SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Sonbaharın kuruttuğu ciltler için pratik nemlendirme tüyoları
30 Eylül 2025 Salı - 10:22 Sonbaharın kuruttuğu ciltler için pratik nemlendirme tüyoları Denizli Özel Egekent Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Osman Aydın, sonbahar rüzgarlarıyla kuruyan hassas ciltler için pratik nemlendirme tüyoları vererek, "Mevsim başlarında dermatoloğa danışmak, kuruluk kaynaklı alerji ve döküntü riskini azaltır" dedi. Havaların soğuyup nem oranının düşmesiyle birlikte ciltte gerginlik, pullanma ve kaşıntı şikayetlerinin arttığına dikkat çeken Cildiye Uzmanı Dr. Osman Aydın, "Sonbahar aylarında cilt bariyerinin korunması, kışa daha sağlıklı bir ciltle girmek için en önemli adım. Özellikle hassas ciltlerde mevsim geçişi sorunları, uygun bakım yapılmadığında uzun süreli tahrişlere yol açabiliyor" dedi. Hassas ciltler için pratik nemlendirme önerilerini paylaşan Dr. Osman Aydın, "Cildi kurutmayan, pH dengeli temizleyiciler kullanın. Hyalüronik asit içeren serumlarla cildin su tutma kapasitesini artırabilirsiniz. Yağ ve su bazlı nemlendiricileri katmanlama yöntemiyle uygulamak, cildin nemini gün boyu kilitler. Haftada bir kez nem maskesi yapmak da cilt bariyerini güçlendirecektir" diye konuştu. Profesyonel destek alın Rutin bakımın yanı sıra cilt tipine uygun profesyonel destek almak gerektiğini vurgulayan Dr. Osman Aydın, şu tavsiyelerde bulundu: "Günde en az 2 litre su tüketimi ve nemlendirici krem seçerken içerik listesindeki seramid, gliserin, yağ asidi türevlerine dikkat etmek son derece önemli. Rutin bakımın yanı sıra cilt tipine uygun profesyonel destek almak gerekebilir. Mevsim başlarında dermatoloğa danışmak, kuruluk kaynaklı alerji ve döküntü riskini azaltır"
Elazığ 37. Yaz Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak
30 Eylül 2025 Salı - 10:22 Elazığ 37. Yaz Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. Yaz Sempozyumu, 3-5 Ekim 2025 tarihlerinde ’Tüm Yönleri ile Üveit’ başlığıyla gerçekleştirilecek. Toplantıda 43 serbest bildiri ve 6 panel sunulacak, göz sağlığı alanındaki güncel gelişmeler ele alınacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nin 37. Yaz Sempozyumu, 3-5 Ekim 2025 tarihleri arasında Elazığ’da gerçekleştirilecek. ’Tüm Yönleri ile Üveit’ başlığıyla düzenlenecek sempozyum, özle bir otelde yapılacak ve göz hastalıkları alanında Türkiye’nin önde gelen bilim insanlarını bir araya getirecek. Depremin ardından Elazığ için büyük önem taşıyan toplantıya, yalnızca bölgedeki değil ülke genelinden çok sayıda göz doktorunun katılması bekleniyor. Sempozyumda 43 serbest bildiri sunulacak ve 6 panel düzenlenecek. Gözün en karmaşık hastalıklarından biri olan üveit başta olmak üzere, göz sağlığı alanındaki güncel gelişmeler masaya yatırılacak. Dr. Mehmet Buğra Tümtaş, "Memleketimde böyle bir organizasyon yapılmasından büyük gurur ve heyecan duyuyorum. Bu toplantı, hem Elazığ için önemli bir bilimsel buluşma olacak hem de bölgemizin adını tıp camiasında daha da öne çıkaracaktır" dedi. Türk Oftalmoloji Derneği Diyarbakır Şube Başkanı Doç. Dr. Seyfettin Erdem ise sempozyumun bilimsel açıdan ve mesleki dayanışma açısından önemli katkılar sunacağını ifade ederek, tüm meslektaşlarını toplantıya davet etti.
Dünya Kalp Günü: "Risklerin büyük kısmı sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir"
30 Eylül 2025 Salı - 10:14 Dünya Kalp Günü: "Risklerin büyük kısmı sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir" "Dünya Kalp Günü" dolayısıyla açıklama yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Gültekin Ercan, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olduğunu belirterek, "Risklerin büyük kısmı sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebilir" dedi. Kalp-damar hastalıklarının ülkemizdeki ölümlerin yaklaşık yüzde 28’inden sorumlu olduğunu aktaran Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ercan, hipertansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, sigara ve hareketsizliğin en önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi. Özellikle 40 yaş üstündeki bireylerin yılda en az bir kez aile hekimine başvurarak kardiyovasküler risk değerlendirmesi yaptırması gerektiğini vurguladı. "Bu değerlendirmeler sayesinde kişilerin önümüzdeki on yıl içinde kalp-damar hastalığına yakalanma riski belirlenebiliyor ve önleyici tedbirler zamanında alınabiliyor" diyen Ercan, erken tanının hayati rol oynadığını ifade etti. Sinop’un doğal güzelliklerine dikkat çeken Ercan, şehrin kalp sağlığı için sunduğu fırsatları şöyle anlattı: "Karadeniz’in incisi Sinop, tertemiz havası, deniz kıyısındaki yürüyüş yolları, huzurlu yaşamı ve yeşil alanlarıyla kalp dostu bir şehir. Kalbiniz için en güzel spor, Sinop sahilinde yapacağınız tempolu yürüyüştür." Düzenli fiziksel aktivite, tuz ve şekerden fakir dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, yeterli su tüketimi ve kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Ercan, bu alışkanlıkların kalp-damar hastalıklarını önlemede temel adımlar olduğunun altını çizdi. Bu yılın teması olan "Hiçbir Ritmi Kaçırmayın" sloganını hatırlatan Dr. Ercan, "Kalbimizi korumak; sadece sağlığımızı değil, hayatın ritmini ve sevdiklerimizle paylaşacağımız güzel anları da korumaktır. Sinop’un sunduğu tüm imkânları değerlendirelim ve kalbimize hak ettiği özeni gösterelim" ifadelerini kullandı.
Direksiyon başında beyin egzersizi: Şoförlerde Alzheimer riski daha düşük
30 Eylül 2025 Salı - 10:04 Direksiyon başında beyin egzersizi: Şoförlerde Alzheimer riski daha düşük Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülküf Önal, "En son yayınlanan bir çalışmada, taksi ve ambulans şoförlerinin Alzheimer’a daha az yakalandıkları gösterildi" dedi. Demansın en yaygın hastalık türü olan Alzheimer, bellek, konuşma ve motor becerilerinde bozukluklar gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Uzmanlar, bu hastalıktan korunmak için beyni sürekli olarak çalıştıracak egzersizler ve hareketler yapılmasını öneriyor. Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zülküf Önal, İngiltere’de yapılan bir araştırmadan bahsederek, şoförlerin Alzheimer’a yakalanma oranının daha düşük olduğunu söyledi. Önal, hastalıktan korunmak için yürüyüş yapmanın, düzenli uyku uyumanın ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra GPS kullanımının da azaltılması gerektiğini vurguluyor. "Çok sinsi ilerleyen bir hastalık" Alzheimer hastalığında erken tanının önemine değinen Önal, "Çok sinsi ilerleyen bir hastalık. Fakat erken tanı şansı olan hastalarda hiç olmazsa hastalığın daha yavaş ve daha sorunsuz seyretmesi için elimizden geleni yapabiliyoruz" şeklinde konuştu. Alzheimer’dan korunmanın yollarını aktaran Önal, "Korunmak için de yapılabilecek birçok şey var. Bunların başında bir kere sürekli üreteceksiniz. ’Emeklilik diye bir şey olmaması gerekiyor. Emekli olduktan sonraki hayatınızda da yeni bir şeyler öğrenmeye çalışacaksınız. Uykunuza dikkat etmeniz lazım. Genel vücut sağlığı için gerekli olan beslenme tipini hayatımızdaki yaşam tarzınıza uydurmanız gerekiyor. Egzersiz yapmak gerekiyor. Yürüyüş yapmak gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. "Şoförlerin Alzheimer hastalığına daha az yakalandığı öğrenildi" Önal, Alzheimer konusunda İngiltere’de yapılan araştırmadan bahsederek şu ifadeleri kullandı: "En son yayınlanan bir çalışmada taksi ve ambulans şoförlerinin bu hastalığa daha az yakalandıkları gösterildi. Bu şu anlama geliyor; Bu çalışmanın yapıldığı yer İngiltere. İngiltere’de taksi şoförü olmak için Londra’da özellikle bütün sokakları ezbere bilmeleri gerekiyor şoförlerin. Bir sınava tabi tutuyorlar. Uzun bir eğitimden geçiyorlar. Ambulans şoförleri için de aynı şey geçerli. Her türlü adresi, her türlü sokağı detayına kadar bilmeleri gerekiyor. GPS kullanmak yani haritayı kullanmak beynimizi köreltiyor. Bu yapay zeka için de geçerli. Ben 60 yaşındayım. 20 yaşlarında 100 tane telefon numarasını ezbere biliyordum, şu an 2 tane biliyorum. Sadece yapay zeka değil, akıllı telefonlar da bizim bazı yeteneklerimizin körelmesine neden oluyor."
Uzmanı açıkladı: "Bipolar bozukluk 25 yaş altında daha sık görülüyor"
30 Eylül 2025 Salı - 10:01 Uzmanı açıkladı: "Bipolar bozukluk 25 yaş altında daha sık görülüyor" Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Ali Sağlanmak, halk arasında "iki uçlu mizaç bozukluğu" olarak da bilinen bipolar bozukluğun genellikle 15-25 yaş aralığında başladığını belirterek, doğru tedaviyle kişinin üretken ve dengeli bir yaşam sürebileceğini söyledi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Ali Sağlanmak, bipolar bozukluk hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Sağlanmak, bipolar bozukluğu, "kişinin duygu durumunda dalgalanmaların yaşandığı, aralarda normal dönemlerin de görülebildiği kronik bir ruhsal hastalık" olarak tanımladı. Bireyin zaman zaman taşkın ve enerjik (mani/hipomani), zaman zaman da çökkün ve umutsuz (depresyon) dönemler geçirdiğini belirtti. Bipolar bozukluğun genellikle 15-25 yaş aralığında başladığını vurgulayan Uzm. Dr. Sağlanmak, "Daha ileri yaşlarda da görülebilir. Ancak erken tanı, hastalığın gidişatı ve tedavi başarısı açısından çok önemlidir" dedi. Toplumda yaşam boyu görülme oranının yüzde 1-2 civarında olduğunu ifade eden Sağlanmak, tanı konmamış kişilerle bu oranın daha yüksek olabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Mani döneminde kişilerin az uyumasına rağmen enerjik olduğunu, hızlı konuştuğunu ve riskli kararlar alabildiğini aktaran Uzm. Dr. Sağlanmak, depresyon dönemlerinde ise isteksizlik, umutsuzluk, enerji kaybı ve intihar düşüncelerinin ön planda olduğunu belirtti. "Bipolar bozukluk ile depresyon karıştırılmamalı" Bipolar bozukluğun depresyonla karıştırılmaması gerektiğini dile getiren Mehmet Ali Sağlanmak, depresyonda sadece çökkünlük dönemleri görülürken, bipolar bozuklukta hem depresyon hem de mani/hipomani ataklarının bulunduğunu, bu yüzden tanı ve tedavi yaklaşımlarının farklı olduğunu ifade etti. Tanının, ayrıntılı psikiyatrik değerlendirme ve DSM-5 ölçütlerine göre konduğunu hatırlatan Sağlanmak, "En az bir mani dönemi tanı için yeterlidir. Çoğunlukla depresif ataklarla birlikte seyreder" ifadelerini kullandı. "Genetik yatkınlık önemli" Bipolar bozukluğun tek bir nedeni olmadığını ifade eden Sağlanmak, "Genetik yatkınlık çok güçlüdür. Ailede bipolar bozukluğu olanlarda risk belirgin şekilde artar. Bunun yanında beyin biyolojisi, nörotransmitter dengesizlikleri ve çevresel etkenler de rol oynar. Stres, travmatik yaşam olayları, düzensiz uyku ve madde kullanımı atakları tetikleyebilir" dedi. "Tedaviyle dengeli bir yaşam mümkün" Bipolar bozukluğun yaşam boyu süren bir hastalık olduğunu ancak doğru tedaviyle kontrol altına alınabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Sağlanmak, şöyle konuştu: "Düzenli tedavi ile atakların sayısı ve şiddeti azalır, kişi üretken ve dengeli bir yaşam sürebilir. Tedavide en sık kullanılan ilaçlar duygudurum düzenleyicilerdir. Atak dönemlerinde antipsikotik ilaçlar da kullanılabilir. Antidepresanlar ise yalnızca dikkatle ve belli durumlarda tercih edilmelidir" "Psikoterapi tedaviye katkı sağlar" Psikoterapinin tedavi sürecinde önemli rol oynadığını da anlatan Mehmet Ali Sağlanmak, "Psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapi ve aile terapisi tedaviye uyumu artırır. Kişinin hastalığını tanımasına, stresle baş etmesine ve yaşam düzenini korumasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Tedavi yarıda bırakılmamalı" Sağlanmak, tedaviyi yarıda bırakmanın ciddi riskler taşıdığına da işaret ederek, "Atakların tekrarlama riski çok yükselir, intihar riski artar ve kişinin sosyal, iş ve aile yaşamı ciddi zarar görebilir" diye konuştu. Bipolar bozukluğu olan kişilerin günlük yaşamda düzenli uyku, sağlıklı beslenme, alkol ve madde kullanımından uzak durma, ilaçlarını aksatmama ve stres yönetimine dikkat etmeleri gerektiğini aktaran Uzm. Dr. Sağlanmak, aile desteğinin tedavi başarısına büyük katkı sağladığını söyledi.
Her yıl jinekolojik muayene şart
30 Eylül 2025 Salı - 09:58 Her yıl jinekolojik muayene şart Rahim ağzı kanser türünün yüzde 99’unun HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu dile getiren Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi Doç. Dr. Emre Özgü, "HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum hekimi Doç. Dr. Emre Özgü, kadın kanserleri arasında yer alan yumurtalık kanserinin sinsice ilerlediğine, tanı ve tedavide geç kalmamak için şikayet olmasa bile her yıl düzenli jinekolojik muayeneye gidilmesini tavsiye etti. Meme kanseri için ise her ay kadınların kendi kendini elle kontrol etmesi uyarısında bulundu. Her yıl milyonlarca kadının meme, rahim ağzı, rahim iç duvarı ve yumurtalık kanserleri ile karşı karşıya kaldığına işaret eden Uzmanı Doç. Dr. Emre Özgü, bu kanserlerin kadınlarda hem en sık görülen hem de en fazla ölüme yol açan hastalıkların başında geldiğini söyledi. Erken evrede tanı konulduğunda tedavi başarısının yüzde 90’ların üzerine çıktığını; geç evrede ise tedavi şansının belirgin şekilde azaldığını ifade etti. "HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir" Rahim ağzı (serviks) kanserinin kadınlarda en sık görülen 4’üncü kanser olduğunu belirten Dr. Özgü bu kanser türünün yüzde 99’unun HPV (Human Papilloma Virüs) enfeksiyonu ile ilişkili olduğunu dile getirdi. Cinsel yolla bulaşan en yaygın enfeksiyonlardan biri olan HPV enfeksiyonundan bahseden Dr. Özgü "HPV bağışıklık sistemi tarafından temizlense de kalıcı enfeksiyonlar kansere dönüşebilir. Erken dönemde genellikle belirti vermeyen bu hastalıkta en sık bulgular anormal vajinal kanama, (özellikle ilişki sonrası), kötü kokulu akıntı ve kasık ağrısıdır" diye konuştu. "9-14 yaş arasında aşılama önerilir" Korunmada en etkili yöntemin HPV aşısı olduğunu söyleyen Dr. Özgü "Aşı, kansere en sık neden olan HPV tiplerine karşı yüzde 90’dan fazla koruma sağlar. Dünya Sağlık Örgütü aşılamanın özellikle 9-14 yaş arası çocuklarda yapılmasını önermektedir. Bununla birlikte güvenli cinsel ilişki, düzenli smear ve HPV-DNA testleri ile yapılan taramalar da korunmada büyük rol oynamaktadır" dedi. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testinin ücretsiz yapıldığını sözlerine ekledi. Kanama ve adet düzensizliği rahim iç duvarı kanseri habercisi Özellikle menopoz sonrası dönemde rahim iç duvarı (endometrium) kanserinin ülkemizde jinekolojik kanserler içinde ikinci sırada yer aldığına işaret eden Dr. Özgü bu kanser türünde en önemli risk faktörlerinin hormonal dengesizlik, uzun süre östrojen kullanımı, obezite, polikistik over sendromu (PCOS), erken yaşta adet görmek, geç yaşta menopoza girmek, hiç doğum yapmamış olmak ve diyabet olduğunu ifade etti. Bu kanserin genellikle erken evrede vajinal kanama ve adet düzensizlikleri gibi belirtileri olduğu için, hastalar zamanında başvurduğunda tedavi başarısının yüksek olduğunu anlattı. Menopoz sonrası kanaması olan tüm kadınların jinekolojik olarak değerlendirilmesi gerektiği bilgisini verdi. "Şikayetler sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karıştırıldığı için de tanı gecikebilir" Yumurtalık kanserinin jinekolojik kanserler arasında en sinsi seyreden türlerden olduğunu belirten Dr. Özgü "Erken dönemde belirti vermediği için tanı ekseriyâ ileri evrede konulur. Karında şişlik, iştahsızlık, hazımsızlık, çabuk doyma, kilo kaybı ve sık idrara çıkma gibi şikayetler sindirim sistemi rahatsızlıkları ile karıştırıldığı için de tanı gecikebilir. Risk faktörleri arasında ileri yaş, ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsü, BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları, hiç doğum yapmamış olmak ve uzun süreli yumurtlamayı engellemeyen yaşam tarzı bulunur. Buna karşılık doğum kontrol hapı kullanımı ve çok sayıda gebelik geçirmiş olmak koruyucu faktörler arasında sayılır" açıklamalarında bulundu. Kadınlar her ay kendi kendini kontrol etmeli Kadınlarda en sık görülen, her 8 kadından 1’inde rastlanan meme kanserine değinen Dr. Özgü memede ağrısız kitle, meme başında çekinti, ciltte değişiklikler ve meme başından akıntının en önemli belirtiler arasında yer aldığını söyledi. Erken tanı için 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine elle meme muayenesi yapılması, 40 yaşından itibaren yılda bir mamografi çektirilmesi ve düzenli hekim muayenesi yapılmasını önerdi. Ülkemizde uygulanan Ulusal Meme Kanseri Tarama Programı kapsamında 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir ücretsiz mamografi yapılabildiğini hatırlattı. Bu hizmetler için Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezleri ve aile sağlığı merkezlerine başvurulabileceğini ifade etti. "Düzenli muayeneyle kanser erkenden tespit edilebilir" Kadın kanserleriyle mücadelede en etkili silahın erken teşhis olduğunun vurgulayan Dr. Özgü "Düzenli jinekolojik muayeneler, basit testler ve tarama programları sayesinde kanserler henüz oluşmadan önce belirlenebilir veya erken evrede yakalanabilir. Özellikle rahim ağzı kanseri HPV aşısı ile büyük oranda önlenebilirken, meme kanseri ise düzenli mamografi ile erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle her kadın, hiçbir şikayeti olmasa dahi yılda en az bir kez jinekolojik muayeneden geçmelidir. Düzenli kontroller, sadece mevcut şikayetleri değerlendirmek için değil, sessiz ilerleyen kanserleri fark etmek için de hayati önem taşır" diye konuştu.
Uzmanı, kalp sağlığını korumak için bilinmesi gerekenleri sıraladı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 17:06 Uzmanı, kalp sağlığını korumak için bilinmesi gerekenleri sıraladı Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Alkan, kalp hastalıklarının önlenmesi ve erken teşhisi için dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı. Uzm. Dr. Alkan, "Kalp hastalıkları, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında üst sıralarda yer alıyor. Özellikle hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklar kalp sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle düzenli kontroller ve risk faktörlerinin erken tespiti büyük önem taşıyor" dedi. 29 Eylül Dünya Kalp Günü çerçevesinde, kalp sağlığını korumanın önemi bir kez daha vurgulandı. Özel Adatıp Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Alkan, kalp hastalıklarının önlenmesi ve erken teşhisi için dikkat edilmesi gereken noktaları açıkladı. Kalp hastalıklarının, dünya genelinde ölüm sebepleri arasında üst sıralarda yer aldığını hatırlatan Uzm. Dr. Alkan, özellikle hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklar kalp sağlığını olumsuz etkilediğini ve bu nedenle düzenli kontroller ve risk faktörlerinin erken tespiti için büyük önem taşıdığını söyledi. Kalp sağlığını korumanın temel adımlarına da değinen Dr. Alkan, "Dengeli beslenme, tuz ve şeker tüketiminin sınırlandırılması, yeterli fiziksel aktivite ve sigara kullanımının bırakılması kalp hastalıklarının önlenmesinde kritik rol oynuyor. Ayrıca stres yönetimi ve yeterli uyku, kalbinizin uzun vadede sağlıklı kalmasını destekler" diye konuştu. Uzman Dr. Alkan, kalp hastalıklarının erken belirtilerine dikkat çekerek, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya aşırı yorgunluk gibi şikayetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Alkan, "Bu belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden kardiyoloji uzmanına başvurmak, ciddi komplikasyonların önlenmesinde hayati önem taşır" şeklinde konuştu. Dünya Kalp Günü vesilesiyle Uzm. Dr. Alkan, toplumun kalp sağlığı bilincini artırmanın ve düzenli kontrolleri aksatmamanın önemini bir kez daha hatırlattı.
UMKE 4. Bölge Tatbikatı Malatya’da başarıyla gerçekleştirildi
29 Eylül 2025 Pazartesi - 16:49 UMKE 4. Bölge Tatbikatı Malatya’da başarıyla gerçekleştirildi Malatya İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde, Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı UMKE Faaliyet Planı kapsamında 24-25 Eylül tarihlerinde İnönü Üniversitesi Su Sporları Müdürlüğü’nün Kale Gölü Mevkisinde UMKE 4. Bölge Tatbikatı gerçekleştirildi. Tatbikat, afetlere müdahale kapasitesini artırmak amacıyla çeşitli senaryolar üzerinden uygulamalı olarak icra edildi. Tatbikata, Malatya’dan 33, Elazığ’dan 27, ANDA İl Temsilciliği’nden 12, Jandarma Su Altı Kurtarma’dan 5, Jandarma Asayiş Bot’tan 5, Kale İlçe Emniyet Müdürlüğü’nden 4 ve AFAD İl Müdürlüğü AKT’den 4 katılımcı olmak üzere toplam 93 personel, 3 eğitmen eşliğinde katıldı. Tatbikata katılan kurumlar arasında Malatya UMKE, Elazığ UMKE, Malatya İl AFAD Müdürlüğü Arama Kurtarma Timi, Kale İlçe Kaymakamlığı, Kale Belediye Başkanlığı, Malatya İl Jandarma Su Altı Kurtarma ve Asayiş Bot Timleri, İnönü Üniversitesi Su Sporları Müdürlüğü, Kale İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kale İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, İl Ambulans Servisi Başhekimliği ambulans ekipleri, Kale İlçe Devlet Hastanesi ve Malatya ANDA İl Temsilciliği yer aldı. Tatbikat kapsamında acil ünitesi kurulumu, araç içi ve dışı kurtarma, suda arama ve kurtarma ile enkazda kurtarma çalışmalarına ağırlık verildi. Kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonun güçlendirilmesini amaçlayan tatbikat, başarılı bir şekilde tamamlandı. Malatya İl Sağlık Müdürlüğü, tatbikata katılan tüm kurum ve ekiplerin özverili çalışmaları için teşekkür etti.
Zonguldak İl Sağlık Müdürü’nden Dünya Kalp Günü mesajı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 15:33 Zonguldak İl Sağlık Müdürü’nden Dünya Kalp Günü mesajı Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında açıklama yaptı. Gün, kalp ve damar hastalıklarının hem dünyada hem de Türkiye’de ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam ettiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl yaklaşık 20 milyon kişinin bu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Gün, Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2024 yılı verilerine göre ülkede meydana gelen 490 bin ölümün yüzde 28’inin kalp ve damar hastalıklarından kaynaklandığını belirtti. Nüfusun yaşlanması, kentleşme, sağlıksız yaşam tarzları ve stresin hastalıkların yaygınlaşmasında etkili olduğunu ifade eden Gün, yapılan araştırmalarda 15 yaş üzeri nüfusta kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının yüzde 7 olduğunu ve bu oranın yaşla birlikte arttığını dile getirdi. Kalp hastalıklarının gelişiminde hipertansiyon, obezite, diyabet, tütün kullanımı, fiziksel aktivite eksikliği ve sağlıksız beslenme gibi risk faktörlerinin kritik rol oynadığını belirten Gün, bu faktörlerin kontrol altına alınmasıyla erken ölümlerin büyük ölçüde önlenebileceğine dikkat çekti. Düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin kardiyovasküler olayları yüzde 30-40 oranında azaltabildiğini kaydetti. Her yıl 29 Eylül’de kutlanan Dünya Kalp Günü’nün, toplumda farkındalık oluşturmak için önemli bir fırsat sunduğunu söyleyen İl Sağlık Müdürü Gün, bu yılın temasının "Hiçbir Ritmi Kaçırmayın" olduğunu hatırlattı. Bakanlık tarafından yürütülen "Türkiye Kalp-Damar Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı"na da değinen Gün, aile hekimlerinin 40 yaş üzeri bireylerde kardiyovasküler risk değerlendirmesi yaptığını ve son bir yılda 662 bin kişide risk tespit edilerek takiplerinin başlatıldığını açıkladı. Herkesi aile hekimlerine başvurmaya, periyodik taramalarını yaptırmaya ve sağlıklı hayat merkezlerinden danışmanlık almaya davet eden Gün, "Unutmayın, kalbiniz sadece vücudunuzu değil hayatınızı da ritimde tutar. Sağlıklı bir kalple, hayatın ritmine ayak uydurun" ifadelerini kullandı.