Son Dakika
|
e-Devlet'i kopyalayıp TOKİ vurgu yaptılar
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Marmaris’te şiddetli fırtına etkili oluyor
Pakistan: "İran, Pakistan bandıralı 20 geminin Hürmüz'den geçmesine izin verdi"
Duran: "Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayii dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahzur görmüyoruz"
Kosova - Türkiye maçını Michael Oliver yönetecek
Kerkük Havalimanı'nda Haşdi Şabi'ye ait merkeze hava saldırısı: 2 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Becirovic ile bir araya geldi
San Salvador’daki Türkiye Parkı kapılarını ziyaretçilere açtı
SAĞLIK
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan göreve başladı
28 Mart 2026 Cumartesi - 16:42:00
Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, gerçekleştirilen devir teslim töreni ile resmen görevine başladı. Gaziantep Şehir Hastanesi başhekimliğine Prof. Dr. Ahmet Uluşan atandı. Atama kararının ardından Gaziantep Şehir Hastanesi’nde başhekimlik devir teslim töreni gerçekleştirildi. Başhekimlik görevini Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’ndan devralan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, düzenlenen törenle görevine başladı. Törende konuşan Başhekim Prof. Dr. Ahmet Uluşan, hastaneye sunduğu değerli katkılar ve emekleri dolayısıyla Prof. Dr. Ilgın Türkçüoğlu’na teşekkür ederek çiçek ve plaket takdim etti. Devir teslim töreninin ardından başhekim yardımcıları ve hastane yönetimiyle tanışan Prof. Dr. Ahmet Uluşan, görevine başladı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:37
Gördes’te STK’lara yönelik ‘hayat kurtaran’ eğitimler başladı
Manisa’nın Gördes ilçesinde sivil toplum kuruluşlarına yönelik başlatılan ilk yardım eğitimlerinin ilk durağı Gördes Off-Road grubu oldu. Jandarma ve 112 Acil Servis İstasyonu iş birliğiyle düzenlenen eğitimler, ilçe genelindeki tüm STK’lara verilecek. Gördes’te olabilecek kaza ve acil durumlarda bilinçli müdahale kapasitesini artırmak amacıyla geniş kapsamlı bir eğitim seferberliği başlatıldı. Gördes 112 Acil Servis İstasyonu personelinin eğitim desteği verdiği, Gördes İlçe Jandarma Komutanlığının ise ev sahipliği yaptığı programın ilk konukları Gördes Off-Road Grubu üyeleri oldu. İlçe Jandarma Komutanlığı salonunda gerçekleştirilen eğitimde, 112 Acil Servis İstasyonu Acil Tıp Teknisyeni (ATT) İbrahim Arga tarafından hayati bilgiler aktarıldı. Özellikle doğa sporları ve zorlu arazi şartlarında faaliyet gösteren off-road ekibine, olay yerinde yapılacak ilk müdahalenin altın kuralları uygulamalı olarak anlatıldı. Jandarma Üsteğmen Ramazan Çetin’in de yakından takip ettiği eğitimde, doğru müdahalenin hayat kurtaracağı vurgulandı. Eğitim serisinin ilk katılımcısı olan Gördes Off-Road Grubu üyeleri, aldıkları bilgilerin sahada kendileri için kritik önem taşıdığını ifade etti. Grup adına yapılan açıklamada, "Doğada her an beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu eğitim sayesinde profesyonel ekipler gelene kadar neler yapabileceğimizi öğrendik. Bu anlamlı iş birliği için hem Jandarma Komutanlığımıza hem de 112 ekiplerine teşekkür ediyoruz" denildi. İlçe genelindeki tüm sivil toplum kuruluşlarını (STK) kapsayacak şekilde planlanan eğitim serisinin, belirlenen takvim doğrultusunda diğer gruplarla devam edeceği öğrenildi. Amaç, ilçedeki toplumsal duyarlılığı ve acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarmak olarak açıklandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:01
Dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri
Dijitalleşmenin çocukların yaşamına etkileri günümüzün en büyük problemlerinden birisi haline geldi. Dijital çağın getirdiği yeni tanımlanan çocuk hastalıkları, Türk Pediatri Kongresi’nde masaya yatırılacak. Artan postür bozuklukları, çocukluk çağı obezitesi ve azalan fiziksel aktivite gibi modern yaşamın getirdiği sağlık sorunları ve klinik yönetim yaklaşımları ele alınacak. Günümüz çocuklarının yoğun ekran maruziyeti, dikkat ve iletişim sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. "Ekran, Dikkat ve İletişim" başlıklı oturumda pediatristlerin klinikte sık karşılaştığı bu zorlu durumlar bilimsel veriler ışığında masaya yatırılacak. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ’ın ev sahipliğinde, pediatri alanının ulusal ve uluslararası ölçekteki önde gelen uzmanları, çocuk sağlığını tehdit eden güncel sorunlar, değişen yaşam alışkanlıkları ve yeni klinik yaklaşımlar kongrede çok yönlü olarak ele alacak. Pediatri alanındaki güncel gelişmelerin ve yeni tedavi yaklaşımlarının masaya yatırılacağı kongrede; geleceğimizin umudu olan çocuk sağlığını yakından ilgilendiren pek çok kritik konu bilimsel oturumlarda gündeme taşınacak. Kongrede, pediatri pratiğinde giderek daha fazla önem kazanan hasta hakları ve hekim sorumluluğu konusu da ele alınacak. Çocuk hastaların korunması, ailelerle iletişim süreçleri, etik sorumluluklar ve hukuki boyutlar uzmanlar tarafından kapsamlı biçimde değerlendirilecek. Son yıllarda giderek artan vitamin, mineral ve protein takviyesi kullanımı, "Gerektiğinde mi, rutinde mi?" sorusu üzerinden masaya yatırılacak. Uzmanlar, çocuklarda bilinçsiz takviye kullanımının muhtemel risklerine dikkat çekerek bilimsel rehberler doğrultusunda doğru kullanım yöntemlerini paylaşacak. Özellikle sporcu sağlığı ile ilgili güncel yaklaşımlar dile getirilecek. Kongrede öne çıkan başlıklardan biri de çocukluk çağında sık görülen sağlık sorunlarından biri olan anemi olacak. Aneminin erken tanısı, nedenleri ve güncel tedavi yaklaşımları multidisipliner bakış açısıyla değerlendirilecek. Çocuklarda sık karşılaşılan zehirlenme vakalarında erken tanı, acil ve doğru müdahale ile klinik yönetim stratejileri değerlendirilecek. Ayrıca kronik hastalığı olan çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar veya özel sağlık durumları bulunan çocuklarda aşılama konusuna da yer verilecek. Uzmanlar, özel durumlarda uygulanması gereken aşı takvimlerini ve klinik yaklaşımları paylaşacak.
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:07
Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi
Konya Numune Hastanesinde özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar için hayati önem taşıyan bası yaralarını (yatak yaraları) önlemek ve tedavi sürecini profesyonelleştirmek amacıyla kurulan Yara Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Hastanede düzenlenen açılış programında konuşan Başhekim Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, uzun süre yatmak zorunda kalan hastalar için bası yaralarının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, Yara Okulu projesi ile toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Özellikle evde bakım ve yoğun bakım hastalarında bası yaralarının kısa sürede oluşabildiğini, ancak tedavi sürecinin aylar sürebildiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, "Bu proje ile bir hastaya dahi dokunabilmek büyük bir kazanımdır" ifadelerini kullandı. Programa katılan hasta ve hasta yakınlarına Yara Okulu Katılım Belgesi takdim edildi. Program, yapılan sunumların ardından dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesimi ile sona erdi. Programa, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Himmet Durgut, Personel Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Hakan Çetinkaya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çifci, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Ergin, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Meram Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan, Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, merkez hastane idarecileri, sağlık çalışanları, hastalar ve çok sayıda hasta yakını katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
2
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:06
Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu
3
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
4
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
5
28 Mart 2026 Cumartesi- 11:07
Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi
30 Kasım 2025 Pazar - 09:32
42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda halk sağlığı uyarısı: Karaciğer yağlanması, obezite ve bağırsak dengesi alarm veriyor
Türk Gastroenteroloji Derneği’nin Antalya’da düzenlediği 42. Ulusal Gastroenteroloji Haftası’nda karaciğer yağlanması, obezite, reflü, bağırsak sağlığı, safra taşları ve mide ilaçlarının kullanımı bilimsel verilerle ele alındı. Kongre Başkanı Prof. Dr. Dilek Oğuz, "Her dört yetişkinden birinde karaciğer yağlanması var" derken, TGD Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Mehmet Cindoruk "Türkiye’de obezitede Amerika’yla hemen hemen aynıyız" ifadesini kullandı. Kongre Sekreteri Prof. Dr. Özlen Altuğ ise, "İdrarda yanma hissettiğimizde doktora gitmek yerine annemizden ya da komşumuzdan bir antibiyotik alıp beş gün kullanırsak, bağırsaklarımızdaki yararlı bakteri dengesi tam altı ay boyunca bozuluyor" sözleriyle gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat çekti.
30 Kasım 2025 Pazar - 09:14
Yumurta dondurmada yaş engeli ve mevzuat sınırı: "Genç yaşta dondurulan yumurtanın verimi çok daha yüksek"
Antalya’da düzenlenen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi’nde Türkiye’de isteğe bağlı yumurta dondurmanın, yalnızca kemoterapi, düşük over rezervi veya cerrahi gibi tıbbi gerekçelerle yasal şekilde uygulanabildiği vurgulandı. TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu, "Genç yaşlarda ve kaliteli yumurta dondurduğumuzda verimlilik çok daha yüksek oluyor; ileri yaşta aynı başarıyı elde etmek neredeyse imkânsız hale geliyor" dedi. Türk Üreme Sağlığı ve İnfertilite Derneği tarafından düzenlenen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi, Antalya’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin azalan doğurganlık oranı, IVF’nin toplumsal etkileri ve yumurta dondurmada yaşa bağlı başarı oranları kongrede bilimsel verilerle ele alındı. Kongre sonrası değerlendirmelerde bulunan TSRM Yönetim Kurulu Üyesi ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Işıl Kasapoğlu, Türkiye’de yumurta dondurmanın mevzuata göre yalnızca belirli tıbbi şartlarda mümkün olduğunu hatırlatarak uygulamadaki sınırları anlattı. "Türkiye’de isteğe bağlı yumurta dondurma yapılamıyor" Kasapoğlu, yumurta dondurmanın yasal çerçevesine ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Normalde Türkiye Cumhuriyeti’nde yönetmelik gereği yumurta veya gonad hücresinin dondurulması yasal değil. Ama bazı şartlarda devlet buna müsaade ediyor. Hasta gonadotoksik yani overlerine zarar verecek bir tedavi alacaksa ki bunun başında kemoterapi geliyor, over rezervi düşükse ya da overlere zarar verecek bir cerrahi işlem yapılacaksa yumurta dondurmamıza izin veriliyor. Bunun dışında sosyal prezervasyon dediğimiz, birçok Avrupa ülkesinde yaygın olan isteğe bağlı yumurta dondurma uygulaması var. Yani kadınlar herhangi bir tıbbi endikasyon olmadan, sadece ilerideki doğurganlıklarını korumak için yumurtalarını dondurabiliyor. Bizde ise bu mümkün değil; yalnızca özel tıbbi durumlarda dondurma yapabiliyoruz. Bu da şu sonucu doğuruyor; kadınlar daha genç yaşlarda ve yumurta kalitesinin yüksek olduğu dönemde bu işlemi yaptıramadığı için başarı şansı düşüyor. Çünkü rezerv azaldıktan sonra ya da ileri yaşta yapılan yumurta dondurma işlemlerinde verim çok daha düşük oluyor." Hastalar ağır tedavi sürecine ek olarak maliyet yüküyle mücadele ediyor Kemoterapi gibi ağır tedaviler öncesinde yumurta dondurmak isteyen hastaların hem fiziksel hem de ekonomik olarak zorlandığını vurgulayan Kasapoğlu, süreci şöyle anlattı: "Kemoterapi hastaları zaten çok zor bir sürecin içinden gelmiş oluyorlar. Bir de bunun maliyetini üstlendiklerinde demoralize olabiliyorlar. Aslında yumurta dondurmak onlar için geleceğe dair bir umut. Tedaviye giderken üreme potansiyelinin korunduğunu bilmek hastayı motive eden bir süreç." Kasapoğlu, maliyetlerin ödeme kapsamına alınmasının hastalar açısından önemli bir destek olacağını da sözlerine ekledi. "Erken yaşta dondurulan yumurtanın başarısı çok daha yüksek" Yaş faktörünün kritik önem taşıdığını vurgulayan Kasapoğlu, başarı oranlarının neden yaşa bağlı olduğunu şu sözlerle anlattı: "Kadınlar daha genç yaşlardayken ve yumurta kalitesi yüksekken dondurma işlemi yapılabildiğinde başarı oranı belirgin biçimde artıyor. Çünkü over rezervi azaldıktan sonra ya da ileri yaşlarda yapılan yumurta dondurma işlemlerinde aynı verimi elde etmek mümkün olmuyor. Örneğin 42 yaşındaki bir hastanın ileride canlı doğuma ulaşabilmesi için 20 ile 30 arasında yumurta toplaması gerekiyor. Bu sayıya tek bir denemede ulaşmak neredeyse imkansız, çünkü çok yüksek bir rezerv gerektiriyor. Bu nedenle bu işlemin daha ileri yaşlara bırakılmadan, daha erken dönemde yapılabilmesi hastalar için çok daha verimli olabilir. Bunlar, üzerinde düzenleme yapılması gereken önemli noktalar olarak değerlendirilebilir." "Dikkate alınması gereken tek konu anne yaşı" Yumurta ve embriyo dokularının saklama süresine ilişkin yanlış bilinenleri düzelten Kasapoğlu, şu açıklamayı yaptı: "Dondurulan yumurta ve embriyo dokuları istenildiği kadar saklanabiliyor. Herhangi bir süre sınırlaması yok; beş yıl saklandı, artık imha edilmeli gibi bir uygulama bulunmuyor. Burada dikkate alınması gereken tek konu anne yaşı. Bazı ülkelerde çok ileri yaştaki gebeliklerde komplikasyon riski arttığı için belirli sınırlamalar getirilebiliyor. Bu da anne sağlığını korumak amacıyla yapılıyor. Örneğin kadın yumurtasını 30 yaşında dondurduysa, 40 yaşında bu yumurtaları kullanabilir. Biz bu konuları kendi içimizde öneriler geliştirmek üzere tartışıyoruz ancak şu an için Türkiye’de bu konuda bir düzenleme yapılacağına dair bir bilgi duymadım."
29 Kasım 2025 Cumartesi - 19:56
Uzmanlardan gıda ve kimyasal zehirlenme uyarısı
Türkiye’de son dönemlerde art arda yaşanan zehirlenme olayları, toplumda ciddi bir farkındalık oluşmasına neden oldu. Özellikle kalabalık düğün organizasyonlarında tavuk kaynaklı toplu gıda zehirlenmelerinin sıkça görüldüğüne dikkat çekilirken, İstanbul’da Böcek ailesinin tüm fertlerinin yaşamını yitirdiği kimyasal kaynaklı zehirlenme olayı endişeleri artırdı. Uzmanlar, hem gıda güvenliğine hem de kimyasal maddelerin erişimine yönelik uyarılarda bulunuyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Tıbbi Toksikoloji Uzmanı Dr. Vildan Özer, Türkiye’de en sık karşılaşılan zehirlenme türünün gıda kaynaklı zehirlenmeler olduğunu söyledi. Soğuk hava koşullarının başlamasıyla birlikte halk arasında "Tavuk ürünleri soğukta bozulmaz" düşüncesinin yaygınlaştığını, bunun da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını vurgulayan Özer, tavuk ürünlerinin dışarıda bekletilmesi veya uzun süre marinasyon için dışarıda bırakılmasının tehlikeye davetiye çıkardığını kaydetti. Özer, "Son dönemlerde zehirlenme haberleri sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Bu konuyla ilgili farkındalık da arttı. Aslında gıda kaynaklı zehirlenmeleri sürekli görüyoruz. Ancak İstanbul’daki Böcek ailesinin tüm fertlerinin yaşamını yitirmesi, toplumda daha büyük bir farkındalık oluşmasına neden oldu. Gıda kaynaklı zehirlenmeler ülkemizde en sık görülen zehirlenme türüdür. Soğuk havaların başlamasıyla özellikle et ve et ürünlerinin özellikle de tavuk ürünlerinin dışarıda uzun süre kalsa bile bozulmayacağına dair yanlış bir algı var. İnsanlar et ürünlerinin daha çok sıcak havalarda bozulacağını, soğuk havalarda ise sorun olmayacağını düşünüyor. Bu yanlış algı nedeniyle özellikle tavuk ürünlerinin marine edilerek dışarıda bekletilmesi sırasında ciddi zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Tavuk ürünleri alındığında hızlı tüketilmesi gerekir. Dışarıda profesyonel şekilde soğuk zincirle taşınsa da ev ortamında buzdolabına konulduğunda soğuk zincir bozulmuş olur. Bu nedenle dışarıdan alınan tavuk ürünleri buzdolabında en fazla 48 saat bekletilmelidir. Bekletilecekse dolabın en soğuk olan alt rafında tutulmalı ve 48 saat içinde tüketilmelidir. Zehirlenmeden şüphelenmemize neden olacak belirtiler; bu şekilde şüpheli bir yemek yeme öyküsü sonrası ilk 8 saatte başlayan bulantı, kusma ve ishaldir. Mantar veya şüpheli tavuk ve et ürünleri tüketildiyse ve bu şikayetler ortaya çıktıysa hastaneye başvurmak gerekir" dedi. "Yanlış ürün yanlış amaçla kullanıldı" Otel ve konut ilaçlamalarında kullanılan ürünlere de dikkat çeken Özer, Böcek ailesinin yaşamını yitirdiği olayda olduğu gibi kimyasal ajanların halk tarafından anlaşılmasının mümkün olmadığını söyledi. Özer, "Kimyasal kaynaklı zehirlenmelerde Böcek ailesinin yaşadığı olayda olduğu gibi halkın bu tür bir ajandan zehirlendiğini anlaması mümkün değildir. Olay yeri incelemeleri ve Adli Tıp Laboratuvarlarının geniş kimyasal ajan tespit yöntemlerine rağmen, bu kişilerin ne sebeple zehirlendiği bir hafta, on gün içinde ortaya çıkabildi. Dolayısıyla halkın da hekimin de böyle bir ajandan kaynaklanan zehirlenmeyi tahmin etmesi oldukça güç olabilir. Bunu önlemenin tek yolu; panzehiri de olmayan bu ajanlara kolay ve ucuz şekilde erişimin engellenmesi ve denetimlerin artırılmasıdır. Otelde yapılan ilaçlamanın muhtemelen hamam böceği veya tahtakurusuna yönelik bir uygulama olduğu düşünülüyor. Ancak bu tür ajanlar, insanların aktif olarak bulunduğu yaşam alanlarında kullanıma uygun değildir ve bu koşullar için ruhsatlandırılmamıştır. Yanlış ürün yanlış amaçla kullanılmıştır. Böyle bir zehirlenme etmenini halkın ve doktorların tanıyıp anlayabilmesi her zaman mümkün olmamaktadır. Zira bu tür kimyasallara maruziyet sonrası en sık görülen bulgular genellikle bulantı, kusma ve ishaldir; çoğu insan bunu gıda zehirlenmesi sanabilir. Birçok viral hastalık da bu belirtilerle başladığı için hastaneye başvuran kişilerde, doktorun tanı koyması her zaman mümkün olmayabilir. Çünkü zehirlenme vakalarının çok azında laboratuvar tetkikleri ile tanı koymak mümkündür. Örneğin karbonmonoksit zehirlenmeleri veya bazı ilaç zehirlenmelerinde bunu kan tahlilleriyle gösterebiliriz. Ancak maalesef çoğu kimyasal zehirlenmede kan tahlilleri tanı koydurucu değildir. Bu nedenle, kan tahlilleriyle saptanamayan zehirlenme durumlarında tanıya yardımcı olabilecek en değerli unsur, hastanın verdiği kapsamlı ve ayrıntılı öyküdür" diye konuştu. "Tahliller temiz çıkabilir ama sorun devam ediyor olabilir" Tahlillerde herhangi bir bulgu çıkmamasının zehirlenme olmadığı anlamına gelmediği, zehirlenme dışında farklı sağlık sorunlarının da bulantı ve kusmaya yol açabileceği hatırlatan Özer, "Tahlillerde bir bulgu çıkmaması, bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Bulantı kusma gibi şikayetler hemen hemen her hastalıkta ortaya çıkabilir. Örneğin baş ağrınız olduğunda bile bulantı kusma yaşayabiliyorsunuz. Yani bu belirtilerin olması hem ciddi bir durum olduğunu hem de olmadığını gösterebilir; kesin bir yargıya varmak her zaman mümkün değildir, hastanın muayene bulguları ve verdiği öykü ile birlikte olayı değerlendirmek gerekir. Özellikle toksikoloji alanında bölgenin en büyük ve önemli merkezlerinden biri olarak bize başvuran hastalarda adeta bir dedektif gibi hareket ediyoruz. Hastanın bu olaydan etkilenen başka kişilerle teması olup olmadığı, en son ne yediği, çevrede ne bulunduğu gibi her detayı tek tek soruyoruz" ifadelerini kullandı. Ulusal Zehir Danışma Merkezi: ’114’ Tüm vatandaşların zehirlenme şüphesi olduğunda 24 saat hizmet veren Ulusal Zehir Danışma Merkezi’ni arayabileceklerini kaydeden Özer, "Türkiye’de Ulusal Zehir Danışma Merkezi (UZEM) bulunmaktadır. Zehirlenme şüphesi durumunda ya da hastaneye ulaşımın zor olduğu durumlarda özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kişiler için 114 hattı 7/24 aranabilir. Bu hat sadece zehirlenme durumlarında değil, bilgi almak için de kullanılabilir. Ancak bu numara yeterince bilinmediği için birçok kişi doğrudan hastaneye başvuruyor. Oysa vatandaşlar bulundukları yer fark etmeksizin 114’ü arayarak zehirlenme açısından değerlendirme ve yönlendirme alabilir, hastaneye gidip gitmemeleri gerektiği konusunda bilgi edinebilirler" uyarısında bulundu.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 16:59
Endometrium kanserlerinde güncel tanı ve tedavi uygulamaları tartışıldı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi’nde "Endometrium Kanserlerinde Multidisipliner Yaklaşım: Rutin Pratikte Güncel Tanı ve Tedavi Uygulamaları" başlıklı bilimsel program gerçekleştirildi. Alanında uzman hekimlerin katıldığı toplantı, güncel tanı yöntemlerinden tedavi protokollerine kadar birçok başlıkta önemli bilgilerin paylaşıldığı oturumlara sahne oldu. OMÜ Tıp Fakültesi Dekanlık Mavi Salon’da düzenlenen programın açılışı Dr. Mehmet Kefeli tarafından yapıldı. Etkinlik, 15.00–18.15 saatleri arasında iki ayrı oturum şeklinde gerçekleştirildi. Oturumda, moderatörlüğünü Dr. Bahaddin Yılmaz ve Dr. Nilgün Özbek Okumuş’un yaptığı bölümde; Endometrial hiperplazide yönetim ve kanser riskinin öngörülmesine ilişkin sunumu Dr. Mesut Ünal gerçekleştirdi. Ardından Dr. Murat Danacı, endometrium kitlelerinin görüntüleme bulguları ile tanısal yaklaşımları ele aldı. Son olarak Dr. Mehmet Kefeli, endometrium tümörlerinde güncel tanısal yaklaşımları ve prognostik biyobelirteçleri anlattı. Oturum soru-cevap bölümüyle tamamlandı. 2. Oturumda ise moderatörler Dr. Feyyaz Özdemir ve Dr. Yasin Durmuş oldu. Dr. Fatma Özmen, endometrium kanserinde cerrahi yöntemleri ve hangi hastada hangi cerrahinin uygulanması gerektiğini anlattı. Dr. Alparslan Serarslan, endometrium kanserinin yönetimindeki güncel yaklaşımları sundu. Dr. Cemil Gündüz ise moleküler sınıflandırma temelli tedavi seçeneklerini paylaştı. Program, yine soru-cevap bölümüyle devam etti. Etkinlik, kapanış bölümünün ardından sona erdi. OMÜ’de düzenlenen bilimsel toplantının, kadın genital kanserlerinin tanı ve tedavisinde güncel uygulamaların katılanlara aktarılması açısından önemli bir katkı sunduğu belirtildi.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 14:05
Uzmanından ‘antibiyotik’ uyarısı: "Gereksiz kullanımı önlemek için farkındalık önemli"
Antibiyotiklerin gereksiz kullanımının direnç sorununa yol açtığını belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Ülkemizde antimikrobiyal direnç Avrupa ülkelerine göre daha endişe verici durumda diyebiliriz. Gereksiz kullanımı önlemek için farkındalık önemli" dedi. Antibiyotiklerin, yaşanan yüzyılda birçok insanın hayatını kurtardığını ve ortalama yaşam süresinin uzamasında ciddi katkı sağladığını belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, "Antibiyotik, aslında çağımızda yaşam süresinin uzamasına katkı sağlayan bir tedavi biçimidir. Belki bir yüz yıl öncesine kadar ölümlerin olduğu enfeksiyonlardan kurtulmamızı ve tedaviyi sağlayan, çok önemli mikroplara ve parazitlere karşı öldürücü olan ilaçlara antimikrobiyal diyoruz. Bakterilere, mantarlara, virüslere karşı kullanılan ilaçlara antimikrobiyal genel ifadesini kullanıyoruz" dedi. Üst solunum yollarında antibiyotiklerin virüslere bir etkisi olmayacağını söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Malum kış dönemindeyiz, havaların soğumasıyla beraber üst solunum yolu enfeksiyonları artıyor ama unutmayalım ki üst solunum yolu enfeksiyonlarının yani boğaz ağrısı ile doktora başvuran hastalarımızın yüzde 70-80’i viraldir ve antibiyotiklerin virüslere karşı bir etkisi olmaz. Çoğu reçetelere baktığımızda üst solunum yollarının yüzde 80’inde antibiyotiklerin yazıldığını görüyoruz" dedi. "Her yıl 10 milyon insan antibiyotik direnci nedeniyle hayatını kaybedebilir" Türkiye’de antimikrobiyal direnç oranının endişe verici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ersoy, "Burada antimikrobiyal direncin artması ile ilişkili direkt bir bağlantıdan bahsedebiliriz. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl dünyada 1 milyondan fazla insan direkt antimikrobiyallere dirençli enfeksiyonlar sebebiyle hayatını kaybediyor. 5 milyon insanın ölümünde ise katkısı olduğu tahmin ediliyor. Bu durum için önlem alınmazsa önümüzdeki dönemlerde öngörülen rakam 2050 yılında dünyada her yıl 10 milyon insanın antimikrobiyallere dirençli enfeksiyonlardan ötürü hayatlarını kaybedeceğini tahmin ediyoruz" diye konuştu. Toplum farkındalığının önemine değinen Prof. Dr. Ersoy, antibiyotikleri gereksiz yere kullanmamak, hekimden antibiyotik isteğinde bulunmamak ve hekim önerdiği zaman antibiyotiği doğru şekilde, sürede ve dozda kullanmanın önemli olduğunu ifade etti. Önerilen dozların altındaki dozların da direnç gelişiminde yine önemli bir faktör olabileceğini dile getirdi. Bir diğer hususun da enfeksiyonları azaltmak olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ersoy enfeksiyonlar azaldığında zaten antibiyotik ve antimikrobiyal kullanımı azalacağı için dirençle ilgili süreçler daha kontrol edilebilir hale geleceğini belirtti. "Bağışıklığımızı güçlendirerek enfeksiyonları azaltabiliriz" Enfeksiyonun azaltılması için yapılabileceklerden de bahseden Prof. Dr. Ersoy, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Bağışıklığımızı güçlendirerek enfeksiyonları azaltabiliriz. Hijyene önem göstermek, doğru bilgi ve doğru yöntemle hareket etmemiz çok önemli. Hasta insanların toplu alanlarda maske takması ya da kendimizin koruyucu önlemler almamız, olmamız gereken aşıları hekimimizden yardım alarak aşılarımızı olmak yine enfeksiyonlara yakalanmamızda bizde koruyucu etki oluşturacaktır. Enfeksiyon ve antimikrobiyal kullanımı azaldığında, gereksiz antibiyotik kullanımını azalttığımızda da süreçte üstümüze düşeni yapmış olacağız."
29 Kasım 2025 Cumartesi - 13:50
Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz: "İki çocuktan daha az çocuk yapma lüksümüz yok"
Antalya’da düzenlenen 13. Üreme Sağlığı ve İnfertilite Kongresi’nde Türkiye’nin hızla düşen doğurganlık oranları, IVF’nin toplumsal ve ekonomik etkileri ile yumurta dondurmada yaşa bağlı başarı oranları bilimsel verilerle değerlendirildi. TSRM Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Ali Sami Gürbüz, Türkiye’de genç nüfusun azaldığına dikkat çekerek, "İki çocuktan daha az çocuk yapma lüksümüz yok" dedi.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 13:17
Emet’te sahipli kedi ve köpeklere mikroçip ve kuduz aşısı uygulaması
Kütahya’nın Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hayvan sağlığının güçlendirilmesi ve güvenliğinin artırılması amacıyla Günlüce köyünde sahipli kedi ve köpeklere mikroçip ile kimliklendirme ve kuduz aşısı uygulaması gerçekleştirdi. Müdürlük bünyesinde görevli veteriner hekimler tarafından yapılan uygulamada, hayvanların kayıt altına alınması için mikroçip takılırken aynı zamanda kuduz hastalığına karşı koruyucu aşılama yapıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, hem hayvan sağlığının korunması hem de bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için çalışmaların aralıksız devam edeceğini belirtti.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 12:22
Gölbaşı’nda kırmızı kod doğal afet eğitimi verildi
Adıyaman’ın Gölbaşı ilçesinde kırmızı kod kapsamında yangın ve doğal afet eğitimi gerçekleştirildi. Gölbaşı Devlet Hastanesindeki eğitime çalışanlar katıldı. Hastane Başhekimi Engin Çatal, sivil savunma amiri İdris Çatlakcan ve eğitim Hemşiresi Nejla Kökpınar tarafından planlanan eğitim, sivil savunma uzmanı Nezif İnan’ın katkılarıyla tamamlandı. Eğitim süresince hastane çalışanları, yangın tüpü kullanımı konusunda uygulamalı tatbikat yaparak acil durumlara karşı bilinçlendirildi. Bu kapsamlı çalışma ile hem çalışanların güvenliği hem de hastanenin afetlere karşı hazırlık düzeyi güçlendirildi. Başhekim Engin Çatal, eğitimlerin önemine dikkat çekerek, "Gölbaşı halkımızın, hasta ve hasta yakınlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanabilmeleri için çalışmalarımız aralıksız sürüyor" diye konuştu.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:32
Diş hastanesine 2 milyon TL’lik yatırım
DÜZCE(İHA) – Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine 2 milyon TL değerinde dental tomografi cihazı kuruldu. Hastalar artık 3D görüntülemeyi Düzce’de alabilecek. AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, ilin sağlık altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımın daha hayata geçtiğini duyurdu. Öztürk, uzun süredir dış merkezlere yönlendirilmek zorunda kalan üç boyutlu görüntüleme ihtiyacının artık Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi tarafından karşılanacağını belirtti. Hastaneye kazandırılan 2 milyon TL değerindeki dental tomografi cihazının kurulumunun tamamlandığını ifade etti. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (KIBT) prensibiyle çalışan cihaz, klasik iki boyutlu röntgenlerin yetersiz kaldığı durumlarda çok daha doğru sonuçlar sunuyor. Diğer tomografi yöntemlerine göre düşük radyasyon dozu ile çalışması ise hastalar için önemli bir güvenlik avantajı sağlıyor. Dental tomografi çene kemikleri, dişler, damar-sinir yapıları, kistler, tümörler, gömülü dişler ve eklem rahatsızlıklarını üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü şekilde görüntüleyen gelişmiş bir sistem olarak biliniyor. Özellikle; implant planlamaları, kist ve tümör tespiti ve cerrahi müdahale hazırlıkları gibi birçok alanda hekimlere yüksek hassasiyetli görüntüleme imkanı verecek. Bu sayede hem tanı süreçleri hızlanacak hem de tedaviler çok daha güvenilir bir şekilde planlanacak. Dental tomografi cihazıyla birlikte Düzce Diş Hastanesi’nin hizmet kapasitesi artarken, hastaların şehir dışına sevk oranında da ciddi düşüş bekleniyor.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:31
Kağızman Devlet Hastanesi’nde karın kesisi ameliyatı
Kağızman’da Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları, rahim sarkması şikayetiyle başvuran hastaya vajinal yolla histerektomi ameliyatını ilk kez gerçekleştirdi. Kağızman Devlet Hastanesi, kadın sağlığı alanında önemli bir cerrahi başarıya imza attı. Hastanede görev yapan Uzm. Dr. Seda Biltekin ile Uzm. Dr. Esmahan Nida Kaplan, ilçede ilk kez uygulanan yöntemle rahim sarkması şikayeti bulunan bir hastayı vajinal yolla, karın bölgesinde kesi yapmadan ameliyat etti. Operasyon sırasında hastanın karın bölgesinde hiçbir kesi açılmaması, iyileşme süresinin kısalmasına ve ameliyat sonrası ağrıların minimum seviyede seyretmesine imkân sağladı. Hastanenin ameliyathane ekibi tarafından titizlikle yürütülen işlem başarıyla sonuçlandı ve hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Hastane yönetimi, gerçekleştirilen ameliyatın Kağızman’da kadın sağlığı alanında yeni bir dönemin habercisi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Kadın Hastalıkları ve Doğum birimimizin uzmanları tarafından gerçekleştirilen bu operasyon, ilçemizde sağlık hizmetlerinin geldiği noktayı göstermesi bakımından son derece önemlidir. Kağızman Devlet Hastanesi olarak vatandaşlarımızın büyük merkezlere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmelerini sağlamak bizim önceliğimizdir. Başarılı operasyon nedeniyle hekimlerimizi kutluyor, hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz." Kağızman Devlet Hastanesi yetkilileri, ilerleyen dönemde de modern cerrahi tekniklerin uygulanmaya devam edeceğini ve kadın sağlığı hizmetlerinde kalite standartlarının daha da yükseltileceğini ifade etti.
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:31
Çocuklarda ekran kullanımı ve süresi, gelişimini etkiliyor
Günümüzde ekran kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocukların ekran başında geçirdikleri süre hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü, Amerikan Pediatri Akademisi ve Kanada Pediatri Derneği gibi uluslararası kuruluşlar, iki yaşından küçük çocukların ekranla tanıştırılmaması, okul öncesi çocukların ise günde en fazla bir saat ekran süresi ile sınırlandırılması gerektiğini vurguluyor. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Çocuk Gelişim Uzmanı Hümeyra Özsoy, araştırmaların, çocukların özellikle tablet, telefon ve televizyon gibi ekranlara çok erken yaşlarda eriştiğini ve çoğu zaman önerilen sürelerin üzerinde ekran başında zaman geçirdiğini gösterdiğini belirterek, "Ülkemizde yapılan çalışmalar da benzer sonuçlara işaret etmektedir. 2-5 yaş arası çocukların büyük bir bölümünün günde iki saatten fazla ekran karşısında kaldığı, 3-6 yaş grubunda ise günlük ekran süresinin ortalama 3 ila 8 saate kadar ulaştığı bildirilmektedir" dedi. Özsoy, aşırı ekran süresinin çocuklar için zararlarını şu şekilde sıraladı: "Öz düzenleme becerilerinde zorluk, dil gelişiminde gecikme, dikkat problemleri, duygu anlama ve düzenlemede güçlük, saldırgan davranışlar, dikkat eksikliği ve hiperaktivite ve otizm belirtileri gibi birçok bilişsel ve sosyal gelişim alanında olumsuz sonuçlar". Ekran süresinin etkilerinin yalnızca sürenin uzunluğuna bağlı olmadığını belirten Özsoy, "İzlenen içeriğe ve ekranın ebeveyn eşliğinde mi yoksa yalnız mı kullanıldığına göre de değişmektedir. Özellikle küçük yaş çocuklarda, ekranın tek başına ve kontrolsüz kullanımı olumsuz etkileri artırmaktadır. Bununla birlikte, arka planda açık televizyonun bile çocukların dikkat, oyun kalitesi ve iletişim becerilerini olumsuz etkilediği bilinmektedir. Çocukların ekran süresini etkileyen önemli faktörler arasında ebeveyn eğitim düzeyi, ailede ekran kullanım alışkanlıkları, ebeveyn stres düzeyi ve ev içi kuralların varlığı yer almaktadır. Ebeveyn ekran süresi arttıkça çocuğun ekran süresinin de arttığını, ev içinde açık kurallar olduğunda ise ekran süresinin azaldığı görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü, 1-4 yaş arası çocukların gün içinde en az 180 dakika hareket etmesini ve bir saatten uzun süre hareketsiz kalmamasını önermektedir. Aşırı ekran kullanımı, çocuklarda hareketsizlik, uyku bozuklukları, obezite riski ve davranış problemleri gibi sonuçlara yol açabilmektedir. üç yaş, beynin en hızlı geliştiği dönemdir. Ekranla geçirilen fazla süre, çocuğun keşfetme, oyun oynama, iletişim kurma ve sosyal etkileşim fırsatlarını azaltıyor. Bu nedenle ekran yerine aktif oyun, açık hava etkinlikleri, kitap okuma ve ebeveyn eşliğinde etkileşim, çocukların sağlıklı gelişiminde kritik bir rol oynuyor. Teknolojiyi hayatımızdan tamamen çıkarmak mümkün değil; önemli olan çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarını gözeterek ekranı dengeli, sınırlı ve bilinçli şekilde kullanmasını sağlamaktır" dedi. Özsoy, ailelerin ekran kullanımını yönetebilmesi için şu önerilerde bulundu: "Ekran kullanımını yaşa göre sınırlandırın. 0-2 yaş sıfır ekran. (yaş x 10 dk) Mümkün oldukça ekranı birlikte aktif kullanın. Kaliteli, yaşa uygun içerikleri tercih edin. Ekranı ödül, ceza veya sakinleştirme aracı olarak kullanmayın Açık hava oyunlarını ve fiziksel aktiviteleri günlük rutine ekleyin. Ev içinde ekran kullanımına dair net kurallar oluşturun".
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:00
Dr. Küçükyalçın: "Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir"
Tunceli Devlet Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Sedef Küçükyalçın, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir. Bunlardan en az 70’inin akciğer kanserine sebep olduğu bilinmektedir" dedi. Akciğer kanserinin Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirten Tunceli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sedef Küçükyalçın, özellikle tütün kullanımının ve tütün dumanına maruziyetin en büyük risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Küçükyalçın, akciğer kanseri belirtilerinin çoğu zaman sinsi ilerlemesi nedeniyle tanının geç konabildiğini vurgulayarak vatandaşlara tütün ürünlerinden uzak durma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirme çağrısında bulundu. Akciğer kanseri belirtilerinin sinsi ve belirsiz ilerlediğini ve bu yüzden tanının geç konulduğunu belirten Dr. Sedef Küçükyalçın, "Akciğer kanseri günümüz dünyasında en sık görülen kanser çeşitlerinden biri. Özellikle erkeklerde 1’inci sırada, kadınlarda 2’nci sırada. Akciğer kanseri için risk faktörlerine bakacak olursak en önemli sebeplerden biri sigara dumanı. Sigara, tütün, nargile gibi tütün dumanına maruz kalmak. Çevresel ve mesleki maruziyetler, özellikle aspest maruziyeti, herhangi bir nedenden ötürü radyasyona maruz kalmak, hava kirliliği ve ailede akciğer kanseri öyküsü olması sayılabilir. Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir. Bunlardan en az 70’inin akciğer kanserine sebep olduğu bilinmektedir. Akciğer kanseri ile ilgili belirtileri sayacak olursak özellikle nefes darlığı, geçmeyen ve uzun süren öksürük, öksürmekle ağızdan kan gelmesi ya da öksürmekle kanlı balgam tükürmek, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, ses kısıklığı gibi sebeplerle hastalar polikliniğimize başvurabiliyor. Akciğer kanseri belirtileri sinsi ve belirsiz seyretmekte. Bundan ötürü kanser tanısı geç konabilmektedir. Bizler de akciğer kanseri farkındalık ayı vesilesi ile hastalarımızın tütün ve tütün ürünleri içeren ürünleri kullanmamalarını, dumansız hava sahası uygulamalarını desteklemelerini ve sağlıklı yaşam tarzını benimsemelerini önermekteyiz" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder