Son Dakika
|
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
İzmir’de parkta 2 yaşındaki çocuğa bıçakla saldıran şüpheli tutuklandı
Pakistan'da 6,3 büyüklüğünde deprem
Gaziantep’te 4 yaşındaki Asiye Ateş’e pitbull saldırısı davasında karar
10 yıldır aranan FETÖ üyesi çatı katında yakalandı
Putin'den Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
İran, ABD’ye ait A-10 savaş uçağının vurulma görüntüsünü yayınlandı
Bursa’da apartman dairesinde çıkan yangın, mahalleyi ayağa kaldırdı
Fenerbahçe, ligin son virajına derbi galibiyetiyle girmek istiyor
Van’da 5.2 büyüklüğünde deprem: Sarsıntı anı kamerada
İran’ın İsrail’e gerçekleştirdiği son füze saldırıları, bir binada kısmi yıkıma yol açtı
Esenyurt’ta hamile kadın doğum esnasında hayatını kaybetti, yakınları hastaneyi bastı
Boğaz’da gemi arızası: Trafik çift yönlü askıya alındı
SAĞLIK
Iğdır Üniversitesi’nde bir ilk: Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant tedavisi başladı
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:56:31
Iğdır Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde ilk implant tedavisi başarıyla gerçekleştirildi. Uygulama, üniversite sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Iğdır Üniversitesi Şehit Bülent Yurtseven Kampüsü’nde geçtiğimiz yıl hizmete açılan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetine daha imza attı. Hastanede ilk kez implant tedavisi uygulanarak, bölgedeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yeni bir boyut kazandırıldı. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenk Fatih Çanakçı tarafından gerçekleştirilen operasyon, modern tıbbi ekipmanlar ve güncel teknikler kullanılarak başarıyla tamamlandı. Yapılan uygulamanın, hastanenin cerrahi kapasitesinin gelişimi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi. Hastanede ilk kez yapılan implant tedavisiyle ilgili konuşan Prof.Dr. Cenk Fatih Çanakçı, uygulamanın üniversite için bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugünkü vakamızda dikişsiz ve immediat yöntemiyle 6 adet implant uyguladık. Üniversitemizde bir ilk. Bu ilk basamağımızdı. Bundan sonra daha ileri cerrahi işlemleri de hastanemizde rutin hale getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:41
Iğdır Üniversitesi’nde bir ilk: Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant tedavisi başladı
Iğdır Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde ilk implant tedavisi başarıyla gerçekleştirildi. Uygulama, üniversite sağlık hizmetlerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Iğdır Üniversitesi Şehit Bülent Yurtseven Kampüsü’nde geçtiğimiz yıl hizmete açılan Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetine daha imza attı. Hastanede ilk kez implant tedavisi uygulanarak, bölgedeki ağız ve diş sağlığı hizmetlerine yeni bir boyut kazandırıldı. Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cenk Fatih Çanakçı tarafından gerçekleştirilen operasyon, modern tıbbi ekipmanlar ve güncel teknikler kullanılarak başarıyla tamamlandı. Yapılan uygulamanın, hastanenin cerrahi kapasitesinin gelişimi açısından önemli bir adım olduğu belirtildi. Hastanede ilk kez yapılan implant tedavisiyle ilgili konuşan Prof.Dr. Cenk Fatih Çanakçı, uygulamanın üniversite için bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Bugünkü vakamızda dikişsiz ve immediat yöntemiyle 6 adet implant uyguladık. Üniversitemizde bir ilk. Bu ilk basamağımızdı. Bundan sonra daha ileri cerrahi işlemleri de hastanemizde rutin hale getirmeyi amaçlıyoruz" dedi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:36
Bu proje ile doğada ruhsal ve psikolojik iyileşmeye katkı sağlanacak
Kastamonu Üniversitesi’nin yürütücülüğünde hayata geçirilen proje ile genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşları doğa temelli eğitim programı aracılığıyla desteklenecek. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi yürütücülüğünde hazırlanan "EcoBalance - Doğa Yoluyla Fiziksel ve Ruhsal Sağlık" başlıklı proje, Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülen KA154-YOU Gençlik Katılımı Etkinlikleri çerçevesinde 21 bin 633 avro hibe almaya layık görüldü. Projenin yürütücülüğünü Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. E. Nihal Lindberg üstlenirken, proje ekibinde Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Önder Tor, Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ahmet Rıfat Kayış ve Dr. Öğretim Üyesi Murat Konuk ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Senem Yetgin yer alıyor. Projede İrlanda’dan Munster Technological University, Slovakya’dan Technical University in Zvolen ve Türkiye’den Orman Genel Müdürlüğü, Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Derneği ise ortak kurumlar olarak yer alıyor. 10 ay sürecek EcoBalance Projesi, genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını doğa temelli ve yapılandırılmış bir eğitim programı aracılığıyla desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında katılımcıların doğayla sürdürülebilir bağlar kurmaları teşvik edilirken bireysel dayanıklılıklarının artırılması hedefleniyor. Katılımcılar ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir yaşam pratiklerine ilişkin bilgi edinmenin yanı sıra, insan ve doğa etkileşiminin bireysel ve toplumsal iyi oluş üzerindeki etkilerine dair farkındalık kazanacak. Program süresince katılımcılara doğada güvenli yaşam, ilk yardım, takım çalışması, liderlik ve problem çözme gibi uygulamalı eğitimler verilecek. Ayrıca orman banyosu, mindfulness ve doğa temelli terapi uygulamalarıyla katılımcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarının güçlendirilmesi planlanıyor. EcoBalance Projesi, Kastamonu Üniversitesi’nin "ormancılık ihtisas" alanı doğrultusunda nitelikli birey yetiştirme, disiplinlerarası iş birliklerini güçlendirme ve ulusal ile uluslararası düzeyde sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturan proje, bilimsel ve toplumsal açıdan önemli çıktılar üretmeyi amaçlıyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, projenin kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kastamonu Üniversitesi’nin doğa ve ormancılık alanındaki akademik birikiminin uluslararası projelerle daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizin ormancılık ihtisaslaşma vizyonu doğrultusunda geliştirilen EcoBalance Projesi, gençlerin doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan önemli bir girişimdir. Disiplinlerarası iş birliklerini artıran bu tür projeler hem öğrencilerimizin gelişimine katkı sunmakta hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine üniversitemizin güçlü bir akademik destek vermesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:01
Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sintigrafi Ünitesi yenilenen yüzüyle hizmete girdi
Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Sintigrafi Ünitesi, yenilenen ve modernize edilen alanında hizmet vermeye başladı. Gelişmiş teknolojik altyapı ve konforlu fiziki şartlarla donatılan ünitede, hastalara daha hızlı, güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Yanarateş ünitenin yeniden hizmete alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada, yapılan denetimlerin ardından gerekli lisansın alındığını ve hasta kabulüne başlandığını belirtti. Ünitede şu an bir adet kamera cihazının bulunduğunu ifade eden Yanarateş, özellikle kardiyoloji polikliniğinde muayene olan hastalara yönelik kalp sintigrafisi çekimlerinin yoğunlukta olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra kemik, böbrek, tiroid ve paratiroid gibi organlara yönelik fonksiyonel görüntülemelerin de gerçekleştirildiğini aktaran Yanarateş, radyoaktif maddelerle yapılan bu işlemlerin tanı sürecine önemli katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca hipertiroidi tanısı konulan hastalara ayaktan radyoaktif iyot tedavisinin de uygulanabildiğini dile getirdi. Yeni açılan ünitenin onkoloji polikliniği karşısında hizmet verdiğini belirten Yanarateş, ünitenin hizmete açılmasında emeği geçenlere teşekkür ederek tüm hastalara acil şifalar diledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
03 Nisan 2026 Cuma- 09:56
Kanser tedavisinde yeni dönem: Akıllı radyoterapi
3
02 Nisan 2026 Perşembe- 09:49
Ağrı’da sağlık yatırımları sahada incelendi
4
03 Nisan 2026 Cuma- 09:54
Meme kanseri hastaları doktorlarıyla bowling pistinde buluştu
5
03 Nisan 2026 Cuma- 14:00
Gördes Huzurevi’nde hem sağlık taraması hem moral etkinliği
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:08
Emniyet personeli, organ bağışı konusunda bilinçlendi
Bursa’da organ bağışına dikkat çekmek için çeşitli kurum ve kuruluşlara yönelik farkındalık çalışmaları devam ediyor. Bursa Organ ve Doku Bölge Koordinatörlüğü, Bursa İl Emniyet Müdürlüğü personeline yönelik organ bağışı farkındalığı eğitimi düzenledi. Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Konferans Salonu’nda iki oturum halinde gerçekleştirilen eğitime toplamda 230 Personel katıldı. Eğitimde Bursa Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan tarafından "Beyin ölümü teşhisi ve anahtar kavramlar" konulu sunumu yapıldı. Ardından Bölge Koordinasyon Merkezi çalışanlarından Müjgan Öztürk, "Organ nakli mevzuatı" sunumuyla organ naklinin hukuki boyutu hakkında önemli bilgiler verirken, Yasemin Geçgil ise Türkiye’deki organ nakli sistemini işleyişini "Ulusal koordinasyon sistemi ve organ dağıtım ilkeleri" konulu sunumunda anlattı. Eğitim sonunda bağış standı açılarak, organ bağışı yapmak isteyen emniyet personellerine Organ Bağış Kartı düzenlendi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:36
Sosyal medyada ’mükemmel hayat’ gösterimine maruz kalanlarda depresyon ortaya çıkıyor
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Selçuk Özdin, sosyal medya bağımlılığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Özdin, sosyal medyada sürekli "mükemmel hayat" paylaşımlarına maruz kalan kişilerin zamanla kendilerini yetersiz hissetmeye başladıklarını belirterek, bu durumun özgüven kaybı ve depresyon gelişimine yol açabileceğini söyledi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:28
Bilecik’te Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günde 10 hastaya hizmet verebilecek kapasiteli Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bilecik’te ilk evresi ile birlikte tümör ve kanserin incelenmesi, teşhis ve yayılımının kontrolü ile cerrahi, kemoterapi, radyopterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik ilaç yöntemleri başta olmak üzere kanser tedavisini planlayan ve uygulayan tıp dalı olan Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bu uzmanlık alanları belirli kanser türlerine tedavi yöntemlerine veya hasta gruplarına odaklandığı anlatan İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzman Doktor Nurbanu Orhan, "Tıbbi Onkoloji Kliniği olarak amacımız; kanser hastalarının tanı, tedavi ve takip süreçlerinde yol göstermek, aydınlatmak, hastalarımızın sağlıklarına kavuşmasını sağlamak ve bu süreçte olabildiği kadar yanlarında olmaktır. Bildiğiniz üzere, bölgemizde ilk defa Tıbbi Onkoloji Kliniği kurulmaktadır. Bu amaçla bizler de geldiğimiz günden itibaren kanser hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini geliştirmek ve ilerletmek amacıyla İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastane yönetimimiz ile koordineli bir şekilde, kanser hastalarımızın tedavileri için hastanemiz bünyesinde mevcut bulunmakta olan kemoterapi ünitemizi geliştirmek, büyütmek ve ekibimizi genişletmek amaçlı çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz" dedi. "Bu imkanlarımız ile birlikte çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz" Dr. Nurbanu Orhan, bölüm hakkında bilgi vererek, "Bu anda 8 koltuk kapasitesi ile birlikte günlük yaklaşık 10 civarındaki hastamızın tedavilerini yürütebilmekteyiz. Hastanemiz kemoterapi eczanesinde çoğu ilaçlarımızın teminini sağlamış bulunmaktayız. Gerek kemoterapi ilaçlarımız, gerek hedefe yönelik tedavilerimiz, immünoterapilerimiz başta olmak üzere kanser hastaları için kullanabileceğimiz çoğu ajanların teminini hastanemiz bünyesinde sağlamış bulunmaktayız. Bu imkanlarımız ile birlikte, çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz. Amacımız; öncelikle hastalarımızın maksimal imkanlar ile bölge dışına çıkma ihtiyacı duymadan kanser tedavilerini ve takiplerini sağlamaktır. Bu yol boyunca, elimizden geldiği ve bilimin bize güncel bilgiler ışığında yol gösterdiği şekilde hekim olarak, hayat için bilimin izinde yol almayı hedefliyorum" diye konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:25
Bilecik’te Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde günde 10 hastaya hizmet verebilecek kapasiteli Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bilecik’te ilk evresi ile birlikte tümör ve kanserin incelenmesi, teşhis ve yayılımının kontrolü ile cerrahi, kemoterapi, radyopterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik ilaç yöntemleri başta olmak üzere kanser tedavisini planlayan ve uygulayan tıp dalı olan Tıbbi Onkoloji Bölümü hizmete açıldı. Bu uzmanlık alanları belirli kanser türlerine tedavi yöntemlerine veya hasta gruplarına odaklandığı anlatan İç Hastalıkları Ve Tıbbi Onkoloji Uzman Doktor Nurbanu Orhan, "Tıbbi Onkoloji Kliniği olarak amacımız; kanser hastalarının tanı, tedavi ve takip süreçlerinde yol göstermek, aydınlatmak, hastalarımızın sağlıklarına kavuşmasını sağlamak ve bu süreçte olabildiği kadar yanlarında olmaktır. Bildiğiniz üzere, bölgemizde ilk defa Tıbbi Onkoloji Kliniği kurulmaktadır. Bu amaçla bizler de geldiğimiz günden itibaren kanser hastalarımızın tanı ve tedavi süreçlerini geliştirmek ve ilerletmek amacıyla İl Sağlık Müdürlüğümüz ve hastane yönetimimiz ile koordineli bir şekilde, kanser hastalarımızın tedavileri için hastanemiz bünyesinde mevcut bulunmakta olan kemoterapi ünitemizi geliştirmek, büyütmek ve ekibimizi genişletmek amaçlı çalışmalarımızı devam ettirmekteyiz" dedi. "Bu imkanlarımız ile birlikte çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz" Dr. Nurbanu Orhan, bölüm hakkında bilgi vererek, "Bu anda 8 koltuk kapasitesi ile birlikte günlük yaklaşık 10 civarındaki hastamızın tedavilerini yürütebilmekteyiz. Hastanemiz kemoterapi eczanesinde çoğu ilaçlarımızın teminini sağlamış bulunmaktayız. Gerek kemoterapi ilaçlarımız, gerek hedefe yönelik tedavilerimiz, immünoterapilerimiz başta olmak üzere kanser hastaları için kullanabileceğimiz çoğu ajanların teminini hastanemiz bünyesinde sağlamış bulunmaktayız. Bu imkanlarımız ile birlikte, çoğu hastalarımızın aktif tedavilerini yürütebilmekteyiz. Amacımız; öncelikle hastalarımızın maksimal imkanlar ile bölge dışına çıkma ihtiyacı duymadan kanser tedavilerini ve takiplerini sağlamaktır. Bu yol boyunca, elimizden geldiği ve bilimin bize güncel bilgiler ışığında yol gösterdiği şekilde hekim olarak, hayat için bilimin izinde yol almayı hedefliyorum" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:23
Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çevik’e "TEB Eczacılık Akademisi Teşvik Ödülü"
Türk Eczacıları Birliği (TEB) Eczacılık Akademisi tarafından düzenlenen törenle "TEB Eczacılık Akademisi 2025 Yılı Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri" sahiplerini buldu. TEB tarafından her yıl eczacılık bilimine önemli katkılar sunan akademisyenleri onurlandırmak amacıyla verilen Eczacılık Akademisi Teşvik Ödülü’ne, jüri tarafından alınan karara göre bu yıl Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ulviye Acar Çevik layık görüldü. Törene Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yusuf Özkay, Eczacılık Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Sinem Ilgın da katıldı. Doç. Dr. Ulviye Acar Çevik, medisinal kimya alanında yürüttüğü ilaç tasarımı, moleküler doking ve yapı-aktivite ilişkileri üzerine yoğunlaşan çalışmalarıyla, özellikle antikanser, antimikrobiyal, antidiyabetik ve nöroprotektif potansiyele sahip yeni birşeliklerin geliştirilmesine öncülük etti. Bilimsel üretkenliği, disiplinler arası bakış açısı ve yenilikçi araştırma yaklaşımıyla tanınan Doç. Dr. Çevik, uluslararası düzeyde yayımlanmış makaleleri, bildirileri, projeleri, patentleri ve aldığı ödüllerle Türk eczacılık bilimlerinde kendine özgü ve saygın bir yer edindi. Ayrıca, genç araştırmacılara ilham veren akademik duruşu ve araştırma liderliğiyle alanında örnek gösterilen bir bilim insanı oldu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:11
Kan kanserlerinde tedavi başarısı artıyor
Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi’nde konuşan Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve kan kanseri tedavilerinde son yıllarda önemli gelişmeler kaydedildiğini belirterek, "Özellikle yüksek riskli hastalarda akıllı ilaçlarla tam yanıt oranları arttı. CAR-T tedavisiyle dirençli hastaların yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız hayat elde edilebiliyor" dedi. Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında katılımcılara bilgi veren Türk Hematoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Özgür Mehtap, lenfoma ve lösemi tedavilerine ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. "Akıllı ilaçlar ön plana çıkmaya başladı" Lenfoma tedavisinde son 10 yılda büyük ilerlemeler kaydedildiğini vurgulayan Prof. Dr. Özgür Mehtap, "Özellikle erken relaps yapan, ilk tedaviye cevap vermeyen yüksek riskli hastalarda ‘spesifik antikor’ dediğimiz akıllı ilaçlar kullanılmaya başlandı. Bunlarla çok iyi kür oranları, tam yanıt oranları elde edilmeye başlandı" şeklinde konuştu. "CAR-T ile yaşam süresi ciddi şekilde uzadı" Hücre temelli immünoterapiler arasında yer alan CAR-T tedavisinin başarısına dikkat çeken Mehtap, "Eskiye göre, CAR-T tedavisiyle hastalarda büyük bir hayat elde ediliyor. Örneğin; ilk tedaviye dirençli olan hastalarda yaşam süresi yaklaşık 6 ay iken ya da ilk 1 yıl içerisinde nüksetmiş hastalarda 6 ay iken, bu tedavilerle bu hastaların yaklaşık yüzde 40-50’sinde tam yanıt elde edilip, bunların da yüzde 60 kadarında 5 yıllık hastalıksız yaşam elde edildi. Dolayısıyla geçmişe göre çok daha iyi yerlerdeyiz" dedi. "Kronik lösemilerde yaşam normal yaşam süresine yaklaştı" Kan kanserlerinde tedavi yönetiminin hastalığın türüne göre değiştiğini belirten Prof. Dr. Mehtap şunları söyledi: "Kronik lösemilerde elimiz şu anda çok iyi. Hastalar neredeyse kendi yaş grubuyla aynı süre içerisinde yaşıyorlar. Hem toksisite açısından kemoterapiden uzaklaşılmış tedaviler var. Gerek KML (Kronik Miyeloid Lösemi), gerek KLL’de eskisine göre çok iyi durumdayız." "Akut lösemilerde hedefe yönelik tedaviler umut veriyor" Akut lösemilerde ise genetik özelliklerin tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurgulayan Mehtap, şu değerlendirmede bulundu: "Akut lösemilerde yeni tedaviler var. Venetoklaks gibi BCL-2 inhibitörlerinin tedaviye girmesiyle akıllı ve hedefe yönelik seçenekler arttı. FLT3 mutasyonuna yönelik tedaviler gibi spesifik tedaviler sayesinde yaşam süreleri eskiye göre belirgin şekilde arttı. Eğer iyi genetik risk faktörleri varsa ya da hedefe yönelik tedavi seçeneği mevcutsa başarılı sonuçlar alıyoruz. Dolayısıyla hastayı bireysel özelliklerine göre ele almak gerekiyor."
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:06
Lösemi artık korkutucu bir hastalık değil
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, löseminin eskiden olduğu gibi korkutucu bir hastalık olmadığını, gelişen teknoloji ve yeni yöntemlerle tedavide başarı oranlarının oldukça yükseldiğini belirterek, "Elbette yüzde 10’luk hasta grubunun tedaviye dirençli olması mümkün ancak bu hastalar için de yenilikçi tedavilere yöneliyoruz" dedi. Lösemili Çocuklar Haftası vesilesi ile lösemi hastalığını, tanı ve tedavi yöntemlerini anlatan Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, kanserin dünyada yaygın görülen bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen çocukluk çağı kanserlerini lösemilerin oluşturduğunu anlatan Özdemir" Lösemi kemik iliğinde kan hücrelerinin üretimini sağlayan kök hücrelerden gelişen malign bir hastalık. Bu malignitenin gelişme nedeni ise hala tam olarak bilinmiyor. Ancak kansere neden olan belirli mutasyonlar olduğunu biliyoruz. Virüs enfeksiyonları, radyasyon, kullanılan ilaçlar, gıdalarla aldığımız doğayı kirleten bir takım maddeler gibi etkenlerin neden olabileceği mutasyonlar bu hücrelerin ölümsüzleşmesine sebep oluyor ve kemik iliğini istila ediyorlar. Sonuç olarak bu hücreler normal fonksiyon gören hücreler olmadığı için kemik iliğinde işe yaramayan milyonlarca, milyarlarca hücre üretilmiş oluyor. Bu hücreler organ ve dokulara yerleşerek oradaki hücrelerin de fonksiyonlarını bozuyorlar ve löseminin klinik tablosu ortaya çıkıyor. Löseminin klinik tablosunda ateş, bacak ve kemik ağrıları, kilo kaybı, özellikle boyunda büyümüş lenf bezleri görebiliyoruz. Lösemilerin birçok tipi var ama temelde iki tip lösemi görüyoruz. Bunlar akut lenfoblastik ve akut miyeloblastik lösemiler. En çok lenfoblastik lösemileri, sıklıkla 2-5 yaş aralığında görüyoruz. Ayrıca çocuklarda ilaveten morluklar, diş eti kanamaları, burun kanaması, halsizlik ve solgunluk bulguları da eşlik ediyor olabilir. Bu gibi şikayetleri olan çocuklarımızı derhal doktora götürmemiz gerekiyor" diye konuştu. Lösemi artık korkutucu bir hastalık değil Lösemilerin eskiden korkutucu kanserler grubunda olduğunu, ancak günümüzde ilerleyen teknoloji ve yeni tedavi yöntemleri, destekleyici tedaviler ile bu hastaların yüzde 90’ınin tamamen iyileşme şansına sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, "Tabii ki bu iyileşmeyi medikal tedavi ile sağlıyoruz ancak, bu hastaların ve ailelerinin sosyal ve psikolojik anlamda desteklenmeye çok ihtiyacı var" dedi. Tanıda hastalığın öyküsünün, fizik muayenenin, kan tahlillerinin, kemik iliği tahlillerinin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Özdemir, her hastaya aynı tedavinin uygulanmadığının altını çizdi ve düşük, orta ve yüksek risk durumlarına göre tedavi sürecinin şekillendiğini anlattı. Prof. Dr. Özdemir, tedavisi yaklaşık iki yıl süren Lösemi hastalığının eskiden olduğu gibi korkutucu bir hastalık olmadığını, başarı oranlarının oldukça yüksek olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftasında yapılan etkinliklerin toplumda hastalığa yönelik farkındalık oluşturmak bakımından taşıdığı öneme de değindi. Gerçekleştirdikleri farkındalık haftası etkinliklerinden de bahseden Özdemir, löseminin bulaşıcı bir hastalık olmadığına dikkat çekerek bu çocukların ve ailelerin toplumda dışlanmayarak desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:44
Çocuklarda gribin neden olduğu 4 sağlık sorununa dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. Sonbahar aylarında çocuklar arasında yaygın olarak görülen grip doğru tedavi edilmediğinde önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Çocuklarda genellikle hafif seyreden viral bir hastalık olan grip; aniden ortaya çıkan ateş, burun akıntısı, boğaz ve kas ağrısı gibi şikayetlerle kendini belli ediyor. Bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ise hastalık daha ağır seyredebiliyor. Bu nedenle çocuklardan hastalığın neden olabileceği sorunların oluşmasını engellemek için grip aşısı öneriliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Samet Özer, çocuklarda grip ve tedavi yöntemleri ile ilgili bilgi verdi. "Bulaşıcılık seviyesi yüksek" Özer, "Viral bir enfeksiyon olan grip (influenza), akciğerdeki hava yollarını olumsuz yönde etkileyebilen ve bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır. Mevsim geçişlerinde öksürük ile başlar ve yüksek ateş, kırgınlık, eklem ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıkar. Havaların soğumasıyla yaygınlaşan grip çocuklarda çoğu zaman bir haftadan kısa bir süre devam eder. Bağışıklığı düşük olan çocuklarda ise tablo daha ağır seyredebilir ve hastaneye yatış gerekebilir. Grip bu çocuklarda akciğer enfeksiyonuna yani zatürreye yol açabilir" diye konuştu. "A ve B tipi ağır seyrediyor" Doç. Dr. Özer, "A ve B tipi grip virüsleri sonbahar aylarında yaygın hastalıkların nedenidir. Bu iki virüs daha çok insanları etkilemekte ve özellikle kronik hastalığı olan çocukların tedavisinin hastanede yürütülmesi gerekebilmektedir. Grip virüsünün hala günümüzde etkili olmasının en önemli nedeni ise virüslerin sık sık mutasyona uğraması yani değişmesidir. Bu da insanların her yıl yeni bir virüs türü nedeniyle hastalanması anlamına gelir" dedi. "Yakın temas bulaş nedeni" Yakın temasın bulaşın nedeni olduğunu kaydeden Özer, "Çocuklara grip virüsü, hapşırma veya öksürme sonucu solunum yoluyla bir başkasına geçmektedir. Genellikle virüsün yakın temas nedeniyle okul ve kreş gibi kapalı ortamlarda bulaşıcılığı yüksektir. Çocuktan çocuğa geçen virüs ayrıca kapı kolları, oyuncaklar ve kalem gibi eşyaların yüzeylerinde bulunabilir. Çocuklar enfekte bir kişinin dokunduğu yüzeye temas edip ardından ağzına, burnuna veya gözlerine dokunarak grip virüsünü vücuduna alabilir. Başkalarını enfekte etme riski genellikle hastalığın 5 ya da 7. günü gerçekleşir. Bulaşıcılığın en üst seviyede olduğu dönem belirtiler başlamadan önceki ilk 24 saattir" ifadelerini kullandı. "Solunum yolu hastalığı gibi başlıyor" Gribin solunum yolu hastalığı gibi başladığını kaydeden Doç. Dr. Samet Özer, "Çocuklarda grip bir solunum yolu hastalığı olarak başlar. Zamanla tüm vücudu etkileyen virüs, "39 ile 40 derece arasındaki seyreden yüksek ateş, şiddeti yüksek vücut ağrısı, baş ve boğaz ağrısı ile beraber yorgunluk, burun akıntısı ve burun tıkanıklığıyla beraber başlayan öksürük, bulantı, kusma ve artan ishal seviyesi" gibi belirtilerle ortaya çıkar. Özellikle 5 yaşından küçük, kronik sağlık sorunları olan çocuklarda grip ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu çocuklar yüksek risk altında olduğundan, gribi önlemeye yardımcı olmak, gribin beraberinde gelebilecek rahatsızlıklardan onları korumak ve hayati riski azaltmak için mevsimsel grip aşısı uygulanması önemlidir. Bu yaş grubundaki çocuklarda grip kaynaklı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Zatürre: Akciğerlerin enfeksiyondan etkilenmesi sonucunda tehlikeli bir durum ortaya çıkar. Dehidratasyon: Vücudun hastalık nedeniyle çok fazla sıvı ve tuz kaybetmesi tabloyu ağırlaştırabilir. Kalp hastalığı veya astım gibi uzun vadeli sorunların devam etmesi tehlikelidir. Sinüs sorunları ve kulak enfeksiyonları gibi başka sorunların başlamasına neden olabilmektedir" şeklinde konuştu. "En iyi korunma yöntemi aşı" Gripte aşının önemine değinen Özer, "Gribin neden olduğu sağlık sorunlarını engellemek için çocukların aşılanması gerekebilir. Çocuklarda gribe karşı en iyi korumayı sağlamak için aşılanma önemlidir. Sonbahar ayları genellikle aşı olmak için uygun zamandır. Aşıyı ilk defa yaptıracak 9 yaş altındaki çocukların iki doz grip aşısına ihtiyacı olabilir. Bu çocuklar için, ikinci dozun ilk dozdan en az dört hafta sonra uygulanması gerekir. Vücudun gribe karşı antikor geliştirmesi aşı uygulandıktan sonra yaklaşık iki hafta olacağından, grip yayılmaya başlamadan önce aşı yaptırmak uygundur" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:20
Uzmanı uyardı: "Radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın"
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, masajın her zaman ve herkese yaptırılmayacağını belirterek, "Elinizde radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" uyarısında bulundu. Son yıllarda artan eklem ağrıları şikayetleri sebebiyle masaja yönelim de arttı. Ancak bilinçsizce, yanlış kişilere yaptırılan masajlar eklem sakatlıklarının yanı sıra felç kalma riskine de yol açıyor. Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "Radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" Masajın her zaman ve herkese yaptırılmayacağını belirten Prof. Dr. Şen,"Masaj herkese ve her zaman yaptırılmaz. Her masaj ve her hastalık o kişiye özeldir. Tanı doğruluğu çok önemli. Bir kişi ‘Boynum, omuzum ve ensem ağrıyor’ deyince siz onun MR’ına bakıp boyun fıtığına yönelik bir fizik tedavi protokolü veya masaj uygulatırsanız hasta hiçbir tedavi görmez. Bir kişinin yine omzunda darlık varsa ve ardından berber koltuğunda veya tanıdığı birisine masaj yaptırırsa hasta bir anda boyunca aşağı felç kalabiliyor. Elinizde radyolojik tetkik olmadan herhangi bir masaj yaptırmayın" ifadelerini kullandı. "Felç kalabilirsiniz" Uyarılarda bulunan Prof. Dr. Şen, "Bazı kişiler vücudunun üzerinde insan gezdiriyor. Şu anda en hafif kişi 45-50 kilogram ağırlığında. Eğer sizde kemik erimesi varsa bu durumda omurga kemiğiniz kırılıp felç kalabilirsiniz" diye konuştu. Sağlıklı insanların gittiği masajlarda da dikkat etmesi gerektiğine de değinen Şen, "Masaj eğer kas dokusuna yönelik yapılıyorsa onda sıkıntı yok. Ancak kemik dokusuna baskı yapacak, çekme-germe hareketleriyle bir masaj yapılıyorsa onda da sakatlanma oranı yüksek. Dikkat edilmesi lazım" şeklinde konuştu.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:14
Üniversite öğrencilerine glütensiz üretim eğitimi
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde (TOGÜ) düzenlenen etkinlikte glütensiz beslenmenin önemi vurgulanarak çölyak hastalarına yönelik üretim ve toplumsal destek çalışmaları tanıtıldı. TOGÜ Tokat Meslek Yüksekokulu ile Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü iş birliğinde, "Çölyak farkındalığı: Herkes için ekmek" etkinliği gerçekleştirildi. Tokat Meslek Yüksekokulunda düzenlenen programa Rektör Prof. Dr. Fatih Yılmaz, Rektör Yardımcıları, Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Zafer Susoy, Çölyak Derneği Başkanı Selma Gülle ve dernek üyeleri katıldı. "Farkındalıkla beslen, sağlıkla yaşa" temasıyla bilgilendirme yapıldı Etkinlikte Öğr. Gör. Ercan Polat, Engelsiz Üniversite Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Mihriban Sönmez ve Çölyak Derneği Başkanı Selma Gülle; çölyak hastalığı, glütensiz beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda katılımcılara bilgi verdi. Konuşmacılar, programın amacının çölyak hastalığına dikkat çekmek, toplumda farkındalık oluşturmak ve sağlıklı beslenme bilincini artırmak olduğunu vurguladı. Programda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli tarafından çölyak hastalığı için evde bakım hizmeti konusunda da bilgilendirme yapıldı. Rektör Yılmaz: "Üniversitemiz bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürüyor" Programda konuşan TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını, aynı zamanda üretilen bilginin toplumsal faydaya dönüştürüldüğü yerler olması gerektiğini ifade ederek; Tokat Meslek Yüksekokulu Aşçılık Programı bünyesinde unlu mamuller üretildiğini söyledi. Çölyak hastaları için de üniversitede üretim yapıldığını hatırlatan Rektör Yılmaz; "Çölyak hastalarına yönelik ürünlerin üretilmesi önemlidir. Üniversite olarak bu konuya ayrı bir hassasiyet gösteriyoruz. Ayrıca burada öğrencilerimiz bu konuda da eğitim görüyor. Temel amacımız, öğrencilerimizi glütensiz ürün üretimi konusunda da yetiştirip mezun olduklarında bu bilgi ve becerileri işletmelerde uygulamalarını sağlamak. Üniversite olarak ürettiğimiz buğdayla glütensiz ekmek ve diğer ürünleri üretmeyi hedefliyoruz. Ayrıca yaklaşık 50 ihtiyaç sahibi çölyak hastasına bu ürünleri ücretsiz ulaştıracağız" dedi. Glütensiz ürünler ikram edildi Etkinlik, çölyak hastalarına yönelik farkındalığın önemine dikkat çekilen konuşmaların ardından pasta kesimi ve glütensiz ürünlerin ikramı ile sona erdi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:14
Uzmanı uyarıyor: Ani ısı değişimleri bel ağrısını artırabilir
Toplumun yaklaşık yüzde 80’i yaşamlarının bir döneminde bel ağrısı sorunuyla karşılaşıyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Yaşar Karataş, mevsim geçişlerinde yaşanan sıcaklık farkları ve hava akımlarının kas-iskelet sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu belirterek, bu durumun bel ağrılarının daha sık görülmesine neden olduğunu vurguladı. Günümüzde hareketsiz yaşam tarzı, kilo fazlalığı ve dengesiz beslenme alışkanlıklar omurga sağlığını olumsuz yönde etkileyerek birçok kişide omurga yıpranmasına neden oluyor. Yıpranmış omurgada yapılan ani hareketlerin kas ve eklem zorlanmalarına bağlı ağrılara yol açabileceğini kaydeden Medicana Konya Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahı Op. Dr. Yaşar Karataş, özellikle sonbahardan kışa geçiş döneminde bel sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. "D vitamini, kalsiyumla birlikte kemik gücünü artırır" Mevsim geçişlerindeki sıcaklık farklılıkları kaslarda ani kasılmalara ve dolaşım bozukluklarına yol açarak omurga çevresindeki kas dokusunun gerginleşmesine neden oluyor. Bu durumun özellikle yıpranmış omurgalarda ağrılara sebep olduğunu söyleyen Op. Dr. Yaşar Karataş, "Isı düşmesi kaslardaki kan akımını azaltır. Bu da iyileşme sürecini yavaşlatarak ağrıların uzamasına da neden olur" dedi. Soğuyan havalarla birlikte güneş ışığından daha az yararlanıldığını belirten Op. Dr. Yaşar Karataş, D vitamininin kemik sağlığı açısından önemine dikkat çekerek, "D vitamini, kalsiyumla birlikte kemik gücünü artırır. Güneş ışığı azaldığında D vitamini üretimi de düşer. Bu durum osteoporoza zemin hazırlayabilir ve iskelet sistemi ağrılarına yol açabilir. Uygun saatlerde güneşten faydalanmak ve dengeli beslenmek bu açıdan çok önemlidir" dedi. Kıyafet seçimi ve egzersiz önemli Soğuk havalarda mevsime uygun giyinmenin kas spazmlarını önlemede önemli rol oynadığını belirten Op. Dr. Yaşar Karataş, "İnce kıyafetler, araç kullanırken camı açık bırakmak veya terleme sonrası aniden soğuk havaya çıkmak kas spazmlarına ve tutulmalara yol açabilir" uyarısında bulundu. Bel sağlığını korumanın en etkili yollarından birinin düzenli egzersiz yapmak olduğunu vurgulayan Op. Dr. Karataş, "Egzersiz omurga kaslarını güçlendirir, eklem hareket açıklığını korur ve esnekliği artırır. Bu sayede ani hareketlerde sakatlanma riski azalır" dedi.
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:08
Sivaslı genç kadın şifayı İzmir’de buldu: "Artık korkmadan yaşıyorum"
Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy, 4 yıl önce geçirdiği bir rahatsızlık sonucu trigeminal nevralji tanısı aldı. Yıllarca ilaç ve çeşitli tedavi yöntemleri deneyerek hastalığıyla mücadele eden Reyhan Yiğitsoy, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un yaptığı başarılı operasyon sayesinde sağlığına kavuştu. Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey" dedi. Sivas’ta yaşayan 28 yaşındaki Reyhan Yiğitsoy’un, 2021 yılında yaşadığı sağlık sorunuyla hayatı değişti. Bir sabah uyandığında yüzünün sol tarafında ani bir çekme hissi ile uyandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Görünürde bir şey yoktu ancak felç geçirdiğim endişesiyle hemen bir nöroloji polikliniğine başvurdum. Orada yapılan tetkikler sonucu da trigeminal nevralji tanısı aldım" dedi. Reyhan Yiğitsoy, "Çeşitli ilaç tedavileri uygulandı. Ancak buna rağmen ağrılarımın şiddeti arttı. İki kez radyofrekans yapıldı ama fayda sağlamadı. İlaç tedavilerine sürekli eklemeler, çıkarmalar oldu. Kullandığım ilaçlardan ve şiddetli atak geçirmelerden sonra çenem kitlendi ve artrosentez yaptırmam gerekti. Uzun bir dönem gece plağı kullanmak zorunda kaldım. İlaçlara rağmen ağrılarım geçmeyince bir algoloğa başvurdum. Algolog tek şansımın ameliyat olduğunu ve başka türlü tedavi olamayacağımı söyledi" diyerek, tedavi sürecinde yaşadıklarını paylaştı. Tedavilerinden bir sonuç alamayan ve de hastalığıyla bir şekilde yaşamaya çalışan Reyhan Yiğitsoy, tatil için kız kardeşinin yanına geldiğinde geçirdiği atak tedaviye ulaşmasını sağladı. Yapay zekadan araştırdılar Kız kardeşinin yanında geçirdiği atak sonucunda kardeşinin, hastalığına çare bulmak için araştırma yapma ihtiyacı hissettiğini ve bu nedenle ilk iş olarak yapay zekadan faydalandığını aktaran Reyhan Yiğitsoy, "Ben hastalığı kabullendiğim için ekstra bir araştırmaya girmemiştim. Ancak kız kardeşim yapay zeka üzerinden ‘Bu alanda en iyi hekim kimdir?’ diye bir araştırma yaptığında ilk sırada Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’u görmüş. Bunun üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile iletişime geçtik. Ertesi gün de hastaneye geldik. Sonrasında ameliyat için uygun olup olmadığıma bakıldı. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ameliyat için uygun olduğumu söyledi. Bir ay sonra da ameliyat oldum" sözlerini kaydetti. Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey Hastalığı nedeniyle günde 4-5 kere atak geçirdiğini, çenesinin kitlendiğini ve yemek yerken, duş alırken atak geçirme endişesi yaşadığını paylaşan Reyhan Yiğitsoy, "Şu an çok iyiyim. Korkusuzca yaşamak çok güzel bir şey... Çünkü hastalık nedeniyle günlük hayatımda, sosyal hayatımda tamamen bitmişti. Yemek yemeğe bile korkuyordum. Düzgün bir şekilde uyuyamıyordum. Korkmadan yaşayabilmenin ne demek olduğunu, Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sayesinde yeniden hatırladım. Kendisine teşekkür ederim" sözlerini kaydetti. Yüzünüzü yıkarken bile tetiklenebilir Trigeminal nevralji hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Trigeminal nevralji, kafa ve yüz bölgesine uyarı götüren sinirlerden biri olan Trigeminal (5. Sinir) sinirin herhangi bir sebeple etkilenmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Toplumda ‘delirten hastalık’ veya ‘intihar hastalığı’ olarak bilinir. Beyincik damarlarının bu sinire basısı ile ortaya çıkan bu hastalıkta, üst ve alt çene, yanak ve göz bölgesinde ağrı şikayetleri oluşturabilir. Yüz yıkama, diş fırçalama, yemek yeme veya traş olma gibi faaliyetler ağrının tetiklenmesine neden olabilir. Çoğu hasta bu nedenle ilk olarak diş hekimine başvurur" dedi. Trigeminal nevralji hastalığının tedavisinin ilk olarak ilaçla başladığını belirten Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun sözlerini şöyle tamamladı: "Uzun süre ilaç tedavisi fayda sağlayabilir. İlaç tedavisinin işe yaramadığı durumlarda; radyofrekans ile siniri düşük ısıda yakma, Gama Knife Işın, gliserol enjeksiyon ve cerrahi tedavi seçenekleri de bulunmaktadır. Bu yöntemler içinde cerrahi tedavi ilaç tedavisinden sonra en etkin ve en kalıcı tedavi yöntemidir. Başarı oranı yüzde 90’ların üzerindedir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder