ASAYİŞ - 25 Nisan 2026 Cumartesi 09:33

Antalya’da patates üretim tesisinde yangın

A
A
A

Antalya’nın Manavgat ilçesinde özel bir işletmeye ait kızartmalık patates üretim tesisinde çıkan yangında tesis tamamen kullanılamaz hale geldi.

Sabah erken saatlerinde çalışanların üretime başladığı sırada tesiste henüz bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Yangın sırasında tesis içerisinde bulunan çalışanlar, yangın büyümeden dışarıya çıktı. İhbarla birlikte olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Patlamaların da olduğu yangın yaklaşık 1 saatlik çalışma sonucu kontrol altına alınabildi.

Yangını gören bir vatandaş, "Sabah kahvaltı yaparken bir anda patlama oldu. Alevlerin pencereden yükseldiğini gördüm. Çalışanlar dışarı çıkmıştı. İçeride yağ kazanında patlama olmuş galiba" dedi.

Ekiplerin bölgede soğutma çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.

Arif Kaplan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de Bisicab dönemi başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilir ulaşım ve genç istihdamı bir araya getirerek Bisicab araçlarıyla kent içi ulaşımı dönüştürüyor. Bisicab sürücüsü olmak isteyen üniversite öğrencilerine verilen eğitimler başladı ve ilk etapta 20 araç, çevre dostu ve konforlu bir deneyim sunacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent içi ulaşımda çevreci dönüşümü destekleyen ve gençlere nitelikli iş imkânı sunan "Bisicab" projesini hayata geçiriyor. Elektrik destekli üç tekerlekli bisikletlerden oluşan sistemi devreye almaya hazırlanan Büyükşehir, karbon salımını azaltmayı hedeflerken üniversite öğrencilerine eğitimli ve donanımlı bir çalışma alanı da oluşturuyor. Gelecek günlerde yola çıkması planlanan Bisicab araçlarını kullanacak üniversite öğrencilerine yönelik eğitimler de başladı. Bisicab ile sürüş eğitimi alan gençler, İzmir’de ilk kez hayata geçirilecek böyle bir çalışmanın içerisinde yer almaktan dolayı heyecanlı olduklarını söyledi. 20 araç Alsancak- Konak arasında hizmet verecek Pilot uygulama kapsamında 20 araç, Alsancak Liman ile Konak arasında 11.00-19.00 saatleri arasında hizmet verecek. Sürücü koltuğunun arkasında yer alan bölümde iki yetişkin ve bir çocuğun konforlu bir şekilde yolculuk yapmasına imkân tanıyan, kısa mesafeli yolculuklar için tasarlanan sistem, özellikle yoğun ve turistik bölgelerde motorlu araçlara alternatif oluşturarak kent içi trafik ve çevre üzerindeki yükü azaltmayı hedefliyor. Elektrik destekli pedallı yapısıyla öne çıkan Bisicab’ler, sıfıra yakın emisyon değerleriyle sürdürülebilir ulaşım vizyonunun önemli bir parçası olarak görülüyor. Mesleki yetkinlik kazandıran bir model Projede görev alacak sürücüler ise kapsamlı bir eğitim sürecinden geçirilerek sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Başvuru yapan üniversite öğrencileri; teori derslerinin ardından sürüş güvenliği, ilk yardım, trafik kuralları, araç teknik bilgisi, acil durum yönetimi ve yurttaşla iletişim gibi başlıklarda eğitim alıyor. Sürecin devamında uygulamalı sürüş eğitimine geçen adaylar, yapılan değerlendirmeler sonucunda göreve başlayacak. Bu yönüyle Bisicab, gençlere sadece gelir değil aynı zamanda mesleki yetkinlik kazandıran bir model olarak öne çıkıyor. Öğrencilere hem teorik hem de pratik eğitimler veriliyor Bisiklet İşletme Personeli Can Ateşgüneş, kent içi ulaşımda kullanılacak bisikletlerin avantajlarına dikkat çekti. Bisicab’ın elektrik destekli pedallı bisiklet olduğuna değinen Ateşgüneş "Bunlar İzmir Limanı ile Konak arasında hizmet verecekler. Güzergah üzerinde Alsancak Limanı, Vasıf Çınar Bulvarı, Lozan, Montrö, Basmane, Agora ve Konak durakları yer alacak. Kısa mesafede ulaşım hizmetini karşılamış olacaklar" diye konuştu. Can Ateşgüneş, projeye ilk etapta 30 kişinin başvuru yaptığını ifade ederek, şunları söyledi: "Başvuru yapan öğrencileri teorik eğitimlerden geçirdik. Daha sonra ilk yardım, sürüş güvenliği, aracın teknik özellikleri, genel olarak trafik kuralları ve güvenliği konusunda eğitimler verildi. Ayrıca acil durum yönetimi ile yurttaşla iletişim konusunda eğitim aldılar. Daha sonra teoriden pratiğe geçildi. Sürüş eğitimi alıyorlar. İlk etapta iki tekerlekli bisikletlerle manevra tekniklerini öğrendiler." "Üniversite öğrencilerine çalışma imkanı sunması çok iyi" Sürücü adayı makine mühendisliği bölümü öğrencisi Arda Çam, kente kazandırılan farklı bir projede yer almak için çalışmaya katıldığını söyledi. Çam, "Projeyi ilk gördüğümde çok hoşuma gitti. Bisiklet de kullanıyorum. Bunu değerlendirmek ve projenin bir parçası olmak istedim" dedi. Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü öğrencisi Arda Kemal Yıldırım ise teorik eğitimlerin ardından uygulamalı eğitimlere geçtiklerini anlatarak, şunları söyledi: "Bisiklet kullanıyorum ama bunların hem üç tekerlekli hem de elektrikli olması çok farklı bir deneyim. Bundan sonra yollarda yavaş yavaş Bisicab görmeye başlayacağız. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin üniversite öğrencilerine çalışma imkanı sunması çok iyi. Ayrıca çevreci bir proje. O nedenle destekliyorum." Uluslararası ilişkiler öğrencisi olan Alper Arıca, çok heyecanlı olduğunu vurgulayarak, eğitimlerin çok güzel geçtiğini söyledi. "İlk kez hayata geçirilen bir projede yer almak çok güzel" İktisat eğitimi alan Binnur Uzlucan ise çok heyecanlı olduğunu belirterek, "Üniversite öğrencilerine böyle bir imkan tanıdıkları için çok mutluyuz. Projeyi görünce hemen başvuru yapmak istedim. Çok mutluyum. İzmir’de ilk kez böyle bir proje hayata geçiyor ve biz de bunları deneyimleyen ilk kişiler olacağız" dedi. "Sürdürülebilir ve inovatif bir proje" Endüstriyel Tasarım bölümü öğrencisi Onur Sözen ise ilk defa hayata geçirilen bu çalışmanın içerisinde yer almanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Bisiklet kullanmayı çok sevdiğini ifade eden Sözen, "Sürdürülebilir, inovatif bir proje. İlk defa böyle bir araç kullandığım için biraz zorlandım. Çok heyecanlandım aynı zamanda. Ufak tefek zorlukları olsa da olumlu tarafları daha fazla. Burada yer aldığım için çok mutluyum" diye konuştu. "Hobilerimizi kazanca dönüştürmek büyük bir artı" Fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünde okuyan Mustafa Eray Çömlek de bisiklet ve motosiklet kullanmayı çok sevdiğini ifade etti. Bu projeyi gördüğü zaman çok heyecanlandığını vurgulayan Çömlek, "Başka ülkelerde bu çalışmanın örnekleri var ama Türkiye’de ilk. İlk kez hayata geçirilen bir projede yer almak istediğim için başvuru yaptım. Çok heyecanlıyım. Öğrencilere istihdam alanı yaratılıyor. Bu da avantaj. Hobilerimizi kazanca dönüştürmek büyük bir artı" ifadelerini kullandı.
Konya Uzmanlardan "Çocuklar gördüklerini gerçek hayata taşıyor" uyarısı Gelişen teknolojiyle birlikte çocukların internet ve dijital oyunlara çok erken yaşta erişim sağladığını belirten Adli Bilişim Uzmanı Emre Akman, çocukların özellikle şiddet içerikli oyunlardan olumsuz etkilendiğine de dikkat çekerek uyarıda bulundu. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların küçük yaşlarda telefon, tablet ve bilgisayarla tanıştığını ifade eden Adli Bilişim Uzmanı Emre Akman, internet erişiminin kolay olması nedeniyle çocukların dijital oyunlara yöneldiğini anlattı. Bu oyunların bir kısmının yaşlarına uygun olmadığını vurgulayan Emre Akman, içeriklerin çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini uyarısında bulundu. Teknoloji çok geliştiğine ve bununla beraber meydana gelen sorunlara değinen Adli Bilişim Uzmanı Akman, "Teknolojiye ulaşım çağı da, yaşı da çok erken yaşlara düştü. En başta aileler içerisinde zaten çocukların ellerinde sürekli bir telefon, tablet, bilgisayar olduğu için internet erişimleri mevcut. İnternete erişimleri de çok kolay olduğu için haliyle internette bulunan oyunlara da merak sarıyorlar yaşları küçük olduğu için ve bu oyunlar tabii ki silah, öldürme, yaralama gibi, kötü ve çocukların psikolojisini derinden etkileyecek şekilde olan oyunlar, aslında yetişkinlere özgü oyunlar. Tabii ki yetişkinlere özgü olması bu şekilde bir oyun olmasını gerektirmez ancak yaş itibariyle çocukların kesinlikle oynamaması gereken oyunlar. Çünkü bu oyunlarda insanlar birbirlerini vurma, kırma veya daha yasa dışı, çocukların travmasını etkileyecek, bilinçaltını etkileyecek şekilde kötü etkiliyor. Biz uzmanlar olarak çocukların, ailelerin en azından denetlenme şeklinde bu teknolojik aletlerin verilmesini öneriyoruz" dedi. "Çocuklar bunların tam bilincinde, mantığını da anlayacak yaşta değiller" Akman, çocukların yaşları küçük olduğu için bu oyunlarda yaptıkları, gördükleri hareketleri gerçek hayata da entegre etmeye çalıştıklarını ifade ederek, "Gerçek hayatı entegre etmeye çalıştıklarında tabii ki bunlar akılları, mantıkları henüz daha gelişmemiş olduğu için doğruyu yanlışı ayıramayacak nitelikte oluyorlar. Ancak yaptıkları eylem çok büyük şekilde infial oluşturacak şekilde olaylar olabiliyor. Günümüzde kamuoyunda yakında olan olaylardan zaten bunlara şahidiz. O yüzden çocuklar bunların tam bilincinde, mantığında ve ne olduğunu anlayacak yaşta değiller. O yüzden doğru zannediyorlar, yaptıklarını güzel zannediyorlar ve oyunda gerçekleştirdikleri tüm hareketlerin gerçek hayatta da olabileceğini düşünüyorlar. Bu nedenle çocuklar ellerine geçirdikleri, oynadıkları her oyundan, her filmden, her diziden, her şeyden etkileniyorlar. Çünkü onların yaşı itibariyle daha öğrenerek büyüyorlar ve bu şekildeki oyunlarla karşılaştıklarında bilinçaltlarında vurdulu kırdılı ve çok büyük halkta infial oluşturacak suçları bilinç altlarına yerleştirmiş oluyorlar ve zaman ilerledikçe de bu suçlar bilinç altında çocukların yerleştiği için mantık olarak onlara yaptıkları eylemler, suçlar, fiiller tamamen meşru geliyor" şeklinde konuştu. "Ailelerin denetimi, gözetiminde kullanmaları gerekiyor" Aileler çocukları üzerindeki dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Akman, "Aile bireyleri en başta evde denetlemeliler. Çünkü en başta bu denetleme olmazsa çocuğun oynadığı, izlediği her film, her oyun şu an etkilemese bile bundan 5-10 sene sonra kendi hayatını çok ciddi şekilde etkileyecek seviyeye getiriyor. O yüzden çocuklarımız evdeyken ellerinde teknolojik aletler telefon, tablet, bilgisayar hiç fark etmez hangilerini kullanıyorlarsa ailelerin denetimi, gözetiminde kullanmaları gerekiyor. Yoksa internet çok geniş bir mecra, internetin ucu bucağı yok. Çocuklar herhangi bir şeye ulaşmaları çok kolay ve ulaştıklarında gördüğümüz üzere geri dönüşü olmayan olaylara şahit oluyoruz. Çocukların 15 yaş altı sosyal medya kullanımı kısıtlaması Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edildi. Artık vatandaşlar da sosyal medyaya kimlik bilgileri ile üye olacaklar. Bakanlığımız, devletimiz bu yönde bir çalışma yapıyor. Biz bu çalışmayı destekliyoruz. Bu çalışmanın arkasından da gelecek her şeyi destekliyoruz. Çünkü çocuklar bizim geleceğimiz ve bu şekilde eğitilen kasıt dışı, denetim dışı eğitilen çocukların ileride bize ve kendilerine verecekleri zararları istemiyoruz. Biz uzmanlar olarak devleti tamamen destekliyoruz. Çocukların denetim altında bu sosyal medyaları kullanmalarını, ailelerin gözetimi altında bunları kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Kesinlikle küçük yaşta çocukların ellerinde telefon verildiklerinde bahsedilen uygulamalar ve oyunlar zaten kamuoyunda çok meşhur, isimleri çok meşhur. Bunlara ulaşmalarını kendi telefonlarından engelleyebilirler. Herhangi bir videoya erişmelerini veya sosyal medya araçlarını kullanırken veya bir tarama cihazını kullanırken örnek veriyorum google gibi kullanırken bunları da filtreleyebilirler. Tamamen denetim altında olurlarsa toplum olarak kamuoyu olarak çocukları kazanmış oluruz" diye konuştu.