SAĞLIK
Yüzlerce kişi sağlıklı yaşama dikkat çekmek için yürüdü 07 Nisan 2026 Salı - 18:19:47 Çorum’da 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen yürüyüşte yüzlerce kişi ellerindeki sağlıklı yaşama dikkat çeken dövizlerle yürüdü. Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından 7 Nisan Dünya Sağlık Günü kapsamında farkındalık yürüyüşü düzenlendi. Sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla Türkiye genelinde 81 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen yürüyüş, Çorum’da da 7’den 70’e yüzlerce vatandaşı bir araya getirdi. Kadeş Barış Meydanı’nda bir araya gelen protokol üyeleri ve vatandaşlar, Veli Paşa Konağı’na kadar yürüdü. Daha sonra buradaki meydanda düzenlenen etkinlikte, hareketli yaşamın teşvik edilmesi ve toplumda sağlık bilincinin artırılması amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinliğin sonunda çocuklar, gençler ve vatandaşlar birlikte "erik dalı" oynadı. Yürüyüşte konuşan Çorum Gençlik ve Spor İl Müdürü Mustafa Demirkıran, sporun sadece spor müsabakalarında yapılmadığını, sağlıklı yaşam için de büyük önem taşıdığını dile getirdi. Demirkan, sporun sosyal yaşama da önemli katkı sağladığına dikkat çekti. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Hüseyin Göksal da Dünya Sağlık Günü temasının ‘sağlık için birlikte, bilimin yanında dur’ olarak belirlendiğini belirterek, temanın sağlık hizmetlerinin planlanması aşamasında bilimsel bilginin rehberliğine ve toplumsal iş birliğin önemini vurguladığını söyledi. Yürüyüşe Çankırı Vali Yardımcısı Cengiz Nayman, Çorum Belediye Başkan Tardımcısı Turhan Candan ve kurum müdürleri de katıldı.
6 yaşında felç geçiren hasta Gaziantep’te şifa buldu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 16:21 6 yaşında felç geçiren hasta Gaziantep’te şifa buldu Felç geçiren 6 yaşındaki Adıyamanlı B.B., şifayı SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde bularak sağlığına kavuştu. Devlet memuru olan iki çocuk babası B.B., kızının kolunda ve yüzünde uyuşma ve konuşma kaybı meydana gelince Adıyaman’da bir sağlık kuruluşuna başvurduklarını söyledi. Felç geçiren küçük kızın beynine pıhtı attığını ve beynindeki bir damarın tıkandığını ancak Adıyaman’da başvurdukları sağlık kuruluşunda müdahale edilemeyeceğini öğrendiklerini belirten baba B.B. farklı sağlık kuruluşlarına da başvurduklarını ama sonuç alamadıklarını kaydetti. Yaptıkları araştırma sonrasında, yakınlarının da önerisiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Kolu’yla görüşmeye karar verdiklerini ifade eden baba B.B. yaşadıkları süreci anlatarak, "Zamanla yarışıyorduk. SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvurma kararımız yakınlarımız tarafından da desteklenince kızımın ambulansla hızlı bir şekilde SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne sevkini yaptık. SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde çok ilgilendiler. Kızımız da konuşma kaybı, yüzünde kısmi felç olmuştu. Sağ kolunu hareket ettiremiyordu. Yaklaşık bir saat süren operasyon çok başarılı geçti ve kızımızda gözle görülür iyileşmeler oldu. Konuşması ve yüzündeki felçte düzelme oldu, eski haline döndü. Allah tüm doktorlarımızdan ve çalışanlardan razı olsun. Doç. Dr. Mehmet Kolu Hocamıza ve ekibine çok teşekkür ediyorum" dedi. "Anjiyo yöntemiyle beyin damarındaki pıhtıyı çıkarabiliyoruz" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nde görevli Doç. Dr. Mehmet Kolu, beyin damarları tıkanan hastalara 24 saate kadar müdahale edebildiklerini söyledi. Güncel yayınlarda 6 saat olan müdahale sınırının artık 24 saate kadar çıktığını ifade eden Doç. Dr. Kolu, "Kasık veya kol damarından bir iğne ile giriş yapıp anjiyo yöntemiyle beyin damarındaki pıhtıyı çıkarabiliyoruz. Bu işlem sayesinde ömür boyu felçli kalma riskini ciddi oranda düşürüyoruz" diye konuştu. Hastaların üçte ikisinin inme geçirmemiş gibi normal hayatına dönebildiğini söyleyen Doç. Dr. Kolu, "Çocuklarda bu işlemleri yapmak erişkinlere göre daha zor ve daha ileri merkezlerde yapılabiliyor. Biz de hastanemizde çocuk ve erişkin tüm yaş gruplarında beyin-damar müdahalelerini yapabiliyoruz" şeklinde konuştu. "İnme sadece yetişkinlerde görülmez" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç da, "İnme sadece erişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilen ciddi bir durumdur. Nadir ama hayati öneme sahip olup her yıl 100 bin çocuktan 2-3’ünde görülür" dedi. "Erken fark edilirse, beyin dokusu korunabilir ve çocuk normal yaşantısına dönebilir. Belirtileri erken fark etmek, bir çocuğun hayatını kurtarabilir" diyen Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, doğumsal kalp hastalıkları, pıhtılaşma bozuklukları, enfeksiyonlar (Menenjit, viral), boyun travmaları, genetik ve metabolik hastalıklar nedeniyle inmenin meydana gelebileceğini kaydetti. Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, ailelerin dikkat etmesi gereken durumları şöyle özetledi: "Kalp hastalıkları düzenli takip edilmeli, enfeksiyonlar erken tedavi edilmeli, boyun travmalarından korunulmalı, genetik danışmanlık alınmalı, sağlıklı yaşam ve yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir. Yüzde kayma, asimetri, konuşma bozukluğu, kelimeleri çıkaramama, kol ya da bacakta ani güçsüzlük, görme kaybı, çift görme, ani dengesizlik ve bilinç değişikliği durumlarında vakit kaybetmeksizin bir sağlık kuruluşuna müracaat edilmeli veya 112 aranmalıdır."
Medicana, İngiltere’nin ardından Romanya’ya açılıyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:58 Medicana, İngiltere’nin ardından Romanya’ya açılıyor Medicana Sağlık Grubu, İngiltere ve Bosna-Hersek’teki yatırımlarının ardından Romanya’nın başkenti Bükreş’te yeni bir hastane açmaya hazırlanıyor. Romanya Bükreş’te 2028 yılında açılması planlanan Medicana Romanya için imzalar atıldı. Grup, Avrupa ve Balkanlar’daki sağlık yatırımlarını genişletmeyi sürdürüyor. Türkiye’deki hastaneleri, yurt dışı temsilcilik ofisleri ve global yatırımlarıyla hizmet veren Medicana Sağlık Grubu, uluslararası alanda büyüme hedefi doğrultusunda yeni adımlar atıyor. İngiltere ve Bosna-Hersek’teki faaliyetlerinin ardından Romanya’daki yeni hastane yatırımıyla Avrupa’daki varlığını güçlendirmeyi planlıyor. Medicana’dan yapılan açıklamada, Bükreş’te kurulacak hastanenin, grubun uluslararası hizmet ağının genişletilmesi açısından stratejik bir adım olduğu belirtildi. Açıklamada ayrıca, grubun Avrupa ve Balkanlar’da sağlık hizmetlerinde kalite ve erişilebilirliği artırmayı amaçladığı ifade edildi. İngiltere’de açılan ilk Türk hastanesi Medicana İngiltere, Hampshire bölgesinde modern tıbbi altyapısı ve deneyimli kadrosu ile tanı ve tedavi hizmetleri sunuyor. Birçok branşta hizmet veren ve üst düzey sağlık teknolojileriyle donatılan hastane, aynı gün randevu imkânı ve kısa bekleme süreleriyle Türk misafirperverliğini İngiltere sağlık standartlarıyla birleştiriyor. İngiltere sağlık sektörüne katkı sağlayan Grup, Türk sağlık sektörünün dünyada kabul gören yüksek standartlarını böylelikle Birleşik Krallık’a taşımış oldu. Balkanlar’da sağlık hizmeti veren ilk zincir hastane Medicana Saraybosna Hastanesi, Balkanlar’da bir zincir hastane olarak hizmet veren ilk sağlık kuruluşu olma özelliğine sahip. Beyin cerrahisi, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, plastik ve rekonstrüktif cerrahi, dermatoloji, ağız ve diş sağlığı, göğüs hastalıkları ve cerrahisi, kardiyovasküler cerrahi, genel cerrahi, çocuk cerrahisi, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum, pediatri, dahiliye, gastroenteroloji ve hepatoloji, endokrinoloji, nefroloji, kardiyoloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon, ortopedi ve travmatoloji, nöroloji gibi birçok branşta hizmet veriyor. Ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri ve onkoloji servisi ile bölgedeki modern sağlık hizmetlerinin örnek merkezi olan Saraybosna Hastanesi, üst düzey cihaz parkuru ile teşhis ve tedavide son teknolojiye sahip. "35 yıllık sağlık deneyimimizi ülke sınırlarının ötesine taşımaktan gurur duyuyoruz" Medicana Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bozkurt, "Medicana, Türkiye’de ve uluslararası düzeyde hizmet sunan köklü ve güçlü bir sağlık grubudur. Yaklaşık 35 yıllık sağlık deneyimimizi ülke sınırlarının ötesine taşımaktan gurur duyuyoruz. Medicana Winchester, İngiltere’de açılan ilk Türk hastanesi olarak sağlık tarihinde önemli bir yer edindi. Diğer büyük yurt dışı yatırımımızı ise Bosna-Hersek’te gerçekleştirdik. Medicana Saraybosna Hastanesi, yalnızca grubumuz için değil; bölge halkı, sağlık sektörü ve Türkiye ile Bosna-Hersek ilişkileri açısından da son derece stratejik ve anlamlı bir adımdır. Bu adımı şimdi de daha da ileriye taşıyarak Romanya’da bir sağlık üssü açmaya hazırlanıyoruz" açıklaması yaptı. Romanya için imzalar atıldı: 2028 yılında açılıyor Romanya Bükreş’te 2028 yılında açılması planlanan Medicana Romanya için imzalar atıldı. Bükreş’in kuzeyinde konumlanacak hastane, merkezi iş alanları ve yeni konut projelerine yakın bir noktada yer alacak. 22 bin metrekare kapalı alanda NUSCO tarafından inşa edilecek olan hastane, şehir merkezine ve havalimanına 20 dakika mesafede bulunacak ve toplu taşımaya kolay erişim imkânı sunacak. Romanya halkına hizmet vermeyi hedefleyen yatırım, uluslararası büyüme stratejisinin önemli bir adımı olacak. "Uluslararası büyüme stratejimizin önemli bir kilometre taşı" Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Bozkurt, "Romanya yatırımı, Medicana Grubu olarak uluslararası büyüme stratejimizin önemli bir kilometre taşı. Bükreş’te hayata geçireceğimiz hastane projesiyle, yalnızca fiziksel bir sağlık tesisi değil; aynı zamanda Türkiye’de yıllardır başarıyla uyguladığımız hasta odaklı, yüksek teknolojiye dayalı sağlık hizmeti modelimizi de bölgeye taşıyoruz" dedi. "Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatına da stratejik bir katkı sağlayacak" Bozkurt sözlerini şöyle sürdürdü: Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Medicana Grubu hem tıbbi teknoloji yatırımlarıyla hem de nitelikli sağlık profesyonelleriyle sektörün önemli bir oyuncusu. Yılda 5 milyon yerli ve yabancı hastaya hizmet sunarken; onkolojiden organ nakline, kardiyolojiden robotik cerrahiye kadar birçok alanda referans merkezi olmayı başardık. Bugün Türkiye’de edindiğimiz bu operasyonel yetkinlik ve hastanecilik deneyimini, İngiltere’ye Bosna Hersek’e taşıdığımız gibi Romanya başta olmak üzere bölgedeki yeni pazarlara da taşımayı hedefliyoruz. Bükreş’te kurulacak yeni hastanemiz, sadece Romanya halkına değil, aynı zamanda Balkanlar, Doğu Avrupa ve çevre ülkelerden gelen uluslararası hastalara da ileri düzey sağlık hizmeti sunacak kapasitede olacak. Buradaki hedefimiz, bölgesel sağlık ekosistemine katkı sağlamakla kalmayıp, Romanya’yı da uluslararası hasta tedavisinde güçlü bir çekim merkezi haline getirmektir. Medicana olarak sağlıkta sınırların kalktığı bir dönemde, kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmetine olan talebi karşılayacak güçlü bir vizyonla ilerliyoruz. Bu yatırım aynı zamanda Türkiye’nin sağlık hizmetleri ihracatına da stratejik bir katkı sağlayacak. Romanya pazarında uzun vadeli, sürdürülebilir bir büyüme planlıyoruz. Buradaki yapılanmamız yalnızca bir hastane açılışı değil; aynı zamanda eğitim, istihdam, teknoloji transferi ve sağlık turizmi gibi alanlarda da etkili olacak çok boyutlu bir yatırım hamlesidir."
Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:48 Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, Türkiye’de her gün 10 kişinin organ bulamadığı için hayatını kaybettiğini, tüm amaçlarının beyin ölümü sonrası organ bağışı sayısını artırmak olduğunu söyledi. Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde "3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası" dolayısıyla düzenlenen panelde, organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması hedeflendi. Panelde konuşan Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "3-9 Kasım, ülkemizde her yıl Organ Bağışı Haftası olarak kutlanmaktadır. Buradaki temel amacımız, organ bekleyen binlerce hastamıza umut olabilmektir. Sahada tüm koordinatörler 7/24 çalışarak eğitimler, organ bağışı stantları, paneller ve sempozyumlar düzenlemektedir. Beklerken hayatını kaybeden hastalarımıza çare olabilmek için büyük bir gayret gösteriyoruz" dedi. "Her gün 10 kişi ölüyor" Ülkede her yıl çok sayıda beyin ölümü gerçekleştiğini belirten Dr. Kazak, "Maalesef bu beyin ölümü sonrası organ bağışı oranı yüzde 25’lerde. Tüm amacımız bu oranı artırmaktır. Bakanlığımız da bu konuda ciddi çalışmalar yürütmektedir. Son olarak e-Devlet üzerinden organ bağışı yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. İnsanlarımızdan isteğimiz şu: Toprak olmasın, can olsun. Lütfen beyin ölümü sonrası organlarınızı bağışlayın ve başkalarına can olun. Türkiye’de yaklaşık 30-35 bin kişinin organ nakli bekliyor. Maalesef her gün 10 vatandaşımızı organ bulamadığımız için kaybediyoruz. Oysa ki donanımlı hastanelerimiz, ekiplerimiz, yoğun bakımlarımız, nakil hocalarımız, 7/24 çalışan 112’miz, UMKE’miz, TSK ve Sağlık Bakanlığı’nın uçakları var. Her şeyimiz var, ancak kadavradan, yani beyin ölümü sonrası organ bağışını artırmamız gerekiyor. Geçen seneye göre bu sene ciddi bir artış var. 2025 yılı içinde şu ana kadar 5 bin 500 organ nakli gerçekleştirildi. Bizim çabamız, özellikle kadavradan yapılan nakil sayısını artırmak" diye konuştu. Panelde ayrıca Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Cem Soykut ve Kamu Hastaneleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Şahin de söz alarak, organ bağışının farkındalığının artırılmasının önemine vurgu yaptı. Etkinlikte, katılımcılara bilgilendirme materyalleri dağıtıldı ve organ bağışının önemi anlatıldı.
Uzmanından kış mevsimi öncesinde çocuk ve yaşlılar için beslenme uyarısı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 15:39 Uzmanından kış mevsimi öncesinde çocuk ve yaşlılar için beslenme uyarısı Kış mevsimi yaklaşırken bağışıklık sistemini güçlendirmek için sağlıklı beslenmenin kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Uzman Diyetisyen Çağla Begüm Yıldırım, tüm yaş gruplarına yönelik dengeli beslenme önerilerini paylaştı. Özellikle çocuklardan yaşlılara kadar risk grubundakilerin dikkat etmesi gereken noktalara değinen Uzman Diyetisyen Çağla Begüm Yıldırım, "Bağışıklık sistemimizi korumak için yiyecek gruplarını dengeli tüketmek şart" dedi. Yıldırım, kış mevsiminin getirdiği soğuk algınlığı ve enfeksiyon riskine karşı, karbonhidrat, protein ve yağlar gibi temel besin gruplarının yanı sıra vitamin ve mineral eksikliklerini giderecek bir beslenme düzeninin şart olduğunu belirtti. Yıldırım açıklamasında, "Bütün yiyecek gruplarından özenle beslenmeliyiz. Özellikle meyve ve sebze tüketimini artırmak, bağışıklık hücrelerini destekler. Meyvelerde de aşırıya kaçmamak gerekiyor, günlük 2-3 porsiyon yeterli olur" diye konuştu. Yaşlılar, gençler ve kronik rahatsızlığı olan risk gruplarının da bu kurallara uyması gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Yeterli meyve-sebze alımının yanı sıra düzenli spor ve uyku düzeni ihmal edilmemeli. Tempolu yürüyüş ve gecelik 7-8 saat uyku, bağışıklık kalkanımızı güçlendirir. Kışa hazırlık için erken önlem almak, hastalıkları önlemenin en etkili yoludur" ifadelerini kullandı.
"Yemekten sonra gelen titreme, reaktif hipoglisemi habercisi olabilir"
03 Kasım 2025 Pazartesi - 14:46 "Yemekten sonra gelen titreme, reaktif hipoglisemi habercisi olabilir" İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Özellikle şekerli gıdalar tüketildikten sonra ortaya çıkan reaktif hipoglisemi, diyabetin erken bir sinyali olabilir" dedi. Toplumda sıkça karşılaşılan ancak genellikle göz ardı edilen, özellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan ani halsizlik, terleme, titreme ve açlık hissi gibi belirtiler, "reaktif hipoglisemi" adı verilen bir sağlık sorununun habercisi olabilir. Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Manolya Gökrem, diyabeti olmayan kişilerde bile görülebilen bu durumun, kan şekerinin yemekten 2-4 saat sonra normalin altına düşmesiyle karakterize olduğunu belirtti. Uzm. Dr. Gökrem, hastalıkla ilgili dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. "Belirtiler genellikle ağır karbonhidrat yükünden sonra ortaya çıkıyor" Reaktif hipogliseminin, vücudun alınan gıdalara, özellikle de yüksek karbonhidratlı ve basit şeker içeren yiyeceklere karşı aşırı insülin salgılamasıyla tetiklendiğini ifade eden Uzm. Dr. Manolya Gökrem, "Pankreasın bu aşırı tepkisi, kan şekerinin hızla düşmesine neden olur. Bu durum, ’prediyabet’ olarak adlandırılan gizli şekerin veya diyabetin erken bir belirtisi olabileceği gibi, mide ameliyatı geçirmiş kişilerde de görülebilir" dedi. Uzm. Dr. Gökrem, hastaların genellikle "tatlı krizleri" olarak adlandırdığı bu ataklar sırasında yaşadığı yaygın belirtileri şöyle sıraladı: "Ani acıkma hissi, terleme, ellerde titreme, baş dönmesi, bulanık görme, çarpıntı ve konsantrasyon güçlüğü en sık rastlanan şikayetlerdir. Bu belirtiler, kan şekerinin düşmesine vücudun verdiği bir tepkidir." "Altın kural: Yaşam tarzı değişikliği" Reaktif hipoglisemi tanısı konan kişiler için tedavinin temel taşının "yaşam tarzı değişikliği" olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Gökrem, beslenme alışkanlıklarında yapılacak basit ama etkili değişikliklerle bu durumun büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini belirtti. Uzm. Dr. Manolya Gökrem, reaktif hipoglisemi yönetimindeki "altın kuralı" şöyle açıkladı: "Tedavideki altın kuralımız; sık aralıklarla, küçük porsiyonlar halinde beslenmektir. Ana öğünler arasında mutlaka ara öğünler olmalı, mide uzun süre boş bırakılmamalıdır. Basit şeker içeren paketli gıdalar, şekerli içecekler ve beyaz unlu mamuller yerine, kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratlar ve yüksek lifli gıdalar tercih edilmelidir. Her öğünde protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlanması, insülin salınımını dengeleyerek ani düşüşleri engelleyecektir." Uzm. Dr. Gökrem, bu belirtilerin sık ve şiddetli yaşanması durumunda, altta yatan başka bir nedenin araştırılması ve doğru tanının konulması için mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Manisa Şehir Hastanesi 7 yılda 9 milyon poliklinik hastasına hizmet verdi
03 Kasım 2025 Pazartesi - 14:37 Manisa Şehir Hastanesi 7 yılda 9 milyon poliklinik hastasına hizmet verdi Manisalı vatandaşları modern tıbbın imkanlarıyla buluşturan Manisa Şehir Hastanesi kapılarını açtığı 2018’den bu yana 9 milyon 635 bin 411 poliklinik hastasına hizmet verdi. Kurulduğu günden bu yana modern tıbbın tüm imkânlarını Manisa halkıyla buluşturan Manisa Şehir Hastanesi, hasta güvenliği, erişilebilirlik ve kalite odaklı hizmet anlayışıyla 7. yılını gururla kutluyor. 2018 yılında kapılarını açtığı ilk günden bu yana yalnızca bir hastane değil; bilimin ışığında, insanın merkezinde ve güvenin rehberliğinde ilerleyen bir sağlık yuvası haline geldi. 2018 yılında 558 yatak kapasitesiyle hizmete başlayan Manisa Şehir Hastanesi, kısa sürede fiziki ve hizmet kapasitesini artırarak 585 yatağa ulaştı. Bugün yaklaşık 2 bin 475 çalışanı ile Manisa ve çevre illere güvenli, nitelikli ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Manisa Şehir Hastanesi, yalnızca bir sağlık kurumu değil; bölgesel bir sağlık üssü, güvenin ve şifanın merkezi haline geldi. Türkiye’nin sayılı akredite kamu hastanelerinden biri Kalite yolculuğunda örnek gösterilen kurum olan Manisa Şehir Hastanesi, Türkiye Sağlıkta Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilen Türkiye’nin 5. kamu hastanesi unvanını alarak, sağlıkta kaliteyi uluslararası düzeyde tescilledi. Bu belge, hastanenin hasta güvenliği, hizmet kalitesi ve etik değerlere verdiği önemin en somut göstergesi oldu. Manisa Şehir Hastanesi böylece, hem çalışanlarına hem de hastalarına daha güvenli, daha etkin ve sürdürülebilir bir sağlık ortamı sunduğunu belgeledi. 255 bin 934 yatan hastanın tedavisi başarıyla tamamlandı Geçen 7 yıl içinde Manisa Şehir Hastanesi milyonlarca hastaya şifa ve umut oldu. 9 milyon 635 bin 411 poliklinik hastasına hizmet verilirken, 2 milyon 305 bin 430 acil servis başvurusuna hızlı ve etkin müdahale sağlandı, 255 bin 934 yatan hastanın tedavisi başarıyla tamamlandı, 149 bin 863 ameliyat gerçekleştirildi, 1.433 kalp bypass ve 28.899 anjiyo işlemiyle binlerce hastaya yaşam umudu olundu. İnme Merkezi 7 yılda 82 hastaya zamanında ve etkili müdahaleyle hayat kazandırırken, 104 bin 209 kemoterapi ve 253 bin 391 radyoterapi seansı başarıyla tamamlandı. 66 bin 355 diyaliz seansı ile böbrek hastalarına yaşam desteği sağlanırken, 48 bin 861 endoskopi-kolonoskopi işlemi gerçekleştirildi. 31 bin 588 doğumla yeni hayatların ilk nefeslerine tanıklık edilirken, 13 bin 77 evde sağlık hizmetiyle sağlık evlere taşındı. Obezite Merkezi’ne 16 bin 998, Diyabet Okulu’na 17 bin 45, Gebe Okulu’na bin 876, Ebe Polikliniği’ne 5 bin 915, Yara Bakım Polikliniği’ne 4 bin 757, Yaşam Birimi’ne 274 başvuru gerçekleşti. Ayrıca Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) uygulamalarıyla 600 hastaya tedavi hizmeti sunuldu ve hizmete yeni açılan ERCP Ünitesi’nde 44 ileri endoskopik işlem başarıyla gerçekleştirildi. Manisa Şehir Hastanesi, birçok alanda olduğu gibi nörolojik acillerde de fark oluşturuyor. İnme Merkezi, zamanında tanı ve hızlı tedaviyle beyin damar hastalıklarında yaşam kurtaran uygulamaları hayata geçiriyor. Ayrıca ERCP Ünitesi, ileri endoskopik işlemlerle özellikle safra yolu ve pankreas hastalıklarında yüksek başarı oranlarına ulaşarak Ege Bölgesi’nin referans merkezlerinden biri haline geldi. Bu birimler, yalnızca Manisa’ya değil; çevre illerden gelen hastalara da ileri düzey tanı ve tedavi imkanları sunuyor. 7 yılda altyapı, teknoloji ve insan gücü yatırımlarını sürdüren Manisa Şehir Hastanesi, çok sayıda yeniliğe imza attı. GETAT Merkezi, bilimsel temelli tamamlayıcı tıp uygulamalarıyla alternatif tedavi olanağı sunarken; kemoterapi ünitesi, mevcut güçlü altyapısına ek olarak tam otomatik ilaç hazırlama sistemiyle hizmet kalitesini bir adım daha ileriye taşıdı. Obezite Merkezi, Diyabet ve Gebe Okulları, Yara Bakım ve Yaşam Birimleri ile tedavinin ötesinde koruyucu sağlık hizmetleri anlayışını da ön plana çıkardı. Üçüncü basamak sağlık hizmeti veren yapısıyla Manisa Şehir Hastanesi, ileri seviye tedavi gerektiren vakalarda referans kurum konumuna ulaştı. Manisa Şehir Hastanesi, gelecekte de yenilikçi sağlık projeleriyle öncü rolünü sürdürmeyi hedefliyor. Dijital Hastane Dönüşümü Projesi kapsamında yapay zekâ destekli sistemlere geçiş, sağlık turizmi alanında uluslararası hasta kabulü, ayrıca Tüp Bebek Merkezi ve Uyku Merkezi projeleriyle yeni hizmet alanlarının kazandırılması planlanıyor. Bu vizyon, hastanenin yalnızca bugünün değil, geleceğin sağlık ihtiyaçlarına da yanıt verebilecek altyapıya ulaşmasını sağlayacak. "Güven veren, umut aşılayan bir kurum olmayı başardık" Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Saka, kurumun 7. yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada "Manisa Şehir Hastanesi olarak 7 yıldır büyük bir özveriyle, insanı merkeze alan bir anlayışla hizmet veriyoruz. Türkiye’nin 5. akredite kamu hastanesi olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu başarı; hekiminden hemşiresine, teknik personelinden idari ekibine kadar tüm çalışanlarımızın ortak emeği, gayreti ve inancının sonucudur. Sağlıkta kaliteyi sürdürülebilir kılmak ve her geçen gün bir adım daha ileriye taşımak en büyük hedefimizdir. Emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Manisa Şehir Hastanesi, 7 yıldır yalnızca tedavi eden değil, güven veren, umut aşılayan bir kurum olmayı başardı. Bugün ulaştığı her başarı, yarının daha sağlıklı bir Türkiye’sine giden yolda önemli bir basamaktır" ifadelerini kullandı.
Kalp krizi yaşı düşüyor: Genç kalpleri korumak için gerçekçi adımlar
03 Kasım 2025 Pazartesi - 14:29 Kalp krizi yaşı düşüyor: Genç kalpleri korumak için gerçekçi adımlar Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, kalp krizinin artık sadece ileri yaşların değil, gençlerin de ciddi bir sağlık tehdidi haline geldiğini belirterek, yaşam tarzına yönelik önemli uyarılarda bulundu. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de ilk kalp krizi yaşı Avrupa ortalamasına göre daha düşük. Bu da "Ben gencim, bana bir şey olmaz" anlayışının geçerliliğini yitirdiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, genç yaşta kalp krizlerinin artışında stres, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, kötü beslenme ve uyku düzensizliğinin etkili olduğuna dikkat çekiyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, kardiyoloji polikliniğinde 20’li ve 30’lu yaşlarda kalp krizi geçiren hastalarla giderek daha sık karşılaştıklarını belirterek, "Bu tablo kader değil, değiştirilebilir alışkanlıkların bir sonucu. Gençlerin kalp sağlığını koruması için öncelikle sigara, düzensiz uyku ve kötü beslenme alışkanlıklarından uzak durması gerekiyor" dedi. Türkiye’de kalp krizi Avrupa’dan daha genç yaşta görülüyor Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel sözlerine şöyle devam etti: "Araştırmalar, Türkiye’de ilk kalp krizinin Avrupa ortalamasına göre daha erken yaşta görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu durumun temelinde hareketsizlik, sağlıksız beslenme, tütün ürünleri kullanımı, stres, uykusuzluk ve genetik yatkınlık gibi faktörler yer alıyor. Otuz yaşında kalp krizi olur mu? Evet, oluyor. Polikliniğimde artık 30’lu, hatta 20’li yaşlarda kalp krizi geçiren hastalarla daha sık karşılaşıyorum. Bu cümleyi korkutmak için kurmuyorum; tam tersine, kontrolün büyük ölçüde elimizde olduğunu hatırlatmak için kuruyorum. Çünkü kalp krizlerinin önemli bir kısmı, doğru adımlarla önlenebilir. Günümüzde masa başı işler, ekran karşısında geçirilen uzun saatler ve hareketsiz yaşam tarzı, kalp sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Buna bir de fast food alışkanlığı, sigara, nargile ve elektronik sigara gibi zararlı alışkanlıklar eklendiğinde, genç yaşta damar tıkanıklığı kaçınılmaz hale geliyor. Özellikle pandemi sonrası değişen yaşam biçimlerinin de bu tabloyu ağırlaştırmaktadır." Kalp krizini önlemek mümkün: Küçük adımlar, büyük etki Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, "Kalp krizleri bu uyarıları dikkate alanlarda büyük ölçüde önlenebilir. Sigarayı bırakın: Kalp sağlığı için atılacak en etkili adım. Hareketi artırın: Günde 30–40 dakikalık tempolu yürüyüş, asansör yerine merdiven kullanımı gibi basit değişiklikler bile fark oluşturuyor. Beslenmenizi sadeleştirin: Akdeniz tipi beslenme-sebze, meyve, tam tahıl, zeytinyağı ve balık-kalbin dostu. Stresi yönetin, uykuyu düzene sokun: Nefes egzersizleri, hobiler ve düzenli uyku kalp ritmini korur. Enerji içeceklerinden uzak durun: Özellikle spor öncesi yüksek kafein alımı risklidir. Kontrolleri ihmal etmeyin: Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinizi bilin; aile öykünüz varsa erken tarama yaptırın" tavsiyelerinde bulundu. "Belirtileri tanıyın, dakikaları kaybetmeyin" Yücel, "Kalp krizinin sessizce ilerleyebilir özellikle, göğüs ortasında baskı veya yanma, sol kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, ani terleme, mide bulantısı ve nefes darlığı gibi belirtiler varsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurun. Unutmayın ki Kalp krizinde her dakika, kalp kası demektir. Kalp sağlığı bir ömürlük maratondur. Avrupa’ya göre daha genç yaşta kalp kriziyle karşılaşıyor olmamız bir kader değil. Bugün sigarayı bırakmak, akşam yürüyüşüne çıkmak ya da bir saat erken uyumak, yarının büyük farkını oluşturabilir" diyerek sözlerine son verdi.
ESOGÜ Hastanesi’nde Organ Bağışı Standı kuruldu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 14:20 ESOGÜ Hastanesi’nde Organ Bağışı Standı kuruldu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde 3-9 Kasım "Organ Bağışı Haftası" dolayısıyla, ESOGÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Transplantasyon Ünitesi tarafından bilgilendirme standı kuruldu. Etkinliğe Hastane Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Yıldız, Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Murat Ulaş, Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Doç. Dr. Akile Zengin, Dr. Öğr. Üyesi Arda Şakir Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Selim Angın, Uzm. Dr. Ahmet Ümit Cebeci, Hastane Başmüdürü Ayşe Kırcı, Hastane Halkla İlişkiler Sorumlusu Esin Gökalp ve organ nakil koordinatörleri Tarık Uca ile Elif Hiçyılmaz katılarak hastanede yapılan nakiller hakkında bilgi verdiler. Stantta broşür dağıtımının yanı sıra hastalar ve hasta yakınlarına organ bağışı hakkında bilgilendirme yapıldı. Aynı zamanda, organ bağışı yapmak isteyen vatandaşların form doldurmaları sağlandı. Yapılan açıklamada ESOGÜ Hastanesi’nde 2017 yılından bu yana karaciğer ve böbrek nakillerinin gerçekleştiğine dikkat çekilerek, hastaların şifa ile taburcu edildiği ve kontrollerinin düzenli olarak yapıldığı belirtildi. Açıklamada ayrıca organ bağışı konusunda toplumsal bilinçlenmenin önemine dikkat çekilirken, her geçen gün daha fazla bağış beklendiği ve bir organın bir hayat olduğu ifade edildi.
Çocuk bağışıklığı takviyelerle değil, sağlıklı beslenmeyle güçleniyor
03 Kasım 2025 Pazartesi - 13:44 Çocuk bağışıklığı takviyelerle değil, sağlıklı beslenmeyle güçleniyor Kış aylarında çocuklarda sık görülen hastalıklar, aileleri çözüm arayışına itiyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocukların bağışıklığını artırmak için vitamin ve mineral takviyelerine yönelmenin tek başına yeterli olmadığını belirterek, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine dikkat çekti. Kış mevsiminin güzel yanları olduğu kadar, hastalık gibi bir gerçeği de var. Bu nedenle özellikle okul çağında çocuğu olan ebeveynler, çocuklarının hastalıklara karşı daha dirençli olması adına bu mevsimde çeşitli takviyelere yönelebiliyor. Söz konusu vitamin ve mineral takviyelerinin uzman kontrolü olmadan alınmasının doğru olmadığını dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, ebeveynlere uyarılarda bulundu. Çocuklarda güçlü bağışıklık için sürdürülebilir yöntemlere başvurulmasında fayda olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu konuda en doğru yöntemin sağlıklı beslenmek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Sözmen, "Gelir geçer şeylerden fayda beklemek yerine, çocukların mevsim meyve ve sebzelerini tüketmeleri sağlanabilir. Ayrıca Akdeniz diyetine uygun beslenmek bağışıklığa katkı sunabilir. Bunun yanında haftada 3 gün balık tüketiminin de bağışıklığa olumlu etki ettiği biliniyor. Özetle birkaç kez alınmış takviyelerden ve farklı gıdalardan fayda beklemek yerine düzenli ve sağlıklı beslenmek, çocuk sağlığı açısından daha faydalı olacaktır. Tüm bunların yanında çocukların büyüme ve gelişimine fayda sağlayan vitamin ve minerallerin de bir uzman kontrolünde alınması destekleyici olabilir" açıklamasını yaptı. Çok sık hastalanıyorsa bir alerji testi yaptırın Üst solunum yollarından çok sık hastalanan ve de hastalığın iyileşme süresi uzayan çocuklar için bir alerji testi yapılmasında yarar olduğunu aktaran Sözmen, alerji belirtilerinin grip gibi viral enfeksiyon belirtileri ile karıştırılabildiğinden çoğu çocuğa yanlış tedavi uygulanabildiğini ifade etti. Prof. Dr. Sözmen, "Mesela bir virüsün başlattığı burun tıkanıklığı, alerjisi olmayan bir çocukta 3-5 günde geçebilirken, temelde bir alerjisi olan bir çocukta basit bir üst solunum enfeksiyonu haftalarca sürebilecek burun tıkanıklığına ya da öksürüğe neden olabilir. O nedenle çocuklara, mevsimsel alerjik rinit tanısının konulması sadece o mevsimde yaşam kalitesini yüksek geçirmesini sağlamaz, aynı zamanda bu tanı konulduğu için çocuk kışı daha rahat geçirebilir" ifadelerini kullandı. Son olarak çocuklarda grip aşısı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocuklarda grip aşısının önerildiğini özellikle de alerjisi olan çocuklara grip aşısını her yıl yaptırılmasının tavsiye edildiğini belirtti.
Kocaeli’deki sağlık odalarından "Tek Dünya Sağlık" günü mesajı
03 Kasım 2025 Pazartesi - 13:41 Kocaeli’deki sağlık odalarından "Tek Dünya Sağlık" günü mesajı Kocaeli’de, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü dolayısıyla sağlık meslek odaları ortak basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Kocaeli Diş Hekimleri Odası Başkanı Meltem Çağın Alkan Yıldırım, Kocaeli Eczacı Odası Başkanı Mustafa Ezer, Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı ve Kocaeli Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Ülkü Başdaş’ın bir araya geldiği açıklamada, çevreyi korumanın aynı zamanda halk sağlığını korumak anlamına geldiği vurgulandı. Ayrıca, "Tek Sağlık" yaklaşımının, sağlığın yalnızca insanla sınırlı olmadığı, doğanın ve hayvanların da bu bütünün ayrılmaz parçası olduğu belirtildi. "Önemli bir farkındalık günüdür" Diş Hekimleri Birliği Başkanı Meltem Çağın Alkan Yıldırım, dünya genelinde artan salgın hastalıkların, iklim değişikliği, gıda güvenliği sorunları ve çevresel tehditlerin; insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilmeyeceğini gösterdiğine dikkati çekti. Yıldırım, "Bu nedenle 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü, sağlık alanındaki tüm disiplinlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini hatırlatan önemli bir farkındalık günüdür. Tek Sağlık yaklaşımı, insan sağlığını, hayvan sağlığını ve çevre sağlığını bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak kabul eder. Günümüzde ortaya çıkan enfeksiyon hastalıklarının önemli bir bölümünün hayvanlardan insanlara bulaşabilen zoonotik hastalıklar olduğu gerçeği, bu yaklaşımın önemini artırmaktadır" dedi. "Bilimsel temelden sapılmamalı" Salgın, gıda güvenliği ve ekosistem bozulmasının çözümünün, tüm sağlık mesleklerinin birlikte ve bilimsel temelde çalışmasından geçtiğini ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, antimikrobiyal dirençle mücadele stratejilerinin uygulanması ve çevresel sürdürülebilirliğin tüm politikalarda önceliklendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu bilimsel gereklilikler ışığında, sağlık hizmetlerinin niteliğini zayıflatabilecek yasal düzenlemelerden de kaçınılmalıdır. 17 Ekim 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ‘Vergi Kanunları ile Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı KHK’da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde yer alan ve sağlık mesleklerinin yetki ve görev alanlarını olumsuz etkileyebilecek düzenlemeleri kaygıyla takip ediyoruz. Sağlık hizmetleri; sorumluluğu yüksek, uzmanlık gerektiren alanlardır. Bu alanlarda yapılacak her değişiklik, bilimsel temele, meslek örgütlerinin görüşlerine ve halk sağlığının üstün yararına dayanmalıdır. Sağlık mesleklerinin yetkilerinin zayıflatılması, sadece meslek mensuplarını değil, doğrudan toplum sağlığını riske atmaktadır." "Tek Sağlık anlayışının kurumsal olarak güçlendirilmesi için beraber çalışmaya devam edeceğiz" Tek Sağlık yaklaşıma değinen Yıldırım, "Toplum sağlığını güçlendirecek politika ve düzenlemeler üretmek yerine, sağlık mesleklerinin değerini azaltacak ve işleyişi zorlaştıracak girişimler, Tek Sağlık hedefine zarar vermektedir. Bizler, Kocaeli’de görev yapan hekimlerin, diş hekimlerinin, eczacıların ve veteriner hekimlerin temsilcileri olarak, Tek Sağlık anlayışının kurumsal olarak güçlendirilmesi, sağlık hizmetlerinin niteliğinin korunması ve geliştirilmesi için birlikte çalışmaya devam edeceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz" diye konuştu.
Bayburt Devlet Hastanesine Ekim ayında 46 bin 89 kişi başvurdu
03 Kasım 2025 Pazartesi - 12:58 Bayburt Devlet Hastanesine Ekim ayında 46 bin 89 kişi başvurdu Bayburt Devlet Hastanesi, Ekim ayına ilişkin hasta sayısını açıkladı. Açıklanan verilere göre, Ekim ayında toplam 46 bin 89 hasta muayene edildi. Geçen ay hastanede 45 bin 55 kişi muayene edilmişti. Bu ay ise bir önceki aya göre hasta sayısında artış yaşandı. Poliklinik bazında en fazla başvuru geçen ay olduğu gibi yine iç hastalıkları polikliniğine yapıldı. Bu polikliniği, ortopedi ve çocuk poliklinikleri takip etti. 01-31 Ekim tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şu şekilde; Uzman Aile Hekimliği: Bin 451 Anestezi Polikliniği: 254 Beyin Cerrahi: Bin 600 Cildiye Polikliniği: 568 Çocuk Cerrahisi: 191 Çocuk Polikliniği: 2 bin 656 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 346 Enfeksiyon Hastalıkları: 514 Fizik Tedavi Polikliniği: Bin 873 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 935 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 141 Göğüs Hastalıkları: Bin 268 Göz Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 533 İç Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 795 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 386 Kalp Damar Cerrahisi: 385 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 50 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: Bin 314 Nöroloji Polikliniği: Bin 188 Ortopedi Polikliniği: 2 bin 998 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: 806 Üroloji Polikliniği: Bin 47 Acil servis hastası: 14 bin 172 Yapılan Ameliyat Sayısı: 233 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 66 Yapılan Endoskopi Sayısı: 130 Yapılan Kolonoskopi Sayısı: 28 Yapılan Bronkoskopi Sayısı: 6 Yapılan Anjiyo Sayısı: 73 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 21 Toplamda; Acil Servis: 14 bin 172 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 46 bin 89 MHRS randevulu hasta sayısı 11 bin 972, MHRS dışı ayaktan hasta sayısı ise 19 bin 945 olarak açıklandı. Acil servis başvurularıyla birlikte toplam ayaktan bakılan hasta sayısı 46 bin 89’a ulaştı.