SAĞLIK - 22 Eylül 2025 Pazartesi 11:17

Ekranla büyüyen nesil, uzağı göremiyor

A
A
A

Dijital ekran kullanımının artması ve açık havada geçirilen sürenin azalmasıyla birlikte çocukluk çağında başlayan miyopi (Uzağı görememe), yaygın bir göz hastalığı haline geliyor. Uzmanlar, miyopinin tedavi edilmemesi durumunda kalıcı görme tembelliğine yol açabileceği uyarısında bulunurken, Dünya Sağlık Örgütü 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının miyop olacağını öngörüyor.

Miyopluk, çocuklarda en sık görülen görme bozukluklarından biri olarak öne çıkıyor. Genellikle 5 ila 16 yaşları arasında ortaya çıkan bu rahatsızlık, göz küresinin normalden fazla uzamasıyla gelişiyor. Bu durum, görüntünün retinanın önünde odaklanmasına neden olarak uzak nesnelerin bulanık görülmesine yol açıyor. Miyopinin gelişiminde genetik, çevresel ve davranışsal faktörlerin bir arada etkili olduğu belirtiliyor. Özellikle uzun süre ekran karşısında kalmak, yakına odaklanarak çalışmak ve açık havada geçirilen sürenin azalması, miyopiyi tetikleyen başlıca etkenler arasında yer alıyor. En yaygın tür olan okul çağı miyopisi vakaları, eğitim seviyesinin yükselmesi, dijital cihaz kullanımının artması, stres ve güneş ışığına yeterince maruz kalınmaması gibi etkenlerle birlikte artış gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 50’sinin miyop olabileceğini öngörüyor.

Teknolojinin gelişmesi vakaları arttırdı

2020’li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle birlikte çocukların daha çok evde vakit geçirdiğini vurgulayan İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Fahrettin Akay, "Çocuklar; tablet, bilgisayar ve cep telefonlarında daha fazla zaman harcamaktadır. Bu durum, miyopinin görülme sıklığını artırmıştır. Örneğin, geçmişte miyop oranı yaklaşık yüzde 25 civarındayken, 2000’li yıllarda bu oran yüzde 36’ya çıkmıştır. 2050 yılında ise bu oranın yüzde 40’a ulaşması beklenmektedir. Miyopinin artışında, özellikle şehir yaşamında gün ışığına daha az maruz kalınması ve ekranlara uzun süreli bakılması etkili olmaktadır. Kırsal kesimlerde bu oran daha düşükken, şehir yaşamı ve kapalı ortamlarda geçirilen süre arttıkça miyopi oranı da artmaktadır. Bu nedenle, çocukların dışarıda geçirdikleri süre arttırılmalı ve ekran süreleri sınırlanmalıdır. Tamamen engellemek mümkün olmasa da, ekran kullanımına belirli bir süre sınırı koyulabilir. Örneğin, ‘Bir saat cep telefonuyla oynayabilirsin ama iki saat dışarıda oynayacaksın’ gibi ödüllendirme sistemleri uygulanabilir" ifadelerini kullandı.

Ekranla büyüyen nesil, uzağı göremiyor

Görme tembelliğine yol açabiliyor

Çocuklarda okul çağına başlamadan önce okuma yazma bilmedikleri için, görme bozukluklarını anlamanın daha zor olabileceğini kaydeden Akay, "Ancak bazı belirtiler dikkatle takip edilmelidir. Örneğin, çocuk televizyonu çok yakından izlemek ister, gözlerini kısarak bakar, gözlerine elleriyle sürekli dokunur ve tablet gibi cihazlara çok yakından bakmaya devam eder. Ayrıca gözlerde sulanma, kızarıklık gibi şikayetler de görülebilir. Bu tür belirtiler, çocukta görme bozukluğu olabileceğine işaret eder. Eğer bu bozukluklar zamanında fark edilmez ve düzeltilmezse, ileride ’Görme tembelliği’ denilen kalıcı bir soruna yol açabilir. Görme tembelliği, tedavi edilmezse ömür boyu sürebilir. Özellikle kız çocuklarında ortalama 7-8 yaş, erkek çocuklarında ise 8-9 yaş sonrası bazı görme bozuklukları tedavi edilmezse bu durum kalıcı hale gelir. Bu nedenle, erken dönemde mutlaka gözlük tedavisine başlanmalı ve gerekiyorsa kapama tedavisi uygulanmalıdır.

Her 10 çocuktan 3’ü gözlük takıyor

Ebeveynlerin, çocuklarında bu tür belirtileri fark ettiklerinde mutlaka bir göz hekimine başvurması gerektiğini ifade eden Akay sözlerini şu şekilde noktaladı:

"Zaten doğumdan sonraki yaklaşık 40. günde ilk göz muayenesi yapılmakta ve katarakt ya da retinopati gibi bazı hastalıklar açısından tarama gerçekleştirilmektedir. Takip eden süreçte, çocuklar 2-3 yaşına geldiğinde veya okul öncesi dönemde mutlaka yeniden bir göz muayenesinden geçirilmelidir. Miyopi oranı yaklaşık yüzde 30’lara yükselmiştir. Hipermetropi oranı ise yüzde 5-6 civarındadır. Eskiden gözlük takma oranı daha düşükken, günümüzde okullarda her 10 çocuktan 3’ü gözlük kullanmaktadır. Özellikle 14-15 yaşlarındaki kız çocuklarında estetik kaygılar nedeniyle gözlük beğenilmemekte, bu yüzden kontakt lens kullanımı tercih edilmektedir. Erkek çocuklarında ise bu durum daha geri planda kalmaktadır."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale cephesinde ele geçirilen düşman telgrafları, 111 yıl sonra gün yüzüne çıktı Çanakkale Kara Muharebeleri sırasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün verdiği emirler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Bulunan emirde, Mustafa Kemal’in 19. Fırka Kumandanlığı yaptığı sırada düşman telgrafını ele geçirerek savaş stratejisi belirlediği görülüyor. Bulunan emir ile ilgili konuşan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Zaferlerinin yıl dönümünde yeni emirler ortaya çıktıkça, özellikle Çanakkale cephesindeki Cevat Paşa, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk gibi önemli komutanların emirleri ve içerikleri ortaya çıktıkça savaşın ve zaferlerin büyüklüğü daha iyi anlaşılmaya başlandı" dedi. 19. Fırka Kumandanı Mustafa Kemal’in imzasını taşıyan emirde, şu ifadeler yer alıyor: "Karşımızdaki düşman kumandanı telsiz telgrafla (buraya imdat gemileri yetiştiriniz) diye müracaat eylediği mevki müstahkemden çalınan telsiz telgraftan anlaşılmıştır. Binaenaleyh karşımızda bir liv yani 4 tabur vardır. Düşmanın takviye kıtaatı almasına meydan vermeyerek harekat-ı taaruziyeye devam ve düşmanı mevzilerinden tard ediniz. Bunun için bundan evvelki emrimle bildirdiğim vecihle 125. Alay bir taburunu 27. Alaya gönderecek ve diğer kuvvetiyle 14. Alayın ihtiyatını teşkil edecektir. Gerek 14. ve gerekse 27. Alaylarla sol cenahımızdaki diğer kuvvetler hemen alayın gerideki ihtiyatlarını düşmana seri ve kat’i darbeyi vurmak üzere ileri atılınız. 15. Alay hat-ı harb gerisine hareket etti. 13. Alay da harekete hazırdır. Bütün topçu grupları piyademizin ileri hareketini müteakiben takip ve himaye edeceklerdir." "Çanakkale ruhu inşallah ebediyen var olacaktır" Her şeyin Çanakkale’de başladığını görmenin Mustafa Kemal’le alakalı daha da farklı anlamlara büründürdüğünü dile getiren İsmail Kaşdemir, "Özellikle Anafartalar kahramanı olarak nam salmış ve tarih sahnesine Çanakkale’de adım atmış ve daha sonra Milli Mücadelemizin başkomutanlığını yaparak arkadaşlarıyla beraber kurduğu cumhuriyeti aslında Çanakkale’de her şeyin başladığını görmek Mustafa Kemal’le alakalı bizleri daha da farklı anlamlara büründürüyor. Çünkü Çanakkale cephesinde bir mukayese yaptığımız zaman bize saldıranlara karşı bir zayıflığımız söz konusu teçhizat olarak, malzeme olarak ama gerçekten Mehmetçiğin vatan sevgisi ve imanıyla birleşince de oradaki akıllı yönetimde zaferleri getirmiş oldu. Çanakkale, Türk milleti için Çanakkale ruhunun ortaya çıktığı yani vatan ve millet söz konusu olduğunda her şeyin bir kenara bırakıldığı bir karakterdir, bir ruhtur. Çanakkale ruhu da inşallah ebediyen var olacaktır" dedi. Çanakkale Kara Muharebelerinin 111. yılında zor şartlarda büyük kahramanlık ortaya koyanları minnetle anan Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale ruhuna sahip Mehmetçik ve komutanlar Çanakkale’yi geçilmez yapmışlardır. O zor şartlara dahi Türk milletinin birliğini ve beraberliğini muhafaza ettiği zaman ne kadar büyük işler başarabileceğini de ortaya koymuş olmakta. O yüzden Çanakkale’nin bütün kahramanlarına başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Cevat Paşa’mıza, Seyit Onbaşı’mıza, Bigalı Mehmet Çavuş’umuza, Ezineli Yahya Çavuş’umuza bütün isimsiz kahramanlara Çanakkale’den, Çanakkale Zaferinin 111. yıl dönümünden bin selam olsun" şeklinde konuştu.
Mersin Türk Kızılay Silifke Şubesi’nden Ramazan’da Büyük dayanışma Türk Kızılay Silifke Şubesi, aşevinde günde bin 500 kişiye sıcak yemek hizmeti veriyor. Türk Kızılay’ı, 113 yıllık köklü geçmişi ve güçlü yapısıyla bölge insanına destek olmaya devam ediyor. Gücünü hayırsever bağışçılar ve fedakâr gönüllülerden alan Kızılay Silifke Şubesi, yılın 12 ayı sürdürdüğü yardım faaliyetlerini Ramazan ayında daha da artırdı. Silifke’de hizmet veren aşevinde günlük 400 kişilik sıcak yemek hizmeti, Ramazan ayı dolayısıyla bin 500 kişiye çıkarıldı. Bucaklı, Camikebir, Sayağzı, Bolacalı-Koyuncu ve Tosmurlu mahallelerinde oluşturulan dağıtım noktalarında ve aşevinde hafta içi her gün vatandaşlarla iftar sofralarının bereketi paylaşılıyor. Ramazan ayı boyunca sosyal incelemeleri tamamlanan 226 aileye toplam 678 bin TL nakdi yardım yapılırken, bugüne kadar 950 adet gıda kolisi ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıldı. Ramazan ayı sonuna kadar gıda kolilerinin dağıtımının devam edeceği bildirildi. Öte yandan Kızılay Butiği de ihtiyaç sahipleri için hizmet vermeyi sürdürüyor. Her Cuma günü açık olan butikte ihtiyaç sahibi vatandaşlar kendileri ve çocukları için bayramlık kıyafetlerini temin edebiliyor. Türk Kızılay Silifke Şube Başkanı Murat Yıldırım, yapılan çalışmaların bağışçı ve gönüllülerin destekleriyle mümkün olduğunu belirterek, "Bize destek veren tüm hayırsever bağışçılarımıza ve gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum. Unutmayalım, iyilik paylaştıkça çoğalır" dedi.