Son Dakika
|
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Diyarbakır’da okul servisi kaza yaptı: 13’ü öğrenci 15 yaralı
Böcek’in başdanışmanı Cem Oğuz gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Uşak Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması: 4 kişi daha gözaltına alındı
Uşak Belediye Başkanı Yalım adliyeye sevk edildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
Bursa’da aşırı yağışlar köprüyü trafiğe kapattı
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Kartal’da denize açılan balıkçı kayboldu: Teknesi bulundu, kendisi yok
Alperen Şengün, hem Houston Rockets hem de NBA tarihine geçti
İstanbul Valisi Davut Gül, yaralı polis memurlarını ziyaret etti
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
SAĞLIK
Bu belirtiler varsa spora devam etmeyin uyarısı
30 Mart 2026 Pazartesi - 15:52:47
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Recep Kurnaz, diz ekleminde en sık görülen spor yaralanmalarından birinin menisküs yırtığı olduğunu belirterek, "Menisküsler diz sağlığı açısından kritik yapılardır. Bu nedenle oluşabilecek bir hasar, yalnızca ağrıya değil uzun vadede eklem problemlerine de neden olabilir" uyarısında bulundu. Menisküslerin diz eklemi içinde uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yer alan ve adeta bir "yastık" görevi gören yapılar olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kurnaz, "Bu yapılar yük dağılımını dengeler, darbe emilimini sağlar ve eklem stabilitesine katkıda bulunur. Menisküste en sık ani dönme hareketleri, çömelme, sıçrama sonrası yanlış basma veya dize aşırı yük binmesi sonucu yırtıklar oluşabilir. Futbol, basketbol, voleybol ve kayak gibi sporlarda risk yüksek olsa da sporcu olmayan kişilerde de menisküs yırtığı gelişebilir. Ayrıca yaş ilerledikçe menisküs dokusu zayıflar ve daha basit hareketlerle dahi yırtık oluşabilir" dedi. Dizde kilitlenme ve takılma hissine dikkat Menisküs yırtıklarında en sık görülen belirtilerin dizde ağrı, şişlik, takılma hissi, kilitlenme ve hareket kısıtlılığı olduğunu belirten Kurnaz, "Özellikle merdiven çıkarken veya çömelirken ağrının artar. Bazı hastalarda dizde boşalma hissi de görülebilir. Yırtığın yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak kişi dizini tam açıp kapatmakta zorlanabilir. Bu durumda spora devam etmek ya da dizi zorlamak, yırtığın büyümesine neden olabilir" diye konuştu. İlk aşamada istirahat önemli Şikâyetler başladığında yapılması gereken en doğru yaklaşımın dizin zorlanmasını önlemek olduğunu belirten Kurnaz, "İlk aşamada istirahat, buz uygulaması ve elastik bandaj kullanımının fayda sağlayabilir. Ancak bu yöntem geçici rahatlama sağlar. Bu nedenle altta yatan sorun mutlaka bir ortopedi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Yırtığın tipi ve boyutu net olarak belirlendiğinde doğru tedavi planı oluşturulabilir. Erken tanı kıkırdak hasarı ve diz kireçlenmesi gibi ileri sorunların önüne geçilmesinde kritik rol oynar" ifadelerini kullandı. Kas güçlendirme egzersizlerinin diz çevresini desteklediğini belirten Kurnaz, "Ancak büyük, kilitlenmeye neden olan veya tedaviye yanıt vermeyen yırtıklarda artroskopik cerrahi gerekebilir" diye kaydetti. Basit önlemlerle korunmak mümkün Menisküs yaralanmalarını önlemek için spor öncesi ısınmanın büyük önem taşıdığını belirten Kurnaz, "Diz çevresi kaslarını güçlendiren egzersizlerin yaralanma riskini azaltır. Doğru teknikle spor yapmak, uygun ayakkabı seçimi ve ani, kontrolsüz hareketlerden kaçınmak da koruyucudur. Dizde ağrı, takılma veya hareket kısıtlılığı gibi belirtiler hafife alınmamalı. Erken dönemde uzman desteği almak, ileride oluşabilecek daha ciddi sorunların önüne geçer ve kişinin aktif yaşamını korumasını sağlar" ifadelerini kullandı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 14:53
Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi
Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Algoloji Kliniği öncülüğünde düzenlenen bilimsel etkinlikte, spinal kord stimülatörünün (ağrı pili) horizontal teknikle dorsal root ganglion (DRG) bölgesine yerleştirilmesine yönelik canlı vaka uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Türk Algoloji Ağrı Derneği ve Ege Ağrı Platformu iş birliğiyle düzenlenen bilimsel etkinlikte Türkiye’de bir ilke imza atıldı. Etkinlik kapsamında, kronik ağrı tedavisinde kullanılan ağrı pilinin omurilikteki ilgili sinir bölgesine Doç. Dr. Edip Gönüllü’nün geliştirdiği yeni bir yöntemle yerleştirilmesi, canlı ameliyat eşliğinde uygulamalı olarak gösterildi. İleri teknoloji kullanılarak yapılan canlı vaka sunumu, akıllı gözlük teknolojisi aracılığıyla katılımcılara anlık olarak aktarıldı. Bu sayede programa katılan hekimler, uygulamayı detaylı şekilde izleme ve interaktif öğrenme imkânı buldu. Programın dikkat çeken başlıklarından birini ise Boston Scientific tarafından geliştirilen ve Türkiye’de ilk kez tanıtımı yapılan spinal kord stimülatör simülatörü oluşturdu. Daha önce Amerika ve Avrupa’daki eğitimlerde kullanılan simülatör ile katılımcılar, uygulama maketi üzerinde pratik eğitim alma fırsatı yakaladı. Yaklaşık 50 algoloji uzmanının katıldığı etkinlik, ağrı tedavisi alanında önemli bir eğitim platformu sunarak Türkiye’deki uygulamaların gelişimine katkı sağladı. Programa; İzmir Bakırçay Üniversitesi Rektörlüğü ve Tıp Fakültesi Dekanlığı, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, hastane yöneticileri ile dernek yönetim kurulu üyeleri katıldı. Sempozyum başkanlığını yürüten Doç. Dr. Edip Gönüllü, uluslararası literatüre dayanan geniş vaka serilerine ilişkin bilimsel çalışmalarını ekibiyle birlikte katılımcılarla paylaştı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 12:31
Uzm. Dr. Baver Demir: "Ateş, öksürük, döküntü çocuklarda her belirti neden ciddiye alınmalı"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, çocukluk döneminde sık görülen belirtiler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çocukluk döneminin, bağışıklık sisteminin henüz gelişim aşamasında olduğu hassas bir süreç olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, bu dönemde ortaya çıkan ateş, öksürük ve döküntü gibi belirtilerin her zaman dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Ateş tek başına bir hastalık değil, vücudun bir tepkisidir" diyen Demir, özellikle uzun süren, düşmeyen ya da sık tekrarlayan ateşin mutlaka uzman kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Demir, bu durumun basit enfeksiyonlardan daha ciddi sağlık sorunlarına kadar farklı nedenlere bağlı olabileceğini ifade etti. Öksürüğün çoğu zaman üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı geliştiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, "Ancak uzun süre geçmeyen, gece artan ya da nefes darlığı ile birlikte görülen öksürükler, alerjik hastalıkların veya alt solunum yolu enfeksiyonlarının habercisi olabilir. Bu nedenle ailelerin bu belirtileri yakından takip etmesi gerekir" dedi. Deri döküntülerinin de ebeveynlerde sık endişe oluşturan belirtiler arasında yer aldığını söyleyen Demir, bazı döküntülerin basit viral enfeksiyonlarla ilişkili olabileceğini, ancak ateş, halsizlik, iştahsızlık ya da hızlı yayılım gibi görülen döküntülerin daha ciddi hastalıkların işareti olabileceğini kaydetti. Erken teşhisin çocuk sağlığında hayati önem taşıdığına dikkat çeken Uzm. Dr. Baver Demir, "Çocuklarda görülen hiçbir belirti ‘nasıl olsa geçer’ düşüncesiyle göz ardı edilmemelidir. Özellikle küçük yaş grubunda hastalıklar hızlı ilerleyebilir. Şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Baver Demir ebeveynlerin bilinçli ve dikkatli yaklaşımının, çocuklarda ihtimal ciddi hastalıkların erken teşhis ve tedavisinde kritik rol oynadığını vurguladı.
30 Mart 2026 Pazartesi - 11:32
Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta
Son dönemde artan, geçmeyen öksürük şikâyetlerine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet İlvan, hava sıcaklıklarının düşmesiyle viral enfeksiyonların yaygınlaştığını belirtti. İlvan, özellikle uzun süren öksürüklerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Soğuk hava şartlarının, solunum yolu enfeksiyonları için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade eden Arel Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İlvan, "Bu dönemde virüsler daha kolay yayılıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla birlikte üst solunum yolu enfeksiyonları ve buna bağlı öksürük şikâyetleri artıyor" dedi. "3 haftayı aşan öksürükte mutlaka uzman görüşü alınmalı" Öksürüğün genellikle basit bir enfeksiyon belirtisi olarak görülse de bazı durumlarda daha ciddi hastalıkların habercisi olabileceğini belirten İlvan, "Eğer öksürük 3 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan neden mutlaka araştırılmalıdır. Astım, kronik bronşit, reflü ya da daha ciddi akciğer hastalıkları bu şikâyetin nedeni olabilir" uyarısında bulundu. Korunmak için basit önlemler etkili Prof. Dr. İlvan, hastalıklardan korunmak için alınabilecek önlemleri ise şöyle sıraladı: Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınılmalı. Ellerin sık sık yıkanması ihmal edilmemeli. Bağışıklık sistemini güçlendiren dengeli beslenmeye dikkat edilmeli. Gerektiğinde maske kullanımı tercih edilmeli." Uzmanlar, özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen öksürük şikâyeti olan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
2
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
3
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
4
30 Mart 2026 Pazartesi- 10:16
Sağlık çalışanları koro oluşturdu, Türk halk müzikleri seslendirildi
5
29 Mart 2026 Pazar- 11:32
Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir
23 Kasım 2025 Pazar - 10:55
TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım
Antalya’da düzenlenen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi’nde Türkiye’nin hızla düşen doğurganlık oranları, In Vitro Fertilizasyon (IVF) ‘nun toplumsal ve ekonomik etkileri ile yumurta dondurmada yaşa bağlı başarı oranları bilimsel verilerle ele alındı. Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, araştırmaların IVF’nin "ülkenin üretim gücünü ve vergi tabanını destekleyen stratejik bir yatırım" olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken; TSRM Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün, "42 yaşındaki bir hastada canlı doğum için en az 33 yumurta gerekir, 32 yaş civarında ise 15 yumurta yeterli olabiliyor" diyerek erken yaşta harekete geçmenin önemini vurguladı. Uzmanlar, çevresel kimyasallar ve endokrin bozucular nedeniyle erken menopoz riskinin arttığına, her 100 kız çocuğundan birinin genetik olarak 40 yaşından önce menopoza girme ihtimali taşıdığına da dikkat çekti.
23 Kasım 2025 Pazar - 10:07
Metabolizma, kilo sorunundan çok daha fazlası
Özellikle kilo alma verme dengesiyle ilişkilendirilen ‘metabolizma’ sağlıklı yaşamın temel taşını oluşturuyor. Metabolizmanın kamuoyunda bilinen algısından daha fazlası olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Endokrinoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Metabolizma; vücudumuzun enerji üretimi, besinlerin işlenmesi, hücre yenilenmesi ve yaşamı sürdüren tüm biyokimyasal süreçlerin genel adıdır. Çoğu kişi metabolizmayı sadece ’kilo alıp verme hızı’ olarak bilse de bu oldukça dar bir tanımdır. Eğer altta yatan bir hastalık yoksa ve kişi değişime açıksa, doğru yaşam tarzı düzenlemeleri ile sağlıklı ve dengeli çalışan bir metabolizmaya sahip olmak mümkündür" mesajını verdi. Modern hayat çoğu zaman insanın kendini ihmal etmesine ve de sağlıklı yaşam dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Hal böyle olunca sağlıklı yaşamak için çeşitli yöntemlere başvuruyor, bunların bazılarında başarılı olabiliyor, bazılarında olunamıyor. Bu noktada sağlıklı yaşam için insanın ilk olarak neyi düzenlemesi gerektiği hakkında bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, metabolizma kavramını ele aldı. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Metabolizma; vücudumuzun enerji üretimi, besinlerin işlenmesi, hücre yenilenmesi ve yaşamı sürdüren tüm biyokimyasal süreçlerin genel adıdır. Nefes alırken, yürürken, düşünürken hatta uyurken bile metabolizma aktif olarak çalışır. Çoğu kişi metabolizmayı sadece "kilo alıp verme hızı" olarak bilse de bu oldukça dar bir tanımdır. Gerçekte metabolizma; enzimlerin, hormonların ve hücrelerin uyumla yürüttüğü çok sayıda kimyasal reaksiyonun toplamıdır. Metabolizma hızı; yaş, cinsiyet, genetik yapı, beslenme düzeni, kas kütlesi, fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktörden etkilenir. Metabolizmanın hızını doğrudan ölçen net bir test olmamakla birlikte, metabolizma yavaşlığından şüphelenildiğinde insülin, tiroit ve cinsiyet hormonları başta olmak üzere bazı hormonlara bakılabilir" dedi. Metabolizmanın; hormonlar, genetik yapı, yaşam tarzı, beslenme düzeni ve psikoloji durumların ortak yansıması olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sağlıklı bir metabolizma için gerekenleri sıraladı. Doğru yaşam tarzına yönelik düzenlemelerle sağlıklı ve dengeli çalışan bir metabolizmaya sahip olunabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Sağlıklı bir metabolizma için; düzenli uyku, üç ana, iki ara öğün şeklinde dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi, gerektiğinde hormon ve kan tetkiklerinin yapılması, kişiye özel beslenme planı olmazsa olmazdır" diye konuştu. Hormonların ortak çalışmasıyla kontrol edilir Metabolizmanın çok sayıda hormonun ortak çalışmasıyla kontrol edildiğini belirten Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bunlardan en önemlileri: İnsülin, T3 ve T4 (tiroid hormonları), leptin ve ghrelin, östrojen ve testosteron, kortizol. Dolayısıyla bu hormonların herhangi birindeki değişim, metabolizma dengesini doğrudan etkileyebilir" diye konuştu. İnsülin direncinin kilo vermeyi zorlaştırdığının altını çizen Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin, glikozu hücrelere taşıyarak enerji üretimini sağlar. Ancak uzun süreli yanlış beslenme, hareketsizlik veya obezite insüline karşı direnç gelişmesine yol açabilir. Bu durumda; hücreler insüline yanıt veremez, glikoz kanda birikir, vücut daha fazla insülin üretir, insülinin yağ depolayıcı etkisi artar. Sonuç olarak; kilo vermek zorlaşır, karın bölgesinde yağlanma artar ve metabolik sendrom riskine zemin hazırlanır. Bu nedenle insülin direnci sadece kan şekeri yüksekliği değildir; tüm enerji dengesini bozan bir tablodur" sözlerini kaydetti. Öte yandan kadın ve erkek metabolizması arasında fark olduğunu da aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerine şöyle devam etti: "Kadınlarda östrojen, erkeklerde testosteron metabolizma, yağ dağılımı ve kas kütlesi üzerinde belirleyici etkiye sahiptir. Kadınlar yağları daha çok kalça-uyluk bölgesinde depolar. Erkeklerde ise yağlanma genellikle karın çevresindedir. Yaşla birlikte hormon seviyeleri azalır. Menopoz ve andropoz dönemlerinde metabolizma yavaşlayabilir, özellikle karın bölgesinde yağlanma artabilir. Östrojenin düşmesi ise kardiyovasküler riskleri artırabilir. Bu dönemlerde düzenli beslenme ve fiziksel aktivite metabolizma sağlığı açısından kritik önem taşır." Metabolizmanız yavaşlamadı, yaşam tarzınız kötüleşti ‘Metabolizma yavaşlaması’ şikayetiyle kliniğe başvuran hastalarda sıklıkla hipotiroidi, insülin direnci, demir eksikliği, D vitamini eksikliği keşfedildiğini dile getiren Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, sözlerini şöyle tamamladı: "Ancak metabolizma yalnızca hormonlara bağlı değildir. Aşağıdaki faktörler de önemli rol oynar: Genetik yapı, uyku düzeni, stres ve psikolojik durum, sık yapılan düşük kalorili diyetler, düzensiz beslenme, fiziksel aktivite yetersizliği, sosyo-kültürel alışkanlıklar Bu nedenle halsizlik, saç dökülmesi, cilt kuruluğu, kabızlık gibi belirtiler titizlikle değerlendirilmelidir. Aldığımız besinler enerjiye dönüştürülür. Ancak gereğinden fazla tüketildiğinde enerji depoları dolarak yağlanmaya yol açar. ‘Sık sık, az az yeme’ yöntemi bazı kişilerde faydalı olabilir. Yine de önemli olan ana öğün-ara öğün düzeni ve her öğünde karbonhidrat, protein ve yağ dengesinin sağlanmasıdır. Uzun süreli açlık, stres hormonlarını artırarak kan şekerini yükseltebilir ve insülin dengesini bozabilir. Kafein, metabolizmayı geçici olarak hızlandırabilir; ancak günlük 3-4 fincanın üzerine çıkılmamalıdır. Besin takviyeleri yalnızca laboratuvar testlerinde eksiklik görüldüğünde önerilir. Gereksiz takviyeler beklenen faydayı sağlamaz."
23 Kasım 2025 Pazar - 09:58
Kışın şifa kaynağı kestane tezgâhlarda yerini aldı
Havaların iyice soğumasıyla birlikte Erzincan sokaklarında kestane kokusu yeniden yükselmeye başladı. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle ocaklarını yakan kestaneciler, soğuk akşamlarda vatandaşlara nostaljik bir lezzet sunmaya devam ediyor. Erzincan’da uzun yıllardır bir kültür hâline gelen kestane tüketimi, özellikle akşam saatlerinde artan ilgiyle birlikte bu yıl da vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Şehrin işlek noktaları olan Dörtyol kavşağı ve sokak kesişimlerinde tezgâh açan satıcılar, havaların iyice soğumasıyla satışların belirgin şekilde arttığını ifade etti. Geçen yıl 100 gramı 80 liradan satılan kestanenin, bu yıl 100 liraya alıcı bulduğu belirtildi. Kestaneciler, artık evlerde soba bulunmamasının tüketimi dışarıya yönlendirdiğini söyleyerek, "Gündüz satışlarımız az olur. Ocaklar ikindiden sonra yanar ve talep akşamları yoğunlaşır" dedi. "Kışın vazgeçilmezi kestane kansere karşı koruyor" Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Senanur Canpolat, kestanenin yalnızca lezzetli değil aynı zamanda güçlü bir şifa kaynağı olduğunu belirtti. Kestanenin kansere karşı koruyucu etkisi bulunduğunu vurgulayan Canpolat, şu bilgileri paylaştı: "Kestane; kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller açısından oldukça zengindir. Kan basıncını düzenler, kalp ve damar hastalıklarına karşı korur. Flavonoidler açısından zengin olduğu için güçlü bir antioksidandır ve serbest radikallerin zararlarına karşı vücudu korur." Canpolat, kestanenin kolesterol düşürücü etkisi olduğunu, ayrıca B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içeren besleyici bir tohum olduğunun altını çizdi. "Günde 5 adetten fazla tüketmeyin" Diyetisyen Senanur Canpolat, özellikle kilo kontrolü amacıyla kestanenin ölçülü tüketilmesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu: "Üç büyük boy kestane yaklaşık bir dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahiptir. Bir oturuşta 15 kestane tüketen bir kişi, beş dilim ekmek yemiş gibi olur ve 350 kalori alır. Bu nedenle günlük tüketim 5 adedi geçmemelidir." Kestanenin orta glisemik indeksli bir besin olduğunu hatırlatan Canpolat, şeker hastalarının tüketimde dikkatli olması gerektiğini söyledi. En sağlıklı pişirme yöntemi haşlama Uzmanlara göre kestane birçok şekilde pişirilebilse de en sağlıklı yöntem haşlama. Dyt. Canpolat, haşlamanın hem kalori değerini düşürdüğünü hem de kestanenin nemini artırdığını belirterek, şu önerilerde bulundu: "Kestane; tavada, fırında, közde veya haşlama olarak pişirilebilir. Ancak en sağlıklısı haşlamadır. Bu durum porsiyon kontrolünü ortadan kaldırmaz, yine ölçülü tüketilmelidir."
23 Kasım 2025 Pazar - 09:40
Prof. Dr. Ali Murat Tatlı: "Akciğer kanseri tedavisinde sağ kalım oranları artıyor"
Onkoloji uzmsnı Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, son yıllarda yaşanan tıbbi gelişmelerle birlikte akciğer kanserinde sağ kalım oranlarının arttığını kaydetti. Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, akciğer kanserinde son 20 yılda yaşanan tıbbi gelişmeleri ve erken tanının önemini anlattı. Prof. Dr. Tatlı, akciğer kanserinin hem dünyada hem Türkiye’de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sıralarda yer aldığını belirterek, hastalığın boyutunu, "Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon yeni akciğer kanseri vakası görülüyor. Bunun 1 milyon 800 bini yaşam kaybıyla sonuçlanıyor" sözleriyle özetledi. Türkiye’de de durumun benzer olduğuna dikkat çeken Tatlı, yılda 41 bin yeni akciğer kanseri tanısı konduğunu, hastalığın özellikle erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer aldığını belirtti. "Sigara tüm kanser ölümlerinin üçte birini tetikliyor" Akciğer kanserinde en önemli risk faktörünün sigara olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Tatlı, tütün ürünleriyle mücadelenin hayati önem taşıdığını belirterek, "Sigara ve tütün ürünlerini tamamen hayatımızdan çıkarabilsek, tüm kanserlere bağlı ölümlerin üçte birini önleyebiliriz" ifadelerini kullandı. Elektronik sigaranın gençler arasında hızla yayıldığını söyleyen Tatlı, bu ürünlerin güvenli olmadığına dikkati çekerek, "Elektronik sigara masum değil. Amerika’da birçok hasta bazlı verilerde bu elektronik sigarayla ilişkili göğüs hastalıkları takiplerinde yeni yeni birçok vakalar oluştu. Akciğerin kronik yetmezliği gelişip ve geri dönüşümsüz olan vakalar da var. Ve bu kanserden daha mı basit dersiniz? Değil tabii ki. Gerçekten sigarayla mücadele önemli olduğu gibi günümüzde elektronik sigarayla mücadelede önemli bir yol gibi görünüyor" diye konuştu. "Belirti olmasa bile risk grubunda tarama şart" Akciğer kanserinde erken tanının yaşam süresi açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tatlı, risk grubundaki bireyler için taramanın şart olduğuna vurgu yaptı, belirti gösteren hastalarda ise en sık görülen bulguları şöyle sıraladı: "Açıklanamayan hızlı kilo kaybı, iştahsızlık, geçmeyen kuru öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı" Prof. Dr. Tatlı, yoğun sigara geçmişi olan kişiler için taramanın hayati olduğunu belirterek, "40-45 yaşlarından itibaren düşük dozlu radyolojik taramalar erken tanı için koruyucudur" dedi. "Akıllı ilaçlar ve immünoterapi çığır açtı" Prof. Dr. Tatlı, akciğer kanseri tedavisinin son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak, moleküler testler ve yeni nesil hedefe yönelik ilaçların sağkalımı dramatik şekilde artırdığını belirtti. Prof. Dr. Tatlı, "EGFR mutasyonunun keşfi tedavide milat oldu. Üçüncü nesil hedefe yönelik ilaçlarla EGFR mutasyonu taşıyan hastalarda ortalama yaşam süreleri 3 yılın üzerine çıktı. Şu an beyin metastazı gibi kötü bir hastalık dönemine bile üçüncü jenerasyon ALK inhibitörleriyle son birkaç yıldır çıkan klinik çalışma sonuçları bizleri o kadar mutlu etti ki; 5 yılın üstünde hala ortalama yaşam sürelerin üstünde. Yani 100 hastanın yüzde 50’sinden fazlası hala 5 yıldan fazla sağ kalımda" dedi. İmmünoterapinin de aynı dönemde tedaviye yeni bir yön verdiğini ifade eden Tatlı, "Dördüncü evre hastalıkta beş yıllık sağ kalım oranları yüzde 5’ten yüzde 30-40’lara yükseldi. Bu, akciğer kanserinde çığır açtı" diye konuştu. "Tedavi sonrası yakın takip şart" Akciğer kanseri hastalarının tedavi sonrası takibinin kritik olduğunun altını çizen Tatlı, "Evre 1 ve evre 2’de bile tekrarlama riski yüzde 50’lere yakın. Bu nedenle adjuvan tedaviler ve moleküler testler hayati önemde" dedi. Yeni jenerasyon hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapilerin erken evrede de kullanılmaya başlandığını kaydeden Tatlı, "EGFR mutasyonu olan erken evre hastalarda hastalığın tekrarlama riskini yüzde 70-80 azaltıyor" şeklinde konuştu. "Sigarayı bıraktığınız gün risk sıfırlanmıyor" Akciğer kanserinin önlenmesi için en etkili yöntemin sigarayı bırakmak olduğunu söyleyen Tatlı, ancak bırakıldıktan sonra riskin hemen ortadan kalkmadığını hatırlatarak, "Risk, sigarayı bırakmanın ardından zaman içinde azalır. Bu nedenle hem sigarayı bırakmak hem de düzenli takip olmak şarttır" diye konuştu.
23 Kasım 2025 Pazar - 09:34
Cerrahi işlem gerektirmeyen modern teşhis: ’EBUS’
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, akciğer hastalıklarının teşhisinde önemli bir yer edinen Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS) yöntemi sayesinde pek çok hastada cerrahi işleme gerek kalmadan teşhis koymanın mümkün olduğunu söyledi. EBUS’un modern tıbbın sunduğu en gelişmiş tanı tekniklerinden biri olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burgazlıoğlu, "EBUS, bronkoskopi cihazının ucuna yerleştirilen özel ultrason probu sayesinde akciğerlerin iç yapısını ve çevresindeki lenf bezlerini detaylı şekilde görüntülememizi sağlar. Klasik bronkoskopi ile ulaşamadığımız derin bölgeleri bu yöntemle değerlendirebiliyor ve gerektiğinde biyopsi alarak kesin teşhise ulaşabiliyoruz. Böylece pek çok hastada cerrahi işleme gerek kalmadan teşhis koymak mümkün oluyor" dedi. Dr. Burgazlıoğlu, EBUS’un özellikle, akciğer kanseri şüphesi olan hastalarda teşhis ve evreleme esnasında kullandığını ifade ederek diğer teşhisleri ise şu şekilde sıraladı; "Görüntüleme yöntemlerinde lenf bezi büyümesi tespit edilen olgular. Sarkoidoz, tüberküloz gibi hastalıkların teşhisi, Nedeni bilinmeyen mediastinal (göğüs içi) kitlelerin değerlendirilmesi gibi işlemlerde kullanılmaktadır. İşlem, hastaya konfor sağlayacak şekilde sedasyon veya hafif anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Ağız yoluyla ilerletilen bronkoskop yardımıyla hedef bölge ultrason eşliğinde görüntüleniyor ve ince bir iğne ile doku örneği alınıyor. Ortalama 30-45 dakika süren işlem sonrası hastalar birkaç saat dinlendirilip aynı gün taburcu olabiliyor." EBUS’un en önemli avantajının cerrahi girişim gerektirmemesi olduğunu vurgulayan Dr. Burgazlıoğlu, "Radyasyon içermediği için güvenli bir yöntemdir. Teşhis başarısı oldukça yüksektir ve komplikasyon oranı son derece düşüktür. Hastalarımızın büyük bir kısmı işlem sonrası günlük hayatlarına hızla dönebilmektedir. EBUS sonrası iyileşme sürecinin oldukça rahat geçirilmektedir. Boğazda hafif ağrı veya ses kısıklığı olabilir. Ancak kısa sürede kendiliğinden geçer. Hastalar genellikle ertesi gün normal yaşamlarına dönebilmektedir" diye konuştu. EBUS’un günümüzde göğüs hastalıkları alanında teşhis doğruluğunu artıran, hastalar için ise cerrahi müdahaleyi azaltarak konfor sağlayan önemli bir teknoloji olduğunu belirten Dr. Burgazloğlu, "Medicana Bursa Hastanesi’nde bu avancer yöntemi deneyimli ekibimizle güvenle uyguluyoruz. Amacımız, hastalarımıza en doğru tanıyı en konforlu şekilde sunmak" diyerek sözlerini tamamladı.
23 Kasım 2025 Pazar - 09:32
Sağlık Bakanlığı her gün 1.7 milyon hastaya randevu veriyor
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile günde ortalama 1.7 milyon hastaya randevu verildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, MHRS ile günde ortalama 1.7 milyon kişiye randevu verildiğini belirterek, dünyada bu seviyede hizmet veren tek hastane planlama sistemi olduğunu söyledi. Randevu sorunları iddiaları hakkında konuşan Memişoğlu, "Randevu sorunu var deniliyor. Bugün ‘Randevu alamadım’ diyen vatandaşımız varsa kendi aile hekimine gider, eğer gerçekten aile hekimi o hastanın herhangi bir hastanede randevu ihtiyacı varsa alabildiğini görecek. Şimdiye kadar 6 milyon vatandaşımıza aile hekimleri hastanelerden randevu alabildi" dedi. Yoğunluğun azaltmak için randevu talebi yüksek branşlarda poliklinik sayısının artırıldığını, mesai kaydırma uygulamalarının yaygınlaştırıldığını, vatandaşlara randevuların mesajla hatırlatıldığını ifade eden Memişoğlu, randevu problemini yüzde 90 azalttıklarını açıkladı. Memişoğlu, OECD’nin raporuna dikkati çekerek, "Hastaların yüzde 22’sinin bir-iki ay beklediği, yüzde 26’sının iki ay ile bir sene arasında beklediği görülüyor. Yüzde 4’ü de uzman hekimden randevu alabilmek için bir seneden fazla beklemek zorunda kalıyor" ifadelerine yer verdi. Aile hekimlerinde reçete yazmaya kısıtlama iddialarına cevap Aile hekimlerinde reçete yazmanın kısıtlandığı iddialarına yönelik Memişoğlu, "Yazdıkları reçetenin üçte biri antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçlardan oluşuyordu. Akılcı ilaç kullanımı doğrultusunda yapılan düzenlemelerle bu ilaçların kullanım oranı beşte bire kadar geriledi. Aile hekimlerinin düzenli aralıklarla kronik hastalık ve kanser taramaları yapmalarını teşvik edecek düzenlemelerle obezite, kardiyovasküler hastalık, diyabet, hiper-tansiyon gibi kronik hastalıklarının taramalarında büyük bir artış sağlandı. Son bir yılda toplam 105 milyon tarama ve izlem yapıldı" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, kamu hastanelerinde 438 MR ve 689 BT cihazıyla hizmet verildiğini ve 2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekimi gerçekleştirildiğini açıkladı. Ayrıca Bakan Memişoğlu tetkikler için ortalama randevu süresinin USG’de 5 gün, MR’da 9 gün, BT’de ise 2 gün olduğunu belirterek, "Acil hastalarımıza gerekli tüm tetkikler ve görüntüleme hizmetleri anında verilmektedir" dedi. Memişoğlu, akılcı görüntüleme programı olan RADİS’i 2026 yılında devreye alacaklarını açıkladı. Hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına cevap Sağlık Bakanı Memişoğlu, hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına yönelik, "Toplam 233 bin hekimimizden 2025 yılında yurt dışına giden hekim sayımız sadece 412. Bunun yanında geçmiş yıllarda yurt dışına giden hekimlerimizden 249’u bu yıl ülkemize geri dönerek sağlık sistemimize katıldı. 2024 yılında 15 bin 382 hekimimiz tıp fakültelerimizden mezun olmuştur" ifadelerine yer verdi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 20:10
Diyarbakır’da 15 ambulans ve çok sayıda sağlık kuruluşu törenle hizmete alındı
Diyarbakır’da 15 ambulans ve sağlık kuruluşları açılışları gerçekleştirilerek hizmete alındı. Kentte, 15 ambulans ile yapımı tamamlanan 9 aile sağlığı merkezi, 7 acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi ve 24 poliklinik odasının açılışı gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Murat Zorluoğlu, hizmete alınan 15 ambulansla kentin ambulans filosunu çok daha iyi hale getirdiklerini söyledi. Türkiye’nin her alanda çok büyük değişim ve dönüşüm yaşadığını ifade eden Zorluoğlu, bu değişim ve dönüşümlerden en çok payı alanın sağlık sektörü olduğunu kaydetti. Türkiye’de sağlık altyapısında kat edilen mesafenin göz kamaştırıcı olduğunu aktaran Zorluoğlu, "Bu manada ilimizde kendine düşen payı çok şükür fazlasıyla almış, almaya devam ediyor. Kayapınar ilçemizde çok modern 1000 yataklı yepyeni bir şehir hastanesi yükseliyor. Yüzde 63 mertebesinde tamamlanmış durumda. İnşallah tamamlandığında şehrimize sağlık anlamında çok büyük katkı sağlayacak modern bir hastaneye kavuşmuş olacağız. Aynı zamanda üniversite hastanemiz de epey zamandan beri artık bölgeye hizmet etmekte zorlanır hale gelmişti kapasite itibarıyla. Geçtiğimiz yıl projesi yapıldı ve inşallah önümüzdeki yılın mart-nisan ayı gibi ihalesi gerçekleştirilecek. Orası da 600 yatak olarak planlanıyor ancak 105 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip, arzu edildiğinde 1000 yatağa kadar çıkarılabilecek" dedi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 17:06
(Düzeltme) Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim
Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen program, Kumluca Sultan Alpaslan ilkokulunda yapıldı. Etkinliğe, Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir, daire amirleri, yöneticiler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı. "Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim" Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, programın amacını anlattı. Müdür Mehmet Çiftçi, "Temel eğitim kademesindeki öğrencilere önce teorik ardından uygulamalı eğitimler verilmesi hedefleniyoruz. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlık bilinci kazandırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak için okullarda saha faaliyetleri planlandık" dedi. Aksu İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi ayrıca etkinlik çerçevesinde okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara sağlıklı yaşamla ilgili uygulamalı eğitimler verildiğini ifade etti. Mehmet Çiftçi, doğru beslenme, hijyen, hareketli yaşam gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldığını ve öğrencilerin edindikleri bilgileri ailelerine de aktaracaklarını belirtti. Kumluca İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir ise "Bu programla ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık konularındaki bilgi düzeylerini artırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program da ayrıca öğrencilere sağlıklı elçileri belgeleri takdim edildi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:51
Çanakkale’de hijyenik olmayan şarküteri işletmesinde el konulan ürünler imha edildi
Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yapılan denetimde mide bulandıran görüntülerin ortaya çıktığı bir şarküteri işletmesinde ele geçirilen ürünler imha edildi. Gökçeada İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü kontrol görevlilerince et, et ürünleri ve süt ürünleri satan işletmede gerçekleştirilen denetimler sırasında bir şarküteri mağazasında et ve et ürünlerinin, sütlerin ve kanatlı etlerinin (tavuk eti) uygun şartlarda muhafaza edilmemesinden kaynaklı bozulmuş olduğu, son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünleri bulunduğu, işletmenin genel ve özel hijyen şartlarını sağlamadığı tespit edildi. Ekipler tarafından bozuk olduğu ve son tüketim tarihi geçmiş olan ürünlere el konuldu. Şarküteri işletmesine yapılan denetim sonucunda işletme faaliyetten men edilip mühürlendi. 840 kilogram kanatlı eti, bin 169 kg kırmızı et, 112,5 litre süt imha edildi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:27
Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ tatbikatı
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ (Türkiye Afet Müdahale Planı) tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde, afetlere hazırlık çerçevesinde TAMP tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. AFAD, UMKE, 112 ve kolluk kuvvetleri ile koordineli şekilde yapıldı. Gerçeği aratmayan tatbikatta senaryo gereği Kepez Liman yolunda Belediye Otobüs ile kimyasal madde yüklü bir aracın kaza yapması sonucunda 35 kazazede hastaneye getirildi. Kimyasal maddeden etkilenen kazazedeler, sağlık ekipleri tarafından KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Arındırma Ünitesinde arındırılarak gerekli tedavilerine başlandı. Yatışı gerekli olan hastalar ise uygun görülen servislere yerleştirildi. HAP (Hastane Afet Planı) Başkanı olarak görev alan Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, tatbikatta görev alan tüm çalışanlara, Sivil Savunma Birimine ve sürece destek veren üniversiteli öğrencilere teşekkür ederek, afetlere hazırlık konusunda yapılan bu çalışmaların büyük önem taşıdığını vurguladı.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:16
SCÜ öğrencileri, doğru diş fırçalama tekniklerini anlattı
Sivas’ta 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri vatandaşları bilinçlendirmek için stant kurdu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla alış-veriş merkezinde stant açtı. Vatandaşlara diş fırçalama eğitimleri vererek diş sağlığı konusunda soruları yanıtlayan öğrenciler standı ziyaret edenler broşürler dağıttı. Çocuklarla da yakından ilgilenerek diş sağlığı konusunda eğitimler veren üniversite öğrencileri, diş fırçalama alışkanlığını oluşturmayı amaçladılar. Etkinlikte konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr Recai Zan, "22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla açtığımız bu stantta toplumumuzun ağız ve diş sağlığı konusunda becerilerini ve ilgilerini arttırmayı amaçladık. Tüm meslektaşlarımın 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftasını kutluyorum" dedi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 15:10
Organ bağışı ile başka hastaya umut oldu
Edremit Devlet Hastanesi’nde, yoğun bakımda tedavi gören ve beyin ölümünün gerçekleşen hastanın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Edremit Devlet Hastanesi’nde beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören bir hastanın gece beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın bağışlanan karaciğeri Bursa Uludağ Üniversitesi’nden gelen sağlık ekibi tarafından teslim alınarak nakil bekleyen hastaya umut oldu. Başhekim Opr. Dr. Oktay Yıldırım, sürecin başından sonuna kadar özveriyle görev yapan Organ Koordinatörü Aykut Aksu, ameliyathane ekibi, yoğun bakım çalışanları ve tüm sağlık personeline teşekkür etti. En büyük teşekkürün ise hayat kurtaran bu karar ile birçok hastaya yeniden yaşam umudu veren donörün ailesine ait olduğu vurgulandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder