SAĞLIK
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:36 Bu proje ile doğada ruhsal ve psikolojik iyileşmeye katkı sağlanacak Kastamonu Üniversitesi’nin yürütücülüğünde hayata geçirilen proje ile genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşları doğa temelli eğitim programı aracılığıyla desteklenecek. Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi yürütücülüğünde hazırlanan "EcoBalance - Doğa Yoluyla Fiziksel ve Ruhsal Sağlık" başlıklı proje, Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Proje, Türkiye Ulusal Ajansı tarafından yürütülen KA154-YOU Gençlik Katılımı Etkinlikleri çerçevesinde 21 bin 633 avro hibe almaya layık görüldü. Projenin yürütücülüğünü Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. E. Nihal Lindberg üstlenirken, proje ekibinde Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Önder Tor, Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Ahmet Rıfat Kayış ve Dr. Öğretim Üyesi Murat Konuk ile Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi’nden Doç. Dr. Senem Yetgin yer alıyor. Projede İrlanda’dan Munster Technological University, Slovakya’dan Technical University in Zvolen ve Türkiye’den Orman Genel Müdürlüğü, Kastamonu Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Derneği ise ortak kurumlar olarak yer alıyor. 10 ay sürecek EcoBalance Projesi, genç yetişkinlerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşlarını doğa temelli ve yapılandırılmış bir eğitim programı aracılığıyla desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında katılımcıların doğayla sürdürülebilir bağlar kurmaları teşvik edilirken bireysel dayanıklılıklarının artırılması hedefleniyor. Katılımcılar ekosistemler, biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilir yaşam pratiklerine ilişkin bilgi edinmenin yanı sıra, insan ve doğa etkileşiminin bireysel ve toplumsal iyi oluş üzerindeki etkilerine dair farkındalık kazanacak. Program süresince katılımcılara doğada güvenli yaşam, ilk yardım, takım çalışması, liderlik ve problem çözme gibi uygulamalı eğitimler verilecek. Ayrıca orman banyosu, mindfulness ve doğa temelli terapi uygulamalarıyla katılımcıların zihinsel ve fiziksel sağlıklarının güçlendirilmesi planlanıyor. EcoBalance Projesi, Kastamonu Üniversitesi’nin "ormancılık ihtisas" alanı doğrultusunda nitelikli birey yetiştirme, disiplinlerarası iş birliklerini güçlendirme ve ulusal ile uluslararası düzeyde sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi, kamu kurumları ve uluslararası paydaşlar arasında güçlü bir iş birliği zemini oluşturan proje, bilimsel ve toplumsal açıdan önemli çıktılar üretmeyi amaçlıyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, projenin kabul edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Kastamonu Üniversitesi’nin doğa ve ormancılık alanındaki akademik birikiminin uluslararası projelerle daha da güçlendiğini belirterek, "Üniversitemizin ormancılık ihtisaslaşma vizyonu doğrultusunda geliştirilen EcoBalance Projesi, gençlerin doğayla yeniden bağ kurmasını sağlayan önemli bir girişimdir. Disiplinlerarası iş birliklerini artıran bu tür projeler hem öğrencilerimizin gelişimine katkı sunmakta hem de sürdürülebilir kalkınma hedeflerine üniversitemizin güçlü bir akademik destek vermesini sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:01 Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sintigrafi Ünitesi yenilenen yüzüyle hizmete girdi Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Sintigrafi Ünitesi, yenilenen ve modernize edilen alanında hizmet vermeye başladı. Gelişmiş teknolojik altyapı ve konforlu fiziki şartlarla donatılan ünitede, hastalara daha hızlı, güvenli ve kaliteli sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Ahmet Yanarateş ünitenin yeniden hizmete alınmasına ilişkin yaptığı açıklamada, yapılan denetimlerin ardından gerekli lisansın alındığını ve hasta kabulüne başlandığını belirtti. Ünitede şu an bir adet kamera cihazının bulunduğunu ifade eden Yanarateş, özellikle kardiyoloji polikliniğinde muayene olan hastalara yönelik kalp sintigrafisi çekimlerinin yoğunlukta olduğunu söyledi. Bunun yanı sıra kemik, böbrek, tiroid ve paratiroid gibi organlara yönelik fonksiyonel görüntülemelerin de gerçekleştirildiğini aktaran Yanarateş, radyoaktif maddelerle yapılan bu işlemlerin tanı sürecine önemli katkı sağladığını vurguladı. Ayrıca hipertiroidi tanısı konulan hastalara ayaktan radyoaktif iyot tedavisinin de uygulanabildiğini dile getirdi. Yeni açılan ünitenin onkoloji polikliniği karşısında hizmet verdiğini belirten Yanarateş, ünitenin hizmete açılmasında emeği geçenlere teşekkür ederek tüm hastalara acil şifalar diledi.
Şehir hastaneleri toplam 434 milyondan fazla muayene ile Türk sağlık sisteminin bel kemiği oldu
06 Kasım 2025 Perşembe - 10:00 Şehir hastaneleri toplam 434 milyondan fazla muayene ile Türk sağlık sisteminin bel kemiği oldu Türkiye’de ilk kez 2017 yılında faaliyete geçen şehir hastaneleri, 434 milyondan fazla muayene ile Türk Sağlık sisteminin bel kemiği oldu. Şehir hastaneleri, kamu-özel ortaklığı modeliyle sağlık hizmetlerinde verimlilik ve kalite artırımı amacıyla Türkiye’de ilk kez 2017 yılında Yozgat’ta faaliyete geçti. Daha sonra başta Ankara ve İstanbul olmak üzere birçok şehirde hizmete başlayan hastanelerin sayısı bugün Türkiye genelinde 25’e yükseldi. Modern ve yüksek sağlık hizmeti sunmak, tüm branşları tek çatı altında toplamak gibi amaçlarla yapılan şehir hastaneleri, yüksek yatak ve yoğun bakım ünitesi kapasitesi sayesinde koronavirüs ve 6 Şubat merkezli Kahramanmaraş depremleri gibi toplumsal olaylarda etkin rol oynadı. Bunun yanı sıra 2017 yılından bugüne kadar gerçekleştirilen 434 milyon 482 bin 41 muayene ile şehir hastaneleri, Türk sağlık sisteminin bel kemiği oldu. Şehir hastanelerinin istatistikleri İHA muhabirinin Sağlık Bakanlığı kaynaklarından edindiği bilgilere göre 2025 yılının ilk dokuz ayında Türkiye genelindeki 25 şehir hastanesinde toplam 54 milyon 931 bin 60 muayene gerçekleştirildi. 2017 yılından 2024 yılının sonuna kadar yapılan 379 milyon 559 bin 981 muayene ile birlikte toplam muayene sayısı 434 milyon 481 bin 41 oldu. 2025 yılının ilk dokuz ayında Türkiye genelindeki şehir hastanelerinde 2 milyon 436 bin 632 ameliyat yapılmış olup, toplam ameliyat sayısı 13 milyon 442 bin 198’e ulaşmıştır.
’Ben’ler sadece cerrahi yolla çıkarılmalı
06 Kasım 2025 Perşembe - 09:31 ’Ben’ler sadece cerrahi yolla çıkarılmalı Lazer, koter, kriyoterapi (soğuk gaz tedavisi) ve asitli solüsyonlarla ben alma işlemleri sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Dermatolog Doç. Dr. Hatice Gamze Demirdağ, "Cildimizdeki ’ben’ sanılan oluşum, aslında bir deri kanseri olabilir ve bunların cerrahi dışı yöntemle çıkarılması istenmeyen kötü sonuçlar doğurabilir. Gerçek benler cerrahi olarak çıkarılıp patolojiye gönderilmelidir." dedi. Geçtiğimiz günlerde Antalya’da gerçekleştirilen 33. Ulusal Dermatoloji Kongresi’nde "Dermatoskop ile Nevüs Tipi Tanıma" başlıklı bir bildiri sunan Acıbadem Kent Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Gamze Demirdağ, "ben"lerin cerrahi dışı yollarla çıkarılmasının ciddi sağlık riskleri oluşturabileceğini söyledi. Benler gerçek ben mi değil mi incelenmeli "Gerçek benlerin tedavisi sadece cerrahi yolla olmalıdır." diyen Doç. Dr. Demirdağ, benlerin varlığında öncelikle dermatoloğa başvurularak benlerin gerçek ben olup olmadığının, gerçek benler ise yapısının incelenmesi gerektiğini kaydetti. Demirdağ, halk arasında "et beni" olarak bilinen kabarık yapılar ile bazı tehlikeli benlerin birbirine karıştırıldığını, bu ayrımın yalnızca dermatolog muayenesi ile yapılabileceğini belirterek şöyle konuştu: "Et beni sanılan bazı benler gerçek benlerdir ve bunlara bazen hastalar, bazen eczacılar ve bazen de branş dışı hekimler bu benleri yakarak veya asitli ilaçlar vererek müdahale etmektedir. ‘Ben’ sanılan oluşum, aslında bir deri kanseri olabilir ve bunların cerrahi dışı yöntemle ortadan kaldırılmaları, kanserin geç tanı almasına ve hatta tanı alamayıp yayılmasına ve istenmeyen kötü sonuçlara sebep olabilir. Gerçek benlerin ister düz ister kabarık olsun, yalnızca cerrahi yöntemle çıkarılması ve patolojiye gönderilmesi gerekir. Koter ile yakma tedavisi, kriyoterapi denilen soğuk gaz tedavisi, lazer ışınları ile benlerin alımı veya bazı asitli yakan solüsyonların kullanımından kesinlikle kaçınılması gerekir. Her ben masum değildir. Müdahale edilmeden önce her ben öncelikle dermatoskop ile incelenmeli, kanser riski olup olmadığı belirlenmelidir. Sonrasında uygun müdahale yöntemi dermatolog tarafından önerilmeli ve verilmelidir."
Dr. Demiroğlu, "Lipödem kadınların sessiz çığlığı"
06 Kasım 2025 Perşembe - 09:22 Dr. Demiroğlu, "Lipödem kadınların sessiz çığlığı" Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, özellikle kadınlarda sık görülen lipödem hastalığına dikkat çekti. Dr. Demiroğlu, lipödemin yalnızca estetik bir problem olarak görülmesinin yanlış olduğunu vurgulayarak, erken tanı ve doğru tedaviyle yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini belirtti. Uzm. Dr. Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, hastalığın çoğu zaman yanlışlıkla obezite veya lenfödemle karıştırıldığını ifade ederek, "Lipödem, genellikle bacaklarda ve bazen kollarda simetrik yağ birikimiyle karakterize, kronik bir yağ dokusu hastalığıdır. Diyet veya egzersizle kolay kolay azalmayan bu durum, ağrı, hassasiyet ve hareket kısıtlılığına neden olabilir" dedi. Dr. Demiroğlu, "Lipödemin erken evrelerinde doğru tanı konulması çok önemlidir. Çünkü bu hastalık ilerledikçe hem fiziksel hem de psikolojik sorunlara yol açar. Hastalar genellikle ‘neden kilo veremiyorum’ düşüncesiyle umutsuzluğa kapılır. Ancak lipödemde esas sorun, yağ hücrelerinin dağılımındaki anormalliktir. Tedavi yaklaşımında manuel lenf drenajı, kompresyon tedavisi, egzersiz programları, uygun beslenme planı ve ESWT (Şok Dalga Tedavisi) büyük önem taşır" şeklinde konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde lipödem hastalarına özel tedavi programları uygulandığını belirten Dr. Demiroğlu, "Kişiye özel fizik tedavi yöntemleri ve ESWT cihazı ile yapılan tedaviler sayesinde ağrıyı azaltmak, ödemi kontrol altına almak ve hastanın yaşam kalitesini artırmak mümkündür" diye konuştu. Lipödemin sadece estetik değil, tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemi olduğunu vurgulayan Dr. Demiroğlu, kadınların bu konuda bilinçlenmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
"Aydın’da taşınacak hastanelerde yeni hizmet üniteleri planlanıyor"
06 Kasım 2025 Perşembe - 08:45 "Aydın’da taşınacak hastanelerde yeni hizmet üniteleri planlanıyor" Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmesi planlanırken, Aydın Valisi Yakup Canbolat, taşınacak olan hastanelerde bölgeye hizmet verebilecek ünitelerin oluşturulmasını istediklerini söyledi. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da yükselmeye devam ederken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’ndeki cihazların testlerinin yapıldığını ve tefrişat çalışmalarının da Kasım sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Vali Canbolat, Aydın Şehir Hastanesi’nin Aralık ayı itibariyle hizmete girmeye hazır hale geleceğini belirtti. Aydın Şehir Hastanesi’nin tamamen devlet eliyle yapıldığını ‘Yap-İşlete-Devret" modelinin olmadığını ifade eden Vali Canbolat; "Burası genel bütçe imkanlarıyla yapıldı. Dolayısıyla buradaki bütün işletmeciliği de Sağlık Müdürlüğümüz ve buradaki Başhekimliğimiz gerekli ihale sistemlerini oluşturarak yapacaklar. Biz iki ay önce buraya bir yönetim oluşturduk. Atamalarımızı, görevlendirmelerimizi yaptık. O ekip de şu an kendi ekibini oluşturarak burada her türlü idari sorunların çözülmesi ve gerekli işlemlerin yapılması konusunda gece gündüz Cumartesi, Pazar çalışıyor. Biz Aralık ayı içerisinde burayı açmayı hedefliyoruz" dedi. "Oraları tamamen kapatalım, yıkalım gibi bir düşüncemiz yok" Şehir Hastanesi’nin açılmasının ardından taşınacak hastanelerin akıbetine ilişkin de açıklamalarda bulunan Vali Canbolat; "Bütün hastaneleri taşıyacağız ama biz mevcut hastanelerin yerinde sağlamlık durumuna göre yapılacak testlerle o bölgeye hizmet verebilecek ünitelerin de orada oluşturulmasını istiyoruz. Bunun için önce bir test yapacağız. Binaların hangisi dayanıklı, ayakta kalabilir diye. Daha sonra o ayakta kalan binaların ‘fonksiyonu ne olabiliri’ Sağlık Bakanlığımız’dan gelecek bir teknik ekip, sağlık ekibi karar verecek. Yoksa oraları tamamen kapatalım, yıkalım gibi bir düşüncemiz yok. O bölgeye hizmet verecek üniteler orada olmalı" dedi.
Karnı 2 ayda 9 aylık hamile gibi büyüyen kadının içinden karpuz kadar kitle çıkarıldı
06 Kasım 2025 Perşembe - 08:42 Karnı 2 ayda 9 aylık hamile gibi büyüyen kadının içinden karpuz kadar kitle çıkarıldı Amasya'da karnının 2 ayda 9 aylık hamile gibi büyümesi üzerine hastaneye başvuran kadının içinden 8,5 kilo ağırlığında kitle çıkarıldı. Karpuz büyüklüğündeki kitleyi görünce şaşıran doktorlar, yumurtalık ya da rahimde oluşan kitlelerin geç fark edilmesinin hayati riskler oluşturduğuna dikkat çekerek kadınların 6 ay ya da yılda 1 kez kadın doğum uzmanına genel kontrol yaptırmalarını tavsiye etti.30 santim çapında 8,5 kiloluk kitle çıkarıldı Amasya'nın Göynücek ilçesinde çiftçilik yapan Şule Akgül'ün karnı sadece 2 ayda giderek büyüdü. Evli ve 3 çocuk annesi kadın, 9 aylık hamile gibi olup nefes darlığı çekmeye başlaması üzerine Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. Yapılan kontrollerde karnın içini tamamen saran bir kitle tespit edilerek ameliyata karar verildi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Osman Fadıl Kara ile ekibinin gerçekleştirdiği başarılı operasyonda 38 yaşındaki kadının karnından 30 santim çapında 8,5 kiloluk kitle çıkarıldı.Sağlığına kavuşan Akgül, "Karnımdaki şişlikten dolayı 2 ay içinde 9 aylık hamile gibi oldum. Korktuğum için hastaneye gelemedim. Zor nefes alıp, veriyordum. Eğilip, doğrulamıyordum. Şimdi ise sağlığıma kavuştum" dedi. "Hastamızın hayatı kurtuldu" Çıkartılan kitlenin 50 yıla yaklaşan meslek hayatında karşılaştığı en büyük kitleler arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Kara, "Hastamız geç kalmasına rağmen hayatı kurtulmuş oldu. 8,5 kilo ağırlığında yumurtalık kisti çıkardık. Bütün lenfleri de temizleyerek rahatsızlığının ilerlemesini engellemiş olduk. Bu tip ameliyatları yapma şansımız he zaman var. Yeter ki hastalarımız sağlıklarından korkmadan bize ulaşsın" diye konuştu. "6 ay ya da yılda 1 kez genel kontrol yaptırılmalı" Yumurtalık ya da rahimde oluşan kitlelerin geç fark edilmesinin hayati riskler oluşturduğuna dikkat çeken Kara, kadınların 6 ay ya da yılda 1 kez kadın doğum uzmanına genel kontrol yaptırmalarını tavsiye etti. Murat Çelik
Hayat Devam Etsin-Organ Bağış Sempozyumu: "32 bin 982 kişi organ bekliyor"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 20:40 Hayat Devam Etsin-Organ Bağış Sempozyumu: "32 bin 982 kişi organ bekliyor" Samsun’da, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), İl Sağlık Müdürlüğü ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ONKOD) iş birliğiyle, organ bağışının önemine dikkat çekmek amacıyla "Hayat Devam Etsin-Organ Bağış Sempozyumu" düzenlendi. Sempozyumda, Türkiye’de 32 bin 982 kişinin organ bağışı beklediği açıklandı. OMÜ Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sempozyumun açılışında konuşan OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz, tedavisi yalnızca organ ve doku nakliyle mümkün olan hastalıkların son dönemlerde en önemli sağlık sorunları arasında yer aldığına işaret etti. Organ yetmezliklerinin yalnızca bireylerin yaşam süresini ve kalitesini etkilemekle kalmadığını aynı zamanda ülke ekonomisinde ve iş gücünde ciddi kayıplara neden olduğunu söyleyen Kurnaz, "Organ bağışı ve nakli, yalnızca tıbbi bir konu değil, toplumsal bir sorumluluktur. Ülkemizde organ nakli süreçlerinde Sağlık Bakanlığına bağlı Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi, hayati bir rol oynamaktadır. Bu sistem sayesinde sınırlı sayıdaki organ ve dokular, bilimsel kurallara ve etik ilkelere uygun biçimde, adaletli bir sistemle en uygun hastalara ulaştırılmaktadır. Ne yazık ki nakil bekleyen hasta sayımız göz önüne alındığında, hala ulaşmamız gereken uzun bir yol olduğu aşikardır" dedi. "32 bin 982 kişi organ bağışı beklemektedir" Türkiye’de ekim ayı itibarıyla 1801 beyin ölümü tespit edildiğini, bunlardan 396’sının organ bağışına onay verildiğini aktaran Prof. Dr. Kurnaz, şöyle devam etti: "Halihazırda 25 bin 651 böbrek, 2 bin 504 karaciğer, bin 540 kalp, 207 akciğer, 235 pankreas, 4 ince bağırsak ve 2 bin 795 kornea hastamız olmak üzere 32 bin 982 vatandaşımız bağış beklemektedir. Bu tablo, her birimizin sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu doğrultuda ülkemizde organ bağışı sayısını artırmak, halkımızda organ bağışı bilincini geliştirmek, organ yetmezliği nedeniyle yaşamının sonuna gelmiş hastalara umut ışığı olabilmek, onların yaşam sürelerini ve kalitesini artırmak amacıyla ilimizde ve üniversitemizde pek çok farkındalık faaliyeti gerçekleştirilmektedir." "Türkiye’de toplam 9 tane bölge var" Samsun Organ ve Doku Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak ise her sağlıklı bireyin bir gün organ nakli bekleme sırasına girebileceğini belirtti. Organ nakli konusunun çok önemli olduğunu ve bunun için ekiplerin yoğun bir çalışma yürüttüğünü vurgulayan Kazak, şunları kaydetti: "Sağlık Bakanlığının kurmuş olduğu çok güzel bir sistem var. Yani Türkiye’deki organ bağışı sistemi müdahale edilmeyen, güvenli, şeffaf ve açık bir sistem. Türkiye’de toplam 9 tane bölge var. Samsun da bunlardan bir tanesi. Samsun’a bağlı illerimiz Rize, Trabzon, Ordu, Giresun, Sinop, Amasya, Tokat. Biz bu ekibimizle birlikte sahada bizim bu sistemin içinde 1000’e yakın arkadaşımız var." "Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaya gayret ediyoruz." OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen de "Organ nakli koordinatörlüğümüz Türkiye’de ne kadar ödül varsa topladı. Kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Organın teslim alınması, taşınması, laboratuvar işlemlerinin yapılması, organ bağışlayan kişinin hazırlanması, bekleyen kişiye nakledilmesi, komplikasyonlarının engellenmesi ve sonrasında erken ve geç dönemde yaşanabilecek problemlerin takibi ömür boyu süren zorlu bir yolculuktur. Başhekimlik olarak biz de bu yolculuğun bir parçası olmaya gayret ediyoruz. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim" diye konuştu. Etkinlikte açılış konuşmalarının ardından ve Prof. Dr. İbrahim Levent Güngör tarafından "Beyin Ölümü Tanısı", Dr. Mehmet Kazak tarafından "Organ ve Doku Nakli Ulusal Koordinasyon Sistemi" konulu sunum yapıldı. Sempozyumun sonunda, OMÜ fuaye alanında açılan "Organ Nakli Temalı Oyuncak Sergisi" katılımcılar tarafından yoğun ilgiyle gördü. Etkinlik, teşekkür belgesinin takdiminin ardından hatıra fotoğrafı çekinilmesiyle sona erdi. Programa ayrıca, OMÜ Organ Nakli Koordinatörü hemşire Birgül Tan, akademisyenler, organ nakli olanlar, nakil sırası bekleyenler ve öğrenciler katıldı.
MUSKİ’den Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin su temini açıklaması
05 Kasım 2025 Çarşamba - 17:37 MUSKİ’den Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin su temini açıklaması Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ), Geyik Barajından Bodrum’un su teminini sağlayan su isale hatlarındaki arızanın giderildiği açıklanırken, Bodrum Cevat Şakir Mahallesinin kot farkı nedeniyle suyun Perşembe saat saatlerinde bölgeye ulaşmasının beklendiği açıklandı. Yapılan açıklamada, "Bodrum İlçemizin Cevat Şakir Mahallesin ve diğer bölgelerde yaşanan su kesintileri hakkında açıklama yapılması gereği doğmuştur. Bodrum İlçemizi besleyen iki ana su kaynağı vardır. Bunlar Mumcular ve Geyik Barajlarıdır. Barajlardaki suyun temin edilmesi DSİ, bu suyun dağıtımı ise kurumumuza aittir. Barajlar dışında Bodrum’a MUSKİ Genel Müdürlüğümüze ait yeraltı ve yerüstü su kaynakları da ilave edilerek su sağlanmaktadır. Bilindiği üzere Bodrum’un ana su kaynaklarından biri olan Mumcular Barajı DSİ tarafından Eylül ayı başında kapatılarak tarımsal sulamaya yönlendirilmiş, Geyik Barajından verilen su ise geçtiğimiz yıllara oranla yüzde 50 oranında azaltılmıştır. Hali hazırda Bodrum’a 1000-1100 litre /saniyeye yakın su sağlanmaktadır. Sağlanan suyun daha önceki yıllarda 600-650 lt/saniyesi Geyik Barajından karşılanırken, bu rakam 2025 yılında 300-400 litre/ düşürülmüştür. Geri kalan kısmı ise Çamköy, Karaova Mumcular ve Bodrum yeraltı sularınındın karşılanmaktadır. Ayrıca 2012 yılında yapılan ve günümüze kadar 3 binin üzerinde arıza yaşanan, binlerce m3 su ve maddi kayıplara neden olan arızalı CTP hatların yenilenme çalışmalarını da sürdürüyoruz. Torba-Turgutreis-Müskebi-Yahşi ve Gümbet güzergahında devam eden ana isale hat yenileme projemizle artık arıza kaynaklı kesintilerin önüne geçeceğiz. Ayrıca Göltürkbükü-Yalıkavak ve Gündoğan güzergahını kapsyan Kuzey isale hattının yenilenmesi içinde ihale çalışmalarımız tamamlanmak üzere" denildi. Geyik Barajından Bodrum’a gelen su isale hattında yaşanman arızanın giderildiği açıklanırken, Cevat Şakir Mahallesinin alt kotlarda kalması nedeniyle suyun ulaşımında gecikme yaşandığı belirtilen açıklamada, "Geyik Barajından Bodrum’a su sağlayan ana isale hattındaki 6 arıza sabah 05.30’a kadar süren çalışmalarla ile giderildi. Tüm bunların yanı sıra Geyik Barajından Güvercinlik içme Suyu Arıtma Tesisine gelen oradan da Bodrum’a aktarılan suyu taşıyan hatlarda arızalar tespit edilmiştir. 6 adet ana isale hat arızasına Geyik Barajından gelen su kesilerek müdahale edilmiş ve sabah 05.30’a kadar tamirat çalışmaları sürmüştür. Sabah saatlerinde tamamlanan arıza tamiratları ile hatlar sorunsuz olarak devreye alınmıştır. Ancak hatların boşaltılması, tamirat işlemler, hattın tekrar dolması, boşalan depolara suyu ulaşarak dolması ve son olarak evlere ulaşması zaman almaktadır. Bodrum’un merkez mahallelerine su dün itibariyle kesintisiz olarak verilmiş ancak belirtilen süreçler doğrultusunda evlere ulaşması farklılık göstermektedir. Cevat Şakir Mahallemizin alt kotlarına su ulaşmaya başlamış olsa da bölgenin tamamına su yarın (06 Perşembe 2025) sabah saatlerinde ulaşacaktır" denildi.