SAĞLIK
Diz ağrısını hafife almayın: Sinsi tehlike menisküs kök yırtıkları 25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:43:30 Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Alper Öztürk, diz ağrısının ardında sinsi bir tehlikenin gizlenebileceğini vurgulayarak, "Menisküs kök yırtıklarına zamanında yapılan doğru müdahale, diz ekleminin doğal yapısını korumanın en etkili yoludur" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Alper Öztürk, ortopedi polikliniklerine orta yaşlı hastaların en sık başvuru nedenlerinden birinin dizi sonuna kadar bükememe ve hareket sırasında belirginleşen ağrı olduğunu belirtti. Öztürk, "Çoğu zaman basit bir incinme olarak değerlendirilen bu tablo, aslında dizin geleceğini doğrudan etkileyebilecek sinsi bir tehlikenin habercisi olabilir, yani menisküs kök yırtıklarının" diye konuştu. Doç. Dr. Öztürk, menisküslerin diz eklemi içinde yükü dağıtan birer amortisör işlevi gördüğünü belirterek kök yırtığının bu yapının kemiğe tutunduğu ana bağlantı noktasının kopması anlamına geldiğini açıkladı. Öztürk, "Bu bağ koptuğunda menisküs yerinden kayar ve işlevini kaybeder. Diz eklemi korumasız kalır, kıkırdaklar artan yük altında hızla aşınmaya başlar" ifadelerini kullandı. Bu tablonun en sık 40-60 yaş aralığında, dizlerine fazla yük binen ve hafif kilolu bireylerde ortaya çıktığını ifade eden Öztürk, kadın hastalarda daha sık rastlandığını da vurguladı. Öztürk, "Gençlerdeki gibi büyük travmalar gerekmez; çömelmek, merdiven inmek ya da yerden kalkmak gibi günlük hareketler bile yıpranmış menisküs kökünün kopmasına neden olabilir" açıklamasında bulundu. Hastaların genellikle dizin arka kısmına yayılan ani ve keskin bir ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı tarif ettiğini belirten Öztürk, özellikle dizin tam büküldüğü pozisyonlarda ağrının belirgin şekilde arttığını söyledi. Öztürk, bu yırtıkların en önemli özelliğinin kendiliğinden iyileşmemesi olduğunu vurgulayarak, "Tedavi edilmediğinde dizde hızlı ve geri dönüşü olmayan kıkırdak hasarı gelişir. Süreç ilerledikçe kireçlenme kaçınılmaz hale gelebilir, bu da ilerleyen dönemde diz protezi ameliyatını gündeme getirebilir" şeklinde konuştu. Güncel tıbbi yaklaşımların özellikle orta yaş grubunda en koruyucu seçeneğin menisküsün tamir edilmesi olduğunu gösterdiğini hatırlatan Öztürk, "Kopan menisküs kökü, özel cerrahi tekniklerle yeniden kemiğe sabitlendiğinde dizin yük dağılımı ve biyomekaniği büyük ölçüde eski haline döner. Başarılı bir tamir, ileride protez ihtiyacını önemli ölçüde azaltabilir, hatta tamamen ortadan kaldırabilir" dedi. Öztürk, 40-60 yaş aralığında olup merdiven inip çıkarken, çömelirken ya da ani bir hareket sırasında dizden ses geldikten sonra ağrı ve şişlik gelişen kişilerin bu durumu hafife almaması gerektiğini aktararak "Gecikmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:08 TOGÜ Hastanesi’nde radyoterapi cihazı törenle hizmete girdi Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’nde törenle hizmete hizmete alınan ileri teknoloji radyoterapi cihazı sayesinde kanser hastaları artık şehir dışına gitmeden hızlı, hassas ve konforlu tedavi alabilecek. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi, sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımı daha hayata geçirdi. Kanser tedavisinde ileri teknoloji imkânlar sunan radyoterapi cihazı düzenlenen törenle hizmete açıldı. Açılış törenine il protokolünün yanı sıra TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ve hastane personeli katıldı. Bölge sağlığı için stratejik yatırım Açılış töreninde konuşan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversite hastanesinin sağlık alanındaki kapasitesini her geçen gün güçlendirdiklerini vurguladı. Rektör Yılmaz, göreve geldikleri günden bu yana en önemli önceliklerinden birinin, bölge halkına daha nitelikli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmak olduğunu belirterek, bu kapsamda hastaneye kazandırılan ileri teknoloji radyoterapi cihazının büyük bir ihtiyaca cevap vereceğini ifade etti. Kanser tedavisinde kullanılan bu yeni sistemin yalnızca Tokat için değil, çevre iller için de önemli bir kazanım olduğuna dikkat çeken Yılmaz; "Bu cihaz sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitme zorunluluğu büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Artık ileri düzey kanser tedavileri üniversite hastanemizde, en güncel teknolojiyle yapılabilecektir" dedi. Kanser tedavisinde yüksek hassasiyet dönemi Hastanede hizmete alınan Varian TrueBeam radyoterapi sistemi, dünya genelinde birçok ileri merkezde kullanılan son teknoloji cihazlar arasında yer alıyor. Sistem hem klasik radyoterapiyi hem de "nokta atışı tedavi" olarak bilinen radyocerrahiyi aynı platformda sunabiliyor. Tedavi süreleri kısalıyor, konfor artıyor Yeni cihaz sayesinde radyoterapi seans süreleri önemli ölçüde kısalıyor. Geleneksel cihazlarda 15-20 dakika süren ışın tedavileri, TrueBeam ile 5 dakikanın altına düşebiliyor. Hastaların günlük tedavi süreci ise giriş-çıkış dahil yaklaşık 10 dakika içinde tamamlanabiliyor. Bu durum hem hasta konforunu artırıyor hem de tedavi sırasında hareket kaynaklı hataların önüne geçilmesini sağlıyor.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:31 Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, "Ebeler Haftası" dolayısıyla bir kutlama programı düzenlendi. Hastane yönetimi, doğum ünitesi ve kadın doğum servisinde görev yapan ebeleri çalışma alanlarında ziyaret ederek günlerini kutladı. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetim ekibi, Ebeler Haftası kapsamında hastane bünyesinde görev yapan ebelerle bir araya geldi. Doğum ünitesi ve kadın doğum servislerine gerçekleştirilen ziyaretlerde, ebelerin sağlık sistemindeki kritik rolüne vurgu yapıldı. Programda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Gönül Korkmaz, ebelik mesleğinin kutsallığına değinerek "Ebelik, hayatın başlangıcına tanıklık edilen, sevgi, sabır ve özveri gerektiren çok kıymetli bir meslektir. Ebelerimiz, anne ve bebek sağlığının korunmasında üstlendikleri önemli sorumluluklarla sağlık sistemimizin vazgeçilmez yapı taşlarından biridir. Gösterdikleri fedakârlık ve üstün gayretlerinden dolayı tüm ebelerimize teşekkür ediyor, Ebeler Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum" dedi. Etkinlik kapsamında görev başındaki ebelere çeşitli ikramlar sunulurken, samimi bir ortamda geçen ziyaretler günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla son buldu. Hastane yönetimi, özverili çalışmalarıyla sağlık hizmetlerine değer katan tüm ebelere teşekkürlerini ileterek, meslek hayatlarında başarılar diledi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:24 Prof. Dr. İrfan Koca: "Hidrodiseksiyon ile ağrıya değil nedene müdahale ediyoruz" Kas-iskelet sistemi ağrıları, sinir sıkışmaları, boyun ve bel kaynaklı şikayetlerin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda ameliyatsız tedavi seçenekleri arasında öne çıkan hidrodiseksiyon yönteminin, ağrıyı baskılamaktan çok sorunun kaynağına yönelik bir yaklaşım sunduğunu söyledi. Hidrodiseksiyon tedavisinin ultrasonografi eşliğinde uygulandığını ifade eden Prof. Dr. Koca, "Bu yöntemde amaç; sinir, fasya ve yumuşak dokular arasında gelişen yapışıklıkları açmak, sıkışan dokuları serbestleştirmek ve bölgedeki hareket kabiliyetini yeniden kazandırmaktır" dedi. "Ağrıyı değil, nedeni tedavi etmeyi hedefliyoruz" Birçok hastada yalnızca geçici rahatlama sağlayan yöntemler yerine, problemin kaynağına yönelmenin önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. İrfan Koca, hidrodiseksiyon yönteminin özellikle kronik ağrılarda neden odaklı modern tedavi seçeneklerinden biri haline geldiğini kaydetti. Hangi hastalıklarda kullanılıyor Hidrodiseksiyon tedavisinin uzman değerlendirmesi sonrası uygun hastalarda uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Karpal tünel sendromu ve diğer sinir sıkışmaları, boyun ve bel fıtığına bağlı yayılan ağrılar, siyatik sinir irritasyonu, omuz ağrıları ve hareket kısıtlılıkları, tenisçi dirseği, topuk ağrısı ve tendon sorunları, kas spazmları, miyofasiyal ağrı sendromu, ameliyat sonrası gelişen yumuşak doku yapışıklıkları, ilaç, egzersiz ve fizik tedaviye rağmen devam eden kas-iskelet sistemi ağrıları" dedi. "Kortizonsuz uygulanabilmesi önemli avantaj" Birçok vakada işlemin kortizon kullanılmadan yapılabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. İrfan Koca, "Özellikle diyabet hastaları, kortizon kullanmak istemeyen bireyler ve tekrarlayan enjeksiyonlardan kaçınmak isteyen hastalar açısından bu önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. "Aynı gün günlük yaşama dönüş mümkün" İşlemin poliklinik şartlarında ve kısa sürede uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Koca, genel anestezi gerektirmeyen yöntemde hastaların çoğu zaman aynı gün günlük yaşamlarına dönebildiğini söyledi. "Kişiye özel planlama ile etkili sonuçlar alınabiliyor" Tedavi öncesinde detaylı muayene ve değerlendirme yapıldığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, "Her hastanın ağrı nedeni farklıdır. Bu nedenle uygun hastalarda kişiye özel planlama ile oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.
Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT uygulamalarıyla bölgeye hizmet veriyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:20 Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi GETAT uygulamalarıyla bölgeye hizmet veriyor Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın yanında Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarıyla da bölge halkına hizmet sunmaya devam ediyor. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinde GETAT polikliniğinde uzman hekimler tarafından; hacamat (kupa terapisi), akupunktur, mezoterapi, ozon gibi Sağlık Bakanlığı onaylı yöntemlerle tedavi hizmeti veriliyor. Bu uygulamaların, özellikle kronik ağrıların azaltılmasında, stres ve yorgunluğun giderilmesinde, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde ve yaşam kalitesinin artırılmasında destekleyici rol üstlendiği ifade edildi. Poliklinikte Hidroklimatoloji Hekimi Doç. Dr. Kağan Özkuk, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hekimleri Doç. Dr. Ali Yavuz Karahan, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Şengül, Uzm. Dr. Nihal Yılmaz, Uzm. Dr. Aslı Gül Alkan Özkan ile Aile Hekimleri Uzm. Dr. Recep Aktaş ve Uzm. Dr. Hilal Kale Aktaş vatandaşlara hizmet veriyor. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mesut Saka, yaptığı açıklamada, "Hastanemizde hem modern tıbbın tüm imkânlarını hem de tamamlayıcı tedavi yöntemlerini vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp uygulamalarımız, uzman hekimlerimizin gözetiminde güvenli ve hijyenik şartlarda yürütülmektedir. Amacımız, hastalarımızın tedavi süreçlerine destek olmak ve yaşam kalitelerini artırmaktır" dedi. Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesinin, bu kapsamda sadece Uşak’a değil, çevre illerden gelen vatandaşlara da hizmet verdiği ve bölgesel bir sağlık merkezi olma konumunu güçlendirdiği belirtildi.
İç hastalıkları uzmanından uyarı: "Kronik hastalıklarda egzersiz kişiye özel planlanmalı"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:10 İç hastalıkları uzmanından uyarı: "Kronik hastalıklarda egzersiz kişiye özel planlanmalı" Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, kronik hastalıklarda egzersizin kişinin hastalığına, genel sağlık durumuna ve doktor önerilerine göre planlanması gerektiğini belirterek, "Egzersiz programına başlamadan önce mutlaka dahiliye, kardiyoloji veya ilgili branş hekiminin onayı alınmalıdır" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzm. Dr. Elif Başaran, kronik hastalığı olan bireylerin egzersiz yaparken dikkat etmeleri gerekenler hakkında açıklamalarda bulundu. Hareketsiz yaşamın başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere obezite, metabolik sendrom, diyabet gibi birçok hastalığın ortaya çıkmasında rol oynadığını söyleyen Dr. Başaran, "Yaşam tarzında yapılacak düzenlemelerle kardiyovasküler hastalıkların yaklaşık yüzde 80’i önlenebilir. Kronik hastalıklarda egzersiz, kişinin hastalığına, genel sağlık durumuna ve doktor önerilerine göre planlanmalıdır" diye konuştu. "Egzersiz süresi ve sıklığı yavaş yavaş artırılmalı" Egzersiz yaparken dikkat edilmesi gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Başaran, "Egzersiz programına başlamadan önce mutlaka dahiliye, kardiyoloji veya ilgili branş hekiminin onayı alınmalıdır. Düşük yoğunlukla başlanmalı, süre ve şiddet yavaş yavaş artırılmalıdır. Bireyselleştirme oldukça önemlidir. Diyabet, hipertansiyon, obezite veya kardiyovasküler hastalıkların her biri için farklı sınırlar vardır" dedi. Orta düzeyde egzersiz önerisi Egzersiz sıklığının ve süresinin ne kadar olması gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Başaran, şu bilgileri paylaştı: "Egzersiz süresi ve sıklığı haftada en az toplam 150 dakika ve 48 saatten fazla ara vermeksizin hafif-orta şiddette olmalıdır. Egzersiz sırasında hastanın kendi kalp hızını takip etmesi ve egzersiz şiddetinin maksimum kalp hızının (maksimum kalp hızı = 220- yaş) yüzde 50-75’i civarında olması hedeflenmelidir. Günde 20-45 dakika (kısa aralarla bölünebilir), orta düzeyde (konuşmaya izin verecek ama şarkı söyletecek kadar zorlamayacak tempoda) egzersiz önerilir." Uzm. Dr. Başaran, hastalıklara göre uygulamanın nasıl olması gerektiğini şöyle sıraladı: "Diyabetli bireyler de kilo kontrolüne yönelik orta şiddette aerobik fiziksel aktiviteler tercih edilmelidir. Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri kontrol edilmeli, hipoglisemi riski için hasta yanında glikoz tableti veya atıştırmalık bulundurmalı. Egzersiz öncesi ideal kan şekeri düzeyi 100-250 mg/dL aralığında olmalıdır. Hipertansiyonu olan bireylerde yaş ve kapasitelerine uygun şekilde düzenli olarak haftada en az 4 gün orta tempolu yürüyüş, yüzme gibi dinamik egzersizler tercih edilmelidir. Ani, ağır kaldırma ve nefes tutma (Valsalva manevrası) riskli olabilir. Hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) tanılı bireylerde postacı yürüyüşü (orta hızlı yürüme), bisiklet binme, dans, tenis, tırmanma, bahçede çim biçme gibi aerobik aktiviteler tercih edilebilir. Kalp yetmezliği olan bireylerde nabız ve tansiyon yakından takip edilmeli, yorucu ve ani hareketlerden kaçınılmalı. Hafif tempolu dans, bisiklete binme, yürüyüş gibi aerobik egzersizler kalp-damar sağlığını güçlendirir. Obezitede ise eklemlere yük bindirmeyen yüzme, sabit bisiklet gibi düşük etkili (low-impact) aktiviteler tercih edilmeli." "Göğüs ağrısı ve baş dönmesi olursa egzersiz derhal bırakılmalı" Son olarak dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Uzm. Dr. Başaran, "Göğüs ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı veya çarpıntı olursa egzersiz derhal bırakılmalı. Diyabet hastaları egzersiz öncesi ve sonrası kan şekeri kontrol etmelidir. Bol sıvı alınmalı, uygun spor ayakkabı ve kıyafet kullanılmalı. Unutulmamalıdır ki kısa ama sürdürülebilir egzersiz, uzun ve düzensiz olandan daha faydalıdır" dedi.
Yaşlılara tansiyon aleti dağıtıldı, evde sağlık hizmeti verildi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:16 Yaşlılara tansiyon aleti dağıtıldı, evde sağlık hizmeti verildi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ekipleri, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle yaşı ilerleyen vatandaşları evlerinde ziyaret ederek, hem sağlık hizmeti verdi hem de tansiyon ölçme aleti desteğinde bulundu. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, yalnız yaşayan, kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan yaşı ilerlemiş vatandaşlara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmalar kapsamında yalnız yaşayan ve bakım ihtiyacı olan 60 yaş ve üzeri vatandaşlara, sağlık kontrolünden kişisel bakıma, ev temizliğinden tıbbı malzeme yardımına kadar birçok destek sunuluyor. Ekipler, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü nedeniyle birçok vatandaşı evinde ziyaret ederek, evde sağlık hizmeti verdi. Ekipler, kontrollerini daha iyi yapmaları için da 60 vatandaşa tansiyon ölçme aleti desteğinde bulunmaya başladı. Ekipler, ayrıca tansiyon aleti kullanımı konusunda vatandaşları bilgilendirdi. Tansiyon aleti teslim edildi 1 Ekim Yaşlılar Günü kapsamında çalışma yürüten Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü ile Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü, vatandaşları evlerinde ziyaret ederek, hem sağlık taraması yaptı hem de tansiyon hastası 65 yaş ve üzeri vatandaşlara tansiyon aleti desteğinde bulundu. Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğü bünyesinde evde sağlık hizmeti veren emekçiler, ziyaret ettikleri evlerde yaşı ilerleyen vatandaşların sağlık kontrollerini yaparak tansiyon aleti verdi. Yapılan hizmete ilişkin bilgi veren Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, nadir ve kronik hastalıklarla mücadele eden vatandaşlara hizmet vermeye devam edeceklerini vurguladı. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü dolayısıyla 65 yaş ve üzeri tansiyon hastası vatandaşa tansiyon aleti desteğinde bulunduklarını kaydeden Ateş, "Nadir ve Kronik Hastalıkları Şube Müdürlüğü olarak daire başkanlığımız bünyesinde bulunan Yaşlı Hizmetleri Müdürlüğümüzle ortaklaşarak yaşlılarımızın evlerini ziyaret edip yaklaşık 60 tansiyon hastası vatandaşa tansiyon aleti vereceğiz. Öncelikle ziyaretlerde bulunduğumuz vatandaşlarımızın evinde sağlık taraması yapıyoruz" dedi. Yapılan hizmetlerden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren vatandaşlardan Yemlihan Öner ise "Belediyemizden memnunuz. Bize iyi bakıyor. Bize hizmet ediyor. Evlerimize gelerek kontrollerimizi yapıyorlar" diye konuştu.
ESOGÜ Hastanesi’nde Gebe Okulu açıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:12 ESOGÜ Hastanesi’nde Gebe Okulu açıldı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde Gebe Okulu’nun açılışı gerçekleşti. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi, 4 katta bulunana Kadın Hastalıkları Ve Doğum Servisi’nde Gebe Okulu’nun açılışı gerçekleşti. Açılışa hemşire ve doktorların yanı sıra ESOGÜ Rektör yardımcısı Prof. Dr. Kürşat Bora Çarman ile : ESOGÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy katıldı. Katılımcıların "Hayırlı olsun" dilekleri akabinde kurdele kesimiyle gerçekleştirilen açılış, Gebe Okulunun gezilmesi ile devam edildi. "Bebek bakımına da aynı şekilde eğitim yönünde destek olacak" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tufan Öge, Gebe Okulu hakkında, "Hayırlı uğurlu olsun. Vajinal doğumları teşvik etmek amacıyla yapılan çok kuvvetli, yeterli bir adım. Teşvik etmek, korkuyu ortadan kaldırmak için eğitim; eğitimin önemini vurgulayan çok güzel bir organizasyon. Süre gelecek, durmayacak bir şekilde devam edecek. Vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun. Bir kere farkındalık oluşturacak. Önünde bekleyen sürecin farkında olacak. Korkuları ortadan kaldıracak. Özellikle sezaryene yönelim değil de vajinal doğuma yönelim yönünde bir teşvik olacak. Doğum sonrası da yine ilk zaman içinde bebek bakımına da aynı şekilde eğitim yönünde destek olacak. Çok kıymetli bir adım. Tüm ülkede de zaten uygulama geliyor" dedi.
İl Sağlık Müdürü Bildirici: "Normal doğum sağlığın anahtarı"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:01 İl Sağlık Müdürü Bildirici: "Normal doğum sağlığın anahtarı" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, normal doğumun anne ve bebek sağlığı açısından taşıdığı önemi vurguladı. 1-7 Ekim Normal Doğum Haftası dolayısıyla açıklamada bulunan İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, "Normal doğum, annenin doğum sonrasında daha hızlı toparlanmasına, günlük yaşama kısa sürede dönmesine ve komplikasyon risklerinin azalmasına katkı sağlar. Bu nedenle, kadınlarımızın bilinçli tercihler yapabilmeleri için doğru bilgilendirmeyle desteklenmeleri son derece önemlidir. Normal doğumla dünyaya gelen bebekler, solunum fonksiyonları başta olmak üzere birçok sistem açısından daha avantajlıdır. Ayrıca anne ile kurulan erken temas, hem bebeğin bağışıklığını güçlendirir hem de anne-bebek bağını kuvvetlendirir" dedi. "Doğal, güvenli ve desteklenmesi gereken bir yöntem" Normal doğumun tıbben en doğal ve en güvenli yöntem olduğunu vurgulayan İl Müdürü Bildirici, "Her anne adayının doğum sürecinde bilinçli karar verebilmesi için doğru bilgilendirilmesi ve güvenli sağlık şartlarında desteklenmesi gerekir. Sağlık çalışanlarımızın rehberliği bu süreçte çok önemlidir. Gebelik sürecinden doğuma kadar anne adaylarının yanındayız. Bizim önceliğimiz anne ve bebek sağlığını en üst düzeyde korumaktır. Gebelerimizin sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmeleri, doğum sürecini güvenle yaşamaları ve doğum sonrası döneme sağlıkla geçiş yapmaları için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sağlıklı doğum süreçleri, sağlıklı bireylerin ve sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunar. Dolayısıyla normal doğumun desteklenmesi toplum sağlığı açısından da büyük bir kazançtır" ifadelerini kullandı.
Tarsus’ta lokanta, kafe ve marketlerde denetim yapıldı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:56 Tarsus’ta lokanta, kafe ve marketlerde denetim yapıldı Tarsus’ta zabıta ekipleri, lokanta, kafe ve marketlerde halk sağlığını ve tüketici haklarını korumaya yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirdi. Tarsus Belediyesi zabıta ekipleri, şehir merkezindeki 174 lokanta, kafe ve fast food işletmesinde ruhsat, hijyen ve fiyat tarifesi kontrollerini yaparak, gıdaların saklandığı dolaplardan yemek hazırlama alanlarına, kullanılan kapların temizliğinden lavaboların hijyen durumuna kadar titizlikle inceleme yaptı. Denetimlerde ayrıca fiyat listelerinin görünür şekilde asılı olup olmadığı kontrol edildi. Belirlenen standartlara uymayan işletmelere eksikliklerini gidermeleri için süre tanındı, aksi halde idari işlem uygulanacağı bildirildi. Ekipler, market denetimlerini de aralıksız sürdürüyor Zabıta ekipleri, ilçe genelinde market denetimlerini de aralıksız sürdürüyor. Market raflarındaki ürünlerin son kullanma tarihleri, etiket fiyatları ve kasa fiyatları titizlikle kontrol edilerek, vatandaşların sağlığı ve haklarının korunması sağlanıyor. Özellikle son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin satışına izin verilmedi, etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasındaki farklılıklar da denetlenerek muhtemel mağduriyetler önlendi. Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, denetimlerle ilgili yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerimizi düzenli olarak sürdürüyoruz. Amacımız cezai işlem uygulamaktan ziyade, esnafımızı kurallara uygun hizmet vermeye teşvik etmektir. Halkımızın huzuru ve sağlığı için çalışmalarımız aynı kararlılıkla devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Nilüfer’de "Halk Sağlığı Günleri" başlıyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:42 Nilüfer’de "Halk Sağlığı Günleri" başlıyor Nilüfer Belediyesi, 8-10 Ekim tarihlerinde 2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ni düzenliyor. Üç gün boyunca ücretsiz sağlık taramaları, atölyeler ve farkındalık stantlarıyla dolu program, vatandaşları sağlık için harekete geçmeye çağırıyor. Nilüfer Belediyesi, halk sağlığı bilincini artırmak ve koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırmak amacıyla düzenlediği Halk Sağlığı Günleri’nin ikincisini gerçekleştiriyor. 8-9-10 Ekim tarihlerinde yapılacak etkinlikte, üç gün boyunca ücretsiz sağlık taramaları, farkındalık stantları ve eğitici atölyelerle dolu bir program Nilüferlileri bekliyor. Nilüfer Belediyesi, halk sağlığını koruma ve geliştirme amacıyla önemli bir organizasyona imza atıyor. 8-9-10 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek "2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri" etkinliği, Nilüfer Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü Hizmet Binası’nda vatandaşların hizmetine sunulacak. Kapsamlı sağlık taramaları Üç gün boyunca sabah 10.00’da başlayıp 17.00’ye kadar sürecek etkinlik kapsamında, vatandaşlar çok sayıda ücretsiz sağlık taramasından yararlanabilecek. İşitme testi, göz tarama testi, genel diş muayenesi, footbalance ölçümü, CO2 ölçümü, vücut kitle endeksi ölçümü, skolyoz testi ve fonksiyon testi gibi sağlık kontrolleri gerçekleştirilecek. Ayrıca basit fizik tedavi uygulamaları ve sigara bırakma polikliniği hizmeti de sunulacak. Atölyeler ve bilgilendirme stantlarıyla farkındalık artacak Programda aynı zamanda çeşitli atölyeler de düzenlenecek. Çocuklar için el yıkama atölyesi, doğru diş fırçalama atölyesi, detoks içecekler atölyesi, sanat terapisi atölyesi, sağlıklı beslenme tabağı çocuk atölyesi ve organlarımızı tanıyalım atölyesi gibi eğitici ve eğlenceli aktiviteler de yer alacak. Etkinlik alanında kurulacak bilgilendirme stantlarında ise Nilüfer Belediyesi’nin ilgili birimlerinin yanı sıra Bursa Büyükşehir Belediyesi, Çölyak Derneği ve ONKODAY gibi kurumlar da yer alacak. Bu stantlarda; organ bağışından bağımlılıkla mücadeleye, Alzheimer’den hayvan sahiplendirmeye, sağlıklı gıda ve etiket okumadan Braille alfabesine kadar geniş bir yelpazede farkındalık çalışmaları yürütülecek. Sağlık toplumsal bir güçtür Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, sağlıklı bir toplumun mutlu bir kentin temeli olduğunu belirterek, "Sağlık sadece bireysel değil, toplumsal bir güçtür. 8-10 Ekim’de bu gücü birlikte büyütelim. Nilüfer’de sağlığımız için buluşuyoruz; çünkü sağlıklı bir toplum, güçlü bir gelecektir. Tüm Nilüferlilerin sağlık hizmetlerine kolayca erişebilmesini ve sağlıklı bilincinin artırılmasını istiyoruz. Bu amaçla düzenlediğimiz 2. Nilüfer Halk Sağlığı Günleri’ne tüm vatandaşlarımızı davet ediyorum. Gelin, sağlığımız için hep birlikte bir adım atalım" dedi.
İl sağlık Müdürü Erşan’dan çağrı: "Kanser taramalarınızı ihmal etmeyin"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:24 İl sağlık Müdürü Erşan’dan çağrı: "Kanser taramalarınızı ihmal etmeyin" Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yaptı. Dr. Erşan açıklamasında, "Dünyada her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseri riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu hastalık kadınlarda en sık görülen kanser türü olmakla birlikte, erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı yüzde 90’ın üzerine çıkmaktadır. Bu nedenle 20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenelerini düzenli yapmaları ve herhangi bir olumsuz bulguya rastladıklarında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları çok önemlidir. Kendi Kendine Meme Muayenesi, evde tek başına uygulanabilen basit ve etkili bir yöntemdir. Etkin yapabilmek için eğitim almak ve öğrendiklerini her ay düzenli olarak uygulamak yeterlidir. Bu konuda eğitimi almak isteyenler merkezlerimize başvurabilirler. Ayrıca 40 yaşından itibaren mamografi taramalarını ihmal etmemeleri gerekmektedir" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen kanser tarama programları ve Kayseri’de tarama yapılan merkezler hakkında bilgi veren Dr. Erşan, "İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde kanser taramaları ücretsiz olarak yaptırılabiliyor. Program kapsamında 40-69 yaş arası kadınlar için meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri ve 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere kolorektal kanser taramaları yapılmaktadır. Ayrıca çeşitli nedenlerle merkezlere başvuramayan vatandaşlarımız için mobil kanser tarama aracımız belirli bir takvim doğrultusunda kırsal bölgelerde hizmet vermektedir" ifadelerini kullandı. Dr. Erşan, "Bizler erken tanının önemini her platformda vurgulamaya devam edeceğiz. Amacımız bu ay vesilesiyle toplumun her kesimine ulaşarak düzenli olarak kanser taramalarını yaptırmalarını sağlamak. Bu konudaki çalışmalarımızı sahada kararlılıkla sürdürüyoruz. Ancak yürüttüğümüz farkındalık çalışmalarına rağmen geri dönüşler hâlâ istediğimiz düzeyde değil. 2025 yılının 9 aylık periyodunda 30 bin 909 mamografi, 38 bin 207 HPV ve 41 bin 381 GGK taraması yapılabildi. Bu sayılar hedeflediğimiz nüfusun oldukça gerisinde. Özellikle meme kanserinde her 4 kişiden sadece 1’i tarama için sağlık merkezlerimize başvurmuş durumda. Geç kalındığında hasta ve yakınları hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok yorucu bir süreçten geçiyorlar. Tüm bu zorlu süreçleri yaşamamak adına en doğru yaklaşım, hastalığın mümkün olduğunca erken evrede fark edilmesi ve tedaviye başlanmasıdır. Unutulmamalıdır ki, kanserle mücadelede en etkili yol erken tanıdır" diyerek yaş aralığı uyan tüm vatandaşları kanser taramaları için sağlık merkezlerine davet etti.
Uzm. Dr. Emine Kolu: "Ozon tedavisi, vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırır"
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:34 Uzm. Dr. Emine Kolu: "Ozon tedavisi, vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırır" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Emine Kolu, ozonun vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırdığını söyledi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalında görev yapan Uzm. Dr. Emine Kolu ozon’un oksijenin üç atomlu hali olup renksiz ve yüksek enerjili bir gaz olduğunu ve vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırdığını söyledi. Uzm. Dr. Kolu, "Ozon vücutta temel olarak antioksidan kapasiteyi artırır. İmmünomodülasyon (Bağışıklık sistemini etkileyerek hastalıklarla mücadeleye yardımcı tedavi yöntemi) ile bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkı sağlar. Hücre yenilenmesi ve dokuların oksijenlenmesini artırır. Dışarıdan maruz kaldığımız tüm kimyasallar, sigara ve paketli ürünlerin toksik etkisini vücudumuzdan doğal yolla atmamıza yardımcı olur. Saç dökülmesini azaltır ve antiaging (Yaşlanma karşıtı) etki sağlar" dedi. Ozon tedavisinin kullanıldığı başlıca hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Kolu, "Diyabet, arteriyel dolaşım bozukluğu, fibromiyalji, kas iskelet sistemi hastalıkları, kronik yorgunluk, uyku bozukluğu, akne, alerjik hastalıklar, migren, Romatoid Artrit vb. otoimmün hastalıklar, enfeksiyon ve yara yeri iyileşmesi. Ayrıca bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, bazı onkolojik hastalıkların kemoterapi ve radyoterapi sürecindeki yan etkilerinin azaltılmasında kullanabilmekteyiz. Bu süreçte ozon tedavisi hastaların kronik hastalıkları nedeni ile kullanmakta oldukları ilaç ve tedavileri ile etkileşmez" ifadelerine yer verdi. Temel uygulama yöntemlerinin, majör otohemoterapi olarak adlandırılan ozon gazının steril şartlarda ve ozona dayanıklı malzemeler kullanılarak, hastanın kendi kanıyla işleme alınıp damar yolundan tekrar hastaya verilmesi şeklinde olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Kolu, diğer uygulama yöntemleri konusunda, "Bu işleme ek olarak akne ve alerjide sıklıkla tercih ettiğimiz diğer uygulama yine hastanın kendi kanı ile ozon gazının steril uygun bir enjektörde karıştırılarak kas içine yavaşça enjekte ettiğimiz yöntemdir. Diğer bir yöntem ise, ozona dayanıklı özel torbalar kullanılarak deri lezyonları, ülser, yaralar, diyabetik ayak ve yanıklarda kullandığımız bölgesel tedavi yöntemidir. Diz, omuz vb. ağrılı eklemler içine ve çevre dokulara uyguladığımız enjeksiyonlar ile ağrıyı kontrol altına almayı, azaltmayı ve hareket kabiliyetini artırmayı hedefleriz. Bölgesel kas spazmlarında, tetik nokta tedavilerinde, kas içi ozon enjeksiyon uygulaması yapmaktayız. Herpetik deri lezyonlarında, zonada lezyon çevresi enjeksiyon uygulaması ile iyileşme sürecini hızlandırmayı hedefleriz. Diğer bir uygulama şekli rektal yoldan uygulama olup, uygulama kolaylığı ve uyumu açısından genellikle damar yolu problemi olan hastalarda ve çocuk hastalarda tercih etmekteyiz" ifadelerini kullandı. Ozon tedavisini her hastaya ve hastalığına özgü yapılan ön değerlendirmeler sonrası belirli doz ve sıklıkta hastaya uygun yöntemleri seçerek uyguladıklarını kaydeden Uzm. Dr. Kolu, "Kış mevsimine girme sürecinde bağışıklığınızı güçlendirmek, antiaging etkisinden faydalanabilmek, kronik yorgunluk ,uyku bozukluğu, yaygın kas eklem ağrılarınız ve ek hastalıklarınız için bütüncül tedavi yöntemi olarak kullanabilirsiniz" diye konuştu.
Van’da hiperbarik oksijen tedavi merkezi son teknolojiyle yenilendi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:02 Van’da hiperbarik oksijen tedavi merkezi son teknolojiyle yenilendi Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Sualtı Hekimliği ve Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi, yapılan revizyonun ardından yeniden hizmete başladı. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya sağlık hizmeti sunan hastanede, merkezde özellikle karbonmonoksit zehirlenmeleri, ani işitme ve görme kayıpları, kapanmayan kemik ve doku yaraları ile diyabet hastalarının kronik yaraları için tedavi uygulanıyor. Verilen hizmete ilişkin açıklamalarda bulunan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, merkezin daha önce kurulduğunu ancak yapılan revizyonun ardından yeniden hastalara hizmet vermeye başladığını belirtti. Merkezin hem cihaz kapasitesini hem de imkanlarını arttırdıklarını ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Bu merkezimizde artık entübeli hastalarda anestezili işlemler daha güvenli yapılabilecek. Özellikle bölgemizde soba kullanımı yaygın olduğu için kış aylarında karbonmonoksit zehirlenmelerine bağlı ciddi başvurular oluyor. Bu cihazla tedavi edilen hastalarda, ölüm dahil tüm riskler büyük ölçüde azalıyor. Bu nedenle özellikle acil vakalarda, soba zehirlenmelerinde bu tedavi bizim için vazgeçilmezdir. Merkezimiz sadece Van için değil, çevre iller için de kritik bir öneme sahiptir. Komşu illerde bu cihaz bulunmadığından, orada meydana gelen zehirlenme vakaları bize yönlendiriliyor. Bunun yanı sıra ani gelişen görme ve işitme kayıpları da bu tedavi için acil endikasyonlar arasında yer alıyor. Acil vakaların dışında da kullanım alanlarımız mevcut. Özellikle diyabet hastalarının iyileşmeyen kronik yaralarında, şeker hastalığına bağlı gelişen ayak yaralarında hiperbarik oksijen tedavisini sıkça uyguluyoruz. Hem ilimize hem de çevre illere sunduğu bu imkanlardan dolayı büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Yüzde 100 oksijen solutulan bir tedavi yöntemidir" Hava ve Uzay Hekimliği Uzmanı Dr. Tuğba Özüarı ise hiperbarik oksijen tedavisinin acil vakalarda hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekerek, "Hiperbarik oksijen tedavisi, normal atmosfer basıncının üzerinde, yüksek basınç altında kabinler içerisinde maskeler yardımıyla hastalara aralıklı olarak yüzde 100 oksijen solutulan bir tedavi yöntemidir. Bu tedaviyi bazı durumlarda acil, bazı durumlarda ise destekleyici olarak uygulamaktayız. Özellikle kış aylarında soba zehirlenmesi olarak bildiğimiz karbonmonoksit zehirlenmelerinde ve ani görme kayıplarında acil tedavi olarak kullanıyoruz. Bunun dışında farklı hastalıkların tedavisinde de destekleyici olarak faydalanıyoruz. Çetin kış şartları nedeniyle bölgemizde bu tür vakalar oldukça yaygın. Ayrıca kliniğimiz yalnızca Van ili için değil, çevre iller için de kritik bir merkez konumunda. Cihazımız yaklaşık 1,5 yıldır kapalıydı. Bu süreçte ciddi revizyonlar yapıldı ve son teknoloji ekipmanlarla donatılarak yeniden hizmete açıldı" diye konuştu.