Son Dakika
|
Aslı Baş’ın ölümünde Yargıtay’ın kararı bozması sonrası yeni gelişme
AB’nin Giriş-Çıkış Sistemi Schengen bölgesinin tamamında uygulamaya girdi
Pezeşkiyan: "Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz"
Küçükçekmece’de İETT otobüsünden inen yolcuya motosiklet çarptı
Mersin’in Yenişehir Belediyesi’ne yolsuzluk operasyonu:
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Reuters: "İran dini lideri Hamaney'in yüzü tanınmaz halde"
Beşiktaş’ın borcu 24 milyar 362 milyon 49 bin 178 lira
Levent’teki saldırıda gözaltına alınan 17 şüphelinin 12’si adliyeye sevk edildi
Trump: "Hürmüz Boğazı’nı onlarla ya da onlar olmadan açacağız"
İsrail'in 8 Nisan'daki Lübnan saldırısında can kaybı 357'ye yükseldi
Hyeon-gyu Oh ligde 6 gole ulaştı
Sanchez: "Lübnan’da yeni bir ‘Gazze’ yaşanmasına izin vermeyelim"
SAĞLIK
7 ayda 15 kilo verdi, hayatı değişti
11 Nisan 2026 Cumartesi - 13:13:22
Yalova’da yaşayan 3 çocuk babası Emrah Bozkuş, sağlık sorunları nedeniyle kilo verme kararı aldı. Bozkuş, bu süreçte Sağlıklı Hayat Merkezi’nin desteğiyle 7 ayda 15 kilo verdi. Daha aktif bir yaşama kavuşan Bozkuş, doğru beslenmeyle hayatının değiştiğini söyledi. Yalova İl Sağlık Müdürlüğü’nde temizlik personeli olarak görev yapan Emrah Bozkuş, ayağındaki sağlık problemi nedeniyle ortopedi doktorunun kilo vermesini önermesi üzerine Yalova Merkez Sağlıklı Hayat Merkezi’ne başvurdu. Merkezde diyetisyen desteği almaya başlayan Bozkuş, 7 ayda 15 kilo vererek önemli bir değişim yaşadı. Diyetisyenin ücretsiz hizmet verdiğini belirten Bozkuş, sürecin kendisi için dönüm noktası olduğunu söyledi. Yaklaşık 6-7 ayda 84,5 kilodan 69 kiloya düşen Bozkuş, "Daha hafifim, daha hareketliyim. Önceden yürümekte zorlanıyordum, şimdi ise çocuklarımla daha rahat vakit geçirebiliyorum" dedi. Kilo verme sürecini düzenli ve kararlı bir şekilde sürdürdüğünü ifade eden Bozkuş, "İlk aylarda 4-5 kilo, sonrasında ay ay 3-4 kilo vererek ilerledim. Hedefim 60 kiloya ulaşmak. Doktorum da biraz daha vermem gerektiğini söylüyor" diye konuştu. Doğru beslenmeyi burada öğrendiğini vurgulayan Bozkuş, "Ne zaman, ne şekilde yememiz gerektiğini öğrendik. Bu işi doğru beslenmeyle çözdük. Çevremden de ‘Çok değişmişsin, daha enerjik olmuşsun’ gibi geri dönüşler alıyorum. Bu da beni motive ediyor" ifadelerini kullandı. Sağlıklı Hayat Merkezi’ni herkese tavsiye eden Bozkuş’un azmi çevresindekilerin de takdirini topladı. Mesai arkadaşı Recep Baynaz ise Bozkuş’un değişimine dikkat çekerek, "Çok azimli bir arkadaş. Bu kadar kilo verdiğine insanın inanası gelmiyor" dedi.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 12:47
Medipol’den ameliyatsız parkinson tedavisi
Hareketlerde yavaşlama, titreme ve günlük yaşamı zorlaştıran belirtilerle kendini gösteren Parkinson hastalığı, sanıldığının aksine çaresiz bir hastalık değil. Medipol Sağlık Grubu’ndan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ali Zırh, modern tedavi yöntemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinin yeniden artırılabildiğini belirtti. Tüm dünya genelinde 10 milyonu aşkın Parkinson hastası olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de ise 180 binden fazla kişi Parkinson ile mücadele ediyor. Beyinde "dopamin" adı verilen maddenin azalması ile ortaya çıkan Parkinson, genelde 60 yaş üzerindeki kişilerde görülmesine rağmen hastaların yüzde 5 ila 10’unda başlangıç yaşı 50 yaşında altında bulunuyor. 11 Nisan Dünya Parkinson Günü dolayısıyla hastalıkla ilgili açıklamalarda bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Ali Zırh, medikal tedavinin yetersiz kaldığı ya da şiddetli ilaç yan etkilerinin yaşandığı durumlarda özellikle beyin pili ve günümüzde gelişen teknolojilerle akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin hastalara yeni bir yaşam sunduğunu vurguladı. "Parkinson hareketleri yavaşlatan bir hastalık’’ Parkinson hastalığının beyinde dopamin eksikliği sonucu ortaya çıkan nörodejeneratif bir hastalık olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, hastalığın en sık hareketlerde yavaşlama, küçük adımlarla öne eğik yürüme, istirahat halinde para sayar tarzda titreme ve yüz hatlarında donuklaşma gibi belirtilerle kendini gösterdiğini ifade etti. İlk kez 1817 yılında James Parkinson tarafından "titrek felç" olarak tanımlanan hastalığın günümüzde de önemli bir sağlık sorunu olmaya devam ettiğini belirten Doç. Dr. Zırh, her yıl 11 Nisan’ın Dünya Parkinson Günü olarak bu hastalığa dikkat çekmek amacıyla anıldığını söyledi. İlaç tedavisi her zaman yeterli olmayabiliyor Parkinson hastalığının başlangıç tedavisinin ilaç tedavisi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Zırh, hastaların büyük bir kısmının hastalığın ilk yıllarında ilaçlarla günlük yaşamlarını normale yakın sürdürebildiğini dile getirdi. Ancak özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda ilk yıllarda ilaçlara yeterli yanıt alınamayabileceğini belirten Doç. Dr. Zırh, bu grup hastalarda beyin pili veya akıllı ses ötesi (MRgFUS) tedavilerinin titremeyi durdurmak için başarı ile kullanıldığını söyledi. Beyin pili tedavisiyle hastalığın seyri geriye alınabiliyor Tıbbi tedaviye yeterli cevap veremeyen ya da ilaç tedavisi ile günlük yaşamlarını artık düzenli sürdüremeyen veya ilaç yan etkileri nedeniyle yaşam kalitesi bozulan ya da azalan hastalar için Parkinson’un saatini geri almayı başarabilen beyin pili tedavisinin önemli bir seçenek olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, "Beyin pili tedavisiyle 10 yıllık bir hastayı ameliyat ettiğimizde, hastalığın ilk yıllarındaki bulgularına yakın bir seviyeye getirmek mümkün olabiliyor. Çünkü bu yöntem yüksek doz ilacı taklit edebiliyor" dedi. Beyin pili tedavisinin beyne yerleştirilen iki ince elektrot, birer uzatma kablosu ve göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen cihazdan oluşan bir sistem olduğunu belirten Doç. Dr. Zırh, tıpta nöromodülasyonadı verilen bu yöntemle beynin içerisindeki hedef bölgelere verilen elektriğin frekansını, dalga boyunu ve şiddetini kontrollü şekilde ayarlayarak hastalık belirtilerinin önemli ölçüde azaltılabildiğini ifade etti. Bıçaksız tedaviyle titreme durdurulabiliyor Son yıllarda gelişen teknolojilerle birlikte uzun yıllardır kullanılmayan ve beynin içerisindeki bir noktaya lezyon yapma işleminden oluşan lezyon cerrahisinin ön plana çıktığını belirten Doç. Dr. Zırh, "Akıllı Ses Ötesi Tedavisi (MRgFUS) dediğimiz yöntem sayesinde bıçak kullanmadan ve herhangi bir kesi yapmadan MR ünitesinde birkaç saat içinde beynin içinde hedeflenen bölgeye istenilen büyüklük ve sıcaklıkta, lazere benzer bir yakma işlemi gerçekleştirebiliyoruz" dedi. Özellikle titremenin ön planda olduğu hastalarda bu yöntemin oldukça etkili olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Zırh, tedavi sonrası hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini ifade etti. "Parkinson hastaları çaresiz değil" Parkinson hastalığında umutsuzluğa yer olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ali Zırh, "Tıbbi tedaviye cevap vermeyen ya da ilaç yan etkileri nedeniyle artık yaşam kalitelerini eskisi gibi sürdüremeyen hastalar için hastalığı ortadan kaldıramasak da günümüzde hem beyin pili hem de odaklanmış ultrason gibi yöntemlerle hastalıklarının ilk yıllarındaki hallerine geri dönüp, yaşama yeniden merhaba diyebilirler" sözleri ile açıklamasını tamamladı. Öte yandan, Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nin dış cephesine Parkinson hastalığına dikkat çekmek amacıyla "11 Nisan Dünya Parkinson Günü" yazısı yansıtıldı.
11 Nisan 2026 Cumartesi - 11:42
Kalp hastalıklarına karşı basit önlemler hayat kurtarıyor
Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, Kalp Sağlığı Haftası kapsamında yaptığı bilgilendirmede kalp hastalıklarının büyük bölümünün önlenebilir olduğuna dikkat çekerek, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Manisa Şehir Hastanesi’nde vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Manisa Şehir Hastanesi Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Elif İlkay Yüce Ersoy, kalp sağlığının korunmasına yönelik önemli uyarılarda bulundu. Kalp hastalıklarının hem Türkiye’de hem de dünyada en sık ölüm nedenlerinin başında geldiğini belirten Uzm. Dr. Ersoy, bu hastalıkların büyük bir kısmının önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını ifade etti. Düzensiz yaşam, stres, hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve sigara kullanımının kalp sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Ersoy, vatandaşların bu konularda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Kalp hastalıklarının bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini kaydeden Ersoy, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntı gibi şikayetleriniz olduğunda mutlaka bir kardiyoloji uzmanına başvurmanız gerekmektedir. Bu belirtileri asla ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır." dedi. Düzenli kontroller ve basit yaşam tarzı değişiklikleri ile kalp sağlığının korunabileceğini belirten Ersoy, vatandaşlara kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu. Ersoy, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: "Unutmayın ki kalbiniz sizin en güçlü ritminiz. Onu korumak için geç kalmayın. Sağlığınızı ihmal etmeyin. Biz kardiyoloji hekimleri olarak sağlığınızı korumak ve kontrollerinizi yapmak için buradayız. Bize başvurmaktan çekinmeyin."
11 Nisan 2026 Cumartesi - 11:07
Psikofarmakologlar 15-18 Nisan’da Antalya’da toplanıyor
17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi 15-18 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya Belek’te gerçekleştirilecek. Türk Psikofarmakoloji Derneği (TAP) tarafından düzenlenen ve "Tedavi Direncinin Üstesinden Gelmek" ana temasıyla planlanan uluslararası katılımlı Kongrede, tedaviye dirençli vakalardaki son trendler etkileşimli bir şekilde paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak ve temel bilimler, biyolojik psikiyatri, sinirbilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki son gelişmeleri gözden geçirecek. Kongrede ayrıca, en güncel klinik araştırmalarla desteklenen tanı yaklaşımları, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedaviler ile bunların uygulama standartları ve kılavuzları hakkında kapsamlı tartışmalar yoluyla psikiyatrik tedavilerde bütünleştirici yaklaşımlar ele alınacak. 17. Uluslararası Psikofarmakoloji ve Çocuk-Ergen Psikofarmakolojisi / Psikoterapi Kongresi hakkında bilgi veren Kongre Başkanı Erişkin Psikiyatristi Dr. Ayşe Sakallı Kani, "Kongremizin mottosu "Tedavi Direncini Aşmaktır. Dört gün sürecek bu kongrede; seçkin ulusal ve uluslararası konuşmacılar ile araştırmacılar, psikofarmakoloji ve diğer klinik uygulama alanlarındaki en güncel bilgileri ve çığır açan gelişmeleri aktaracak, tedaviye dirençli vakalardaki en son eğilimleri etkileşimli olarak paylaşacak, klinisyenlerin karşılaştığı güncel zorluklara pratik çözümler sunacak; ayrıca temel bilimler, biyolojik psikiyatri, nörobilim ve psikiyatrik nörogörüntüleme alanlarındaki en yeni gelişmeleri değerlendireceklerdir. Bunun yanında, teşhise dair yaklaşımlar, psikoterapiler ve diğer farmakolojik olmayan tedavi yöntemleri ile bunların uygulama standartları ve kılavuzlarını kapsayan kapsamlı tartışmalarla, psikiyatrik tedavilerde bütüncül yaklaşıma katkı sağlamayı hedeflemekteyiz. ICP 2026’nın en önemli hedeflerinden biri, klinik uygulayıcı ile araştırmacı arasındaki bağı güçlendirmek olacaktır. Önceki kongrelerimizde olduğu gibi, değerli konuşmacılar paneller, konferanslar, ikili konferanslar ve workshoplar aracılığıyla alanındaki en son gelişmeleri aktaracaklardır. Tüm bu oturumların, en güncel klinik araçlarla etkileşim kurmaya, uzmanlardan doğrudan öğrenmeye, etiyoloji, tanı ve tedaviye yönelik yenilikçi fikirler keşfetmeye ve araştırma alanlarının sınırlarını genişletmeye katkı sağlaması beklenmektedir" dedi. Kongre Eş Başkan Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Alperen Bıkmazer, "Her ICP’ de olduğu gibi, kongrede sunulmak üzere kabul edilen ve katılımcılar tarafından gerçekleştirilen en iyi üç sözlü/poster araştırma sunumu özeti, Bilimsel Komite tarafından ICP 2026 Olağanüstü Araştırma Sunumları Ödülleri ile onurlandırılacaktır. Değerlendirme sürecinde, ödüle aday çalışmaların kısa raporları incelenecek ve kongre sırasında sunulan tüm özetler ve konuşma metinleri ile birlikte dijital kitapta çevrimiçi olarak yayımlanacaktır" derken, Kongrenin Uluslararası İlişkiler Başkanı Dr. Allan Young da, "ICP 2026’nın tüm katılımcılar için hem kişisel hem de mesleki anlamda unutulmaz bir deneyim olacağına inanıyoruz. Kongremize katılanlar, ilham verici araştırmacı ve klinisyenlerle etkileşimde bulunarak zenginleştirici bilimsel oturumlardan faydalanma imkanı bulacaklardır" şeklinde konuştu. Kongre Başkanı Dr. Ayşe Sakallı Kani’nin verdiği bilgiye göre, 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı ve 4 gün devam edecek kongrede 5 konferans, 18 genel oturum, 9 yıldızlar oturumu, 67 panel, 6 kurs, 7 uzmanlarla buluşma oturumu, 3 uydu sempozyum, 10 sözel bildiri oturumu, 148 sözel bildiri, 97 poster bildiri sunumu gerçekleştirilecek. Hasan Eker yönetimindeki BURKON tarafından organize edilen, bilimsel düzeyi yüksek toplantılar ve bildirilerle 4 gün sürecek olan, Türkiye’nin değişik illerinden 700 Psikiyatrist ve Psikoterapistin katılacağı kongrede güncel konular yenilikler ele alınacak.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Nisan 2026 Cuma- 10:38
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
2
10 Nisan 2026 Cuma- 10:29
Uzman uyardı: "Türkler Amerikalılar gibi yaşıyor, obezite artıyor"
3
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
4
10 Nisan 2026 Cuma- 10:18
İstanbul Tabip Odası Başkan Adayı Dr. Uzun: "Hekimlere saldıranlara 180 bin lira ceza uygulanması için mücadele edeceğiz"
5
10 Nisan 2026 Cuma- 09:00
Bayburt TRSM’nin sunduğu hizmetler tanıtıldı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:57
Güroymak’ta şap aşısı çalışmaları aralıksız sürüyor
Bitlis’in Güroymak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, şap aşısı ve güncelleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Güroymak genelinde hayvancılıkla uğraşan üreticilerin refahını artırmak ve salgın hastalık riskini en aza indirmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen şap aşısı kampanyası hız kesmeden devam ediyor. Güroymak’ta da veteriner hekimler, köy köy gezerek hayvanların aşılanmasını titizlikle gerçekleştiriyor. Şap aşısı çalışmaları ile ilgili bilgi veren Güroymak Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Reşit Kardaş, şap hastalığı ile mücadele amacıyla 2025 sonbahar dönemi şap aşılama kampanyasının devam ettiğini söyledi. Kardaş, "Hayvancılığa ekonomik anlamda büyük kayıplar, hayvan verimlerinde düşüşlere sebep olan şap ve brusella hastalığıyla mücadelede aşılama çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca hayvan sevklerinde şap hastalığının yayılmasını önlemek amacıyla aşı şartı bulunmaktadır. Yeni doğan buzağı ve malaklarda destekleme alınabilmesi için aşılamanın eksiksiz yapılması gerekmektedir. Aşılama çalışmalarında işletme güncelleme çalışmaları da devam etmektedir. Daha önce satılmış ve işletmelerde bulunan hayvanların mutlaka silinerek işletmelerin güncel hale getirilmesi sağlanmalıdır" dedi.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:48
"Erken tanı ve düzenli takip meme kanserinde iyileşme oranını artırıyor"
Meme kanseri sıklığının giderek arttığını ve kadınlar arasında en sık görülen kanser türü haline geldiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Meme kanseriyle savaşmanın en etkili yolu, hastalığı erken evrede yakalamaktır. Erken tanı ve düzenli takip, hem yaşam kalitesinin korunması hem de tedavide iyileşme oranı açısından büyük önem taşır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, meme kanserinde modern cerrahi yaklaşımlar hakkında açıklamalarda bulundu. Geçmişte meme kanseri tanısı konan birçok hastaya, memenin tamamen alınması yani mastektomi önerildiğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Günümüzde hem tanı hem de cerrahi planlama teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde artık bu zorunluluk ortadan kalktı. Meme koruyucu cerrahi ile sadece tümörlü bölge ve çevresindeki sınırlı miktarda doku çıkarılır, geri kalan meme dokusu korunur. Böylece hem estetik görünüm korunur hem de hastalık kontrol altına alınır. Ameliyat sonrası radyoterapi ile tedavide iyileşme oranı artırılabilir" diye konuştu. "Sentinel lenf nodu biyopsisi gereksiz doku kaybını önler" Meme koruyucu cerrahinin en önemli tamamlayıcılarından birinin sentinel (Bekçi) lenf nodu biyopsisi olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu yöntemle koltuk altındaki lenf bezlerinden yalnızca ilk tutulan ’bekçi’ lenf nodları özel boyama ve tekniklerle bulunur ve incelenir. Eğer kanser hücresi teşhis edilmezse diğer lenf bezlerinin alınmasına gerek kalmaz. Böylece gereksiz doku tespiti ve kolda şişlik (lenfödem) gibi komplikasyonlar büyük oranda önlenir" şeklinde konuştu. "Onko-plastik cerrahi uygulanabilir" Cerrahideki bir diğer önemli yeniliğin onko-plastik cerrahi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arıcı, "Bu yöntem, kanser cerrahisi ile estetik cerrahinin prensiplerini birleştirir. Cerrah, tümörü çıkarırken aynı seansta memeyi yeniden şekillendirir. Böylece hastanın hem sağlığı korunur hem de estetik kaygısı minimuma indirilir" dedi. Arıcı, onko-plastik cerrahinin faydalarını şu şekilde sıraladı: "Memenin görünümünde bozulma en aza iner, psikolojik iyileşmeyi destekler, hastanın yaşam kalitesini artırır." "Tüm memenin alınması gereken durumlarda bile yeniden yapım mümkün" Bazı durumlarda tüm memenin alınmasının gerekebileceğini belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu durumda bile artık kadınlar memelerini kaybetmek zorunda değil. Meme rekonstrüksiyonu (yeniden yapımı) işlemi, aynı seansta veya daha sonra gerçekleştirilebilir. Bu işlemde silikon protezler veya hastanın kendi dokusu kullanılarak doğal bir meme görünümü oluşturulur. Amaç, hastalığı tamamen ortadan kaldırırken estetik bütünlüğü korumaktır" açıklamasında bulundu. "Yüksek riskli kadınlarda koruyucu cerrahiyle risk yüzde 90’a kadar azaltılabilir" Ailesinde genç yaşta meme kanseri görülen veya BRCA1-2 gen mutasyonu taşıyan yüksek riskli kadınlarda, henüz kanser gelişmeden profilaktik (koruyucu) mastektomi yapılabileceğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Bu cerrahi ile meme kanseri gelişme riski yüzde 90’a kadar azaltılabilir. Ancak bu karar mutlaka genetik danışmanlık ve uzman hekim değerlendirmesi sonrasında verilmelidir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarır" Meme kanserinin erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Yeni cerrahi yöntemler sayesinde artık kadınlar sağlığına kavuşurken beden bütünlüğünü de koruyabiliyor. Kendi kendinize muayeneyi ihmal etmeyin, düzenli kontrollerinizi yaptırın. Unutmayın: Erken teşhis hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:31
Manisa’nın mobil mamografi aracı Türkiye birincisi oldu
Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürütülen çalışmalar Manisa’da büyük bir başarıya dönüştü. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait mobil mamografi aracı, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla meme kanseri taraması yapan araç olarak birinciliğe ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2,3 milyon, Türkiye’de ise 27 bin kadın meme kanseri tanısı alırken, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü programlar çerçevesinde 40-69 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz mamografi taramaları yapılarak erken teşhis için önemli bir çalışmaya imza atılıyor. Manisa’da bu hizmet, KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Mobil Kanser Tarama Aracı aracılığıyla geniş bir kesime ulaştırılıyor. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesine kazandırılan ve 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen özel bir törenle hizmete giren mobil mamografi aracı, ülke genlinde ekim ayında en fazla tarama yapan mobil araç olarak birincilik elde etti. Ekim ayı değerlendirmelerinde konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Manisa’nın toplamda yüzde 57 mamografi tarama oranına ulaştığını belirterek, "Mobil mamografi aracımız, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla tarama yapan araç oldu. Ayrıca ülke genelindeki tüm tarama merkezlerinden daha fazla sayıda tarama gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı" dedi. Başarının sadece sağlık çalışanlarının gayretiyle değil, Manisalı kadınların duyarlılığı sayesinde elde edildiğini vurgulayan Zeren, "Kanserle mücadele ekip işidir. Biz taramaları yaygınlaştırmak için çalışıyoruz, ancak vatandaşlarımızın kendi sağlıkları konusunda bilinçli davranması bu başarının en önemli parçası" ifadelerini kullandı. Zeren, meme kanseri dışında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramalarının da ücretsiz olarak sürdüğünü hatırlatarak, tüm vatandaşları düzenli tarama yaptırmaya davet etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:55
BUFSAD Osman Önder Kupası ödülleri Nilüfer’de sahiplerini buldu
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, BUFSAD Osman Önder Kupası 2025 Ödül Töreni ve Sergisi’ne ev sahipliği yaptı. Bu yıl ikincisi kez düzenlenen yarışmada 124 katılımcı arasından dereceye giren fotoğrafçılar ödüllerini aldı. Bursa’nın yetiştirdiği önemli fotoğraf ustalarından Osman Önder’in anısına düzenlenen BUFSAD Osman Önder Kupası 2025 Ödül Töreni ve Sergisi, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirildi. Törende dereceye giren çalışmalar sergilenirken, katılımcılar ödüllerini aldı. Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (BUFSAD) tarafından Bursa’da pek çok fotoğrafçının yetişmesine katkı koyan Osman Önder’in anısını yaşatmak ve yenilikçi fotoğraf çalışmalarını teşvik etmek amacıyla ikinci kez düzenlenen yarışmaya büyük ilgi gösterildi. Yarışmaya 124 katılımcı, kendi içerisinde konu bütünlüğü olan 8’er fotoğraftan oluşan çalışmalarını gönderdi. Uzman jüriler tarafından titizlikle değerlendirilen eserler arasından 30 çalışma birinci turu geçmeyi başardı. İkinci tur değerlendirmelerinin ardından ise 5 çalışma dereceye girmeye hak kazandı. Törende BUFSAD Yönetim Kurulu adına konuşan Savaş Şener, etkinliğin bir kupa ve serginin ötesinde bir vefa toplantısı olduğunu vurguladı. Osman Önder’in hayatını fotoğrafla geçirmiş bir sanatçı olduğunu belirten Şener, "Bir sanatçıyı anmak, onun bıraktığı izleri takip ederek olur. Onu en kıymetli anma şekli budur. Bu yarışmaya başlatan, katılan tüm arkadaşlarımıza ve jüri üyelerimize teşekkür ediyorum" dedi. BUFSAD üyesi Hakan Aydın, Osman Önder’in insanları bir araya getirmesiyle tanınan bir fotoğrafçı olduğunu hatırlatarak, "O, rahmetli olmasına rağmen hala dostları bir araya getiriyor. Onun anısını bu fotoğraflar ve yarışmayla yaşatmak istedik. Bu organizasyonu gerçekleştirdiği için BUFSAD’a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUFSAD üyesi Aylin Kırgözoğlu ise Osman Önder’in isminin bu yarışmayla yaşatılmasının önemini vurgulayarak, "Osman Önder demek fotoğraf demek, insanlık demek, iyilik demek, dostluk demek. Ondan çok şey öğrendik" diye konuştu. Konuşmaların ardından dereceye giren fotoğrafçılara ödülleri takdim edildi. Katılımcılar sergiyi gezerek birbirlerinin çalışmalarını inceleme fırsatı buldu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:48
Kütahya’da Beslenme Polikliniği açıldı
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yürütülen Beslenme Polikliniği hizmet vermeye başladı. Yeni açılan poliklinikte; kanser hastalarının beslenme yönetimi, sporcu beslenmesi ve özel hasta gruplarına yönelik beslenme danışmanlığı konularında profesyonel destek sunuluyor. Polikliniğin koordinasyonu, Doç. Dr. Yasemin Kurtoğlu ve ekibi tarafından yürütülüyor. Hastane yönetimi, sağlığını korumak, hastalıklarla daha güçlü mücadele etmek ve doğru beslenme konusunda uzman desteği almak isteyen tüm vatandaşları Beslenme Polikliniği’ne davet etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:45
Yanlış ayakkabı, sağlıklı ayak yapısını bozuyor
Ayakkabılar, vücudun tüm yükünü taşıyan ayakların en önemli destekçileri olurken, çoğu kişi ayakkabı seçimini estetik kaygılarla yaparak, sağlık yönünü ihmal edebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, ayak sağlığının ihmal edilmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguladı. Gün boyunca bedenin yükünü taşıyan ayaklar, en az dikkat edilen organlar arasında yer alıyor. Op. Dr. Harun Kütahya, ayak sağlığının ihmal edilmesinin sadece ayakları değil; diz, kalça ve omurga sağlığını da tehdit ettiğine dikkat çekti. Yanlış ayakkabı seçimi vücutta zincirleme sorunlara yol açabiliyor Ayaklarda hiçbir sorun olmasa bile yanlış ayakkabı seçimi sağlığı bozabiliyor. Doğru ayakkabı seçiminin sadece konfor değil, uzun vadede eklem ve omurga sağlığı için de yatırım olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, ayak yapısına uygun olmayan ayakkabıların pek çok rahatsızlığa zemin hazırladığını söyledi. Op. Dr. Kütahya, "En sık karşılaştığımız problemler arasında tırnak batması, mantar enfeksiyonları ve nasırlar yer alıyor. Ayağın taban yapısı düz, yüksek kemerli veya taraklı olabilir. Buna uygun ayakkabı seçilmediğinde, bu sorunlar kaçınılmaz hale geliyor. Vücutta zincirleme sorunlara yol açabiliyor. Üstelik sadece ayağı değil; ayak bileği, diz, kalça ve omurga sağlığını da olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Ayakkabı hijyeni en az ayakkabı seçimi kadar önemli Günlük yaşamda en çok temas edilen eşyalar arasında yer alan ayakkabıların, hijyenin de önemli bir parçası olduğunu ifade eden Op. Dr. Harun Kütahya, ayakkabıların dönüşümlü kullanılmasının da sağlık açısından önemli olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: "Birçok kişi tek bir ayakkabıyı uzun süre kullanıyor. Oysa ayakkabının her gün giyilmesi havalanmasını engelliyor, nem birikimine yol açıyor. Uzun süre nemli ve havasız ayakkabı giymek, en sık görülen problemlerden biri olan ayak mantarına davetiye çıkartıyor. En azından gün aşırı ayakkabı değiştirmek gerekir." Yanlış ayakkabı, ayak sağlığının en büyük düşmanı olabilir Op. Dr. Harun Kütahya, "Yanlış seçilen ayakkabılar ayakta şekil bozukluklarına, nasırlara, ağrılara ve duruş bozukluklarına neden olabilir. Ayağın tam kalıbına uymayan modeller, özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi ortopedik sorunlara yol açar. Bu nedenle ayakkabı satın alırken rahatlık ilk kriter olmalıdır" dedi. Ayakkabı seçerken topuk yüksekliği ve taban desteğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Op. Dr. Harun Kütahya, "Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymek bel ve diz ağrılarına, düz taban ayakkabılar ise ayak kavsinin bozulmasına neden olabilir. Günlük kullanımda 2-4 santimetre topuk yüksekliği idealdir. Ayrıca ayakkabının tabanı, ayak kavisini destekleyecek şekilde olmalıdır" ifadelerini kullandı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, "Ayakkabı seçimine özen göstermek yalnızca konfor değil, uzun vadeli ayak sağlığı açısından da gereklidir. Doğru ayakkabı seçimi, vücut duruşunu destekler, ağrıları önler ve yaşam kalitesini artırır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:58
Kütahya Şehir Hastanesi’nde özel ihtiyaçlı bireyler için Acil Muayene Odası
Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, Kütahya Şehir Hastanesi’nde özel ihtiyaçlı bireyler için oluşturulan Acil Muayene Odası’nın hizmete başladığını duyurdu. Doç. Dr. Durmuş, yaptığı açıklamada, özel ihtiyaçlı bireylerin yaşadıkları duyusal hassasiyetler nedeniyle acil servislere başvurma oranının diğer bireylere göre yaklaşık 30 kat daha fazla olduğunu belirtti. Ancak acil servislerin genellikle kalabalık, gürültülü ve yoğun ışık gibi uyaranlarla dolu ortamlar olması, bu bireylerin tedavi süreçlerini zorlaştırmakta ve uzatmakta. Yeni uygulama kapsamında, özel ihtiyaçlı bireylere acil servisin genel ortamından izole edilmiş, sessiz ve kontrollü bir alanda tedavi hizmeti sunulacak. Doç. Dr. Durmuş, "Bu uygulamayla özel ihtiyaçlı çocuklarımızın tedavi sürecini kolaylaştırmayı, onlara daha konforlu ve güvenli bir sağlık ortamı sunmayı hedefliyoruz. Kütahya olarak, bu önemli hizmeti vatandaşlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Bu özel uygulama, Türkiye’de Muğla, Samsun ve Erzurum illerinin ardından Kütahya’da da hayata geçirilerek, özel ihtiyaçlı bireylerin sağlık hizmetine erişiminde önemli bir adım oldu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:43
Uzm. Dr. Altuncu, gıda zehirlenmeleri hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, çocuklarda oluşabilecek gıda zehirlenmelerine karşı aileleri uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, çocuklarda oluşabilecek gıda zehirlenmeleri ile ilgili bilgi verdi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, "Gaziantep’te son günlerde artan gıda zehirlenmesi vakaları, özellikle okul çağındaki çocukları tehdit ediyor. Beslenme çantalarındaki uygun saklanmayan gıdalar, kantin ürünleri ve dışarıdan alınan yiyecekler, çocukların sağlığını riske atıyor" dedi. Çocuklarda gıda zehirlenmesinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. M. Erkan Altuncu, "Gıda zehirlenmesi, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler basit bir rahatsızlık gibi düşünülmemeli. Özellikle küçük yaş gruplarında sıvı kaybı çok hızlı gelişir ve bu durum hayati tehlike oluşturabilir" ifadelerini kullandı. Beslenme çantası ve kantin ürünlerine dikkat Dr. Altuncu, çocukların okula götürdüğü gıdaların uygun şartlarda saklanmaması durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Özellikle yoğurt, süt, tavuk gibi çabuk bozulan gıdalar sıcak havalarda çok daha risklidir. Soğuk zinciri kırılan ürünlerde bakteri üretimi başlar. Veliler, beslenme çantasına koydukları yiyecekleri dikkatle seçmeli, tercihen soğuk tutan çantalar kullanmalı. Çocuk bol sıvı almalı, evde geçen hafif semptomlar bile ciddiye alınmalı, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Basit görünen bir mide rahatsızlığı, aslında ciddi bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Tanı ve tedavi mutlaka bir hekim tarafından yapılmalıdır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:38
Depremde dili boğazına kaçan Muhammed’in yaşam mücadelesi sürüyor
Malatya’da asrın felaketi sırasında korkuya kapılarak baygınlık geçiren ve dili boğazına kaçan 18 yaşındaki Muhammed Kuzu’nun beyin hücreleri zarar gördü. O günden bu yana yoğun bir tedavi süreci geçiren Muhammed, hala yürüyemiyor ve birçok temel ihtiyacını tek başına karşılayamıyor.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
"Karaciğer yağlanması sessiz ilerliyor"
Karaciğer yağlanmasının genellikle belirti vermeden ilerlediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rabia Deniz Göktürk, "Karaciğer yağlanması başlangıçta sessiz ilerler ama erken dönemde teşhis edilirse tamamen geri döndürülebilir. Obezite, diyabet veya yüksek kolesterol gibi risk faktörleri olan herkesin düzenli sağlık kontrolünü aksatmaması gerekir" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rabia Deniz Göktürk, karaciğer yağlanması hakkında açıklamalarda bulundu. "Karaciğer hücrelerinde fazla yağ birikmesiyle oluşuyor" Karaciğer yağlanmasının karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ birikmesiyle oluştuğunu söyleyen Uzm. Dr. Göktürk, "Karaciğerin ağırlığının yüzde 5 ila 10’undan fazlası yağdan oluştuğunda, bu durum karaciğer yağlanması olarak adlandırılır" diye konuştu. Hastalığın aşırı alkol kullanımına bağlı (alkolik) ve alkolden bağımsız (alkolik olmayan) olmak üzere iki tipi bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktürk, özellikle alkolik olmayan karaciğer yağlanmasının son yıllarda giderek yaygınlaştığını söyledi. "Obezite, hareketsizlik ve yanlış beslenme en önemli nedenler" Karaciğer yağlanmasında insülin direnci, obezite, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri arasında yer aldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Göktürk, "Fazla kilo, aşırı yağlı beslenme, şekerli ve işlenmiş gıdalar karaciğerde yağ birikimini artırır. Düşük lifli, yüksek kalorili diyetler ve früktoz içeren içecekler karaciğerin yağlanmasını hızlandırır. Hareketsiz yaşamın da süreci hızlandırmaktadır. Kaslar glikozu daha az kullandığında yağ yakımı azalır. Karın çevresinde biriken yağlar karaciğer için ciddi risk oluşturur" şeklinde konuştu. "Belirti vermeden ilerliyor" Uzm. Dr. Göktürk, karaciğer yağlanmasının genellikle belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: "Birçok hastada tesadüfen yapılan ultrason veya kan testlerinde fark edilir. İleri evrelerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, karın sağ üst bölgesinde ağrı, kaşıntı veya sarılık görülebilir. Ancak erken teşhis edilirse karaciğer kendini tamamen yenileyebilir." "Tanıda kan testleri ve ultrason yeterli olabilir" Tanıda genellikle karaciğer enzimlerine ve ultrason bulgularına bakıldığını belirten Uzm. Dr. Göktürk, "Gerekli durumlarda karaciğerin yapısını değerlendirmek için MR ya da elastografi yapılabilir. Kesin tanı biyopsiyle konur ama bu her zaman gerekmez" dedi. "Haftada en az 150 dakika yürüyüş önemli" Karaciğer yağlanmasının tedavisinde en etkili yöntemin yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Göktürk, "Akdeniz tipi beslenme, zeytinyağı, sebze, tam tahıllar, enginar ve yeşil çay gibi antioksidan içeriği yüksek gıdalar karaciğer dostudur. İşlenmiş gıdalardan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve kilo vermek en etkili korunma yollarıdır. Haftada en az 150 dakika yürüyüş veya yüzme gibi aerobik egzersizler karaciğer sağlığını korur. Kilo kaybı yavaş ve dengeli olmalıdır. Hızlı kilo vermek karaciğeri zorlayabilir" dedi. "İleri evrelerde siroz ve kanser riski artıyor" Tedavi edilmeyen karaciğer yağlanmasının iltihaplanma (NASH) ve fibrozis gelişimine yol açabileceğini belirten Dr. Göktürk, "Bu durum ilerlerse siroz ve karaciğer yetmezliği hatta karaciğer kanseri gelişebilir. Ancak düzenli kontroller ve sağlıklı yaşamla bu tablo önlenebilir" dedi. "Erken fark edilirse tamamen geri döndürülebilir" Uzm. Dr. Rabia Deniz Göktürk, son olarak şu uyarıda bulundu: "Karaciğer yağlanması başlangıçta sessiz ilerler ama erken dönemde teşhis edilirse tamamen geri döndürülebilir. Obezite, diyabet veya yüksek kolesterol gibi risk faktörleri olan herkesin düzenli sağlık kontrolünü aksatmaması gerekir."
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:11
Hamilelikte grip riskine karşı aşı kalkanı
Kış mevsimiyle birlikte grip vakalarında artış yaşanırken, en büyük risk gruplarından biri de anne adayları. Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Aydın, gebelikte bağışıklığın doğal olarak baskılandığını belirterek, "Grip gebelerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle korunmanın en etkili yolu aşıdır" dedi. Soğuk havaların tetiklediği grip salgını, anne adayları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Aydın, hamilelikte bağışıklık sisteminin doğal olarak baskılanmasının gribe davetiye çıkardığını belirtti. Dr. Aydın, "Hamilelikte grip hem daha kolay bulaşıyor hem de çok daha ağır seyrederek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Aşı ise bu dönemde en önemli koruyucumuz" diyerek kritik bir uyarıda bulundu. Grip gebelerde daha ağır seyrediyor Her yıl dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini etkileyen grip virüsünün kış aylarında gebelerde en sık rastlanan enfeksiyon etkeni olduğunu belirten Doç. Dr. Aydın, "Gebelikte bağışıklık sistemi fizyolojik olarak baskılanır. Bu nedenle anne adayları gribe daha kolay yakalanır ve enfeksiyon genellikle daha ağır seyreder. Özellikle gebeliğin son üç ayında geçirilen yüksek ateşli grip vakalarında erken doğum, su kesesinin erken açılması veya yenidoğanda enfeksiyon gelişimi gibi durumlar görülebilir" dedi. Zatürre ve bronşit riskine dikkat Grip enfeksiyonunun sadece üst solunum yollarını değil, akciğerleri de etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, "Gebelikte grip bazen zatürre, bronşit ya da akciğer apsesi gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle korunma son derece önemlidir" diye konuştu. Gripten korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Aydın, "Grip aşısı ölü, yani inaktif bir aşıdır. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde güvenle yapılabilir. Amerikan Jinekolog ve Obstetrisyenler Derneği de 12’nci gebelik haftasından sonra, yani ikinci ve üçüncü trimesterde grip aşısı yapılmasını önermektedir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Aydın, aşının yalnızca anneyi değil, bebeği de koruduğunu belirterek, "Aşı sonrası oluşan antikorların bir kısmı plasenta aracılığıyla bebeğe geçer. Böylece doğumdan sonraki ilk aylarda da bebek gribe karşı korunur" dedi. Korunmak için hijyene dikkat Grip aşısına ek olarak alınabilecek önlemlere değinen Doç. Dr. Aydın, "Anne adayları kalabalık, kapalı ve havasız ortamlardan uzak durmalı, gerekirse maske takmalı. Sık sık el yıkamak ve genel hijyene dikkat etmek de koruyuculuğu artırır" dedi. Grip aşısının bebek açısından herhangi bir zararı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Aydın, "Tam tersine yapılan araştırmalar, annenin geliştirdiği antikorların bir kısmının bebeğe geçerek onu da koruyabileceğini gösteriyor. Yani aşı yaptırmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı açısından en güvenli adımdır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:05
Pembe balonlar meme kanserine farkındalık için uçuruldu
Aziziye İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde 1-31 Ekim "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında kadınlara yönelik ücretsiz sağlık taraması yapıldı, Meme kanserinde farkındalık ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla ve kansersiz bir dünya temennisiyle ’pembe balonlar’ uçuruldu. İlçe Sağlık Müdürlüğü Yerleşkesinde düzenlenen farkındalık etkinliğinde, ’Bir Kontrol Bin Umut’, ’Bir Kadın, Bir Umut Bin Hayat’, ’Korkmak Çözüm Değil. Farkında Olmak Hayat Kurtarır’ ;’Bir Dakikanı Kendine Ayır, Bir Ömür Kazan’, ’Bir Gün Geç Kalmak, Bir Ömür Kaybettirebilir!’ hazırlanan farkındalık uyarı broşürlerine yer verildi. Etkinliğe Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sefa Bilici, Dr. Halime Özge Güzin, İl Sağlık Müdürlüğü Hastalıklar Birimi Sorumlusu Dr. Edanur Köyceğiz, Uzman Dr. Hüseyin Çelik, Birim Sorumlu Baş Hemşire Derya Şen, Sağlık Ocağı Çalışanları ile Aziziye İlçe Sakinleri katıldı. ’Gök yüzüne pembe balon bırakılar’ Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ahmet Sefa Bilici, ilçede kanser taramalarında verimliliği sağlamak, ülkemizde ve dünyada kadınlar arasında ölüm oranının en yüksek olduğu tür olan meme kanserine dikkat çekmek amacıyla sağlık taraması ve farkındalık etkinliği düzenlendiklerini açıkladı. ’’Meme kanseriyle, en etkili strateji, erken teşhistir’’ Ererken teşhisin hayat kurtardığına işaret eden Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Bilici, ihmal etmeden en yakın sağlık kuruluşlarna müracaat edilmesi konusunda hassasiyet gösterilmesini istedi. Doktor Bilici,"Erken Tanı Hayat Kurtarır" afişleriyle kurdukları stantlarda meme kanserinin nedenleri, belirtileri, meme muayenesi, kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi konusunda ilçe sakinlerini aydınlattı. İlçe Sağlık Müdürü Doktor Bilici, ’Ülkemizde yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konmakta ve her 18 kadından biri, yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşımaktadır. Bu nedenle meme kanseri, erken teşhis ve bilinçlendirme yoluyla etkili bir şekilde mücadele edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur. Etkinliğimizde personelimiz ve ilçe sakinlerimizle birlikte meme kanserinde farkındalık ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek üzere gökyüzüne, kansersiz bir dünya temennisiyle pembe balonlar uçurduk. Bu çalışmaların amacı; toplumun meme kanserine neden olan risk faktörleri hakkında bilgilendirilmesi ve erken teşhis için düzenli taramaların zamanında yaptırılmasının teşvik edilmesidir. Meme kanseriyle mücadelede en etkili strateji, erken teşhistir. Erken teşhis edilen meme kanseri vakalarının tedaviye yanıt verme oranı çok daha yüksektir. Bu nedenle ülkemizde Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil Kanser Tarama Araçları aracılığıyla, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak yapılan kanser taramasından faydalanmalarını istiyoruz. Lütfen hep birlikte farkında olalım’’ diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder