Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İspanya Başbakanı Sanchez ile telefonda görüştü
Başbakan Şerif, Trump’tan İran saldırısını 2 hafta ertelemesini istedi
Levent’teki çatışmada kurşunlar çevredeki binalara isabet etti
İran: "ABD kırmızı çizgileri aşarsa yanıtımız bölgenin ötesine geçecek"
Levent’teki çatışma ile ilgili gözaltı sayısı 5’e yükseldi
Trump: "Bu gece bütün bir medeniyet yok olacak ve bir daha asla geri gelmeyecek"
Bakan Gürlek’ten İsrail Konsolosluğu önündeki çatışmayla ilgili açıklama
MUBRAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Levent Arkan tutuklandı
İsrail Konsolosluğu yakınındaki çatışmada 3 saldırgan etkisiz hale getirildi
Aralarında Mustafa Ceceli, Melek Mosso, Simge Sağın’ın da bulunduğu ünlü isimlere uyuşturucu operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Bakan Fidan, Pakistanlı mevkidaşı ile telefonda konuştu
İran’dan Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve İsrail’deki bazı köprü ve güzergahlar için uyarı
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "Orban’ın yeniden seçilmesini sağlamamız gerekiyor"
Çin ve Rusya, Bahreyn’in Hürmüz Boğazı’na ilişkin BM tasarısını veto etti
Beyaz Saray, İran'a yönelik nükleer silah kullanımı değerlendirildiğini yalanladı
Bakan Çiftçi: "Çatışma sırasında yaralanan 2 polisimizin ameliyatları başarıyla tamamlanmıştır"
Vali Gül, yaralı 2 polisi hastanede ziyaret etti
SAĞLIK
Yüzlerce kişi sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüdü
07 Nisan 2026 Salı - 18:19:47
Çorum’da 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen yürüyüşte yüzlerce kişi ellerindeki sağlıklı yaşama dikkat çeken dövizlerle yürüdü. Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen yürüyüş, Çorum’da da 7’den 70’e yüzlerce vatandaşı bir araya getirdi. Kadeş Barış Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri ve vatandaşlar, Veli Paşa Konağı’na kadar yürüdü. Daha sonra buradaki meydanda düzenlenen etkinlikte, hareketli yaşamın teşvik edilmesi ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliğin sonunda çocuklar, gençler ve vatandaşlar birlikte "erik dalı" oynadı. Yürüyüşte konuşan Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Demirkıran, sporun sadece spor müsabakalarında yapılmadığını, sağlıklı yaşam için de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Demirkan, sporun sosyal yaşama da önemli katkı sağladığına dikkat çekti. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Hüseyin Göksal da Dünya Sağlık Günü temasının ‘sağlık için birlikte, bilimin yanında dur’ olarak belirlendiğini belirterek, temanın sağlık hizmetlerinin planlanması aşamasında bilimsel bilginin rehberliğine ve toplumsal iş birliğin önemini vurguladığını söyledi. Yürüyüşe Çankırı Vali Yardımcısı Cengiz Nayman, Çorum Belediye Başkan Tardımcısı Turhan Candan ve kurum müdürleri de katıldı.
07 Nisan 2026 Salı - 17:14
Adana’da gökyüzüne mor balonlar bırakıldı
Adana’da kanser tedavisi gören hastalara moral ve farkındalığı artırmak için gökyüzüne yüzlerce mor balon bırakıldı. İl Sağlık Müdürlüğünce Adana Millet Bahçesi’nde, 1-7 Nisan Kanserle Mücadele Haftası kapsamında "Farkındalığı Göklere Çıkar" etkinliği düzenlendi. Gökyüzüne mor balonlar bırakıldı. İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, etkinlikte yaptığı konuşmada, kanserde erken teşhisin önemli olduğunu söyledi. Kanser farkındalığını artırmak için çeşitli etkinlikler düzenlediklerini ifade eden Nacar, "Kanserin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu söylemek istiyorum. Kanser olmaktan korkmamamız, geç kalmaktan korkmamız gerekiyor. Birçok kanser türünün erken tanısını koyabiliyor ve tedavi alternatifleri oluşturabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Öte yandan etkinlikte katılımcılara, kansere karşı bilinç oluşturmak amacıyla hastalığa dikkati çeken mesajların yazılı olduğu notlar ve mor kurdele dağıtıldı.
07 Nisan 2026 Salı - 16:41
İbrahim Tatlıses hastanede, "Tedbiren yoğun bakıma servisine alınmıştır"
Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. 74 yaşındaki sanatçının sağlık durumuna ilişkin hastanden yapılan açıklamada, "İlk bulgularında enfeksiyon ön tanısıyla tedbiren yoğun bakım servisine alınmıştır. Hastamızın bilinci açık, kalp fonksiyonu ve akciğer dokusu normal olup genel durumu iyidir" denildi. Ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses, rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Bugün Acıbadem Altunizade Hastanesi Acil Servisine başvurduğu öğrenilen 74 yaşındaki Tatlıses’in sağlık durumu ile ilgili konuşan Başhekim Dr. Engin Çakmakçı açıklama yaptı. "Tedbiren yoğun bakım servisine alınmıştır, genel durumu iyidir" Dr. Çakmakçı, "Hastamız İbrahim Tatlıses bugün, hastanemizin acil servisine saat 11:20’de tansiyon düşüklüğü şikayetiyle başvurmuştur. Acil servis muayenelerinin yanı sıra yapılan kan tetkikleri ve tomografi sonucunda, ilk bulgularında enfeksiyon ön tanısıyla tedbiren yoğun bakım servisine alınmıştır. Hastamızın bilinci açık, kalp fonksiyonu ve akciğer dokusu normal olup, genel durumu iyidir. Bakteriyel bir enfeksiyon nedeniyle tedavisine başlanmıştır" dedi.
07 Nisan 2026 Salı - 16:08
Elazığ’da kalın bağırsak kanseri farkındalık etkinliği
Elazığ’da Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde çeşitli etkinlikler yapıldı. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü, Kolorektal (Kalın Bağırsak) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında kent genelinde dikkat çeken bir dizi etkinliğe imza attı. Düzenlenen çalışmalarla, kolorektal kanser riskinin düzenli taramalarla azaltılması ve toplumda farkındalık oluşturulması hedeflendi. İl genelinde farklı noktalarda gerçekleştirilen etkinliklerde, müdürlüğe bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri aktif rol aldı. Uzman sağlık personelleri tarafından yürütülen bilgilendirme faaliyetlerinde vatandaşlara erken teşhisin önemi anlatıldı. Etkinlikler kapsamında özellikle 50-70 yaş aralığındaki bireylere ücretsiz kanser tarama kitleri dağıtıldı. Vatandaşlara, bu kitlerin kullanımı, tarama süreçleri ve gerekli tetkikler hakkında detaylı bilgi verildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Nisan 2026 Pazartesi- 09:30
Malatya vertigo tedavisinde bölgenin referans noktası
2
07 Nisan 2026 Salı- 10:31
Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu
3
06 Nisan 2026 Pazartesi- 11:29
’Kırlangıç otu kullanımı’na dikkat, uzmanlar uyarıyor: "Gözlerine suyunu damlattı, göremez hale geldi"
4
07 Nisan 2026 Salı- 10:27
Kütahya’da 4 yaşındaki hastaya umut olan başarılı beyin ameliyatı
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:58
Türkiye’deki hastalıkların yüzde 61’i hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi tarafından düzenlenen "Dünya Tek Sağlık Sempozyumu" kapsamında Samsun’da bulunan Kıbrıs Batı Üniversitesi Rektörü Veteriner Hekim Prof. Dr. Canan Hecer, Türkiye’deki hastalıkların yüzde 61’inin hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar olduğuna dikkat çekerek, zoonotik hastalıklarla mücadelenin çok önemli bir konu olduğuna dikkat çekti. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğu gerçeğinden hareketle geliştirilen "tek sağlık" yaklaşımı, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi için farklı bilim dallarının ve meslek gruplarının ortak çalışmasını öngören önemli bir kavram olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde, OMÜ Veteriner Fakültesi tarafından düzenlenen "Dünya Tek Sağlık Sempozyumu"nda; insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında gelişen sağlık tehditlerine karşı farkındalık oluşturmak amaçlandı. Sempozyumda; gıda güvenliği, zoonotik hastalıkların kontrolü, laboratuvar hizmetleri, tropikal hastalıklar, çevre sağlığı ve antimikrobiyal direnç konuları tek sağlık yaklaşımı çerçevesinde ele alındı. Sempozyumun açılışında konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, "Sağlık; temel felsefesine baktığımız zaman ekosistem, yaşam, hava, su, yediğiniz gıdalardan, tükettiğiniz hayvansal gıdalara kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Bu yelpazede sürdürülebilirlik kavramı çok önemli ve kıymetli bizler için. Bu ifadenin altının doldurulabilmesi için eğitimde sürdürülebilirlik, tarımda sürdürülebilirlik, gıdada sürdürülebilirlik, hayvansal anlamda sürdürülebilirlik, yaban hayatında sürdürülebilirlik çok önemli. Bunlar açısından OMÜ, farklı alanlarda üzerine düşen bütün sorumlulukları yerine getirmektedir ve bunun için gayret göstermektedir. Yaban Hayatı Enstitümüz ile birlikte, Veterinerlik Fakültemizle birlikte, Ziraat Fakültemizle birlikte, Tıp Fakültemizle birlikte, aslında bütün paydaşlarla birlikte daha iyisini yapabilmek adına, topluma hizmet sunabilmek adına var gücümüzle çalıştığımızı ifade etmek istiyorum" dedi. Prof. Dr. Hecer: "Türkiye’deki hatalıkların yüzde 61’i hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar" Zoonotik hastalıklarla mücadelenin insan sağlığı açısından önemine değinen Kıbrıs Batı Üniversitesi Rektörü Veteriner Hekim Prof. Dr. Canan Hecer, "Tek Sağlık Sempozyumuna katılmaktan çok mutluluk duydum. Tek sağlık, veteriner hekimliğin içinde olduğu multidispliner bir yaklaşım ve bizler buna çok önem veriyoruz. Zoonoz hastalıklar konusu önemli. Bugün Türkiye’de hastalıkların yüzde 61’i zoonoz hastalıklardır. Yani hayvandan insana geçen hastalıklardır. Şap gibi zoonotik hastalıklar, sığır vebası gibi hastalıklar. Bu hastalıklar maalesef insanlar için de büyük tehlikedir. Bu yüzden veteriner hekimlere bu konuda çok büyük görevler düşüyor. Bu sadece veteriner hekimin hem kapsam alanı içerisinde hem de sahada çalışan veteriner hekim sayısının sahada daha fazla olmasıyla aşılabilecek bir sorun. Çeşitli devlet politikaları yürütülüyor. Bizlerin görevi sadece öğrenciyi yetiştirmek, doğru kanallarda yetiştirmektir. Ama çok büyük bir sorun olduğunu her zaman savunuyoruz. Bakın en basit bir kovid-19 vakasıyla bile nasıl kapandık? Kovid-19 bugün viral bir hastalıktır. O bile veteriner hekimlerin desteği sayesinde bugün kontrol altına alınmış durumdadır. O yüzden zoonotik hastalıklarla mücadeleye önem veriyoruz" diye konuştu. Sempozyumda Samsun Tabip Odası Başkanı Hasibe Canan Seren, Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Dr. Ali Eroğlu, OMÜ Veteriner Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Tütüncü de açılış konuşması gerçekleştirerek tek sağlık konusundaki düşüncelerini dile getirdiler. Açılış konuşmalarının ardından OMÜ Ali Fuad Başgil Hukuk Fakültesi Dekanı ve Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil, OMÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Pınar Kaya Sökülmez ve Rektör Prof. Dr. Canan Hecer de sempozyumda konuşma gerçekleştirdiler.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:52
MATSO Başkan Güngör, vatandaşları düzenli kan bağışına davet etti
Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Seydi Tahsin Güngör, MATSO tarafından Manavgat’a kazandırılan Türk Kızılay Manavgat Kan Bağış Birimi’ni ziyaret etti. Başkan Güngör, "Vatandaşlarımızı da bu anlamlı iyiliğe ortak olmaya, düzenli olarak kan bağışında bulunmaya davet ediyorum" dedi. Kızılay Haftası ve birimin açılış yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirilen ziyarette Başkan Güngör’ü, Türk Kızılay Manavgat Şube Başkanı Pınar Kapukaya, yönetim kurulu üyeleri ve kan alma birimi görevlileri karşıladı. Başkan Güngör, Türk Kızılay’ın yürüttüğü insani yardım faaliyetlerinin ve kan bağışı hizmetlerinin toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olduğunu belirterek, Kızılay yetkililerine ve çalışanlara özverili çalışmaları için teşekkür etti. "Vatandaşlarımızı düzenli olarak kan bağışında bulunmaya davet ediyorum" Herkesi düzenli bir şekilde kan bağışında bulunmaya davet eden Başkan Güngör, "Vatandaşlarımızı da bu anlamlı iyiliğe ortak olmaya, düzenli olarak kan bağışında bulunmaya davet ediyorum. Unutmayalım ki bir ünite kan, üç cana umut oluyor. Her sağlıklı bireyin, ihtiyaç anında bir başka insanın hayatını kurtarabileceğini bilerek bu konuda duyarlı davranması büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Kızılay Manavgat Şube Başkanı Kapukaya ise ziyaretten duydukları memnuniyeti dile getirerek, MATSO’nun birimin kuruluşundan itibaren verdiği desteklerin kendileri için büyük önem taşıdığını ifade etti. Ziyaretin sonunda Başkan Güngör, Kızılay çalışanlarıyla sohbet ederek kan bağışının sürekliliğinin önemine dikkat çekti.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:49
Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine "Engelli Diş Tedavi Ünitesi" tescili
Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, engelli bireylerin ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimini artırmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar sonucunda Sağlık Bakanlığı tarafından "Engelli Diş Tedavi Ünitesi" olarak tescillendi. Hastane, alınan bu tescil ile birlikte lokal kliniklerde ve 5 yataklı genel anestezi ünitesinde engelli yetişkin ve çocuk hastalara yönelik diş tedavilerini alanında uzman diş hekimleri ve sağlık personeli eşliğinde sürdürüyor. Engelli bireylerin eşit ve güvenli sağlık hizmetine erişiminin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan hastane yönetimi, bu gelişmenin bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade etti. Başhekim Prof. Dr. Ahmet Taylan Çebi, birim tescil sürecine destek olan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta’ya ve Karabük İl Sağlık Müdürü Op. Dr. İsmail Kara’ya teşekkür ederek şunları söyledi: "Karabük ADSEAH olarak engelli bireylerimizin ve tüm vatandaşlarımızın ağız ve diş sağlığı ihtiyaçlarını en yüksek kalite standartlarında karşılamak için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Hizmet çıtamızı yükselterek daha etkin, erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunmayı sürdüreceğiz."
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:48
Çayırova Devlet Hastanesi’nin temel betonu dökülüyor
Çayırova Devlet Hastanesi’nin inşaatında temel beton dökme işlemine başlandı. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, yapımı devam eden hastane şantiye alanında incelemelerde bulunarak, temel beton dökümü çalışmalarını yerinde takip etti. Temel demir bağlama imalatlarının tamamlandığı alanda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında, hafta sonu 2 bin 300 metrekarelik alana 1,30 metre yükseklikte 2 bin 900 metreküp beton serimi yapıldı. Bu çalışmayla hastane inşaatının tüm temel betonunun yüzde 30’unun tamamlandığı belirtildi. Yetkililerden bilgi alan Başkan Çiftçi, yaptığı açıklamada, "Çayırova Devlet Hastanemizin temel betonunu dökmeye başladık. Bu günleri bizlere nasip eden Rabb’imize sonsuz hamdolsun. Çayırovalı kardeşlerim, bildiğiniz gibi Çayırova Devlet Hastanemizin inşaatını hızlı bir şekilde yapıyoruz. Daha birkaç gün önce demirini bağladığımız temelin, betonunu döküyoruz. İnşallah Çayırovalı kardeşlerimizin de burada şifa bulacağı bir hastane inşaatını tamamlayacağız" dedi. Şantiye alanında istinat duvarı, diğer alanlarda temel demir bağlama ve gro beton serimi çalışmalarının da devam ettiği öğrenildi. Taban alanı 8 bin 700 metrekare, yapı inşaat alanı ise 45 bin 518 metrekare olan Çayırova Devlet Hastanesi, 200 yataklı olarak planlandı. Hastanede 51 yoğun bakım yatağı, 75 poliklinik, 6 ameliyathane, doğumhaneler, 26 acil müşahede yatağı, 8 diyaliz ünitesi yer alacak ve bina deprem izolatörlü olarak inşa edilecek.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:46
Mehmet Aydın Aile Sağlığı Merkezi hizmete açıldı
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Fatih Aile Sağlığı Merkezi, yeni binasında Mehmet Aydın Aile Sağlığı Merkezi adıyla hizmet vermeye başladı. Modern standartlarda inşa edilen merkez, vatandaşlara muayene, bebek-çocuk izlemleri, aşılama, gebe takibi, kronik hastalık yönetimi ve koruyucu sağlık hizmetleri sunuyor. Erzincan halkının sağlık hizmetlerine daha kolay ve konforlu erişimi hedefleyen merkez, güçlü kadrosu ve gelişmiş altyapısıyla birinci basamak sağlık hizmetlerini etkin şekilde sağlamayı amaçlıyor. Adres: Fatih Mahallesi 700. Sokak No: 7, Merkez / Erzincan
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:21
İç organları göğüs boşluğuna dolan bebek, başarılı ameliyatla hayata tutundu
Doğuştan Bochdalek hernisi (diyafram fıtığı) teşhisi konulan ve iç organları göğüs boşluğuna dolan bebek, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Doğuştan diyafram fıtığı teşhisi konulan ve iç organları göğüs boşluğuna dolan bebek, başka bir hastaneden 53 günlükken solunum sıkıntısı nedeniyle Fethi Sekin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan tetkiklerde, diyaframın sağ tarafında geniş bir delik olduğu belirlendi. Karaciğer, kalın ve ince bağırsakların bir kısmı göğüs boşluğuna geçerek akciğerleri sıkıştırdı ve bebekte ciddi solunum yetmezliğine neden oldu. Bunun üzerine yapılan başarılı operasyonla bebek sağlığına kavuştu. Ameliyatı gerçekleştiren Çocuk Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Fikret Ersöz, hastanın hayatını tehdit eden bir durumla karşılaştıklarını belirterek, "Hastamız bize başka bir merkezden sevk edildi. Geldiğinde 53’üncü günündeydi ve ciddi solunum sıkıntısı vardı. Yaptığımız tetkiklerde, sağ tarafta doğumsal bir diyafram hernisi tespit ettik. Bu tür vakalar genellikle sol tarafta görülür, ancak hastamızda çok nadir olarak sağ taraftaydı. Diyaframda büyük bir delik vardı, bu nedenle iç organların çoğu göğüs boşluğuna geçmişti. Kısa sürede hazırlıklarımızı tamamlayarak ameliyatı gerçekleştirdik. Şu anda hastamız taburcu ediliyor" dedi. Ameliyat sonrası süreci yöneten Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın ise, "Bebeğimiz doğduğunda 53 günlükken bize sevk edildi. Göğüs boşluğuna dolan iç organlar, akciğerlere ciddi baskı yapıyordu. Bu nedenle solunum cihazı desteğiyle takip ettik. Ameliyat sonrası dönemde pulmoner basınç artışlarını izledik, tedavilerini uyguladık ve yavaş yavaş solunum desteğinden ayırdık. Şu anda bebeğimiz beslenmeye geçti ve taburcu olma aşamasında" diye konuştu. Ameliyatın ardından bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan anne Berra Tekin ise "Kızım, Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde ameliyat oldu. Fikret hoca, Mustafa hoca ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Çok şükür kızım daha iyi. Nefesini topladı, nefes alabiliyor. Bugün de taburcu oluyoruz" ifadelerini kullandı.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:08
Kalp uzmanından "enerji içeceği" uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin"
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin geçici enerji hissi verse de kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Enerji içecekleri kalp ritim bozukluklarından ani ölümlere kadar birçok olumsuz etki oluşturabiliyor" dedi. Altekin, kalbinde rahatsızlık öyküsü bulunmayanların enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi içip aynı enerjiyi sağlayabileceğine dikkat çekti. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin kalp sağlığı açısından etkilerini değerlendirdi. Enerji içeceklerinin zihinsel ve fiziksel aktivitelerde kısa süreli artış sağladığını, ancak içeriğindeki kafein, taurin ve yüksek miktarda glikozun uzun vadede kalp-damar sistemini olumsuz etkilediğini vurgulayan Altekin, "Bu içeceklerdeki kafein oranı, genç ve yetişkin bireylerde önerilen miktarın yaklaşık 5-6 katına kadar çıkabiliyor. Bu da kalp hızını artırarak aritmiye, tansiyon yükselmesine ve ani ölümlere yol açabiliyor" diye konuştu. "Kalp krizi riskini artırıyor" Enerji içeceklerinin damar kasılmasına neden olarak kan basıncını ani şekilde yükselttiğini belirten Altekin, "Bu durum kalp krizi ve aort damarında yırtılma gibi ölümcül sonuçlara neden olabilir" dedi. Tatlandırıcıların da kalp sağlığı açısından tehlikeli olduğuna değinen Altekin, enerji içeceklerinde kullanılan şeker miktarının normal çay şekerine göre 15-20 kat fazla olduğunu, kan şekerinde yüzde 20’den fazla artışa yol açabileceğini söyledi. Uzun süreli kullanımda ise obezite ve diyabet riskinin arttığını vurgulayan Altekin, bunun da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını ifade etti. "Alkolle birlikte tüketmek tehlikeyi katlıyor" Enerji içeceklerinin özellikle gençler arasında alkolle birlikte sıkça tüketildiğini belirten Altekin, "Alkol yatıştırıcı bir etki yaparken enerji içeceği bunu bastırır. Kişi alkolün etkisini hissetmediğini düşünerek daha fazla tüketir ve bu durum riski daha da artırır" dedi. "Kalp krizi belirtilerine dikkat edilmeli" Kalp krizi belirtilerine ilişkin de bilgi veren Altekin, "Göğüste veya sırtta herhangi bir yerde bu ağrı olabilir. Ağrı tek bir noktasal tarzda değil, göğüste yaygın bir şekilde olabilir. Yanma tarzında, baskı tarzında özellikle sol kolun iç kısmına ve parmaklara kadar uzayan bir ağrı olabilir. Ağrı birden gelip 15-20 dakika çok şiddetli olabileceği gibi aralıklarla 5-10 dakikalık sürelerle de gelip geçici şekilde olabiliyor. Dolayısıyla ağrının burada karakteri çok önemli. Göğüste yaygın, baskı yanma şeklinde bir ağrı varsa ve bu ağrı beş on dakika aralarla geliyorsa önemli. Çok uzun sürmemesi hastalarımızı bu konuda rahatlatmasın. Bu tür şiddetli bir yaygın bir ağrı da, ağrı süresi kısa süreli olsa bile en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasında fayda var" dedi. "Enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi" Prof. Dr. Altekin, enerji içecekleri yerine doğal yollarla enerji kazanmanın önemine değinerek şu önerilerde bulundu: "Hiçbir zaman enerji almak için dışarıdan bizim ek takviye kimyasal ürünlere ihtiyacımız yok. Biz kendi yaşam tarzımızı düzelterek, uykumuza dikkat ederek, gıda alışkanlığımız olarak bunu sağlayabiliriz. Dolayısıyla sağlıklı yaşam, sağlıklı gıda ve sağlıklı bir zihin yapısı her türlü enerji içeceğinden çok daha iyidir. Enerji içeceklerinin içindeki taurin için, doğada buna benzer en etkili ürünlerden biri yeşil çay. Yeşil çay kullanabilirler. Örneğin yine bir spora çıkmadan önce takviye ürünü olarak bir yüksek dozda kafein veya taurin içeren içecekler yerine bir fincan Türk kahvesi içip 20-25 dakika sonra koşmaya çıkılabilir." "Yüksek kan basıncı ve çarpıntısı olanlar dikkatli kullanmalı" Altekin, yeşil çay ve Türk kahvesinin, yüksek kan basıncı hikayesi ve sık sık çarpıntı atağı olanlarda, bu doğal ürünlerin kimyasal ürünler kadar riskli olmasa da dikkatli kullanılması önemli olduğunun altını çizdi.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:01
"Rahim ağzı kanseri ilerlemeden belirti vermez"
Rahim ağzı kanserini önlemede erken teşhisin tek yolunun belirti oluşmasını beklemeden düzenli tarama yaptırmak olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yasemin Aydın Çam, "Rahim ağzı kanseri, erken evrede genellikle hiçbir belirti vermez, bu yüzden düzenli tarama testleri hayati önem taşır. HPV aşısı ve düzenli taramaları zamanında yaptırıldığı takdirde, rahim ağzı kanseri önlenebilir bir hastalıktır" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Yasemin Aydın Çam, rahim ağzı kanseri hakkında bilgilendirmede bulundu. Rahim ağzı kanserinin, rahmin vajinaya açılan kısmı olan servikste gelişen bir kanser türü olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Çam, hastalığın genellikle yüksek riskli HPV (İnsan Papilloma Virüsü) tiplerinin serviks hücrelerinde zamanla değişiklik yapmasıyla ortaya çıktığını belirtti. "Hastalığın sinsi doğasına dikkat" Uzm. Dr. Çam, hastalığın sinsi doğasına dikkat çekerek, "Erken evre genellikle belirti vermez. İlişki sonrası ya da menopozdan sonra görülen anormal kanamalar, kötü kokulu akıntı veya kasık ağrısı gibi belirtiler ortaya çıktıysa, çoğunlukla kanser zaten gelişmiş demektir" diye konuştu. "Taramayla erken dönemde yakalanabilir" Rahim ağzı kanserinin belirti vermeden ilerlemesi nedeniyle, kadınların şikayet beklemeden kontrole gitmesinin şart olduğunu belirten Uzm. Dr. Çam, şunları söyledi: "Ne yazık ki çoğu hasta belirtiler başladıktan sonra, yani hastalık ilerlediğinde geliyor. Oysa tarama testleriyle, kanser henüz hücresel değişiklik aşamasındayken yakalanması mümkündür. Erken teşhis hayat kurtarır. Çünkü kanser öncüsü hücre değişiklikleri bu aşamada tespit edilirse, hastalık tamamen tedavi edilebilir." "HPV testi virüsü, smear testi hücresel değişimi saptar" Erken teşhiste iki temel yöntemin kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Çam, "HPV testi virüsün kendisini tespit ederken, smear testi bu virüsün rahim ağzı hücrelerinde yaptığı değişiklikleri inceler. Güncel rehberlere göre, genellikle 21-29 yaş arası kadınların üç yılda bir smear testi, 30 yaşından itibaren ise beş yılda bir HPV testi yaptırması önerilmektedir" ifadelerini kullandı. "Utanç ve korku, kontrole gitmeyi engelliyor" Türkiye’de tarama oranlarının istenilen düzeyde olmadığını belirten Uzm. Dr. Çam, bunun önündeki engelleri şöyle sıraladı: "Farkındalık eksikliği, bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimin zor olması ve yanlış inanışlar en büyük engeller arasındadır. Utanç, muayeneden çekinme, ağrı yaşayacağına dair inanç, ’bende bir şey yoktur’ düşüncesi ve bazı kültürel tabular ne yazık ki kadınların düzenli kontrole gitmesini engelleyebiliyor. Çıkabilecek sonuçlara dair korku da önemli bir etkendir. Fakat unutmamak lazım ki kontroller düzenli yapıldığında alabileceğimiz sonuçlar çok daha tedavi edilebilir seviyelerde olacaktır." "Aşı sadece kadınları değil, erkekleri de ilgilendirir" Kanserden korunmada en güçlü yöntemin HPV aşısı olduğunu belirten Uzm. Dr. Çam, toplumdaki bilgi kirliliğine de değinerek, sözlerine şöyle devam etti: "Aşıyla ilgili yanlış bilgiler, güven endişesi ve ’erken yaşta aşı cinselliği teşvik eder’ gibi önyargılar ailelerin kararsız kalmasına yol açıyor. Bir diğer yanlış algı da ’bu sadece kadınları ilgilendirir’ düşüncesidir. Oysa erkekler de HPV taşıyıcısı olabilir, hatta kendileri de genital siğillerle ve bazı genital bölge kanser türleriyle karşılaşabilirler. Aşılamada amaç, toplumda yeterli bağışıklamayı sağlayarak HPV’nin dolaşımını azaltmaktır. Bu yüzden erkeklerin de aşılanması hem kendi sağlıkları hem de toplum sağlığı için çok önemlidir. Ne kadar genç yaşta aşılama yapılırsa, etkinliği de o kadar güçlü olacaktır." "Kanser ilerlediğinde kemoterapi gerekebilir" Uzm. Dr. Yasemin Aydın Çam, tedavi sürecinin hastalığın evresine göre değiştiğini belirterek, "Erken evrelerde cerrahi yeterli olurken, ilerlemiş olgularda radyoterapi ve kemoterapi gerekebilir" dedi. Uzm. Dr. Çam, sözlerini kadınlara şu çağrıyla sonlandırdı: "Kadınlara en büyük tavsiyem, kontrollerini ertelememeleri ve utanmadan sağlıklarını sahiplenmeleri. Rahim ağzı kanseri önlenebilir bir hastalıktır; tek şart, gereken adımları zamanında atmaktır."
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:57
Kalp uzmanından ‘enerji içeceği’ uyarısı: "Onun yerine yeşil çay ve Türk kahvesi tüketin"
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin geçici enerji hissi verse de kalp ve damar sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını belirterek, "Enerji içecekleri kalp ritim bozukluklarından ani ölümlere kadar birçok olumsuz etki oluşturabiliyor" dedi. Altekin, kalbinde rahatsızlık öyküsü bulunmayanların enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi içip aynı enerjiyi sağlayabileceğine dikkat çekti. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Emre Altekin, enerji içeceklerinin kalp sağlığı açısından etkilerini değerlendirdi. Enerji içeceklerinin zihinsel ve fiziksel aktivitelerde kısa süreli artış sağladığını, ancak içeriğindeki kafein, taurin ve yüksek miktarda glikozun uzun vadede kalp-damar sistemini olumsuz etkilediğini vurgulayan Altekin, "Bu içeceklerdeki kafein oranı, genç ve yetişkin bireylerde önerilen miktarın yaklaşık 5-6 katına kadar çıkabiliyor. Bu da kalp hızını artırarak aritmiye, tansiyon yükselmesine ve ani ölümlere yol açabiliyor" diye konuştu. "Kalp krizi riskini artırıyor" Enerji içeceklerinin damar kasılmasına neden olarak kan basıncını ani şekilde yükselttiğini belirten Altekin, "Bu durum kalp krizi ve aort damarında yırtılma gibi ölümcül sonuçlara neden olabilir" dedi. Tatlandırıcıların da kalp sağlığı açısından tehlikeli olduğuna değinen Altekin, enerji içeceklerinde kullanılan şeker miktarının normal çay şekerine göre 15-20 kat fazla olduğunu, kan şekerinde yüzde 20’den fazla artışa yol açabileceğini söyledi. Uzun süreli kullanımda ise obezite ve diyabet riskinin arttığını vurgulayan Altekin, bunun da kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırladığını ifade etti. "Alkolle birlikte tüketmek tehlikeyi katlıyor" Enerji içeceklerinin özellikle gençler arasında alkolle birlikte sıkça tüketildiğini belirten Altekin, "Alkol yatıştırıcı bir etki yaparken enerji içeceği bunu bastırır. Kişi alkolün etkisini hissetmediğini düşünerek daha fazla tüketir ve bu durum riski daha da artırır" dedi. "Kalp krizi belirtilerine dikkat edilmeli" Kalp krizi belirtilerine ilişkin de bilgi veren Altekin, "Göğüste veya sırtta herhangi bir yerde bu ağrı olabilir. Ağrı tek bir noktasal tarzda değil, göğüste yaygın bir şekilde olabilir. Yanma tarzında, baskı tarzında özellikle sol kolun iç kısmına ve parmaklara kadar uzayan bir ağrı olabilir. Ağrı birden gelip 15-20 dakika çok şiddetli olabileceği gibi aralıklarla 5-10 dakikalık sürelerle de gelip geçici şekilde olabiliyor. Dolayısıyla ağrının burada karakteri çok önemli. Göğüste yaygın, baskı yanma şeklinde bir ağrı varsa ve bu ağrı beş on dakika aralarla geliyorsa önemli. Çok uzun sürmemesi hastalarımızı bu konuda rahatlatmasın. Bu tür şiddetli bir yaygın bir ağrı da, ağrı süresi kısa süreli olsa bile en yakın sağlık kuruluşuna başvurmasında fayda var" dedi. "Enerji içeceği yerine yeşil çay ve Türk kahvesi" Prof. Dr. Altekin, enerji içecekleri yerine doğal yollarla enerji kazanmanın önemine değinerek şu önerilerde bulundu: "Hiçbir zaman enerji almak için dışarıdan bizim ek takviye kimyasal ürünlere ihtiyacımız yok. Biz kendi yaşam tarzımızı düzelterek, uykumuza dikkat ederek, gıda alışkanlığımız olarak bunu sağlayabiliriz. Dolayısıyla sağlıklı yaşam, sağlıklı gıda ve sağlıklı bir zihin yapısı her türlü enerji içeceğinden çok daha iyidir. Enerji içeceklerinin içindeki taurin için, doğada buna benzer en etkili ürünlerden biri yeşil çay. Yeşil çay kullanabilirler. Örneğin yine bir spora çıkmadan önce takviye ürünü olarak bir yüksek dozda kafein veya taurin içeren içecekler yerine bir fincan Türk kahvesi içip 20-25 dakika sonra koşmaya çıkılabilir" "Yüksek kan basıncı ve çarpıntısı olanlar dikkatli kullanmalı" Altekin, yeşil çay ve Türk kahvesinin, yüksek kan basıncı hikayesi ve sık sık çarpıntı atağı olanlarda, bu doğal ürünlerin kimyasal ürünler kadar riskli olmasa da dikkatli kullanılması önemli olduğunun altını çizdi.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:48
Medical Point İzmir Hastanesine çifte gurur
Medical Point İzmir Hastanesi, çalışan memnuniyeti ve insan odaklı kurum kültürüyle iki önemli başarıya imza attı. "Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri" listesine girmeye hak kazanan hastane, aynı zamanda ’İnsana Saygı Ödülü’nün de sahibi oldu. Türkiye genelinde yapılan değerlendirmeler sonucunda "Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri" listesine girmeye hak kazanan Medical Point Hastanesi aynı zamanda "İnsana Saygı Ödülü" ile de işe alım süreçlerinde yürüttüğü şeffaf iletişim ve pozitif aday deneyimi anlayışının karşılığını aldı. Bu iki değerli ödül, Medical Point İzmir Hastanesinin yalnızca sağlık alanında değil, çalışan mutluluğu, insan kaynakları yönetimi ve kurumsal sürdürülebilirlik alanlarında da örnek gösterilen bir kurum olduğunu bir kez daha kanıtladı. Medical Point İzmir Hastanesinden yapılan açıklamada, "Medical Point olarak, sağlıkta mükemmeliyetin ancak mutlu çalışanlarla mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla attığımız her adımda çalışanlarımızın mutluluğunu, gelişimini ve güvenli bir çalışma ortamında kendilerini değerli hissetmelerini önceliklendiriyoruz. ‘Türkiye’nin En Mutlu İşyerleri’ listesinde yer almak ve aynı zamanda ‘İnsana Saygı Ödülü’ne layık görülmek bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu ödüller, sadece birer unvan değil; kurum kültürümüzün, ekip ruhumuzun ve insan odaklı yaklaşımımızın somut bir yansımasıdır." denildi.
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:35
Profesör, çocuk suçlarındaki artışa dikkat çekti: "13 yaş altı çocukların akıllı telefonlara erişimi kısıtlanmalı"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, çocuk suçlarındaki artışa dikkat çekerek, erken yaşta akıllı telefon ve sosyal medya kullanımının çocukların ruhsal gelişimini olumsuz etkilediğini söyledi. Özkaya, "13 yaş altı çocukların akıllı telefonlara erişimi kısıtlanmalı, sosyal medya için 16 yaş beklenmeli" dedi. Prof. Dr. Özkaya, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2024 verilerine göre suça sürüklenen çocuk sayısının bir önceki yıla göre yüzde 13 arttığını, çocuklara en çok yaralama ve hırsızlık suçlarının isnat edildiğini hatırlatarak, "Bu tabloyu yalnızca adli bir sorun olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve teknolojik bir uyarı sinyali olarak görmeliyiz" diye konuştu. "13 yaşından önce telefon kullanımı ruhsal gelişimi olumsuz etkiliyor" Prof. Dr. Özkaya, yapılan araştırmalara göre 13 yaşından önce akıllı telefon kullanımı ve 16 yaşından önce sosyal medya platformlarında aktif olmanın, çocukların ruh sağlığına zarar verebileceğini vurguladı. Özkaya, bir dergide yayımlanan uluslararası bir araştırmaya atıfta bulunarak, "13 yaşından önce akıllı telefon kullanan çocuklarda ruhsal bozulmalar, dış dünyayla iletişimde zayıflama, düşük öz değer, duygusal dengesizlik ve hatta intihar düşünceleri görülebiliyor. Özellikle kız çocuklarında bu risk daha yüksek. Çocukların erken yaşta sosyal medya ile tanışması; siber zorbalık, uyku bozuklukları ve aile içi iletişim problemlerini de beraberinde getiriyor. 13 yaşından önce akıllı telefon edinen her bir yıl, çocuğun ruhsal sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle 13 yaş altı çocukların telefonlara erişiminin sınırlandırılması, 16 yaş altı çocukların ise sosyal medya ortamlarından uzak tutulması gerekiyor" şeklinde konuştu. "Sosyal medya için 16 yaş beklenmeli" Prof. Dr. Özkaya, ebeveynlere de şu tavsiyelerde bulundu: "Bu durum, 13 yaş altı çocukların akıllı telefonlara erişiminin sınırlandırılmasını ve 16 yaş altı çocuklarımızın maruz kaldığı sosyal medya ve dijital ortamda daha ayrıntılı düzenlemeler yapılmasını gerektiriyor. Çocukların sosyal medyayı kullanmasına izin vermek için16 yaşına kadar beklenmesini öneriyor .Bu kadar uzun süre dayanmak imkansız gibi görünse de, çocuklarımızın arkadaşlarının aileleriyle konuşup, çocuklarımızın bu yaşa kadar sosyal uygulamaları kullanmalarına izin vermemek konusunda hep birlikte anlaşırsak, bu imkansız olmayacaktır. Çocuklarınızla görüşün eğer çocuğunuzun 13 yaşından önce akıllı telefon kullanmasına izin verdiyseniz veya sonuçlarından endişe ediyorsanız, ’panik yapmayın’ ve ihtiyaç duymaları halinde yardım alabileceklerini söyleyebilir ve zorlanırlarsa veya desteğe ihtiyaç duyarlarsa size gelmelerini sağlayabilirsiniz."
03 Kasım 2025 Pazartesi - 11:16
8 bin 500 kilometre uzaktan gelen umut: Çapraz nakille hayata tutundular
Çapraz nakil yöntemi, farklı ülkelerde yaşayan iki aileye umut oldu. 8 bin 500 kilometre uzaktan gelen verici, 3 yıldır diyalize giren 27 yaşındaki Kerim Aksoy’a; baba Aksoy ise yabancı anneye böbreğini verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder