SAĞLIK
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:17 Eskişehir’de Mart ayında 7 bin 368 eve sağlık ziyareti yapıldı Eskişehir’de Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında 7 bin 368 ziyaret hane yetkililerce ziyaret edildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 18 araç ve 18 ekip ile yürütülen Evde Sağlık Hizmetleri kapsamında, Mart ayında toplam 7 bin 368 ziyaret gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, evde sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek, "Evde sağlık hizmetleri; kronik hastalığı nedeniyle yatağa, cihaza ya da eve bağımlı olan ve yaşlılık sebebiyle sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük yaşayan bireyler için büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Gerçekleştirilen ziyaretlerden 149’una diyetisyen, 248’ine eczacı, 146’sına ise psikolog eşlik etmiştir. Bu sayede hastalarımıza daha kapsamlı bir sağlık hizmeti sunmaktayız. Evde sağlık hizmetleri kapsamında muayene, takip, pansuman, kan alma ve tetkik işlemleri ile sağlık kurulu hizmetlerini bütüncül bir yaklaşımla sunuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetlerini bireylerimizin yaşam alanlarına taşıyarak konforlarını ve tedavi süreçlerini desteklemektir" diye konuştu. "479 ziyaret gerçekleştirdik" Evde Sağlık Hizmetleri’nin Evde Sağlık Koordinasyon Merkezi (ESKOM) bünyesinde 18 araç ve 18 ekip ile sürdürüldüğünü belirten Bildirici, vatandaşların 444 38 33 (444 EV DE) numaralı Ulusal Çağrı Merkezi üzerinden hizmete başvurabileceklerini ifade etti. 80 yaş üzeri bireylere yönelik yürütülen Sağlıklı Yaş Alma Merkezi (YAŞAM) hizmetlerine de değinen İl Sağlık Müdürü Yaşar Bildirici, "Aile hekimliği birimlerimizden elde edilen veriler doğrultusunda belirlenen vatandaşlarımız; evlerinde ziyaret edilmekte, hastanelerimizde oluşturulan YAŞAM polikliniklerinde hizmet almakta veya gerekli durumlarda uzaktan sağlık hizmetlerinden faydalanmaktadır.2026 yılı Mart ayında 80 yaş üzeri vatandaşlarımıza YAŞAM hizmetleri kapsamında toplam 479 ziyaret gerçekleştirdik" diyerek sözlerini tamamladı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 16:13 Mobil sağlık hizmetleri alay kasabasında vatandaşlara sağlık hizmeti verecek Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı mobil sağlık timleri, 22 Nisan Çarşamba günü Alay Kasabası’nda vatandaşlarla buluşacak. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti ulaştırılmaya devam ediliyor. Bu kapsamda sahaya çıkan Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi, sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; "Gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında vatandaşlara mobil sigara bırakma polikliniği hizmeti sunulacak, uzman doktor tarafından sigara bırakma danışmanlığı verilecek. Ayrıca 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri yapılırken, ailelere bilgilendirme sağlanacak. Program çerçevesinde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi tarafından rahim ağzı ve kolorektal kanser taramaları gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme ve obezite ile mücadele konusunda danışmanlık hizmeti verilecek, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri sunulacak" ifadelerine yer verildi. Mobil ekip ayrıca evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlı bireylerin sağlık durumlarını da yerinde değerlendirerek gerekli yönlendirmelerde bulunacak.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
Gripte hemen doktora başvurmayın
10 Ekim 2025 Cuma - 12:30 Gripte hemen doktora başvurmayın Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Erşangur, "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir burun akıntısı olduğunda, kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmamalıdır" dedi. Dr. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi yöntemlerin de tedaviyi hızlandıracağını söyleyerek, "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini, demir, çinko bulunan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor, birkaç gün geçti diyelim mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
Gripte hemen doktora başvurmayın
10 Ekim 2025 Cuma - 12:26 Gripte hemen doktora başvurmayın Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur; bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyen Selma Erşangur; "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir durum akıntısı olduğunda, hemen kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmalıdır" dedi. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi tedavi yöntemlerinin de gripte kullanılabileceğini söyleyerek; "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini alınan demir, çinko alınan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor. Birkaç gün geçti diyelim. Mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı. (EK-TB-
Aşı karşıtlığı artıyor: Uzmanlardan salgın uyarısı
10 Ekim 2025 Cuma - 11:12 Aşı karşıtlığı artıyor: Uzmanlardan salgın uyarısı Türkiye genelinde son yıllarda artan aşı karşıtlığı, toplum bağışıklığını tehdit eder boyuta ulaştı. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Aşısız birey sayısı arttıkça salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için zemin oluşuyor" dedi. Son yıllarda ülke genelinde aşıya yönelik tereddüt ve reddin artması, sağlık otoritelerini endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın 1981 yılından bu yana yürüttüğü Genişletilmiş Bağışıklama Programı sayesinde birçok bulaşıcı hastalık kontrol altına alınırken, son dönemde düşen aşılama oranları yeniden salgın riskini gündeme getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, aşı karşıtlığının yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir risk unsuru haline geldiğine dikkat çekti. "Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça, salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır" Aşı karşıtlığının salgına yol açabilecek ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini belirten Tunceli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Sağlık Bakanlığı’nın 1981’den bu yana yürüttüğü genişletilmiş bağışıklama programıyla birçok hastalığın toplumda görülme sıklığını önemli ölçüde azaltmış bulunmaktadır. Bu, aşılama hızının başarısı sonucunda karşımıza çıkan çok önemli bir sağlık kazanımıdır. Ancak son zamanlarda görülen aşıya karşı tereddüt, zaman zaman ret kararları bizim aşılama hızında istediğimiz yüzde 95’lik ve yüzde 100’lük oranların daha da aşağıya düşmesine sebep olmakta. Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça özellikle salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır. Bugün aşı tereddüdü olan insanların neden tereddüt ettiklerini sahadaki arkadaşlarımız bire bir ilgilenerek takip etmektedirler. Aşı tereddüdü olan her aile için bir hekim ve bir psikologdan oluşan ekiplerimiz bire bir irtibat sağlamakta, telefonla ve yüz yüze görüşerek aşı için ikna çalışmalarını yürütmeye devam etmektedir. Ancak son yıllarda mevcut jeopolitik konumu nedeniyle ülkemiz bir geçiş güzergahındadır. Bu güzergah sebebiyle bazı bulaşıcı hastalıkların ülkemiz içerisinde dışarıdan gelen vakalarda görülme sıklığında bir artış ortaya çıkmıştır. Bu artış ayrıca aşısız bireyler için fazladan risk teşkil etmektedir. Bu aşılamayla beraber eğer biz toplumsal bağışıklama hızımızı şu anki hedeflerimizde olduğu gibi korumayı başarırsak dışarıdan gelen vakalardan kaynaklı bulaşıcı hastalıkların ve salgınların da önüne geçebileceğiz" dedi. "Doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" Uzman Dr. Aktaş, "Biz aşı ile ilgili tereddüdü olan, aşıyı reddetmeyi düşünen herkese ulaşıyoruz. Hekimimiz ve psikoloğumuz aracılığı ile onlarla görüşerek bu noktada bilgilendirerek farkındalıklarını yeniden oluşturmayı hedefliyoruz. Bizimle iletişime açık olsunlar. Sosyal medyada veya haber sitelerinde ulaştıkları kaynakların bilimsel bir dayanağı olup olmadığını muhakkak araştırsınlar. Bununla ilgili her zaman bilgi alabilmek için aile hekimliklerine ve ilgili sağlık kuruluşlarına başvurup, doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" şeklinde konuştu.
’Normal Doğum ve Emzirme Haftası’ etkinliği gerçekleştirildi
10 Ekim 2025 Cuma - 11:03 ’Normal Doğum ve Emzirme Haftası’ etkinliği gerçekleştirildi Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı’nca Normal Doğum Haftası ve Emzirme Haftası çerçevesinde düzenlenen, ’Doğum Çemberi: Kalpten Kalbe’ isimli etkinlik ile anne-bebek sağlığına dair farkındalık oluşturuldu. İl Sağlık Müdürlüğü personelleri Dr. Ebe Fatma Nilüfer Topkara, Ebe Nurcan Turan ve Şube Müdürü Hülya Bulut’un organizasyonu ile gerçekleşen etkinlik, geniş bir katılım ve yoğun ilgiyle başarıyla tamamlandı. Etkinlik, Dr. Ebe Fatma Nilüfer Topkara’nın konuşmasıyla başladı. Gebe anneler, ebe, sağlık çalışanları, uzmanlar ve idarecilerin katılımıyla zenginleştirilen etkinlikte doğum, emzirme, anne ve bebek sağlığı üzerine önemli bilgiler paylaşıldı. Bu özel etkinliğin sadece doğum süreçlerine değil, aynı zamanda emzirmenin önemi ve doğru emzirme tekniklerine odaklandığı belirtildi. Anne adaylarının farkındalığının artırılması amaçlandı Etkinlikte, doğum ve emzirme ile ilgili toplumda yaygın olan yanlış bilgiler ele alındı ve uzmanlar tarafından doğru bilgilerle düzeltildi. Katılımcılar, doğru bilgiye ulaşarak daha sağlıklı doğum ve emzirme deneyimleri için bilinçlendirildiler. ’5 Soruda: Sen Doğuma Ne Kadar Hazırsın?’ isimli mini quiz ile katılımcılar doğum sürecine ne kadar hazır olduklarını değerlendirerek, aynı zamanda doğum öncesi hazırlıklarını gözden geçirme fırsatı buldular. Katılımcılar, doğumla ilgili ilk akıllarına gelen kelimeleri paylaşarak, bu kavramın kişisel ve duygusal yönlerine dikkat çektiler. Bu aktivite, doğumun psikolojik etkilerini anlamaya yardımcı oldu. ’Anneliğe - Doğuma Dair Bir Cümle’ isimli etkinlikte, katılımcılar annelik ve doğum hakkında düşündüklerini tek cümleyle ifade ettiler. Bu basit ama derin anlam taşıyan paylaşım, annelik yolculuğunun ne kadar özel ve kişisel bir deneyim olduğunu vurguladı. Uzmanlarla soru-cevap bölümünde katılımcılar; doğum süreci, emzirme teknikleri, doğru beslenme ve doğum sonrası bakım hakkında sorularını sordular. Bu bölüm, katılımcıların bilgi edinmelerini sağlayan önemli bir fırsat oldu. Etkinlik sonunda, anneler ve anne adayları doğum sürecine dair beklentilerini ve isteklerini dile getirdiler. Katılımcılar, doğum ve emzirme deneyimlerini daha sağlıklı bir hale getirebilmek adına sağlık sisteminden ne gibi iyileştirmeler beklediklerini paylaştılar. Katılımcıların görüşleri ve etkinliğin yansımaları Etkinlik, sadece sağlık çalışanları ve uzmanların bilgi verdiği bir platform olmanın ötesine geçti. Katılımcılar, doğum ve emzirme süreciyle ilgili bilgilerini arttırmanın yanı sıra, birbirlerinin deneyimlerinden de faydalandılar. Anne-bebek sağlığı üzerine yapılan interaktif paylaşımlar ve sohbetler, etkinliği hem öğretici hem de duygusal anlamda derinleştirdi. Birçok katılımcı, emzirmenin anne ve bebek sağlığı üzerindeki kritik rolünü daha iyi anladıklarını belirtti. Ayrıca, doğum sürecine dair doğru bilgi edinmenin ve doğum sonrası bakımın önemine dair farkındalıkları arttı. "Anneler için çalışmalarımıza devam edeceğiz" İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerince etkinlikle ilgili yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: "Doğum Çemberi: Kalpten Kalbe etkinliği, katılımcılara hem doğum hem de emzirme süreçlerine dair önemli bilgiler sundu ve farkındalık oluşturdu. Katılımcılar, doğru bilgilere ulaşarak daha sağlıklı bir doğum ve emzirme deneyimi yaşamak için bilinçlendiler. Sağlık çalışanları ve uzmanların katkılarıyla gerçekleşen bu etkinlik, her iki haftanın da toplumsal bilincini artırmak ve anne-bebek sağlığına dair değerli bilgiler edinmek adına önemli bir adım oldu. Etkinlikte yer alan tüm katılımcılara, sağlık çalışanlarına ve idarecilere teşekkür eder, sağlıklı doğumlar ve sağlıklı anneler için çalışmalarımıza devam edeceğimizi belirtmek isteriz."
35 Yaş üstü annelere öneri: NIPT ile genetik riskleri öğrenin
10 Ekim 2025 Cuma - 10:46 35 Yaş üstü annelere öneri: NIPT ile genetik riskleri öğrenin Gebeliğin 10’uncu haftasından itibaren yapılabilen NIPT testinin, anne ve bebeğe hiçbir risk oluşturmadan Down sendromu gibi genetik bozuklukları tespit edebildiğini belirten Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "Erken tanı, sağlıklı bir gebelik sürecinin anahtarı olabilir" dedi. NIPT (Non-İnvaziv Prenatal Test), gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanabilen, anne adayının kolundan alınan kan örneği ile yapılan bir tarama testidir. Anne kanında dolaşan serbest fetal DNA (cfDNA) aracılığıyla bebeğin genetik materyali analiz edilerek kromozomal anormallikler belirlenir. Medicana Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "Genetik veriler, bir kan örneğiyle elde edilebiliyor. NIPT bir tanı testi değil, tarama testidir. Sonuçlar mutlaka bir uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir. Gerektiğinde ileri tanı testleriyle desteklenerek gebelik yönetimi planlanmalıdır" açıklamalarında bulundu. 35 yaş ve üzeri gebeliklerde başvurulabilir "NIPT testi, herhangi bir risk taşımadığı için her gebeye uygulanabilir. Ancak özellikle riskli gebeliklerde tanıya giden yolda önemli bir basamak olarak görülmektedir. Bu nedenle testin kime, ne zaman uygulanacağı mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir" diyen Op. Dr. Sevde Çetinkaya, testin uygulanacağı durumları şu şekilde sıraladı: 35 yaş ve üzeri ileri yaş gebeliklerde, "Ailede veya önceki gebeliklerde genetik hastalık öyküsü bulunanlarda, İkili veya üçlü tarama testlerinde risk tespit edilen gebeliklerde, Doğrudan daha doğru ve net sonuç isteyen tüm anne adaylarında kullanılabilir." Down sendromu ve diğer kromozom bozuklukları tespit edilebiliyor NIPT ile tespit edilen başlıca kromozomal bozuklukların Trizomi 21 (Down sendromu), Trizomi 18 (Edwards sendromu) ve Trizomi 13 (Patau sendromu) olduğunu söyleyen Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "NIPT testinin sonuçları genellikle 7-10 gün içinde çıkar. Eğer sonuçlar yüksek riskli bir duruma işaret ederse, bu durumun tanı niteliği taşımadığı unutulmamalıdır. Sonuçlar yalnızca bir tarama testi olarak değerlendirilir ve ileri tanı için invaziv testler önerilebilir. Test sonucu riskli çıktığında aile paniğe kapılmamalı. Bu sadece ileri testlere yönlendirme için bir işarettir. Kesin tanı koymak için ileri düzey işlemler gerekebilir. Süreç, her zaman uzman bir hekim eşliğinde ve multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmelidir" dedi.
Gaziantep’te ağrısız tüp mide ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
10 Ekim 2025 Cuma - 10:43 Gaziantep’te ağrısız tüp mide ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde ağrısız tüp mide ameliyatı, başarılı bir şeklide gerçekleştirildi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde obeziteyle mücadelede etkili bir yöntem olan tüp mide ameliyatında yeni bir yöntem uygulandı. Önceden yapılan ameliyatlarda hastaların ağrı ve acı çektiğini fakat şimdi geliştirilen yöntemle hastaların acı çekmediğini söyleyen Op. Dr. Emin Yılmaz, "Hastalarımız artık hem daha kısa sürede iyileşiyor hem de ameliyat sonrası ağrısız bir süreç yaşıyor" dedi. "Ameliyatın nasıl geçtiğini bile anlamadım" Ameliyattan sonra acı veya ağrı yaşamadığını belirten hasta Abdullah Yıldız, "173 kiloyum, uzun zamandır Emin Hoca’yı araştırıyordum. Birçok arkadaşım tavsiye etti, olumlu yorumlar duydum. Sonunda cesaretimi toplayıp geldim ve Emin Hoca’da ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyat sürecimden çok memnunum. Nasıl geçtiğini bile anlamadım. Ameliyattan sonra sadece bir saat içinde kalkıp yürüyüşümü yaptım. Hiçbir ağrım, hiçbir sıkıntım olmadı. Kilolarım yüzünden artık rahat yürüyemiyor, hatta namazlarımı kılarken bile zorlanıyordum. Bu nedenle kararımı verdim ve gerçekten iyi ki olmuşum diyorum. Emin Hoca’ya ve tüm ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Ben ameliyat sürecimden ve sonucundan son derece memnunum" şeklinde konuştu. "Bu yöntemi kalıcı hale getirip bundan sonraki süreçte tüm hastalarımıza uygulamayı planlıyoruz" Ameliyat sonrası hastanın gayet iyi olduğunu söyleyen Op. Dr. Emin Yılmaz, "Obezite hastalarımızda her ne kadar laparoskopik ameliyatlar yaparak ağrıyı minimuma indirmeye çalışsak da, genellikle ameliyattan sonraki ilk 2-3 saatte şiddetli ağrılar yaşanabiliyordu. Üstelik her türlü ağrı kesici uygulamamıza rağmen bu durum değişmiyordu. Biz de bu durumu bilimsel kaynaklar ışığında değerlendirerek yeni bir yöntem uygulamaya başladık. Özellikle dün ilk birkaç vakamızda bu yöntemi denedik ve gerçekten çok başarılı sonuçlar elde ettik. Hastalar ameliyattan çıktıktan sonra yalnızca 1-2 saat içinde ayağa kalkıp yürüyebildiler. Üstelik ağrılarının olmadığını ifade ettiler. Daha önce bu tür hastalarda sıkça görülen bulantı ve kusma hissi de bu yöntemle tamamen ortadan kalktı. Bu başarılı sonuçlar sayesinde, artık bu yöntemi kalıcı hale getirip bundan sonraki süreçte tüm hastalarımıza uygulamayı planlıyoruz. Hastalarımız da çekinmeden gelip bizden detaylı bilgi alabilirler. Her konuda kendilerine yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. Artık yeni sloganımız "Ağrısız Ameliyat" olacak. Hastamızın durumu şu anda gayet iyi. Ameliyattan sadece 1-2 saat sonra ayağa kalkıp yürüyebildi. Kendisinin de belirttiği gibi, bu kadar rahat bir süreç beklemiyordu. Şimdi memnuniyetle süreci tamamladı ve eminim ki bu deneyimini diğer hastalara da tavsiye edecektir" diye konuştu.
Hava sıcaklıklarının düşmesiyle grip vakalarında artış
10 Ekim 2025 Cuma - 10:43 Hava sıcaklıklarının düşmesiyle grip vakalarında artış Ülke genelinde hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu hastalıklarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, salgın hastalıkların kalabalık ortamlarda daha hızlı yayıldığını belirterek, bağışıklık sistemini güçlü tutmak için vitamin takviyesinin önemine vurgu yapıyor. Havanın soğumasıyla birlikte grip ve soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor. Bu hastalıklar, öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve halsizlik belirtileriyle kendini gösteriyor. Hastalığın etkilerini hafifletmek için ıhlamur, adaçayı, zencefil ve kuşburnu çayı gibi bitki çaylarının yanı sıra tavuk suyu, mercimek ve tarhana çorbası gibi proteinli gıdaların tüketilmesi öneriliyor. Bu besinler bağışıklık sistemini destekleyerek vücut direncini artırıyor. Uzmanlar, hastalıklardan korunmak için kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması, yeterli sıvı alınması ve ellerin sık sık yıkanması gerektiği uyarısında bulunuyor. Nezle ve grip farkı Grip ve soğuk algınlığının (Nezle) birbirine benzeyen ancak farklı seyreden hastalıklar olduğunu belirten Acıbadem Kent Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doktor Necdet Yetim, "Nezle, genellikle sadece burun akıntısı ve hafif kırgınlık gibi belirtilerle kendini gösteren, daha hafif seyreden bir hastalıktır. Grip ise daha ağır seyreden bir hastalıktır. Üşüme, ateş, halsizlik, yorgunluk, kas ağrıları, baş ağrısı ve öksürük gibi belirtiler çok daha yoğun olarak görülür. Serin ve soğuk mevsimlerde bu tür virüsler daha yaygın hale gelir. Çünkü insanlar kalabalık ve kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirir. Bu da virüslerin kişiden kişiye bulaşmasını kolaylaştırır. Bu nedenle Eylül-Ekim aylarından itibaren grip mevsimi başlar ve kış boyunca devam eder. Bu tür hastalıkların yaklaşık yüzde 90’ı bu dönemde görülür. En önemli nedenleri ise havaların soğuması ve insanların toplu alanlarda daha fazla bir arada bulunmasıdır" ifadelerini kullandı. Kişisel temizliğin önemi Üst solunum yolu hastalıklarından korunmak için yapılması gerekleri aktaran Doktor Necdet Yetim, "Şu dönemde mümkün olduğu kadar kalabalık ortamlara girmemek ve insanlarla yakın temasta bulunmamak önemlidir. Özellikle grip belirtileri olan, kırgınlık, ateş, burun akıntısı ve öksürüğü bulunan kişilerle yakın temas kurmaktan kaçınılmalıdır. Konuşurken, öksürürken ya da hapşırırken etrafa gözle görülmeyen küçük damlacıklar yayılır. Bu damlacıklar havada asılı kalabilir ya da yüzeylere düşebilir. Başka bir kişi bu havayı soluduğunda ya da damlacıkların bulunduğu yüzeylere dokunup ardından ellerini ağzına ya da burnuna götürdüğünde virüs bulaşabilir. Bunun için el temizliği çok önemlidir. Temiz olmayan ellerle ağız ve buruna dokunulmamalıdır. Yemek yemeden önce eller mutlaka sabun ve bol suyla en az 15-20 saniye yıkanmalıdır. Bu şekilde virüslerin yüzde 99’a varan oranlarda yok edildiği bilinmektedir" diye ekledi. Vitamin takviyesi, bol sıvı ve sıcak çorba tavsiyesi Hastalık sürecinde sağlıklı beslenmek, iyi dinlenmek, aşırı yorulmamak ve vücudu soğuktan korunması gerektiğini söyleyen Yetim, sözlerini şu şekilde noktaladı: "Çünkü vitamin, protein ve genel beslenme eksikliği; aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve özellikle soğuk havaya maruz kalma, hastalığın kolaylıkla oluşmasına neden olur. Elbette ilaçlar kullanacağız, ancak ilaçların dışında uygulanacak tedavi yöntemleri, grip için belki de daha önemlidir. Bunların başında vücudu ılık tutmak, dinlenmek ve beslenmek gelir. Bu konuda, özellikle beslenme üzerine birkaç önemli noktaya değinmek gerekir. Bol sıvı alınmalıdır. Çaylar ve çorbalar içilmelidir. Özellikle et suyu, tavuk suyu ve kelle paça gibi besleyici çorbalar; limonlu ve sirkeli olarak tüketildiğinde daha faydalıdır. Sarımsak da bağışıklık sistemine faydalı olduğu kanıtlanmış bir besindir. Çay tüketimi de önemlidir. Limonlu çaylar başta olmak üzere; yeşil çay, rezene çayı, ıhlamur ve adaçayı gibi şifalı bitki çayları önerilir. Sebze ve meyve de bolca yenmelidir. C vitamini içeren meyveler tavsiye edilir. Narenciye grubu, limon, mandalina ve portakal gibi meyvelerle; yeşil sebzelerin bolca tüketilmesi gerekir. Ayrıca E vitamini ve B grubu vitaminlerinden oluşan takviyeler, hastalığın daha kısa sürede atlatılmasında etkili olur." Hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte çorba içmek isteyen müşterilerin sayısının arttığını belirten 30 yıllık Çorbacı ustası Mehmet Çalışkan, "Kış için ayak paça, kelle paça ve işkembe çorbalarını öneriyoruz çünkü yüksek kolajen içeriyor. Özellikle dana ayağında bolca kolajen vardır ve koruyucudur. Limonlu ve sarımsaklı olarak tüketilmesini tavsiye ediyoruz" diye ekledi.
40 yıl hatırı olan Türk kahvesinin bilinmeyen faydaları
10 Ekim 2025 Cuma - 10:30 40 yıl hatırı olan Türk kahvesinin bilinmeyen faydaları Çoğu kişi güne Türk kahvesi içmeden başlayamazken, kimileri için de yemek sonraları kahve olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bilinçsiz tüketildiği takdirde vücuda zararlı olan kahvenin, düzenli tüketildiğinde ise faydaları saymakla bitmiyor. Dengeli Türk kahvesi tüketiminin stresten kansere, diş çürümesinden şeker hastalığına kadar birçok faydaları olduğuna dikkat çeken Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, kahvenin strese iyi geldiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Vücuttaki serbest radikallerin sebep olduğu hücresel hasarlarla mücadele eden antioksidanların kahve tohumu ekstrelerinde bulunur. Oksidatif stresin sebep olduğu hastalıklara karşı antioksidan özelliği sayesinde vücuda yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Yapılan araştırmalara göre günde 3 bardak Türk kahvesi tüketen bireylerde karaciğer kanseri riskinin daha az olduğu görülmektedir. Kahvedeki kafeinin karaciğer fibrözü, sirozu ve karaciğer kanserinin gelişiminde rol oynayan dönüştürücü büyüme faktörü beta-1 (TGF-beta1) oluşumunu baskılamasından kaynaklanabileceği ancak bu konuda klinik çalışmaların detaylı olarak yapılması gerektiği vurgulanmıştır." Diş ve cilt sağlığını koruyor Kahvenin antimikrobiyal etkisi olduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Kahve ekstresi, diş çürümesine sebep olan bakterilere karşı engelleyici etkiye sahiptir. Kahvenin yapısındaki kafein jel veya krem şeklinde cilt bakım ürünlerinde yer almaktadır. Kafein cilt üzerine uygulandığında kan damarlarını genişleterek daha zinde ve küçük kırışıklıkları azaltan bir cilt elde edilebilmektedir" dedi. Kahvenin şeker hastalığı riskini de azalttığına dikkat çeken Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "10 binden fazla erkek veya kadın Finli ya da Hollandalı bireyler üzerinde yapılan saha çalışmalarında, kahve içenlerin içmeyenlere oranla yüzde 50’den daha az Tip-2 diyabet riski taşıdığı ortaya konmuştur" diye konuştu. Tokluk hissini artırıyor, yorgunluğu gideriyor Kahvenin kalp sağlığına da iyi geldiğini anlatan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kardiyovasküler, koroner kalp hastalığı ve inme konusunda yararlı etkileri olduğu fakat yüksek alım miktarlarında daha az etkili olduğu çalışmalarda belirtilmiştir. 3-4 bardak kahve tüketimi günlük alınan enerji miktarını düşürmektedir. Ayrıca yapılan rastgele plasebo kontrollü çalışmalarda günde 524 miligram kahve tüketiminin 151 miligram ve daha az tüketenlere göre kiloyu ve yağ kütlesini azalttığı, tokluk hissini artırdığı da belirlenmiştir. Kahvenin merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkisi olduğu, yorgunluğu giderici ve ağrı kesici etkinliğini arttırabildiği belirlenmiştir." Kahve tüketimi karaciğere de faydalı Kahvenin yapısındaki kafeinin karaciğerde metabolize olduğunu ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple karaciğer üzerinde çalışmalar yoğundur. Örneğin, kahve tüketimi yağlı karaciğeri önleyebilmektedir. Kahvenin karaciğer trigliseriti ile etkileşime girdiği ortaya konmuştur. Yapılan klinik çalışmalar; yaş, cinsiyet ve diğer faktörler değerlendirilerek kahve tüketiminin metabolik sendrom ile ters ilişkili olduğunu göstermektedir. Hayvan modellerinde ise non-alkolik karaciğer yağlanmasıyla da kafein alımı arasında zıt bir bağlantı olduğu ortaya konmuştur. Ancak kullanılan kahvenin hazırlanışı, miktarı, içimi sırasında şeker kullanımı gibi faktörler bu deneysel sonuçları değiştirebilmektedir. Bu amaçla klinik çalışmaların daha da artması gerekmektedir. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Kongresi’nde, hamilelikte günde 200 miligramın altında ılımlı bir kafein tüketiminin bebek ve anne için risk oluşturmadığı rapor edilmektedir" diye konuştu.
Eşinin tavsiyesiyle başladığı diyetle 7 ayda 38 kilo verdi
10 Ekim 2025 Cuma - 10:21 Eşinin tavsiyesiyle başladığı diyetle 7 ayda 38 kilo verdi Malatya’da yaşayan adam, eşinin yönlendirmesiyle başvurduğu sağlıklı hayat merkezinde 7 ayda 38 kilo verdi. 143 kilodan 105 kiloya düşen adam, hedefinin 85 kilo olduğunu söyledi. Fazla kiloları nedeniyle günlük yaşamında zorluk yaşayan Samet Güler, eşi Dilek Güler’in yönlendirmesiyle Yeşilyurt Çarmuzu Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Diyetisyen hekim Faruk Atalan’ın hazırladığı kişiye özel beslenme programını eksiksiz uygulayan Güler, 7 ayda 38 kilo vermeyi başardı. "Eşim çocuğunu kucağına alamıyordu" Samet Güler’in eşi Dilek Güler, o dönemde eşinin çocuğunu dahi kucağına alamadığını belirterek, "Zor günler geçirdik. Şimdi o günleri geride bıraktık. İnşallah hedefimize de ulaşacağız" dedi. "Hedefim 85 kiloya inmek" Sürecin başında çekingen olduğunu ifade eden Samet Güler ise, "Başta başarabileceğime çok inanmıyordum ama zamanla motivasyonum arttı. Yaklaşık 7-8 ayda 38 kilo verdim. Şu anda 105 kiloyum ve hedefim 85 kiloya kadar inmek" dedi. "Bu başarıyı sadece diyetle elde ettik" Samet Güler’in diyete ocak ayında başladığını belirten Diyetisyen Faruk Atalan da, "Samet Bey başta çok kararsız ve çekingendi. Ancak kendisine güvendi ve diyete eksiksiz uydu. Spor yapmaya vakti olmadığını söyledi ancak sadece beslenme ile bu başarıyı elde ettik. Ayda ortalama 5-6 kilo verdi. Temmuz ayı sonu itibariyle 105 kiloya ulaştık" dedi. "90 kilonun altında tatlı ödülü var" Atalan, sürecin sonunda Samet Güler’e bir ödül vaadinde bulunduklarını da belirterek, "Kendisi tatlıyı çok seviyordu. 99 kiloya düştüğünde bir defaya mahsus ödül olarak tatlı yiyebileceğine söz verdik. Normalde kesinlikle tatlı vermiyoruz ama bu onun için bir motivasyondu" ifadelerini kullandı. Vatandaşlara sağlıklı yaşam merkezlerine başvurmaları çağrısında da bulunan Atalan, "Bu merkezlerde tüm hizmetler ücretsiz. Özel diyetisyen hizmetini burada devlet desteğiyle ücretsiz şekilde alabilirsiniz. Samet Güler gibi onlarca başarılı danışanımız var. Sağlıklı yaşama adım atmak isteyen herkesi merkezlerimize bekliyoruz" diye konuştu.
Ege Üniversitesi kampüsünde meme kanseri farkındalık etkinliği
10 Ekim 2025 Cuma - 10:20 Ege Üniversitesi kampüsünde meme kanseri farkındalık etkinliği Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında anlamlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, EÜ 1 Nolu Yemekhane önünde hibrit bir farkındalık çalışması olarak yapıldı. Etkinlikte, Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Serra Kamer ve hekim adayları, öğrencilere meme kanseri konusunda erken tanı ve korunma yöntemlerini anlattı. Öğrenciler, katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve düzenli doktor kontrollerinin önemine dair mesajlar verdi. "Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor" Etkinlikle ilgili bilgi veren Prof. Dr. Emine Serra Kamer, "Meme kanseri, dünya genelinde ve ülkemizde kadınlar arasında en sık görülen tümörlerden biridir. Farkındalık ve erken tanı giderek önem kazanıyor. Her ay yalnızca beş dakika ayırarak memelerdeki şişlik, renk değişikliği, meme başında içe dönme veya kanlı akıntı gibi belirtiler fark edilebilir. Düzenli mamografi ve ultrasonografi ile de belirti vermeden kanser tespiti mümkün. Meme kanserinden korkmamak ve geç kalmamak gerekiyor. Erken teşhis hayat kurtarır. Tarama programlarına katılım, riskinizi minimize eder. Unutmayın, ayıracağınız beş dakika hayatınızı kurtarabilir" dedi. Kurulan stantta katılımcılara meme kanseriyle ilgili kitap, broşür ve pembe kurdeleler dağıtılırken, görsel materyallerle de bilgilendirme yapıldı. Pembe balonlar ve kurdelelerle süslenen stant, katılımcıların ilgisini topladı. Etkinlik boyunca kampüs ve çevresinde meme kanseri farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.