Son Dakika
|
Pezeşkiyan: "Lübnan'a yönelik saldırı, ateşkes anlaşmasının açık bir ihlalidir"
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan ara seçim açıklaması
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
İsrail ordusu: "Hizbullah lideri Naim Kasım'ın yeğeni Beyrut'ta öldürüldü"
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
İsrail'in kapattığı Mescid-i Aksa, 41 gün sonra yeniden ibadete açıldı
Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki gözaltına alındı
İngiltere: "Lübnan’da ateşkese dahil edilmeli''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Manş Denizi'nde göçmen faciası: 4 ölü
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "Ateşkes Lübnan'ı da kapsamalı"
Yusuf Güney gözaltına alındı
Kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp 2 milyon liralık vurgun yaptılar
İspanya, Tahran Büyükelçiliği'ni yeniden açıyor
Beşiktaş ile Antalyaspor 60. randevuda
Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde sokakta fareler cirit atıyor
SAĞLIK
3. nörogenetik ve nörometabolik hastalıklar kongresi İstanbul’da başladı
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:37:46
Türk Nöroloji Derneği Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Çalışma Grubu tarafından düzenlenen ve 12 Nisan’a kadar devam edecek kongrede, nörogenetik ve nörometabolik hastalıkların tanı, takip ve tedavisindeki güncel gelişmeleri, ulusal ve uluslararası uzmanların katkılarıyla bütüncül bir bakış açısıyla ele alınacak. Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe’nin yaptığı etkinliğin ilk gününde nadir hastalıklar alanında çalışan farklı branşlardan akademisyenlerin katılımı ile 12. Nadir Hastalıklar Okulu gerçekleştirildi. 4 gün devam edecek 3. Nörogenetik ve Nörometabolik Hastalıklar Kongresi’nde yurtdışından alanında uzman 5 akademisyenin de katılımı ile 16 panel, 3 uydu sempozyum, 7 sözel bildiri oturumu düzenlenecek.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:27
Muğla’da şap hastalığı kontrol altına alındı, Bayır Hayvan Pazarı açılıyor
Muğla’da şap hastalığının hızla yayılması nedeniyle kapatılan Menteşe Bayır Hayvan Pazarı, 11 Nisan Cumartesi günü itibariyle tekrar açılacak. Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, yaptığı açıklamada şap hastalığının il genelinde kontrol altına alındığını ve aşılama çalışmalarının tamamlandığını belirtti. Kuray, şap hastalığının yayılmasını engellemek amacıyla alınan tedbirler kapsamında Bayır Hayvan Pazarı’nın bir süreliğine kapatıldığını ancak şimdi hastalığın kontrol altına alındığını ifade etti. Pazara şehir dışından gelecek vatandaşlara uyarılarda bulunan Kuray, "Muğla Büyükşehir Belediyesi ile birlikte hayvan pazarında gerekli son incelemeleri yaptık. Ancak tekrar bir hastalık riski yaşanması durumunda, pazarın yeniden kapatılacağını unutmamalıyız. Kurban Bayramı öncesinde sıkıntı yaşamamak için tedbirlere uyalım" dedi. Pazarın açılması, özellikle hayvancılık sektörü ve kurbanlık alımları için büyük önem taşırken, vatandaşların dikkatli ve duyarlı olmaları gerektiği vurgulandı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:05
Prof. Dr. Yalnız: "Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi gerekiyor"
Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi gerekiyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Yalnız, en sık görülen sindirim sistemi hastalıkları hakkında açıklamalarda bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte toplumda hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaştığını belirten Prof. Dr. Mehmet Yalnız, "Bu durumun sağlığı olumsuz etkiliyor. Hareketsiz yaşamın yanı sıra beslenme alışkanlıkları da değişiyor. Özellikle batı tipi beslenmenin sindirim sistemi hastalıkların artışında önemli rol oynuyor. Bu yaşam tarzı değişikliklerinin obezite başta olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açar. Türkiye obezite oranlarında Avrupa’da üst sıralarda yer alıyor. En çok rastlanan sindirim sistemi hastalıklarının ilk sırasında reflü hastalığı geliyor. Halk arasında reflü olarak bilinen bu hastalığın, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkıyor. İkinci sırada ise huzursuz bağırsak sendromunun yer alıyor. Bu hastalığın gaz, şişkinlik, kabızlık veya ishal gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. Kolon kanserleri de giderek artış gösteriyor. Bu hastalıklar genellikle kolon poliplerinden gelişiyor. Bununla birlikte pankreas kanseri de son yıllarda artış gösterdi fakat tedavi seçenekleri halen sınırlıdır. Pankreas hastalıkları arasında pankreas iltihabı da sık görülüyor. Özellikle safra kesesi taşlarına bağlı tıkanıklıkların bu duruma neden olabilir. Sağlıklı yaşam için düzenli hareket edilmesi ve dengeli beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 13:48
Başarı masada değil, hayat düzeninde başlar
Her bireyin odaklanma saatleri ve zihinsel enerjisi farklı olduğunu belirten Psikolog Ozan Yazıcı, "Bu nedenle saatlerce masa başında kalmak yerine, zihnin en açık olduğu zaman dilimlerinde kısa ama yoğun odaklanma süreçleri oluşturmak daha etkilidir. Aksi halde, kişi fiziksel olarak çalışsa bile zihinsel olarak üretken olamaz" dedi. Liv Hospital Samsun Psikoloji Kliniği’nden Psikolog Ozan Yazıcı, sınav başarısıyla ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Sınav başarısının çoğu zaman uzun saatler çalışmakla ilişkilendirildiğini ifade eden Psikolog Yazıcı, oysa psikolojik açıdan bakıldığında başarıyı belirleyen temel unsurun çalışma süresinden çok, kişinin kurduğu yaşam düzeninde saklı olduğunu ifade etti. "Kaliteli uyku, etkili çalışmanın ayrılmaz parçası" Zihnin ancak dengeli bir sistem içinde verimli çalışabildiğini işaret eden Psikolog Ozan Yazıcı, "Verimli bir çalışma düzeni, öncelikle kişinin kendi ritmini tanımasıyla başlar. Her bireyin odaklanma saatleri ve zihinsel enerjisi farklıdır. Bu nedenle saatlerce masa başında kalmak yerine, zihnin en açık olduğu zaman dilimlerinde kısa ama yoğun odaklanma süreçleri oluşturmak daha etkilidir. Aksi halde kişi fiziksel olarak çalışsa bile zihinsel olarak üretken olamaz" diye konuştu. Bu noktada fiziksel hareketin önemi devreye girdiğini ifade eden Psikolog Yazıcı şunları söyledi: "Gün içinde yapılan kısa yürüyüşler ya da hafif egzersizler, zihni tazeleyerek odaklanmayı artırır. Hareket etmek, çalışmaya ara vermek değil; aksine çalışmanın sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Aynı şekilde beslenme de zihinsel performansı doğrudan etkiler. Düzensiz ve dengesiz beslenme, enerji dalgalanmalarına ve dikkat kaybına yol açarken; dengeli bir beslenme düzeni, zihinsel stabiliteyi destekler. Uyku ise çoğu zaman ihmal edilen ama öğrenmenin temelini oluşturan bir diğer faktördür. Gün içinde öğrenilen bilgilerin kalıcı hale gelmesi, uyku sırasında gerçekleşir. Yetersiz uyku, sadece yorgunluk değil; aynı zamanda dikkat dağınıklığı ve öğrenme güçlüğü anlamına gelir. Bu nedenle kaliteli uyku, etkili çalışmanın ayrılmaz bir parçasıdır." "Stres yönetimi sınav sürecinde çok önemli" Sınav sürecinde oluşan stresin yönetilmesinin de büyük önem taşıdığını söyleyen Psikolog Ozan Yazıcı, "Sürekli baskı altında olan bir zihin, bir süre sonra tükenir ve motivasyonunu kaybeder. Bu yüzden kişinin kendini iyi hissettiği, rahatladığı ve şarj olduğu alanlara zaman ayırması gerekir. Bu bir müzik dinleme anı, kısa bir yürüyüş ya da sosyal bir sohbet olabilir. Bu tür aktiviteler, zihinsel dengeyi koruyarak yeniden odaklanmayı kolaylaştırır" şeklinde konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Nisan 2026 Çarşamba- 16:06
Van’da sağlıkta yeni dönem
2
08 Nisan 2026 Çarşamba- 15:09
Yatağan’daki hastanede kesisiz cerrahi ameliyatı başarıyla uygulandı
3
09 Nisan 2026 Perşembe- 10:13
Ünlülere operasyonlar sürerken uzmanlardan ‘uyuşturucu’ uyarısı: "Bir kereden çok şey olur"
4
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:29
11 yıldır hasret çeken çift, abdominal serklaj ameliyatının ardından bebeklerine kavuştu
5
08 Nisan 2026 Çarşamba- 10:48
Bebeklikte kansere yakalanan minik kahramanların umut veren zaferi
28 Ekim 2025 Salı - 12:20
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 100’üncü kemik iliği nakli gerçekleştirildi
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Erişkin Kemik İliği Nakil Ünitesi, 100’üncü başarılı kemik iliği naklini gerçekleştirdi. İlk yılında en fazla nakil yapılan merkezlerden biri olan Biruni, bu başarıyı hastane ekibi ve hastalarla kutladı.
28 Ekim 2025 Salı - 11:42
Bilinçsiz kullanılan vitaminler böbrek hastası yapabilir
Üst solumun yolu vakalarının artması sonucu hastalıklardan korunmak isteyen vatandaşlar vitamin takviyelerine başvururken, uzmanlar bilinçsiz kullanımlarda böbrek rahatsızlığına kadar uzanabilecek sorunlara dikkat çekiyor. Hava sıcaklıklarındaki mevsimsel değişiklikler ve salgın hastalıkların artış göstermesiyle vatandaşlar doktora gitmeden hastalıklardan korunmak için vitamin takviyelerine başvurabiliyor. Uzmanlar bilinçsiz vitamin kullanımının böbrek rahatsızlığına kadar uzanabilecek sorunlara sebep olabileceğini vurguladı. "Hiçbir sıkıntınız yokken bir böbrek hastalığınız olabilirsiniz" Medicana Konya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Doğaç Uğurcan, "Bulaşıcı hastalıklar özellikle damlacık yoluyla bulaşan viral enfeksiyonların arttığı sonbahar, eylül, ekim gibi dönemlerde başlayıp bütün kış boyunca kendimizi bu enfeksiyonlara karşı korumamız gerekiyor. Bunun için değişik yollar var ancak tabii halkımız bu ara çok fazla besin takviyesi, gıda takviyelerini kullanmaya başladı. Bunların bir kısmının faydası olmasına rağmen çoğu ya gereksiz olabiliyor ya da bazen bizim vücudumuza zararı olabiliyor. Değişik C vitamini, B vitamini, D vitamini türleri olabilir, kalsiyum takviyeleri şu an piyasaya baktığımızda reçetesiz olarak satılan çok fazla takviye var. Eğer siz önce bir doktora başvurup, bir tahlil yaptırıp hangi eksiklikleriniz var, belki de bir demir eksikliğiniz var, belki sadece D vitamini eksikliğiniz var ona yönelik gıda takviyeleri kullanmanız sizin faydanıza olacaktır. Ancak hiçbir eksikliğiniz olmadığı halde, gereksiz C vitamini kullanımı olursa, örneğin böbreklere zarar verebilirsiniz. Hiçbir sıkıntınız yokken bir böbrek hastalığınız olabilirsiniz. Örneğin demir kullanımı, yani benim kan değerlerim düşük demir kullanmalıyım derseniz bu sefer karaciğerinize zarar edebilirsiniz. Böyle durumlarda mutlaka bu takviyelere başlamadan önce hangi yönde eksiklikleriniz var, acaba kansızlık durumumuz mu var, yoksa sadece kalsiyum eksikliğimiz mi var, sadece D vitamininiz mi düşük o yönde takviyeler almanız, ileride vücudunuza gereksiz yere zarar vermenize engel olacaktır. O yüzden öncelikle mutlaka bir hekime başvurmanızda, gerekli tahlillerin yapılmasının faydalı olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
28 Ekim 2025 Salı - 11:38
Siirt’te "Koruyucu Aile" eğitimi
Siirt İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı Eğitim Birimi ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliği kapsamında, personellere yönelik "Koruyucu Aile" eğitimi düzenlendi. İki oturum halinde gerçekleştirilen eğitimde koruyucu aile kavramı, sürecin önemi, çocukların psikososyal gelişimi üzerindeki etkileri ve koruyucu aile olmanın toplumsal faydaları gibi konular ele alındı. Fikir alışverişi şeklinde ilerleyen program, soru-cevap bölümüyle sona erdi. Eğitimlerin, personelin bilgi ve farkındalık düzeyini artırarak toplumsal sorumluluk bilincinin güçlenmesine katkı sağladığı vurgulandı.
28 Ekim 2025 Salı - 11:29
SAÜ gönüllüleri onkoloji servisinde çocuklara umut oluyor
Sakarya Üniversitesinde yürütülen "Hastane Okulu Projesi" üçüncü yılında, onkoloji tedavisi gören çocuklara moral veriyor. Sakarya Üniversitesi (SAÜ), onkoloji bölümünde tedavi alan çocuklara motivasyon ve toplumsal aidiyet duygusu kazandırmayı hedefliyor. Sağlık Kültür Spor Dairesi Başkanlığı tarafından güz dönemi boyunca 21 Ekim - 23 Aralık 2025 tarihleri arasında 10 hafta sürecek projede, Sosyal Hizmet Topluluğu, İnşaat Mühendisliği Topluluğu, Geleneksel Türk Okçuluğu Topluluğu ve Bilgisayar Öğrenci Topluluğu başta olmak üzere birçok topluluk görev alacak. El becerileri atölyeleri, tiyatro gösterileri, resim ve müzik etkinlikleri ile fotoğraf çekim atölyelerinin yer alacağı proje, çocuklara keyifli anlar yaşatırken sosyal farkındalık oluşturmayı da hedefliyor. Üçüncü yılına giren Hastane Okulu Projesi, bugüne kadar Sakarya Üniversitesinde faaliyet gösteren 30’dan fazla öğrenci topluluğunun katkısıyla yüzlerce çocuğa umut oldu. Her yıl güz ve bahar dönemi olmak üzere iki aşamada yürütülen proje, her dönem yeni gönüllü toplulukların katılımıyla büyümeye devam ediyor. Projenin ilk haftasında etkinliği üstlenen SAÜ Bilgisayar Öğrenci Topluluğu, çocuklarla oyunlar oynayarak ve resimler yaparak keyifli bir gün geçirdi. Öğrenciler, "Bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin en güzel motivasyon olduğunu" belirterek gönüllülük çalışmalarının devam edeceğini ifade etti.
28 Ekim 2025 Salı - 11:15
Mersin’de emekli kadınlara meme kanseri farkındalık eğitimi
Mersin Büyükşehir Belediyesi, Yenişehir Emekli Evi üyelerine yönelik düzenlediği eğitimle, meme kanserinde erken tanının önemini anlattı. Prof. Dr. Gülay Altun Uğraş, uygulamalı gösterimle kendi kendine muayene yöntemini katılımcılara öğreterek farkındalığı artırdı. Büyükşehir Belediyesi, ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ kapsamında Yenişehir Emekli Evi üyelerine yönelik eğitim düzenledi. Mersin Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Altun Uğraş’ın verdiği eğitimde, meme kanserinin risk faktörleri, erken tanı yöntemleri ve düzenli kontrollerin önemi anlatıldı. Uğraş, meme maketi üzerinde uygulamalı olarak kendi kendine muayene yöntemini gösterdi. Etkinlik, soru-cevap bölümüyle sona ererken, kadınlarda erken tanı farkındalığı artırıldı. "Meme kanserinde erken tanı konulduğunda yaşam şansı çok yüksek" Mersin Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Gülay Altun Uğraş, meme kanserinde erken tanının önemine vurgu yaparak, "Erken tanı konulduğu zaman yaşam şansı çok yüksek olduğu için kişilere bu konuda bilgi vermeyi amaçlıyoruz. Meme kanseri bir gerçek. Bu gerçeğin farkındayız ve bunun için ne yapabiliriz konusunda çalışıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın 40 yaş üzerindeki kadınlar için özellikle tarama programları var. Ücretsiz olarak KETEM’lerden yararlanabilecekleri programlar var. Kendi kendine meme muayenesini anlattık. Bunların hiçbirisi meme kanserini önlemiyor ama erken tanı konulmasını sağlıyor" dedi. Erken tanı sayesinde tedavi sürecinin daha iyi bir şekilde planlandığını aktaran Uğraş, Emekli Evlerinde yapılan bu tür etkinliklerin önemli olduğunu söyleyerek, "İki Emekli Evinde de bunu yaptık. Meme kanserinin önemli risk faktörleri, tarama yöntemleri, kendileri neler yapabilir bunları konuştuk. Soruları yanıtladık. Aynı zamanda gerçeğe çok yakın bir meme maketimiz var. Onun üzerinde de kendi kendini meme muayenesini nasıl yapabileceklerini göstermek istedik" ifadelerine yer verdi. Emekli Evi üyeleri etkinlikten memnun ayrıldı Yenişehir Emekli Evi üyelerinden Şerife Eser, etkinliğin çok bilgilendirici olduğunu belirterek, "Çok iyiydi, devamlı olmasını isterim. Göğüs muayenesi bilmediğim bir şeydi. Ona çok memnun oldum. Her kadının bunu öğrenmesi gerekir. Katılım çok iyiydi. Halkımızı tebrik ediyorum. Türkiye genelinde örnek bir belediye. Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyorum" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 11:10
Kolaylık sağlayan teknoloji dengeyi bozdu
Türkiye’de internet kullanım süresi günlük 7 saati, sosyal medya kullanımı ise 3 saati aştı. Uzmanlar, ekran başında geçirilen sürenin dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çekerek, aileleri dijital bağımlılık konusunda uyardı. Akademisyen ve teknoloji uzmanı Ecehan Ersöz, dijital bağımlılığın yalnızca bir teknoloji sorunu değil, davranışsal bir sağlık problemi haline geldiğini belirterek, "Teknoloji hayatı kolaylaştırırken, dijital bağımlılık sessiz bir salgın gibi yayılıyor. İnternet, yapay zekâ, sosyal medya ve çevrim içi oyunlar modern yaşamın ayrılmaz parçaları haline geldi. Ancak bu dijitalleşme rüzgârının gölgesinde büyüyen ciddi bir sorun artık görmezden gelinemiyor: dijital bağımlılık. Teknoloji bilgiye erişimi demokratikleştirdi, sınırları kaldırdı, üretimi hızlandırdı. Ama her ışığın bir gölgesi vardır. Artık sabahları ekranla uyanıyor, geceleri bildirim kontrol ederek uyuyoruz. ‘Kaçırma korkusu’ yerini ‘kendi hayatını unutma’ hâline bırakıyor. Bugün geldiğimiz noktada teknoloji; bilgiye ulaşmak kadar, onun içinde kaybolmakla da ilgili. Sosyal medya, oyunlar ve çevrim içi platformlar bireylerin zamanını ve duygusal dengesini ele geçiriyor" dedi. Bağımlılıkların artık yalnızca maddelerle değil, veri ve dijital alışkanlıklarla ölçüldüğüne dikkat çeken Ersöz, "Sosyal medya, oyunlar, sürekli bildirimler Beynin ödül sistemine doğrudan etki eden bir döngüden söz ediyoruz. Her bildirim bir ödül, her beğeni bir onay, her yeni içerik bir kaçış kapısı. Beyin bu dijital döngüye öyle alışıyor ki, gerçek dünyadaki başarıların yerini sanal zaferler alıyor. Bir zamanlar çocuklar bisiklet tekerleğinin dönüşüyle mutlu olurdu. Bugün bu mutluluk, bir ekranda seviye atlamakla ölçülüyor. Oyun mekanikleri tıpkı bir ödül sistemi gibi kurgulanıyor. Dopamin salgılanıyor, ‘bir görev daha’ diyerek zaman algısı kayboluyor" dedi. Dijital bağımlılık yalnızca sosyal medya ve oyunlarla sınırlı değil. Yapay zekâ da artık bu zincirin bir halkası haline gelmiş durumda. Dijital bağımlılığın yükselen türlerinden birinin yapay zekâ ile aşırı etkileşim olduğunu belirten Ersöz, "Sabah uyanır uyanmaz ChatGPT’ye gün planı soranlar, Midjourney olmadan tasarım yapamayanlar, duygusal konuşmalarını yapay zekâ asistanlarına yapanlar var. Bu etkileşim, beyinde ödül sistemini uyarıyor ve bağımlılığa zemin hazırlıyor. Yapay zekânın bir üretim aracı olmaktan çıkıp bir karar ortağı ya da duygusal eşlikçiye dönüşmesi, zihinsel tembelleşme ve eleştirel düşünme becerisinde gerilemeyle sonuçlanabiliyor. Çözüm ekranları tamamen kapatmak değil, bilinci açmak ve dengeyi kurmak. Ailelerde dijital dengeyi kurmak için çocukla çatışmadan konuşmak gerekiyor. Çocuklarımız ekranların değil, hayatın sesine kulak versin. Parmakları sanal dünyaya değil, hayata dokunsun. Çünkü insanın elindeki en büyük güç, hâlâ kendi iradesidir" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 11:09
Prof. Dr. Demir, beyin sisi hastalığı hakkında bilgi verdi
Beyin sisinin nedenleri arasında yoğun stres, uyku bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar ve uzun süre bilgisayar ekranına bakmak gibi etkenler yer aldığını belirten Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "Özellikle Covid-19 enfeksiyonu sonrası bazı bireylerde hafıza sorunları ve zihinsel bulanıklık gelişiyor, bu da beyin sisiyle ilişkilendiriliyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, beyin sisi hastalığı hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Beyin sisinin zihinsel tükenmişlik, konsantrasyon bozukluğu ve hafıza sorunlarıyla kendini gösteren nörobilişsel bir problem olduğunu aktaran Prof. Dr. Demir, "Bu durum bilişsel işlevlerde azalma, kafa karışıklığı, hafıza problemleri ve çoklu görev yapmada güçlük gibi belirtilerle ortaya çıkar. Beyin sisinin nedenleri arasında yoğun stres, uyku bozuklukları, psikolojik rahatsızlıklar ve uzun süre bilgisayar ekranına bakmak gibi etkenler yer alıyor. Özellikle Covid-19 enfeksiyonu sonrası bazı bireylerde hafıza sorunları ve zihinsel bulanıklık gelişiyor, bu da beyin sisiyle ilişkilendiriliyor. Beyin sisine yol açabilecek faktörler gebelik ve hormonal değişiklikler, kronik yorgunluk sendromu, Multipl Skleroz (MS) ve Lupus hastalığı, kanser tedavileri, menopoz, yaşlanma, beslenme bozuklukları, vitamin ve mineral eksiklikleri, koronavirüs enfeksiyonu, yoğun stres, aşırı çalışma, uyku bozuklukları, uzun süre ekran karşısında kalma, depresyon ve anksiyete gibi etkenlerdir" şeklinde konuştu. Demir, "Beyin sisinin belirtileri zihinsel bulanıklık, hafıza problemleri, dikkat dağınıklığı, öğrenmede gecikme, çoklu iş yapmada zorluk ve kendini ifade ederken doğru kelimeleri bulmada güçlük şeklinde görülebiliyor. Bu durum günlük yaşam kalitesini ve iş performansını olumsuz etkiliyor. Beyin sisi tedavisinde amaç, semptomları kontrol altına almaktır. Bilişsel davranışçı terapi, dengeli beslenme, düzenli egzersiz, stres yönetimi ve uyku kalitesinin artırılmasının tedavide önemli rol oynuyor. Ayrıca, kafein ve alkol tüketiminin sınırlandırılması da beyin sisinin kontrol altına alınmasına katkı sağlıyor" diye konuştu.
28 Ekim 2025 Salı - 10:43
Göz sağlığı, okul başarısının görünmeyen anahtarı
Eğitim süreci, çocukların bilgi edinme, eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirdikleri kritik bir dönem. Bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için fiziksel ve zihinsel sağlık kadar göz sağlığı da büyük önem taşıyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Özsütçü, çocuklarda göz sağlığının, öğrenme sürecinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, "Çocukların ders materyallerini net görebilmesi, yazıları rahatça okuyabilmesi ve tahtadaki bilgileri doğru şekilde algılayabilmesi; doğrudan akademik başarılarını etkileyen temel faktörler arasında yer alır. Çocuklarda sık görülen miyopi (uzağı görememe), hipermetropi (yakını görememe) ve astigmatizma gibi kırma kusurları, tahtadaki yazıların net seçilememesine, derse ilgisizliğe ve motivasyon kaybına yol açabilir. Ayrıca göz tembelliği ve şaşılık gibi rahatsızlıklar da okuma-yazma becerilerini olumsuz etkileyebilir. Sürekli göz kısma, baş ağrısı, göz yorgunluğu ve dikkat dağınıklığı gibi belirtiler de görme sorunlarının erken uyarı işaretleri olabilir. Erken tanı, bu problemlerin akademik başarı üzerindeki etkisini en aza indirmede kritik rol oynar" dedi. Çocuklarda düzenli göz muayenelerinin, yalnızca okul başarısını değil, genel yaşam kalitesini de artırdığını belirten Özsütçü, "Okul çağına gelmeden önce ve eğitim hayatı boyunca belirli aralıklarla yapılacak kontroller sayesinde, görme kusurları erken dönemde tespit edilip tedavi edilebilir. Çocuklarda göz sağlığının korunması, okul başarısının sürdürülebilirliği için temel bir unsurdur. Görme problemlerinin erken tespiti ve uygun tedavi yöntemleriyle, akademik performans güçlendirilebilir. Ailelerin, öğretmenlerin ve sağlık profesyonellerinin iş birliğiyle çocukların göz sağlığı düzenli olarak izlenmeli ve kontroller ihmal edilmemelidir" dedi. Özsütçü, göz sağlığını korumak için şu önerilerde bulundu: "Doğru Aydınlatma: Ders çalışırken veya kitap okurken yeterli ışık kullanılmalı. Ekran Kullanımını Sınırlama: Uzun süre bilgisayar, tablet ve telefona bakmaktan kaçınılmalı. Dengeli Beslenme: A vitamini, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlardan zengin gıdalar tercih edilmeli. Yeterli Uyku: Düzenli uyku gözlerin dinlenmesini sağlar. Göz Hijyenine Dikkat: Gözleri ovuşturmamak ve temiz ellerle temas etmek enfeksiyon riskini azaltır".
28 Ekim 2025 Salı - 10:26
Kış aylarında beslenme: Bağışıklığı güçlendirmenin püf noktaları
Kars’ta havaların soğumasıyla birlikte kış mevsimi kapıya dayandı. Diyetisyen Gözde Aydın, bu dönemde bağışıklık sistemini güçlü tutmanın ve hastalıklardan korunmanın yollarını anlattı. Mevsimsel değişimlere uyum sağlamanın, vücudu soğuk hava koşullarına karşı korumanın ve hastalık riskini azaltmanın en etkili yolunun doğru ve mevsimine uygun besinleri tercih etmek olduğunu belirten Aydın, "Birinci önceliğimiz renkli ve çeşitli besinlerle dolu bir diyetin sürdürülmesidir" dedi. Kış aylarında taze meyve ve sebze çeşitliliği azalsa da, bu dönemde A, C ve E vitaminlerinden zengin birçok besin bulunuyor. Diyetisyen Aydın, "Portakal, mandalina, nar, ıspanak, brokoli, havuç ve turp gibi sebze ve meyveler antioksidan yönünden zengindir. Bu besinleri sofralarımızdan eksik etmemeliyiz" diye konuştu. Aydın ayrıca, omega-3 yağ asitlerinin bağışıklık sistemi için önemine dikkat çekerek, "Ceviz, chia tohumu, keten tohumu ve özellikle haftada en az iki kez balık tüketimi kış aylarında oldukça faydalıdır" şeklinde konuştu. Bağırsak sağlığının bağışıklıkla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan diyetisyen, probiyotiklerden zengin yoğurt ve kefirin günlük beslenmede mutlaka yer alması gerektiğini söyledi. Ayrıca, yeşil çay, beyaz çay ve bitki çayları gibi içeceklerin polifenol ve flavonoid açısından zengin olduklarını belirten Aydın, bu çayların bağışıklığı desteklemeye yardımcı olduğunu ifade etti. Zencefil ve zerdeçal gibi baharatların da antioksidan etkileriyle kış aylarında sofralarda yer alması gerektiğini hatırlatan Aydın, su tüketiminin önemine değinerek sözlerini şöyle tamamladı: "Havaların soğumasıyla birlikte su içme isteği azalabiliyor. Ancak hafif düzeyde susuzluk bile bağışıklık üzerinde olumsuz etki yaratır. Kış mevsiminde de günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen göstermeliyiz"
28 Ekim 2025 Salı - 10:12
Bakan Memişoğlu: ''Yaralanan 26 vatandaşımızın tamamı taburcu edilmiştir"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Balıkesir’deki depremde; atlama ve düşme gibi ikincil sebeplerden dolayı yaralanan 26 vatandaşımızın tamamının tedavileri hastanelerimizde yapılmış, tüm yaralılarımız taburcu edilmiştir" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 10:08
Sağlıklı Hayat Merkezi’nde erken teşhisle kanseri yendi
Elazığ’da 42 yaşındaki Ravza Nur Yıldırım, Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) sayesinde meme kanserini erken teşhisle yenmeyi başardı. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 3 Nolu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde gerçekleştirilen rutin tarama davetiyle merkeze başvuran Ravza Nur Yıldırım’a yapılan tetkiklerde meme kanseri teşhisi konuldu. Hızla tedaviye başlayan Yıldırım, altı aylık süreçte kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gördü. Yıldırım, tedavilerinin ardından sağlığına kavuştu. Erken teşhisin hayatını kurtardığını aktaran Yıldırım, 40 yaş üzeri kadınların hiçbir belirti olmasa da tarama yapması gerektiğini söyledi. Sağlıklı Hayat Merkezi hekimi Uzm. Dr. Mehmet Akif Açıkkapu erken teşhisin önemine dikkat çekerek, "Hastamız Ravza Nur Yıldırım tarafımızdan aranarak merkezimize davet edildi. Yapılan mamografi sonucunda meme kanseri tespit edildi ve ileri basamak hastaneye yönlendirilerek tedavisine başlandı. Tedavi sonrası oluşan yan etkiler için diyetisyen, fizyoterapist ve diş hekimi desteği sağlandı. Bakanlığımız, erken teşhis ve tedavi sürecinde tüm kurumlarıyla vatandaşlarımıza destek olmaktadır. 20 yaş üzeri kadınlara kendi kendine meme muayenesi, 40 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir klinik muayene ve 40-69 yaş aralığındaki kadınlara mamografi çekimi öneriyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezleri bu hizmetleri ücretsiz olarak sunmaktadır" şeklinde konuştu. Erken teşhisin hayatını kurtardığını belirten Ravza Nur Yıldırım, "Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından mamografi çekimine davet edildim. Çekim ve tetkikler sonucunda meme kanseri olduğumu öğrendim. Eğer aramasalardı bunu fark etmeyecektim. Mamografiyle ilgili yanlış bilgilerden dolayı önyargım vardı ama kabul ettiğim için şimdi çok mutluyum. Tedavim sonrası merkezdeki fizyoterapist, diyetisyen ve psikologlardan destek almaya devam ediyorum. 40 yaş üzeri kadınların hiçbir belirtisi olmasa da mutlaka taramaya gitmelerini öneriyorum" dedi.
28 Ekim 2025 Salı - 10:07
Doç. Dr. Kaplan: "Sessiz katil kapınızda olabilir, hipertansiyona dikkat"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, hipertansiyonun "sessiz ama tehlikeli" bir hastalık olduğuna dikkat çekerek vatandaşları düzenli kontrol yaptırmaları konusunda uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, günümüzde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan hipertansiyonu (yüksek tansiyonu) her geçen gün daha yaygın hale getiriyor" dedi. Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Baş ağrısı, baş dönmesi ya da yorgunluk gibi şikayetlerle kendini gösterebilir ama çoğu hastada hiçbir belirti olmadan da ciddi kalp, böbrek ve beyin hasarına yol açabilir. Bu yüzden tansiyonunuzu düzenli ölçtürmek hayati önem taşır" ifadelerini kullandı. Kaplan, hipertansiyonun sadece ileri yaşlarda değil, genç nüfusta da görülmeye başladığını belirterek, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve tuz tüketiminin azaltılmasının hastalığın kontrolünde büyük rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde hipertansiyon hastalarına özel takip ve tedavi programlarının uygulandığını ifade eden Kaplan, "Erken teşhis ve doğru tedaviyle hipertansiyon kontrol altına alınabilir. En önemli adım, kişinin kendi sağlığına bilinçli yaklaşmasıdır. Tuzu azaltın, sebze ve meyve tüketimini artırın. Sigara ve alkolden uzak durun. Düzenli egzersiz yapın. Tansiyonunuzu düzenli aralıklarla ölçtürün" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder