SAĞLIK - 23 Kasım 2025 Pazar 10:55

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

A
A
A

Antalya’da düzenlenen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi’nde Türkiye’nin hızla düşen doğurganlık oranları, In Vitro Fertilizasyon (IVF) ‘nun toplumsal ve ekonomik etkileri ile yumurta dondurmada yaşa bağlı başarı oranları bilimsel verilerle ele alındı. Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, araştırmaların IVF’nin "ülkenin üretim gücünü ve vergi tabanını destekleyen stratejik bir yatırım" olduğunu ortaya koyduğunu belirtirken; TSRM Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün, "42 yaşındaki bir hastada canlı doğum için en az 33 yumurta gerekir, 32 yaş civarında ise 15 yumurta yeterli olabiliyor" diyerek erken yaşta harekete geçmenin önemini vurguladı. Uzmanlar, çevresel kimyasallar ve endokrin bozucular nedeniyle erken menopoz riskinin arttığına, her 100 kız çocuğundan birinin genetik olarak 40 yaşından önce menopoza girme ihtimali taşıdığına da dikkat çekti.

Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği (TSRM)’nin düzenlediği 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi, 20–23 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin en kapsamlı üreme tıbbı organizasyonlarından biri olan kongreye 27 ülkeden 100’ün üzerinde yabancı katılımcıyla birlikte toplamda 800’ü aşkın uzman katıldı. Etkinlikte 185 yerli, 38 yabancı bilim insanı sunum yaptı; 14 Bilimsel Oturum, 68 Yuvarlak Masa Toplantısı, 4 Uydu Sempozyumu, 3 Hemşirelik Oturumu ve 4 Kurs düzenlendi. Kongrede 41 sözel, 6 poster bildiri de sunuldu.

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

"IVF ülkenin üretim gücünü ve vergi tabanını destekleyen stratejik bir yatırım"

TSRM Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Barış Ata, Türkiye’de doğurganlık hızının düşmesiyle birlikte IVF’nin toplumsal ve ekonomik etkilerinin daha da önem kazandığını belirtti. Ata, Hacettepe Üniversitesi ve Anatolia Tüp Bebek Merkezi tarafından yapılan çalışmanın sonuçlarını aktararak şöyle konuştu: "Prof. Dr. Hakan Yaralı önderliğinde Anatolia Tüp Bebek Merkezi ve Hacettepe Üniversitesi uzmanlarınca yürütülen araştırma, Türkiye’de tüp bebekle dünyaya gelen tekil bebeklerin yaşam boyu devlete sağladığı net vergisel katkıyı hesapladı. Devletin yüzde 80’ini karşıladığı IVF maliyetleri ve bireyin yaşamı boyunca aldığı eğitim, sağlık ve sosyal destek harcamaları hesaba katıldığında bile, IVF ile doğan bir birey 40 yaşından itibaren devlete net katkı sunmaya başlıyor. Araştırmaya göre tüm yaş grupları birlikte değerlendirildiğinde bir canlı doğuma ulaşmak için ortalama kamu maliyeti 3 bin 785 dolar. Buna karşılık IVF ile doğan bir vatandaşın devlet bütçesine indirilmiş değerle ortalama bin 651 dolar net vergi katkısı bulunuyor. Yani devletin yaptığı başlangıç yatırımı, bireyin çalışma yaşamına katılmasıyla birlikte geri dönüyor ve kamu maliyesi orta vadede kâra geçiyor. Bu bulgular, doğal yolla doğan bireylerdeki tabloyla da büyük ölçüde paralel."

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Ata, IVF ile doğan bireylerin devlet tarafından karşılanan maliyetlere rağmen 40 yaşından itibaren devlete net vergi katkısı sağladığına vurgu yaparak, şöyle devam etti: "Doğal gebelikle dünyaya gelen bireylerde mali denge 38 yaşında sağlanırken, IVF ile doğanlarda bu yaş ortalama 40 civarında gerçekleşiyor. Çalışma aynı zamanda 38 yaşına kadar olan anne yaş gruplarında devletin IVF’ye yaptığı yatırımın her durumda pozitif net getiri sağladığını gösteriyor. Araştırmacılar, hızla yaşlanan Türkiye nüfusu ve azalan doğurganlık oranları düşünüldüğünde bu verinin kritik olduğunu vurguluyor. IVF’nin yalnızca bireysel ailelerin çocuk sahibi olmasına yardımcı olan bir tedavi olmadığı; aynı zamanda ülkenin gelecekteki üretim gücünü, vergi tabanını ve ekonomik sürdürülebilirliğini destekleyen stratejik bir yatırım olduğu belirtiliyor. Türkiye’nin doğurganlık hızındaki düşüş göz önüne alındığında, IVF erişiminin genişletilmesinin hem demografik açıdan hem ekonomik olarak ülkeye uzun vadeli kazanç sağlayacağı açıkça görülüyor. Çalışmanın sonuçları, karar vericilere IVF’nin sağladığı vergisel getirileri dikkate alan daha güçlü bir kamu destek mekanizmasının ekonomik olarak da haklı olduğunu gösteriyor."

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Prof. Dr. Ata ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın IVF desteğinde yaş sınırı ve deneme sayısına yönelik kapsam genişletme hazırlığında olduğunu hatırlattı.

Üreme tıbbı eğitiminde yan dal eksikliği vurgusu

Prof. Dr. Ata, ayrıca Türkiye’de üreme endokrinolojisi ve infertilitenin hâlâ bağımsız bir yan dal olarak tanımlanmamasının önemli bir eksiklik olduğunu ifade etti. ABD, Kanada ve İngiltere’de 2–3 yıllık yapılandırılmış yan dal programları bulunduğunu hatırlatarak, 6 aylık sertifika programlarının üreme tıbbının çok disiplinli yapısını karşılamadığını söyledi. Ata, ESHRE’nin bu yıl Avrupa genelinde kabul edilen müfredatına Türkiye’nin uyum sağlamasının eğitim standardını ve klinik başarıyı artıracağını vurguladı.

"42 yaşında en az 33 yumurta gerekir; genç yaşlarda sayı belirgin şekilde azalır"

TSRM Genel Sekreteri Prof. Dr. Yaprak Üstün, dondurulan yumurta sayısı ile canlı doğum şansı arasındaki ilişkinin yaşa göre büyük farklılıklar gösterdiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: "42 yaşındaki bir hastanın eve sağlıklı, canlı bir bebek götürebilmesi için en az 33 yumurta dondurulması gerekiyor. Çünkü yaş ilerledikçe oosit kalitesi düşüyor ve bu durum canlı doğuma giden sürecin her aşamasını etkiliyor. Nomogramlara dayanan bu değerlendirmede; toplanan yumurtaların içinden kaliteli olanların seçilmesi, seçilen oositlerin döllenmesi, oluşan embriyoların tutunması ve gebeliğin canlı doğuma ilerlemesi gerekiyor. Bu nedenle 42 yaşındaki bir hastada başarı için çok sayıda yumurta dondurmak şart. Yaş gençleştikçe gerekli yumurta sayısı belirgin şekilde azalıyor; örneğin yaklaşık 32 yaşında 15 oositin toplanması canlı doğum için yeterli olabiliyor. Bu hesaplamalar tamamen nomogramlara dayanıyor ve biz de klinik danışmanlıkta bu bilimsel verileri kullanıyoruz."

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Erken bilgilendirme ve adolesan muayenesi önerisi

Üstün, genç kızların 15 yaşından itibaren kadın doğum hekimleriyle buluşturulması gerektiğini söyleyerek erken bilgilendirme ve danışmanlığın önemine vurgu yaptı. TSRM’nin lise ve ortaokullarda yürüttüğü üreme sağlığı eğitim projelerinin yaygınlaştırılmasının gençlerin doğru yönlendirilmesine katkı sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Yaprak Üstün, infertilitenin ise dünya genelinde her 100 kadından 10–12’sini etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu, çevresel faktörlerdeki değişimin bu tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi. Son yıllarda özellikle plastiklerden hava ve toprak kirliliğine kadar birçok endokrin bozucunun üreme sağlığı üzerinde belirgin olumsuz etkiler oluşturduğunu vurgulayan Üstün, ‘Ülkemizde net istatistik vermek kolay değil ancak dünya verilerine baktığımızda her 100 kadından 10–12’si, her 100 çiftten 10–12’si yaşamlarının bir döneminde infertilite problemiyle karşılaşıyor. Bu oran hiç azımsanacak bir oran değil. Son yıllarda plastikler, toprak kirliliği, hava kirliliği gibi çevresel etkenlerin de infertiliteyi olumsuz etkilediğini görüyoruz. Hekimliğe başladığım dönemle bugün arasında erken yaşta menopoza giren kadınların sayısında çok ciddi bir artış var. Bu nedenle endokrin bozucularla ilgili önlem almamız, plastiklerden uzak durmamız, cam şişelerde su içilmesi, arındırılmış suların tercih edilmesi, makyaj ve kişisel bakım ürünlerinin kaliteli olması, çocukların oynadığı oyuncakların güvenli içeriklere sahip olması büyük önem taşıyor. Erken menopoz vakalarındaki artış artık çok net şekilde gözleniyor" dedi.

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

"Yumurta dondurma kriterleri rezerv düşmeden düzenlenmeli"

TSRM Yönetim Kurulu Üyesi ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu ise, mevcut yönetmelikteki yumurta dondurma kriterlerinin erken dönemi kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirterek, "Rezerv azalmadan, sayı ve kalite bozulmadan dondurma yapılması çok daha etkili olur. Yumurta dondurma şu anda SGK tarafından karşılanmıyor. Endikasyonu olsa bile devlet katkısı bulunmuyor. Bu konular mutlaka ele alınmalı." diye konuştu.

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Evlilik yaşının gecikmesi infertiliteyi artırıyor

TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz ise evlilik yaşının kariyer nedeniyle giderek ertelenmesinin infertiliteyi artırdığını belirtti. Gürbüz, yumurta dondurma uygulamasının serbestleştirilmesinin çiftlerin çocuk sahibi olma şansını artıracağını söyledi.

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Erken menopoz için genetik tarama önerisi

Prof. Dr. Barış Ata, ayrıca menopoz sıklığının yüzde 1 olduğunu, bunun sanılandan çok daha yüksek bir oran olduğunu belirtti. Ata, genetik tarama panellerinin erken menopoz riskinin erken yaşlarda tespit edilmesine katkı sağlayabileceğini ifade ederek, konuşmasını şu şekilde tamamladı: "Erken menopozun en önemli nedenlerinden biri, aileden kalıtsal geçişten ziyade kişiye özgü genetik mutasyonlardır. Nasıl SMA gibi hastalıklar için tarama yapılıyorsa, erken menopoz açısından da genetik paneller giderek gelişiyor. Erken menopozun görülme sıklığı yüzde 1’dir; yani her 100 kız çocuğundan biri doğduğu anda 40 yaşından önce menopoza girecek bir yapıya sahiptir. Bu durum düşündüğümüz kadar nadir değildir ve çoğu vakada altta genetik nedenler bulunur. Çevresel etkenler ise bu süreci hızlandırabilir. Yeni doğanlarda bugün yirmiden fazla hastalık için tarama yapıyoruz; benzer şekilde, erken menopoz riskini gösteren genetik panellerle kız çocuklarının bu riski doğumda bile tespit edilebilir. Bilinen ilişkili gen sayısı giderek arttığı için, önümüzdeki yıllarda bu tür taramaların uygulanabilir hale gelmesi mümkündür. Böyle bir risk olduğunda da kişi 25 yaşına geldiğinde düzenli izlem yapılarak uygun zamanda yumurta dondurma gibi koruyucu adımlar atılabilir."

TSRM: Türkiye’de doğurganlık oranı düşüyor, tüp bebek (IVF) tedavisi stratejik bir yatırım

Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Malatya’da down sendromlu bireyler üniversite ortamında eğitim alacak Malatya’da hayata geçirilen proje kapsamında down sendromlu bireyler, Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nde (MTÜ) ayda iki gün uygulamalı eğitim alacak. Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) Engelsiz Üniversite Koordinatörlüğü ile Malatya Down Sendromlular Derneği iş birliğinde yürütülen "Altın Kalpler Mutfağından Gülen Yüzlerle Servis Projesi" kapsamında +1 Üniversite programının açılışı gerçekleştirildi. Program kapsamında Gülen Yüzler Kafe’deki down sendromlu bireyler, ayda iki gün Kale Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksekokulu’nda eğitim alacak. Kale Turizm ve Otel İşletmeciliği Meslek Yüksekokulu’nda düzenlenen programa Kale Kaymakamı İsmail Hakkı Batı, Kale Belediye Başkanı İhsan Özbay, MTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Erdem, Malatya Down Sendromlular Derneği Başkanı Nursel Vardı ile çok sayıda down sendromlu birey ve aileleri katıldı. Programın açılışında konuşan MTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İlhan Erdem, özel bireylere yönelik çalışmaların içinde her geçen gün daha çok yer aldıklarını belirterek, "Malatya Turgut Özal Üniversitesi olarak özellikle 3 yıldır bu tip etkinlikler yapmaya gayret gösteriyoruz. Bunların birini de bugün gerçekleştiriyoruz. Gülen Yüzler Kafe’deki kardeşlerimiz mutfağımızla buluşuyor" dedi. Malatya Down Sendromlular Derneği Başkanı Vardı ise projenin down sendromlu bireylere önemli katkılar sunacağını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti. Vardı, "İki yıldır sadece Gülen Yüzler Kafe’de olanlar değil, down sendromlu 16 yaşını tamamlamış bireylerimiz ayda iki gün Kale’de eğitim görebilecek. Çocuklarımız buradan aldıkları eğitimle Gülen Yüzler Kafe’de sizlere daha iyi hizmetler verecek" diye konuştu. Program, konuşmaların ardından down sendromlu bireylerin sportif ve sahne gösterileriyle sona erdi.
Muğla Marmarisli öğrenciler uluslararası gastronomi yarışmasında madalyaları topladı Marmarisli öğrenciler, Gastro Erasmus 2026 Uluslararası Yemek Yapma Yarışması’nda bireysel ve takım kategorilerinde elde ettikleri altın ve gümüş madalyalarla Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Muğla’nın Marmaris ilçesinde eğitim gören öğrenciler, Gastro Erasmus 2026 Uluslararası Yemek Yapma Yarışması’nda farklı kategorilerde elde ettikleri derecelerle önemli bir başarıya imza attı. 26 ülkeden çok sayıda okulun katıldığı organizasyonda, Halit Narin Turizm Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri hem bireysel hem de takım kategorilerinde yarışarak Türkiye’yi başarıyla temsil etti. Yarışmada bireysel ana yemek kategorisinde Hümeyra Karayiğit ve Betül Yaşar gümüş madalya kazandı. Bireysel makarna kategorisinde Emre Yeşil altın, Nilay Tosun ise gümüş madalya elde etti. Bireysel tatlı kategorisinde Kerem Akan ile Yağmur Dündar altın madalyanın sahibi oldu. Takım kategorisinde ise başlangıç, ana yemek ve tatlı menüsünden oluşan değerlendirmede; Yağmur Dündar, Emre Yeşil ve Hümeyra Karayiğit’ten oluşan ekip altın madalya kazanırken, Nilay Tosun, Kerem Akan ve Betül Yaşar’dan oluşan takım gümüş madalya elde etti. Marmaris İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, uluslararası düzeyde prestij taşıyan organizasyonda elde edilen başarıların Türk mutfağının genç temsilciler aracılığıyla dünyada daha güçlü şekilde tanıtılmasına katkı sağladığını belirterek, öğrencileri ve öğretmenlerini tebrik etti.
Kayseri ERÜ’de 20. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması Sergisi açıldı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 20. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması Sergisi’nin açılışı yapıldı. Prof. Dr. Ahmet Bilge Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirilen sergiye, ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Hakan Poyrazoğlu, Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, Kayseri Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Emel Kızılkaya Aydoğan, TÜBİTAK BİDEB Başkan Yardımcısı Dr. Metin Demirsoy katıldı. Programda konuşan ERÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Hakan Poyrazoğlu; sergide yer alan projelerin geleceğe dair umut verdiğini belirterek, "Çocuklarımızın özgüveni ve ortaya koydukları çalışmalar, geleceğimiz adına bizleri son derece umutlandırıyor. Bilgi bizim için bir beka meselesidir. Gençlerimize baktığımızda çok parlak bir gelecek görüyorum" dedi. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen ise konuşmasında, öğrencilerin merak ve sorgulama duygusunun bilimsel düşüncenin temelini oluşturduğunun altını çizerek; "Bugünün çocukları araştıran, sorgulayan ve problem çözen bireyler olarak geleceğin dünyasını şekillendirecek. Bu projeler, onların sadece öğrenmekle kalmayıp üretim odaklı düşündüklerini de gösteriyor" diye konuştu. Kayseri Bölge Koordinatörü Prof Dr. Emel Kızılkaya Aydoğan ise sergide yer alan projelerin yaklaşık bin proje arasından seçildiğine dikkat çekerek, "Bugün burada sergilenen çalışmalar, öğrencilerimizin hayal gücünün, emeğinin ve azminin birer yansımasıdır. Bu süreçte gösterilen çaba, elde edilecek derecelerden çok daha kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Açılışın ardından protokol üyeleri ve katılımcılar sergiyi inceleyerek öğrencilerden projeler hakkında bilgi aldı.
Ankara Bakan Ersoy’dan 2026 turizmi için kritik toplantı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) bünyesinde gerçekleştirilen yönetim ve danışma kurulu toplantılarında, 2026’da turizm sektörünün mevcut durumu ile önümüzdeki döneme ilişkin adımlar ele alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TGA bünyesinde gerçekleştirilen yönetim ve danışma kurulu toplantılarında, 2026’da turizm sektörüne ilişkin adımlar masaya yatırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla İstanbul’da düzenlenen toplantılarda, küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin sektöre etkileri değerlendirilirken, Türkiye’nin turizmdeki güçlü konumunu koruyacak ve ileri taşıyacak yol haritası belirlendi. Toplantıda sektörün mevcut görünümü, pazarlama stratejileri ve hedef pazarlar doğrultusunda atılacak adımlar değerlendirilirken; turizm çeşitliliğini artırmaya yönelik çalışmalar ve uluslararası rekabet gücünü güçlendirecek politikalar üzerinde durulduğu belirtildi. Sahadan gelen talepler doğrultusunda geliştirilecek projeler değerlendirildi TGA Yönetim Kurulu toplantısının ardından, yine Bakan Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilen danışma kurulu toplantısında sektör paydaşlarının görüş ve önerileri ele alındı. Toplantılarda; turizmde sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek uygulamalar, yeni iş birlikleri ve sahadan gelen talepler doğrultusunda geliştirilecek projeler kapsamlı şekilde değerlendirildi. Küresel ölçekte yaşanan gelişmelerin turizm hareketliliği üzerindeki muhtelif etkileri her iki toplantının da önemli gündem maddeleri arasında yer aldığı ifade edildi. Bu kapsamda Türkiye’nin turizmde istikrarını koruyacak, risklere karşı dayanıklılığını artıracak ve sektörün dinamizmini sürdürecek adımların atılmasına yönelik değerlendirmeler yapıldı. TGA Yönetim Kurulu toplantısına; Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Bakan Başdanışmanı A. Tayfun Topal ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler’in yanı sıra sektörün farklı alanlarını temsil eden isimler katıldı. Yönetim kurulu üyeleri arasında; THY Marka ve Tanıtım Başkanı Rafet Fatih Özgür, Havalimanları ve Terminal İşletmeleri temsilcisi Serkan Kaptan, Akdeniz Bölgesi temsilcileri Cengiz Haydar Barut, Hüseyin Gümrükçüler ve Ece Tonbul, Ege Bölgesi temsilcisi Ercan Torunoğulları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi temsilcisi Deniz Güler, İç Anadolu Bölgesi temsilcisi Murat Yavuz, Marmara Bölgesi temsilcileri Mahir Özbek, Murat Başer ve Hediye Güral, Seyahat Acentaları temsilcisi Hüseyin Kurt ile Yeme İçme ve Eğlence Tesisleri temsilcisi Mehmet Akdağ yer aldı.