparta’da Valilik onaylı bir tedavi merkeziyiz ve tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz. Ancak gelen arkadaşlarımıza her zaman yeterli imkân sağlayamıyoruz. Örneğin, kuru bakliyatımızı bile Ankara’dan kendi aracımızla temin ediyoruz. Devletimiz her zaman yanımızda, Allah razı olsun, ama biz büyüklerimizin, belediyemizin ve halkımızın desteğinin her zaman omuzlarımızda olmasını istiyoruz. Buradaki yatak kapasitemiz 50 kişi fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle şu anda 20–25 gence destek olabiliyoruz. Belediyemiz, Valiliğimiz ve iş insanlarımız bize destek verirse, sadece 25 değil 50 gencimizi aynı anda tedavi edebilir ve sahip çıkabiliriz" ifadelerini kullandı.
12 Eylül 2025 Cuma - 09:47
Osmanlı’dan esinlenen yöntemle 11 yılda 800 bağımlı genci hayata döndürdüler
Kendi çocuklarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gören ve uygulanan tüm tedavi yöntemlerinden olumlu sonuç alamayan iki baba, Osmanlı dönemindeki tedavi yöntemini keşfederek önce kendi evlatlarını iyileştirdi. Şimdi ise aynı durumda olan ailelere ve gençlere umut olmaya devam ediyorlar. Isparta’da kurdukları Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına uygulanan hamam tedavisinden esinlenerek sauna ve çeşitli aktivitelerle ilaçsız tedavi sunuyor. Bu yöntem sayesinde 11 yılda 800’den fazla kişi bağımlılıktan kurtuldu. Isparta’da 2014 yılından itibaren faaliyet gösteren Uyuşturucu, Bağımlılıklarla ve Alkolizmle Mücadele Derneği (UYUMDER), madde bağımlılarını ilaçsız tedavi eden özel bir iyileştirme merkeziyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilklerine imza atan derneğe başvuran bağımlılar, at bakıcılığı, kütüphane, hobi bahçesi, ahşap ve demir atölyesi, oyun salonu ve su terapisi gibi etkinliklerle sosyal hayata kazandırılıyor. Merkez, AMATEM ve benzeri kuruluşların uyguladığı ilaç tedavisini reddediyor. Osmanlı döneminde alkol bağımlılarına hamam yöntemiyle uygulanan tedaviden ilham alan dernek, günümüz teknolojisini kullanarak sauna yöntemiyle 6 ay süren bir iyileştirme süreci yürütüyor. Başarı oranının yüzde 70’e ulaştığı merkezde bugüne kadar 800’den fazla genç, madde bağımlılığından kurtularak meslek sahibi oldu. Evlatlarını kurtarma mücadelesinden doğan umut Derneğin kuruluş hikâyesi de ise İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, kendi evlatlarının uyuşturucu bağımlısı olduğunu gördüklerinde pek çok tedavi yöntemini denedi ancak sonuç alamadı. Katıldıkları bir etkinlikte Osmanlı dönemindeki hamam tedavisinden ilham alan iki baba, apartmanlarının deposuna kurdukları basit bir sauna sistemiyle ilk 6 kişilik bağımlı grubunu 6 ayda iyileştirmeyi başardı. Bu başarının ardından derneği büyüterek, kendi acılarından doğan bu yöntemle başka ailelere de umut kapısı araladılar. Acıdan doğan bir umut hikâyesi UYUMDER’de tedavi olduktan sonra yaklaşık 3 yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapan Mustafa Sarı, "UYUMDER, 11 yıl önce küçük bir depoda, iki evladıyla sınanmış iki baba tarafından, kendi yaşadıkları acılardan yola çıkılarak kuruldu. Daha sonra yapılan çalışmaları gören Isparta Valiliği’nin de destekleriyle derneğimiz, Isparta-Eğirdir Karayolu’nda yaklaşık 52 dönümlük bir araziye taşındı. Kuruluş hikâyesi şöyle: Kurucularımız İbrahim Uzunköprü ve Yaşar Erbil, evlatlarının sigara bile içmediğini düşünürken bir anda onların madde bağımlısı olduğunu öğrendi. Birçok yöntem denemelerine rağmen sonuç alamadılar. Katıldıkları bir seminerde Osmanlı döneminden kalma bir tedavi yöntemini duyduktan sonra bu yöntemi denemeye karar verdiler. Dernek ilk olarak bir apartmanın bodrum katında kuruldu. İlk 6 kişiyle başladılar ve çok zor, çok acılı bir dönemden geçtiler. Daha sonra buranın yetersiz geldiğini anlayınca Gölcük Tabiat Parkı civarında daha büyük bir alana geçerek ilk sauna sistemini orada başlattılar" ifadelerini kullandı. Asırlık yöntemle ilaçsız tedavi Sauna programının Osmanlı dönemine dayandığını belirten Sarı, "O dönemde şarap bağımlıları ve Müslüman olmayı seçen Hristiyanlar, bağımlılıklarından kurtulmak için hamama girerek vücuttaki maddeleri terleme yoluyla atıyorlardı. Biz de burada tamamen geçmişe dayalı bu yöntemi uyguluyoruz. Dışarıda AMATEM veya başka kuruluşların kullandığı ilaç tedavisini kesinlikle uygulamıyoruz" şeklinde konuştu. 18 yılın izleri, 24 günde temizleniyor Derneğin, Türkiye’de ilk ve tek ilaçsız tedavi merkezi olduğunu söyleyen Sarı, "Sauna programımızda 21 ile 24 gün arasında, kullandığımız vitaminlerin de desteğiyle, vücuttaki bağımlılık maddelerini detoks yöntemiyle temizliyoruz. Bazı maddelerin 18 yıl boyunca vücuttan atılmadığı bilinir, biz bu tedaviyle 21-24 günde bu maddeleri sauna yoluyla atabiliyoruz. Başarı oranımız yüzde 70’tir. Kimse ‘yüzde 100 başarı’ iddiasında bulunamaz, böyle bir şey yoktur. Altı aylık tedavi programımızı adım adım uyguladığımızda başarı ortalaması yüzde 70’tir. Yüzde 30’luk başarısızlık oranı ise genellikle kişilerin istikrarsızlığından kaynaklanır. ‘Annem için geldim, babam için geldim, evlatlarım için geldim’ diyerek isteksiz gelen arkadaşlarımız olabiliyor. Bu nedenle zaman zaman başarısızlık yaşanıyor" dedi. Gençlerin hayatına dokunmak için destek çağrısı UYUMDER olarak maddi sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Sarı, "Biz Isparta’da Valilik onaylı bir tedavi merkeziyiz ve tamamen ücretsiz hizmet veriyoruz. Ancak gelen arkadaşlarımıza her zaman yeterli imkân sağlayamıyoruz. Örneğin, kuru bakliyatımızı bile Ankara’dan kendi aracımızla temin ediyoruz. Devletimiz her zaman yanımızda, Allah razı olsun, ama biz büyüklerimizin, belediyemizin ve halkımızın desteğinin her zaman omuzlarımızda olmasını istiyoruz. Buradaki yatak kapasitemiz 50 kişi fakat maddi imkânsızlıklar nedeniyle şu anda 20-25 gence destek olabiliyoruz. Belediyemiz, Valiliğimiz ve iş insanlarımız bize destek verirse, sadece 25 değil 50 gencimizi aynı anda tedavi edebilir ve sahip çıkabiliriz" ifadelerini kullandı.
12 Eylül 2025 Cuma - 09:15
Kütahya’da dev guatr ameliyatsız tedavi edildi: Yüzde 90’dan fazla küçülme oldu
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesi Girişimsel Radyoloji Biriminde olağanüstü büyüklüğe ulaşan guatr, mikrodalga ablasyon yöntemiyle tedavi edilerek yüzde 90’dan fazla küçülme gerçekleştirilerek büyük bir başarıya imza atıldı. Mikrodalga ablasyon yöntemi hakkında açıklamalarda bulunan Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Girişimsel Radyoloji olarak, dev guatrı nedeniyle İzmir’den bize başvuran hastamız, nefes almakta güçlük, yutkunmada zorluk, fiziksel görünüm bozukluğu ve buna bağlı özgüven kaybı şikâyetleriyle çok zor günler geçiriyordu. Hastamızın önce biyopsisini yapıp sonuçlarını bekledik. Biyopsi sonuçlarından sonra mikrodalga ablasyon işlemine uygun olduğuna karar verdik. Hastamıza bu yöntemi detaylıca anlattık ve kabul etmesiyle birlikte işlemin planlamasını yaptık. İşlem günü yaklaşık 1 saat süren, ameliyatsız ve sadece iğne deliğinden uygulanan mikrodalga ablasyon ile tedavisini gerçekleştirdik. Hastamıza yapılan işlemin ardından 6 ay sonra geldiği kontrolünde guatrında yüzde 90’dan fazla küçülme sağlandığını gördük. Nefes darlığı ve bası şikâyetleri tamamen kayboldu, görünümü normale döndü. Hastamız şimdi çok mutlu. Kendisi, " Artık rahat nefes alabiliyorum, özgüvenim yerine geldi" diyor" diye konuştu. "Hastalara umut olmaya devam ediyoruz" 1000’in üzerinde vaka tecrübesiyle girişimsel radyolojinin gücüyle hastalara umut olmaya devam ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Korkmaz, " Merkezimize Türkiye’nin dört bir yanından; tiroid, paratiroid, meme, karaciğer ve böbrek tümörleri için hastalar geliyor ve ameliyatsız şifa buluyor. Ayrıca, kliniğimizde sadece hastalar değil, yurtiçi ve yurtdışından gelen hekimler de bu konuda eğitim alıyor. Böylece mikrodalga ablasyon tedavisinin ülkemizde ve dünyada daha yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz" dedi. "Tiroid nodülü ve mikrodalga ablasyon tedavisi nedir? Tiroid nodülleri, tiroid bezinde oluşan ve hastalarda hem kozmetik hem de fonksiyonel problemlere yol açabilen oluşumlardır. Mikrodalga ablasyon, bu nodülleri cerrahi müdahale gerektirmeden (ameliyatsız) etkili bir şekilde tedavi eder. Mikrodalga enerjisi ile nodül dokusu hedef alınarak, hücrelerin kontrollü bir şekilde ısıtılıp yok edilmesi sağlanır. Bu yöntem, cerrahiye gerek kalmadan yapılabilmesi sayesinde hastaların hızlıca günlük yaşantılarına dönmelerine imkan tanır.
12 Eylül 2025 Cuma - 08:53
Kızılay’dan kan bağışı çağrısı
Aydın’da kan stokları kritik seviyelere düşerken, kanın her zaman ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Kızılay, kan bağışı çağrısında bulunarak hafta sonu Kent Meydanı’nda gerçekleştirilecek olan kampanyaya herkesi davet etti. Çeşitli sebeplerle uzun süredir Aydın’daki kan stokları kritik seviyelere ulaşırken, özellikle yaz aylarında azalan kan stoklarını artırmak amacıyla kan bağışı etkinliği gerçekleştirilecek. Özellikle kanser, talasemi gibi hastalıklar sebebi ile tedavi gören vatandaşlar için kanın düzenli olarak ihtiyaç olduğu bilinirken, Kızılay Kan Merkezi vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu. Kanın bir gün değil her gün ihtiyaç olduğuna dikkat çekilirken bu kapsamda 13 Eylül Cumartesi ve 14 Eylül Pazar günü Atatürk Kent Meydanı’nda kan bağışı kampanyası gerçekleştirilecek. Ayrıca kan bağışına teşvik edilmesi amacıyla, bağış yapan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edilecek. Konu ile ilgili Kızılay Kan Merkezi’nden yapılan çağrıda "Yaz aylarında azalan kan stoklarını arttırmak için Aydın Atatürk Kent Meydanında 13 -14 Eylül 2025 Cumartesi ve Pazar günü 15.00-22.00 saatleri arası kan bağışı kampanyası yapılacaktır. Her kan bağışımıza kamp sandalyesi hediye edilecektir" ifadeleri yer aldı.
12 Eylül 2025 Cuma - 08:25
Mut Devlet Hastanesi’ne 13 doktor ataması yapıldı
Mersin’de Mut Devlet Hastanesi’ne 13 doktor ataması yapıldı. Mersin’in Mut ilçesinde bulanan devlet hastanesine 124. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü kurasıyla hekim atamaları yapıldı. Atamanlar arasında 10 tabip ile birer kardiyoloji uzmanı, Anesteziyoloji ve Reanimasyon uzmanı ve Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanı olduğu bildirildi. Mut Devlet Hastanesi Başhekimi Hüseyin Özer, "Nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek amacıyla, her geçen gün gelişen ve büyüyen hastanemize, Sağlık Bakanlığımızın ve Mersin İl Sağlık Müdürlüğümüzün destekleriyle, 124. Devlet Hizmet Yükümlülüğü Ataması çerçevesinde yerleştirme işlemi yapıldı. Atanan hekimler en kısa zamanda görevlerine başlayacaktır. İlgili takvime göre tebligatın ardından hastanemize yeni katılacak hekimlerimizle birlikte ilçemize daha güçlü ve kaliteli sağlık hizmeti sunmayı hedefliyoruz"dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 21:24
7 yıldır yürüyemeyen hasta, 9 günde sağlığına kavuştu
Kastamonu’da 40 yaşında başlayan hastalığı sebebiyle 7 yıldır yürüyemez hale gelen hasta, 9 gün süren tedavisinin ardından sağlığına kavuştu. Kastamonu’da yaşayan 67 yaşındaki Safiye Kuru, 40 yaşında başlayan rahatsızlığı sebebiyle 60 yaşından itibaren yürüyemez hale geldi. 7 yıldır desteksiz yürüyemeyen Safiye Kuru, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nörololoji Ana Bilim Dalı Kliniğinde muayene oldu. Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk tarafından yapılan muayene sonrasında Kuru’ya "multiple skleroz" hastalığı tanısı konuldu. Ameliyata alınan Kuru, 9 günlük hastane yatışında kortikosteroid tedavisi edildi. 67 yaşındaki Safiye Kuru, tedavisinin üçüncü gününde yürümeye başladı. Sağlığına kavuşmanın sevincini yaşayan Safiye Kuru, kendisini tedavi ederek tekrardan yürümesini sağlayan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk’e teşekkür etti. "Kliniğimiz hastalara umut oluyor" Safiye Kuru’nun tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Noroloji Anabilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Kocatürk, "İlerleyen yaşlarda multiple skleroz ani olmayan güç kayıpları, halsizliklerle ve uyuşmalarla yavaş ilerleyip hastalığın teşhis edilmesini güçleştiriyor. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanemiz Nöroloji Anabilim Dalı Başkanlığımızda gerekli tedavi ve ameliyatlarla hastalarımızı yeniden sağlığına kavuşturuyoruz. Hastanemiz bu anlamda Kastamonu’ya umut oluyor" dedi.
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:48
Hekimsen Başkanı Kurban: "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak"
Hekimsen Genel Başkanı Uzman Doktor Adil Kurban, "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek" dedi. Hekimsen Genel Başkanı Uzm. Dr. Kurban, hazırlanan yeni yasa tasarısı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Kurban, yasa tasarısının sağlık sisteminde huzuru ve adaleti tesis edeceğini belirterek, hem hekimleri hem de vatandaşları rahatlatacağını ifade etti. Aynı zamanda Adil Kurban, düzenleme ile sağlık giderlerinin azaltılacağını, tıbbi hataların da önüne geçileceğini açıkladı. "Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek" Yasa tasarısının 2 yıllık bir süreç içerisinde, hekimler ve destek verecek kesimler tarafından hazırlandığını dile getiren Kurban, "Son birkaç bölümde çok spesifik, uzmanlaşmış insanlardan ayrıca destek aldık. Türkiye’deki sağlık sisteminde huzuru sağlayacak, adeta barışı tesis edecek, hiyerarşik olarak hakkaniyetli bir dağıtım getirecek. Maaşlarda da, mesela başımızda hiçbir zaman marjinal güçlerin işgal ettiği Sivil Toplum Kuruluşları (STK) bu şekilde olmayacak. Kısmen Tabipler Birliği, bütün ekipler tarafından temsil edilecek. Deontoloji, bizim tıp ahlakımızı ilgilendiren, zanaatımızı anlatan bir ifade, bir bilim dalıdır. Deontoloji bölümüyle tüm dünyada aslında bakarsanız bir süre sonra hekimlerin ‘Deontoloji Birliği’ kurma çabaları gerçekleşecek. Bu kurum, dünya hekimlerini bir araya getirecek. Bu da ne sağlayacak? Dünya barışına çok büyük katkısı olacak" ifadelerini kullandı. "Emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler" Dünya barışı üzerinde hekimlerin çok büyük etkisi olacağını aktaran Kurban, "Çalışmamızda Hekimsen Sendikası olarak devleti temsil etmiyoruz. Sosyal Güvenlik Kurumu’nu da (SGK) temsil etmiyoruz. Devletin bir kurumu da sadece değiliz. STK bağlamında da eskiden, 40-50 yıl önceye kadar insanlar emekli oldukları zaman aldıkları maaşla ev alabilirlerdi, araba alabilirlerdi ya da çocuklarını evlendirebilirlerdi. Şimdi emekli olduklarında maaşla ne ev ne araba alabilirler. En fazla ikinci el bir araba alabilirler. Bunu da bir kenara bırakın, kendi çocuklarını evlendirecek olsalar kendilerine para kalmaz. Bu şekilde bir durum söz konusu" dedi. "Sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum" Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) tarzında bir yapılanmayı sendika bünyelerinde kurmak istediklerini anlatan Kurban, "Bu bir örnek teşkil edecek. Bu bağlamda, OYAK gibi yapılanmaya giden bir arkadaşım, 300-400 bin gibi girdiği yerden, emekli olduğunda 3-4 milyon para alarak çıkacak. Şu an sağlık çalışanlarının bir gelecek kaygısı olmasını istemiyorum, ümitsiz olmalarını istemiyorum. Ülke dışında çalışmayı hayal etmelerini de istemiyorum. Kendi ülkelerinde mutlu olabileceklerini görüyorum ve biliyorum. Bunun için bu yasa tasarısı hazırlandı" şeklinde konuştu. "Hekim başına düşen hasta sayısı azalacak" İlaç kullanımın ve sağlık giderlerinin azalacağına dikkati çeken Kurban, "Bu yasa tasarısı içerisinde öyle bölümler var ki, mesela malpraktis hekimlerin korkacak bir durumu kalmadı. Devletimiz de bu işten çok karlı çıkacak, milletimiz de karlı çıkacak ve tıbbi hatalar azalacak. Sonuçta bundan kim zarar edecek derseniz, kavga çıkmasını isteyenler, huzursuzluk çıkmasını isteyenler, bu millete fitne sokmak isteyenler. Bunlar bundan rahatsız olacak. Mesela bu yasa tasarısı sağlık giderlerini azaltacak. Belki yarı yarıya azaltacak. Neden azaltacak? Çünkü ilaç kullanımı azalacak. Türkiye ilaç üretecek. O da olayın başka bir yönü. Yine hekim başına düşen hasta sayısı azalacak. Bu şekilde hekimler hastaya daha çok vakit ayırabilecek. Gereksiz tetkik de istemeyecekler, bundan sonra daha az isteyecekler. Biz aslında gereksiz yapılacak her şeyi sağlık sistemi içerisinde temizlemeye çalışacağız" diye konuştu.,
11 Eylül 2025 Perşembe - 16:34
Karabük’te V-NOTES yöntemi ile ameliyat dönemi başladı
Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde, modern tıbbın en yeni cerrahi tekniklerinden biri olan V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) yöntemiyle ameliyatlar başarıyla uygulanmaya başlandı. Hastane yönetimi tarafından temin edilen tıbbi cihaz ve sarf malzemeleriyle, uygulanmaya başlanan yöntem kapsamında şu ana kadar rahim sarkması, yumurtalık kisti ve rahim alınması gibi şikayetlerle başvuran 50 hasta sağlığına kavuştu. Karın bölgesinde kesi yapılmadan, vajinal yoldan özel portlar ve laparoskopik aletler yardımıyla gerçekleştirilen V-NOTES yöntemi, daha az ağrı, izsiz iyileşme, düşük enfeksiyon riski ve kısa sürede taburculuk gibi avantajlar sağlıyor. Yöntem sayesinde birçok jinekolojik operasyon estetik açıdan da iz bırakmadan tamamlanabiliyor. Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan, yaptığı açıklamada, uygulamanın hasta konforunu önemli ölçüde artırdığını belirtti. Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nde görev yapan uzman hekimleri ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Doğan, "Karabük’ün sağlığı için gece gündüz fedakârca çalışan, özverili ve nitelikli hizmetleriyle her zaman fark oluşturan kadın doğum uzmanlarımızı, klinik çalışanlarımızı, ameliyathane anestezi ekibini ve cerrahi hemşirelerimizi tebrik ediyor; başarılarının devamını diliyorum" ifadelerini kullandı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:57
ESOGÜ’de 10 Eylül "Dünya İntiharı Önleme Günü" etkinliği
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde 10 Eylül "Dünya İntiharı Önleme Günü" kapsamında bir etkinlik gerçekleştirildi. ESOGÜ Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’ndaki etkinliğe Eskişehir Vali Yardımcısı Oğuz Şenlik, ESOGÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman, Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, ESOGÜ Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız ile yöneticiler, öğretim üyeleri, öğrenciler ve üniversite personeli katıldı. Etkinlik programı kapsamında ESOGÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ali Ercan Altınöz, Doç. Dr. Gökçen Yılmaz Karaman; Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş; İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız, Uzm. Dr. Utku Urgan ve Arş. Gör. Dr. Pelin Karaca Dinç tarafından "Ruh Sağlığı" kavramı, "Ruh sağlığını güçlendirmek mümkün müdür?", "Halk Sağlığı bakış açısıyla intihar kontrol programları", "Eskişehir İli İntihar Önleme programının paylaşılması", "Odak kişi gözünde verilerin analizi" ve "Alarm bulguları ve acil durum planı" konuları ele alındı.
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:47
Meme estetik cerrahisinde ideal dönem sonbahar ve kış ayları
Meme estetik cerrahisinde sonbahar ve kış aylarının en ideal dönem olduğuna dikkat çeken Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor" dedi. Meme estetiğinin, günümüzde kadınların en çok tercih ettiği estetik cerrahi işlemler arasında yer aldığı ifade edildi. Göğüslerin şekil, boyut ve simetrisinde yaşanan sorunların düzeltilmesine yönelik yapılan bu operasyonların, yalnızca estetik kaygıları gidermediği, aynı zamanda psikolojik ve fiziksel rahatlığı da beraberinde getirdiğine dikkat çekildi. Ayrıca göğüslerde görülen şekil farklılıklarının, büyüklük sorunları, sarkmalar veya asimetriler kadınların yalnızca sağlığını değil, özgüvenini de olumsuz etkileyebildiği kaydedildi. Medline Adana Hastanesi Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Güllü Korkmaz Solmaz’da, meme estetik operasyonlarının kişinin kendine olan güvenini artırdığını belirterek, yazın bitmesi ile birlikte bu işlemler için uygun zamanların da yaklaştığını söyledi. "Amaç doğal bir görünüm elde etmek" Meme estetiğine olan ilginin son yıllarda oldukça arttığına değinen Dr. Güllü Korkmaz Solmaz, "Kadınların bu ameliyatları tercih etme nedenleri farklılık gösteriyor. Kimi doğuştan gelen küçük göğüslerinden rahatsız olurken, kimi doğum ya da kilo değişiklikleri sonrası sarkma ve hacim kaybı nedeniyle başvuruyor. Bazı hastalar ise iki göğüs arasındaki belirgin boyut farkını gidermek istiyor. Buradaki ortak amaç ise doğal görünümlü ve kişinin bedenine uyumlu bir sonuç elde etmek oluyor. Meme cerrahisi dendiğinde toplumda akıllara genellikle küçültme ameliyatları geliyor. Oysa ki göğüs büyütme, toparlama ve asimetri düzeltme işlemleri sık uygulanan yöntemler olarak öne çıkıyor. Büyütme ameliyatlarında genellikle silikon implantlar veya kişinin kendi yağ dokusu kullanılıyor. Küçültme operasyonları ise özellikle boyun ve sırt ağrısından şikâyet eden kadınlar için sağlık açısından büyük fayda sağlıyor. Sarkma şikâyetiyle gelen hastalarda ise toparlama ameliyatlarıyla daha dik ve estetik bir görünüm elde ediliyor" diye konuştu. "Doktor ile hasta iletişimi önem kazanıyor" "Başarılı bir sonuç için ameliyat öncesinde doğru planlama, gerçekçi beklentiler ve hasta ile cerrah arasındaki iletişim önem kazanıyor" diyen Dr. Solmaz, "Her hastanın beklentisi farklı olduğundan doktorun belki de en önemli görevi, kişinin vücut yapısına ve ihtiyaçlarına en uygun sonucu planlamak ve bunu hastaya doğru ifade etmek oluyor. Bir diğer önemli konu ise ameliyat için doğru zamanı seçmektir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, doğum ve emzirme süreçlerinden sonra operasyon yaptırmaları en doğru tercih olarak öne çıkıyor. Bu sayede hem elde edilen sonuçlar daha kalıcı oluyor hem de operasyon sonrası yaşanabilecek şekil değişikliklerinin önüne geçiliyor" şeklinde konuştu. "Sonbahar ve kış iyileşme için süre tanıyor" Dr. Solmaz açıklamasının devamında, "Meme estetik cerrahisi her mevsim yapılabilir ancak özellikle sonbahar ve kış ayları en ideal dönem oluyor. Bu dönemde yapılan operasyonlar, kadınlara bir sonraki yaz sezonuna kadar tam iyileşme süresi tanıyor. Serin hava, iyileşme sürecini daha konforlu kılarken; kalın kıyafetler bandaj ve özel giysilerin gizlenmesini kolaylaştırıyor. Ayrıca bu dönemde güneşe maruziyetin azalması, izlerin daha sağlıklı iyileşmesine katkı sunuyor. Meme estetiği sonrası iyileşme süreci de kişiden kişiye değişiyor. Hastalar genellikle 1-2 hafta içinde günlük yaşama dönebilir ancak tam iyileşme süresi yapılan işleme göre değişiklik gösterir. Her ameliyatta olduğu gibi enfeksiyon, yara izi, implant ile ilgili sorunlar veya his değişiklikleri gibi riskleri bulunmaktadır. Bu süreçte doktor önerilerine uymak, düzenli kontrole gitmek ve sabırlı olmak önem kazanıyor" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder