SAĞLIK
Karatay’ın sağlık altyapısı güçleniyor 30 Mart 2026 Pazartesi - 18:15:13 Konya’nın merkez Karatay İlçe Belediyesi, hayırsever iş insanı Ahmet Yaşar Eşmekaya ve Konya İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Erenler Mahallesi’ne kazandırılan Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi düzenlenen törenle hizmete açıldı. 32 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen merkez, bölgedeki sağlık hizmetlerine erişimi önemli ölçüde kolaylaştıracak. Karatay Belediyesi, "yerinde hizmet" anlayışıyla ilçenin dört bir yanındaki yaşam kalitesini artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda kazandırılan modern aile sağlığı merkezi, vatandaşların sağlık hizmetlerine hızlı ve etkin şekilde ulaşmasına katkı sağlayacak. 32 milyon liralık güncel yatırım değeriyle hayata geçirilen aile sağlığı merkezi, yaklaşık 450 metrekare kapalı alanda hizmet verecek. Toplam 19 bölümden oluşan merkezde; 6 aile hekimi, 6 aile sağlığı elemanı, 3 yardımcı sağlık personeli ve 2 hizmet personeli görev yapacak. Merkez, yalnızca bir sağlık tesisi olmanın ötesinde, çevresinde Karatay Belediyesi tarafından gerçekleştirilen düzenlemelerle birlikte daha işlevsel bir yapıya kavuşturuldu. Açık otopark, sokak parkı, çocuk oyun grupları ve 50 farklı türde bitkiyle gerçekleştirilen peyzaj çalışmalarıyla bölgeye değer katıldı. "Doğru planlama kalıcı eser" Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, açılış töreninde yaptığı konuşmada, ilçeye kazandırılan yatırımların vatandaşların yaşam kalitesini doğrudan artırmayı hedeflediğini belirterek yeni merkezin hayırlı olmasını diledi. Yerel yönetim olarak önceliklerinin vatandaşların temel hizmetlere hızlı ve yerinde ulaşmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Hasan Kılca, açılışı yapılan merkezin mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarına modern bir çözüm sunacağını ifade etti. Aile sağlığı merkezinin teknik detaylarına ilişkin bilgi veren Kılca, projenin 32 milyon TL yatırım değeriyle tamamlandığını ve 450 metrekare kapalı alanda hizmet vereceğini kaydetti. Projenin yalnızca bir bina inşasından ibaret olmadığını vurgulayan Kılca; peyzaj düzenlemeleri, otopark alanı, sokak parkı ve çocuk oyun gruplarıyla birlikte bütüncül bir çevre düzenlemesi gerçekleştirildiğini ifade etti. Belediyecilik anlayışlarını "doğru planlama ve kalıcı eser" ilkeleri üzerine inşa ettiklerini belirten Başkan Kılca, bir mahallenin güçlenmesinin eğitim, spor ve sosyal donatıların birlikte sunulmasıyla mümkün olduğunu dile getirdi. Erenler Mahallesi’ne daha önce kazandırılan Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu, semt pazarı ve spor alanlarını hatırlatan Kılca, sağlık merkezinin bu hizmet zincirinin önemli bir halkası olduğunu söyledi. Hasan Kılca, Karatay’ın her geçen gün geliştiğini vurgulayarak, "Kentsel dönüşümden sosyal donatı alanlarına, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda yatırımlarımız sürüyor. Bu tür hizmetler sadece bina yapmakla değil, çevresiyle birlikte anlam kazanıyor. Sağlık merkezleri, birinci basamak hizmetlerle hastanelerin yükünü de azaltacak" dedi. Kamu kurumları ve toplumsal dayanışmanın önemine de değinen Başkan Kılca, yatırımın hayata geçirilmesindeki katkılarından dolayı Konya İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve hayırsever Ahmet Yaşar Eşmekaya’ya teşekkür etti. Hasan Kılca, merkezin Konya ve Karatay için hayırlı olmasını temenni etti. Karatay Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi’nde görev yapan doktorlar adına konuşan Dr. Gürhan Civcik de yeni hizmet binasının hem sağlık çalışanları hem de vatandaşlar açısından önemli bir kazanım olduğunu, yaklaşık 20 bin kişiye hizmet verdiklerini ifade etti. Hayırsever Ahmet Yaşar Eşmekaya ise merkezin yalnızca bir bina yatırımı olmadığını, insan odaklı bir hizmet anlayışının ürünü olduğunu ifade etti. "Buradan şifa bulan her vatandaşımızın duası, bu merkezin en kıymetli kazanımı olacaktır" diyen Hayırsever Eşmekaya, bu yatırımın insanların hayatına dokunan bir hizmet kapısı olduğunu dile getirdi. Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, sağlık hizmetlerinde koruyucu yaklaşımın giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, açılışı yapılan merkezin bu anlayışın önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Konya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ahmet Murat Koru, Konya’nın kamu, yerel yönetimler ve hayırsever iş birliğiyle Türkiye’ye model olduğunu vurguladı. Konya’nın her alanda olduğu gibi sağlık yatırımlarında da örnek bir dayanışma sergilediğini belirten Koru, bu birlikteliğin şehre kazandırılan her projede açıkça görüldüğünü ifade etti. AK Parti Konya Milletvekili Hasan Ekici, Konya’nın sağlık yatırımlarında Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek, bu başarının temelinde merkezi hükümet, yerel yönetimler ve hayırseverlerin birlikte hareket etmesi olduğunu söyledi. Son olarak konuşan Konya Valisi İbrahim Akın, devletin temel görevlerinin başında vatandaşlara kaliteli ve erişilebilir sağlık hizmeti sunmanın geldiğini vurguladı. Sağlık alanında son yıllarda önemli yatırımlar hayata geçirildiğini belirten Vali Akın, vatandaşlara konforlu fiziki mekanlarda nitelikli hizmet sunulması için çalışmaların aralıksız sürdüğünü ifade etti. Merkezin resmi açılışı gerçekleştirildi Protokol konuşmalarının ardından, yapılan dua sonrasında kurdele kesilerek Ahmet Yaşar Eşmekaya Aile Sağlığı Merkezi resmen hizmete açıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri merkezde incelemelerde bulundu.
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:28 Endometriozis hastalığına sporla dikkat çekildi Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Samsun’da düzenlenen pickleball turnuvasıyla hem spor yapıldı hem de kadınlarda sık görülen "çikolata kisti" hastalığına dikkat çekildi. Samsun’da mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında dikkat çeken bir etkinliğe imza atıldı. Liv Hospital Samsun Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü öncülüğünde düzenlenen pickleball turnuvasıyla hem spor yapıldı hem de endometriozis hastalığına yönelik farkındalık oluşturuldu. Opr. Dr. Seher Sarı Kayalarlı liderliğinde gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda hekim katıldı. Turnuva boyunca sporun birleştirici gücü ön plana çıkarken, etkinlik sonunda açılan pankartlarla endometriozis konusunda farkındalık mesajı verildi. Etkinlikte açıklamalarda bulunan Opr. Dr. Kayalarlı, endometriozisin dünyada yaklaşık 190 milyon kadını etkileyen kronik bir hastalık olduğunu belirterek, "Endometriozis yaklaşık her 10 kadından birinde görülmektedir. Özellikle gebelik sorunu yaşayan kadınlarda bu oran yüzde 40’lara kadar çıkarken, ilaç tedavisine yanıt vermeyen kronik kasık ağrısı olan ergenlik çağındaki kızlarda yüzde 75’lere kadar ulaşabilmektedir. Adet sancısı, kronik kasık ağrısı, cinsel ilişki sırasında ağrı, idrar yaparken ya da dışkılama sırasında ağrı en sık ifade edilen şikâyetlerdir. Bu ağrılar çoğu zaman şiddetlidir ve ilk adet döneminden itibaren başlayabilir" dedi. Ağrının günlük hayat kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurgulayan Opr. Dr. Kayalarlı, bazı hastaların sık ağrı kesici kullanmak zorunda kaldığını hatta acil servise başvurabildiğini belirtti. Endometriozisin tanı sürecinin uzun olabildiğine dikkat çeken Opr. Dr. Kayalarlı, "Hastalığın tanı alması 8 ila 12 yıl kadar sürebilmektedir. Bu süreçte hastalar doğru teşhis ve tedaviye ulaşmakta gecikebilir. Tedavisiz geçen bu süre hastalığın ilerlemesine neden olabilir" diye konuştu. Tedavi sürecinin kişiye özel planlandığını belirten Kayalarlı, hastanın yaşı, çocuk isteği, yumurtalık rezervi ve hastalığın evresinin tedavi yöntemini belirlemede önemli rol oynadığını ifade ederek, "Sağlığınız için belirtileri görmezden gelmeyin ve mutlaka bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 15:52 Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu. Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi. Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu. İlk aşamada istirahat önemli Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti. Basit önlemlerle korunmak mümkün Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 14:53 Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Algoloji Kliniği öncülüğünde düzenlenen bilimsel etkinlikte, spinal kord stimülatörünün (ağrı pili) horizontal teknikle dorsal root ganglion (DRG) bölgesine yerleştirilmesine yönelik canlı vaka uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Türk Algoloji Ağrı Derneği ve Ege Ağrı Platformu iş birliğiyle düzenlenen bilimsel etkinlikte Türkiye’de bir ilke imza atıldı. Etkinlik kapsamında, kronik ağrı tedavisinde kullanılan ağrı pilinin omurilikteki ilgili sinir bölgesine Doç. Dr. Edip Gönüllü’nün geliştirdiği yeni bir yöntemle yerleştirilmesi, canlı ameliyat eşliğinde uygulamalı olarak gösterildi. İleri teknoloji kullanılarak yapılan canlı vaka sunumu, akıllı gözlük teknolojisi aracılığıyla katılımcılara anlık olarak aktarıldı. Bu sayede programa katılan hekimler, uygulamayı detaylı şekilde izleme ve interaktif öğrenme imkânı buldu. Programın dikkat çeken başlıklarından birini ise Boston Scientific tarafından geliştirilen ve Türkiye’de ilk kez tanıtımı yapılan spinal kord stimülatör simülatörü oluşturdu. Daha önce Amerika ve Avrupa’daki eğitimlerde kullanılan simülatör ile katılımcılar, uygulama maketi üzerinde pratik eğitim alma fırsatı yakaladı. Yaklaşık 50 algoloji uzmanının katıldığı etkinlik, ağrı tedavisi alanında önemli bir eğitim platformu sunarak Türkiye’deki uygulamaların gelişimine katkı sağladı. Programa; İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörlüğü ve Tıp Fakültesi Dekanlığı, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hastane yöneticileri ile dernek yönetim kurulu üyeleri katıldı. Sempozyum başkanlığını yürüten Doç. Dr. Edip Gönüllü, uluslararası literatüre dayanan geniş vaka serilerine ilişkin bilimsel çalışmalarını ekibiyle birlikte katılımcılarla paylaştı.
Uzmanlardan hamilelere uyarı: Hamilelikte beslenme kadar egzersiz de önemli
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:34 Uzmanlardan hamilelere uyarı: Hamilelikte beslenme kadar egzersiz de önemli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, hamilelikte beslenme kadar egzersizin önemli olduğunu belirtti. Spor yapan ve aşırı kilosu olmayan bayanların daha sağlıklı ve rahat doğum yapabildiğini belirten Aydın, hamile kadınların dikkatli davranmasını ancak günlük hayatlarına da devam etmelerini önerdi. Her konuda olduğu gibi hamilelik ve doğum konusunda yanlış veya yetersiz bilgilerin anne adaylarını gereğinden fazla tedirgin ettiğini ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, özellikle ilk gebeliği olan kadınlarda gereksiz kaygılar olduğunu belirterek, sağlıklı bir gebelik ve doğum için anne adaylarının sürekli yatmak yerine bol bol egzersiz yapmasını önerdi. Hamilelikte beslenme kadar egzersize de dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Aydın "Anne sağlıksız beslenirse en başta demir eksikliğine bağlı kansızlık (anemi) olmak üzere çeşitli sorunlar ortaya çıkabilir. Gebelikte ortalama her ay 1 kilogram alınmalıdır. Özellikle ilk 3 ay bittikten sonra kilo artışı hızlanabilir. Anne adaylarının çoğu kilo almaktan korkup kendini kısıtlayabiliyor. Bu kesinlikle yapılmamalı. Gebelik döneminde mutlaka bol miktarda süt, peynir, yoğurt, her çeşit meyve ve sebze, kırmızı ve beyaz et, özellikle balık mutlaka tüketilmelidir. Hamur işi yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Gebelikte bunaltı ve kusma, annenin dengeli beslenmesini önleyebilir. Eğer gebe bunaltı ve kusma nedeniyle kilo kaybediyorsa mutlaka doktora başvurmalıdır. Ayrıca hamilelere susamayı beklemeden de su içmelerini öneriyoruz. Bunun yanında hamilelik dönemi anne adayları hekimin önerdiği ölçüde mutlaka egzersiz yapıp yürümelidir. Bunu yapmayan kadınlar doğumda daha fazla zorlanıyor"dedi.
Karabük’te "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı sürüyor
21 Kasım 2025 Cuma - 19:27 Karabük’te "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı sürüyor Karabük Valisi Mustafa Yavuz’un koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" Programı, Safranbolu Mustafa Antepoğlu Okulu’nda düzenlenen etkinlikle devam etti. Çocuklarda sağlık bilincinin küçük yaşta geliştirilmesini amaçlayan etkinliğe; Karabük İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Poçan, Safranbolu İlçe Milli Eğitim Müdürü Şevket Küçükzoroğlu, Şube Müdürü Savaş Aydın, Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Nermin Seçilmiş ile kurum yöneticileri ve program ekipleri katıldı. Açılışta konuşan İl Sağlık Müdür Vekili Uzm. Dr. Bekir Poçan, programın çocukların yaşam kalitesine uzun vadeli katkı sunduğunu belirterek şunları söyledi: "Sağlık bilinci erken yaşlarda şekillenir ve bireyin yaşam boyu sağlıklı kalmasına katkı sağlar. Bu program, çocuklarımızın sağlık okuryazarlığını artırmak ve günlük yaşamlarında sağlıklı seçimler yapmalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlandı. Kurulan istasyonlar sayesinde çocuklarımız hem eğlenerek öğreniyor hem de sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yakından keşfediyor." Etkinlikte, öğrencilerin interaktif uygulamalarla temel sağlık bilgilerini pekiştirmesi amacıyla Aile Hekimliği, Ağız ve Diş Sağlığı, Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite, Kişisel Hijyen ve Hastalıklardan Korunma, UMKE ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri ile Geleneksel Çocuk Oyunları gibi çeşitli istasyonlar kuruldu. Öğrenciler, bu stantlarda hem bilgilendirildi hem de pratik uygulamalara katıldı. Program sonunda etkinliğe aktif katılım gösteren öğrencilere "Sağlık Elçisi" belgeleri verildi. Karabük İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, programın çocukların sağlıklı ve bilinçli bir geleceğe hazırlanmasına katkı sağlamaya devam edeceğini bildirdi.
Zonguldak’ta hala en yaygın mesleki akciğer hastalıklarından olan pnömokonyoz masaya yatırıldı
21 Kasım 2025 Cuma - 16:51 Zonguldak’ta hala en yaygın mesleki akciğer hastalıklarından olan pnömokonyoz masaya yatırıldı Zonguldak’ta Toraks Derneği Mesleksel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu ile Batı Karadeniz Şubesi’nin düzenlediği "Türkiye’de Pnömokonyoz Sorunu ve Çözümleri" toplantısı başladı. Kömür madenciliğinin yoğun olduğu Zonguldak’ta düzenlenen toplantı, Maden Müzesi’nde gerçekleştirildi. Toplantıda, pnömokonyozun Türkiye’de hâlâ en yaygın mesleki akciğer hastalıklarından biri olduğu, SGK’nın 2024 verilerine göre 888 meslek hastalığından 114’ünün pnömokonyoz olduğu belirtilmesine rağmen uzmanlar sahadaki yükün bunun çok üzerinde olduğunu ifade etti. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Peri Meram Arbak, toplantıyla ilgili yaptığı açıklamada yıllardır süren maden kaynaklı akciğer hastalıklarının ancak düzenli izlem ve denetimle azaltılabileceğini söyledi. Arbak, "Türk Toraks Derneği Genel Merkezi, Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şubesi ve Türk Toraks Derneği Meslek Hastalıkları Şubesi ortak girişimiyle yapılan madencilerin toz hastalığı mini sempozyumu gibi algılanabilecek bir toplantı düzenlendi. 100-120 bilim insanının katılımıyla kömür madencilerinde sağlık sorunları, bunları ortadan kaldırmanın yolları ve göğüs hastalıkları uzmanları olarak bu konuyla en yakın ilgili uzmanlık grubu olarak neler yapılabileceğini zaten tartışmıştık. Beş senede bir bu toplantıları yapmak istiyorduk fakat araya giren Covid-19 pandemisi nedeniyle biraz gecikmeli olarak ikincisini biraz daha küçük ölçekli olarak yapıyoruz. Amacımız yıllardan beri sürmekte olan işçilerin tozlu akciğer hastalığı çilesinin nedenlerinin ortadan kaldırılması üzerine görüş alışverişinde bulunmak. Aslında devletin madenlerinde, devletin işletmesinde bulunduğu madenlerde iş sağlığı ve iş güvenliği koşullarına çok daha iyi uyulduğunu, sağlık eğitimlerinin, iş sağlığı, iş güvenliği eğitimlerinin çok daha düzenli olduğunu, altyapı sorunlarının daha iyi giderildiğini görürken, özel sektörün madenlerinde hâlâ işçilerin sağlığı pahasına, işçilerin canı pahasına maden çıkarma işlerinin sürdüğünü maalesef görüyoruz. Sadece Zonguldak’a özgü değil. Farklı bölgelerde de, örneğin daha yakında Erzurum’da bir toplantıdan geldik. Erzurum’da Oltu taşı çıkarılan bir ocakta göçük sonucu işçilerin ölümünü görüyoruz. İş sağlığı sorunları, özellikle göğüs hastalıkları yönünden tabii ki madencilerin toz hastalığı ama daha genel planda baktığımızda göçükler, grizu patlamaları, su basmaları, bunlar Türkiye’nin aslında olağan gündemi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. TTK İş Sağlığı Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanı Yaşar Uzunkavaklı Eren ise, havzadaki risklere dikkat çekti. Eren, "Ülkemizde taş kömürü yalnızca Zonguldak’ta bulunmakta. Rezervlerimiz dünya ile orantıladığımızda oldukça düşük. Ülkemizdeki elektrik üretiminde kurulu güç kaynaklarına baktığımız zaman kömürün yeri yüzde 19’larda, doğalgaz ve barajların yeri yüzde 20 gibi bir dağılım göstermekte. Havzada meslek hastalığı raporlarına göre 1970’li yıllar boyunca Kozlu bölgesinde galeri işlerinde delik delme yöntemi ağırlıklı olarak kuru delik delmeydi. Kuru delik delme sırasında ortaya çıkan ince kömür tozu, kömür işçisi akciğer hastalığı açısından birincil risk kaynağı olarak tanımlanır. Kuru delikten sulu delmeye geçiş, bir iyileştirmeden ziyade işçi sağlığı gereği olarak uygulanmıştır" ifadelerini kullandı. İki gün sürecek toplantıda pnömokonyozun bölgedeki güncel yükü, toz kontrol yöntemleri, koruyucu ekipman uygulamaları ve erken tanı programlarının güçlendirilmesine yönelik öneriler tartışılacak. Program kapsamında kömür madenlerinde saha incelemesi de yapılacak.
Mevsimsel grip hakkında bilinmeyenler
21 Kasım 2025 Cuma - 16:06 Mevsimsel grip hakkında bilinmeyenler Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, grip ve soğuk algınlığının farklı olduğunun özellikle altını çizerek, hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundular. Mevsimsel grip, her yıl dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, grip salgınları yılda 3-5 milyon ağır vaka ve 290 bin-650 bin solunum yolu hastalığına bağlı ölümle sonuçlanabiliyor. Verilere göre; vakaların çoğu hafif-orta şiddette seyrederken, özellikle 65 yaş üstü bireyler, kronik kalp-akciğer hastalıkları ve diyabet gibi altta yatan rahatsızlığı olanlar, bağışıklık sistemleri baskılanmış hastalar, küçük çocuklar ve gebeler için influenza; ciddi komplikasyonlar, hastaneye yatış ve ölüm riski taşıyabiliyor. Grip; yüksek ateş, kas ve baş ağrısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, burun akıntısı ve halsizlik gibi belirtilerle seyreden viral bir solunum yolu enfeksiyonu olarak dikkat çekiyor. Basit bir nezleden farklı olarak tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalık olan grip, özellikle 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Grip sezonunun da başlamasıyla birlikte Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, grip ve soğuk algınlığının farklı olduğunun özellikle altını çizerek, hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundular. Tüm dünyada takip edilen bir hastalık olan grip enfeksiyonunun kalp-damar, akciğer, böbrek ve diyabet gibi hastalıkları tetikleyebildiği aktarılırken, bilimsel çalışmalar, grip sonrası ilk yedi gün içinde kalp krizi riskinin altı kata kadar arttığını gösterdiği vurgulandı. Özellikle risk gruplarının grip aşısını ihmal etmemesinin hayati önem taşıdığı belirtilirken, örneğin; diyabetik hastalarda gribe bağlı hastaneye yatış ve vefatın 5 kat daha fazla olabildiği ifade edildi. "Aşı, toplumsal bir sorumluluk" Aşı olmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, "Aşılanma oranının dünyada yüzde 70-80’lerde olmasına rağmen Türkiye’de henüz yolun çok başında olduğumuzu, toplumun grip için aşılanma oranı ne kadar yüksek olursa, ağır hastalık ve hastaneye yatışların önlenmesiyle sağlık sisteminin üzerindeki yük de o kadar hafifler" dedi. "Sezon erken başladı, bulaş oranı yükseliyor" Prof. Dr. Seçil Günher Arıca da "Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından yayımlanan 2025 45. hafta güncellemesine göre, bu sezon Avrupa bölgesinde influenza aktivitesi önceki yıllara kıyasla daha erken artış eğilimi göstermektedir. Aynı durumun Asya bölgesinde bazı ülkeler için de geçerli olduğu görülüyor. Bu durum, sezonun erken evresinde daha dikkatli bir izlem ve korunma gerekliliğine işaret etmektedir. Okulların tam kapasite açılması, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve toplu etkinliklerin yoğunluğu bulaş zincirini güçlendiriyor. Özellikle bu aylarda alınacak koruyucu önlemler sezonun seyrini belirleyecek" ifadelerini kullandı. "Yeni trivalan aşı, korumayı hedefli hale getiriyor" Bu sezonla birlikte trivalan grip aşısı kullanılmaya başlandığının da altını çizen Prof. Dr. Arıca, aşının Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda geliştirildiğini belirterek şöyle konuştu: "Yeni aşı, baskın virüs suşlarına odaklanarak gereksiz antijen yükünü azaltıyor ve bağışıklık yanıtını optimize ediyor." "Aşılama hem sağlık hem ekonomi açısından stratejik bir önlem" Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, grip aşısının bireysel korumanın ötesinde ekonomik sürdürülebilirlik açısından da kritik bir yatırım olduğuna da değinerek, şöyle konuştu: "Ortalama bir grip vakası 5-7 gün çalışamama ile sonuçlanıyor. Bu da ülke genelinde milyonlarca iş günü kaybı ve ciddi dolaylı maliyetler anlamına geliyor. Yapılan ekonomik analizler, grip aşısının yaygın uygulanmasıyla hem doğrudan sağlık giderlerinde hem de dolaylı maliyetlerde milyonlarca liralık önlenebilir harcama oluşturulduğunu ortaya koyuyor." "Sağlık çalışanları ve çocuklar öncelikli gruplar" Grip bulaş zincirinin kırılmasında sağlık çalışanlarının rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, "Hastane ortamında hem hasta hem çalışan sağlığını korumak için sağlık profesyonellerinin her yıl düzenli olarak grip aşısı yaptırması gerekiyor. Bu uygulama hem kişisel korunmayı hem de hasta güvenliğini sağlamakta. Ayrıca çocukların grip aşısı ile korunması da toplum bağışıklığını güçlendiren önemli bir halk sağlığı adımı. Çünkü çocuklar kendilerini koruyamıyorlar ve maalesef enfeksiyonu kolayca taşıyabiliyor; bu da yaşlılar ve kronik hastalar için ciddi risk oluşturuyor. Çocuklarda aşı koruması, aile bireylerini ve kırılgan grupları da dolaylı olarak koruyor. Aşı olmayan çocukların 5’te 1’i yetişkinlerin de 10’da 1’i grip nedeniyle hastaneye yatmakta. Ayrıca hastaneye yatan çocukların yüzde 75’inin daha önce hiçbir kronik rahatsızlığı olmadığını gösteren çalışmalar mevcut. Bu nedenle çocukların da aşılanması toplum sağlığı açısından büyük önem arz ediyor. Bununla birlikte gebelikte uygulanan aşılar da oldukça kritik; çünkü bu dönemde yapılan grip aşısı, bebeğe doğumdan sonraki ilk 6 aya kadar koruma sağlayabiliyor. Bu nedenle hem sağlık çalışanlarında hem de çocuklarda aşılama büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Aşı için doğru zaman" Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, şöyle devam etti: "Risk grupları, sağlık çalışanları ve sık seyahat eden bireyler için aşı zamanı tam da şimdi. Aşı, bireysel korumayı aşan toplumsal bir dayanıklılık aracı. Özellikle ülkemizde ocak-şubat aylarında gribin pik yaptığı zamanlar olarak görülüyor. Grip aşılaması için de en uygun dönem ekim ve kasım ayları. Bu dönemde yapılan aşılar, şubat-mart dönemine kadar koruyuculuk sağlamakta. Bu nedenle aşılamayı yalnızca sezon öncesinde değil, sezon boyunca bir koruyucu adım olarak görmek gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘her hastane ziyareti bir aşılama fırsatıdır’ vurgusu da bu yaklaşımı desteklemekte; hastaların sağlık kuruluşlarıyla her temasının, koruyucu sağlık hizmetlerini tamamlamak için önemli bir fırsat sunduğunu hatırlatmaktadır. Grip virüsü her yıl değişim gösterdiği için, koruyuculuğun sürmesi adına grip aşısının da her yıl yenilenmesi gerekir. Çünkü koruyucu sağlık hizmetlerinin temelinde, yaşam boyu devam eden bağışıklama yaklaşımı yer alır."
Yunusemre’de kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenlendi
21 Kasım 2025 Cuma - 15:08 Yunusemre’de kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenlendi Yunusemre Belediyesi, Türk Kızılay Manisa Şubesi işbirliği ile kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenledi. 100. Yıl Meydanı’nda gerçekleştirilen kampanyada konuşan Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, "Kan verin, insanları yaşatın" dedi. Yunusemre Belediyesi personeli kan ve kök hücre bağışı ile insanlara umut oluyor. Yunusemre Belediyesi ve Türk Kızılay Manisa Şubesi işbirliği ile kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenlendi. 100. Yıl Meydanı’nda düzenlenen etkinliğe Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, Türk Kızılay Manisa Şubesi yönetim kurulu üyeleri, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca, birim müdürleri, personeller ve vatandaşlar katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca, "Vereceğimiz kanla bir insanın, bir çocuğun hayata tutunma umudu oluyoruz" dedi. "Kan verin insanları yaşatın" Kan ve kök hücre bağışının önemine vurgu yapan Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Kök hücre tedavisinde kan bağışını hayati bir rol oynar. Çünkü tedavi sürecinde hastaların kan değerlerinin desteklenmesi, ihtiyaç duyulan kan ürünlerinin sağlanması ve uygun donörlerin belirlenmesi için düzenli bağışa ihtiyaç vardır. Her kan bağışı, kök hücre bekleyen bir hastanın yaşam şansını artırır; bağışlanan her ünite tedavinin başarısını doğrudan etkiler. Yunusemre Belediyesi olarak bu bilinçle hareket ediyor, toplumsal farkındalığı artırmak ve daha fazla hastaya umut olabilmek için kan bağışına destek veriyor; bu kapsamda bir kan bağış kampanyası düzenleyerek vatandaşlarımızı dayanışmaya davet ediyoruz." Kampanyaya büyük önem verdiklerini belirten Türk Kızılay Genel Merkez Denetim Kurulu Üyesi Selman Keresteci, destek veren Yunusemre Belediyesi’ne ve Belediye Başkanı Semih Balaban’a teşekkür etti.
MUSKİ’den Marmaris’e kesintisiz su çalışması
21 Kasım 2025 Cuma - 15:00 MUSKİ’den Marmaris’e kesintisiz su çalışması Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Marmaris ilçesine bağlı Adaköy Mahallesi, Aktaş Koyu ve Cennet Adasını besleyen içme suyu isale hattı yenileme çalışmalarına başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde altyapının güçlendirilmesi yönündeki talimatlarıyla yatırımlarını sürdüren MUSKİ ekipleri, çalışmalarına Marmaris’te devam ediyor. Marmaris ilçesine bağlı olan Adaköy Mahallesi, Aktaş Koyu ve Cennet Adasını besleyen içme suyu isale hattının eski olması ve sürekli arıza vermesi sebebiyle tüm hattın yenileme çalışmalarına başlandı. Su kesintileri sona eriyor Adaköy Mahallesi’nden Aktaş Koyu ve Cennet Adası bölgesini besleyen içme suyu isale hattında sık yaşanan arızaların önüne geçmek amacıyla yenileme çalışmalarına başlandı. Mevcut hattın ekonomik ömrünü tamamlamış olması nedeniyle sık arızalar oluşuyor ve bu da su kesintilerine yol açıyordu. Yapılacak yenileme ile bu sorunlar tamamen giderilecek ve çalışma kapsamında bölgede meydana gelen su kesintileri tamamen son bulacak. Yürütülen çalışmanın bölge halkının kesintisiz su ihtiyacının karşılanması açısından büyük önem taşıdığını belirten Marmaris İşletme ve Şube Müdürü Mustafa Acar, "Burada Marmaris’in ilçesindeki Aktaş ve Cennet Adası tarafını besleyen içmesi ve şebeke isale hattının ekonomik ömrünü doldurmasından dolayı çok sık arıza verdiği için yenileme çalışmasını başlattık. İlk etapta 1000 metre yani 1 kilometre içme suyu hattını yeniliyoruz. Çalışmalarımız etap etapta devam etmekte olup, toplamda 10 kilometre isale hattını hattına yenileceğiz" dedi.
’Diyabet, kalp hastalıklarını 4 kata kadar artırabiliyor’
21 Kasım 2025 Cuma - 14:54 ’Diyabet, kalp hastalıklarını 4 kata kadar artırabiliyor’ Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, diyabetin kalp ve damar sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, "Diyabet sadece kan şekerini değil, sessizce ilerleyerek kalbi de tehdit eder" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, diyabetin kronik yüksek kan şekeri nedeniyle damar duvarlarını zamanla yıpratarak damar sertliğini hızlandırdığını söyledi. Yücel, "Diyabeti olan kişilerde kalp hastalığı riski diyabeti olmayanlara göre 2 ila 4 kat daha fazladır. Diyabete bağlı ölümlerin yarıdan fazlası kalp ve damar problemlerinden kaynaklanır" diye konuştu. Kalp krizinin ‘sessiz’ gelme ihtimali yüksek Diyabetin sinsi yönlerinden birinin sinir hasarı olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Yücel, şu uyarılarda bulundu: "Yüksek kan şekeri zamanla sinirlere zarar verir. Kalbin duyusunu taşıyan sinirler etkilenirse, kişi kalp krizi sırasında uyarıcı belirtileri fark etmeyebilir. Bu yüzden diyabetlilerde kalp hastalıkları çok daha sinsi seyreder. Belirtiler ortaya çıkmadan risklerin yönetilmesi hayati önem taşır." Erken teşhis hayat kurtarıyor Diyabet hastalarına düzenli kontrolleri aksatmamaları çağrısında bulunan Yücel, tansiyon, kolesterol ve HbA1c değerlerinin belirli aralıklarla takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Gerekli görülen durumlarda EKG, efor testi ve EKO gibi tetkiklerle kalbin detaylı incelenmesi gerekir. Erken tespit, kalp kasındaki kalıcı hasarı engelleyebilir" şeklinde konuştu. Diyabette kalp sorunlarına işaret edebilecek belirtiler Doç. Dr. Yücel, diyabet hastalarının aşağıdaki şikâyetleri ciddiye alması gerektiğini ifade ederek, "Göğüste baskı, sıkışma, yanma, sol kola, çeneye, boyuna veya sırta yayılan ağrı, çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, soğuk terleme, mide bulantısı, baş dönmesi. Bu belirtiler yaşa bağlanmamalı. Şiddetli göğüs ağrısıyla birlikte terleme ve baygınlık hissi varsa vakit kaybetmeden acile başvurun" uyarısında bulundu. Kardiyoloji uzmanıyla yakın temas önemli Diyabetle yaşayan bireylerin bir kardiyoloji uzmanıyla düzenli iletişimde olmasının önemine değinen Yücel, "Henüz bir kalp probleminiz olmasa bile koruyucu amaçla kardiyoloji değerlendirmesi yaptırmak akıllıca bir adımdır" dedi. Kalp ve damar sağlığını korumak için öneriler Doç. Dr. Yücel, diyabetli bireylerin kalplerini korumaları için şu yaşam tarzı adımlarını sıraladı: "Akdeniz tipi beslenme ve tuz–şeker kontrolü, hekimin izin verdiği ölçüde düzenli egzersiz, sigaranın bırakılması, alkolün sınırlandırılması, meditasyon, nefes egzersizleri ve hobilerle stres yönetimi, kaliteli uyku ve gerekirse uyku apnesi için doktor değerlendirmesi." Diyabet, tansiyon ve kolesterol ilaçlarının kesintisiz kullanılması Diyabetin doğru yönetildiğinde daha kaliteli bir yaşamın mümkün olduğunu dile getiren Yücel, "Kalp hastalığı bir kader değildir; kontrollü bir takip ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla riskler büyük oranda azaltılabilir" diyerek açıklamalarını tamamladı.