SAĞLIK
21 Nisan 2026 Salı - 16:55 87 yıllık hastane yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan’da taşınıyor Zonguldak’ta 87 yıldır hizmet veren Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan 2026 itibarıyla Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binası’na taşınıyor. Zonguldak’ta 87 yıldan bu tarafa vatandaşlara sağlık hizmeti sunan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 23 Nisan 2026 perşembe günü Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binasına taşınacak olup, bu tarihten itibaren tüm birimleri ile yeni yerinde sağlık hizmeti verecek. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada özetle şöyle dedi: "Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanemizin ana binasında, ilave binalar, poliklinik binası ile tanı ve arşiv binalarında ciddi yapısal riskler tespit edilmişti. Bunu için Sağlık Bakanlığımız Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonu tarafından 21 Mart 2025 tarihinde yıkım kararı alınmıştı. 26 Eylül 2025 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğümüze iletilmişti, yapılan idari ve teknik değerlendirmeler sonucunda sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağduriyetini en aza indirilmesi amacıyla Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi’ne bağlı site ek binaya taşınması Sayın Valimizin başkanlığında oluşturulan komisyon kararı alınmıştı. Yapılan düzenlemeler sonrası 23 Nisan 2026 Perşembe gününden itibaren Atatürk Devlet Hastanemiz Ek Binasında vatandaşlarımıza yeni yerinde sağlık hizmeti vermeye başlayacaktır."
Başhekim Yılmaz: "Anne sütü sadece besin değil, aynı zamanda bebekler için ilaç"
03 Ekim 2025 Cuma - 12:49 Başhekim Yılmaz: "Anne sütü sadece besin değil, aynı zamanda bebekler için ilaç" Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ali Yılmaz, anne sütünün sadece bir besin olmadığını, çocuklar için koruyucu bir ilaç olduğunu söyledi. Ordu Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından, 1-7 Ekim Normal Doğum ve Emzirme Haftası etkinlikleri kapsamında Altınordu ilçesindeki alışveriş merkezinde stant açıldı. Stantta, gebeler ile annelere yönelik bilgilendirici broşür dağıtıldı ve ihtiyaç duyulmadığı takdirde sezaryen doğum yerine normal doğum süreci ile anne sütünün ve emzirmenin önemi anlatıldı. Hastanenin Başhekimi Doç. Dr. Ali Yılmaz, Sağlık Bakanlığı koordinesinde sağlığın güçlendirilmesi, geliştirilmesi ve sağlıklı bir gelecek bırakılması adına çeşitli çalışmaların yapıldığını, anne ve çocuk sağlığının, bu çalışmaların en önemli ayağı olduğunu kaydetti. Anne ve çocuk sağlığına fazlasıyla önem verdiklerini, bir takım yeni projeler, çalışmalar ve bilgilendirmeler yaptıklarını anlatan Doç. Dr. Yılmaz, "Anne ve çocuk sağlığı, bir toplumun sağlık verilerinin düzeltilmesi açısından çok önemli bir etken. Bu süreç annelerimizin gebe kalmasıyla başlıyor ve gebelik süreciyle devam ediyor. Doğum süreci ve sonrasında emzirme süreciyle devam ediyor. Biz burada insanlarımızın yanında ve onlara yardımcı olmayı hedefliyoruz" dedi. Bebek dostu olan hastanelerinin, bu yıl ‘Anne dostu hastane’ unvanını da aldığını aktaran Yılmaz, Ordu’da yaklaşık 500 gebeye eğitim verdiklerini ve babaların da katıldığı programlarda sertifika verdiklerini ifade ederek, gebeleri doğuma hem mental, hem de fiziksel açıdan hazırladıklarını belirtti. Doç. Dr. Yılmaz, "Doğum sürecinde de yanlarında oluyoruz. Sezaryenin bir cerrahi müdahale olduğu, normal doğumla ilgili ön yargılarını kırmaya çalışıyoruz. Doğum sonrası sürecimizde emzirme polikliniğimizde annelerimizin yanındayız. Süt sadece bir besin değil, aynı zamanda bir bağ. Çocuklarımız için bir koruyucu ilaç. Bu anlamda emzirme polikliniğimiz aktif olup annelerimiz ile çocuk arasındaki bağı kurması yönünde ciddi bir çalışma yapılıyor" ifadelerine yer verdi. İlk 6 ay sadece anne sütünün önemine değinen Yılmaz ayrıca, bebeğin 2 yaşına kadar da emzirilmesi yönünde teşvikte bulunduklarını ifade eden Yılmaz, "Ordu’da şuanda kadın doğum hastanemizde emzirme polikliniği, gebe polikliniği ve ebe polikliniğimiz aktif olarak çalışıyor. Bütün hastalarımız gelebilirler, bize kayıt olabilirler. Hem mental, hem de tıbbi açıdan onları takip edip, çocuklar belli bir yaşa gelinceye kadar onların yanında olacağımızı söylüyoruz" şeklinde konuştu.
Sinop’ta ilk radikal prostat ameliyatı başarıyla yapıldı
03 Ekim 2025 Cuma - 12:26 Sinop’ta ilk radikal prostat ameliyatı başarıyla yapıldı Sinop Atatürk Devlet Hastanesi, kentte ve kendi tarihinde bir ilke imza attı. Üroloji Uzmanları Opr. Dr. Özgür Gürboğa ve Opr. Dr. Egemen Öztürk, radikal prostatektomi (radikal prostat ameliyatı) uygulamasını Sinop’ta ilk kez gerçekleştirdi. Birden fazla hastada başarıyla tamamlanan operasyonlar, prostat kanseri tedavisi gören hastalara artık kendi şehirlerinde ileri düzey cerrahi imkânı sunuyor. Ameliyatları gerçekleştiren Opr. Dr. Özgür Gürboğa, "Radikal prostatektomi, ileri cerrahi beceri ve güçlü ekip koordinasyonu gerektirir. Bu ameliyatları ilimizde ilk kez gerçekleştirmiş olmak hem bizim hem de hastalarımız için çok kıymetli," dedi. Op. Dr. Egemen Öztürk ise, "Sinop’ta artık bu düzeyde bir operasyon yapılabiliyor olması, hastalarımızın şehir dışına gitme zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kendi yaşadıkları yerde güvenle tedavi olabilmeleri en büyük motivasyonumuz" ifadelerini kullandı. Gerçekleştirilen ameliyatların ardından hastaların sağlık durumlarının iyi olduğu, taburculuklarının sorunsuz yapıldığı ve iyileşme süreçlerinin yakından takip edildiği bildirildi. Hastane yönetimi, operasyonlarla hem teknik hem de bilimsel kapasitenin kanıtlandığını vurguladı. Yapılan açıklamada, "Sinop’ta kamu sağlık hizmetlerinin geldiği nokta açısından önemli bir gelişmedir. Sağlık alanını her geçen gün daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" denildi.
Alaşehir’de ’Dünya Yürüyüş Günü’ etkinliği
03 Ekim 2025 Cuma - 11:59 Alaşehir’de ’Dünya Yürüyüş Günü’ etkinliği Manisa’nın Alaşehir ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü personelleri, "Dünya Yürüyüş Günü" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla kurum önünde dövizlerle toplanarak etkinlik düzenledi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bulaşıcı olmayan hastalıkların önlenmesinde fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek amacıyla 3-4 Ekim tarihleri arasında ilan edilen "Dünya Yürüyüş Günü" kapsamında Manisa’nın Alaşehir ilçesinde etkinlik düzenlendi. Alaşehir’de günün anlamına dikkat çekmek için İlçe Sağlık Müdürlüğü kurum önünde dövizlerle toplantı yaptılar. Etkinlikte katılımcılar, "Sağlığın için yürü", "Her gün 10 bin adım", "Yürüyüş en iyi ilaçtır" yazılı dövizler taşıyarak vatandaşlara fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti. Alaşehir İlçe Sağlık Müdürü Dr. Süleyman Çağrı Bozkurt, etkinliğin amacının toplumda farkındalık oluşturmak olduğunu belirterek, "İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle birlikte toplum bilincini artırmak amacıyla bu etkinliği düzenledik. Amacımız, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmek ve vatandaşlarımızı düzenli yürüyüş yapmaya teşvik etmektir" dedi. Etkinlikte vatandaşlara yürüyüşün sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatılarak, düzenli yürüyüşün obezite, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkların riskini azalttığı, ruh halini ve uyku kalitesini iyileştirdiği vurgulandı.
Grip ve nezleyi karıştırmayın
03 Ekim 2025 Cuma - 11:55 Grip ve nezleyi karıştırmayın Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, grip ve nezlenin halk arasında çok karıştırıldığını söyleyerek, "Nezle daha hafif semptomlarla giderken, gripte bütün vücutta kırgınlık hissedilebilir" dedi. Özellikle toplu alanlarda kalabalıktan kaynaklı olarak bulaş riskinin arttığını söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, "Tabi ki kışın soğukların artmasıyla solunum yolları enfeksiyonları artmaktadır. Solunum yolu enfeksiyonlarını da üst solunum ve alt solunum enfeksiyonları olarak ikiye ayırabiliriz. Üst solunum yolu enfeksiyonları en sık dünyada doktora başvuru nedenleridir. Nezle, grip, alt solunum yolu enfeksiyonunda da pnömoni yani zatürre olarak bilmekteyiz. Nezle ile grip hep halkımız tarafından karıştırılmaktadır. Nezle daha hafif semptomlarla gider. Sadece kulak çınlaması, hafif bir burun akıntısı, hafif bir boğaz ağrısı ile hafif baş ağrısıyla gitmektedir. Grip ise bütün vücutta kırgınlık, kemik-kas ağrıları, gözlerde kızarma, derinden gelen bir öksürük, kulaklarda ağrı, dolgunluk hissiyatı yapar ve ateş çıkartır. Bunların mevsimsel olmasının başlıca nedeni soğuk havalarda insanların bağışıklık sistemlerinin düşmesidir. Bunun nedeni de solunum yolları florasında mukozanın aşırı kuru havalarda çatlaklık oluşur ve mikroorganizmalar, virüsler daha kolay olarak içeriye girerler. Ayrıca soğuğa çok dayanıklıdır virüsler. Çoğalmaları artmaktadır. Aynı zamanda kış aylarında toplu yaşanan mekanlarda insanların işte gerek mescitlerde gerek AVM’lerde gerek çay ocaklarında çocuklar açısından da kreş ve okullarda kalabalık arttığı için birbirlerine bulaş çok daha fazla olmaktadır" dedi. Selma Erşangur, ilaç kullanımına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Güneş ışınlarının azalması D vitamini düşüklüğüne neden olduğu için özellikle D vitamini, çinko, demir, C vitamini eksikliği yine bu hastalıkların daha fazla artmasına neden olur. Bu çok önemli ki özellikle kreş yaşındaki çocukların birbirleriyle oyuncak alışverişi yapmaları, oyuncakları ağıza götürmeleri nedeniyle ve servisler de toplu taşıma araçları olduğu için çocuklara çok dikkat edilmesi gerekiyor. Bütün insanlar etkilenir ama 65 yaş üstü, gebeler, kronik hastalığı olan özellikle diyabet, astım, KOAH, bronşit, immün sistemi düşürecek olan düşüren romatizmal hastalıklar ve işte malinite ve bunlar için kullanılan immün sistemi düşüren ilaçları kullanan insanlar daha fazla etkilenmektedir. Hamilelerin özellikle ilk 3 ayda çok dikkat etmeleri gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Uzmanından uyarı: "Gripten korunmak için aşı yaptırın"
03 Ekim 2025 Cuma - 11:47 Uzmanından uyarı: "Gripten korunmak için aşı yaptırın" Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, gripten korunmanın en etkili yolunun ’aşı’ olduğunu vurgulayarak "Öğretmenler, okul çağı çocukları, kreş çalışanları ve sağlık çalışanları gibi gruplar bir an önce aşı olmalıdır" dedi. Sonbahar aylarının gelmesiyle grip salgını başladı. İnfluenza virüsünün gribe yol açan bir enfeksiyon hastalığı olduğunu belirten Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, "Hastalığa yol açan influenza virüsünün yapısı kolaylıkla değişebilmektedir. Bu da virüsün bağışıklık sistemimizden kaçmasına ve her yıl gribe yakalanmamıza neden olur. Her 10-30 yılda bir ortaya çıkan büyük yapısal değişiklikler ise pandemi dediğimiz, tüm dünyayı etkileyen büyük salgınlara yol açar" ifadelerini kullandı. Grip virüsünün damlacık yoluyla bulaştığını hatırlatan Dr. Okur, virüsle enfekte olan kişiyle yakın temas etmenin yeterli olduğunu, bu temas sırasında öksürüp, hapşıran kişinin çok sayıda damlacığı etrafa yaydığını ve bu şekilde virüslerin hava yoluyla karşısındakine geçebileceğini ifade etti. Özellikle çocukların toplu olarak bulunduğu okullar, alışveriş merkezleri gibi kalabalık yerlerde daha dikkatli olmak gerektiğinin altını çizen Dr. Okur, şunları söyledi: "Tokalaşma, eşyayla temas etme veya yüzeylere dokunmanın ardından ellerle yüz, göz veya buruna temas edilirse virüs kendisine yayılım alanı bulur ve hücrelere tutunmaya başlar. Bunun sonucunda da vücut virüsle karşılaşır. Bu nedenle gripli bir kişi virüsü etrafa yaymamak için öksürüp hapşırırken ağzını bir mendille, mendil bulamıyorsa kollarıyla kapatmalıdır. Ellere hapşırmak en tehlikeli olanıdır. Ellere bulaşan virüs buradan dokunulan her yere yayılır. Gripli kişi sık sık ellerini yıkamalıdır. Su ve sabun bulunamadığı durumda el antiseptikleriyle eller ovalanarak da temizlik sağlanabilir. Çocukları korumak için de tüm bunları öğretmeli, bu kuralları uyguladıklarından emin olmalıyız. Gribin toplumda yayılmaması için virüsün en etkili olduğu hastalığın ilk günlerinde okula, işe gidilmeyip evde istirahat edilmeli." "Nezle ile karıştırmayın, grip semptomları şiddetlidir" Grip ve nezlenin birbirine karıştırıldığına da değinen Dr. Okur, "Grip ani başlangıçlı ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ağrısı, burunda tıkanıklık, akıntı, kas ve eklem ağrılarıyla seyreder. Hastalar bu klinik tabloyu sıklıkla ‘kamyon çarpmış gibi’ diye tanımlamaktadır. Öksürük şiddetli olabilir, iki hafta veya daha uzun sürebilir. Grip ve soğuk algınlığı, burun akıntısı ve öksürük gibi benzer semptomlara sahip olabilir. Ancak soğuk algınlığı semptomları genellikle hafifken, grip semptomları şiddetli olabilir ve ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Soğuk algınlığı ve gribe farklı virüsler neden olur" diye konuştu. "Nefes darlığı varsa doktora başvurun" Ateşin uzun sürmesi, koyu renkli balgam, göğüs ağrısı veya nefes darlığı yaşanması halinde mutlaka doktora başvurulmasını öneren Dr. Okur, grip mevsiminde ileri yaş, bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaç kullananlar, 5 yaş altı çocuklar ve gebelerde semptomlar hafif olsa dahi tanı için test yaptırılması gerektiğini söyledi. Dr. Okur, gribe yakalanmamak için sık el temizliği, sağlıklı beslenme, mevsime göre giyinme, hasta kişilerin okul veya iş ortamında olmaması gerektiğini vurgulayarak, "Mutlaka maskeyle önlem alınma gibi kişisel önlemlerin yanı sıra özellikle risk altındaki kişiler için en etkili korunma yolu aşıdır. Risk grubundaki bu kişiler, ölümlerin büyük oranda nedeni olan pnömoni (zatürre) açısından da risk altındalar ve doktorlarına danışarak aşı olmalılar. Grip aşısının her yıl en geç ekim ayında yaptırılması gerekmektedir. Bununla birlikte hastalıkla karşılaşma ihtimali yüksek olan öğretmenler, okul çağı çocukları, kreş çalışanları ve sağlık çalışanları gibi gruplar bir an önce aşı olmalıdır. Ayrıca grip için ilk 72 saatte başlayan tedavi ve bol sıvı tüketmek etkili olacaktır" dedi.
İşitme kaybını erken dönemde belirlemek önemli
03 Ekim 2025 Cuma - 11:41 İşitme kaybını erken dönemde belirlemek önemli İşitme kaybını erken dönemde belirlemek amacıyla Ulusal İşitme Tarama Programları yürütülüyor. Türkiye’de yılda doğan her bin bebekten 2-3’ü işitme kaybı ile dünyaya geliyor. Çam Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Özgür Yiğit, Türkiye’de yılda yaklaşık 1 milyona yakın bebek doğduğunu belirterek, "Her bin bebekten 2-3’ü işitme kaybı ile dünyaya gelmektedir. İşitme kayıpları, annenin geçirmiş olduğu hastalıklar, kullandığı bazı ilaçlar, bebeğin düşük doğum ağırlığı, yoğun bakımda kalma durumu, ağır sarılık geçirmesi, kullandığı bazı ilaçlar, enfeksiyonlar, travmalar, kalıtsal/kalıtsal olmayan hastalıklar gibi doğumsal ve doğumsal olmayan birçok nedene bağlı olarak oluşmaktadır" dedi. Bir ya da her iki kulakta işitme kaybı varlığının bebeklikten itibaren dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki sıkıntıları artırdığının altını çizen Yiğit, "İşitme engelliliğinden korumak amacıyla yapılan çalışmaların en başında sağlık taramaları gelmektedir. İşitme kaybını erken dönemde belirlemek amacıyla ülkemizde Ulusal İşitme Tarama Programları yürütülmektedir. Bu kapsamda yenidoğan tüm bebeklere ve ilkokul 1. sınıfa giden çocuklara işitme taramaları yapılmaktadır. Sağlık taramaları erken tanı ve tedavi için kullanılan en iyi yöntemlerden biridir. Bu nedenle çocukların yenidoğan döneminde ve okul çağında işitme taramalarından geçmesi son derece önemlidir. İşitme engeli tespit edilen birey kısa sürede rehabilite edilmeli ve bu bireylerin sosyal ve akademik ortamlarda diğer bireylerle eşit şartlarda yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmalıdır. İşitme engelli bireylerin karşılaştıkları zorlukları belirlemek, toplumsal bilinç oluşturmak, bu konu ile farkındalık oluşturmak oldukça gereklidir" dedi.
Tıp dünyasında yeni adımlar: Akademisyenler ve hekimler birlikte üretiyor
03 Ekim 2025 Cuma - 11:26 Tıp dünyasında yeni adımlar: Akademisyenler ve hekimler birlikte üretiyor Medical Point Gaziantep Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte, Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin seçkin akademik kadrosu ile Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin deneyimli hekimleri, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımını esas alan bir çalıştayda bir araya geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi, sağlık ve akademi dünyası arasındaki köprüleri güçlendirmeyi hedefleyen anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin seçkin akademik kadrosu ile Medical Point Gaziantep Hastanesi’nin deneyimli hekimleri, karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımını esas alan bir çalıştayda bir araya geldi. Etkinlik, üniversitenin sağlık bilimleri alanında görev yapan öğretim üyeleri ile hastanede görevli uzman doktorların katılımıyla gerçekleştirildi. Soru-cevap formatında interaktif olarak düzenlenen programda, sağlık sektöründeki güncel gelişmeler, akademik araştırmaların kliniğe yansıması, tıp eğitiminde karşılaşılan zorluklar, sağlıkta multidisipliner yaklaşım ve hasta odaklı hizmet anlayışı gibi birçok önemli konu ele alındı. Toplantının en dikkat çekici yönlerinden biri, üniversite-hastane iş birliğinin sadece teoriyle sınırlı kalmaması, aynı zamanda ortak projeler, klinik araştırmalar ve akademik yayınlar üzerinden geleceğe dönük somut adımların konuşulması oldu. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Gül Rengin Küçükerdoğan ve Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin’in bulunduğu etkinlikte, ilerleyen dönemlerde ortak sempozyumlar, bilimsel çalışmalar ve eğitim programları düzenlenmesi konusunda karşılıklı iyi niyet beyanları paylaşıldı. Etkinlik sonunda yapılan değerlendirmelerde, bu tarz organizasyonların hem bilimsel gelişime hem de sağlık hizmetlerinin niteliğine katkı sağlayacağı yönünde görüş birliği sağlandı. Hastane olarak akademik iş birliğine tam destek Medical Point Gaziantep Hastanesi, Hastane olarak akademik iş birliğine destek verdiklerini açıkladı. Hastane yönetimi yaptığı açıklamada, "Hastane yönetimi olarak; sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmanın yalnızca akademik bilgiyle değil, uygulama ile de mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda, üniversitelerle kurulan yapıcı iş birliklerinin hem mesleki gelişim hem de hasta memnuniyeti açısından büyük önem taşıdığına inanıyor, bu tür etkinliklerin düzenli aralıklarla sürdürülmesini hedefliyoruz. Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin değerli akademik kadrosuna katılımları ve katkıları için teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak"
03 Ekim 2025 Cuma - 11:02 Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak" Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların enfeksiyon ve tümör riskine yol açabileceğini belirterek, tıp dünyasının en önemli hedeflerinden birinin ilaçsız rahim nakli olduğunu söyledi. Özkan, "Bu riskleri mümkün olduğunca azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen kongrede konuşan Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, gelecekte hedeflenen ilaçsız rahim nakli konusu üzerine açıklamalarda bulundu. İlk kadavradan rahim naklini gerçekleştiren ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların diğer organ nakillerinde kullanılanlarla aynı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Rahim naklinde kullandığımız ilaçlar diğer organ nakillerinde kullanılan ilaçların aynısı. Rahim naklinin avantajı, kısa süreli kullanılıyor. Hayat boyu kullanılmıyor. Çocuk doğurduktan sonra ilacı kesiyorsunuz. Rahimi ne zaman çıkarırsanız o ilacı kullanmasına gerek yok. Ama bu kullandığınız 1 yıl ya da 5 yıl olabilir. Ne kadar kullanacağınız hiç belli olmaz. Ani bir enfeksiyona, tümöre yatkınlığa neden olabilir." "Çocuk sahibi olmak için riskleri azaltmak gerek" Organ naklinin yaşam kurtarıcı bir işlem olduğuna dikkat çeken Özkan, rahim naklinin ise farklı bir noktada bulunduğunu vurguladı: "Bu tabii bir kalpte, böbrekte, karaciğerde zaten olmanız gereken ameliyatlar. Ama çocuk sahibi olmak ya da hayat kalitesini artırmak amaçlı yapılan nakillerde bu riskleri mümkün olduğu kadar azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor." "Genetik değişiklikler önümüzdeki dönemin en önemli konusu olacak" Özkan, ilaçsız rahim nakline yönelik çalışmaların henüz erken evrede olduğunu, ancak gelecekte tıbbın en kritik alanlarından birine dönüşeceğini söyledi. Özkan, şöyle konuştu: "Önemli ama çok erken evrede. Çalışmalar daha çok genetiği değiştirilmiş hayvanlar üzerinde yapılıyor. Bunun yanında dokular üzerinde genetik değişiklik yapılması ya da farklı yöntemlerin geliştirilmesiyle de önemli mesafeler kat edilebileceğini düşünüyoruz. Bu aşamada yapılan araştırmalar erken deneysel çalışmalardır. Tıpa çok büyük faydası var, ancak şu an için hastalara bireysel olarak doğrudan fayda sağlayacak durumda olduğuna inanmıyorum. Gelecekte ise çok çok önemli gelişmeler vaat ediyor. Doku üretimi, hasarlı dokuların kurtarılması ve rejeneratif dediğimiz yeni dokuların geliştirilmesinde de çok büyük katkılar sağlayacak. Genetik değişiklikler oluşturmak, önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olacak." "Yüzlerce hasta bekliyor" Özkan, Antalya’nın bu alanda öncü çalışmalar yürüttüğünü ve çok sayıda hastanın nakil için sırada beklediğini de ifade ederek, "Antalya olarak bu sürecin oldukça içerisindeyiz. Mümkün olduğunca az hastaya zarar vererek, seçerek ve temkinli şekilde ilerliyoruz. Sadece yapmakla olmuyor, elde edilen tecrübeleri diğer organ nakillerine de yansıtıyoruz. Laboratuvar kısmında da çok güzel şeyler yaptığımızı düşünüyorum. Şu anda listelenmiş yüzlerce rahim nakli için bekleyen hasta var. Sağlık Bakanlığı’na verdiğimiz, her şeyi tamamlanmış, hasta çıksa yarın ameliyat olacak onlarca hasta olduğunu söyleyebilirim" dedi.
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak"
03 Ekim 2025 Cuma - 10:55 Prof. Dr. Ömer Özkan: "Nakilde en büyük hedef riskleri azaltmak" Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların enfeksiyon ve tümör riskine yol açabileceğini belirterek, tıp dünyasının en önemli hedeflerinden birinin ilaçsız rahim nakli olduğunu söyledi. Özkan, "Bu riskleri mümkün olduğunca azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya’da düzenlenen kongrede konuşan Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, gelecekte hedeflenen ilaçsız rahim nakli konusu üzerine açıklamalarda bulundu. İlk kadavradan rahim naklini gerçekleştiren ekibin başındaki isim olan Prof. Dr. Ömer Özkan, rahim nakillerinde kullanılan ilaçların diğer organ nakillerinde kullanılanlarla aynı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Rahim naklinde kullandığımız ilaçlar diğer organ nakillerinde kullanılan ilaçların aynısı. Rahim naklinin avantajı, kısa süreli kullanılıyor. Hayat boyu kullanılmıyor. Çocuk doğurduktan sonra ilacı kesiyorsunuz. Rahimi ne zaman çıkarırsanız o ilacı kullanmasına gerek yok. Ama bu kullandığınız 1 yılda olabilir, 5 yılda olabilir. Ne kadar kullanacağınız hiç belli olmaz. Ani bir enfeksiyona, tümöre yatkınlığa neden olabilir." "Çocuk sahibi olmak için riskleri azaltmak gerek" Organ naklinin yaşam kurtarıcı bir işlem olduğuna dikkat çeken Özkan, rahim naklinin ise farklı bir noktada bulunduğunu vurguladı: "Bu tabii bir kalpte, böbrekte, karaciğerde zaten olmanız gereken ameliyatlar. Ama çocuk sahibi olmak ya da hayat kalitesini artırmak amaçlı yapılan nakillerde bu riskleri mümkün olduğu kadar azaltmak gerekir. O nedenle bu ilaçların en az düzeyde, en güvenli şekilde kullanılması, hatta mümkünse hiç kullanılmadan naklin yapılabilmesi hedefleniyor." "Genetik değişiklikler önümüzdeki dönemin en önemli konusu olacak" Prof. Dr. Ömer Özkan, ilaçsız rahim nakline yönelik çalışmaların henüz erken evrede olduğunu, ancak gelecekte tıbbın en kritik alanlarından birine dönüşeceğini söyledi. Özkan, şöyle konuştu: "Önemli ama çok erken evrede. Çalışmalar daha çok genetiği değiştirilmiş hayvanlar üzerinde yapılıyor. Bunun yanında dokular üzerinde genetik değişiklik yapılması ya da farklı yöntemlerin geliştirilmesiyle de önemli mesafeler kat edilebileceğini düşünüyoruz. Bu aşamada yapılan araştırmalar erken deneysel çalışmalardır. Tıpa çok büyük faydası var, ancak şu an için hastalara bireysel olarak doğrudan fayda sağlayacak durumda olduğuna inanmıyorum. Gelecekte ise çok çok önemli gelişmeler vaat ediyor. Doku üretimi, hasarlı dokuların kurtarılması ve rejeneratif dediğimiz yeni dokuların geliştirilmesinde de çok büyük katkılar sağlayacak. Genetik değişiklikler oluşturmak, önümüzdeki dönemin en önemli konularından biri olacak." "Yüzlerce hasta bekliyor" Özkan, Antalya’nın bu alanda öncü çalışmalar yürüttüğünü ve çok sayıda hastanın nakil için sırada beklediğini de ifade etti: "Antalya olarak bu sürecin oldukça içerisindeyiz. Mümkün olduğunca az hastaya zarar vererek, seçerek ve temkinli şekilde ilerliyoruz. Sadece yapmakla olmuyor, elde edilen tecrübeleri diğer organ nakillerine de yansıtıyoruz. Laboratuvar kısmında da çok güzel şeyler yaptığımızı düşünüyorum. Şu anda listelenmiş yüzlerce rahim nakli için bekleyen hasta var. Sağlık Bakanlığı’na verdiğimiz, her şeyi tamamlanmış, hasta çıksa yarın ameliyat olacak onlarca hasta olduğunu söyleyebilirim." (BA-