Son Dakika
|
Mazota Cuma sabahı 13 TL indirim geliyor
ASAYİŞ
İzmir’deki polis merkezi saldırısı davasında ara karar açıklandı
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Rusya’dan 1 günlük ateşkes kararı
Silivri’de metan gazı patlaması: Bina tedbir amaçlı tahliye edildi
Netanyahu: "Lübnan'da ateşkes yok"
Rutte: "Trump’ın hayal kırıklığını hissettim"
Merz: "İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü savaş barış sürecini başarısızlığa uğratabilir"
İslamabad’da ABD-İran görüşmeleri öncesinde güvenlik önlemleri artırıldı
İran: "Ateşkes ihlaline karşılık verecektik, Pakistan devreye girdi"
SAĞLIK
Yozgat’taki hasta ambulans helikopterle sevk edildi
09 Nisan 2026 Perşembe - 17:18:10
Yozgat’ta karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle tedavisi süren hasta ambulans helikopter ile Ankara’ya sevk edildi. Yozgat Şehir Hastanesi’nde tedavi gören 15 yaşındaki S.K. isimli hasta, karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen ambulans helikopter sayesinde hastanın nakli hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26
Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi
Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
Hayrabolu Devlet Hastanesine dahiliye uzmanı atandı
Hayrabolu Devlet Hastanesi Dahiliye Bölümü’ne atanan Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan, görevine başladı. Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde İç Hastalıkları (Dahiliye) Hekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Çalışkan poliklinik hizmeti vermeye başladı. Hastane yönetimi, Dr. Çalışkan’ın deneyimli kadrosuyla birlikte hizmet kalitesinin artacağını ve vatandaşların sağlık alanındaki ihtiyaçlarının daha hızlı karşılanacağını belirtti. Göreve başlayan Dahiliye Uzmanı Dr. Çalışkan, "Hayrabolu ve çevresindeki vatandaşlarımıza en iyi şekilde hizmet sunmak için elimden geleni yapacağım" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:22
"Bağımlılıkla mücadele topyekün olmalı"
Erzurum’da "Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu" toplantısı, Vali Aydın Baruş başkanlığında, gerçekleştirildi. Toplantı öncesinde açıklamalarda bulunan Vali Baruş, Erzurum’da bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların olumlu sonuçlar verdiğini belirterek; "Gençlerimizi, çocuklarımızı ve tüm vatandaşlarımızı hedef alan zararlı yapılara karşı mücadelemiz kararlılıkla sürdürülüyor" dedi. Bağımlılıkla mücadelenin yalnızca kolluk kuvvetlerinin değil, toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Vali Baruş, bu süreçte kurumlar arası iş birliği ile toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Erzurum Şube Başkanlığı tarafından yürütülen faaliyetlere ilişkin sunumlar gerçekleştirildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
2
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
3
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:29
Köyceğiz Devlet Hastanesi’nde tedavi gören hastaların istekleri dinlendi
4
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:03
Medical Point Gaziantep Hastanesi radyoloji uzmanından uluslararası başarı
5
09 Nisan 2026 Perşembe- 07:53
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde değişiklik Resmi Gazete’de
26 Ekim 2025 Pazar - 11:17
AFAD, Şırnak Devlet Hastanesine 10 yaşam konteyneri desteğinde bulundu
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Şırnak Devlet Hastanesine 10 adet yaşam konteyneri desteğinde bulundu. Şırnak Valisi Birol Ekici’nin talebi ve AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan’ın talimatları doğrultusunda Kahramanmaraş’tan sevk edilen konteynerler hastaneye teslim edildi. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada, konteynerlerin vatandaşlara daha kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunmak amacıyla kullanılacağı belirtildi. Konteynerlerin, tıbbi malzeme depolama, korunma alanı oluşturma ve tedavi hizmetlerinde düzen ve rahatlık sağlama amacıyla kullanılacağı kaydedildi. Açıklamada, "Hastanemizin mevcut alanını daha verimli kullanmak, hem çalışanlarımız hem de vatandaşlarımız için daha konforlu bir hizmet ortamı oluşturmak amacıyla bu konteyner yapıları talep ettik. Şehrimize ve halkımıza hayırlı olsun" ifadelerine yer verildi. AFAD’ın desteğiyle Şırnak Devlet Hastanesine kazandırılan yaşam konteynerlerinin, sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracağı ve hasta memnuniyetine katkı sağlayacağı belirtildi.
26 Ekim 2025 Pazar - 11:13
Odunpazarı’nda Sağlık ve Diyanet iş birliğiyle aileye yönelik farkındalık semineri yapıldı
Eskişehir’de Odunpazarı İlçe Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Halk Sağlığı Merkezleri’nde görevli personele yönelik "Neslin Korunması ve Yetiştirilmesi Bağlamında Ailenin Önemi" konulu farkındalık çalışması gerçekleştirildi. Odunpazarı İlçe Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu tarafından planlanan seminerler Vaiz Dr. Esra Oğul Çelik, ADRB Vaizi Tuba Dönmez ve ADRB Vaizi Rahime Oğul tarafından gerçekleştirildi. Odunpazarı Müftülüğü, Halk Sağlığı Merkezleri’nin yaptığı hizmetleri yerinde görme fırsatı bulunan çalışma esnasında gösterdikleri ilgi ve nezaket için Halk Sağlığı Merkezleri’nin müdürlerine, doktorlarına, hemşirelerine ve görevlilerine teşekkür etti.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:30
Kemer’de kadınlar gökyüzüne pembe balonlar bıraktı
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen üreten ev hanımları buluşması kapsamında meme kanserine dikkat çekmek amacıyla pembe karanfil dağıtılarak gökyüzüne 200 balon bırakıldı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 2004’den bu yana 1-31 Ekim tarihleri meme kanseri farkındalık ayı olarak kutlanıyor. Kemer Belediyesi meme kanserine dikkat çekmek amacıyla Atatürk Parkı’nda bir etkinlik düzenledi. Etkinlikte, günün önemine dikkat çekmek amacıyla üreten ev hanımları buluşmasının yapıldığı alana gelen vatandaşlara ve ev hanımlarına pembe karanfil dağıtıldı. Belediye Başkan Yardımcısı Semih Top ve etkinlik alanındaki ev hanımları farkındalık oluşturmak amacıyla gökyüzüne 200 pembe balon bıraktı. Meme kanserinin, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadınlarda en sık görülen hastalıklardan birisi olduğunun altını çizen Kemer Belediye Başkan Yardımcısı Semih Top, "Meme kanserinde erken teşhis çok önemlidir. Sağlıklı ve uzun bir ömür için tüm kadınların periyodik olarak kontrollerini yaptırmaları gerekiyor. Kadınlarımız bizim değerlerimizdir. Bugün etkinlik alanımızdaki kadınlarımızla meme kanserine dikkat çekmek için farkındalık etkinliği yaptık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:23
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenmenin doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma oluşturan konulardan biri" dedi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:15
Down sendromlu minik Kutenda, kritik kalp hastalığını Türkiye’de atlattı
Zimbabve’de doğan 5 yaşındaki Down sendromlu Kutenda Amari, doğumsal kalp hastalığı nedeniyle hayati tehlike altındaydı. Akciğer basıncı çok yüksek, kalp kapakları ileri derecede bozulmuştu. Tedavi edilmezse birkaç yıl içinde hayatını kaybedeceği belirtilen küçük kız, Türkiye’ye geldiğinde kritik durumda olmasına rağmen Türk hekimlerin gerçekleştirdiği iki aşamalı ameliyatla yeniden yaşama tutundu.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:07
Fatih Ürek’in son durumuyla ilgili hastaneden açıklama: "Durumu kritik seyretmektedir"
Evinde kalbi duran, sağlık ekiplerinin müdahalesi sonrası kalbi yeniden çalıştırılarak hastaneye kaldırılan şarkıcı Fatih Ürek’in sağlık durumuyla ilgili hastaneden yapılan açıklamada, Ürek’in yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğü, durumunun ise kritik olduğu bildirildi. Geçtiğimiz günlerde, İstanbul’da evindeyken rahatsızlanması sonrası kalbi duran, sağlık ekiplerinin müdahalesi sonrası kalbi yeniden çalıştırılarak hastaneye kaldırılan ünlü şarkıcı Fatih Ürek’in tedavisi hastanede sürüyor. Ürek’in sağlık durumuna ilişkin Liv Hospital Hastanesi’nden yapılan açıklamada ise, "Değerli sanatçımız Fatih Ürek’in yoğun bakımdaki tedavisi sürmekte olup, durumu kritik seyretmektedir. Hastamız, hekimlerimizin yakın takibinde tedavi edilmektedir" denildi.
26 Ekim 2025 Pazar - 10:02
Kanser hastalarına sağlıklı tarifler
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, "Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi" düzenlendi. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, onkoloji hastalarının tedavi sürecinde tıbbi beslenme tedavisinin önemi vurgulandı. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi tarafından Onkoloji Merkezi’nde, ‘Onkoloji Hasta Yakınları İçin Beslenme ve Besin Zenginleştirme Teknikleri Eğitimi ile Uygulamalı Güçlü Tarifler Atölyesi’ gerçekleştirildi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Bülent Karabulut’un açış konuşmasıyla başlayan etkinlikte onkoloji diyetisyeni uzman diyetisyen Gamze Gültekin ile uzman psikolog Mehmet Güney Ziyalan hasta yakınlarına önemli öneri ve uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Karabulut’un yanı sıra medikal onkologlar Doç. Dr. Gürbüz Görümlü, Doç. Dr. Ahmet Özveren, Uzm. Dr. Osman Bütün de atölye çalışmasına katıldı, hasta yakınlarıyla birlikte diyetisyen Gültekin eşliğinde sağlıklı tarifleri denedi, bol proteinli nohut unlu ekmek ile şeftali topları yaptı. Hasta yakınları ve doktorlar fırından gelen ekmeklerle tarhanalı, mercimekli, nohutlu atıştırmalıkların, avokadolu pudingin, browninin tadına baktı. Etkinlik sonunda hasta yakınlarına yan etkilere karşı beslenme çözümlerini içeren tarif kitapçığı da armağan edildi. Karabulut: "Kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermek" Beslenme doğru olduğu zaman tedavi başarısının yüzde 25 oranında arttığını, komplikasyon riskinin de o oranda azaldığını belirten Prof. Dr. Karabulut, kanser tedavisinde sadece doğru ilacın değil, hastanın beslenme, psikolojik, sosyal ve ekonomik durumunun bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Karabulut, tedavide doktor, hasta, hasta yakını ve destek birimlerinden diyetisyen, psikolog, hemşireden oluşan bir "takım" olduğunu ve bu takımın uyum içinde çalışmasının hayati olduğunu ifade etti. Bu üçlüyü, biri eksildiğinde ayakta durmayan bir "üç ayaklı sandalye"ye benzeten Karabulut, "Bugün aslında yapmaya çalıştığımız, kanser hastalarına doğru tedavi uygularken beslenmelerine de önem vermektir. Onlara özel beslenme programları hazırlıyoruz. Ancak evde beslenme konusunda bazen alternatifler üretmek gerekebiliyor. Hastayı sadece bir diyet listesiyle yönlendirdiğimizde, bu programı her zaman uygulayamayabiliyorlar. Bu nedenle, zenginleştirilmiş gıdaları ve diyetleri uygulayamadıklarında nasıl hazırlayacaklarını ailelere öğretiyoruz" dedi. Gültekin: "Beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor" Onkoloji Diyetisyeni Gültekin de yetersiz beslenmenin kanser tedavisinde sık görülen ve kas kaybına, enfeksiyon riskinin artmasına, yaşam kalitesinin düşmesine yol açan ciddi bir sorun olduğuna dikkat çekti. Gültekin, kemoterapi ve radyoterapinin iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları, ishal, kabızlık gibi yan etkilerinin besin alımını azalttığını ve bu yan etkilerle başa çıkmak için beslenme stratejileri geliştirmenin önemini vurguladı. Ana çözüm önerisi olarak "besin zenginleştirme"yi öneren Gültekin, "Bu, yemeklerin enerji ve protein değerini, lezzetini veya kıvamını değiştirmeden artırmaktır" diyerek, şunları söyledi: "Hem yönetimi zor hem de tedavinin verdiği yan etkiler nedeniyle beslenmeyi etkilemesi hastalığı daha da güçleştiriyor. Dolayısıyla, hasta yakını olarak insan bazen en sevdiği kişiye en iyisini yapmak isterken çaresizlik hissedebiliyor ya da kaygı duyabiliyor. Bu nedenle, etkinliğin amacını şu şekilde planladık. Hasta yakınlarının hem psikolojik destek almalarını hem de hastalara nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha görmelerini istedik. Ayrıca, besin zenginleştirme teknikleriyle ilgili güzel bir atölye düzenleyerek hem pratik hem de teorik bilgileri birleştirip hastalarına daha faydalı olmalarını amaçladık. Besin zenginleştirme tekniklerini anlatmak ve öğrenmek son derece önemlidir. Çünkü iştahsızlığın görüldüğü durumlarda, küçük hacimlerde yüksek enerji ve protein vermemiz gereken hasta grupları bulunuyor. Biz de etkinlikte bunu anlatmaya çalıştık. Böylece hem bilgilendirici hem de keyifli bir ortam oluştu." Ziyalan: "Sadece hastalığa değil, duygulara da odaklanıyoruz" Hastaları için yeni tarifler öğrenmek amacıyla bir araya gelen hasta yakınlarına Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Uzman Klinik Psikolog Mehmet Güney Ziyalan da, beslenmenin yalnızca fiziksel değil, psikolojik boyutu olduğuna da dikkat çekti. Ziyalan, "Hastalarımızın sadece kötü hücrelerine odaklanmıyoruz. Tedavi sürecinde ne hissettikleri ve ne yaşadıklarına da önem veriyoruz. Beslenme; hasta ve yakını arasında en çok çatışma yaratan konulardan biri" sözlerini söyledi. Atölye çalışmasına katılan hasta yakınlarından Neslihan Doygun, "Eşim rahatsız olduğu için buradayım; hasta yakınıyım. Gamze Hocamızın ve Bülent Hocamızın yaptığı bu organizasyonda hem psikolojik hem de beslenme konusunda çok güzel bilgiler edindik. Ayrıca, ‘Nasıl bir tarif yapabiliriz, nasıl daha verimli olabiliriz?’ diye düşündüğümüz küçük bir etkinlik yaptık. Bu organizasyon için çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ayşen Kalpalı ise etkinliğin çok yararlı olduğunu ve besin zenginleştirme konusunda önemli bilgi ve deneyim kazandıklarını söyledi.
26 Ekim 2025 Pazar - 09:57
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibarıyla kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması için en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır. Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
26 Ekim 2025 Pazar - 09:54
Down sendromlu minik Kutenda, kritik kalp hastalığını Türkiye’de atlattı
Küçük kız, Türkiye’ye geldiğinde kritik durumda olmasına rağmen Türk hekimlerin gerçekleştirdiği iki aşamalı ameliyatla yeniden yaşama tutundu.
26 Ekim 2025 Pazar - 09:52
Fatih Ürek’in son durumuyla ilgili hastaneden açıklama: "Durumu kritik seyretmektedir"
Evinde kalbi duran, sağlık ekiplerinin müdahalesi sonrası kalbi yeniden çalıştırılarak hastaneye kaldırılan ünlü şarkıcı Fatih Ürek’in tedavisi sürerken hastaneden yapılan açıklamada, Ürek’in yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğü, durumunun ise kritik olduğu bildirildi.
26 Ekim 2025 Pazar - 09:43
Sessiz salgın ekran bağımlılığı tehdidi büyüyor
Özellikle çocuklar ve gençlerde akıllı telefon, sosyal medya ve oyunlarla artan ekran süresinin dikkat eksikliği, depresyon ve kaygı bozukluklarını tetiklediğini belirten uzmanlar, günde 2 saati aşan teknoloji kullanımının ciddi riskler oluşturduğu konusunda uyarıyor. Son yıllarda hızla artan teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklar ve gençler üzerinde ciddi psikolojik etkilere sebep olduğunu belirten uzmanlar, akıllı telefon, sosyal medya ve oyun bağımlılığının dikkat eksikliği, depresyon, kaygı bozuklukları ve yeme problemleriyle ilişkilendirildiğini vurguluyor. Uzmanlar, hem çocuklar hem de yetişkinler için günlük ekran süresinin 2 saati geçmemesi ve küçük yaşlarda ekran maruziyetinin minimumda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. "Son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz" Teknoloji bağımlılığının yakın zamanlarda gündeme gelen konulardan bir tanesi olduğunu ifade eden Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bizim birçok bağımlılık türümüz var. Bunlardan bir tanesi de davranışsal bağımlılıklar olarak tanımlanır. Davranışsal bağımlılıkların içerisinde son zamanlarda teknoloji bağımlılığı, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, internet bağımlılığı, oyun bağımlılığı hepsi ayrı ayrı kategoriler altında değerlendirilir. Maalesef son zamanlarda teknoloji bağımlılığı konusunda ciddi bir artış görüyoruz. Özellikle akıllı telefonların yaygınlaşması, akıllı telefonlardan dolayı insanların çok fazla vakit geçirmesi dolayısıyla çok fazla bir bağımlılık sürecinin olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığı sonucunda görebileceğimiz en önemli faktörlerden bir tanesi çocuklarda özellikle dikkat eksikliği gelişiminin önemli bir sorun olduğunu görüyoruz. Teknoloji bağımlılığına bağlı olarak dikkatlerinin çok bozulduğunu görüyoruz. Yine teknoloji bağımlılığına bağlı olarak depresyonu, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları bunlarla ilgili çok ciddi çalışmalar var. Bu çalışmalar bizlere özellikle çocuk ve gençlerde çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini göstermektedir" dedi. "Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır" Bağımlılığın yapısı itibariyle kendini içine çeken bir durumu olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Bir kişi bir konuya bağımlı olduğunda o konu giderek daha çok vaktini almaya başlar. Giderek daha çok zamanı almaya başlar ve bağımlı olmaya başladığın zaman içinden çıkmak çok zor hale gelir. O yüzden bütün dünyada artık yeni normlar geliştirilmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerle ilgili yeni normlar oluşturulmaktadır. Bunlarla ilgili kanuni düzenlemeler yapılmaktadır. Özellikle çocuklar için, gençler için lise birinci sınıfa kadar akıllı telefon alınmaması konusunda ciddi uyarılar yapılmaktadır. Yine sosyal medya hesabının açılması en az 16 yaşından sonra olmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Yine mümkün olduğunca kısa sürelerde ekrana maruz kalmanın önemli olduğu vurgulanmaktadır. Küçük yaşlarda özellikle ilkokuldan önce mümkün olduğunca az ekran süresinin olması gerektiği önerilmektedir. İlkokuldan sonra ise eğer verilecekse şayet çok kısa sürelerde de kısa zamanlarda verilmesi gerektiği bilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında özellikle depresyonun, kaygı bozukluğu anlamında sıkıntı oluşturmaması için özellikle yeme bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları gibi süreçlerle yapılan araştırmalarda hep şu sonuç vurgulanmaktadır; Hem çocuklar için hem de yetişkinler için günde 2 saatten fazla ekran ciddi risk oluşturmaktadır. O yüzden benim önerim; yetişkinlerin lise çağından sonra gençlerimizin ekran sürelerini mutlaka günlük kontrol etmeleri gerekmektedir. Bugün kaç saat ekrana maruz kaldım, kaç saat vakit geçirdim, bu saat süresi 2 saatten fazla mı az mı çünkü 2 saatten sonraki her bir saatin depresyon, kaygı bozuklukları, dikkatin bozulması, diğer psikopatolojiler anlamında ciddi riskler oluşturduğunu görmekteyiz. Süre ne kadar uzarsa o kadar risk altındayız. Bunu bilmek lazım" şeklinde konuştu. "Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor" Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, şöyle devam etti: "Diğer yandan da özellikle uygulama anlamında hangi uygulamalarla daha çok uğraştığımız da, daha çok vakit geçirdiğimiz de çok önemli. Özellikle depresyon, kaygı bozukluğu, yeme bozukluğu ile ilgili araştırmalar hep şunu söylüyor; Ne kadar çok sosyal medyaya maruz kaldıysak, özellikle çocuklar ve gençler için o kadar riskimiz artıyor. Yine çocuk ve gençlerde özellikle oyun da büyük bir risk olarak ortaya çıkıyor ama oyundaki riskler daha çok dikkat dağınıklığı lehine görülüyor. Ama depresyon, kaygı bozukluğu, uyku bozuklukları anlamında sosyal medya bağımlılığının çok önemli olduğunu söyleyebiliriz."
26 Ekim 2025 Pazar - 09:29
Bağımlılıkla mücadelede önemli kararlar
Erzurum’da Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurul toplantısı gerçekleşti, 9 maddelik kararlar kamuoyu ile paylaşıldı. Toplantıda; 2024-2028 Tütün, Uyuşturucu ve Davranışsal Bağımlılık Eylem Planlarında yer alan faaliyetlerin, süreç göstergelerinde belirtilen hedefler doğrultusunda sorumlu kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi ve yıl sonunda 2025 yılı hedeflerinin tamamlanmasına karar verilirek, "T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/6 sayılı Tütün Kontrolü Uygulamaları konulu Genelge doğrultusunda, tüm kamu kurum ve kuruluşlarının bina giriş kapılarından itibaren en az 10 metre mesafenin sarı çizgi ile belirlenerek bu alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin tüketilmesine izin vermemesi ve uygun düzenlemelerin kurum amirlerince yapılmasına, Kamu kurum ve kuruluşlarının resmi internet siteleri ile sosyal medya hesaplarında bağımlılıkla mücadele konularında düzenli paylaşım yapmaları; T.C. Sağlık Bakanlığı, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay tarafından yapılan paylaşımların diğer kurumlarca da paylaşılmasının sağlanmasına" denildi. Bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmaları yapılacak Gazete, dergilerde uyuşturucunun zararları ve bu zararları önlemeye yönelik tutum ve davranış değişikliği oluşturmaya yönelik özel haber, röportaj ve yazı yayımlanması ve farkındalık mesajlarının paylaşılmasına karar veren Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu, " 2025 Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı’nın güncellenmesi ve kapsamının genişletilerek 2026 Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı’nın hazırlanmasına, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında Yeşilay, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi öğrenci ile ailelerine yönelik oryantasyon ve kulüp faaliyetleri sırasında eğitim, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılmasına" istedi. Sonraki toplantıda Yeşilay sunum yapacak Sağlık Bakanlığının talimatı doğrultusunda, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek programı kapsamında; 2025-2026 eğitim-öğretim yılı boyunca il genelindeki tüm ilkokullarda programın faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi kararlaştırılırken, "Mevcut personel imkanlarının etkin kullanımı amacıyla programın birden fazla okulun katılımıyla belediyelere ait Bilgi Evleri ile Kültür ve Turizm İl Müdürlüğüne bağlı kütüphanelerde düzenlenmesi, öğrencilerin bu alanlara ulaşımlarının belediyelerce araç desteği sağlanarak gerçekleştirilmesi ve söz konusu iş birliğinin ilgili kurumlar arasında planlanarak yürütülmesine, 2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın "A2. Sigarayı Bırakma" başlığı altında yer alan "3.4.Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyasının düzenlenmesi" faaliyeti ve T.C. Sağlık Bakanlığının bu doğrultuda göndermiş olduğu 26.03.2025 tarihli yazılı talimatı gereği kamu kurumlarının İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanacak program doğrultusunda yerinde sigara bırakma polikliniği ve SAHA Sağlık Elçileri Programı’na dahil edilmesine, Bağımlılıkla Mücadele Kurullarının Çalışma Usul ve Esasları, Kurullara İlişkin Ortak Düzenlemeler başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "... her kurul toplantısında en az iki kurum/kuruluş sırasıyla yaptıkları faaliyetleri, yaşadıkları sorunları ve yapacaklarını kurula arz edecektir." hükmü gereği bir sonraki toplantıda Yeşilay’ın sunum yapmasına karar verilmiştir" denildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder