Son Dakika
|
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
Trump: "ABD'yi NATO'dan çekmeyi ciddi olarak düşünüyorum"
Bodrum açıklarında göçmen botu faciası: Ölü sayısı 19’a yükseldi
Sadettin Saran trafik kazası geçirdi
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın mal varlığına el konuldu
Muhittin Böcek’in danışmanı ve çalışanı adliyeye sevk edildi
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bakan Gürlek, Hollanda’dan Savcı Kiraz cinayetinin azmettiricisi Musa Aşoğlu'nun iadesini talep etti
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, İngiltere Kralı III. Charles ile bir araya geldi
Trump, Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan görevdeki ilk başkan oldu
Bursa-İstanbul deniz otobüsü seferlerine olumsuz hava engeli
A Milli Takım, FIFA sıralamasında son 9 yılın zirvesinde
İran'dan Bulgaristan'a ABD uyarısı
Trump: "İran'da yeni rejimin lideri, ABD'den ateşkes talep etti"
SAĞLIK
Samsun’da genç kızın organları 4 kişiye umut oldu
02 Nisan 2026 Perşembe - 00:05:35
Samsun’da kalbi duran ve beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki genç kızın bağışlanan organları, 4 hastaya umut oldu. Edinilen bilgiye göre, 24 yaşındaki Mihriban Okur’un kalbinin durmasının ardından hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Genç kızın vefatının ardından sağlık ekipleri, aileyle görüşerek organ bağışı konusunda izin talep etti. Ailenin onay vermesi üzerine Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla Okur’un bir böbreği, karaciğeri ve iki korneası başarıyla alındı. Alınan organlardan böbrek Malatya’daki bir hastaya, karaciğer İstanbul’daki bir hastaya nakledilmek üzere gönderildi. Korneaların ise Samsun tedavi gören hastalara umut olduğu öğrenildi. Acılı aile fertlerinden teyze Saniye Kurnaz Uysal, organ bağışının önemine dikkat çekerek, "Organlar inşallah gidecek insanlara şifa olur. Allah o insanlara uzun ömürler versin. Bir yandan acımız var, bir yandan da insanlara can olduğu için sevinçliyiz" dedi. Amca Refaettin Okur ise, "Biz canımızı kaybettik. İnşallah hasta olan kardeşlerimize şifa olur. Organ bağışını ben de destekliyorum. Allah kimseye evlat acısı göstermesin" ifadelerini kullandı.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 21:48
Hastaneye ileri teknoloji cerrahi operasyon mikroskobu
Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Sağlık Bakanlığı tarafından beyin cerrahisi ameliyatlarında kullanılmak üzere ileri teknolojiye sahip cerrahi operasyon mikroskobu tahsis edildi. Hastaneden yapılacak açıklamada, bu üst düzey teknoloji sayesinde beyin cerrahisi ameliyatlarında görüntüleme hassasiyetinin artacağı, daha güvenli ve başarılı cerrahi sonuçlar elde edilmesine katkı sağlanacağı bildirildi. Açıklamada sağlık hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yatırımların devam edeceği belirtildi.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26
Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor
Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde erken tanının önemini vurgulayarak, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız" dedi. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, "Otizm; sosyal alanda zorluk, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Sonrasında bu durum konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinin gelişmemesi ve tekrarlayan davranışların artması şeklinde ilerleyebilir. Bu belirtiler her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı biçimlerde görülebilir" ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Işık, hastalıkta erken tanıya değinerek, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız. Bu nedenle ailelere bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvuru yapmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetme gibi hatalar sıkça yapılmaktadır. Ancak şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü erken tanı, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biridir" dedi. Otizmin tedavisine değinen Doç. Dr. Işık, "Aslında tek bir yöntem ya da tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Medikal tedavi, yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabilir. Bu süreçte en etkili yaklaşım bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programlarıdır. Bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve özellikle çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içerisinde hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Toplumsal farkındalığa değinen Doç. Dr. Işık, "Bizlere düşen görev farkındalığımızı artırmak, otizmli bireyleri toplumsal yaşamın içine dâhil etmek ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki asıl değişim toplumda başlar ve farkındalıkla büyür" şeklinde konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:49
En ölümcül kanser türüne tarama önerisi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi. ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin "Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikâyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir" dedi. "Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, "Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" şeklide konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:39
Uzm. Dr. Bekfilavioğlu mide ilacı kullanımına yönelik uyarılarda bulundu
3
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:05
Alerjik aylardaki salgına karşı bilinçsiz müdahale ölüme kadar uzanabiliyor
4
01 Nisan 2026 Çarşamba- 10:53
Boyundaki şişlik ve yutma güçlüğü kanser belirtisi olabilir
5
01 Nisan 2026 Çarşamba- 09:36
Uzmanı uyardı: "Mide kanseri 50 yaş altını da etkiliyor"
14 Kasım 2025 Cuma - 14:59
Medicana Sağlık Grubu Diyetisyeni Doğan: "Her yıl 125 bin çocuk gıda zehirlenmesinden ölüyor"
Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Sena Nur Doğan, "Her yıl 5 yaş altındaki 125 bin çocuk gıda zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitiriyor. Çocukların bağışıklık sistemi tam gelişmediği için gıda hijyeni, güvenli su kullanımı ve dışarıdan alınan hazır gıdalar konusunda dikkat son derece hayati" dedi. Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Uzmanı Diyetisyen Sena Nur Doğan, her yıl yaklaşık 450 bin kişinin güvensiz gıda nedeniyle hayatını kaybettiğini ve bu ölümlerin yüzde 30’unun çocuklarda görüldüğünü belirtti. Gıda zehirlenmesinin genellikle birkaç gün içinde düzeldiğini ancak ağır susuzluk (dehidratasyon), böbrek yetmezliği, sepsis, çoklu organ yetmezliği ve kronik hastalığı olan kişilerde ölümle sonuçlanabileceğini vurgulayan Doğan, özellikle çocukların risk altında olduğuna dikkat çekti. "Her yıl 125 bin çocuk gıda zehirlenmesinden ölüyor" Doğan, 5 yaş altı çocukların dünyada gıda kaynaklı hastalıklardan en çok etkilenen grup olduğunu belirterek şunları söyledi: "Her yıl 600 milyon kişi güvensiz gıda nedeniyle hastalanıyor, 420 bin kişi yaşamını kaybediyor. Bu ölümlerin yüzde 30’u 5 yaş altı çocuklarda görülüyor. Her yıl 5 yaş altındaki 125 bin çocuk gıda zehirlenmesi nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bunun nedenleri arasında çocukların bağışıklık sistemlerinin tam gelişmemiş olması, mide asidinin daha düşük olması nedeniyle bakterileri öldürme kapasitesinin zayıf olması ve düşük vücut ağırlığı nedeniyle dehidrasyonun etkilerini daha ağır yaşamaları yer alıyor. Bu nedenle çocuklarda gıda hijyeni, güvenli su kullanımı ve dışarıdan alınan hazır gıdalara dikkat çok daha hayati." "Şüpheleniyorsanız atın, sağlığınız çöp poşetinden değerli" Şüpheli gıdaların kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Sena Nur Doğan, ‘sağlığın çöp poşetinden değerli’ anlayışının benimsenmesi gerektiğini belirterek, dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Şişmiş veya bombe yapmış konserve kutuları, kavanoz kapakları botulizm riski nedeniyle asla tadına bile bakılmadan çöpe atılmalıdır. Oda sıcaklığında 2 saatten uzun beklemiş tavuk, kıyma, deniz ürünleri ve sütlü yemekler kesinlikle tüketilmemelidir. Özellikle sıcak havada ‘2 saat kuralı’ çok önemlidir. Kötü koku, rengi bozulmuş, sümüksü hale gelmiş et, tavuk, balık; kapağı açıldığında gaz fışkıran konserve, reçel, turşular tüketilmemelidir. Ekmek, peynir, sos veya mezelerde oluşan görünür küf tabakasının yalnızca üst kısmını almak doğru değildir. Küf kökleri gıdanın içine kadar yayılmış olabileceği için ürün tamamen atılmalıdır. Son kullanma tarihi geçmiş ürünler kesinlikle tüketilmemelidir." İklim değişikliği gıda zehirlenmesi riskini artırıyor İklim değişikliğinin gıda zehirlenmesi riskini artırdığını da belirten Doğan, "Artan sıcaklık ve nem, bakterilerin gıdalarda daha hızlı çoğalmasına neden oluyor. Sıklaşan aşırı yağış ve sel baskınları ise kanalizasyonun içme suyu sistemlerine karışma riskini artırıyor. Gıda zincirinde soğuk zincirin bozulma ihtimali artıyor. İklim değişikliği ile ishal ve gıda kaynaklı enfeksiyonların artacağı öngörülüyor. Yoksulluk, yetersiz altyapı ve iklim krizi birleştiğinde, gıda zehirlenmesi hem sağlık hem de ekonomi açısından göründüğünden çok daha büyük bir yük oluşturuyor" diye konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 14:34
Van’da "prenses doğum" dönemi başladı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başlatılan epidural (prenses) doğum uygulamasıyla, anne adayları ağrı hissetmeden ve konforlu bir şekilde normal doğum yapıyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde epidural (prenses) doğum uygulaması başlatıldı. Yeni uygulamayla anne adayları, belden anestezi yöntemiyle ağrı hissetmeden, konforlu bir şekilde normal doğum yapabiliyor. Kadın Doğum Kliniği’nde başlatılan epidural doğum yöntemiyle, doğum sırasında yaşanan sancı korkusu ortadan kalkıyor. Uygulama sayesinde anne adayları bilinci açık bir şekilde doğum yaparken, bebeklerini ağrısız bir şekilde kucaklarına alabiliyor. "Prenses gibi bir doğum gerçekleştirebilecek" Konuya ilişkin konuşan Kadın Hastalıkları ve Doğumdan Sorumlu Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Mert Cenker Güney, epidural doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından güvenli olduğunu belirtti. Bu yöntemle doğumun artık daha rahat ve konforlu bir süreç haline geldiğini ifade eden Op. Dr. Güney, "Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak normal doğumda yeni bir sürece başladık. İl Sağlık Müdürü’müz Op. Dr. Muhammed Tosun ve Başhekimimiz Doç. Dr. Remzi Sarıkaya’nın destekleriyle başlattığımız projeyle, epidural doğum olarak bilinen ve halk arasında ‘prenses doğum’ şeklinde adlandırılan yöntemi hastalarımıza sunmaya başladık. Bu uygulama sayesinde, hastalarımız doğumun aktif fazına geçtikleri 4 ila 6 santimetre açıklık döneminde, anestezi ekibimizin desteğiyle belden yapılan uygulama sonucu ağrılarını hissetmeden süreci sürdürebilecekler. Böylece anne adayları, aktif eylem sırasında yaşanan şiddetli ağrı ve sancılardan etkilenmeden, konforlu ve ağrısız bir şekilde prenses gibi bir doğum gerçekleştirebilecek" dedi. Bu yöntem sayesinde normal doğumdan korkuya yol açan şikâyetlerin büyük ölçüde azaldığını dile getiren Güney, "Hasta uyumuyor, doğumun farkında oluyor ve bebeğiyle ten tene temas sürecini normal doğumla aynı şekilde yaşayabiliyor. Yani süreç tamamen normal doğum süreciyle aynı, yalnızca ağrı ve sancı minimuma indirilerek daha konforlu bir deneyim sağlanıyor" diye konuştu.
14 Kasım 2025 Cuma - 14:32
Derecik Devlet Hastanesinde ilk guatr ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Hakkari’nin Derecik Devlet Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen guatr (tiroid) ameliyatı başarıyla tamamlandı. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Can Terzier ve deneyimli ameliyat ekibi tarafından yapılan operasyon başarıyla tamamlandı. Ameliyat öncesinde hastaya kapsamlı tetkikler ve değerlendirmeler yapılarak, operasyon planı multidisipliner bir yaklaşımla hazırlandı. Ameliyat sonrası hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu, tıbbi takip ve kontrollerinin titizlikle sürdürüldüğü belirtildi. Yapılan başarılı cerrahi müdahale, Derecik Devlet Hastanesinin sağlık hizmetlerindeki kapasitesinin geliştiğini ve bölge halkına daha nitelikli hizmet sunma yolunda önemli bir adım olduğu vurgulandı. Hastane yönetimi, başta Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Can Terzier olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, hastaya acil şifalar diledi.
14 Kasım 2025 Cuma - 13:45
Samsun, organ bağışında Türkiye birincisi oldu
Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 2024 yılı verilerine göre, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi organ bağışında büyük bir başarıya imza attı. 9 bölge arasında yapılan değerlendirmede, Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi, kadaverik organ bağışı oranlarında (pmp) Türkiye birincisi oldu. Amasya, Giresun, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat ve Trabzon illerini kapsayan Samsun Bölge Koordinasyon Merkezi, 2024 yılında yürüttüğü kadaverik donör süreçleri, beyin ölümü bildirimleri, organ çıkarım koordinasyonu ve transfer süreçlerindeki etkin çalışmalarıyla dikkat çekti. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, bölge 2024 yılında 51 kadaverik donörle 10,270 pmp oranına ulaştı. Bu oranla nüfusa oranla Samsun, diğer illeri geçerek Türkiye birincisi oldu. İl sıralamasında da Samsun birinci Rize ikinci Bölgedeki 8 ilin kendi içinde değerlendirildiği pmp sıralamasında ise Samsun 18,15 oranıyla birinci olurken, Rize 17,12 oranıyla ikinci sırada yer aldı. Giresun, Sinop, Ordu, Amasya, Trabzon ve Tokat ise sırasıyla listede yer aldı. Başarı sıralamasında Samsun’dan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ile Rize’den Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne plaket takdim edildi. Başarı ekip çalışmasının sonucu Elde edilen başarının, uzman hekimlerden organ nakli koordinatörlerine, hastane yöneticilerinden yoğun bakım çalışanlarına, 112 ekiplerinden cerrahi nakil ekiplerine kadar yüzlerce sağlık çalışanının özverili çalışmalarının sonucu olduğunu vurgulayan Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, "Kalp, karaciğer, akciğer gibi hayati organların ileri düzey yetmezliğinde tek çözüm organ naklidir. Türkiye’de ve dünyada birçok insan, organ nakli beklerken hayatını kaybetmektedir. Biz organ nakli sayılarını artırdıkça bu kayıpları azaltacağız. Sağlık Bakanlığı’mız da bu konu üzerinde titizlikle çalışmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde dokuz tane Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi oluşturulmuştur. Bunlardan bir tanesi Samsun Bölge Koordinasyon Merkezidir. Bölgemize bağlı sekiz il bulunmaktadır. Kadavralık organ nakli son derece titiz yürütülmesi gereken bir süreçtir. Beyin ölümü gerçekleşen her hasta, organ bağışı açısından bir adaydır. Ekiplerimiz, başka bir vatandaşa umut olabilir miyiz diye büyük bir gayret göstermektedir. Samsun, organ bağışı konusunda çok büyük başarılar elde etmiştir. 2024 yılı verilerine göre Samsun, organ naklinde hem Bölge Koordinasyon Merkezleri arasında birinci, hem de il sıralamasında birinci olmuştur. Bu başarı sonucunda da Sağlık Bakanı’mız tarafından çifte plaketle ödüllendirilmiştir" ifadelerini kullandı. "e-Devlet üzerinde organ bağışı yapılabiliyor" Müdür Uras şunları söyledi: "Artık e-Devlet üzerinde organ bağışı yapabiliyor. Hastanelerimizin organ ve doku nakli birimlerinde gerekli bilgilendirmeler yapılabilir. Her bağış yeni bir yaşam demektir. Umuda ortak olun." Sağlık Bakanı’nın elinde ödül aldılar Samsun Organ Nakli Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Mehmet Kazak ise ödülü, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’ndan aldı.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:59
Gıda zehirlenmesi alarmı: "3 can alan zehirlenmenin nedeni hijyen"
Almanya’dan Türkiye’ye tatile gelen 4 kişilik ailenin yedikleri kumpir ve midyeden zehirlenmesi gıda güvenliğini bir kez daha gündeme taşıdı. Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, "Bakteri temasına bağlı bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı gibi durumlar yemek yedikten sonra 15 dakikadan 3 saate kadar ortaya çıkabilir" uyarısında bulundu.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:41
Diyabet alarmı, uzmandan vatandaşlara önemli çağrı
Sivas Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Nurcan Yıldırım, diyabet hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabetin, pankreasın yeterli insülin üretememesi veya vücudun insülini doğru kullanamaması sonucu geliştiğini belirten Dr. Yıldırım, bu durumun zamanla kalıcı ve ciddi sağlık sorunlarına yol açtığına dikkat çekti. "Diyabet sadece bir şeker hastalığı değildir; kalp krizi, böbrek yetmezliği ve görme kaybının en büyük nedenlerinden biridir" diyen Yıldırım, hastalığın genellikle sinsi ilerlediğini, bu nedenle birçok hastanın teşhis konulana kadar farkına varmadığını söyledi. Erken belirtilere dikkat çeken Dr. Yıldırım, "Ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, halsizlik, plansız kilo kaybı, bulanık görme gibi şikayetler diyabetin habercisi olabilir. Bu durumda vakit kaybetmeden kan şekeri ölçümü yapılmalıdır" dedi. Diyabet tedavisinde en önemli noktanın yaşam tarzı değişikliği olduğuna dikkat çeken Yıldırım, "Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve bilinçli takip diyabetle mücadelede en güçlü silahlarımızdır. Tip 1 diyabetliler ömür boyu insüline ihtiyaç duyar, Tip 2 diyabette ise yaşam alışkanlıklarıyla hastalık kontrol altına alınabilir" diyerek konuşmasını tamamladı.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:36
Gökçeada’da rahatsızlanan iki hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde aynı gün içerisinde rahatsızlanan 2 kişi, helikopter ambulansla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Gökçeada ilçesinde 10 Kasım tarihinde düşme nedeniyle sol kolunda ağrı şikayeti olan 84 yaşındaki kadın, Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Acil serviste yapılan ilk tetkiklerin ardından "sol humerus proksimal şaft kırığı" tanısı alınan hastaya ilk müdahale hastanede gerçekleştirildi. Ardından aynı gün içerisinde 112 Acil Yardım ambulansı ile Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ağaçtan düşme sonucu yaralanan 52 yaşındaki bir erkek hasta getirildi. "Posterior kosta kırığı" tanısı konulan erkek hastaya acil serviste ilk tetkik ve müdahalesi yapıldı. Hastanede ilk tetkikleri ve müdahaleleri sağlanan iki hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyaçları nedeniyle Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Gökçeada Havalimanı’nda Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansı ‘Hava-17’ ekibine teslim edilen hastalar, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:34
Elazığ’da antimikrobiyal farkındalık haftası etkinliği
Elazığ’da antimikrobiyal farkındalık haftası etkinliği kapsamında sağlık çalışanlarına eğitim verildi. Elazığ’da 18-24 Kasım Dünya antimikrobiyal farkındalık haftası ve 18 Kasım Avrupa antibiyotik farkındalık günü etkinliği düzenlendi. Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından düzenlenen etkinlikler kapsamında; Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Müge Özgüler tarafından sağlık çalışanlarına yönelik eğitim verilirken, hastane girişinde de stant kuruldu. Stantlarda vatandaşlara antibiyotik kullanımı ile ilgili bilgilendirmelerde bulunuldu.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:32
"İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın"
Diyabetin belirtilerine dikkat çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü’nde bilgilendirmelerde bulunarak, "Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda ise koma diyabetin başlıca belirtileridir" dedi. Günümüzde hareketsizlik, yüksek kalorili besinlerin tüketimi, şekerli ve früktoz içeren sıvı gıdaların fazla alınması nedeniyle obezite ve buna paralel olarak da diyabetin görülme oranı hızla arttı. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, diyabetin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca kişiyi etkilediğini söyleyerek dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. "Susuzluk, kilo kaybı ve sık idrara çıkmaya dikkat" Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda komanın diyabetin başlıca belirtileri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Esra Tutal, "Şeker hastalığı, ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir. Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur. Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli olarak kullanılmalıdır" uyarısında bulundu. "Kroner arter ve inme riskini 2-4 kat artırıyor" Diyabetin koroner arter hastalığını ve inme riskini 2-4 kat arttırdığını da belirten Uzm. Dr. Tutal, "Diyabet zamanla kalp, damarlar, göz, böbrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol açabilir. Kronik böbrek yetersizliğinin de en önemli sebeplerindendir" dedi. "Fazla kilolar şeker hastalığına davetiye çıkartıyor" Uzm. Dr. Esra Tutal, fazla kiloların şeker hastalığına davetiye çıkardığını ifade ederek şunları önerdi: "İş yerinde uzun saatler boyunca hareketsiz kalmayın. Özellikle ofis ortamında saatlerce oturarak çalışmak diyabet riskini artırır. Fiziksel olarak aktif olmaya dikkat edin, düzenli olarak haftanın en az 5 günü, en az 30 dakika yürüyüş yapmaya özen gösterin. Az yağlı, düşük kalorili, lifli gıdalar tercih edin. Meyve sebze ve tam tahıllı besinleri sık tüketin."
14 Kasım 2025 Cuma - 12:20
Uşak’ta diyabete karşı farkındalık oluşturudu
14 Kasım Dünya Diyabet Günü vesilesiyle Uşak Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde önemli açıklamalar yapıldı. Uzman Diyabet Eğitim Hemşiresi Esin Erdem, diyabetin görülme sıklığının hem dünyada hem de ülkemizde endişe verici boyutlara ulaştığını, ancak erken tanı ve bilinçli yaşam tarzıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini vurguladı. Diyabetin iki ana tipi bulunduğunu açıklayan Erdem, Tip 1 diyabetin genellikle çocukluk veya gençlik döneminde ortaya çıktığını belirtti. Bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırması sonucu gelişen bu tipte, hastaların yaşam boyu insülin tedavisi alması gerekiyor. Aşırı susama, sık idrara çıkma, ani kilo kaybı, halsizlik ve bulanık görme gibi belirtilerin hızlı bir şekilde kendini gösterdiğini ifade eden Erdem, düzenli insülin kullanımı ve kan şekeri takibinin önemine dikkat çekti. Tip 2 diyabetin ise daha sinsi bir seyir izlediğini anlatan Erdem, bu tipin geçmişte yetişkin hastalığı olarak bilinmesine rağmen, günümüzde yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle gençler arasında da yaygınlaştığını söyledi. Vücudun yeterli insülin üretmesine rağmen hücrelerin insüline direnç gösterdiği bu durumda, obezite ve genetik faktörlerin önemli rol oynadığını vurguladı. Korunma için hayat tarzı değişikliği şart Diyabetten korunmak için atılması gereken adımları sıralayan Erdem, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolünün temel unsurlar olduğunu belirtti. Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapılmasını, rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmasını önerdi. Rutin sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi, stres yönetimi ve sigara-alkolden kaçınılması gerektiğini de sözlerine ekledi.
14 Kasım 2025 Cuma - 12:10
Gizli şekerleri tanımak diyabetten koruyor
Uzm. Dr. Konul Faramarzi, diyabetten korunma yöntemleri hakkında bilgi vererek, gıda ürünlerinde yer alan gizli şekerleri tanımanın önemine değindi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre bugün dünyada yaklaşık 540 milyon yetişkin diyabetle yaşıyor. Uzmanlar bu sayının 2045 yılına kadar 780 milyonu aşmasını beklerken, Türkiye’de de diyabetli birey sayısının son 20 yılda hızla artarak 9 milyona ulaştığı tahmin ediliyor. Diyabetin her geçen gün daha yaygın hale geldiğini söyleyen Medstar Antalya Hastanesi Endokrinoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Konul Faramarzi, özellikle gizli şekerlerin fark edilmesinin diyabetten korunmada önemli bir adım olduğunu belirtti. Şekerin (glikoz) vücudun temel enerji kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Faramarzi, modern beslenme alışkanlıklarının gereksinimin çok üzerinde şeker tüketimine yol açtığını kaydetti. Günümüzde birçok bireyin günde 90–100 gramdan fazla serbest şeker tükettiğine dikkat çeken Faramarzi, "DSÖ günlük serbest şeker miktarının toplam enerjinin yüzde 10’unu, yani yaklaşık 25–30 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa birçok kişi sadece bir kahvaltıda bu miktarı aşmış oluyor" dedi. "Gıda etiketi okumak gizli şekerleri ortaya çıkarıyor" "Şeker tüketmiyorum" diyen birçok kişinin farkında olmadan yüksek miktarda şeker aldığını söyleyen Faramarzi, şekerin tatlıların dışında hazır gıdalarda "gizli" şekilde bulunduğunu hatırlattı. Kahvaltılık gevrekler, aromalı yoğurtlar, soslar, paketli atıştırmalıklar, hazır meyve suları ve soğuk çayların yüksek miktarda gizli şeker içerdiğini ifade eden Faramarzi, "Etiketlerde glikoz şurubu, fruktoz, dekstroz, maltoz, sakkaroz, invert şeker şurubu gibi farklı isimlerle karşımıza çıkar. Bu nedenle gıda etiketi okumak birinci adımdır" diye konuştu. Günlük alınan şekeri fark ettirmeden artıran alışkanlıklar Gün içerisinde zararsız gibi görünen alışkanlıkların şeker tüketimini üç-dört kat artırabileceğini dile getiren Faramarzi, "Kahveye eklenen şeker ve aromalı şuruplar, sık tüketilen meyve suları, hazır tatlılar, küçük kaçamakların sık tekrarı ve yemek sonrası tatlı isteğiyle yapılan atıştırmalar, günlük şekeri kolayca 100 gramın üzerine çıkarır" dedi. "Bu 8 belirti diyabetin habercisi olabilir" Diyabet riskinin bazı belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Faramarzi, şu belirtilere dikkat çekti: "Sık idrara çıkma, aşırı susama, açlık hissi, yorgunluk ve halsizlik, görmede bulanıklık, kilo değişiklikleri, ciltte yaraların geç iyileşmesi, mantar veya enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ya da karıncalanma." Belirtilerden bir veya birkaçının aynı anda görülebileceğini söyleyen Faramarzi, erken tanı ve doktor takibinin önem taşıdığını vurguladı.
14 Kasım 2025 Cuma - 11:51
Diyarbakır’da sağlık taraması
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Bismil ilçesine bağlı Güzelköy Mahallesi Tepekonak mezrasında vatandaşlara yönelik sağlık taraması gerçekleştirdi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, kırsal bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi artırmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Sağlık Dairesi Başkanlığı ekipleri, Bismil ilçesine bağlı Güzelköy Mahallesi Tepekonak mezrasında vatandaşlara yönelik kapsamlı bir sağlık taraması gerçekleştirdi. Çalışmaya Bismil Belediye Başkanı Mizgin Ekin ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Sağlık İdari İşler Şube Müdürü Ümit Şahin de eşlik etti. Vatandaşları muayene eden ekipler, hepatit testi, tansiyon ve şeker ölçümleri ile kan grubu tespiti yaptı, elde edilen bulgular doğrultusunda gerekli sağlık yönlendirmeleri ve bilgilendirmelerde bulunuldu. Program kapsamında çocuklar da unutulmadı. Sağlık personeli tarafından ağız ve diş sağlığı eğitimi verilen çocuklara çeşitli hediyeler dağıtıldı. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde düzenli aralıklarla sürdürülen sağlık taramalarıyla vatandaşların temel sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder