SAĞLIK - 21 Kasım 2025 Cuma 16:06

Mevsimsel grip hakkında bilinmeyenler

A
A
A
Mevsimsel grip hakkında bilinmeyenler

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, grip ve soğuk algınlığının farklı olduğunun özellikle altını çizerek, hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundular.



Mevsimsel grip, her yıl dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, grip salgınları yılda 3-5 milyon ağır vaka ve 290 bin-650 bin solunum yolu hastalığına bağlı ölümle sonuçlanabiliyor. Verilere göre; vakaların çoğu hafif-orta şiddette seyrederken, özellikle 65 yaş üstü bireyler, kronik kalp-akciğer hastalıkları ve diyabet gibi altta yatan rahatsızlığı olanlar, bağışıklık sistemleri baskılanmış hastalar, küçük çocuklar ve gebeler için influenza; ciddi komplikasyonlar, hastaneye yatış ve ölüm riski taşıyabiliyor.



Grip; yüksek ateş, kas ve baş ağrısı, boğaz ağrısı, kuru öksürük, burun akıntısı ve halsizlik gibi belirtilerle seyreden viral bir solunum yolu enfeksiyonu olarak dikkat çekiyor. Basit bir nezleden farklı olarak tüm vücudu etkileyen sistemik bir hastalık olan grip, özellikle 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor.



Grip sezonunun da başlamasıyla birlikte Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk ve TAHUD Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, grip ve soğuk algınlığının farklı olduğunun özellikle altını çizerek, hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundular. Tüm dünyada takip edilen bir hastalık olan grip enfeksiyonunun kalp-damar, akciğer, böbrek ve diyabet gibi hastalıkları tetikleyebildiği aktarılırken, bilimsel çalışmalar, grip sonrası ilk yedi gün içinde kalp krizi riskinin altı kata kadar arttığını gösterdiği vurgulandı. Özellikle risk gruplarının grip aşısını ihmal etmemesinin hayati önem taşıdığı belirtilirken, örneğin; diyabetik hastalarda gribe bağlı hastaneye yatış ve vefatın 5 kat daha fazla olabildiği ifade edildi.



"Aşı, toplumsal bir sorumluluk"


Aşı olmanın toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, "Aşılanma oranının dünyada yüzde 70-80’lerde olmasına rağmen Türkiye’de henüz yolun çok başında olduğumuzu, toplumun grip için aşılanma oranı ne kadar yüksek olursa, ağır hastalık ve hastaneye yatışların önlenmesiyle sağlık sisteminin üzerindeki yük de o kadar hafifler" dedi.



"Sezon erken başladı, bulaş oranı yükseliyor"


Prof. Dr. Seçil Günher Arıca da "Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) tarafından yayımlanan 2025 45. hafta güncellemesine göre, bu sezon Avrupa bölgesinde influenza aktivitesi önceki yıllara kıyasla daha erken artış eğilimi göstermektedir. Aynı durumun Asya bölgesinde bazı ülkeler için de geçerli olduğu görülüyor. Bu durum, sezonun erken evresinde daha dikkatli bir izlem ve korunma gerekliliğine işaret etmektedir. Okulların tam kapasite açılması, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve toplu etkinliklerin yoğunluğu bulaş zincirini güçlendiriyor. Özellikle bu aylarda alınacak koruyucu önlemler sezonun seyrini belirleyecek" ifadelerini kullandı.



"Yeni trivalan aşı, korumayı hedefli hale getiriyor"


Bu sezonla birlikte trivalan grip aşısı kullanılmaya başlandığının da altını çizen Prof. Dr. Arıca, aşının Dünya Sağlık Örgütü önerileri doğrultusunda geliştirildiğini belirterek şöyle konuştu: "Yeni aşı, baskın virüs suşlarına odaklanarak gereksiz antijen yükünü azaltıyor ve bağışıklık yanıtını optimize ediyor."



"Aşılama hem sağlık hem ekonomi açısından stratejik bir önlem"


Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, grip aşısının bireysel korumanın ötesinde ekonomik sürdürülebilirlik açısından da kritik bir yatırım olduğuna da değinerek, şöyle konuştu: "Ortalama bir grip vakası 5-7 gün çalışamama ile sonuçlanıyor. Bu da ülke genelinde milyonlarca iş günü kaybı ve ciddi dolaylı maliyetler anlamına geliyor. Yapılan ekonomik analizler, grip aşısının yaygın uygulanmasıyla hem doğrudan sağlık giderlerinde hem de dolaylı maliyetlerde milyonlarca liralık önlenebilir harcama oluşturulduğunu ortaya koyuyor."



"Sağlık çalışanları ve çocuklar öncelikli gruplar"


Grip bulaş zincirinin kırılmasında sağlık çalışanlarının rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Seçil Günher Arıca, "Hastane ortamında hem hasta hem çalışan sağlığını korumak için sağlık profesyonellerinin her yıl düzenli olarak grip aşısı yaptırması gerekiyor. Bu uygulama hem kişisel korunmayı hem de hasta güvenliğini sağlamakta. Ayrıca çocukların grip aşısı ile korunması da toplum bağışıklığını güçlendiren önemli bir halk sağlığı adımı. Çünkü çocuklar kendilerini koruyamıyorlar ve maalesef enfeksiyonu kolayca taşıyabiliyor; bu da yaşlılar ve kronik hastalar için ciddi risk oluşturuyor. Çocuklarda aşı koruması, aile bireylerini ve kırılgan grupları da dolaylı olarak koruyor. Aşı olmayan çocukların 5’te 1’i yetişkinlerin de 10’da 1’i grip nedeniyle hastaneye yatmakta. Ayrıca hastaneye yatan çocukların yüzde 75’inin daha önce hiçbir kronik rahatsızlığı olmadığını gösteren çalışmalar mevcut. Bu nedenle çocukların da aşılanması toplum sağlığı açısından büyük önem arz ediyor. Bununla birlikte gebelikte uygulanan aşılar da oldukça kritik; çünkü bu dönemde yapılan grip aşısı, bebeğe doğumdan sonraki ilk 6 aya kadar koruma sağlayabiliyor. Bu nedenle hem sağlık çalışanlarında hem de çocuklarda aşılama büyük önem taşıyor" diye konuştu.



"Aşı için doğru zaman"


Prof. Dr. Güzin Zeren Öztürk, şöyle devam etti: "Risk grupları, sağlık çalışanları ve sık seyahat eden bireyler için aşı zamanı tam da şimdi. Aşı, bireysel korumayı aşan toplumsal bir dayanıklılık aracı. Özellikle ülkemizde ocak-şubat aylarında gribin pik yaptığı zamanlar olarak görülüyor. Grip aşılaması için de en uygun dönem ekim ve kasım ayları. Bu dönemde yapılan aşılar, şubat-mart dönemine kadar koruyuculuk sağlamakta. Bu nedenle aşılamayı yalnızca sezon öncesinde değil, sezon boyunca bir koruyucu adım olarak görmek gerekir. Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘her hastane ziyareti bir aşılama fırsatıdır’ vurgusu da bu yaklaşımı desteklemekte; hastaların sağlık kuruluşlarıyla her temasının, koruyucu sağlık hizmetlerini tamamlamak için önemli bir fırsat sunduğunu hatırlatmaktadır. Grip virüsü her yıl değişim gösterdiği için, koruyuculuğun sürmesi adına grip aşısının da her yıl yenilenmesi gerekir. Çünkü koruyucu sağlık hizmetlerinin temelinde, yaşam boyu devam eden bağışıklama yaklaşımı yer alır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Balıkesir’de suyun geleceği masaya yatırıldı İklim değişikliği ve su verimliliği konularının masaya yatırıldığı "Balıkesir’in Su Varlığı Çalıştayı"nda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, suyun sadece doğal bir kaynak değil, aynı zamanda şehrin temel güvencesi olduğunu belirterek, "Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Kent Konseyi iş birliğinde su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek amacıyla düzenlenen "Balıkesir’in Su Varlığı Çalıştayı"nda uzman akademisyenler ve paydaşlar bir araya geldi. Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşen çalıştayda Balıkesir’in su kaynaklarını korumak, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetmek adına üç başlık altında oturum yapıldı. "Su Yönetimi ve Verimliliği", "Su ve İklim Değişikliği" ve "Su Varsa Hayat Var" başlıklı oturumlarda uzman isimler suyun bugünü ve yarınını konuştu. Çalıştayın kapanışına katılan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Güçlü şehirler, yalnızca bugünü iyi yöneten şehirler değildir. Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" dedi. "Su, geleceğin temel güvencesidir" Suya sadece bugünün ihtiyacı olarak bakılmaması gerektiğini belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Akın, suyun aynı zamanda bir şehrin yarını olduğunu söyledi. Suyun hayatın temel akışını belirlediğine dikkat çeken Akın, "Üretimin devamlılığını, toprağın bereketini, şehirdeki düzeni, yaşam kalitesini belirler. Aynı zamanda bir kentin dayanıklılığında, kırılganlıklarla mücadelesinde ve geleceğe ne kadar hazır olduğunda çok önemli bir rol oynar. Bu yüzden su, bir doğal kaynak olmanın ötesinde, bir şehrin geleceğini taşıyan temel güvencedir. Balıkesir’imiz, bu gerçeği en derinden hisseden şehirlerden biri. Geniş tarım alanlarıyla, güçlü üretim kapasitesiyle, kırsal yaşamın canlılığıyla ve doğal zenginlikleriyle bu şehir için su adeta bir can damarı diyebiliriz. Balıkesir suyun ritmiyle üretim yapan, suyun dengesiyle büyüyen bir şehir. İşte bu yüzden şehrimizde su ile olan ilişkimiz, yalnızca bugünü etkilemiyor. Üreticinin yarınını, kırsal hayatın sürekliliğini, şehir ekonomisinin dengesini de etkiliyor. Ve en önemlisi de, çocuklarımıza nasıl bir Balıkesir bırakacağımızı doğrudan etkiliyor. Bu yüzden su meselesini, belediyecilik anlayışımızın en temel sorumluluk alanlarından biri olarak görüyorum. Bu benim için doğrudan geleceği koruma meselesidir" diye konuştu. "Çalıştay, büyük anlam taşıyor" "Bizler yerel yöneticiler olarak yalnızca bugünü yönetmekle yetinemeyiz. Aynı zamanda yarını korumak, kaynakları doğru kullanmak ve bu şehrin doğal varlıklarını bir emanet hassasiyetiyle sahiplenmek zorundayız" diyen Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çalıştayın üst başlığında da yer alan ’sürdürülebilirlik’ kavramı bugün artık kağıtta yazan bir kelimeden çok daha fazlası. Biz, bunu her gün her an yeniden idrak ederek çalışıyoruz. Suyun verimli kullanımı, su kaynaklarının korunması, iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlıklı olmak, tarımda sürdürülebilirliği sağlamak ve su yönetimini bilimsel bir zemine oturtmak Tüm bu başlıklar birbirinden bağımsız konular değildir. Hepsi aynı sorumluluğun farklı yüzleridir. O sorumluluk da çok nettir: Bu şehirde hayatın kesintisiz devam edebilmesini sağlamak. ’Su Kaynaklarının Sürdürülebilir Kullanımı’ temasıyla gerçekleştirdiğimiz Balıkesir Su Varlığı Çalıştayı, bu açıdan çok büyük anlam taşıyor. Bilimin, saha deneyiminin ve kurumsal birikimin bir araya geldiği bu zemine eskisinden çok daha fazla ihtiyacımız var." "Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir" Su meselesini tüm yönleriyle entegre bir biçimde ele almak gerektiğinin altını çizen Akın, "Bir kurumun tek başına çözebileceği bir mesele değildir. Bu, birlikte düşünmeyi ve birlikte hareket etmeyi gerektirir. Akademinin bilgisi, kamu kurumlarının tecrübesi, merkezi yönetimin kaynak ve kapasitesi, yerel yönetimlerin sahadaki gücü ve kurumdan bireye tüm paydaşların katkısı bir araya geldiğinde, ortaya çok daha güçlü bir yol haritası çıkar. Suyu koruyan, verimli kullanan, geleceği gözeten ve sürdürülebilirliği hayatın her alanında öne çıkaran bir anlayışla yürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki su varsa hayat var. Su varsa gelecek var. Şehrin geleceğini şansa bırakmadan, bilinçli ve planlı bir şekilde inşa etme imkânı verir. Bu çalıştaydan çıkacak her fikir, her öneri ve her katkı bu açıdan büyük değer taşıyor. Burada kurulacak ortak aklın, Balıkesir’in su politikalarına yön vereceğine ve uzun vadeli güçlü adımların temelini oluşturacağına yürekten inanıyorum. Çünkü güçlü şehirler, yalnızca bugünü iyi yöneten şehirler değildir. Güçlü şehirler, geleceğini koruyabilen şehirlerdir. Bu anlayışla hareket etmeye, birlikte üretmeye ve Balıkesir’in yarınını hep birlikte güvence altına almaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Suyun her damlası kıymetli" "Su yoksa hayat da yok" diyerek konuşmasına başlayan Balıkesir Su ve Kanalizasyon İdaresi (BASKİ) Genel Müdürü Erdoğan Öztürk ise, "Suyumuzun her bir damlasına sahip çıkmamız gerekiyor. Suyun her bir damlası artık çok kıymetli. Suyumuzu korumak adına gösterilecek çaba insanlığa duyduğumuz saygının ifadesi olacak. Unutmayalım ki ‘Su yönetimle korunur, tasarrufla çoğalır.’ Ben bu çalıştayda emeği olan herkese teşekkür ediyorum" dedi.
Aksaray Aksaray’da film sahnelerini aratmayan kovalamaca kamerada Aksaray’da kavgaya karışan ve polis ekiplerinin olay yerine intikal etmesiyle aracına binip kaçan şahıs ile polis arasında kovalamaca yaşandı. Film sahnelerini aratmayan kovalamaca kameraya yansırken, kaçan sürücü araçla birlikte sulama kanalına uçtu. Kanalda çamur içinde yakalanan ve 1.91 promil alkollü olan sürücü, kendini görüntülemek isteyen gazetecilere avukat olduğunu söyledi. Polis memurlarına da "Millet eroin satıyor, cam satıyor, siz de gelip burada beni yakalayın. Memleketi kurtardınız bravo" diyerek alkış tutan sürücü tutuklandı. Olay, Fatih Mahallesi Hürriyet Caddesi üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 112 Acil Çağrı Merkezine gelen iki grubun kavga ettiği ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede bölgeye intikal eden polis ekipleri olaya müdahale etmek isterken, bir şahıs koşarak 42 AYV 910 plakalı hafif ticari araca binip kaçtı. Ne olduğunu anlayamayan polis ekipleri, şahsın peşine düştü. Polisin defalarca megafonla yaptığı ‘dur’ ihtarına uymayan sürücü hızla kaçmayı sürdürdü. Ekibin kaçış istikametini telsizden bildirmesi üzerine Aksaray emniyeti adeta alarma geçerek, bölgeyi abluka altına aldı. Şehirde kaçamayacağını anlayan sürücü, polis ekiplerini atlatmak için arazi yoluna girdi. Sürücü, yolda bulunan kanalı fark etmeyince aracıyla birlikte kanala uçtu. Araç içerisinden çıkan ve çamur içinde kalan sürücü, yaya olarak kaçmak isterken yakalandı. Gazeteciye "Avukatım" dedi, polis memurlarına "Bravo" deyip alkış tuttu Yakalanmasının ardından ters kelepçe takılarak gözaltına alınan Rıdvan Kutay K. (25) için olay yerine sağlık ekipleri çağırıldı. Bu sırada kendini görüntüleyen gazetecileri fark eden sürücü, "Ben avukatım beni çekme" dedi. Ardından sürücü gazetecilere küfredip hakaretler yağdırdı. Olay yerine gelen trafik polisleri tarafından alkolmetre üfletilen sürücü 1.91 promil alkollü çıktı. Ambulansın gelmesiyle polis ekiplerine direnen şahıs, memurlara zor anlar yaşattı. Polis memurlarına "Millet cayır cayır eroin satıyor, cam satıyor. Siz de gelin burada beni yakalayın. Memleketi kurtardınız bravo" diyerek alkışlayan şahıs, polis ekiplerinin uzun uğraşları sonucu ikna edilerek ambulansa bindirildi. Ambulansta ilk müdahalesi yapılan sürücü, Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldü. 240 bin lira ceza yazılan ve ehliyetine 6 ay el konulan sürücü tutuklandı Polisin ‘dur’ ihtarına uymayıp kaçan sürücü hakkında hem idari hem de adli işlem başlatan polis ekipleri, sürücüye alkollü araç kullanmak, dur ihtirana uymamak, kırmızı ışık ihlali, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak gibi çeşitli ihlallerden yaklaşık 240 bin lira para cezası kesti. Hem yasal sınırın hem de idari sınırın üzerinde alkollü çıkan sürücünün ehliyetine 6 ay süreyle el konuldu. Öte yandan araç 60 gün boyunca trafikten men edilerek, çekici marifetiyle otoparka çektirildi. Hastanedeki muayenesi yapıldıktan sonra sürücü, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. İfadesinin ardından savcılığa sevk edilen şahsın yapılan sorgulamada ise avukat olmadığı anlaşılırken, sevk edildiği adli makamlarca karışmış olduğu kavgada "kasten yaralama" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Ankara Etimesgut Belediyesi’nde 11 milyon 990 bin liralık usulsüz aktarım iddiası Ankara’da Etimesgut Belediyesi ve belediyeye ait iştirak şirketi ETİMKENT Yapı Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de yürütülen iki ayrı zimmet soruşturması kapsamında, ETİMKENT A.Ş.’nin yürüttüğü ‘Aşevi Yemek Alım ve Dağıtım İşi’ ile ‘Aşevi Malzeme Alımı İşi’ çerçevesinde kamu kurumlarına ödenmesi gereken 11 milyon 990 bin 750 liranın mevzuata aykırı şekilde mutemet olarak görevlendirildiği öne sürülen S.K.’nın hesabına aktarıldığı ve söz konusu bedelin ilgili kurumlara yatırılmadığı ileri sürüldü. Edinilen bilgilere göre, Etimesgut Belediyesi bünyesinde personele sunulan yemek hizmeti karşılığında tahsil edilen 745 bin 830 liranın ilgili hesaba yatırılmayarak zimmete geçirildiği iddiası üzerine başlatılan soruşturmada, Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nde görevli Bilgisayar İşletmeni S.K.’nın parayı uhdesinde tuttuğu öne sürüldü. Soruşturma kapsamında, ETİMKENT tarafından "Aşevi Yemek Alım ve Dağıtım İşi" ile "Aşevi Malzeme Alımı İşi" ihalelerine ilişkin kamu kurumlarına ödenmesi gereken toplam 11 milyon 990 bin 750 liranın da usulsüz şekilde görevlendirildiği iddia edilen S.K.’nın hesabına aktarıldığı, ancak paranın ilgili kurumlara yatırılmayarak zimmete geçirildiği öne sürüldü. Soruşturma çerçevesinde Etimesgut Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdür Vekili A.C, Bilgisayar İşletmeni S.K. ve ETİMKENT Genel Müdürü M.Ç. hakkında 29 Mart’ta arama ve el koyma kararı alındı. Bugün şüphelilerin ikametleri ve çalışma ofislerine düzenlenen eş zamanlı operasyonda 3 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. "222 bin 610 lira belediye hesabına yatırılmadı" İddialara göre, 29 Ocak 2025 tarihinde ortada ihale ve hak ediş bulunmamasına rağmen mevcut bir tahakkuk fişinin bilgileri değiştirilerek oluşturulan belgeyle kasa sorumlusu H.B.’ye 284 bin 750,60 lira nakit ödeme yapılarak, şirket zarara uğratıldı. Ayrıca "2025 Yılı Ekmek Alım ve Dağıtım İşi" kapsamında ödenmesi gereken 222 bin 610,50 liralık damga vergisi ve ihale karar pulu bedelinin belediye hesabına yatırılmak üzere kasadan çıkarılıp teslim edilmesine rağmen ilgili kuruma yatırılmadığı öne sürüldü. Bu kapsamda ETİMKENT Genel Müdürü M.Ç., Sosyal Yardım İşleri Müdür Vekili A.C. ve şirket kasa sorumlusu H.B. hakkında da arama ve el koyma kararı verildi. Eş zamanlı düzenlenen operasyonla şüpheliler gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadelerinin alınacağı belirtilirken, soruşturmanın genişletilebileceği öğrenildi.
Adana Kozan’daki kavşak düzenlemesine vatandaşlardan tepki Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları 5. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan kavşak düzenlemesiyle iki kavşağın kapatılmasına muhtarlar, mahalle sakinleri ve esnaf tepki gösterdi. Kısa süreliğine trafiğe kapatılan yol polisin iknasıyla yeniden ulaşıma açılırken, mahalle temsilcileri Kozan Kaymakamı ile görüşerek taleplerini iletti. Adana’nın Kozan ilçesinde Karayolları Genel Müdürlüğü’nün mevzuatı kapsamında çevre yolunda başlatılan düzenleme çalışmaları çerçevesinde Üniversite Kavşağı ile Çanaklı Kavşağı kapatıldı. Kavşaklar arasındaki mesafenin kısa olması nedeniyle alınan karar, bölgede yaşayan vatandaşlar ve esnafın tepkisine neden oldu. Çanaklı Mahallesi Muhtarı Burak Çürümez, Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ve çok sayıda vatandaş, Üniversite Kavşağı’nda bir araya gelerek duruma tepki gösterdi. Vatandaşlar kısa süreliğine yolu trafiğe kapattı. Bölge halkı, daha önce söz verilen trafik ışığı uygulamasının hayata geçirilmesini ve kavşağın kontrollü şekilde yeniden açılmasını istedi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, vatandaşları ikna ederek, yolun yeniden ulaşıma açılmasını sağladı. Kozan İlçe Emniyet Müdürü Fatih Alptekin de vatandaşları dinleyerek, Kozan Kaymakamı Bahattin Alparslanköylü ile bir araya getirdi. "Büyük mağduriyet oluşturuyor" Mahalle muhtarlarından Burak Çürümez, yapılan düzenlemeye tepki göstererek, "Burada üniversite var, üniversite yolu kapanamaz. Yapılan uygulama vatandaş için büyük mağduriyet oluşturuyor" dedi. Şevkiye Mahallesi Muhtarı Bilal Özdemir ise daha önce yapılan görüşmelerde kavşağa trafik ışığı konulmasının gündeme geldiğini belirterek, "Servisçilerden ve vatandaşlardan yoğun şikayet var. Bu şekilde çözüm olmaz" ifadelerini kullandı. Bazı vatandaşlar, alternatif güzergahların uzaması nedeniyle özellikle yaşlı ve hastaların hastaneye ulaşımında zorluk yaşandığını, ulaşım maliyetlerinin arttığını dile getirdi. Yaşanan gerginliğin ardından mahalleden seçilen temsilciler, Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü ile görüşerek taleplerini iletti. Kaymakam Arslanköylü, vatandaşların taleplerinin değerlendirileceğini ve gerekli incelemelerin ardından kamuoyuna bilgi verileceğini belirtti.