Son Dakika
|
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Okan Buruk: "Bu galibiyet şampiyonluk yolunda çok önemliydi"
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Almanya'da vicdani retçilerin sayısında dikkat çeken artış
Rusya, Odessa’yı vurdu: 10 yaralı
Küçükçekmece Gölü kırmızıya döndü
Beykoz’daki yangının bilançosu gün ağarınca ortaya çıktı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Okan Buruk: "Bu galibiyet şampiyonluk yolunda çok önemliydi"
SAĞLIK
"Kolon kanserinde erkeklerde risk daha fazla"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:59:30
Yaşam boyu kolon kanseri gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu belirten Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, "Ailesinde kolorektal (kolon) kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullananlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır" dedi. Liv Hospital Samsun Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Kliniği’nden Prof. Dr. Serdar Yol, açıklamalarda bulundu. Kolon kanserinin (kolorektal kanser) birçok belirtisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yol, bunların başında yeni başlayan kabızlık veya sık tuvalete gidip tam rahatlayamama, dışkının incelmesi, makattan kan gelmesi veya dışkının kanlı olması, kansızlık, karın ağrısı, halsizlik ve kilo kaybı geldiğini ifade etti. "Sigara kullananlar risk altında" Yaşam boyu kolorektal (kolon) kanser gelişme ihtimalinin erkeklerde yüzde 4.5, kadınlarda ise yüzde 3.2 olduğunu dile getiren Prof. Dr. Serdar Yol, "Ailesinde kolorektal kanser öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crolin hastalığı gibi), kalıtsal genetik bozukluğu olanlar (ailesel polipozis sendromu varlığı gibi), işlenmiş ve hayvansal gıdaları aşırı tüketenler, meyve ve sebzeleri az tüketenler, sigara kullanımı olanlar, ailesinde meme yumurtalık ve rahim ağzı kanseri olan kişiler kolon kanseri açısından risk grubundadır" açıklamasında bulundu. "Kişiye göre tedavi planlanıyor" Kolon kanserinde en önemli tanı aracının kolonoskopi olduğunu anlatan Prof. Dr. Yol, ayrıca dışkıda gizli kan bakılması ile de tanı konabileceğini ifade etti. Tomografi ve dışkıda genetik testlerin de kullanılabileceğini aktaran Prof. Dr. Yol, "Makattan kanaması olan her hastaya, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olmayanlarda 50 yaşından itibaren, birinci derece akrabasında kolorektal kanser öyküsü olanlarda ise akrabasında hastalığın ortaya çıktığı yaşın 10 sene öncesinden itibaren (genellikle 40 yaştan itibaren) kolonoskopi yapılmalıdır. Kolorektal kanserde tedavi, cerrahi öncelikle düşündürmekle birlikte kemoterapi ve radyoterapi ile kombine tedavi yöntemleri uygulanmakta, kişiye göre tedavi planlanmaktadır" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 12:00
Prof. Dr. Tat’tan Polen Alerjisi uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, bahar aylarında ağaç, çimen ve yabani ot polenlerinin havada yoğunlaşmasının; burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtileri artırdığını belirtti. Prof Dr. Tat, özellikle şehir yaşamında hava kirliliği ile birleşen polenlerin şikayetlerin daha da şiddetlenmesine yol açtığını vurguladı. "Basit bir nezle gibi görülmemeli" Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, alerjik rinitin çoğu zaman basit bir soğuk algınlığı ile karıştırıldığını ancak uzun süreli ve tekrarlayan belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyleyerek, tedavi edilmediği takdirde bu durumun sinüzit ve astım gibi daha ciddi solunum yolu hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Kimler risk altında Prof. Dr. Tat, "Alerji öyküsü bulunan bireyler, ailesinde alerjik hastalık olanlar, çocuklar ve genç yetişkinler, yoğun polen maruziyeti olan bölgelerde yaşayanlar" dedi. Korunmak yöntemleri Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, polen alerjisine karşı alınabilecek basit önlemleri şöyle sıraladı: "Sabah erken saatlerde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen göstermek. Eve geldikten sonra kıyafet değiştirmek ve duş almak. Pencereleri özellikle polen yoğun saatlerde kapalı tutmak. Güneş gözlüğü kullanarak göz temasını azaltmak. Doktor önerisiyle uygun alerji ilaçlarını kullanmak." "Erken tanı ve doğru tedavi önemli" Alerji belirtileri yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, kişiye özel tedavi planlarının hastalığın kontrol altına alınmasında büyük rol oynadığını ifade etti.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:53
Uluslararası deneyim yerli hastalara taşınıyor
Sağlık turizmi alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren International Plus, bugüne kadar ağırlıklı olarak yurt dışından gelen hastalara sunduğu ileri teknolojiye dayalı diş tedavisi hizmetlerini artık Türkiye’den hastalara da açtığını duyurdu. Türkiye’nin sağlık turizminde büyümesini sürdürdüğü bir dönemde hayata geçirilen bu adım kapsamında, kurumun dijital diş hekimliği altyapısı ve hızlı tedavi protokolleri, yerli hastaların erişimine de sunuluyor. Türkiye; 2025 itibarıyla 1,5 milyonu aşkın uluslararası hastaya hizmet vererek sağlık turizminde güçlü konumunu pekiştirirken, özellikle dental turizm alanında yüksek teknoloji ve uzmanlık odaklı büyümesini sürdürüyor. Bu gelişim, sektörde faaliyet gösteren kurumların hizmet modelini dönüştürerek yerli hastalara da aynı kaliteyi sunma yönünde önemli bir ivme katacak. International Plus Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Eren Gülbahar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı; "Diş tedavilerinde başarı, hekim deneyimi ile teknolojinin uyumuna bağlıdır. International Plus olarak her zaman en güncel ve yenilikçi teknolojileri kullanmayı öncelik haline getiriyoruz. Bugüne kadar bu yaklaşımı ağırlıklı olarak uluslararası hastalarımız için uyguluyorduk. Artık aynı standartları Türkiye’deki hastalarımıza da sunuyoruz. Dijital altyapımız sayesinde hastalarımız tedavi sürecini daha şeffaf ve güvenli şekilde deneyimliyor. Son teknoloji cihazlar ile donatılmış dijital diş hekimliği deneyimini yaşattığımız Sağlık Turizmi hastalarımızın katkılarıyla edinmiş olduğumuz tecrübeler sayesinde hem hasta memnuniyetinin hem de tedavi başarısının arttığını gözlemledik. Şimdi bu deneyimi kendi halkımızla da paylaşmanın heyecanı içindeyiz. Amacımız, hem hasta memnuniyetini hem de tedavi başarısını en üst seviyeye taşımak." Dr. Eren Gülbahar; kurumun vizyonunun yalnızca uluslararası pazarda büyümek değil, aynı zamanda Türkiye’deki hastaların da dünya standartlarında sağlık hizmetine erişimini sağlamak olduğunu vurguladı. International Plus Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Sorumlu Hekimi Dr. Eren Gülbahar; bu deneyimin Türkiye’ye taşınmasının, yerli hastaların da dünya standartlarında dental çözümlere kendi ülkelerinde erişebilmesini sağlayacağını belirtirken "International Plus olarak Nisan 2025 yılında yapılan Balkan Sağlık Turizmi Forumunda Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun koymuş olduğu ’Sağlık turizminde 20 milyar dolar’ vizyonu istikametinde biz de farklı ülkelerdeki yatırımlarımızla büyümeyi hedefliyoruz. Diğer yandan, attığımız bu adım, sağlık hizmetlerinde kalite standardının yükselmesini, Türkiye’nin yalnızca yabancı hastalar için değil, yerli hastalar için de ileri teknolojiye erişimin merkezi haline gelmesini sağlayacak" diyerek sözlerini tamamladı.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:34
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Almacıoğlu, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Almacıoğlu, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Gaziantep’te doğan Uzm. Dr. Mehmet Almacıoğlu, ilk, orta ve lise eğitimini aynı şehirde tamamladı. 2007 yılında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Mecburi hizmetinin ardından Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda başladığı uzmanlık eğitimini 2014 yılında tamamladı. Kilis Devlet Hastanesi’nde devlet hizmet yükümlüsü olarak görev yapan Uzm. Dr. Almacıoğlu, 2016-2024 yılları arasında SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hastalarını kabul etti. 2018-2024 yılları arasında aynı zamanda SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak da görev yaptı. 2024-2026 yılları arasında İstanbul Bakırköy Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çocuk yoğun bakım alanında yüksek ihtisas eğitimi aldı ve bilimsel çalışmalar yürüttü. Uzm. Dr. Almacıoğlu’nun, çocuk sağlığı ve hastalıklarında başlıca ilgi alanları; sağlıklı bebek ve çocuk izlemi, yenidoğan sağlığı ve anne danışmanlığı, akciğer hastalıkları, astım ve alerjik hastalıklar, sindirim sistemi hastalıkları, büyüme ve gelişme sorunları, tiroit ve ergenlik hastalıkları ile ateşli hastalıklar olup; ayrıca çocukluk çağı vitamin ve mineral destekleri ile sedasyon ve analjezi konularında da çalışmalarını sürdürüyor. Uzm. Dr. Mehmet Almacıoğlu, Nisan 2026 itibarıyla SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yeniden hasta kabulüne başladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
3
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
4
26 Nisan 2026 Pazar- 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
5
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:07
Kütahya’da sağlıklı yaşam farkındalığı için festival düzenlendi
Kütahya’da, Ayaz Ata Sağlık Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği öncülüğünde "Minik Adımlar Sağlıklı Yarınlar" anlayışıyla MİNSAFEST Festivali gerçekleştirildi. Çocukların geleceğe güvenle adım atmalarını, gençlerin bilinçle yetişmelerini ve yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam sürmelerini desteklemek amacıyla düzenlenen festivale yoğun katılım sağlandı. Gençlik ve Spor İl Müdürü Bülent Küçük de etkinliğe katılarak, bu organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına ve gönüllülere teşekkür etti.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:05
Şeker tüketimini azaltmak kişinin elinde
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Dâhiliye Uzmanı Prof. Dr. Devrim Sinem Küçüksaraç Kıyıcı, özellikle çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıklarının, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturduğunu belirtti. 19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kıyıcı, şekerin yalnızca çay ve kahveye katılan bir gıda olmadığını dile getirdi. Hazır gıdalarda, paketli ürünlerde, meşrubatlarda, tatlılarda hatta tuzlu atıştırmalıklarda bile yüksek miktarlarda gizli şeker bulunduğunu vurgulayan Kıyıcı, "Ne yazık ki bu da günlük ihtiyacımızın çok üzerinde şeker tüketimine sebep oluyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün tüketilen günlük serbest şeker miktarının toplam kalori ihtiyacının yüzde 10’unu geçmemesine hatta mümkünse yüzde 5’in altına indirilmesini önerdiğinin altını çizen Kıyıcı, "Yani ortalama sağlıklı bir yetişkin için günlük tüketilebilecek şeker miktarı 50 gramın hatta daha iyisi 25 gramın altında olmalıdır. Bu miktarda yaklaşık 6 ile 12 çay kaşığı arasına tekabül ediyor. Ancak ülkemizde ve dünyada tüketim bu miktarın çok üzerindedir" şeklinde konuştu. Şeker tüketiminin kilo fazlalığı başta olmak üzere; insülin direnci, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, kalp damar hastalıkları ve diş çürüklerine yol açtığı bilgisini veren Kıyıcı, "Üstelik çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturuyor. Oysa sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla bu riski azaltmak elimizdedir. Şekerli içecekler yerine suyu tercih etmek, tatlı tüketimini özel günlerle sınırlamak, paketli yapımlar yerine ev yapımı doğal besinlere yönelmek sağlığımız için büyük yatırım olacaktır" diye konuştu. Şekerin tamamen yasaklanması değil, ölçülü ve bilinçli tüketilmesi gerektiğine işaret eden Kıyıcı son olarak, "Vücudumuzun ihtiyacı olan şekerin doğal besinlerden, meyvelerden karşılanması en doğrusudur. Bu hafta vesilesi ile herkesi şeker tüketimini gözden geçirmeye, kendisi ve sevdikleri için daha sağlıklı seçimler yapmaya davet ediyoruz. Sağlıklı gelecek, bilinçli tercihlerle başlar" ifadelerini kullandı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:55
İzmir’de Burkina Fasolu sağlıkçılar sertifikalarını aldı
Burkina Faso’dan gelen 16 sağlık çalışanı, İzmir’de verilen acil ve afet konulu kapsamlı eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını aldı. Program, 43 ülkeden toplam 923 sağlık profesyoneline verilen uluslararası eğitimlerin bir parçası oldu. Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında İzmir’de 43.’sü gerçekleştirilen eğitim programını başarıyla tamamlayan Burkina Fasolu sağlıkçılara sertifikaları törenle teslim edildi. Programa, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak, Burkina Fasolu sağlık çalışanları ve Acil Sağlık Hizmetleri başkanlığı yöneticileri ve eğitimciler katıldı. "43 ülkeden 923 sağlık çalışanına eğitim" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul yaptığı konuşmasında Burkina Faso’dan gelen sağlık çalışanlarını ülkemizde özellikle İzmir’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kul: "Bakanlığımız koordinasyonunda devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Eğitimleri kapsamında bugüne kadar Burkina Faso’dan gelen misafirlerimizle birlikte toplam 43 ülkeden 923 sağlık çalışanına İzmir’de eğitim verilmiştir. Acil sağlık hizmetleri alanında eğitim verilen bu programlar, yalnızca bilgi ve deneyim paylaşımını değil, aynı zamanda dostluk ve işbirliği köprülerinin güçlenmesini de sağlamaktadır. Eminim ki burada edindiğiniz tecrübeler, ülkelerinizde birçok hayatın kurtarılmasına vesile olacak ve meslek yaşamınıza değerli katkılar sunacaktır" şeklinde konuştu. TİKA Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak’ta bu proje kapsamında verilen eğitimlerin İzmir’de devam edeceğini vurgulayarak emeği geçen herkese teşekkür etti. Burkina Faso Eğitim Koordinatörü Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Armel Flavien Kabore de yaptığı konuşmasında, eğitim programından ve organizasyondan çok memnun kaldıklarını, acil ve afet konularında oldukça verimli bir eğitim süreci geçirdiklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Avrupa birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü organizasyonuyla devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında Burkina Faso’dan gelen 9 doktor, 7 hemşireden oluşan toplam 16 sağlık profesyoneline acil ve afet konularında eğitimler verildi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan uzmanlar tarafından; acil sağlık hizmetleri alanında dünyaca kabul edilmiş eğitimlerin yanında, ülkemizin tanıtımını içeren sunumlar, acil sağlık sistemi organizasyonu, UMKE eğitimleri ve hastane hizmetlerinin tanıtımı konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:44
Hakkari’de iş yerlerine yönelik sıkı denetim
Hakkari Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekipleri, vatandaşların sağlığını ve bütçesini korumak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. Ekipler, fahiş fiyat uygulamalarına ve tarihi geçmiş ürünlere karşı sıkı denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Market, bakkal, manav ve zincir mağazalarda tek tek inceleme yapan ekipler, hem rafları hem de kasa fiyatlarını titizlikle kontrol ediyor. Vatandaşların mağdur olmaması için gece gündüz çalışan ekiplerin bu özverili çabası, halkın takdirini kazanıyor. Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekiplerinin koordineli yürüttüğü denetimlerde; etiketsiz ürünler, kasa-raf fiyat farklılıkları ve son kullanma tarihi geçmiş gıdalar mercek altına alınıyor. Kurallara uymayan işletmelere ise cezai işlem uygulanıyor. Hakkari’de sürdürülen bu titiz çalışmalar, hem tüketicilerin güvenini artırıyor hem de sağlıklı ve adil bir piyasa ortamı oluşturuyor. Halk, yetkililerin yoğun gayreti sayesinde gönül rahatlığıyla alışveriş yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:08
Fıtık sandığı ağrı, kalp krizinin habercisi çıktı
Adana’da boyun fıtığı şikayetiyle gittiği doktorun muayenehanesinin önünde kalp krizi geçiren 50 yaşındaki Hüseyin Kahveci, hastaneye kaldırıldı. Olay, güvenlik kamerasına saniye saniye yansırken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı olmadığına değinerek, "Her kola vuran ağrı, boyun fıtığı ağrısı değildir. Genç meslektaşlarıma bir uyarı yapmak istiyorum. Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın" dedi. Bir bankanın müdürü Hüseyin Kahveci (50), geçtiğimiz aylarda koluna vuran ağrıları üzerine doktora gitti. Doktorlar, Kahveci’nin boyun fıtığı olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine ameliyattan çekinen Kahveci, bir tanıdığı aracılığıyla Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’den randevu aldı. Doktor Şen’in muayenehanesine giden Kahveci, kapının önünde kalp krizi geçirdi. İlk müdahalesi Prof. Dr. Şen tarafından yapılan Kahveci, ambulansla hastaneye kaldırıldı ve burada kalbine 2 stent takıldı. Ameliyat riskli Hastaneden çıktıktan sonra Hüseyin Kahveci yeniden Prof. Dr. Orhan Şen’e gitti. Burada yapılan kontrollerde ise Kahveci’nin boyun fıtığının olduğu tespit edildi ancak ameliyat olmasının risk olduğuna karar verilerek fizik tedaviye yönlendirildi. Bir süre sonra Kahveci sağlığına kavuştu ve günlük rutin yaşantısına yeniden döndü. "Her kola vuran ağrı fıtık değil" İhlas Haber Ajansı’na konuşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı olmadığına vurgu yaparak, "Hastamız bana gelmeden önce yakını telefonla arayıp ’kola vuran ağrısı var, boyun fıtığı ameliyatı önerilmiş, siz görür müsünüz’ dedi. Ben de gelsin diye hastamızı çağırdım. Hastamız muayenehanenin kapısının önünde bilincini kaybedip kalp krizi geçirdi. Hemen ilk müdahaleyi yaptım ve ambulansa haber verdik. Hastanede hastamızın kalbine 2 stent takılmış. Hastaneden çıktıktan sonra yeniden benim yanıma boyun MR görüntüsüyle geldi. Hastaya baktık ve bu hastaya ameliyat yapmanın risk olduğuna karar verip fizik tedaviye kendisini yönlendirdik. Şu anda hastamız gayet iyi durumda. Her kola vuran ağrı, boyun fıtığı ağrısı değildir" ifadelerini kullandı. "Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın" Genç meslektaşlarına da tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Şen, daha sonra şunları söyledi: "Bir hastanın MR görüntüsünde fıtık olsa dahi kolunda ve elinde kuvvet kaybı yoksa bu hastayı mutlaka kardiyolog ile birlikte değerlendirin. Bu değerlendirmeniz bir insanın hayatını kurtarır. Eğer radyolojik görüntülemeyle birlikte bir kuvvet kaybı varsa hasta cerrahiden fayda görür. Ancak hastada bir kuvvet kaybı, his kaybı yoksa MR’da istediğiniz kadar fıtık görün, o hastaya yaptığınız ameliyat gereksiz olur. Genç meslektaşlarıma bir uyarı yapmak istiyorum. Lütfen radyolojik görüntülerin esiri olmayın." "Her ağrıyı fıtık zannedip karıştırmamak lazım" Hüseyin Kahveci ise sağlığının yerinde olduğunu belirterek, yaşadığı süreci anlattı. Kahveci, "Koluma vuran ağrılarım vardı, randevu alıp hocamıza geldim ama tam kapıda kalp krizi geçirdim. Benim kola vuran ağrım meğer fıtıktan değilmiş, kalp kriziymiş. Gözümü açtığımda hastanedeydim ve 2 stent takılmıştı. Her ağrıyı fıtık zannedip karıştırmamak lazım. Bana fıtık için ameliyat önerilmişti ancak ben kalp hastalığı çekiyormuşum. Benden 2-3 ay sonra bir personelimizi kaybettik, doğru müdahale edilseydi belki o arkadaşımız yaşayacaktı" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:53
Üzüm yiyin, hastalıklardan korunun
Manisa’nın Sarıgöl Ovası’nda yetişen dünyaca ünlü Sultaniye üzümü ve diğer çeşitlerinin sağlık açısından adeta şifa deposu olduğu belirtildi. Diyetisyen Bengü Ünal Çakmak, üzümün bağışıklığı güçlendirdiğini, kalp ve kemik sağlığını koruduğunu, uyku kalitesini artırdığını ve kansere karşı koruyucu etkiler taşıdığını söyledi. Manisa’nın Sarıgöl Ovası’nda yetiştirilen dünyaca ünlü çekirdeksiz sofralık Sultaniye üzümü ve diğer çeşitlerinin taze tüketiminin yanı sıra sirke ve pekmez gibi ürünlere dönüştürülerek de insan sağlığına fayda sağladığı belirtildi. Sarıgöllü Diyetisyen Bengü Ünal Çakmak, hafta sonu ilçeye yaptığı ziyarette üzümün sağlık açısından önemine dikkat çekti. İzmir’de görev yapan Çakmak, üzümün binlerce yıldır yetiştirilen ve şifa kaynağı olan bir meyve olduğunu söyledi. Üzümün yeşil, kırmızı, siyah, sarı ve pembe gibi farklı renklerde çeşitlerinin bulunduğunu ifade eden Çakmak, "Üzüm, içerdiği antioksidan, lif, vitamin ve minerallerle sağlık için tam bir hazine. C vitamini, kuersetin, lutein, likopen, beta karoten ve elajik asit açısından zengin olan üzüm; bağışıklığı güçlendirir, mikropları temizler, kalp ve kemik sağlığını korur, kilo kontrolüne yardımcı olur. Ayrıca hem viral hem de bakteriyel hastalıklara karşı koruyucu özellik taşır" dedi. İnsan sağlığına faydaları Diyetisyen Çakmak, üzümün insan sağlığına faydalarını şu şekilde sıraladı: "1-) Göz sağlığına iyi gelir: İçeriğindeki lutein ve zeaksantin sayesinde yaşa bağlı göz hastalıklarından korur. 2-) Böbrekleri korur: Ürik asit miktarıyla böbreklerin yükünü hafifletir. 3-) Kaliteli uyku sağlar: Kabuğunda bulunan melatonin hormonu sayesinde uykuya geçişi kolaylaştırır ve uyku kalitesini artırır. 4-) Kansızlığa iyi gelir: Yüksek demir içeriği ile demir depolarını destekler, halsizlik ve yorgunluğu azaltır. E ve K vitaminleriyle cilt sağlığını da güçlendirir. 5-) Kemik sağlığını destekler: Kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor ve K vitamini içererek kemik gelişimine katkı sağlar. 6-) Tansiyonu düşürmeye yardımcı olur: Potasyum zenginliği sayesinde damarları genişletir ve tansiyonu dengeler. 7-) Hafızayı güçlendirir: Resveratrol ve diğer antioksidanlarla zihinsel yorgunluğu azaltır, odaklanmayı artırır. 8-) Sindirim sistemine faydalıdır: Lif içeriğiyle sindirimi kolaylaştırır, bağırsak hareketlerini düzenler. 9-) Cilt sağlığını korur: Resveratrol ve C vitamini ile cildi serbest radikallere karşı korur, yaşlanma belirtilerini azaltır. 10-) Kansere karşı korur: Resveratrol ve flavonoidlerle kanser hücrelerinin gelişimini yavaşlatır, kolon ve meme kanserine karşı olumlu etkiler gösterir." Günde ortalama bir kase üzümün faydalarının görülebileceğini belirten Çakmak, özellikle şeker hastalarının tüketim miktarına dikkat etmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:48
Erzurum’da "Acile İlk Adım" zirvesi
Erzurum’un Oltu ilçesinde, genç pratisyen hekimlere yönelik düzenlenen "Acile İlk Adım" sempozyumu, bilgi ve dayanışmayı buluşturdu. Türkiye’de bu kapsamda ilk kez yapılan etkinlik, acil servislerde görev alacak hekimlere saha deneyimi sunmayı hedefledi. Anadolu Tıp Birliği Derneği tarafından düzenlenen ve Oltu Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Faruk İşleyen’in öncülüğünde gerçekleştirilen "Acile İlk Adım" sempozyumu, 20-21 Eylül tarihlerinde Oltu Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda yapıldı. Erzurum’un farklı ilçelerinden 75 pratisyen hekimin katılımıyla gerçekleşen sempozyum, genç doktorların acil serviste karşılaşabilecekleri vakalara karşı hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçladı. Kitapların Ötesinde Bir Deneyi Açılış konuşmasında sempozyumun amacını anlatan Uzm. Dr. Ömer Faruk İşleyen, "Acil servis, genç meslektaşlarımız için en kritik ilk sınav. İlçelerde görev yapan uzmanlarımızın saha deneyimlerini paylaşması, birçok tıp kitabına bedel bir katkı sunuyor," ifadelerini kullandı. Acil Durumlara Uzman Yaklaşım İki gün süren program boyunca birçok önemli başlık ele alındı. Konuşmacılar arasında yer alan uzman doktorlar; travmaya yaklaşım, acilde iletişim, bilinç bozuklukları, baş ağrısı, göğüs ağrısı, karın ağrısı, nefes darlığı, intoksikasyon (zehirlenme), kadın doğum acilleri ve pediatrik aciller gibi konularda tecrübelerini aktardı. Ayrıca Oltu Cumhuriyet Savcısı Selahattin Çevik, adli raporlama ve ölüm muayenesi süreçlerine dair önemli bilgiler paylaştı. Sempozyum, sadece tıbbi eğitim değil, sosyal dayanışma açısından da dikkat çekiciydi. Katılımcılar, Oltu Kalesi manzarasında düzenlenen kahvaltılarda ve cağ kebabı gecesinde bir araya geldi. Atatürk Üniversitesi’nden gelen stajyer hekimlerin müzik konseri ise etkinliğe renk kattı. Şehir dışından gelen katılımcılar, Oltu Kaymakamlığı’nın desteğiyle ücretsiz olarak konaklatıldı. Etkinliğin sonunda düzenlenen bilgi yarışmasında dereceye giren hekimlere, Oltu Taşı ve yöresel ürünlerden oluşan hediyeler verildi. Katılımcılar, bu anlamlı buluşmadan hem mesleki donanım hem de güzel hatıralarla ayrıldı. Sempozyum, Türkiye’de periferde görev yapan hekimlere yönelik bu kapsamda düzenlenen ilk etkinlik olma özelliği taşıyor. Anadolu Tıp Birliği Derneği yetkilileri, derneğin kuruluş amacı olarak "merkez dışında görev yapan sağlık çalışanlarının haklarını korumak, onları eğitmek ve güç birliği sağlamak" vizyonunu kamuoyuyla paylaştı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:31
Uzmanlar uyarıyor: İltihap ağrıları sağlık sorunu çıkarabilir
Türkiye’nin önde gelen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon öğretim üyelerinin katıldığı ROG İnflamasyona ve Ağrıya Çok Yönlü Bakış Sempozyumu İstanbul’da 200’ e yakın uzmanın katılımı ile yapıldı. Sempozyumda Prof. Dr. Nilay Şahin, "Bazen iltihapların altından farklı romatolojik veya nörolojik hastalıklar çıkabilir" dedi Balıkesir Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilay Şahin ve İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Mehmet Akif Karan, artık günümüzde hastalara ve hastalıklara tek bir pencereden değil de bütüncül olarak bakılması, her yönüyle hastaların değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nilay Şahin, iltihabın pek çok kas-iskelet sistemi sorununa yol açarak insan sağlığını çok olumsuz yönde etkilediğini, yaşam kalitesini bozarak günlük yapılması gerek işlerin hastalar tarafından yapılamadığı için hayatın çok sıkıntılı hale geldiğini vurguladı. Prof. Dr. Şahin, "Bazı iltihapların altından farklı hastalıklar çıkabilir" Prof. Dr. Şahin, vücutta bazen kendiliğinden oluşan bazen de bir enfeksiyon ardından gelişen iltahabın büyük sıkıntılara sebebiyet verebileceğini belirterek, "Bazen iltahapların altından farklı romatolojik veya nörolojik hastalıklar çıkabiliyor. Bu nedenle öncelikle hastanın vücudunda neden iltahap olduğunu tespit etmeliyiz. İşte bu nedenle hastalığa erken dönemde müdahale etmek ve hastayı her yönüyle değendirerek tedaviye almak önemlidir. İltahapların çok çeşitli tedavi şekilleri vardır ve özellikle romatoloji, nöroloji, geriatri ve fizik tedavi gibi farklı branşların bazen ortak bir değerlendirme ile bu hastalığa yaklaşımı tedavi başarısını arttıracaktır" dedi. Ve söze şöyle devam etti "İşte bu düşüncelerle çıktığımız yolda Sağlık ve Bilim Derneği, Akademik Geriatri Derneği, Balıkesir Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından İstanbul’da düzenlenen ROG İnflamasyona ve Ağrıya Çok Yönlü Bakış Sempozyumu yaklaşık 200 katılımcı ile gerçekleştirdik". Sempozyum İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Geriatri Anabilim Dalından Prof. Dr. Mehmet Akif Karan ve Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalından Prof Dr. Nilay Şahin tarafından gerçekleştirilmiştir. Kongre etkinlikleri; bilimsel oturumlar, paneller ve bildiri sunumlarından oluşmuştur. Alanında uzman genel dahiliye, geriatrist, fizik tedavi ve rehabilitasyon ve romatoloji uzmanları, akademisyenler ve asistanlar, sivil toplum kuruluşları, ilaç ve medikal firmalar sempozyumumuzda çeşitli düzeylerde katkı sağlamıştır. Sempozyumumuzda gerçekleşen 20 bilimsel oturum ve 18 oturum başkanının moderatörlüğünde 30 konuşmacı sunumlarını gerçekleştirmiştir. Ayrıca 30 sözlü bildiri yer almıştır. Sempozyumumuz kapsamında düzenlenen Kas İskelet Sistemi Mezoterapi Uygulamaları, Miyofasiyal Gevşetme Teknikleri, Ozon Tedavisinde Prensipler ve Ozon Uygulamaları, Kas İskelet Hastalıklarında Kök Hücre Uygulamaları, Teşhis ve Girişimsel Ultrasonografi, Botilinum Toksin Enjeksiyonları, Vertigo Tanı ve Tedavisi Kurslarına ile farklı 8 kurs yapılmıştır. Kurslarımız öncelikle teorik eğitim ardından pratik uygulamalar ile pekiştirilmiştir.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:29
’Bulantı, kusma ve ishalle seyreden mide gribine dikkat’
Halk arasında ’mide gribi’ olarak bilinen viral gastroenterit hakkında bilgi veren Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, "Mide gribi, aslında grip virüsünün değil, norovirüs ve rotavirüs gibi sindirim sistemine yönelik virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. En sık bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi belirtilerle seyreder. Hastalık, kişiden kişiye kolayca bulaşabildiği için özellikle okul, kreş ve kalabalık yaşam alanlarında salgınlara yol açabilmektedir" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Fuat Ekiz, halk arasında ’mide gribi’ olarak bilinen viral gastroenterit hakkında açıklamalarda bulundu. Mide ve bağırsakları etkileyen bu enfeksiyonun her yaş grubunda görülebildiğini belirten Doç. Dr. Ekiz, özellikle sonbahar ve kış aylarında vaka sayılarında ciddi artış yaşandığını söyledi. "Okul, kreş gibi yerlerden bulaşıyor" Mide gribinin ne olduğundan bahseden Doç. Dr. Ekiz, "Mide gribi, aslında grip virüsünün değil, norovirüs ve rotavirüs gibi sindirim sistemine yönelik virüslerin neden olduğu bir enfeksiyondur. En sık bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi belirtilerle seyreder. Hastalık, kişiden kişiye kolayca bulaşabildiği için özellikle okul, kreş ve kalabalık yaşam alanlarında salgınlara yol açabilmektedir" dedi. "Çocuklar ve yaşlılar risk altında" Çocukların, yaşlıların ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerin mide gribine karşı daha savunmasız olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ekiz, "Bu gruplarda sıvı kaybının hızlı gelişmesi ciddi sağlık riskleri doğurabilmektedir. Özellikle küçük çocuklarda ve yaşlılarda dikkatli olunması gerekir" diye konuştu. Tedavi yolları Mide gribine karşı antibiyotiklerin hiçbir faydası olmadığını söyleyen Doç. Dr. Ekiz, tedavinin esasının sıvı ve mineral kaybını önlemek olduğunu ifade etti. Doç. Dr. Ekiz, "Hastaların bol sıvı tüketmesi, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durması, istirahat etmesi ve hijyen kurallarına özen göstermesi tedavinin temelini oluşturmaktadır. El yıkamanın, kişisel eşyaların paylaşılmamasının ve yiyecek hijyenine dikkat edilmesi hastalığın bulaşmasını önlemede en etkili yöntemlerdir" şeklinde konuştu. "Hayati tehlike oluşturabilir" Doç. Dr. Ekiz, açıklamasını şöyle sonlandırdı: "Mide gribi toplumda çok sık görülse de çoğu zaman basit önlemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak sıvı kaybı ciddi seviyelere ulaştığında özellikle çocuklar ve yaşlılar için hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle şiddetli ishal ve kusma yaşayan, sıvı kaybını tolere edemeyen kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:26
Nöroloji uzmanından uyarı: "Alzheimer’ın en erken belirtisi unutkanlık"
Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, Alzheimer’ın en erken belirtisinin unutkanlık olduğunu söyledi. Alzheimer’ın beyin hücrelerinde azalma, hücreler arası bağlantıların bozulması ve bazı zararlı metabolik atıkların birikmesiyle oluştuğunu belirten Liv Hospital Samsun Nöroloji Kliniği’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, "En erken belirtiler hafıza ile ilgili olan unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapmada zorluk, yön bulmada güçlük, şüphecilik, uyku, yeme ve tuvalet alışkanlıklarında değişim, geç evrede yürüme güçlüğü, yutma güçlüğü ve kilo kaybıdır. Yaş ve genetik yatkınlık en büyük risk faktörleridir" dedi. Günümüzde toplumdaki yaş ortalamasının artması sonucunda nüfus artışına paralel olarak nörolojik hastalıkların da giderek yaygınlaştığına dikkat çeken Uzm. Dr. Akbaş, 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü nedeniyle bilgilendirmede bulundu. "Sigara ve alkol yakalanma riskini 3 kat artırıyor" Alzheimer’ın beyin hücrelerinde azalma, hücreler arası bağlantıların bozulması ve bazı zararlı metabolik atıkların birikmesiyle oluştuğunu aktaran Uzm. Dr. Abdurrahman Akbaş, "En erken belirtiler hafızayla ilgili olan unutkanlık, kişilik ve davranış değişiklikleri, öğrenme ve plan yapmada zorluk, yön bulmada güçlük, şüphecilik, uyku, yeme ve tuvalet alışkanlıklarında değişim, geç evrede yürüme güçlüğü, yutma güçlüğü ve kilo kaybıdır. Yaş ve genetik yatkınlık en büyük risk faktörleridir. Hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, sigara, alkol, şeker, yetersiz fiziksel aktivite hastalığın oluşumunu 3 kat artırır. Risk faktörlerinin tedavi edilmesi, sebze ve meyve, balık tüketimini arttırma, yağlı yiyeceklerden kaçınmak, yeni şeyler öğrenmeyi artırmak gerekir" şeklinde konuştu. "Psikolojik destek önemli" Hasta yakınlarını bilinçlendirmenin ve erken görüntüleme yöntemlerinin hastalıkla mücadelede önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akbaş, "Çoğu durumda hastalar kadar yakınları da hastalıkların getirdikleri zorluklarla yıpranır, bu nedenle onlara da psikolojik destek gerekir. Halen ülkemizde Alzheimer hastaları ve yakınlarının yaşam stillerini artıracak donanımlı daha fazla merkeze ihtiyaç vardır" diye konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:11
Mevsim geçişlerinde ruh haline iyi gelecek 8 altın öneri
Soğuk ve kasvetli havaların depresyona yol açabileceğini belirten Psikolog İrem Kırım, mevsim değişikliklerinin insanların uyku düzenini, iştahını, motivasyonunu, sosyal yaşantısını, hayattan beklentilerini kısacası hem bedensel hem ruhsal sağlığını olumlu ya da olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Havanın sıcak-soğuk dengesinin insanların adaptasyon sürecini olumsuz etkileyerek psikolojik sorunlara yol açabildiğini söyleyen Psikolog İrem Kırım, ruhsal sorunlara daha çok kış aylarında rastlanıldığı, güneş ışığından az yararlanan Kuzey ülkelerinde daha sık depresyon görüldüğünü vurguladı. Psikolog Kırım, "Hastalığın seyri genelde sonbahar ve kış aylarında artarken aşırı yeme eğilimi, buna bağlı kilo artışı ve beraberinde enerji kaybı, aşırı uyuma isteği, fiziksel görüntüden şikâyetler gibi durumlar da geliyor. Sosyalleşmeden uzaklaşma, nedeni belirsiz bedensel yakınmalarla birlikte kişilerde depresif duygulanımlar görülebiliyor. İlkbahar yaz aylarında ise depresif ruh halinden çıkılarak nispeten artan enerjiyle hareketlilikte artış gözlemleniyor. Kadınlarda depresif ruh hali görülme oranı erkeklere göre daha fazla kabul ediliyor" dedi. "Yalnız kalma isteği oluşabilir" Depresyondan hemen hemen herkesin etkilenebileceğini söyleyen Psikolog Kırım, mevsimsel depresyon belirtileri hakkında şu bilgileri paylaştı: "Sabahları zor uyanıyorsanız veya uyandığınızda yorgun kalkıyorsanız, aşırı yemek yeme isteğiniz varsa, kilo almaya başladıysanız, uyuma isteğinizde artış yaşanıyorsa, enerjinizde düşme, bitkinlik hissiniz varsa bunlar başlıca mevsimsel depresyon belirtileri arasındadır. Yine konsantre olmakta zorluk yaşıyorsanız, sosyal aktivitelerden ve çevrenizdekilerden uzaklaşmak istiyorsanız, eskisi kadar hayattan zevk alamıyor, umutsuzluğa kapılıyorsanız ve bunları en az ardışık 2 yıldır her mevsim geçişlerinde yaşıyor ve ilkbahar, yaz aylarında düzeliyorsanız, mevsimsel depresyon geçiriyor olma ihtimaliniz oldukça yüksektir." "Kilo memnuniyetsizliği depresyonu tetikleyebilir" Mevsimsel depresyonun üç temel nedeni olduğunu söyleyen Psikolog Kırım, "Mevsimsel Depresyonun İlk olarak birçok canlıda bulunan kış uykusuna benzerliği ve evrimsel bağlantısı olduğu dikkat çekmiştir. İnsanlarda da, hayvanlarda olduğu gibi enerjilerinde düşme, kilo alımı, yağdan zengin yiyecek yeme ihtiyacı, uykulu hissetme görülebilir. Bu durum insanlardaki sosyal hayatı bozduğu için depresif duygulanıma neden olabilir, ağır psikiyatrik sorunları beraberinde getirebilir. İkinci dikkat çeken durum ise, gözün günlük ve mevsimsel ışık değişikliklerini merkezi sinir sistemine iletme özelliğinin bozulması ve yeteri duyarlılıkta beyne iletilemeyince adaptasyonun bozulmasıyla gelen duygu durum bozukluklarıdır. Işık tedavisi etkili yöntemlerden biri olarak bulunmuştur. Son olarak ise, güneş ışığı sayesinde melatonin denilen bir madde beyinde serotonini uyarıyor ve serotonin de (halk arasında mutluluk hormonu) mutlu olmamızda fayda sağlıyor. Güneş ışığının az görüldüğü zamanlarda serotonin miktarı azalır, uyku döngüsü etkilenir ve buna bağlı olarak depresif duygulanımlar görülmeye başlar" ifadelerini kullandı. Mevsim geçişlerinde ruh halinize iyi gelecek 8 altın öneri Mevsimsel duygu durum değişikliklerine karşı kişinin neler yapabileceğine dair açıklamalarda bulunan Psikolog Kırım, mevsim geçişlerinde bireyin ruh haline iyi gelebilecek tavsiyeleri şöyle sıraladı: "Güneşe çıkmak kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olur, kapalı ortamlarda kalmayın, sabahları yarım saat yürüyüş yapmak ya da hava almak halsizliğinize iyi gelebilir. Düzenli bir uyku, doğanın değişimine ayak uydurmak için gereklidir. Televizyon, tablet, telefon gibi elektronik cihazlardan uzak durmak uykuya geçişi kolaylaştırır. Odanızın iyi havalanmış olmasına, yatak ve yastığınızın uyumanıza uygun olmasına özen gösterin. Özel bir spor yapmanıza gerek yok, açık havada yürümek haftada en az 2-3 kez 20-30 dakika kadar bile olsa kaslarınızda salınan hormonlar sayesinde mutlu olmanızda fayda sağlayacaktır. Yürüyüşe vakit ayıramıyorsanız alışverişe, işe, yürüyerek gidebilir; merdivenlerden çıkmayı tercih edebilirsiniz. Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Bu dönemde duygusal yeme ihtiyacınız artış gösterebilir, sıkıldıkça kendinizi buzdolabının önünde abur cubur ararken bulabilirsiniz. İşlenmiş hazır gıdalardan ve karbonhidrattan zengin yiyeceklerden uzak durmaya çalışın. Bir süre sonra alacağınız kiloların sizi daha da mutsuz yapacağını unutmayın. Düzenli diyetisyen kontrollerinize gidin ve duygusal yeme ihtiyacınız varsa bir psikologdan destek isteyin. Sosyal ilişkilerinize ve çevrenize özen gösterin. Sevdiğiniz insanlarla olun, sevdiğiniz mekânlara gitmeye çalışın. Mümkün oldukça eve kapanmayın, açık ve ferah yerleri tercih edin, kendinize ve arkadaşlarınıza vakit ayırın. Mutlaka hobiler edinin, sevdiğiniz etkinlikleri takip edin ve katılın. Sizi strese sokacak ortamlardan ve insanlardan uzak durun. Tüm sorunlarınızı aynı anda çözmeye çalışmayın. Bir önem sırası oluşturun ve baş etme becerileri ve stratejileri geliştirin. Ruh ve bedenin bir bütün olarak ele alındığı meditatif yoga, nefes egzersizleri gibi etkinliklerle farkındalık ve gevşemenizi sağlayın. Hastalığın tedavisinde birçok farklı tedavi ve terapi teknikleri vardır. Baş etmekte zorluk çektiğinizde ve günlük yaşantınızı olumsuz etkilediğinde uzmanlardan yardım talep etmekte gecikmeyin. Psikoterapi, antidepresanlar ve ışık tedavisi hastalığın seyrini değiştirecek önemli tedavi teknikleridir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 09:08
SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi tamamlandı
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi tamamlandı. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, bu yıl "Çocuk Sağlığında İş Birliği: Pediatristler ve Aile Hekimleri Buluşuyor" temasıyla düzenlendi. Kongreye çok sayıda akademisyen, pediatri uzmanı, aile hekimi ve sağlık profesyoneli katılırken program kapsamında çocuk sağlığı izlemi, güncel tedavi yöntemleri, koruyucu sağlık hizmetleri ve teknolojik gelişmelerin pediatriye yansımaları gibi birçok başlık ele alındı. Programda, uydu sempozyumları, akılcı ilaç, romatoloji oturumu, uzman atışması, hematoloji ve onkoloji oturumu, uzmana danışalım, olgu sunumları ile aile hekimliği ve genel pediatri ortak oturumu ile çocuk nöroloji oturumu gerçekleştirildi. Bilimsel oturumlar, paneller ve interaktif etkinliklerle zenginleşen kongrede, hem klinik pratiğe yönelik güncel bilgiler paylaşıldı hem de farklı uzmanlık alanlarında tartışmalar yapıldı. Kongrenin kapanışında konuşan Kongre Başkanı ve Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Dilek Orbatu, kongrenin, çocuk sağlığında daha güçlü bir iş birliği ortamı oluşturmasını beklediklerini vurguladı. Orbatu tüm katılımcı, konuşmacı ve destekçilere teşekkür ettiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Pediatri Kongresi, pediatristler ve aile hekimleri arasındaki iş birliğini güçlendiren, bilgi paylaşımını ve mesleki gelişimi destekleyen önemli bir platform olmuştur. Çocuk sağlığı alanında yeni ufuklar açmak ve daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlamak amacıyla bu tür bilimsel toplantıların önemi büyüktür." Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği oturumlarda güncel bilimsel gelişmeler tartışılırken, sözlü bildiri ödülleri de sahiplerini buldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder