Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Şiddetli fırtınanın tırda taşınan konteyneri uçurduğu anlar kamerada
Trump’tan İran’ın Hizbullah ve Hamas’ı desteklemeyi kabul ettiği iddiası
Lübnan Cumhurbaşkanı Aoun: "Ülke toprağından tek bir zerre dahi feda edilmeyecek"
Netanyahu: "Barışa giden yol uzun, Hizbullah ile çatışma sonlanmadı"
Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 2. pistinin altında yangın paniği
İran: "(Hürmüz Boğazı’nda) Askeri gemilerin geçişi hala yasak"
Pezeşkiyan: "İsrail ateşkes ilan etmeye zorlandı"
SAĞLIK
Van’da 2 günlük bebek için ambulans uçak havalandı
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:26:30
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dünyaya gelen ve kalp rahatsızlığı teşhis edilen 2 günlük A.C. isimli bebek, ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dünyaya gelen A.C. isimli bebeğe yapılan tetkikler sonucunda Atriyoventriküler Septal Defekt (AVSD) teşhisi konuldu. Bebeğin ileri tetkik ve tedavisi için İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesine karar verildi. Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde, Van Ferit Melen Havalimanı’na ambulans uçak yönlendirildi. Hastaneden ambulansla alınan 2 günlük bebek, havalimanında bekleyen ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 09:50
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"
Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi. Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti. "Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi. "Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor" Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 09:44
Yeni doğan bebek 79 günde 4 ağır ameliyat geçirerek hayata tutundu
Diyarbakır’da yeni doğan bebek, atrezi teşhisiyle 79 günde geçirdiği 4 ağır ameliyatın ardından sağlığına kavuşarak ailesine teslim edildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 08:01
Erzincan’da kuru göz hastalığına yönelik bilimsel sunum
Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MGEAH) Kornea Nakil Merkezi’nde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik "kuru göz" konulu bilimsel bir sunum gerçekleştirildi. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bahri Aydın, MGEAH Kornea Nakil Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Kemal Bayrakçeken’in daveti üzerine Erzincan’a gelerek hastanede görevli doktor ve asistanlarla bir araya geldi. Program kapsamında sunum yapan Prof. Dr. Aydın, özellikle kuru göz hastalığında kullanılan siklosporin tedavisi hakkında bilgi vererek güncel tedavi yaklaşımlarını katılımcılarla paylaştı. Aydın, ayrıca Erzincan Kornea Nakil Merkezi’nin de yer aldığı 8 hastanenin bağlı bulunduğu Kornea Bankası’nın işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Programın sonunda Doç. Dr. Kemal Bayrakçeken, katkılarından dolayı Prof. Dr. Bahri Aydın’a teşekkür etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
17 Nisan 2026 Cuma- 10:55
Sanayi bölgesinde hekimlerin ortak hedefi daha güvenli iş ortamı
2
17 Nisan 2026 Cuma- 09:32
Murat Boz ‘kalp’ten mesaj verdi
3
17 Nisan 2026 Cuma- 09:29
Prof. Dr. Zülfikar’dan hemofilide yerli Ar-Ge çağrısı
4
17 Nisan 2026 Cuma- 11:55
Hemofilide yeni nesil tedaviler dikkat çekiyor
5
17 Nisan 2026 Cuma- 09:41
Mersin’de geliştirilen kalp kapağı patent aldı
10 Ekim 2025 Cuma - 14:21
Niğde’de Yenidoğan Canlandırma Eğitimi düzenlendi
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı koordinesinde, Yenidoğan Canlandırma (NRP) Eğitimi düzenlendi. Niğde’de görev yapan eğitimcilerinin yanı sıra Adana ve Kayseri’den gelen eğitimcilerin de katılımıyla gerçekleştirilen programda, sağlık tesislerinde görev yapan ve doğum sürecinde görev alan 50 sağlık çalışanına NRP eğitimi verildi. Doğum esnasında görev alan sağlık personelinin bilgi ve becerilerini belirli aralıklarla yenilemesi hedefi ile düzenlenen eğitimde hastane ziyaretleri ile doğumhane şartlarının yerinde görülmesi, tespit edilen sorunlara kurum özelinde çözümler üretilmesi ve çalışma şartlarının verilen eğitimle uyumlu hale getirilmesi konuları üzerinde de duruldu.
10 Ekim 2025 Cuma - 14:13
Alkol bağımlılığını yendi, şimdi diğer gençlere umut oluyor
Bolu’da yaşadığı zorluklar sonrası başladığı alkol bağımlılığından Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) desteğiyle kurtulan ve 1 yıldır temiz bir yaşam süren genç, "Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" diyerek bağımlılara umut aşıladı. Genç yaşta ailevi sorunlar yaşayan ve en yakın arkadaşını trafik kazasında kaybeden genç, küçük yaşta alkol kullanmaya başladı. 4 yıl süren bağımlılık sürecinin ardından hayatının kontrolünü kaybeden genç, önce Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi’ne (AMATEM) başvurdu. Burada gördüğü tedavi sırasında Yeşilay’ın broşürlerini gören danışan, daha sonra Bolu YEDAM’a yöneldi. Yaklaşık 1,5 yıl süren terapi ve rehabilitasyon süreciyle bağımlılığından kurtulan genç, Bolu YEDAM’da sanat atölyelerine katıldı ve Yeşilay’ın Diyarbakır’daki rehabilitasyon merkezinde de destek aldı. "Bir yıl önce konuşamıyordum" Alkol bağımlılığından dolayı konuşamadığını ifade eden danışan, "Bir yıldır temizim. Önceden güven problemi yaşıyordum, eve gitmiyordum. AMATEM’de YEDAM’ın broşürünü gördüm, ‘Bir deneyelim’ dedim. Belki faydası olur. Bırakmak için her yolu denemeye razıydım. Arkadaşlarımla birlikte buraya geldim. Bir yıl önce konuşamıyordum, kendimi toparlayamıyordum. Hep huzursuzdum, tedirgindim. Şimdi rahatım, konuşabiliyorum, sosyalleşebiliyorum" dedi. "Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" YEDAM’daki rehabilitasyon sürecine değinen genç, "Hiç boşluk yok. Maddeyi düşündürecek bir an bile bırakmıyorlar. Her şey planlı, saatli. Sürekli atölye ve etkinliklerle dolu bir program. Uzak dursunlar, ama en azından bir kere bile olsa gelip destek alsınlar. Burada onlara yardım edecek çok kişi var. ‘Ben bırakamam’ diye bir şey yok. Ben bıraktıysam herkes bırakabilir" diye konuştu.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:48
Doç. Dr. Aytaç, burun estetiği hakkında bilgiler verdi
Modern burun estetiğinde yeni bir dönem başlatan Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, doğal görünümü ön planda tutan rinoplasti yaklaşımıyla hem estetik hem de sağlık açısından hastalarının yüzünü güldürüyor. Modern burun estetiğinde yeni bir dönem başlatan Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, hastalarının hem estetik beklentilerine hem de fonksiyonel ihtiyaçlarına aynı anda çözüm sunan yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Doç. Dr. Aytaç, Burun estetiğinin sadece dış görünüm değil, aynı zamanda özgüven ve yaşam kalitesiyle de doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Başarılı bir burun estetiğinin, ilk bakışta fark edilmeyen, kişinin yüzüyle bütünleşen, doğallığı bozmayan sonuçlar sunması gerektiğini ve son yıllarda "kişiye özel burun tasarımı" anlayışının öne çıktığını belirten Doç. Dr. Aytaç, "Amacımız, her hastanın yüz yapısına uygun, doğal ve fonksiyonel bir burun oluşturmak. Artık ‘estetikli gibi duran’ burunlar yerine, kişinin yüz hatlarına uyum sağlayan, nefes alma fonksiyonunu koruyan ya da iyileştiren ameliyatlar tercih ediliyor" dedi. Burun estetiği denince akla ilk gelen şeyin dış görünüm olduğunu ve bu operasyonun aynı zamanda solunum fonksiyonlarıyla da yakından ilişkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. İsmail Aytaç, kıkırdak eğrilikleri (deviasyon), burun eti büyümeleri (konka hipertrofisi) gibi yapısal sorunların da rinoplasti ile birlikte giderilmesi gerektiğini vurguladı. Fonksiyonel rinoplastinin önemine dikkat çeken Aytaç, "Burun estetiği sadece estetik değil, aynı zamanda medikal bir müdahaledir. Hasta güzel bir buruna sahip olurken, aynı zamanda daha sağlıklı nefes almalıdır. Bu dengeyi kurmak uzmanlık ve tecrübe ister" ifadelerini kullandı. Burun estetiği yaptırmayı düşünen kişilere önerilerde bulunan Doç. Dr. Aytaç "Doğru hekim seçimi, tecrübe, doğal ve sağlıklı sonuçların anahtarıdır. Gerçekçi beklentiler, her yüz farklıdır, hedef, yüzle uyumlu ve doğal bir burun olmalıdır. İyileşme süreci, rinoplasti sonrası sonuçlar zamanla oturur, sabırlı olmak gerekir. Fonksiyonel bütünlük, nefes alma kalitesi asla ihmal edilmemelidir" şeklinde konuştu. Estetiğin, güzellikten çok insanın kendini iyi hissetmesi ve yaşam kalitesinin artması anlamına geldiğini söyleyen Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, "Bir burun estetiği ameliyatı, yalnızca aynadaki yansımanızı değil, hayata bakışınızı da değiştirir. Bizim amacımız doğallığını kaybetmemiş, yüzün karakterine uyum sağlayan, aynı zamanda hastanın daha sağlıklı nefes almasını sağlayan kalıcı ve tatmin edici sonuçlar elde etmektir. Çünkü estetik güzellikten çok, insanın kendini iyi hissetmesi ve yaşam kalitesinin artmasıdır" diye konuştu.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:39
"Ruh sağlığını korumak, hayatı korumaktır"
Ruh sağlığının en az beden sağlığı kadar önemli olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Ruhsal sorunlar utanılacak değil, paylaşılması ve destek alınması gereken durumlardır. Toplum olarak birbirimize kulak vermeli ve gerektiğinde profesyonel yardım almaktan çekinmemeliyiz" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla ruh sağlığını korumanın yolları hakkında açıklamalarda bulundu. "Modern yaşam, ruh sağlığı üzerindeki baskıyı artırıyor" Uzmanlara göre, modern yaşamın getirdiği stres, kaygı, yalnızlık ve belirsizlik duyguları, ruh sağlığını doğrudan etkiliyor. Uzm. Dr. Çevik, ruh sağlığını korumanın yalnızca bireysel bir sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir dayanışma konusu olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ruhsal sorunlar utanılacak değil, paylaşılması ve destek alınması gereken durumlardır. Erken dönemde fark edilip desteklenen kişiler, hem kendi yaşam kalitelerini artırır hem de çevresine daha sağlıklı katkı sunar." "Sağlıklı yaşam alışkanlıkları ruhsal dengeyi destekliyor" Ruh sağlığını korumanın, bedensel sağlık kadar önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Çevik, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve sosyal ilişkilerin ruhsal denge üzerindeki olumlu etkilerine değindi. Uzm. Dr. Çevik, "Günlük yaşamın koşuşturmacasında çoğu zaman duygusal ihtiyaçlarımızı görmezden geliyoruz. Oysa ruhsal dayanıklılık, tıpkı kas gücü gibi; ilgi, bakım ve süreklilik ister. Özellikle çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimlerinin desteklenmesi, geleceğin sağlıklı toplumlarını oluşturmak açısından büyük önem taşır" açıklamasında bulundu. "Ruhsal farkındalık, toplumsal güçtür" Dünya Ruh Sağlığı Günü dolayısıyla herkesi daha duyarlı, önyargısız ve destekleyici olmaya çağıran Uzm. Dr. Çevik, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Ruh sağlığı, yaşam kalitemizin temelidir. Her birey kendi sınırlarını, duygularını ve ihtiyaçlarını tanımalı. Yardım istemek bir zayıflık değil, iyileşme cesaretidir. Birlikte daha güçlü ve sağlıklı bir toplum inşa etmek elimizde."
10 Ekim 2025 Cuma - 12:30
Gripte hemen doktora başvurmayın
Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur, bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak yaptırması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Erşangur, "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir burun akıntısı olduğunda, kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmamalıdır" dedi. Dr. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi yöntemlerin de tedaviyi hızlandıracağını söyleyerek, "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini, demir, çinko bulunan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor, birkaç gün geçti diyelim mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
10 Ekim 2025 Cuma - 12:26
Gripte hemen doktora başvurmayın
Kayseri Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Selma Erşangur; bazı hastalıklara sahip olanların ve belirli meslek gruplarının grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyerek, "3 günden fazla dirençli ateş varsa doktora başvurulmalıdır" dedi. Özellikle kronik hastaların, hamilelerin ve belirli işlerde çalışanların grip aşısını öncelikli olarak vurulması gerektiğini söyleyen Selma Erşangur; "Grip aşısı, 70 yıllık tecrübesi olan bir aşıdır. Ülkemizde de Eylül-Ekim aylarında sağlık ocaklarında Sağlık Bakanlığı tarafından düzenli yapılan bir aşıdır. Öncelikli olarak kimlere yapılacak dersek; 6 aydan büyük 5 yaştan küçük çocukların kreş yaşı oluyor bu çocuklar. Aynı zamanda 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, KOAH, astım, bronşit, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği olan insanlara öncelik verilir. Aynı zamanda hamilelere ilk 3 ayda mutlaka yaptırılmalıdır ve sağlık personelleri, bakım merkezlerinde çalışanlar ve orada yatanlar, toplu taşıma yapan şoförler gibi işlerde olanların öncelikli olarak aşıları yaptırmaları gerekmektedir. Özellikle grip olduğumuzda hemen ateşimiz çıktığında doktora başvurulması istemiyoruz. Çünkü hastanelerde kalabalık ortamlar olduğu için başka bir nedenden hastaneye gelen insanlar birbirlerine yine üst solunum yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonu geçirmektedir. O yüzden ateş 3 günden fazla dirençli ise çocuklarda 38’i geçiyor erişkinlerde 38 buçuğu 39’a kadar veriyorsa ve dirençli ise başvurmaları gerekiyor. Nefes darlığı, morarma, bayılma, yaşlılarda uykuya meylin artması ya da yaşlılarda çok alert durumların karşılaşması, şuur bulanıklığı, derinden ciğerden gelen öksürük, sırta vuran öksürük olduğu durumlarda başvurulmalıdır. Hemen hafif bir durum akıntısı olduğunda, hemen kemiklerimiz ağrıdığında doktora başvurulmalıdır" dedi. Erşangur, evlerde havayı nemli tutmak gibi tedavi yöntemlerinin de gripte kullanılabileceğini söyleyerek; "Kendi içlerinde tedavi yöntemlerine başvurulabilir evlerde. Bunlara da kısaca temas etmek gerekirse özellikle havayı nemli tutmaları gerekiyor evlerde. Gerek cihazlarla gerek su kaynatarak. Aynı zamanda odaların, toplu yaşanan yerlerin havalandırılması gerekmektedir. Beslenmelerine çok dikkat etmeleri lazım. Özellikle C vitamini alınan demir, çinko alınan yiyeceklerle beslenmeleri gerekmektedir. Çocuklar için çocukların aktivitelerini artırmaları, ekran sürelerinin kısaltılması gerekmektedir. Diğer erişkinlerin de vücut aktiviteleri artırmaları immün sistemlerine daha iyi gelecektir. Aynı zamanda dinlenme, uyku düzeninin düzenlenmesi öncelikle bunlar yapılmalıdır. Bol su içilmelidir. Soğuk havalar da su oranı içme oranı azalmaktadır, mutlaka artırmalıyız ama ateşiniz çıktı ağrı kesicilere rağmen düşmüyor. Birkaç gün geçti diyelim. Mutlaka doktora başvurulmalıdır. Doktor önerisi olmadan kesinlikle antibiyotik kullanılmamalıdır. Çünkü kış enfeksiyonlarının çoğu viral enfeksiyonlardır ve antibiyotik değil anti virallerle iyileşirler. O yüzden doktor önerisi olmadan antibiyotik hatta gerekiyorsa çocuklara ağrı kesici bile kullanmamaları gerekmektedir" ifadelerini kullandı. (EK-TB-
10 Ekim 2025 Cuma - 11:54
Yunusemre’de 3 bin 200 kilogram ilaç toprağı zehirlemeden imha edildi
Yunusemre Belediyesi, evsel atık ilaçların toprağa ve su kaynaklarına karışmasını engellemek amacıyla ilçede kapsamlı bir çalışma başlattı. Gönüllü eczanelere yerleştirilen kutular aracılığıyla toplanan 3 bin 200 kilogram evsel atık ilaç, imha edilmek üzere yetkili firmaya teslim edildi. Yunusemre Belediyesi, ilçe genelinde atık yönetimi ve sıfır atık seferberliği kapsamında yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. Manisa Eczacılar Odası ile yapılan protokolle ilçedeki gönüllü eczanelere atık ilaç toplama kutuları yerleştirildi. Yunusemre Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda gönüllü eczanelere yerleştirilen kutular aracılığıyla 3 bin 200 kilogram evsel atık ilaç toplandı. Toplanan atık ilaçlar, imha edilmek üzere Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş firmaya teslim edildi. Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, çevreyi ve halk sağlığını koruma amacıyla yürütülen bu çalışmalara vatandaşların da destek vermesini isteyerek evlerinde son kullanma tarihi geçmiş veya kullanılmayan ilaçları bulunan vatandaşların bu ilaçları gönüllü eczanelerdeki atık ilaç kutularına bırakmaları çağrısında bulundu.
10 Ekim 2025 Cuma - 11:12
Aşı karşıtlığı artıyor: Uzmanlardan salgın uyarısı
Türkiye genelinde son yıllarda artan aşı karşıtlığı, toplum bağışıklığını tehdit eder boyuta ulaştı. Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Aşısız birey sayısı arttıkça salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için zemin oluşuyor" dedi. Son yıllarda ülke genelinde aşıya yönelik tereddüt ve reddin artması, sağlık otoritelerini endişelendiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın 1981 yılından bu yana yürüttüğü Genişletilmiş Bağışıklama Programı sayesinde birçok bulaşıcı hastalık kontrol altına alınırken, son dönemde düşen aşılama oranları yeniden salgın riskini gündeme getirdi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı, Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, aşı karşıtlığının yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal bir risk unsuru haline geldiğine dikkat çekti. "Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça, salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır" Aşı karşıtlığının salgına yol açabilecek ciddi sağlık sorunlarına sebep olabileceğini belirten Tunceli Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Hakkı Aktaş, "Sağlık Bakanlığı’nın 1981’den bu yana yürüttüğü genişletilmiş bağışıklama programıyla birçok hastalığın toplumda görülme sıklığını önemli ölçüde azaltmış bulunmaktadır. Bu, aşılama hızının başarısı sonucunda karşımıza çıkan çok önemli bir sağlık kazanımıdır. Ancak son zamanlarda görülen aşıya karşı tereddüt, zaman zaman ret kararları bizim aşılama hızında istediğimiz yüzde 95’lik ve yüzde 100’lük oranların daha da aşağıya düşmesine sebep olmakta. Toplum içerisinde aşısız birey sayısı arttıkça özellikle salgına kadar gidebilecek ciddi sağlık sorunları için bir zemin oluşmaktadır. Bugün aşı tereddüdü olan insanların neden tereddüt ettiklerini sahadaki arkadaşlarımız bire bir ilgilenerek takip etmektedirler. Aşı tereddüdü olan her aile için bir hekim ve bir psikologdan oluşan ekiplerimiz bire bir irtibat sağlamakta, telefonla ve yüz yüze görüşerek aşı için ikna çalışmalarını yürütmeye devam etmektedir. Ancak son yıllarda mevcut jeopolitik konumu nedeniyle ülkemiz bir geçiş güzergahındadır. Bu güzergah sebebiyle bazı bulaşıcı hastalıkların ülkemiz içerisinde dışarıdan gelen vakalarda görülme sıklığında bir artış ortaya çıkmıştır. Bu artış ayrıca aşısız bireyler için fazladan risk teşkil etmektedir. Bu aşılamayla beraber eğer biz toplumsal bağışıklama hızımızı şu anki hedeflerimizde olduğu gibi korumayı başarırsak dışarıdan gelen vakalardan kaynaklı bulaşıcı hastalıkların ve salgınların da önüne geçebileceğiz" dedi. "Doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" Uzman Dr. Aktaş, "Biz aşı ile ilgili tereddüdü olan, aşıyı reddetmeyi düşünen herkese ulaşıyoruz. Hekimimiz ve psikoloğumuz aracılığı ile onlarla görüşerek bu noktada bilgilendirerek farkındalıklarını yeniden oluşturmayı hedefliyoruz. Bizimle iletişime açık olsunlar. Sosyal medyada veya haber sitelerinde ulaştıkları kaynakların bilimsel bir dayanağı olup olmadığını muhakkak araştırsınlar. Bununla ilgili her zaman bilgi alabilmek için aile hekimliklerine ve ilgili sağlık kuruluşlarına başvurup, doğru bilgiyi sosyal medyadan, internetten değil; direkt aile hekimlerinden edinebilirler" şeklinde konuştu.
10 Ekim 2025 Cuma - 11:10
Mobil kanser tarama aracı hizmete başladı
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü, kanserle mücadelede erişilebilirliği maksimuma çıkarmak amacıyla tasarlanan Mobil Kanser Tarama Aracı’nı hizmete sundu. Bu yeni araç sayesinde, Muğla il genelinde tüm ilçelere ve en kırsal bölgelere dahi ücretsiz kanser tarama hizmetleri ulaşacak. Muğla’da koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması adına çok önemli bir adım atıldı. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait Mobil Kanser Tarama Aracı, düzenlenen resmi bir törenle hizmete girdi. Açılış töreni; Vali Dr. İdris Akbıyık, Vali Yardımcısı Hüseyin Karameşe, İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın yanı sıra yöneticiler, sağlık personeli ve çok sayıda vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. KETEM hizmetleri artık tüm Muğla’da Daha önce Muğla’da yalnızca Menteşe, Fethiye, Bodrum ve Milas Sağlıklı Hayat Merkezlerine bağlı KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi) birimlerinde mamografi cihazları bulunuyordu. Mobil Kanser Tarama Aracı’nın hizmete girmesiyle bu imkanlar, coğrafi şartlar ne olursa olsun tüm ilçelerdeki vatandaşlara ücretsiz olarak sunulacak. İl Sağlık Müdürlüğü, bu araç sayesinde en kırsal bölgelerdeki vatandaşlara ulaşmayı, erken teşhis imkanlarını artırmayı ve böylece toplum sağlığını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini açıkladı.
10 Ekim 2025 Cuma - 11:03
’Normal Doğum ve Emzirme Haftası’ etkinliği gerçekleştirildi
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı’nca Normal Doğum Haftası ve Emzirme Haftası çerçevesinde düzenlenen, ’Doğum Çemberi: Kalpten Kalbe’ isimli etkinlik ile anne-bebek sağlığına dair farkındalık oluşturuldu. İl Sağlık Müdürlüğü personelleri Dr. Ebe Fatma Nilüfer Topkara, Ebe Nurcan Turan ve Şube Müdürü Hülya Bulut’un organizasyonu ile gerçekleşen etkinlik, geniş bir katılım ve yoğun ilgiyle başarıyla tamamlandı. Etkinlik, Dr. Ebe Fatma Nilüfer Topkara’nın konuşmasıyla başladı. Gebe anneler, ebe, sağlık çalışanları, uzmanlar ve idarecilerin katılımıyla zenginleştirilen etkinlikte doğum, emzirme, anne ve bebek sağlığı üzerine önemli bilgiler paylaşıldı. Bu özel etkinliğin sadece doğum süreçlerine değil, aynı zamanda emzirmenin önemi ve doğru emzirme tekniklerine odaklandığı belirtildi. Anne adaylarının farkındalığının artırılması amaçlandı Etkinlikte, doğum ve emzirme ile ilgili toplumda yaygın olan yanlış bilgiler ele alındı ve uzmanlar tarafından doğru bilgilerle düzeltildi. Katılımcılar, doğru bilgiye ulaşarak daha sağlıklı doğum ve emzirme deneyimleri için bilinçlendirildiler. ’5 Soruda: Sen Doğuma Ne Kadar Hazırsın?’ isimli mini quiz ile katılımcılar doğum sürecine ne kadar hazır olduklarını değerlendirerek, aynı zamanda doğum öncesi hazırlıklarını gözden geçirme fırsatı buldular. Katılımcılar, doğumla ilgili ilk akıllarına gelen kelimeleri paylaşarak, bu kavramın kişisel ve duygusal yönlerine dikkat çektiler. Bu aktivite, doğumun psikolojik etkilerini anlamaya yardımcı oldu. ’Anneliğe - Doğuma Dair Bir Cümle’ isimli etkinlikte, katılımcılar annelik ve doğum hakkında düşündüklerini tek cümleyle ifade ettiler. Bu basit ama derin anlam taşıyan paylaşım, annelik yolculuğunun ne kadar özel ve kişisel bir deneyim olduğunu vurguladı. Uzmanlarla soru-cevap bölümünde katılımcılar; doğum süreci, emzirme teknikleri, doğru beslenme ve doğum sonrası bakım hakkında sorularını sordular. Bu bölüm, katılımcıların bilgi edinmelerini sağlayan önemli bir fırsat oldu. Etkinlik sonunda, anneler ve anne adayları doğum sürecine dair beklentilerini ve isteklerini dile getirdiler. Katılımcılar, doğum ve emzirme deneyimlerini daha sağlıklı bir hale getirebilmek adına sağlık sisteminden ne gibi iyileştirmeler beklediklerini paylaştılar. Katılımcıların görüşleri ve etkinliğin yansımaları Etkinlik, sadece sağlık çalışanları ve uzmanların bilgi verdiği bir platform olmanın ötesine geçti. Katılımcılar, doğum ve emzirme süreciyle ilgili bilgilerini arttırmanın yanı sıra, birbirlerinin deneyimlerinden de faydalandılar. Anne-bebek sağlığı üzerine yapılan interaktif paylaşımlar ve sohbetler, etkinliği hem öğretici hem de duygusal anlamda derinleştirdi. Birçok katılımcı, emzirmenin anne ve bebek sağlığı üzerindeki kritik rolünü daha iyi anladıklarını belirtti. Ayrıca, doğum sürecine dair doğru bilgi edinmenin ve doğum sonrası bakımın önemine dair farkındalıkları arttı. "Anneler için çalışmalarımıza devam edeceğiz" İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerince etkinlikle ilgili yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: "Doğum Çemberi: Kalpten Kalbe etkinliği, katılımcılara hem doğum hem de emzirme süreçlerine dair önemli bilgiler sundu ve farkındalık oluşturdu. Katılımcılar, doğru bilgilere ulaşarak daha sağlıklı bir doğum ve emzirme deneyimi yaşamak için bilinçlendiler. Sağlık çalışanları ve uzmanların katkılarıyla gerçekleşen bu etkinlik, her iki haftanın da toplumsal bilincini artırmak ve anne-bebek sağlığına dair değerli bilgiler edinmek adına önemli bir adım oldu. Etkinlikte yer alan tüm katılımcılara, sağlık çalışanlarına ve idarecilere teşekkür eder, sağlıklı doğumlar ve sağlıklı anneler için çalışmalarımıza devam edeceğimizi belirtmek isteriz."
10 Ekim 2025 Cuma - 10:46
35 Yaş üstü annelere öneri: NIPT ile genetik riskleri öğrenin
Gebeliğin 10’uncu haftasından itibaren yapılabilen NIPT testinin, anne ve bebeğe hiçbir risk oluşturmadan Down sendromu gibi genetik bozuklukları tespit edebildiğini belirten Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "Erken tanı, sağlıklı bir gebelik sürecinin anahtarı olabilir" dedi. NIPT (Non-İnvaziv Prenatal Test), gebeliğin 10. haftasından itibaren uygulanabilen, anne adayının kolundan alınan kan örneği ile yapılan bir tarama testidir. Anne kanında dolaşan serbest fetal DNA (cfDNA) aracılığıyla bebeğin genetik materyali analiz edilerek kromozomal anormallikler belirlenir. Medicana Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "Genetik veriler, bir kan örneğiyle elde edilebiliyor. NIPT bir tanı testi değil, tarama testidir. Sonuçlar mutlaka bir uzman hekim tarafından değerlendirilmelidir. Gerektiğinde ileri tanı testleriyle desteklenerek gebelik yönetimi planlanmalıdır" açıklamalarında bulundu. 35 yaş ve üzeri gebeliklerde başvurulabilir "NIPT testi, herhangi bir risk taşımadığı için her gebeye uygulanabilir. Ancak özellikle riskli gebeliklerde tanıya giden yolda önemli bir basamak olarak görülmektedir. Bu nedenle testin kime, ne zaman uygulanacağı mutlaka uzman bir hekim tarafından değerlendirilmelidir" diyen Op. Dr. Sevde Çetinkaya, testin uygulanacağı durumları şu şekilde sıraladı: 35 yaş ve üzeri ileri yaş gebeliklerde, "Ailede veya önceki gebeliklerde genetik hastalık öyküsü bulunanlarda, İkili veya üçlü tarama testlerinde risk tespit edilen gebeliklerde, Doğrudan daha doğru ve net sonuç isteyen tüm anne adaylarında kullanılabilir." Down sendromu ve diğer kromozom bozuklukları tespit edilebiliyor NIPT ile tespit edilen başlıca kromozomal bozuklukların Trizomi 21 (Down sendromu), Trizomi 18 (Edwards sendromu) ve Trizomi 13 (Patau sendromu) olduğunu söyleyen Op. Dr. Sevde Çetinkaya, "NIPT testinin sonuçları genellikle 7-10 gün içinde çıkar. Eğer sonuçlar yüksek riskli bir duruma işaret ederse, bu durumun tanı niteliği taşımadığı unutulmamalıdır. Sonuçlar yalnızca bir tarama testi olarak değerlendirilir ve ileri tanı için invaziv testler önerilebilir. Test sonucu riskli çıktığında aile paniğe kapılmamalı. Bu sadece ileri testlere yönlendirme için bir işarettir. Kesin tanı koymak için ileri düzey işlemler gerekebilir. Süreç, her zaman uzman bir hekim eşliğinde ve multidisipliner bir yaklaşımla yürütülmelidir" dedi.
10 Ekim 2025 Cuma - 10:43
Gaziantep’te ağrısız tüp mide ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde ağrısız tüp mide ameliyatı, başarılı bir şeklide gerçekleştirildi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi’nde obeziteyle mücadelede etkili bir yöntem olan tüp mide ameliyatında yeni bir yöntem uygulandı. Önceden yapılan ameliyatlarda hastaların ağrı ve acı çektiğini fakat şimdi geliştirilen yöntemle hastaların acı çekmediğini söyleyen Op. Dr. Emin Yılmaz, "Hastalarımız artık hem daha kısa sürede iyileşiyor hem de ameliyat sonrası ağrısız bir süreç yaşıyor" dedi. "Ameliyatın nasıl geçtiğini bile anlamadım" Ameliyattan sonra acı veya ağrı yaşamadığını belirten hasta Abdullah Yıldız, "173 kiloyum, uzun zamandır Emin Hoca’yı araştırıyordum. Birçok arkadaşım tavsiye etti, olumlu yorumlar duydum. Sonunda cesaretimi toplayıp geldim ve Emin Hoca’da ameliyat olmaya karar verdim. Ameliyat sürecimden çok memnunum. Nasıl geçtiğini bile anlamadım. Ameliyattan sonra sadece bir saat içinde kalkıp yürüyüşümü yaptım. Hiçbir ağrım, hiçbir sıkıntım olmadı. Kilolarım yüzünden artık rahat yürüyemiyor, hatta namazlarımı kılarken bile zorlanıyordum. Bu nedenle kararımı verdim ve gerçekten iyi ki olmuşum diyorum. Emin Hoca’ya ve tüm ekibine yürekten teşekkür ediyorum. Ben ameliyat sürecimden ve sonucundan son derece memnunum" şeklinde konuştu. "Bu yöntemi kalıcı hale getirip bundan sonraki süreçte tüm hastalarımıza uygulamayı planlıyoruz" Ameliyat sonrası hastanın gayet iyi olduğunu söyleyen Op. Dr. Emin Yılmaz, "Obezite hastalarımızda her ne kadar laparoskopik ameliyatlar yaparak ağrıyı minimuma indirmeye çalışsak da, genellikle ameliyattan sonraki ilk 2-3 saatte şiddetli ağrılar yaşanabiliyordu. Üstelik her türlü ağrı kesici uygulamamıza rağmen bu durum değişmiyordu. Biz de bu durumu bilimsel kaynaklar ışığında değerlendirerek yeni bir yöntem uygulamaya başladık. Özellikle dün ilk birkaç vakamızda bu yöntemi denedik ve gerçekten çok başarılı sonuçlar elde ettik. Hastalar ameliyattan çıktıktan sonra yalnızca 1-2 saat içinde ayağa kalkıp yürüyebildiler. Üstelik ağrılarının olmadığını ifade ettiler. Daha önce bu tür hastalarda sıkça görülen bulantı ve kusma hissi de bu yöntemle tamamen ortadan kalktı. Bu başarılı sonuçlar sayesinde, artık bu yöntemi kalıcı hale getirip bundan sonraki süreçte tüm hastalarımıza uygulamayı planlıyoruz. Hastalarımız da çekinmeden gelip bizden detaylı bilgi alabilirler. Her konuda kendilerine yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. Artık yeni sloganımız "Ağrısız Ameliyat" olacak. Hastamızın durumu şu anda gayet iyi. Ameliyattan sadece 1-2 saat sonra ayağa kalkıp yürüyebildi. Kendisinin de belirttiği gibi, bu kadar rahat bir süreç beklemiyordu. Şimdi memnuniyetle süreci tamamladı ve eminim ki bu deneyimini diğer hastalara da tavsiye edecektir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder