Son Dakika
|
Gülistan Doku ve Mekiye Akyel’in ailesi Diyarbakır'da bir araya geldi
Pitbull saldırısına uğrayan Onur Akay o anları anlattı: "Ölümden döndüm"
Bakanlık harekete geçti! 638 faili meçhul dosya yeniden incelemede
AVM’de dehşet: 3 yaşındaki çocuk parmağını kaybetti
Beyaz Saray, ABD'li heyetin yarın Pakistan'da İran tarafıyla görüşeceğini teyit etti
Erdoğan: "İmalatçı ihracatçılarımızda vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz"
26 yıl hapis cezası bulunan kadın, gizli bölmede yakalandı
Spiker Ela Rümeysa Cebeci, ‘ev hapsi’ şartıyla tahliye edildi
Netanyahu, prostat kanseri tedavisi gördüğünü açıkladı
Michael Eneramo hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
İsrail’de iki eski başbakan Netanyahu’ya karşı ittifak kurdu
Mahalle yanarken onlar derbiyi izledi
ABD basını Beyaz Saray yemeğine silahlı saldırıda bulunan şüphelinin manifestosunu paylaştı
İngiltere Kralı Charles'ın ABD'ye ziyareti planlandığı gibi gerçekleşecek
Bursa’da tarihi akşam, timsah geri döndü
İran Dışişleri Bakanı Arakçi yeniden İslamabad’da
Şanlıurfa'da kahreden olay! Kayıp çocuk ölü bulundu
SAĞLIK
Hekim oğuldan ebe anneye Ebeler Haftası sürprizi
26 Nisan 2026 Pazar - 14:04:53
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan pratisyen hekim, aynı hastanenin doğumhanesinde görev yapan ebe annesine Ebeler Haftası dolayısıyla sürpriz yaptı. Hastanenin acil servisinde görevli pratisyen Hekim Dr. Buğra Şekerci aynı hastanede doğumhanede ebe olarak çalışan annesi Nefise Şekerci’yi ziyaret ederek çiçek takdim etti. Aynı kurumda görev yapan anne ve oğlun, aynı gün nöbetçi olmaları nedeniyle gerçekleşen buluşma duygusal anlara sahne oldu. Dr. Şekerci, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanmasının aileleri için önemli bir mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, özellikle annesiyle aynı hastanede görev yapmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Aynı kurumda farklı birimlerde sağlık hizmeti sunmanın hem mesleki hem de ailevi açıdan kendilerini motive ettiğini dile getiren Şekerci, "Atanma sürecimde annemle aynı hastanede çalışma fikri bizi heyecanlandırıyordu. Bugün de aynı gün nöbetçiyiz. Ebeler Haftası vesilesiyle anneme sürpriz yapmak istedim. Bu vesileyle başta annem olmak üzere tüm ebelerin haftasını kutluyorum" dedi. Ebe Nefise Şekerci ise 35 yıldır sağlık çalışanı olduğunu 25 yıldır ebe olarak görev yaptığını belirterek oğlunun aynı hastanede görev yapmasından büyük bir gurur ve mutluluk duyduğunu ifade etti. Aynı kurumda birlikte hizmet vermenin kendisi için tarif edilemez bir duygu olduğunu vurgulayan Şekerci, "Bugün aynı gün 24 saat nöbetçiyiz. Oğlum bana Ebeler Günü için sürpriz yaptı. Çok mutlu oldum. Oğlumla aynı hastanede çalıştığım için gururluyum" diye konuştu.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında birkaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 12:24
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polib çıkartıldı
Kahramanmaraş’ta burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle hastaneye başvuran 12 yaşındaki bir çocukta, yapılan muayenede genzinde dev bir polip tespit edildi. Ameliyatla alınan polibin, hastanın şikayetlerinin asıl nedeni olduğu belirlendi. Edinilen bilgiye göre, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme azlığı şikayeti bulunan çocuk 12 yaşındaki Halil İbrahim Eliaçık, geniz eti büyümesi şüphesiyle muayeneye alındı. Endoskopik inceleme sırasında sinüs içerisinden çıkarak burun arkasına ve genze kadar uzanan büyük bir kitle tespit edildi. Uzmanlar tarafından "antrokanal polip" olarak adlandırılan bu oluşumun, alerji ve sinüzit zemininde geliştiği ifade edildi. Yapılan operasyonla polip kökünden ayrılarak çıkarıldı. Sular Akademi Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Uzmanı Opr. Dr. Faruk Atlı, "Hasta 12 yaşında bir çocuktu, burun tıkanıklığı ve kulağında işitme kaybı şikayetiyle geldi. İlk etapta geniz eti düşündük ama endoskopik muayenede sinüsten çıkıp genze kadar uzanan büyük bir antrokanal polip tespit ettik. Bu tür polipler genellikle alerji ve sinüzit zemininde oluşur. Polip oldukça büyüktü, bu yüzden burundan çıkaramadık, ağız içinden almak zorunda kaldık. Çocuk hastalarda sinüs gelişimi devam ettiği için çok geniş müdahale yapmıyoruz, sadece polibi temizledik. Bu durum burun tıkanıklığı, koku kaybı ve kulağın havalanmasını bozarak işitme azlığına neden olabilir. Ameliyat sonrası iki gün tampon kalacak, ardından hastamızın hızla düzelmesini bekliyoruz. Tekrar etmemesi için de uzun süreli alerji tedavisi uygulayacağız. Yetişkinlerde sinüs içini daha kapsamlı temizleriz ancak çocuklarda büyüme devam ettiği için sınırlı müdahale tercih ediyoruz. Deprem sonrası artan toz oranı da bu tür vakaları tetikleyebilir. Bu nedenle hastaya uzun süreli alerji tedavisi planladık" diye konuştu. Anne Mediha Eliaçık ise, "Biz aslında bir kaç doktora normal bir kulak ağrısı diye gitmiştik. Sonradan doktorumuza geldik. Belirtilerini tespit edip ameliyatla çocuğum sağlığına kavuştu" dedi.
26 Nisan 2026 Pazar - 11:45
Fransa’da evde 6 doğum yaptı, "Fizyolojik doğum" tercihini Diyarbakır’dan yana kullandı
Fransa’dan Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, doğal doğum arayışıyla Diyarbakır’da fizyolojik doğum sürecini doktor eşliğinde, müdahalesiz şekilde gerçekleştirdi. Fransa’da 6 doğum yapan ve sonrasında Muğla’ya yerleşen Ali Tokyürek ve Anissa Tokyürek çifti, Fransa’da evde doğumun yasak olmaması nedeniyle tüm doğumlarını evde gerçekleştirdi. Ancak Türkiye’de evde doğumun yasak olması nedeniyle doğal doğum arayışına geçen çift, hiçbir ilaç ya da tıbbi gereklilik olmadan nasıl bir doğum yapabileceklerini araştırdı. Bu süreçte Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’na ulaşan çift, doktorun "Fizyolojik doğum"u desteklediğini öğrenerek iletişime geçti. Doktor tarafından kabul edilen çiftin doğumu, hastane odasında tamamen doğal bir ortamda ve herhangi bir tıbbi müdahale olmadan, doktor eşliğinde gerçekleştirildi. Hastane odası ev ortamını aratmadı Dicle Memorial Hastanesinde ebe olan Elif Ilgaz, Fransa vatandaşı çiftin istediği gibi bir doğum olduğunu dile getirdi. Ilgaz, "Fransız vatandaşı gebemiz, 6 doğumunu Fransa’da gerçekleştirmiş. Yedinci gebeliği için artık doğal doğum arayışına girmiş. Bu süreçte internet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucunda Diyarbakır Dicle Memorial Hastanesinden Op. Dr. Selin Kadıoğlu’na ulaşmış. Bunun üzerine doğumuna birkaç gün kala Muğla’dan ailesiyle birlikte Diyarbakır’a gelen çift, burada bir otelde konakladı. Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu tarafından yapılan muayenede ek bir risk olmadığı gözlemlendi. Hastanın talebi doğrultusunda normal doğum, müdahalesiz doğum, doğuma saygı ve doğumun doğal zamanına saygı ilkeleri çerçevesinde süreç planlandı. Doğum, hastane odasında tamamen doğal şartlarda, hiçbir invaziv işlem ve tıbbi girişim olmadan gerçekleştirildi. Anne adayı, kendi odasında ev konforuna yakın bir ortamda doğumunu tamamladı. Komplikasyonsuz ve risksiz gerçekleşen doğumun ardından hasta süreçten memnun kaldı ve mutlu ayrıldı" dedi. Ali Tokyürek ise Muğla’da yaşadıklarını ve eşinin doğal bir doğum arayışında olduğunu ifade etti. Tokyürek, "Tamamen doğal bir doğum istediği için internette araştırdık. Araştırmanın sonucunda Op. Dr. Selin Bilgin Kadıoğlu’nun bir makalesi üzerine denk geldi. O makaleyi okuduktan sonra, ’ben bu doktoru istiyorum’ dedi bana. Ben de baktım Diyarbakır’dadır, bize epey uzaktı. Biraz uğraştık. Hocayla iletişime geçtik. Doktor da bize, ’benim için sorun değildir, gelebilirsiniz’ dedi. Otobüse binip buraya kadar geldik ve doğumun gerçekleşmesini bekledik. Her şey istediğimiz gibi oldu sonuçta. Öbür çocuklarımız Fransa’da doğdu. Onlar evde doğdu, orada öyle bir imkanımız vardı. Türkiye’de evde doğum yasak. Ama hastaneye geldiğimizde bir farkını görmedik. Aynen Fransa’da evde doğum gibi oldu. Sonuçta gerçekten doktor eşime çok büyük şefkat gösterdi. Odasında gerçekten sanki evdeymiş gibi doğum yaptı" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:21
20 yıllık tümör Van’da yapılan ameliyatla alındı
3
26 Nisan 2026 Pazar- 10:17
"Doğru tedavi ve alışkanlıkların düzenlenmesiyle astım hastaları, günlük hayatlarına güvenle devam edebilir"
4
26 Nisan 2026 Pazar- 09:42
Ağrıya "nokta atışı" tedavi
5
26 Nisan 2026 Pazar- 09:18
Türk Tıbbi Onkoloji Kongresi Antalya’da düzenlendi: Onkologlardan kemoterapi mesajı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:17
Bir buçuk yıllık öksürüğün sebebi kabak çekirdeği çıktı
Malatya'da geçmeyen öksürük şikayetiyle hastaneye başvuran hastanın, öksürüğünün nedeninin akciğerine kaçan kabak çekirdeği olduğu ortaya çıktı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:33
Sürekli halsizlik ve yorgunluğa dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Uzm. Dr. Mehmet Çakır, "Basit bir yorgunluk gibi görünse de, ciddi hastalıkların belirtisi olabilir" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Çakır, halsizlik ve yorgunluk şikayetlerinin altında yatan hastalıklarla ilgili bilgi verdi. Dr. Çakır, halsizlik ve yorgunluğun sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal ve metabolik birçok problemin habercisi olabileceğine dikkat çekerek, "Mevsimsel geçişler, yoğun yaşam temposu ve stres derken, birçok kişi kendini sürekli yorgun ve halsiz hissettiğini dile getiriyor. Ancak bu şikayetler geçici olmaktan çıkıp kronik hale geldiyse, mutlaka ciddiye alınmalı. Yorgunluk masum olmayabilir. Her gün dinlenmiş uyanmak yerine bitkin kalkıyor, gün içinde enerjinizi toparlayamıyor ve sosyal hayatınıza dahi devam etmekte zorlanıyorsanız, bu bir uyarı sinyalidir. Özellikle bu durum iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa, altta yatan nedenlerin araştırılması şart" ifadelerini kullandı. "Takviyeye başlamadan önce mutlaka bir doktora danışılmalı" Toplumda sık yapılan hatalardan birinin, halsiz hissedildiğinde bilinçsizce vitamin ya da enerji takviyesi almak olduğunu söyleyen Dr. Çakır, "Demir eksikliği ve anemi, tiroid bezinin yavaş çalışması (hipotiroidi), b12 ve d vitamini eksiklikleri, kronik stres ve depresyon, uyku bozuklukları ve uyku apnesi, şeker hastalığı (diyabet), karaciğer ve böbrek hastalıkları, bu gibi durumlar genellikle basit kan testleriyle teşhis edilebilir ve uygun tedaviyle kişinin yaşam kalitesi kısa sürede yükseltilebilir. Birçok kişi B12, demir ya da multivitamin takviyeleriyle kendini tedavi etmeye çalışıyor. Ancak bu maddelerin fazlası da en az eksikliği kadar zararlı olabilir. Bu yüzden herhangi bir takviyeye başlamadan önce mutlaka bir doktora danışılmalı" şeklinde konuştu. "Mümkün olduğunca stresten uzak durun" Yapılması gerekenleri anlatan Dr. Mehmet Çakır, "Halsizlik ve yorgunluk 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa. Sabahları dinlenmiş uyanamıyorsanız. Uykuya rağmen gün boyu kendinizi bitkin hissediyorsanız. İştahsızlık, kilo kaybı, unutkanlık gibi ek şikâyetler başladıysa. Günlük yaşam kaliteniz düştüyse. Yaşam Tarzınızda Küçük Değişiklikler, Büyük Etkiler oluşturabilir. Uyku düzenine dikkat edin. Sağlıklı ve dengeli beslenin. Bol su tüketin. Egzersizi ihmal etmeyin. Mümkün olduğunca stresten uzak durun" diye konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:22
Dil ve Edebiyat Konağı’nda tarih rüzgârı esti
Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi, 11 yıldır kesintisiz sürdürdüğü geleneksel tarih sohbetlerini bu yıl farklı bir atmosferde başlattı. Tarih sohbetlerinin ilk dersi, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’nin yönetim merkezi olan Dil ve Edebiyat Konağı’nda yapıldı. Tarihî ve kültürel dokusuyla dikkat çeken konak, Erzurumlu gençlerin tarih yolculuğuna yeni bir soluk kazandırdı. Her hafta öğle arasında gerçekleştirilen sohbetlerde öğrenciler, kendi seçtikleri tarih ve edebiyat konularını hazırlayarak sunuyor. Bu etkinlik, gençlerin yalnızca tarihî bilgilerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda onları araştırmaya, okuma alışkanlığı kazanmaya, düşüncelerini ifade etmeye ve topluluk önünde konuşmaya teşvik ediyor. Öğrenciler, ders kitaplarının sınırlarını aşarak tarihe farklı pencerelerden bakma fırsatı buluyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Başkanı Murat Ertaş, etkinlikle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi olarak hedefimiz, şehrimize dil ve edebiyat alanında katkı sağlamak ve gençlerimize tarih ile dil şuurunu kazandırmaktır. Dil ve Edebiyat Konağı bu noktada önemli bir merkezdir. Gençlerimizi tarihle, edebiyatla ve kültürel mirasımızla buluşturmak bizim için kıymetli bir görevdir. Bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyor, Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’ne teşekkür ediyorum. Etkinlikte söz alan tarih öğretmeni, araştırmacı ve yazar Taner Özdemir ise sohbetlerin gençler açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Tarih sohbetleri, öğrencilerimizin tarihî olaylara olan ilgisini artırmak, onların araştırma ve sunum becerilerini geliştirmek için bir okul niteliği taşıyor. Her hafta farklı bir konuyu öğrencilerin kendi hazırlıklarıyla sunmaları, onların hem bilgi hem de ifade gücünü pekiştiriyor. Bu güzel imkânı sağlayan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’ne teşekkür ediyorum" dedi. Programda öğrenciler, tarihî olaylardan edebî şahsiyetlere, medeniyetler tarihinden millî mücadeleye kadar birçok konuda hazırladıkları sunumları paylaştı. Katılımcılar, öğrencilerin heyecanı ve ilgisinin, sohbetlerin amacına ulaştığını ortaya koyduğunu belirtti. Erzurum’un kültür ve düşünce hayatına uzun yıllardır katkı sağlayan Dil ve Edebiyat Konağı, bu defa gençlerin tarihî birikimlerini paylaşmasına sahne oldu. Tarih sohbetleri, ilerleyen haftalarda da öğrencilerin belirleyeceği yeni konularla sürecek. Böylece Erzurum, hem gençlerin ufkunu açan hem de şehrin kültürel hayatına canlılık katan bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya devam edecek
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:06
Çayırova’yı sevindiren haber: Hastane inşaatı yeniden başlıyor
Çayırova Devlet Hastanesi’nin inşaat süreci yeniden başladı. Yeniden yapılan ihalenin ardından çalışmalar için yüklenici firma sahada faaliyete geçti. Geçtiğimiz aylarda ihalesi tamamlanan Çayırova Devlet Hastanesi Projesi’nde inşaat çalışmaları yeniden başlatıldı. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, yüklenici firma yetkilileriyle birlikte alanda incelemelerde bulunarak süreçle ilgili bilgi aldı. "Sözümüz sözde kalmasın" Proje alanında Çayırova Devlet Hastanesi’nin inşaat sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Çiftçi, şunları dile getirdi; "Sözümüz, sözde kalmaz. Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana Çayırova’mızın en büyük ihtiyacı ve hepimizin en büyük hayali olan Devlet Hastanesi için gece gündüz demeden mücadele ediyoruz. Hayallerimizin peşini hiçbir zaman bırakmadık. Bizim hiçbir sözümüz sözde kalmadı, inşallah kalmayacak. Bildiğiniz gibi koronavirüs salgını ve depremden dolayı hastane inşaatımızın ihalesi iki defa iptal edilmişti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın olurlarıyla, geçtiğimiz aylarda yeniden yapılan ihalenin ardından hastanemizin inşaatı yeniden başlıyor. Artık, hayallerimizin gerçeğe dönüşeceği bir sürecin içindeyiz. Bundan sonra da adım adım, kararlılıkla ve sabırla hastanemizin inşaatını takip edecek, bu eseri en kısa sürede Çayırova’mıza kazandıracağız inşallah. Rabbim hayırlı eylesin" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:03
Ailedeki meme kanseri öyküsü prostatın habercisi
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, "Ailede meme kanseri riskini artıran genler (BRCA1 veya BRCA2) varsa veya ailede meme kanseri öyküsü varsa, prostat kanseri riskiniz daha yüksek olabilir" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, "prostat kanseri" hakkında bilgilendirmede bulundu. Babada ve erkek kardeşlerde prostat kanseri teşhisi mevcutsa, prostat kanseri riskinin artabileceğine değinen Doç. Dr. Çinar, "Ayrıca, ailede meme kanseri riskini artıran genler (BRCA1 veya BRCA2) varsa veya ailede güçlü bir meme kanseri öyküsü varsa, prostat kanseri riskiniz daha yüksek olabilir. Obez olan kişilerde prostat kanseri riski, sağlıklı kilolu olduğu düşünülen kişilere kıyasla daha yüksek olabilir, ancak araştırmalar karışık sonuçlar vermiştir. Obez kişilerde, kanserin daha agresif olması ve ilk tedaviden sonra geri dönme olasılığı daha yüksektir. Prostat kanseri tanısında altın standart yöntem, prostat iğne biyopsisidir, PSA yüksekliği olan veya rektal muayenede anormal bulgular saptanan hastalara prostat iğne biyopsisi önerilmektedir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 40 yaşın üzerinde olan erkeklerde, ailesinde prostat kanseri öyküsü olmayan 50 yaşın üzerindeki erkeklerde en az yılda 1 kez PSA kontrolü ve parmakla rektal muayene önerilmektedir" diye konuştu. Prostat kanserinin tedavisi hastalığın klinik evresine göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Çinar, "Prostatta sınırlı hastalığı olan bireylerde eğer metastaz bulgusu da yoksa genellikle prostat kanserine yönelik tedavi seçenekleri gündeme gelmektedir. Bunlar içerisinde 1 aktif izlem, 2 radikal prostatektomi, 3 radyoterapi, gibi seçenekler mevcuttur. Radikal prostatektomi açık, laparoskopik ya da robotik şekilde yapılabilir. Bu üç tekniğin, hastalığın kontrolü açısından birbirine üstünlüğü yoktur. Laparoskopik ve robotik cerrahi ise açık cerrahiye oranla daha az kan kaybı, daha az ağrı ve daha az hastanede yatış süresi gibi avantajları vardır" şeklinde konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:23
Üroloji uzmanı uyardı: "45 yaş üstüne prostat ve böbrek muayenesi şart"
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Şakir Aydoğan, "İlerleyen yaş ile birlikte artan risk faktörleri, günlük hayat temposu ve beslenme düzensizliği erkek sağlığında prostat ile böbrek hastalıklarına yol açabiliyor. 45-50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka böbrek taşı ve prostat muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları önem arz etmektedir" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Şakir Aydoğan yaz mevsiminde artış gösteren böbrek taşı ve prostat hastalıkları konusunda uyarılarda bulunarak önemli bilgiler verdi. "Sıcak havalarda taş oluşumu riski artıyor" Yaz aylarında terleme yoluyla artan sıvı kaybı, idrarın yoğunlaşmasına ve böbrek taşı oluşumuna zemin hazırladığına dikkat çeken Opr. Dr. Şakir Aydoğan, "Özellikle yeterli su tüketmeyen bireylerde taş oluşumu riski ciddi oranda artmaktadır. Bu anlamda günde en az 2-2.5 litre su içilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve düzenli egzersiz ihmal edilmemelidir" diye konuştu. "Bu belirtilere dikkat" Dr. Aydoğan hastalık belirtileri ile ilgili, "İlerleyen yaşlarda ortaya çıkabilen ve belirtilerinde sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, idrar yapmaya başlamadan önce bekleme süresinin uzaması, Mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi durumu da erkeklerde sık görülen iyi huylu prostat büyümesi veya prostat kanseri gibi hastalıklar karşımıza çıkmaktadır. Bunun için yukarıda saydığımız belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi korunabiliyor hem de tedavi süreci daha başarılı ilerlemektedir" şeklinde konuştu. "Düzenli muayene ile etkin tedavi" Aydoğan şunları söyledi: "İlerleyen sağlık teknolojileri sayesinde uygulanan kapalı böbrek taşı ameliyatları (PNL, RIRS) ve kapalı prostat ameliyatları (TUR-P) gibi modern cerrahi yöntemler, hastaların kısa sürede sağlığına kavuşmasını sağlamaktadır. Ayrıca, HoLEP gibi lazer teknolojileriyle yapılan prostat tedavileri, minimal invaziv yaklaşımla daha az komplikasyon riski sunmaktadır. Bu anlamda 45-50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka böbrek taşı ve prostat muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları önem arz etmektedir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:17
Ekranla büyüyen nesil, uzağı göremiyor
Dijital ekran kullanımının artması ve açık havada geçirilen sürenin azalmasıyla birlikte çocukluk çağında başlayan miyopi (Uzağı görememe), yaygın bir göz hastalığı haline geliyor. Uzmanlar, miyopinin tedavi edilmemesi durumunda kalıcı görme tembelliğine yol açabileceği uyarısında bulunurken, Dünya Sağlık Örgütü 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının miyop olacağını öngörüyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:09
Löseminin sessiz türünden korunmak için kan testi kritik önemde
Kronik Miyeloid Lösemi’nin (KML) sessiz ilerleyen, ancak erken teşhisle tedavi başarısı artan bir hastalık olduğunu belirten Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "KML çoğu zaman rutin kan testlerinde tesadüfen tespit ediliyor. Erken dönemde fark edilmesi, hastalığın kontrol altına alınmasında büyük avantaj sağlıyor. Erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam kalitesinin korunması ve uzun dönem sağ kalım sağlanabilir" dedi. Kronik Miyeloid Lösemi hakkında detaylı bilgi veren VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "KML; kemik iliğinde kan oluşturan ana hücrelerden gelişen, olgunlaşmamış hücre birikimiyle seyreden yavaş ilerleyici bir kan ve kemik iliği hastalığıdır. Çoğu KML’li hücrede, 9. kromozomdan bir parçanın kopup 22. kromozoma gelmesi, 22. kromozomdan bir parçanın da 9. kromozoma gitmesi sonucu anormal protein üreten (BCR:ABL1 geni ve proteini) ve beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasına yol açan genetik değişiklik (translokasyon) bulunur. Bu yeni gelişen anormal kromozoma, keşfedildiği şehre ithafen "Philadelphia kromozomu (Ph kromozomu)" adı verilmektedir. Hastalığa sebep olan bu anormal kromozom kodlarından esinlenilerek, her yılın Eylül ayının (9. ay) 22. günü Dünya KML Farkındalık Günü olarak anılmaktadır" diye konuştu. "Belirtiler halsizlikten karında dolgunluk hissine kadar uzanıyor" KML’de anormal şekilde kemik iliğinde artan beyaz kan hücrelerinin kansızlığa yol açabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Alkış, bu durumun halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi, çarpıntı ve kemik ağrıları gibi yakınmalara neden olduğunu belirtti. Dalak büyümesinin de sık görülen belirtiler arasında olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Alkış, "Karın sol üst kısmında dolgunluk hissi veya yemeklerde erken doyma şikâyeti olabilir. Bazı hastalar kilo kaybı yaşayabilir. Ancak hastaların önemli bir kısmı herhangi bir şikâyet olmaksızın rutin kan tetkiklerinde lökosit yüksekliği tespit edilerek hekime yönlendirilir" dedi. "Tanı kan sayımı, kemik iliği incelemesi ve genetik testlerle tanı konuyor" KML tanısının rutin kan sayımı, periferik kan yayması, kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi ile konduğunu aktaran Dr. Alkış, "Hastaların yaklaşık yüzde 90-95’inde Philadelphia kromozomu (t(9;22)) pozitif tespit edilir. Bu genetik inceleme, tanının doğrulanması açısından kritik öneme sahiptir" diye konuştu. "Modern yaklaşımlarla uzun sağkalım mümkün" Uzm. Dr. Alkış, KML’nin kronik, akselere (hızlanmış) ve blastik evre (akut lösemiye dönüşme) olarak üç safhada seyrettiğini belirterek, "Hastalar genellikle kronik evrede tanı alır ve bu dönemde süreçlerini ayaktan sürdürebilir. Düzenli takip edilmediğinde veya yanıt alınamadığında hastalık ilerleyerek akselere ve ardından blastik evreye geçebilir. KML’de hedefe yönelik "tirozin kinaz inhibitörleri" (imatinib, nilotinib, dasatinib ve bosutinib; bazı dirençli hastalarda ponatinib ve asciminib) ile uzun sağ kalım süreleri elde edilebilmektedir. Kök hücre nakli ise bazı dirençli olgularda önemli bir seçenektir" dedi. "Düzenli takip hayat kurtarır" Dr. Alkış, KML hastalarının düzenli kontrollerini aksatmamasının sürecin başarısında kritik önemde olduğunu vurgulayarak, "Erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam kalitesinin korunması ve uzun dönem sağkalım sağlanabilir" ifadelerine yer verdi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:07
Kütahya’da sağlıklı yaşam farkındalığı için festival düzenlendi
Kütahya’da, Ayaz Ata Sağlık Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği öncülüğünde "Minik Adımlar Sağlıklı Yarınlar" anlayışıyla MİNSAFEST Festivali gerçekleştirildi. Çocukların geleceğe güvenle adım atmalarını, gençlerin bilinçle yetişmelerini ve yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam sürmelerini desteklemek amacıyla düzenlenen festivale yoğun katılım sağlandı. Gençlik ve Spor İl Müdürü Bülent Küçük de etkinliğe katılarak, bu organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına ve gönüllülere teşekkür etti.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:05
Şeker tüketimini azaltmak kişinin elinde
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Dâhiliye Uzmanı Prof. Dr. Devrim Sinem Küçüksaraç Kıyıcı, özellikle çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıklarının, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturduğunu belirtti. 19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kıyıcı, şekerin yalnızca çay ve kahveye katılan bir gıda olmadığını dile getirdi. Hazır gıdalarda, paketli ürünlerde, meşrubatlarda, tatlılarda hatta tuzlu atıştırmalıklarda bile yüksek miktarlarda gizli şeker bulunduğunu vurgulayan Kıyıcı, "Ne yazık ki bu da günlük ihtiyacımızın çok üzerinde şeker tüketimine sebep oluyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün tüketilen günlük serbest şeker miktarının toplam kalori ihtiyacının yüzde 10’unu geçmemesine hatta mümkünse yüzde 5’in altına indirilmesini önerdiğinin altını çizen Kıyıcı, "Yani ortalama sağlıklı bir yetişkin için günlük tüketilebilecek şeker miktarı 50 gramın hatta daha iyisi 25 gramın altında olmalıdır. Bu miktarda yaklaşık 6 ile 12 çay kaşığı arasına tekabül ediyor. Ancak ülkemizde ve dünyada tüketim bu miktarın çok üzerindedir" şeklinde konuştu. Şeker tüketiminin kilo fazlalığı başta olmak üzere; insülin direnci, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, kalp damar hastalıkları ve diş çürüklerine yol açtığı bilgisini veren Kıyıcı, "Üstelik çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturuyor. Oysa sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla bu riski azaltmak elimizdedir. Şekerli içecekler yerine suyu tercih etmek, tatlı tüketimini özel günlerle sınırlamak, paketli yapımlar yerine ev yapımı doğal besinlere yönelmek sağlığımız için büyük yatırım olacaktır" diye konuştu. Şekerin tamamen yasaklanması değil, ölçülü ve bilinçli tüketilmesi gerektiğine işaret eden Kıyıcı son olarak, "Vücudumuzun ihtiyacı olan şekerin doğal besinlerden, meyvelerden karşılanması en doğrusudur. Bu hafta vesilesi ile herkesi şeker tüketimini gözden geçirmeye, kendisi ve sevdikleri için daha sağlıklı seçimler yapmaya davet ediyoruz. Sağlıklı gelecek, bilinçli tercihlerle başlar" ifadelerini kullandı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:55
İzmir’de Burkina Fasolu sağlıkçılar sertifikalarını aldı
Burkina Faso’dan gelen 16 sağlık çalışanı, İzmir’de verilen acil ve afet konulu kapsamlı eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını aldı. Program, 43 ülkeden toplam 923 sağlık profesyoneline verilen uluslararası eğitimlerin bir parçası oldu. Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında İzmir’de 43.’sü gerçekleştirilen eğitim programını başarıyla tamamlayan Burkina Fasolu sağlıkçılara sertifikaları törenle teslim edildi. Programa, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak, Burkina Fasolu sağlık çalışanları ve Acil Sağlık Hizmetleri başkanlığı yöneticileri ve eğitimciler katıldı. "43 ülkeden 923 sağlık çalışanına eğitim" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul yaptığı konuşmasında Burkina Faso’dan gelen sağlık çalışanlarını ülkemizde özellikle İzmir’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kul: "Bakanlığımız koordinasyonunda devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Eğitimleri kapsamında bugüne kadar Burkina Faso’dan gelen misafirlerimizle birlikte toplam 43 ülkeden 923 sağlık çalışanına İzmir’de eğitim verilmiştir. Acil sağlık hizmetleri alanında eğitim verilen bu programlar, yalnızca bilgi ve deneyim paylaşımını değil, aynı zamanda dostluk ve işbirliği köprülerinin güçlenmesini de sağlamaktadır. Eminim ki burada edindiğiniz tecrübeler, ülkelerinizde birçok hayatın kurtarılmasına vesile olacak ve meslek yaşamınıza değerli katkılar sunacaktır" şeklinde konuştu. TİKA Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak’ta bu proje kapsamında verilen eğitimlerin İzmir’de devam edeceğini vurgulayarak emeği geçen herkese teşekkür etti. Burkina Faso Eğitim Koordinatörü Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Armel Flavien Kabore de yaptığı konuşmasında, eğitim programından ve organizasyondan çok memnun kaldıklarını, acil ve afet konularında oldukça verimli bir eğitim süreci geçirdiklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Avrupa birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü organizasyonuyla devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında Burkina Faso’dan gelen 9 doktor, 7 hemşireden oluşan toplam 16 sağlık profesyoneline acil ve afet konularında eğitimler verildi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan uzmanlar tarafından; acil sağlık hizmetleri alanında dünyaca kabul edilmiş eğitimlerin yanında, ülkemizin tanıtımını içeren sunumlar, acil sağlık sistemi organizasyonu, UMKE eğitimleri ve hastane hizmetlerinin tanıtımı konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:44
Hakkari’de iş yerlerine yönelik sıkı denetim
Hakkari Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekipleri, vatandaşların sağlığını ve bütçesini korumak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. Ekipler, fahiş fiyat uygulamalarına ve tarihi geçmiş ürünlere karşı sıkı denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Market, bakkal, manav ve zincir mağazalarda tek tek inceleme yapan ekipler, hem rafları hem de kasa fiyatlarını titizlikle kontrol ediyor. Vatandaşların mağdur olmaması için gece gündüz çalışan ekiplerin bu özverili çabası, halkın takdirini kazanıyor. Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekiplerinin koordineli yürüttüğü denetimlerde; etiketsiz ürünler, kasa-raf fiyat farklılıkları ve son kullanma tarihi geçmiş gıdalar mercek altına alınıyor. Kurallara uymayan işletmelere ise cezai işlem uygulanıyor. Hakkari’de sürdürülen bu titiz çalışmalar, hem tüketicilerin güvenini artırıyor hem de sağlıklı ve adil bir piyasa ortamı oluşturuyor. Halk, yetkililerin yoğun gayreti sayesinde gönül rahatlığıyla alışveriş yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder