SAĞLIK
24 Nisan 2026 Cuma - 18:05 Türkiye ile Maldivler arasında sağlık alanında iş birliği USTKON ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, sağlık turizmi ve sağlık yatırımları alanındaki uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor. Prof. Dr. Aysun Bay, Maldivler Büyükelçisi Abdul Raheem Abdul Latheef ile bir araya geldi. Görüşmede başta onkoloji hastanesi projesi olmak üzere sağlık hizmetleri, sağlık eğitimi, medikal sektör ve sağlık turizmi alanlarındaki iş birliği imkanları kapsamlı şekilde ele alındı. Görüşmeler kapsamında, Maldivler’de hayata geçirilmesi planlanan sağlık yatırımları için karşılıklı mutabakatın sağlanmasının ardından proje modeli, finansal yapı ve uygulama süreçlerinin netleştirilmesi konusunda ortak irade ortaya konuldu. Maldivler Hükümeti’nin projeye sağlayacağı destekler ile Türkiye’nin sağlık alanındaki güçlü altyapısının bir araya getirilerek, iki ülke arasında sürdürülebilir ve yüksek katma değerli bir iş birliğinin geliştirilmesinin hedeflendiği belirtildi. Tarafların, önümüzdeki süreçte teknik ve idari çalışmaların hızlandırılması, karşılıklı ziyaretlerin gerçekleştirilmesi ve somut projelerin hayata geçirilmesi konusunda da mutabık kaldığı öğrenildi. Türkiye ile Maldivler arasında kurulacak stratejik iş birliğinin, sağlık turizmi başta olmak üzere birçok alanda uluslararası ölçekte önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
24 Nisan 2026 Cuma - 16:25 Sağlık Bakanlığı’ndan İran’a ikinci etap insani yardım amaçlı tıbbi malzeme gönderildi Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından İran’a 6 tır insani yardım amaçlı tıbbi malzeme ve ilaç gönderilmiştir. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nde hazırlanan 107 palet yardım malzemesi Ağrı Doğu Bayazıt Gürbulak Sınır Kapısı’na doğru yola çıktı. İran’a gönderilmek üzere 107 palet ilaç ve tıbbi sarf malzemesi hazırlandı 104 palet 361 kalemden oluşan yaklaşık 1,8 milyon tıbbi sarf malzemesi, 2 palet 78 kalemden oluşan yaklaşık 10 bin ilaç, 1 palet 22 kalemden oluşan 385 soğuk zincir ilaç, İran’a gönderilmek üzere Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün deposuna nakledildi. Acil müdahale ve cerrahi işlemler için tıbbi sarf malzemeleri tırlara yüklendi İran’a gönderilen yardım kolilerinde enjektörler, cerrahi maskeler, steril eldivenler, oksijen maskeleri ve koruyucu ekipmanlar başta olmak üzere çok sayıda tıbbi sarf malzemesi yer alıyor. Bu malzemeler, acil müdahale ve cerrahi işlemler başta olmak üzere sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi açısından önem taşıyor. Yardım tırlarında temel ilaçlar ve onkoloji ilaçları da bulunuyor İran’a gönderilen tırlarda tıbbi malzemelerin haricinde, antibiyotikler, ağrı kesiciler ve endokrin ilaçları gibi temel ilaçlar yer alırken; soğuk zincir ilaçlar arasında onkoloji ilaçları da bulunuyor. Sağlık Bakanlığı İran’a ilk etapta 3 tır ilaç, tıbbi cihaz ve sarf malzemesi göndermişti Sağlık Bakanlığı İran’a aynı ay içerisinde ikinci kez insani amaçlı tıbbi malzeme gönderdi. İlk etapta 3 tır (60 palet) tıbbi cihaz, ilaç ve sarf malzemesi İran’a gönderilmiş; röntgen, ultrason, ventilatör ve hasta başı monitör gibi kritik ekipmanlar bölgeye ulaştırıldı.
Tıp dünyasında yeni adımlar: Akademisyenler ve hekimler birlikte üretiyor
03 Ekim 2025 Cuma - 11:26 Tıp dünyasında yeni adımlar: Akademisyenler ve hekimler birlikte üretiyor Medical Point Gaziantep Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin seçkin akademik kadrosu ile Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin deneyimli hekimleri, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımını esas alan bir çalıştayda bir araya geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, sağlık ve akademi dünyası arasındaki köprüleri güçlendirmeyi hedefleyen anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin seçkin akademik kadrosu ile Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin deneyimli hekimleri, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımını esas alan bir çalıştayda bir araya geldi. Etkinlik, üniversitenin sağlık bilimleri alanında görev yapan öğretim üyeleri ile hastanede görevli uzman doktorların katılımıyla gerçekleştirildi. Soru-cevap formatında interaktif olarak düzenlenen programda, sağlık sektöründeki güncel gelişmeler, akademik araştırmaların kliniğe yansıması, tıp eğitiminde karşılaşılan zorluklar, sağlıkta multidisipliner yaklaşım ve hasta odaklı hizmet anlayışı gibi birçok önemli konu ele alındı. Toplantının en dikkat çekici yönlerinden biri, üniversite-hastane iş birliğinin sadece teoriyle sınırlı kalmaması, aynı zamanda ortak projeler, klinik araştırmalar ve akademik yayınlar üzerinden geleceğe dönük somut adımların konuşulması oldu. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan ve Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin’in bulunduğu etkinlikte, ilerleyen dönemlerde ortak sempozyumlar, bilimsel çalışmalar ve eğitim programları düzenlenmesi konusunda karşılıklı iyi niyet beyanları paylaşıldı. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tarz organizasyonların hem bilimsel gelişime hem de sağlık hizmetlerinin niteliğine katkı sağlayacağı yönünde görüş birliği sağlandı. Hastane olarak akademik iş birliğine tam destek Medical Point Gaziantep Hastanesi, Hastane olarak akademik iş birliğine destek verdiklerini açıkladı. Hastane yönetimi yaptığı açıklamada, "Hastane yönetimi olarak; sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmanın yalnızca akademik bilgiyle değil, uygulama ile de mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda, üniversitelerle kurulan yapıcı iş birliklerinin hem mesleki gelişim hem de hasta memnuniyeti açısından büyük önem taşıdığına inanıyor, bu tür etkinliklerin düzenli aralıklarla sürdürülmesini hedefliyoruz. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin değerli akademik kadrosuna katılımları ve katkıları için teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak"
03 Ekim 2025 Cuma - 11:02 Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak" Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların enfeksiyon ve tümör riskine yol açabileceğini belirterek, tıp dünyasının en önemli hedeflerinden birinin ilaçsız rahim nakli olduğunu söyledi. Özkan, "Bu riskleri mümkün olduğunca azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen kongrede konuşan Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, gelecekte hedeflenen ilaçsız rahim nakli konusu üzerine açıklamalarda bulundu. İlk kadavradan rahim naklini gerçekleştiren ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların diğer organ nakillerinde kullanılanlarla aynı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Rahim naklinde kullandığımız ilaçlar diğer organ nakillerinde kullanılan ilaçların aynısı. Rahim naklinin avantajı, kısa süreli kullanılıyor. Hayat boyu kullanılmıyor. Çocuk doğurduktan sonra ilacı kesiyorsunuz. Rahimi ne zaman çıkarırsanız o ilacı kullanmasına gerek yok. Ama bu kullandığınız 1 yıl ya da 5 yıl olabilir. Ne kadar kullanacağınız hiç belli olmaz. Ani bir enfeksiyona, tümöre yatkınlığa neden olabilir." "Çocuk sahibi olmak için riskleri azaltmak gerek" Organ naklinin yaşam kurtarıcı bir işlem olduğuna dikkat çeken Özkan, rahim naklinin ise farklı bir noktada bulunduğunu vurguladı: "Bu tabii bir kalpte, böbrekte, karaciğerde zaten olmanız gereken ameliyatlar. Ama çocuk sahibi olmak ya da hayat kalitesini artırmak amaçlı yapılan nakillerde bu riskleri mümkün olduğu kadar azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor." "Genetik değişiklikler önümüzdeki dönemin en önemli konusu olacak" Özkan, ilaçsız rahim nakline yönelik çalışmaların henüz erken evrede olduğunu, ancak gelecekte tıbbın en kritik alanlarından birine dönüşeceğini söyledi. Özkan, şöyle konuştu: "Önemli ama çok erken evrede. Çalışmalar daha çok genetiği değiştirilmiş hayvanlar üzerinde yapılıyor. Bunun yanında dokular üzerinde genetik değişiklik yapılması ya da farklı yöntemlerin geliştirilmesiyle de önemli mesafeler kat edilebileceğini düşünüyoruz. Bu aşamada yapılan araştırmalar erken deneysel çalışmalardır. Tıpa çok büyük faydası var, ancak şu an için hastalara bireysel olarak doğrudan fayda sağlayacak durumda olduğuna inanmıyorum. Gelecekte ise çok çok önemli gelişmeler vaat ediyor. Doku üretimi, hasarlı dokuların kurtarılması ve rejeneratif dediğimiz yeni dokuların geliştirilmesinde de çok büyük katkılar sağlayacak. Genetik değişiklikler oluşturmak, önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olacak." "Yüzlerce hasta bekliyor" Özkan, Antalya’nın bu alanda öncü çalışmalar yürüttüğünü ve çok sayıda hastanın nakil için sırada beklediğini de ifade ederek, "Antalya olarak bu sürecin oldukça içerisindeyiz. Mümkün olduğunca az hastaya zarar vererek, seçerek ve temkinli şekilde ilerliyoruz. Sadece yapmakla olmuyor, elde edilen tecrübeleri diğer organ nakillerine de yansıtıyoruz. Laboratuvar kısmında da çok güzel şeyler yaptığımızı düşünüyorum. Şu anda listelenmiş yüzlerce rahim nakli için bekleyen hasta var. Sağlık Bakanlığı’na verdiğimiz, her şeyi tamamlanmış, hasta çıksa yarın ameliyat olacak onlarca hasta olduğunu söyleyebilirim" dedi.
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak"
03 Ekim 2025 Cuma - 10:55 Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak" Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların enfeksiyon ve tümör riskine yol açabileceğini belirterek, tıp dünyasının en önemli hedeflerinden birinin ilaçsız rahim nakli olduğunu söyledi. Özkan, "Bu riskleri mümkün olduğunca azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen kongrede konuşan Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, gelecekte hedeflenen ilaçsız rahim nakli konusu üzerine açıklamalarda bulundu. İlk kadavradan rahim naklini gerçekleştiren ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların diğer organ nakillerinde kullanılanlarla aynı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Rahim naklinde kullandığımız ilaçlar diğer organ nakillerinde kullanılan ilaçların aynısı. Rahim naklinin avantajı, kısa süreli kullanılıyor. Hayat boyu kullanılmıyor. Çocuk doğurduktan sonra ilacı kesiyorsunuz. Rahimi ne zaman çıkarırsanız o ilacı kullanmasına gerek yok. Ama bu kullandığınız 1 yılda olabilir, 5 yılda olabilir. Ne kadar kullanacağınız hiç belli olmaz. Ani bir enfeksiyona, tümöre yatkınlığa neden olabilir." "Çocuk sahibi olmak için riskleri azaltmak gerek" Organ naklinin yaşam kurtarıcı bir işlem olduğuna dikkat çeken Özkan, rahim naklinin ise farklı bir noktada bulunduğunu vurguladı: "Bu tabii bir kalpte, böbrekte, karaciğerde zaten olmanız gereken ameliyatlar. Ama çocuk sahibi olmak ya da hayat kalitesini artırmak amaçlı yapılan nakillerde bu riskleri mümkün olduğu kadar azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor." "Genetik değişiklikler önümüzdeki dönemin en önemli konusu olacak" Prof. Dr. Ömer Özkan, ilaçsız rahim nakline yönelik çalışmaların henüz erken evrede olduğunu, ancak gelecekte tıbbın en kritik alanlarından birine dönüşeceğini söyledi. Özkan, şöyle konuştu: "Önemli ama çok erken evrede. Çalışmalar daha çok genetiği değiştirilmiş hayvanlar üzerinde yapılıyor. Bunun yanında dokular üzerinde genetik değişiklik yapılması ya da farklı yöntemlerin geliştirilmesiyle de önemli mesafeler kat edilebileceğini düşünüyoruz. Bu aşamada yapılan araştırmalar erken deneysel çalışmalardır. Tıpa çok büyük faydası var, ancak şu an için hastalara bireysel olarak doğrudan fayda sağlayacak durumda olduğuna inanmıyorum. Gelecekte ise çok çok önemli gelişmeler vaat ediyor. Doku üretimi, hasarlı dokuların kurtarılması ve rejeneratif dediğimiz yeni dokuların geliştirilmesinde de çok büyük katkılar sağlayacak. Genetik değişiklikler oluşturmak, önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olacak." "Yüzlerce hasta bekliyor" Özkan, Antalya’nın bu alanda öncü çalışmalar yürüttüğünü ve çok sayıda hastanın nakil için sırada beklediğini de ifade etti: "Antalya olarak bu sürecin oldukça içerisindeyiz. Mümkün olduğunca az hastaya zarar vererek, seçerek ve temkinli şekilde ilerliyoruz. Sadece yapmakla olmuyor, elde edilen tecrübeleri diğer organ nakillerine de yansıtıyoruz. Laboratuvar kısmında da çok güzel şeyler yaptığımızı düşünüyorum. Şu anda listelenmiş yüzlerce rahim nakli için bekleyen hasta var. Sağlık Bakanlığı’na verdiğimiz, her şeyi tamamlanmış, hasta çıksa yarın ameliyat olacak onlarca hasta olduğunu söyleyebilirim." (BA-
Plastik cerrahlar, İzmir’de mikrocerrahi eğitiminde buluştu
03 Ekim 2025 Cuma - 10:21 Plastik cerrahlar, İzmir’de mikrocerrahi eğitiminde buluştu Mikrocerrahinin plastik cerrahideki kullanımını artırmak amacıyla genç plastik cerrahlara yönelik düzenlenen 4. Uluslararası İzmir Mikrocerrahi Toplantısı, Acıbadem Kent Hastanesi’nde gerçekleştirildi. 4. Uluslararası İzmir Mikrocerrahi Toplantısı, Acıbadem Bodrum Hastanesi’nden Doç. Dr. Mehmet Altıparmak ve İzmir’den Prof. Dr. Bilsev İnce’nin organizasyonu, Kanadalı Prof. Erin Brown başkanlığında gerçekleştirildi. Toplamda 9 farklı ülkeden gelen 10 uzman konuşmacı, mikrocerrahi alanındaki bilgi ve deneyimlerini 80’e yakın genç meslektaşlarıyla paylaştı. "Mikrocerrahi uzmanlığımızın temelini oluşturuyor" Son yıllarda branşlarının estetik girişimlerle daha çok bilindiğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Altıparmak, "Uzmanlığımızın temelini mikrocerrahi oluşturuyor ve uzuv kopması, trafik kazaları ya da ağır doku kayıpları gibi en kritik ameliyatlarımızı mikrocerrahiyle gerçekleştiriyoruz. Bu toplantılarla mikrocerrahinin önemini vurguluyor, genç meslektaşlarımıza daha iyi aktarmayı ve yaygınlaştırmayı amaçlıyoruz" dedi. Toplantının öne çıkan bölümlerinden biri, İspanya’dan Dr. Paloma Malagon başkanlığında düzenlenen ultrason kursu oldu. Katılımcılar uygulamalı eğitimle ultrason kullanma imkânı bulurken, yapılan işlemler eş zamanlı olarak ana ekrana yansıtılarak tüm salonla paylaşıldı. Etkinlik kapsamında ayrıca dikiş atma yarışması düzenlendi. Asistanlar arasından seçilen finalistler mikroskop eşliğinde yarışırken, yabancı uzmanlardan oluşan jüri birinciyi belirledi. Kazanan yarışmacıya mikrocerrahi alet ödülü verildi. Ayrıca, toplantı sunumlarından hazırlanan sorularla yapılan bilgi yarışmasında da en hızlı ve doğru yanıtı veren katılımcı ödüllendirildi. Plastik cerrahların kendi hastanelerinde yapmış oldukları sunumlar arasından en iyi onarım ve vakalara ödüller verildi. Canlı cerrahi gerçekleştirildi Toplantının son gününde canlı cerrahi uygulaması da gerçekleştirildi. Alt ekstremite rekonstrüksiyonu için serbest flep ameliyatı ekzoskop yardımıylayapılırken, işlem eş zamanlı olarak salona aktarıldı ve interaktif şekilde takip edildi. Doç. Dr. Altıparmak, "Acıbadem Grubu olarak böyle bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan, dünyanın önde gelen cerrahlarını genç meslektaşlarımızla buluşturmaktan büyük gurur duyuyoruz." dedi.
‘Grip salgınına karşı en güçlü koruma: Aşı’
03 Ekim 2025 Cuma - 10:18 ‘Grip salgınına karşı en güçlü koruma: Aşı’ Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, "Soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılabilen grip, influenza virüsünün yol açtığı ve ciddi komplikasyonlar oluşturabilen bir hastalıktır. Viral salgınlarla mücadelede aşıların rolü tartışmasızdır. Covid-19 pandemisi bu gerçeği açıkça gösterdi. Aşılar, hastalık başlamadan önce vücudu savunmaya hazır hale getirerek ciddi koruma sağlar" dedi. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte viral üst solunum yolu enfeksiyonları toplumda hızla yayılmaya başladı. Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, hastalıklardan korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu. Grip ile soğuk algınlığı arasındaki farka değinen Prof. Dr. Kutlu, "Soğuk algınlığı genellikle hafif belirtilerle seyrederken, grip yüksek ateş, boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları ve halsizlikle kendini gösterir. Bazı vakalarda zatürre ve solunum yetmezliği gelişebilir. Özellikle riskli gruplarda ölümle sonuçlanabilecek komplikasyonlar gözlenebilir" diye konuştu. "Aşıların önemi göz ardı edilmemeli" Aşıların önemini vurgulayan Prof. Dr. Kutlu, "Viral salgınlarla mücadelede aşıların rolü tartışmasızdır. Covid-19 pandemisi bu gerçeği açıkça gösterdi. Aşılar, hastalık başlamadan önce vücudu savunmaya hazır hale getirerek ciddi koruma sağlar" ifadelerine yer verdi. "Grip virüsü sürekli değişim içindedir" Prof. Dr. Kutlu, grip virüslerinin mutasyon gösterdiğini hatırlatarak, "Dünya Sağlık Örgütü her yıl virüslerdeki değişiklikleri takip eder ve grip aşısının içeriğini günceller. Bu yüzden aşının etkinliği yüzde 50-80 arasında değişmekle birlikte, aşıya rağmen grip geçirenlerde hastalık çok daha hafif seyreder. Özellikle ileri yaştaki bireylerde aşı, komplikasyonları, hastane yatışlarını ve ölümleri azaltmaktadır" şeklinde konuştu. "Riskli gruplar dikkat etmelidir" Risk grubundaki bireylerden bahseden Prof. Dr. Kutlu, "65 yaş üzeri bireyler, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, kronik kalp-damar, böbrek, diyabet, astım gibi solunum hastalıkları olanlar, gebeler ve küçük çocuklar risk grubundadır. Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde olan kadınlara da grip aşısı mutlaka önerilmektedir. Astımlı hastalarda ise grip, astım ataklarını tetikleyebilir; bu yüzden özellikle orta ve ağır astımı olan hastaların da aşılanması gerekir" açıklamasında bulundu. "Aşının zamanlaması önemlidir" Prof. Dr. Kutlu, aşının zamanlamasıyla ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: "Grip aşısı sonrası koruyucu antikorların gelişmesi yaklaşık iki haftayı bulur. Bu yüzden en uygun aşı zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Ancak grip mevsimi boyunca, hatta şubat ayı sonuna kadar aşılama devam edebilir." "Alerjisi olanlarda dikkat edilmesi gerekenler" Alerjisi olan kişiler için uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kutlu, "Daha önce grip aşısına karşı ciddi alerjik reaksiyon yaşamış bireyler aşılanmamalıdır. Yumurtaya ciddi alerjisi bulunanlar ise mutlaka acil müdahale imkânına sahip kliniklerde aşılanmalı ve 30 dakika gözlem altında tutulmalıdır. Grip, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu değildir. Özellikle riskli gruplarda ciddi komplikasyonlara ve ölümlere yol açabilir. Aşı, elimizdeki en güçlü korunma yöntemidir ve toplum sağlığı için her yıl zamanında yapılması büyük önem taşır" ifadelerine yer verdi.
Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk
03 Ekim 2025 Cuma - 10:12 Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk Mevsim geçişlerinde artan uyku sorunları yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle sonbahar-kış döneminde gün ışığının azalmasıyla uyku bozukluklarının ortaya çıktığını dile getiren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, bu durumun depresyon ve anksiyete belirtilerini tetiklediğini söyledi. Sonbaharda, güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte uyku sorunları da gün yüzüne çıkabiliyor. Gün içinde odaklanmakta zorluk ve enerji düşüklüğü yaşanıyor, sık sık uyku ihtiyacı doğuyorsa, nedeni uyku bozukluğu olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, uyku bozukluklarıyla başa çıkma yöntemlerini ve mevsim geçişlerinden etkilenmemenin yollarını anlattı. Melatonin salınım dengesi bozulabilir Çoğu kişide mevsim geçişi evresinde uykuyla ilgili problemler olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Özellikle sonbahar-kış döneminde bu şikâyetler artar. Çünkü sonbaharda gün ışığı süresi kısalır. Biz farkında olmadan daha fazla karanlığa maruz kalırız. Sabahları daha geç saatte gökyüzü aydınlanmaya başlar. Gözümüzü karanlık bir ortama açmak, melatonin salınım dengesini bozar. Melatonin uyku dengesini sağlayan bir hormondur. Uyku biyolojik bir süreçtir ve sirkadiyen ritmimiz hormonlarla düzenlenir. Güneş ışığı sabah uyanıldığında "uyanıklık hormonu" salgılanmasını sağlar. Ancak uykudan kalkıldığında hâlâ karanlık bir ortam varsa, kişinin biyolojik saati gün başlangıcına tam senkronize olamaz. Vücut uyumuş olsa bile kişi dinlenmemiş hissedebilir" diye konuştu. Uyku iyi alınmadığında tablo daha da ağırlaşabilir Sonbaharda hava basıncı değişimi, sıcaklık dalgalanmaları ve güneş ışığının azalması sonucu insanlarda serotonin düzeyinin düştüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Serotoninin düşmesiyle beraber insanlarda enerji kaybı ve yorgunluk oluşabilir. Özellikle bu durum gece uykusunun iyi alınmamasıyla daha da ağırlaşabilir. Gündüz uykulu olma hali, sersemlik ve dikkat dağınıklığı artar. Mevsimsel duygu-durum bozukluğu dediğimiz bir tablo oluşabilir. Özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi ruhsal sorunlarda mevsimsel dalgalanmalar gözlenebilir. Sonbahar ve kış aylarında depresif belirtiler artabilir. İlkbahar döneminde ise özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde manik veya hipomanik dönemler daha sık görülebilir. Bu nedenle mevsimler ruhsal bozuklukları tetikleyebilir. Tabii uyku bozukluklarının sadece psikiyatrik nedenleri yoktur. Uyku apnesi, tiroit fonksiyon bozuklukları gibi durumlar da uykuyu bozabilir. O yüzden tetkiklerle değerlendirme yapmak gerekir" ifadelerini kullandı. Kısır döngüye neden olabilir Uykunun çok temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Uyku kötüyse sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşabilir. Uykusuzluğa sıklıkla depresif belirtiler, isteksizlik, keyif alamama, umutsuzluk ve mutsuzluk eşlik edebilir. Bunun yanında anksiyete belirtileri sıklıkla görülebilir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunları çıkabilir. Uykusuz bir gecenin ertesinde kişi kendini, sisli, dalgın ve tahammülsüz hissedebilir. Uykusuzluk arttıkça sinirlilik ve gerginlik de artabilir. Bu süreç zamanla kişinin motivasyonunu düşürür, iş ve okul performansını azaltır. Öğrenme kapasitesi bozulur çünkü yeni öğrenilen bilgilerin işlenmesi uykuda gerçekleşir. Uzun vadede kişinin özgüveni sarsılabilir, sosyal izolasyon ve depresif duygular gelişebilir. Bu bir kısır döngüdür: Düşünceler uykuya engel olur, uyku kaçtıkça düşünceler artar." Uyku hijyenine dikkat etmek gerekir Tüm bu sorunların yaşanmaması adına uyku hijyenine dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "İlaç kullanan kişilerde bile uyku hijyeni sağlanmazsa ilacın etkisi sınırlı olur" dedi. Yaşar, şöyle devam etti: "Her akşam benzer saatlerde yatağa girmek, yatmaya yakın ağır egzersiz yapmamak, saat 18.00’den sonra çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekleri tüketmemek, ılık duş rahatlatıyorsa uyumadan önce almak, ancak uyarıcı etki yapıyorsa bundan kaçınmak, oda sıcaklığını 22 derecenin altında tutmak, uyku kıyafetlerinin rahat, örtülerin hafif olmasını sağlamak, odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermek, gece lambası kullanmamak, yatakta uzun süre uykuya geçilemediği durumlarda bir süre kitap okumak, mavi ekran maruziyetini en az 1-2 saat önceden kesmek uyku hijyeni için alınabilecek önlemlerdendir." Egzersizi ihmal etmeyin Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle noktaladı: "Akşam ağır yemeklerden kaçınmak gerekir. Sabah gün ışığında egzersiz veya yürüyüş yapmak uyanıklığı artırır. Gün içinde aktif olmak, basit egzersizler veya ev işleriyle hareketli kalmak gece uykusunu kolaylaştırır. Çalışanlar için öğle arasında 10-15 dakikalık yürüyüşler faydalıdır. Öğrenciler akşam geç saatlere kadar ders çalışmak yerine sabah erken çalışmayı tercih etmelidir. Çünkü uyku öncesi yoğun zihinsel aktivite uyumayı zorlaştırır. Gün içinde uyunabilir ancak 20 dakikayı geçmemelidir. Daha uzun uyunduğunda gece uykusunu bozabilir."
Mersin’de kadınlara ve gençlere ücretsiz omurga sağlığı desteği
03 Ekim 2025 Cuma - 10:05 Mersin’de kadınlara ve gençlere ücretsiz omurga sağlığı desteği Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nin, 18-65 yaş arası kadınlara omurga sağlığı danışmanlığı, 10-18 yaş arası gençlere ise skolyoz tanısına yönelik bireysel egzersiz seanslarını tamamen ücretsiz sunarak kadınların ve gençlerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını desteklediği bildirildi. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Kadın Sağlığı Danışma Merkezi, kadınların hem fiziki hem de mental açıdan daha sağlıklı bir yaşam sürmesini amaçlarken, tüm hizmetleri ücretsiz sağlayarak bütçelerine de dost oluyor. Omurga sağlığı sorunları yaşayan 18-65 yaş arası kadınlara egzersiz danışmanlığı hizmeti sunulurken, 10-18 yaş grubunda skolyoz tanısı konan genç bireyler için de bireysel destek seansları düzenleniyor. Verilen hizmetler sayesinde kadınlar ekonomik şartlara takılmadan, güvenilir bir kurum çatısı altında sağlıklarına katkı alabiliyor. "Kişiye yönelik egzersiz programları uyguluyoruz" Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nde Fizyoterapist olarak görev yapan Ayşe Deniz, merkez hakkında bilgiler verdi. Deniz, "Burada 18-65 yaş arası omurga sağlığı problemi olan veya kas, iskelet sistemi hastalığı yaşayan danışanlarımıza, egzersiz danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda, 10-18 yaş arası Skolyoz tanısı alan hastaları da bireysel seanslara almaktayız" dedi. Skolyoz hastalığının son günlerde çok artış gösterdiği ifade eden Deniz, hastalığın detayları ve ilerleyiş süreci hakkında bilgiler vererek, "Eğriliği ve kişinin ağrılarını azaltmak için, 3 boyutlu Skolyoz egzersizleri yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. Merkeze gelen danışanların süreçleri hakkında da açıklamalarda bulunan Deniz, "İlk önce fiziksel bir değerlendirmeye alıyoruz. Kişinin varsa grafisi, Skolyoz tetkiki ve doktor onayı ile birlikte bir egzersiz programı belirliyoruz. Skolyozun eğriliğine ve yaşına bağlı olarak, kişiye yönelik egzersiz programları belirleyip bu yönde çalışıyoruz" diye konuştu. Haftanın 2 günü ve toplam 20 seans olacak şekilde danışanlara hizmet verdiklerini anlatan Deniz, "Sürecin sonuna doğru hastalıklarının son durumunu değerlendirip, ilerleme kaydetmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımız Alo 185 Teksin Çağrı Merkezi’nden kayıt oluşturarak bu hizmetten faydalanabilirler. Buradan hizmet alan 10-18 yaş arası bireylerin Skolyoz eğriliğinde ve ağrılarında azalma oldu. Büyükşehir Belediyesi olarak, bu alanda da bütün vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Kuduzdan dünyada her yıl 59 bin kişi yaşamını yitiriyor
03 Ekim 2025 Cuma - 09:55 Kuduzdan dünyada her yıl 59 bin kişi yaşamını yitiriyor Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak Özer Balin, kuduz hastalığından dünyada her yıl 59 bin kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, korunmanın tek yolunun hayvanların düzenli aşılanması olduğunu söyledi. Doç. Dr. Şafak Özer Balin, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi’nde düzenlenen eğitimde kuduz hastalığı hakkında önemli bilgiler aktardı. Eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Doç. Dr. Balin, kuduzun insanlık tarihi kadar eski ve ölümcül bir viral enfeksiyon olduğunu belirterek, hastalığa dair ilk kayıtlara 4 bin yıl önce Babil dönemine ait yazıtlarda rastlandığını söyledi. Pasteur’ün 1885 yılında geliştirdiği aşıya kadar uzun yıllar etkili bir tedavi bulunmadığını hatırlattı. Dünya genelinde her yıl 59 bin kişinin kuduz nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Doç. Dr. Balin, bu ölümlerin yüzde 40’ını 15 yaş altı çocukların oluşturduğunu kaydetti. Balin, Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kuduz riskli temas bildirimi yapıldığını ve ortalama 1-2 vakanın görüldüğünü belirtti. Kuduzun özellikle köpek, tilki, kurt ve çakal gibi hayvanlardan bulaştığını dile getiren Balin, erken dönemde doğru uygulanan temas sonrası profilaksinin yüzde 100 etkili olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Balin, özellikle kuduz riski taşıyan temaslarda yara bakımı, aşı ve immünglobulin tedavisinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde kuduz hastalığına dikkat çekildi
03 Ekim 2025 Cuma - 09:50 Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde kuduz hastalığına dikkat çekildi Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesinde düzenlenen etkinlikte, Doç. Dr. Şafak Özer Balin kuduzun ölümcül bir hastalık olduğunu ve korunmanın tek yolunun hayvanların düzenli aşılanması olduğunu vurguladı. FÜ Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şafak Özer Balin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 28 Eylül olarak ilan edilen "Dünya Kuduz Günü" kapsamında bir sunum gerçekleştirdi. Hastalık hakkında önemli bilgiler aktaran Doç. Dr. Balin, kuduzun insanlık tarihi kadar eski ve ölümcül bir viral enfeksiyon olduğunu belirterek, hastalığa dair ilk kayıtlara 4 bin yıl önce Babil dönemine ait yazıtlarda rastlandığını söyledi. Pasteur’ün 1885 yılında geliştirdiği aşıya kadar uzun yıllar etkili bir tedavi bulunmadığını hatırlattı. Hastanenin 6. Kat Konferans Salonu’nda düzenlenen eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Dünya genelinde her yıl 59 bin kişinin kuduz nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Doç. Dr. Balin, bu ölümlerin yüzde 40’ını 15 yaş altı çocukların oluşturduğunu kaydetti. Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kuduz riskli temas bildirimi yapıldığını, her yıl ortalama 1-2 vakanın görüldüğünü belirtti. Kuduzun özellikle köpek, tilki, kurt ve çakal gibi hayvanlardan bulaştığını dile getiren Balin, erken dönemde doğru uygulanan temas sonrası profilaksinin yüzde 100 etkili olduğunun altını çizdi. Özellikle kuduz riski taşıyan temaslarda yara bakımı, aşı ve immünglobulin tedavisinin hayati önem taşıdığını vurguladı. (RY-CK-
Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı
03 Ekim 2025 Cuma - 09:28 Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde 1-6 Ekim Kanser Haftası nedeniyle düzenlenen gecede, türkülerle erken teşhisin hayat kurtaracağı mesajları verildi. Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’ün öncülüğünde İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde kanser farkındalığına yönelik anlamlı bir etkinlik yapıldı. Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen konserde konuşan Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün, "Bu akşam burada sadece bir konser için değil, aynı zamanda çok önemli bir farkındalık için de bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kanserle mücadelede erken teşhisin önemini vurgulamak istedik. Çünkü kanser çağımızın en büyük sorunlarından biri. Hepimizin çevresinde, ailesinde, arkadaşlarda ne yazık ki bu hastalık mevcut. Ama bu hastalık tedaviyle ortadan kaldırılabilecek bir hastalık. Ama bunun için de erken teşhis çok önemli. Bu yüzden de müdürlüğümüz bünyesindeki KETEM’de yapılabilecek testlerle erken teşhisleri belirleyebilmek mümkündür" dedi. İnsan Hakları Savunucusu-Eğitim ve Toplum Gönüllüsü ve Bin Birlikte Umut Kanser Derneği kurucusu Semiramis Bektaş Karaarslan da, böylesi anlamlı bir gecenin düzenlenmesinde emeği geçen Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Belediye Başkanı Mesut Ergin ile İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’e teşekkür ederek, kanser rahatsızlıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği Korosu Şef Selami Seler öncülüğünde verilen konserle kulakların pası silindi. Programa; Ayvalık İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürü Volkan Oral, Ayvalık İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Osman Yalçın, AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın, İnsan Hakları Savunucusu-Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Bektaş Karaarslan’ın yanı sıra Küçükköy Muhtarı Umut Bakır ile vatandaşlar katıldı.
Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı
03 Ekim 2025 Cuma - 09:19 Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı Ayvalık İlçe Sağlık Müdürlüğü 1-6 Ekim Kanser Haftası nedeniyle kanser farkındalığına yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği ile ortaklaşa düzenlenen konser gecesinde, türkülerle erken teşhisin hayat kurtaracağının mesajları verildi. İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’ün öncülüğünde gerçekleşen konserde; Ayvalık İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürü Volkan Oral, Ayvalık İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Osman Yalçın, AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın, İnsan Hakları Savunucusu - Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Bektaş Karaarslan’ın yanı sıra Küçükköy Muhtarı Umut Bakır ile kalabalık bir vatandaş topluluğu hazır bulundu. Gecede konuşan Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün," Bu akşam burada sadece bir konser için değil, aynı zamanda çok önemli bir farkındalık için de bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kanserle mücadelede erken teşhisin önemini vurgulamak istedik. Çünkü kanser çağımızın en büyük sorunlarından biri. Hepimizin çevresinde, ailesinde, arkadaşlarda ne yazık ki bu hastalık mevcut. Ama bu hastalık tedaviyle ortadan kaldırılabilecek bir hastalık. Ama bunun için de erken teşhis çok önemli. Bu yüzden de müdürlüğümüz bünyesindeki KETEM’de yapılabilecek testlerle erken teşhisleri belirleyebilmek mümkündür." dedi. Gecede konuşan İnsan Hakları Savunucusu - Eğitim ve Toplum Gönüllüsü ve Bin Birlikte Umut Kanser Derneği kurucusu Semiramis Bektaş Karaarslan da, böylesi anlamlı bir gecenin düzenlenmesinde emeği geçen Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Belediye Başkanı Mesut Ergin ile İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’e teşekkür ederek, kanser rahatsızlıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği Korosu sahne alarak, Şef Selami Seler’in öncülüğünde müthiş bir konser vererek, adeta kulakların pasını sildi.