SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
"Sebze, meyve ve yürüyüş kalbin dostu"
29 Eylül 2025 Pazartesi - 13:38 "Sebze, meyve ve yürüyüş kalbin dostu" SAMSUN (İHA) – Kalp sağlığını korumanın yollarından bahseden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Baran Yüksekkaya, "Günde en az 30 dakika yürüyüş, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, tuz ve şeker tüketimini azaltma gibi basit adımların kalp sağlığını korumada son derece etkilidir. Kalbinizi korumak için yılda en az bir kez kardiyolojik kontrol yaptırın. Erken teşhis hayat kurtarır" dedi. Her yıl 29 Eylül’de kutlanan ’Dünya Kalp Günü’, kalp hastalıklarına dikkat çekmek için önemli bir farkındalık günü olarak öne çıkıyor. Liv Hospital Samsun Kardiyoloji Uzmanı Dr. Baran Yüksekkaya, kalp hastalıklarının dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında bulunduğunu vurgulayarak, erken önlemlerle bu hastalıkların büyük oranda önlenebileceğini belirtti. "Günde en az 30 dakika yürüyüş yapılmalı" Sağlıklı bir kalbin temelinde düzenli fiziksel aktivite ve dengeli beslenmenin yer aldığını söyleyen Uzm. Dr. Yüksekkaya, "Günde en az 30 dakika yürüyüş, sebze ve meyve ağırlıklı beslenme, tuz ve şeker tüketimini azaltma gibi basit adımlar kalp sağlığını korumada son derece etkilidir" diye konuştu. "Stres kalbi etkiler" Kalp sağlığını tehdit eden en önemli faktörlerin sigara ve alkol tüketimi olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yüksekkaya, bu alışkanlıkların bırakılması gerektiğini kaydetti. Uzm. Dr. Yüksekkaya, "Stres yönetiminin de kalp üzerinde doğrudan etkisi vardır. Düzenli uyku ve hobi edinmek stresle başa çıkmada faydalıdır" dedi. "Erken teşhis hayat kurtarır" Uzm. Dr. Yüksekkaya, "Kalbinizi korumak için yılda en az bir kez kardiyolojik kontrol yaptırın. Erken teşhis hayat kurtarır. Dünya Kalp Günü vesilesiyle herkesin kalbine daha fazla özen göstermesi gerektiğini hatırlaması gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
Sağlıkta çapraz denetim: Kastamonu, Sinop’u mercek altına aldı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:37 Sağlıkta çapraz denetim: Kastamonu, Sinop’u mercek altına aldı Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları kapsamında Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde yerinde denetim gerçekleştirdi. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerinin etkin şekilde değerlendirilmesi ve sürekli gelişiminin sağlanması amacıyla, 23 Mayıs 2025 tarihli ve 277164646 sayılı "Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Tesislerinin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesine Dair Yönerge" doğrultusunda hazırlanan Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları çerçevesinde iller arası çapraz değerlendirme çalışmaları devam ediyor. Bu kapsamda, Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastane Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Rıdvan Sarıkaya başkanlığında; Başkan Yardımcısı Dt. Mehmet Vahit Yıldız, Uzman Yasin Yağbasan, Değerlendirme Birimi Personeli Şenol Bakırcı, Eczacı Seza Ekici, Biyomedikal Mühendisi Havva Sungur ve Biyolog Emel Genç’ten oluşan ekip, Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde denetim ve değerlendirme çalışmaları yürüttü. Sinop’ta yapılan değerlendirme çalışmalarında, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Sağlık Tesisi Değerlendirme Standartları çerçevesinde; Sinop Atatürk Devlet Hastanesinde hizmet sunum kalitesi, hasta ve çalışan güvenliği uygulamaları, kurumsal verimlilik, hasta memnuniyeti ve kalite göstergeleri değerlendirilmiş, ilgili standartlara uygunluk düzeyi değerlendirme çalışması yapılarak yerinde denetim gerçekleştirildi. Denetim sonuçlarının, sağlık hizmetlerinde kalite ve verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor.
Görünmez riskler genç kalpleri tehdit ediyor
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:17 Görünmez riskler genç kalpleri tehdit ediyor Kalp hastalıklarının her yıl milyonlarca insanı hayattan kopardığına dikkat çeken Prof. Dr. Harun Arbatlı, genç yaşta meydana gelen kalp krizlerinin nedenlerini ve kalp sağlığı için yapılması gerekenleri anlattı. Kalp ve damar hastalıkları, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alıyor. Dünya genelinde 2022 yılında 19,8 milyon insan kalp-damar hastalıkları nedeniyle yaşamını yitirdi. Modern tedavi ve teknolojiye rağmen, nüfus artışı ve yaşlanma nedeniyle toplam ölümlerde azalma değil, aksine artış gözleniyor. Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Harun Arbatlı, "Yaşa göre standardize edilmiş ölüm oranlarında düşüş umut verici ancak mutlak sayıların artması bize hâlâ alınacak çok yol olduğunu gösteriyor. Gençlerde görülen ani kalp ölümleri ve kontrolsüz risk faktörleri ise konunun en dikkat çekici boyutunu oluşturuyor" dedi. Sporcularda tarama hayat kurtarıyor Prof. Dr. Arbatlı, gençlerde ani ölümün kalp rahatsızlıklarına bağlı nedenleri arasında; doğuştan veya kalıtsal kalp kası hastalıkları, koroner arter anomalileri, iletim sistemi (kanalopati) bozuklukları, nadir de olsa miyokardit hastalıkları olabileceğini belirtti. İtalya’daki tarama programlarının sporcularda ani ölüm riskini yüzde 89’a varan oranda azalttığını hatırlatan Medicana Bahçelievler Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Harun Arbatlı, "Ülkemizde de sporcularda öykü, muayene ve EKG temelli taramaların yaygınlaştırılması büyük önem taşıyor" diye vurguladı. Görünmez riskler gençleri de tehdit ediyor "Genç yaşlarda kalp sağlığını tehdit eden faktörler her zaman gözle görülür ya da kolay fark edilir olmayabiliyor. Sağlıklı yaşam biçimi sürdüren, düzenli spor yapan kişilerde bile gizli riskler zamanla ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle gençlerin günlük yaşamda karşılaşabilecekleri bazı alışkanlıklar ve durumların kalp sağlığı üzerindeki etkilerini bilmesi büyük önem taşıyor" diyen Prof. Dr. Harun Arbatlı bu etkileri şöyle sıraladı: "Yüksek kolesterol (LDL 190 mg/dL): Ailesel hiperkolesterolemi riski, erken damar sertliği Sigara: Gençlerde kalp krizini 3 - 6 kat artırıyor. Stres ve Takotsubo sendromu: Yoğun stres kalbi ciddi şekilde zedeleyebiliyor. Doğum kontrol hapları: Sigara ile birlikte tromboz riskini artırıyor. Uyarıcı maddeler (kokain, amfetaminler): Ani kalp krizi riski 24 kat artabiliyor." Prof. Dr. Harun Arbatlı, kalp sağlığında atılacak adımları şöyle özetledi: "Aile öyküsü olan gençlerde hedefli kardiyolojik değerlendirme, Sporcularda öykü-muayene-EKG taramaları, LDL yüksekliği olanlarda erken statin tedavisi, Sigaranın bırakılması, Toplumda CPR (temel yaşam desteği) ve AED (otomatize defibrilatör) eğitim ve erişiminin yaygınlaştırılması" Prof. Dr. Harun Arbatlı, "Kalp alanında önemli ilerlemeler sağladık. Ancak istatistikler bize tek başına yetmiyor. Gerçek farkı oluşturacak olan; erken tarama, risk faktörlerinin agresif yönetimi ve toplumun bilinçlenmesidir. Bugün atacağımız adımlar, yarının hayatlarını kurtaracak."
Basit önlemlerle kalp hastalıklarından kurtulun
29 Eylül 2025 Pazartesi - 12:11 Basit önlemlerle kalp hastalıklarından kurtulun Dünya Kalp Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Melek, basit tedbirlerle kalp hastalıklarının önüne geçmenin mümkün olduğunu belirtti. Kalbin anne karnından başlayıp son nefese kadar sürekli çalışan, durduğu anda hayatın sona erdiği, en değerli organlardan biri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Melek, "Her gün yaklaşık 100 bin kez kasılarak vücudumuza kan pompalıyor. Ancak, dünyada ve ülkemizde neredeyse her iki ölümden biri kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gerçekleşmekte. Bu rakamlar bize sağlıklı ve uzun bir yaşam için kalbimizi korumanın ne kadar hayati olduğunu gösteriyor" dedi. Yaşlanma dışında kalp hastalıklarının en önemli nedenlerini sıralayan Melek, "Yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, sigara ve alkol kullanımı, aşırı kilo ve hareketsizliktir. Yaşlanmayı durdurmak mümkün değil ama diğer nedenler engellenebilir veya kontrol altına alınabilir. Yani kalp damar hastalıkların önüne geçmek bizim elimizde" şeklinde konuştu. Tedbir almak basit Kalp hastalıklarından korunmak için yapılması gerekenlerin basit olduğuna dikkat çeken Melek, düzenli yürüyüş veya egzersiz ile dengeli beslenmenin üzerinde durarak; tuz ve şeker tüketiminin azaltılması, aşırı yağlı ve hazır gıdalardan kaçınılması, tütün ürünlerinden ve alkolden uzak durulması gerektiğinin altını çizdi. Düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Melek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Tansiyon, kolesterol, şeker gibi değerlerimizi düzenli aralıklarla ölçtürmek, kalp hastalıklarını henüz ortaya çıkmadan fark etmemizi sağlar. Tansiyon, kolesterol ve şeker gibi hastalıklara sahip olanlar ise yüksek risk altında olduklarını bilmeli ve tedavilerine azami özen göstermelidir."
İl Sağlık Müdürü Bildirici’den 29 Eylül Dünya Kalp Günü mesajı
29 Eylül 2025 Pazartesi - 11:52 İl Sağlık Müdürü Bildirici’den 29 Eylül Dünya Kalp Günü mesajı Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 29 Eylül Dünya Kalp Günü ile ilgili mesajında, "Her yıl milyonlarca insan, önlenebilir kalp rahatsızlıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde" dedi. Her yıl 29 Eylül’de kutlanan Dünya Kalp Günü, kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi, erken tanının öneminin vurgulanması ve toplumda farkındalık oluşturulması amacıyla tüm dünyada eş zamanlı etkinliklerle gündeme taşınıyor. Bu çerçevede, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici günün önemine ilişkin bir açıklama yaptı. İl Müdürü Bildirici’nin mesajında, "Dünya Kalp Federasyonu tarafından bu yıl belirlenen ‘Hiçbir Ritmi Kaçırmayın’ teması, kalbimizi düzenli takip etmenin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatımıza dahil etmenin ve erken tanıyı ihmal etmemenin önemini güçlü bir şekilde hatırlatmaktadır. Her yıl milyonlarca insan, önlenebilir kalp rahatsızlıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde. Yaşam tarzımızda yapacağımız küçük değişikliklerle hem kendi sağlığımızı hem de toplum sağlığını koruyabiliriz" ifadeleri yer aldı. "Erken tanı hayat kurtarıcıdır" Kalp hastalıklarının oluşumunda birçok risk faktörünün rol oynadığını belirten İl Müdürü Bildirici, "Sağlıksız beslenme, fazla kilo, hareketsizlik, sigara ve alkol kullanımı, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve stres kalp sağlığını olumsuz etkileyen başlıca unsurlardır. Ancak bu risklerin büyük çoğunluğu kontrol altına alınabilir ve önlenebilir. Düzenli sağlık kontrolleri bu noktada hayati bir önem taşımaktadır. Kalp sağlığını korumak için haftada en az 150 dakika orta tempolu egzersiz yapmak, sebze, meyve, tam tahıllar ve sağlıklı yağlardan zengin bir beslenme düzeni oluşturmak, sigara ve alkolden uzak durmak, tuzu ve şekeri azaltmak, düzenli uyku alışkanlığı kazanmak ve aile öyküsü olanların mutlaka rutin kontrollerini yaptırması gerekiyor. Kalp hastalıklarında erken tanı hayat kurtarıcıdır. Çarpıntı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi belirtiler önemsenmeli ve zaman kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır. Küçük bir ihmal, büyük sonuçlara yol açabilir" diye belirtti. "Vatandaşlarımızı ’Hiçbir Ritmi Kaçırmamaya’ davet ediyorum" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sözlerine şu çağrıyla tamamladı: "Kalbimiz, yaşamımızın ritmini belirleyen en değerli organımızdır. Bu ritmi güçlü ve sağlıklı tutmak için hepimize görev düşüyor. Vatandaşlarımızı sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye, düzenli kontrollerini yaptırmaya ve bu yılın temasında da vurgulandığı gibi ‘Hiçbir Ritmi Kaçırmamaya’ davet ediyorum. Kalbimizi koruyarak hem kendi geleceğimizi hem de sevdiklerimizin sağlığını güvence altına alabiliriz."
Doç. Dr. Boşnak: "Covid-19 vaka sayıları sessizce tırmanıyor"
29 Eylül 2025 Pazartesi - 11:28 Doç. Dr. Boşnak: "Covid-19 vaka sayıları sessizce tırmanıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Boşnak, son haftalarda Covid-19 vakalarında artış yaşandığını belirterek toplum sağlığı açısından önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Boşnak, polikliniğe başvuran hastalarda artan sayıda Covid-19 tespit edildiğini, ancak çoğu kişinin bunu grip ya da soğuk algınlığı zannederek test yaptırmadan evine döndüğünü ifade etti. Doç. Dr. Boşnak, "Özellikle içinde bulunduğumuz sonbahar aylarında kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, virüsün yayılımını hızlandırıyor. Halkımızın büyük kısmı hastalığı hafif geçiriyor. Ancak bu, bulaştırıcılığı azaltmıyor. Aksine, farkında olmadan birçok kişiye virüs taşıyan vakalar hızla artıyor" dedi. "Kapalı alanlara dikkat" Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte toplu taşıma, alışveriş merkezleri ve ofisler gibi yetersiz havalandırılan kapalı mekanlarda virüs bulaşma riskinin daha da arttığını vurgulayan Boşnak, "Maske kullanımı ve hijyen önlemlerinin yeniden önem kazandı. Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, gibi belirtilerle gelen hastalar test yaptırmaktan kaçınıyor. Bu da toplumda sessiz bir yayılımın artmasına neden oluyor ve özellikle bağışıklığı zayıflamış olan yaşlı hastalarda ve eşlik eden kronik rahatsızlığı olanlarda hastalığın ağır geçmesine neden olabiliyor. Pandemiyi geride bıraktığımızı düşünsek de, Covid-19 hâlâ hayatımızın bir parçası. Aşı, maske, hijyen ve mesafe gibi temel önlemleri hatırlamak toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor" diye konuştu.