Son Dakika
|
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Muhittin Böcek’in danışmanı ve çalışanı adliyeye sevk edildi
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bakan Gürlek, Hollanda’dan Savcı Kiraz cinayetinin azmettiricisi Musa Aşoğlu'nun iadesini talep etti
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, İngiltere Kralı III. Charles ile bir araya geldi
Trump, Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan görevdeki ilk başkan oldu
Bursa-İstanbul deniz otobüsü seferlerine olumsuz hava engeli
A Milli Takım, FIFA sıralamasında son 9 yılın zirvesinde
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
SAĞLIK
Samsun’da genç kızın organları 4 kişiye umut oldu
02 Nisan 2026 Perşembe - 00:05:35
Samsun’da kalbi duran ve beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki genç kızın bağışlanan organları, 4 hastaya umut oldu. Edinilen bilgiye göre, 24 yaşındaki Mihriban Okur’un kalbinin durmasının ardından hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Genç kızın vefatının ardından sağlık ekipleri, aileyle görüşerek organ bağışı konusunda izin talep etti. Ailenin onay vermesi üzerine Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla Okur’un bir böbreği, karaciğeri ve iki korneası başarıyla alındı. Alınan organlardan böbrek Malatya’daki bir hastaya, karaciğer İstanbul’daki bir hastaya nakledilmek üzere gönderildi. Korneaların ise Samsun tedavi gören hastalara umut olduğu öğrenildi. Acılı aile fertlerinden teyze Saniye Kurnaz Uysal, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "Organlar inşallah gidecek insanlara şifa olur. Allah o insanlara uzun ömürler versin. Bir yandan acımız var, bir yandan da insanlara can olduğu için sevinçliyiz" dedi. Amca Refaettin Okur ise, "Biz canımızı kaybettik. İnşallah hasta olan kardeşlerimize şifa olur. Organ bağışını ben de destekliyorum. Allah kimseye evlat acısı göstermesin" ifadelerini kullandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 21:48
Hastaneye ileri teknoloji cerrahi operasyon mikroskobu
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Sağlık Bakanlığı tarafından beyin cerrahisi ameliyatlarında kullanılmak üzere ileri teknolojiye sahip cerrahi operasyon mikroskobu tahsis edildi. Hastaneden yapılacak açıklamada, bu üst düzey teknoloji sayesinde beyin cerrahisi ameliyatlarında görüntüleme hassasiyetinin artacağı, daha güvenli ve başarılı cerrahi sonuçlar elde edilmesine katkı sağlanacağı bildirildi. Açıklamada sağlık hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yatırımların devam edeceği belirtildi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26
Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor
Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde erken tanının önemini vurgulayarak, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız" dedi. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, "Otizm; sosyal alanda zorluk, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Sonrasında bu durum konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinin gelişmemesi ve tekrarlayan davranışların artması şeklinde ilerleyebilir. Bu belirtiler her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı biçimlerde görülebilir" ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Işık, hastalıkta erken tanıya değinerek, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız. Bu nedenle ailelere bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvuru yapmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetme gibi hatalar sıkça yapılmaktadır. Ancak şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü erken tanı, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biridir" dedi. Otizmin tedavisine değinen Doç. Dr. Işık, "Aslında tek bir yöntem ya da tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Medikal tedavi, yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabilir. Bu süreçte en etkili yaklaşım bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programlarıdır. Bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve özellikle çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içerisinde hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Toplumsal farkındalığa değinen Doç. Dr. Işık, "Bizlere düşen görev farkındalığımızı artırmak, otizmli bireyleri toplumsal yaşamın içine dâhil etmek ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki asıl değişim toplumda başlar ve farkındalıkla büyür" şeklinde konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:49
En ölümcül kanser türüne tarama önerisi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi. ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin "Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikâyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir" dedi. "Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, "Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" şeklide konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:39
Uzm. Dr. Bekfilavioğlu mide ilacı kullanımına yönelik uyarılarda bulundu
3
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:05
Alerjik aylardaki salgına karşı bilinçsiz müdahale ölüme kadar uzanabiliyor
4
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:53
Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 09:36
Uzmanı uyardı: "Mide kanseri 50 yaş altını da etkiliyor"
15 Kasım 2025 Cumartesi - 09:27
Uzmanı uyardı: "Kalp hastaları soğuk havada daha dikkatli olmalı"
Sivas Medicana Hastanesi Kalp Damar Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Hasan Yücel, soğuk havaların kalp damar hastaları için ciddi riskler oluşturduğunu söyleyerek, kış aylarında dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Kış aylarının gelmesiyle birlikte düşen hava sıcaklıkları, kalp ve damar hastalıkları olan bireyler için önemli riskler oluşturuyor. Soğuk havada damarlarda meydana gelen büzüşmenin (vazokonstriksiyon) kalp hızını artırarak tansiyon yükselmesine sebep olabiliyor. Yetersiz sıvı tüketimi nedeniyle kan yoğunluğunun artması da kalp damar sistemi üzerinde ek bir yük oluşturuyor. Adrenalin gibi hormonların artışı, kalp hızını yükselterek stres düzeyini artırırken göğüs ağrısı ve nefes daralması riskini de çoğaltıyor. Stent takılmış, bypass operasyonu geçirmiş, hipertansiyon hastası, kolesterolü yüksek, ileri yaşta olan ve sigara kullanan bireylerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bu kişilerin aşırı efor gerektiren aktivitelerden uzak durmaları, kalın giyinmeleri ve mümkünse çok soğuk havalarda dışarı çıkmamaları öneriliyor. Ayrıca soğuk havalarda azalan sıvı tüketiminin artırılması da önem taşıyor. Uzmanlar tarafından beslenme açısından tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durulması, lifli gıdalar, sebze ve balığın tercih edilmesi gerektiği ifade ediliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kalp Damar Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Hasan Yücel, soğuk havalarda vücut ısısının düşmesiyle damarlarda belirgin bir büzüşme yaşandığını belirterek, "Kalp damar hastalığı olan bireylerin hem yaşam tarzına hem de beslenmelerine daha fazla dikkat etmeleri büyük önem taşıyor" dedi. "Daha fazla özen göstermeleri gerekiyor" Soğuk havalarda kalbin daha fazla zorlandığını ifade eden Hasan Yücel, "Kış aylarının gelmesiyle kalp damar rahatsızlıkları olan hastalarımızın soğuk havalarda kalplerine daha fazla özen göstermeleri gerekiyor. Özellikle soğuk havalarda damarlarda bizim vazokonstriksiyon dediğimiz damar büzüşmesi olayı, kalp hızının artışına, tansiyon yükselmesine ve kalbin zorlanmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıyeten yeterli sıvı alınmamasından dolayı damarlar içindeki kan yoğunluğunun artması, damar rahatsızlıkları olan hastalarımızı kötü etkilemektedir. Damarların büzüşmesi, kasılması olayı kış aylarında daha belirgin olmakta, bu da tansiyon artışı oranlarını yükseltmektedir. Özellikle adrenalin gibi hormonlar kalbin hızını artırıp tansiyon yükselmelerine sebebiyet vererek stres oluşturmaktadır ve hastalarımızın soğuk havalarda bunlara dikkat etmesi gerekmektedir. Kalp damar rahatsızlığı olan, damarında stent olan, baypas geçirmiş olan hastalarımızla beraber hipertansiyonu olan, kolesterolü yüksek olan, sigara içen hastalar ve yaşı ileri olan hastalar soğuk havalarda daha dikkatli olmalıdırlar. Aşırı yoğun fiziksel aktivitelerden kaçınmalıdırlar, kalın giyinmeleri gerekmekte, çok soğuk havalarda mümkünse dışarı çıkmamaları gerekmekte, ağır efor isteyen işlemler yapmamalarını istemekteyiz" dedi. "Vücut ısısını korumak önemli" Kış aylarında kalp rahatsızlıkları olan hastaların beslenmelerine de dikkat etmesinin önemine vurgu yapan Yücel, " Kullandıkları ilaçları düzenli kullanıp doktor kontrolünü aksatmamaları gerekmektedir. Ayrıca soğuk havalarda sıvı alımı azaldığı için sıvı tüketimine dikkat etmeleri gerekmektedir. Soğuk havalarda vücut ısısını korumak önemli. Damarlarda kasılma, büzüşme (vazokonstriksiyon) oluşmakta ve kalp hızı artmakta, bu da soğuk havalarda dışarı çıktığımızda efor kapasitemizin azalmasına, nefes daralmasına ve göğüs ağrısına sebebiyet vermektedir. Beslenme noktasına da değinecek olursak, tuzlu ve yağlı gıdalardan uzak durmamız gerekmektedir. Tuz alımından sonra tansiyon yüksekliği kalbe yük oluşturmaktadır. Kanın yoğunluğunun artmasına bağlı olarak yağlı tüketimler kolesterol artışına sebebiyet vermekte, damarda plak oluşumuna ve kan akışının yavaşlamasına sebebiyet vermektedir. Yaz kış fark etmeksizin yağlı ve tuzlu gıdalardan kalp damar hastalığı olan kişilerin uzak durması gerekmektedir. Beslenme konusunda lifli gıdalar, bitki ve sebzeler tüketmemiz lazım. Balık tüketimi ve bol su tüketimine önem vermemiz gerekmektedir. Bunlara dikkat edilmediği durumlarda yeniden damar tıkanıklıkları oluşabilir, kalp spazmı dediğimiz hadiseler olabilir ve göğüs ağrısı oluşabilir. Kalp krizi, felç ve inme gibi durumlar tetiklenebilir. Kış aylarında kalp rahatsızlıkları olan hastalarımızın yaşamlarına ve beslenmelerine dikkat etmeleri, ilaçlarını düzgün kullanıp kontrollere önem vermeleri gerekmektedir" diye konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 21:42
DUS ve YDUS sınavları yılda bir kezyapılacak
Sağlık Bakanlığı tarafından senede iki kere yapılan Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) ve Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın (YDUS) artık yılda bir kez yapılacağı açıklandı. Sağlık Bakanlığı tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) ve Tıpta Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı’nın (YDUS) 2023 yılından itibaren yılda ikişer kez gerçekleştirilmesine karar verilmiş olup bu durum sınav takvimlerinde de ilan edilmekteydi. ÖSYM tarafından TUS, YDUS, DUS ve EUS olmak üzere sınavlar yılda 7 adet yapılmakla birlikte, bu sınavların sonuçlarıyla 20 yerleştirme işlemi yapılmaktadır. Adayların yerleştirilmesi döneminin diğer sınav tarihinin uygulandığı anlara denk gelmesi önemli sorunlara sebep olmaktadır. 24 Eylül tarihli Tıpta Uzmanlık Kurulu kararıyla DUS ve YDUS’un yılda bir defa TUS’un ise yine yılda 2 defa yapılmasının uygun olacağına karar verilmiştir. DUS ve YDUS sınavlarında eğitime alınacak öğrenci sayılarına ilişkin kontenjanlar Bakanlığımızın sağlık insan gücü planlama çalışmaları kapsamında farklı birimlerimizin ve dış paydaşlarımızın da katılımıyla koordineli olarak ve bilimsel temeller ışığında yürütülmektedir. Bu sebeple sınavlarda açılacak yıllık toplam kontenjanlarda sınavların yılda bir defa yapılmasından kaynaklanan bir değişiklik olmayacaktır" ifadelerine yer verildi.
14 Kasım 2025 Cuma - 19:49
Mavi balonlar diyabete farkındalık için gökyüzüne bırakıldı
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında hastalığa dikkat çekildi. Sağlık çalışanlarına yönelik eğitimlerin verildi ve vatandaşların bilgilendirildiği etkinlikte diyabet farkındalığının rengi mavi balonlar gökyüzüne bırakıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından aile hekimlerinin mesleki gelişimlerini desteklemek ve klinik entegrasyon süreçlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen "Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar" eğitim programı Kasım Ayı konusu Dünya Diyabet Gününde "Diyabet" olarak belirlendi. Bu kapsamda Denizli’de görev yapan Aile Hekimlerinden oluşan birinci gruba eğitim düzenlendi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Aytekin Polat’ın günün anlam ve önemine değinen konuşmasıyla başlayan program; Dahiliye Uzmanı Dr. Mustafa İz’in eğitimi ile devam etti. Yine diyabet günü kapsamında Merkez ve ilçelerde sağlık tesislerinde birçok etkinlikler düzenlendi. Kurulan stantlarda vatandaşlara diyabetin nedenleri, korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemi anlatılırken, isteyen vatandaşların kan şekeri ölçümleri ücretsiz olarak gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekibi tarafından diyabet farkındalığının rengi olan mavi balonlar gökyüzüne bırakılarak Diyabet Hastalığına dikkat çekildi. "Diyabet önlenebilir bir hastalıktır" Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, diyabet hastalığının özellikle tüm dünyada ölüme neden olan bulaşıcı olmayan hastalıklar arasında yer aldığını belirterek; "Halk arasında şeker hastalığı olarak da bilinen diyabetin görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Diyabetin ortaya çıkması ile birlikte normal değerlerin üzerinde seyreden kan şekeri sinir sistemi, göz, kalp ve böbrek gibi organlarda akut ve kronik komplikasyonalara neden olabilmekte, bunun bir sonucu olarak da bu organların işlevlerinde önemli sorunlara yol açabilmektedir. Diyabetin temel nedenlerine bakıldığında; kentleşme, yaşlanan bir nüfus, sağlıksız beslenme, azalan fiziksel aktivite ve dolayısıyla obezitenin çok önemli etkileri olduğu görülmektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonu 2024 yılı verilerine göre dünyada 589 milyon insan diyabetlidir. Diyabetli insanların yaklaşık yüzde 50’sine tanı konulmamıştır. Diyabetli 430 milyon kişi çalışma hayatındadır. Dünya Diyabet Günü 2024-2026’nın teması ‘Diyabet ve Esenlik’tir. Uluslararası Diyabet Federasyonu tarafından 2025 yılı için Diyabet Gününün odak noktasının ‘işyerinde diyabet’ olması hedeflendiği belirtilmektedir. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun projeksiyonlarına göre 2050 yılına gelindiğinde her 8 yetişkinden 1’i, yani yaklaşık 853 milyon kişi diyabet hastası olacak; bu da yüzde 45’lik bir artış anlamına gelmektedir" dedi.
14 Kasım 2025 Cuma - 18:01
Sokaktaki yiyeceklerden zehirlenmelere karşı uzmanlardan dikkat çeken uyarılar
Almanya’dan İstanbul’a tatil için gelen ve gıda zehirlenmesi iddiasıyla anne ve 2 çocuğunun hayatını kaybettiği, babanın ise yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü olay sonrası uzmanlar, "Bahsi geçen ürünler sokak lezzetleri, her gün birkaç tane vaka acil servislere başvuruyor. Hijyeninden mümkün olduğunca emin olduğumuz yerleri tercih etmeye çalışmalıyız. 2-3 gün önce de 6 saat önce de aldığın bir gıda zehirleyebilir. Çok yoğun bulaş olan gıdaları tükettiğimizde daha ağır seyredecektir, ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir" diyerek uyardı. Almanya’dan İstanbul’a tatil için gelen ve iddiaya göre Beşiktaş’ta midye gibi yiyecekler tüketen Servet ve Çiğdem Böcek çifti ile çocukları 6 yaşındaki Kadir ile 3 yaşındaki Masal, Fatih’te kaldıkları otelde gece saatlerinde rahatsızlanmaları sonrası hastaneye gitmişti. Anne ve çocukların hayatını kaybettiği olayda babanın tedavisi yoğun bakımda sürüyor. Uzmanlar benzer olaylarla karşılaşmamak için gıda zehirlenmelerine karşı uyardı. Biruni Üniversite Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Dr. Gültekin Akyol, Dahiliye Uzmanı Dr. Zübeyde Yüce Alğan, gıda zehirlenmesi belirtilerine ilişkin bilgi vererek, önemli tavsiyelerde bulundu. "Toksinler özellikle bu sokak lezzetlerinin içinde yer alabiliyor" Ürünlerin tüketildiği noktaların güvenilir olması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Gültekin Akyol, "Öncelikle başsağlığı dileyelim, bahsi geçen ürünler sokak lezzetleri olarak geçen ürünler. Şu anda gündeme geldi ama her gün ortalama birkaç tane vaka acil servislere başvuruyor tabii ki çok basit şekillerde hastalar bulantı, kusma, ishal şikayetleriyle gelebiliyor. Toksinler özellikle bu sokak lezzetlerinin içinde yer alabiliyor. Midyeden örnek vermemiz gerekirse, temizlenme süreçleri çok önemli. Miktarı çok fazla tüketildiği için pilav da mevcut ve çok çabuk bozulabilen ürünler. Saklanma koşulları, tezgahta satılan ürünler takipleri, denetlenmeleri çok önemli. İsmi geçen ürünlerden kokoreçten bahsedecek olursak zaten bağırsaktan üretilen bir ürün olduğu için temizliğinin güzel yapılması gerekiyor. Köfte veya sokakta satılan diğer ürünlere baktığımız zaman soğuk sandviçler olsun eğer güzel alanlarda, doğru şekillerde muhafaza edilmezse bulaş riski çok fazla. Kumpirin içinde örneğin, salataları koyduğumuz zaman güzel yıkanıp yıkanmaması önemli. Yoğurt ve süt ürünleri de mevcut, bunlar çok hızlı bozulan ürünler. Düzgün şartlarda dolaplarda saklanmadıysa, üretim şartları sorunluysa çok hızlı bir şekilde bulantı, kusma, aşırı sıvı kaybı ve buna bağlı olarak zehirlenme tablolarına neden olabilir. Genelde zehirlenme hastalarına aynı şekilde yaklaşırız, semptomlarını gidermeye çalışırız, sıvı kaybını ortadan kaldırmaya çalışırız. Büyük olasılıkla öncelikle bu müdahaleler yapılmıştır. Bu kadar hızlı ilerlemesine bağlı olarak botulinum toksin olabileceğinden şüpheleniyorum ama bunu kan tahliliyle anlamak mümkün değil. Otopsi dönemlerinde ortaya çıkacaktır" diye konuştu. "Şu dönemde en sık tavukla karşılaşıyoruz" Bu tür zehirlenmelerin ilk 6-12 saat içinde çok hızlı ishal ve sıvı kaybına neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Akyol, "Zehirlenme ne yazık ki tavuk sonrasında çok fazla gözüküyor. Burada hijyen koşulları ön plana çıkıyor, ‘Eldiven taktık, hijyen sağladık’ gibi bir düşünce oluyor. Aynı eldivenle herkese servis yapılıyor, eldiven değiştirilmiyor, para alınıp veriliyor, bunlar bulaş riskini artırıyor. Salata ile çiğ tavuğun aynı tahtada kesilmesi bunlar hızlı bulaşlara neden oluyor. İlk 6-12 saat içinde çok hızlı bir şekilde ishal şikayetleri, sıvı kaybı ilerleyen dönemlerde tansiyon düşüklüğü ve kalp durmasına bile neden oluyor. Şu dönemde en sık tavukla karşılaşıyoruz diyebilirim. Kumpir veya midyede farklı süreçlerde başlayabilir, Kusmanın artması ve kusmanın özellikle fışkırır dediğimiz tarzda olması hemen acile gelmemiz gerektiğini gösteriyor. Midye, içinde pilav da olduğu için bu da doğru şartlarda eğer korunmazsa hızlı bir şekilde toksinlere neden olabilir bu yüzden midye tüketmek aslında biraz tehlikeli. Bir tane değil çok fazla yediğimiz için bu seferde etkilerini çok daha fazla artırıyoruz ne yazık ki. Hijyeninden mümkün olduğunca emin olduğumuz yerleri tercih etmeye çalışmalıyız. Botulinum toksin tarzında bir toksinse tek bir tane midye yemek bile bu şikayetleri ortaya çıkartabilir. Özellikle tavuk zehirlenmelerinde hızlı müdahale edilmezse çok fazla, hızlı bir şekilde sıvı kaybı hem kusma hem ishalle ölümcül noktalara getirebiliyor. Güzel temizlenmiş, iyi hazırlanmış bir midyede böyle bir tablo oluşmasını beklemiyoruz" dedi. "Ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir" Gıdayı aldıktan sonra 6 ila 72 saat arasında geçen sürenin önemli olduğunu söyleyen Dahiliye Uzmanı Dr. Zübeyde Yüce Alğan, "2-3 gün önce yediğin bir gıda da zehirleyebilir, 6 saat önce aldığın bir gıda da zehirleyebilir. Eğer sıvı kaybı çok fazla olursa bu diğer organlara da yansıyacaktır. Yaşı daha küçük olanların ve yaşlı olanların bağışıklık sistemleri daha zayıf oldukları için daha çok etkilenirler. Genelde çocukluk ve ileri yaş çağında gıda zehirlenmesini daha ağır olarak görürüz. Genelde yatışları daha uzun süreli yatışlar olur. Hangi ısıda pişirildi bu gıdalar? Kısa süreli ve daha düşük ısılarda bir pişirme varsa zararlı olan toksin, bakteri ve virüsler gıdanın içinde var olmaya devam edecektir. Miktarı önemli, çok az bir miktarda bulaş olan gıdayı tükettiğimizde daha kısa sürede iyileşirken çok yoğun bulaş olan gıdaları tükettiğimizde daha ağır seyredecektir. Ayrıca bazı virüsler toksin üretirler. Botulinum diye bir toksin vardır ve çok ağır seyreder. Kişinin nörolojik sistemini, beynini etkiler. Vücutta hastanın kaybına kadar gidebilecek sıvı kaybına ve zehirlenmeye neden olabilir. Bunlar genelde et ve et ürünleri, süt ve süt ürünlerinde ortaya çıkar. Balık mesela midyede ortaya çıkan bir çeşidi vardır. Doğru ısılarda pişirdik ve beklettik, uzun süre dışarıda, oda ısısında beklediği zaman yine kontaminasyon olacaktır. Bu bakteriler ve toksinler karaciğer yetersizliğine neden olabilir, ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir. 48 saati geçmiş, son 5 saattir idrar çıkışı yoksa bilinç bulanıklığı, çift görme, bulanık görme gibi şikayetleri varsa ateşi çok yüksekse bu hastanın bir an önce hastaneye alınıp sıvı dengesinin, elektrolit bozukluğunun tedavi edilmesi gerekir. Hava alan bir konserve kavanozu varsa ondan da olabilir ve çok ağır gıda zehirlenmesi olabilir" şeklinde konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 17:58
ESOGÜ Hastanesi’nde ‘Dünya Diyabet Günü Farkındalık Etkinliği’
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü dolayısıyla bilgilendirme ve farkındalık etkinliği düzenledi. Etkinlik kapsamında ESOGÜ Hastanesi poliklinikler girişinde kurulan stantta hasta ve yakınlarına bilgiler verildi. ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız; İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Genel Dahiliye, Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalları adına açıklamalarda bulundu. Prof. Dr Yıldız, "Diabetes Mellitus (DM), pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun ürettiği insülini etkili bir şekilde kullanamaması sonucu oluşan ve ömür boyu devam eden kronik bir hastalıktır. Günümüzde diyabet, sıklığı ve oluşturduğu sorunlar nedeniyle tüm dünyada önemi her geçen gün artan önemli ve öncelikli sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşam tarzındaki değişim ile birlikte gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların tümünde özellikle tip 2 diyabet görülme hızı artmaktadır" dedi. "Yanlış beslenme ve hareketsizlik obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır Prof. Dr. Yıldız, konuşmasının devamında, "Geçmişte ‘insüline bağımlı olmayan diyabet’, ‘erişkin diyabet’ veya ‘tip II diyabet’ olarak da isimlendirilen tip 2 diabetes mellitus tüm diyabet olgularının yüzde 90’dan fazlasını oluşturmaktadır ve en yaygın görülen diyabet formudur. Tip 2 diyabet, obezite ve fiziksel inaktiviteye bağlı olarak genellikle daha sık görülmektedir. Hastalığın temelinde genetik olarak yatkın kişilerde yaşam tarzı ile tetiklenen ve giderek artan insülin direnci ve zamanla azalan insülin salınımı söz konusudur. Yanlış beslenme ve hareketsizlik son yıllarda gençlerde ve hatta çocuklarda da obezite ve diyabet tanı hızını arttırmaktadır. Tanısında gecikme ve hastaların takip uyumundaki sorunlardan dolayı tedavileri de yeterli olamamaktadır. Kontrolsüz diyabet, hiperglisemiye yol açarak zamanla kalp-damar sistemi hastalıkları başta olmak üzere göz, böbrek, sinir sistemi dahil vücudun bütün sistemlerini etkileyen komplikasyonların gelişmesine neden olur" ifadelerini kullandı. "Diyabet toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte" Kardiyovasküler hastalıkların sıklığı yaygınlığının ve ölümle sonuçlanma oranının diyabetli bireylerde, diyabeti olmayan akranlarına kıyasla 2 ila 8 kat daha yüksek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yıldız, sözlerine şöyle devam etti: "Ayrıca, diyabetli bireylerde infeksiyon gelişme riski, diyabeti olmayanlara oranla daha yüksektir. Tüm dünyada böbrek yetersizliğinin ve travma-dışı amputasyon olgularının en yaygın nedeni diyabettir. Diyabetli bireylerde alt ekstremite amputasyon riski diyabeti olmayanlara oranla 25 kat yüksektir. Özellikle gelişmiş ülkelerde diyabet en sık görme kaybı ve körlük nedenlerinden biridir. Dünyada artık bir epidemi olarak nitelendirilen diyabet hem bireysel hem de toplumsal olarak insan sağlığını olumsuz etkilemekte, yaşam kalitesini ciddi anlamda bozmakta ve ekonomik olarak yük getirmektedir. Bu hastalıklar sağlıklı yaşam yıllarından çalmakta, daha kısa ve kalitesiz yaşama sebep olmaktadır." "Hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" ESOGÜ Hastane Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Yıldız, "Her yıl 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak çeşitli farkındalık aktiviteleriyle anılmakta ve Diyabet hastalığının önemine dikkat çekilmeye çalışılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Diyabet Federasyonu tarafından 1921’de İnsülini keşfederek sayısız hayatı kurtaran Fredrick G. Banting’in doğum günü olan 14 Kasım Dünya Diyabet günü olarak ilan edilmiş ve 2007 yılından itibaren de resmi olarak kutlanmaktadır. Bu yıl 14 Kasım teması olarak, ‘Diyabet ve Esenlik’ vurgulanmaktadır. Diyabet hastalarının özellikle yaşam kalitelerinin yükseltilmesi ve hastalığın kontrolünün sağlanması önemlidir" şeklinde konuştu. ESOGÜ İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aysen Akalın ve Prof. Dr. Göknur Yorulmaz ile Tıp Fakültesi öğrencileri katıldı.
14 Kasım 2025 Cuma - 16:22
Sarıgöl’de kan bağış kampanyasına yoğun ilgi
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Kızılay tarafından düzenlenen kan bağış kampanyasında bir günde 30 ünite kan toplandı. Manisa Türk Kızılay’ı ile Sarıgöl Türk Kızılayı tarafından ortaklaşa düzenlenen kan bağış kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde Kızılay’a ait kan alım aracında gerçekleştirilen kampanyada vatandaşlardan 30 ünite kan toplandı. Sarıgöl Kızılay Şube Başkanı Yusuf Tüfekçi, ilçede belirli dönemlerde kan bağışı kampanyaları düzenlediklerini belirterek, "İlçemizde belirli zamanlarda vatandaşlarımızdan kan bağışı alımları yapmaktayız. Kan bağışında bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Bir ünite kan, üç hayat kurtarmaktadır. Sağlıklı ve yaşı uygun olan her vatandaşımızı kan bağışına davet ediyorum" dedi.
14 Kasım 2025 Cuma - 16:19
Tunceli’de diyabet farkındalığı için eğitim
Dünya Diyabet Günü kapsamında, Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanlarına diyetisyen Zehra Kızılkan tarafından diyabet farkındalığını artırmaya yönelik eğitim verildi. Programda, diyabetin belirtileri, korunma yolları ve sağlıklı yaşamın günlük hayattaki önemi ele alındı. Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Dünya Diyabet Günü kapsamında çalışanlarına yönelik farkındalık eğitimi düzenledi. Diyetisyen Zehra Kızılkan’ın sunumuyla gerçekleşen programda, diyabetin toplumda görülme sıklığının giderek arttığına dikkat çekilerek erken tanı ve bilinçli yaşam alışkanlıklarının önemine değinildi. Kızılkan, katılımcılara diyabetin nedenleri, türleri, belirtileri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi. Sağlıklı yaşamın diyabet riskini büyük ölçüde azalttığını belirten Kızılkan, özellikle dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve düzenli egzersizin günlük rutin haline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
14 Kasım 2025 Cuma - 16:18
Prof. Dr. Baldane: "Her iki diyabet hastasından biri hastalığının farkında değil"
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Baldane, her iki diyabet hastasından birinin hastalığının farkında olmadığını söyledi. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü, Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Diyabet Federasyonunun öncülüğünde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunları arasında yer alan diyabet konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla dünya çapında etkinlikler düzenleniyor. Bu yıl da "İş Yerinde Diyabet" ana temasıyla hastalığa karşı farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. "İki hastadan biri farkında değil" Hastalıkla ilgili bilgi veren Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Baldane, dünyada 500 milyonun üzerinde diyabetli birey olduğunu, bu sayının 2045 yılında 750 milyonun üzerine çıkacağının tahmin edildiğini söyledi. Hastalıkla ilgili bilgi eksikliği ya da ihmalden dolayı çoğu bireyin şeker hastalığının farkında olmadığını anlatan Baldane, "Her iki diyabetli bireyden biri hastalığının farkında değil. Çok fazla su tüketiliyor ve sık tuvalet ihtiyacı duyuluyorsa hekime başvurulmalıdır. Diyabet riski ihmal edilmemelidir" dedi. "İş Yerinde Diyabet" temasının diyabetli bireylerin yaşadığı zorluklara dikkat çekilmesi ve işverenin konuya ilişkin farkındalığının artırılması için önemli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Baldane, "Diyabet çalışma hayatına engel bir hastalık değil. Diyabet hastaları gün içerisinde kan şekerini ölçmek durumunda kalabilirler. Birkaç dakika alacak bu işlem için diyabetlilere zaman tanınması önemli. Yine diyabet hastaları hastalıklarını daha iyi yönetebilmek için insülin kalemi, kan şekeri ölçüm cihazı gibi bazı cihazlara ihtiyaç duyabilir. Bu cihaz ve malzemelerin diyabet hastalarının ulaşabileceği uygun bir ortamda saklanması kıymetli. Diyabetli bireyin çalıştığı ortamın lavaboya ulaşması açısından uygun hale getirilmesi onlar için bir konfor sağlayabilir" dedi. "Ya diyet ya diyabet" Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde diyabete yönelik güncel tedavi ve tarama imkanlarının sunulduğunu anlatan Baldane, "İlerleyici bir hastalık ve tedavi kurallarının yanında beslenme tedavisine de uyulması çok önemli. Beslenme tedavisinin yanında bazı medikal tedavileri de diyabet hastalığı için kullanıyoruz. Beslenme tedavisi çok önemli ama beslenme tedavisinden kastım; bitkisel tedavi olarak isimlendirilen tedaviler değil. Diyabetin tedavisinde medikal tedavi kullanılmak zorunda olduğunda mutlaka bir hekim kontrolünde bu tedavilerin yürütülmesi gerekiyor. Dışarıda bitkisel ilaç olarak pazarlanan ilaçların diyabet tedavisinde yeri maalesef yok" diye konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 16:12
Siirt’te "Sigarayı Bırak-Kazan" kampanyası
Siirt Valiliği bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Bağımlılıkla Mücadele Seferberliği" kapsamında toplumda tütün kullanımını azaltmak ve vatandaşları dumansız bir yaşam konusunda bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla 1 Aralık 2025 tarihinde "Sigarayı Bırak-Kazan" kampanyası düzenlenecek. En az bir yıl boyunca sigara içen ve 18 yaşını doldurmuş herkesin başvurabileceği kampanyada, başvuran kişilerin sigara içip içmediği şahitlerce ve uzman hekimlerce belirlenecek. Başvuran kişiler önceden haber vermeksizin uzman hekim kontrolüne çağrılacak, çağrıya icabet etmeyen katılımcılar elenecek. Bırakma gününden itibaren 1 ay süreyle sigara içmeyenler ve diğer tütün ürünlerini kullanmayanlar, ödül için kuraya katılmaya hak kazanacak. Katılımcılar arasında, noter huzurunda, çekilecek kura ile ödül için 4 asil, 4 yedek talihli belirlenecek ve çeyrek altınla ödüllendirilecek. Kampanyanın 1 Aralık 2025 tarihinde başlayacak ve 1 Ocak 2026 tarihinde sona erecek
14 Kasım 2025 Cuma - 15:49
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nden diyabet konusunda bilgilendirme çalışması
Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Etkinlikte vatandaşların şeker ölçümleri yapıldı, diyabet ve doğru beslenme konusunda bilgilendirmeler verildi. 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde diyabet konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlikler gerçekleştirildi. Hastanenin Diyabet Hemşireliği Birimi ve Beslenme ve Diyet Birimi tarafından hastane girişinde kurulan stantlarda, vatandaşların şeker ölçümleri yapıldı ve diyabet hastalığı hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Diyetisyenler, diyabet hastalığında doğru beslenme konusuna yönelik açıklamalarda bulunurken, hastane yöneticileri de stantları ziyaret ederek etkinliğe destek verdi.
14 Kasım 2025 Cuma - 15:31
Malatya diyabet oranında Türkiye’de ilk sırada
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Lezan Keskin, diyabetin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artan bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Lezan Keskin, diyabetin önlenebilir, kontrol altına alınabilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu da söyledi. Doç. Dr. Lezan Keskin, Dünya Diyabet Günü’nün tarihine değinerek, "Bugün 14 Kasım, Dünya Diyabet Günü. 1921 yılında insülini keşfederek milyonlarca şeker hastasının tedavisini mümkün kılan ve 1923 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alan Kanadalı Dr. Frederick Banting’in doğum günü. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Diyabet Federasyonu, bilime yaptığı katkıya saygı göstermek amacıyla bugünü tüm dünyada Diyabet Günü olarak kabul etmiştir" dedi. "Diyabet, vücuttaki tüm sistemleri etkileyen kronik bir hastalıktır" Diyabetin yalnızca kan şekerinin yükselmesiyle sınırlı olmadığını ifade eden Doç. Dr. Lezan Keskin, hastalığın bütün organ ve sistemleri etkileyen ciddi sonuçlara yol açtığını söyledi. "Diyabet, pankreastan salgılanan insülin hormonunun yokluğu, eksikliği veya etkisizliği sonucu kan şekeri yüksekliğiyle seyreden ciddi, kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Kan şekerinin yükselmesiyle birlikte damarlar aracılığıyla vücudun her noktasına ulaşarak hücre, organ ve sistemleri etkiler. Bu durum, mikrovasküler ve makrovasküler komplikasyonlara neden olur" şeklinde konuştu. Kalp, böbrek ve göz sağlığı risk altında Doç. Dr. Lezan Keskin, diyabetin uzun vadede beyinde inme ve felç, gözde görme kaybı ve körlük, kalpte ise koroner arter hastalıkları ve kalp krizi riskini artırdığını belirterek, "Sinir sisteminin etkilenmesiyle diyabetik nöropati gelişir. Bu durum el ve ayaklarda uyuşma, yanma, karıncalanma gibi belirtilerle kendini gösterir. Böbreklerde diyabetik nefropatiye yol açarak zamanla diyaliz gerektiren son dönem böbrek yetmezliğine ilerleyebilir. Diyaliz ünitelerindeki hastaların büyük bir kısmını diyabetik bireyler oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. "Diyabet, kişinin yaşam kalitesini ve özgürlüğünü etkiler" Diyabet yalnızca organ kaybına değil, bireyin yaşam kalitesinin, özgürlüğünün ve geleceğinin kaybına da neden olabileceğini aktaran Doç. Dr. Lezan Keskin, yeni tanı konulan diyabet hastalarının genellikle çok su içme, sık idrara çıkma ve fazla yemek yeme şikayetleriyle başvurduğunu belirtti. Ayrıca bulanık görme, kadınlarda tekrarlayan enfeksiyonlar, erkeklerde ise cinsel fonksiyon bozukluklarının da diyabetin erken belirtileri arasında olduğunu söyledi. Tanı ve test süreci Diyabet tanısında laboratuvar testlerinin önemine değinen Doç. Dr. Lezan Keskin, "Açlık kan şekeri 126 mg/dl’nin, tokluk kan şekeri 200 mg/dl’nin üzerinde ise diyabet tanısı konulabilir. Ayrıca Hemoglobin A1c testi, son üç aylık kan şekeri ortalamasını gösterir ve yüzde 6,5’in altında olmasını isteriz. A1c değerindeki her yüzde birlik artış, komplikasyon riskini artırır" dedi. Diyabet türleri ve tedavi yaklaşımları Doç. Dr. Lezan Keskin, diyabetin farklı alt tipleri bulunduğunu belirterek, "Tip 1 diyabet genellikle genç yaşlarda görülür ve pankreasta insülin üretimi yok denecek kadar azdır. Bu nedenle tedavide insülin kullanımı zorunludur. Tip 2 diyabet ise tüm vakaların yüzde 90’ını oluşturur. Genetik yatkınlık, obezite, hipertansiyon ve yüksek kolesterol bu türün önemli nedenleridir" şeklinde konuştu. Doç. Dr. Lezan Keskin, gebelikte ortaya çıkan gestasyonel diyabetin de anne ve bebek sağlığı açısından dikkatle takip edilmesi gerektiğini de belirterek bazı ilaçlar, enfeksiyonlar ve pankreas cerrahilerinin de diyabet gelişiminde rol oynayabileceğini ifade etti. "Yaşam tarzı değişikliği tedavinin temelidir" Doç. Dr. Keskin, diyabetin önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu ifade ederek, "Amacımız kan şekeri düzeylerini normal seviyelerde tutmak ve ideal kiloya ulaşmak. Bunun için düzenli beslenme, aktif bir yaşam tarzı, sigara ve alkolün bırakılması en az ilaç tedavisi kadar önemlidir. Gerekli durumlarda insülin ve oral antidiabetikler tedavide en önemli desteklerimizdir" ifadelerini kullandı "Malatya diyabet oranında Türkiye’de ilk sırada" Doç. Dr. Lezan Keskin, ülke ve il düzeyindeki diyabet verilerini de paylaşarak, "2010 yılında yapılan Türkiye Obezite ve Diyabet Prevalans çalışmasında ülkemizde diyabet oranı yüzde 13,7 iken, Malatya’da bu oran yüzde 21 ile ilk sırada yer aldı. Bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde" dedi. "Bir adım atın yarına sağlıkla ulaşın" Doç. Dr. Lezan Keskin, diyabet farkındalığını artırmak amacıyla Malatya’da düzenlenecek etkinliğe tüm vatandaşları davet ederek, "16 Kasım Pazar günü 100. Yıl Parkı’nda gerçekleştireceğimiz yürüyüşte Malatya halkını ‘Bir adım atın, yarına sağlıkla ulaşın’ sloganıyla diyabet farkındalığına ortak olmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 15:13
Çine’de diyabet farkındalığı için kan şekeri ölçüldü
Çine Devlet Hastanesi, Dünya Diyabet Günü’nde vatandaşları bilgilendirip ücretsiz kan şekeri ölçümleriyle erken teşhise dikkat çekti. Çine Devlet Hastanesi, Dünya Diyabet Günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak amacıyla hastane girişinde bir bilgilendirme standı açtı. Etkinlik süresince diyabet hastalığına yönelik bilgilendirmelerde bulunulurken, hastaların soruları yanıtlandı. Sağlık çalışanları, diyabetin erken teşhisinin önemine dikkat çekerek vatandaşlara ücretsiz kan şekeri ölçümü gerçekleştirdi. Yetkililer, diyabetle mücadelenin düzenli kontroller ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkün olduğuna işaret etti. Çine Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında, hastanemizde farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme standı kurulmuş; etkinlik süresince hastalarımıza danışmanlık hizmeti verilmiş ve kan şekeri ölçümleri gerçekleştirilmiştir" ifadeleri yer aldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder