DÜNYA - 01 Nisan 2026 Çarşamba 21:07 | Son Güncelleme : 01 Nisan 2026 Çarşamba 21:08

Trump, Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan görevdeki ilk başkan oldu

A
A
A
Trump, Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan görevdeki ilk başkan oldu

ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın doğumla vatandaşlık uygulamasını engelleyen kararnamesini görüştü. Trump, Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan görevdeki ilk başkan oldu.

ABD Yüksek Mahkemesi, bugün gerçekleştirilen kritik duruşmada ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD'de doğan herkesi ABD vatandaşı olarak tanımlayan Anayasa'nın 14. Değişikliği'nin nesiller boyu devam eden uygulamasını yeniden yorumlayan Başkanlık Kararnamesini görüştü.
Trump, ABD topraklarında doğumla vatandaşlık kazanılması uygulamasını durdurmayı amaçlayan kararnamesinin ele alındığı duruşmaya bizzat katılarak bir Yüksek Mahkeme duruşmasına katılan ilk görev başındaki başkan oldu.
Yüksek Mahkeme yargıçları, Trump'ın ABD'deki göçmenler ve göçmen yanlısı grupların tepkisine neden olan kararnameyi iptal eden alt mahkeme kararı sonrasında Trump yönetiminin itirazları ve davacı tarafın argümanlarını dinledi.

Trump'a bakanlar eşlik etti

Trump, sözlü savunmaların başlamasına kısa bir süre kala duruşmaya geldi. Mahkeme salonunda halka açık bölümün ön sırasına oturan Trump'a, Adalet Bakanı Pam Bondi ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick eşlik etti.

Dünyada doğumla vatandaşlığa izin verecek kadar aptal olan tek ülkeyiz"

Duruşma bulunduğu süre boyunca sessizce oturan Trump, Amerikan hükümetinin hukuk danışmanlığını üstlenen Yüksek Mahkeme Avukatı John Sauer'in sözlü ifadelerinin ardından salondan tek başına ayrıldı. Trump, bir saatten fazla kaldığı duruşmanın ardından sosyal medya hesabından paylaştığı kısa açıklamada, "Dünyada doğumla vatandaşlığa izin verecek kadar aptal olan tek ülkeyiz" dedi.

Alt mahkeme tarafından anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle uygulanması durdurulan kararname ile ilgili duruşmada tarafların sözlü argümanları, iki saati aşkın bir süre devam etti. Davacı tarafın avukatı Cecillia Wang, duruşma sırasındaki açıklamasında, "İstediğiniz Amerikalıya vatandaşlık kanununun nasıl yorumlandığını sorun. Herkes size, burada doğan herkesin vatandaş olduğunu söyleyecektir" dedi.
Trump yönetiminin avukatı Sauer ise anayasa değişikliğinin şekillendiği dönemde ne düzensiz göç ne de geçici ziyaretçilerin oluşturduğu problemin söz konusu olmadığını ifade etti.

Trump, kararnameyi görevdeki ilk gününde imzalamıştı

Tartışmalı dava, Trump'ın yeniden seçildikten sonra başkanlığının ilk günü olan 20 Ocak 2025'te imzaladığı ve ABD'de kaçak ya da geçici statüde bulunan ebeveynlerin çocuklarına doğum hakkı ile vatandaşlık verilmesini engellemeyi amaçlayan bir başkanlık kararnamesi etrafında şekilleniyor.

Kararname ile Trump, ABD'de doğan çocuklara vatandaşlık verilmeden önce ebeveynlerin kendi yasal statülerini kanıtlamalarının şart koşulmasını öngörmüştü.
Alt mahkeme tarafından anayasaya aykırı bulunduğu için yürürlüğe girmeyen kararnamenin, ABD'de veya ABD'ye bağlı topraklarda doğan herkesin Amerikan vatandaşı sayılmasını öngören anayasa değişikliğine aykırı olduğu savunuluyor.
Trump yönetimi, anayasanın ilgili maddesinin ABD'de özgürlüğe kavuşan kölelerin çocuklarının Amerikan vatandaşlığı edinmeleri amacını taşıdığını ve maddenin günümüzde düzensiz göçmenler ve çocuklarına Amerikan vatandaşlığı almak için ABD'de doğum yapan turistler tarafından istismar edildiğini savunuyor. Göçmen yanlıları ise Trump yönetiminin bir göçmen ülkesi olan ABD'de vatandaşlık kurallarını baştan yazmaya çalıştığını savunuyor.
Anayasanın ilgili maddesinin gereğinden fazla geniş kapsamlı olarak yorumlandığını savunan ABD yönetimi, alt mahkeme kararını temyize götürmüş ve ABD Yüksek Mahkemesi de davayı incelemeyi kabul etmişti.
Kritik davada nihai kararın haziran sonu ya da temmuz başında açıklanması bekleniyor.

Mahkeme dışında protesto

Mahkeme dışında ise doğumla vatandaşlık hakkını savunanlar protesto düzenledi. Protestocular, Trump aleyhinde sloganlar attı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Gürlek, Hollanda’dan Savcı Kiraz cinayetinin azmettiricisi Musa Aşoğlu’nun iadesini talep etti Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile görüştü. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hollanda Adalet ve Güvenlik Bakanı David Van Weel ile Adalet Bakanlığında bir araya geldi. Bakan Gürlek, görüşmede ziyaretin, Türkiye ile Hollanda arasındaki mevcut iş birliğinin daha da geliştirilmesine katkılar sağlayacağına, özellikle görev alanına giren konularda karşılıklı olarak iş birliği ve diyaloğun güçlenmesine fayda sağlayacağına inandığını ifade etti. Türkiye ile Hollanda arasındaki ilişkilerin çok uzun yıllara dayandığını belirten Bakan Gürlek, Hollanda’da yaklaşık 500 bin kişilik Hollanda Türk toplumunun ilişkilerinin güçlendirilmesinde ve geliştirilmesinde oldukça önemli bir görev gördüğünü söyledi. Hollanda’nın Türkiye’nin NATO müttefiki olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, "Küresel ve bölgesel risklerin arttığı bir ortamda müttefikimiz olan Hollanda ile diyalog ve iş birliğinin geliştirmesine önem veriyoruz" dedi. Geçen sene Lahey’de olan NATO Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eski Hollanda Başbakanı Dick Schoof’un bir araya geldiğini hatırlatan Bakan Gürlek, "Bu sene de NATO zirvesi Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecektir. Bu zirvede de NATO’ya yön veren önemli kararlar alınacağını umuyoruz" ifadelerini kullandı. Adalet alanındaki iş birliği ve ikili ilişkilerin önemli bir boyut oluşturduğunu kaydeden Bakan Gürlek, "Özellikle örgütlü suçlar, örgütlü suçlarla mücadele, uyuşturucu ticareti, göçmen kaçakçılığı, suç gelirlerinin aklanması gibi konularda özellikle adli anlamda iki ülkenin karşılıklı iş birliğini önemsiyoruz. Adli makamlar arasındaki işbirliği aynı zamanda ülkeler arasındaki işbirliğini de güçlendirecek ve aynı zamanda uluslararası adaletin etkinliği açısından önemli bir görev üstlenecektir" değerlendirmesinde bulundu. "FETÖ terör örgütüne karşı ülkemizin kararlılıkla mücadelesi devam etmektedir" FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminde 251 kişinin şehit olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, şunları kaydetti: "Bu kapsamda yürütülen adli süreçler dolayısıyla Bakanlığımız tarafından sizin Bakanlığınıza, yetkili makamlarınıza adli yardımlaşma taleplerimiz iletildi. Ancak bu taleplerimizin yerine getirilmesi konusunda maalesef bazı sorunlar ortaya çıkmıştı. Özellikle anayasal düzeni hedef alan ve milli iradeyi gasp eden FETÖ terör örgütüne karşı ülkemizin kararlılıkla mücadelesi devam etmektedir. Bu kapsamda da dost ve müttefik ülke olarak gördüğümüz Hollanda makamlarının da özellikle adli yardım anlamında ve suçluların iadesi anlamında bize yardımcı olmasını ve iş birliği göstermesini temenni ediyoruz" dedi. "FETÖ terör örgütünden 217, PKK terör örgütünden ise 8 iade talebimiz mevcuttur" Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir PKK terör örgütüyle mücadele ettiğini kaydeden Gürlek, PKK terör örgütünün, Avrupa Birliği tarafından da bir terör örgütü olarak kabul edildiğini hatırlattı. "Özellikle FETÖ kapsamında olduğu gibi PKK terör örgütü kapsamında da iade taleplerimizin maalesef olumlu sonuçlanmadığını görüyoruz" diyen Bakan Gürlek, şunları kaydetti: "Hali hazırda FETÖ terör örgütünden 217, PKK terör örgütünden ise 8 iade talebimiz mevcuttur. Hollanda’yı müttefik ülke olarak gördüğümüzden dolayı bu konuda adli iş birliği kapsamında bu suçluların iadesini talep ediyoruz. Ayrıca her iki terör örgütü mensuplarına da Hollanda’da mültecilik ya da oturma hakkı verilmemesi, verilmiş olanların da yeniden değerlendirilmesi konusunda bu hususun tekrar gözden geçirilmesini rica ediyoruz." Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın dün şehadet yıl dönümü olduğunu belirten Bakan Gürlek, "Ben de biliyorsunuz savcılık görevi yaptıktan sonra Adalet Bakanı olarak atandım. Cumhuriyet Savcısı meslektaşımız, aynı zamanda çalışma arkadaşımız, DHKP-C terör örgütü mensubu tarafından önce esir alındı, daha sonra da hunharca katledildi" diye konuştu. "Musa Aşoğlu’nun Hollanda’dan ülkemize iadesini talep ediyoruz" Bu alçak saldırının talimatını veren DHKP-C terör örgütü elebaşı Musa Aşoğlu’nun İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamasının devam ettiğini belirten Bakan Gürlek, "Bu terör örgütü yöneticisi Musa Aşoğlu’nun da yürütülen yargılama sonucunda aynı şekilde Hollanda’dan ülkemize iadesini talep ediyoruz. Maalesef bu konuda da şu ana kadar olumlu bir adım atılmadı. Söylediğimiz taleplerin ve önemli hassasiyetlerin Hollanda makamları nezdinde de karşılık bulacağına samimi olarak inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Terörle mücadelenin yanı sıra uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve insan ticareti başta olmak üzere diğer uluslararası suçlarla mücadele kapsamında birçok ülkeyle adli yardım kapsamında iade anlaşmalarının olduğunu anlatan Bakan Gürlek, "Geçen yıl Nisan ayında Hollanda ile Türkiye arasında düzenlenen eş zamanlı operasyon sonucunda uyuşturucu ticaretinden ‘Bulut Operasyonu’ sayesinde uyuşturucu tacirleri yakalandı ve suç gelirleriyle birlikte delillerine el konuldu. Bu kapsamda Hollanda’da bulundukları tespit edilen, uyuşturucu ticareti suçlarından haklarında yakalama kararı bulunanların aynı şekilde ülkemize iade taleplerinin yerine getirilmesini bekliyoruz" şeklinde konuştu. Hollanda’da Türk toplumunun varlığı, vatandaşların güvenliği, huzurunun ayrı bir önem taşıdığını kaydeden Gürlek, bu kapsamda özellikle Batı Avrupa’da artış gösteren ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi eğilimlerini endişeyle takip ettiklerini söyledi. Son dönemlerde bu tür yaşanan tehditlerin giderek arttığını gözlemlediklerini söyleyen Bakan Gürlek, Ocak ayı sonlarında Hollanda’da iki Müslüman kadının polis şiddetine maruz kaldığını üzülerek öğrendiklerini söyledi. Bakan Gürlek, bu tür olaylara karşı gerekli tedbirlerin alınması gerektiğine inandıklarını ifade etti. Görüşmenin, iş birliğini daha da ileri taşıyacağı kanaatinde olduğunu söyleyen Bakan Gürlek, "Müttefik ülke Hollanda ile aramızdaki samimiyetin ve kardeşlik hukukun daha da ileriye gitmesini temenni ediyoruz" dedi.