SAĞLIK
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:37 Gördes’te STK’lara yönelik ‘hayat kurtaran’ eğitimler başladı Manisa’nın Gördes ilçesinde sivil toplum kuruluşlarına yönelik başlatılan ilk yardım eğitimlerinin ilk durağı Gördes Off-Road grubu oldu. Jandarma ve 112 Acil Servis İstasyonu iş birliğiyle düzenlenen eğitimler, ilçe genelindeki tüm STK’lara verilecek. Gördes’te olabilecek kaza ve acil durumlarda bilinçli müdahale kapasitesini artırmak amacıyla geniş kapsamlı bir eğitim seferberliği başlatıldı. Gördes 112 Acil Servis İstasyonu personelinin eğitim desteği verdiği, Gördes İlçe Jandarma Komutanlığının ise ev sahipliği yaptığı programın ilk konukları Gördes Off-Road Grubu üyeleri oldu. İlçe Jandarma Komutanlığı salonunda gerçekleştirilen eğitimde, 112 Acil Servis İstasyonu Acil Tıp Teknisyeni (ATT) İbrahim Arga tarafından hayati bilgiler aktarıldı. Özellikle doğa sporları ve zorlu arazi şartlarında faaliyet gösteren off-road ekibine, olay yerinde yapılacak ilk müdahalenin altın kuralları uygulamalı olarak anlatıldı. Jandarma Üsteğmen Ramazan Çetin’in de yakından takip ettiği eğitimde, doğru müdahalenin hayat kurtaracağı vurgulandı. Eğitim serisinin ilk katılımcısı olan Gördes Off-Road Grubu üyeleri, aldıkları bilgilerin sahada kendileri için kritik önem taşıdığını ifade etti. Grup adına yapılan açıklamada, "Doğada her an beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu eğitim sayesinde profesyonel ekipler gelene kadar neler yapabileceğimizi öğrendik. Bu anlamlı iş birliği için hem Jandarma Komutanlığımıza hem de 112 ekiplerine teşekkür ediyoruz" denildi. İlçe genelindeki tüm sivil toplum kuruluşlarını (STK) kapsayacak şekilde planlanan eğitim serisinin, belirlenen takvim doğrultusunda diğer gruplarla devam edeceği öğrenildi. Amaç, ilçedeki toplumsal duyarlılığı ve acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarmak olarak açıklandı.
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:01 Dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri Dijitalleşmenin çocukların yaşamına etkileri günümüzün en büyük problemlerinden birisi haline geldi. Dijital çağın getirdiği yeni tanımlanan çocuk hastalıkları, Türk Pediatri Kongresi’nde masaya yatırılacak. Artan postür bozuklukları, çocukluk çağı obezitesi ve azalan fiziksel aktivite gibi modern yaşamın getirdiği sağlık sorunları ve klinik yönetim yaklaşımları ele alınacak. Günümüz çocuklarının yoğun ekran maruziyeti, dikkat ve iletişim sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. "Ekran, Dikkat ve İletişim" başlıklı oturumda pediatristlerin klinikte sık karşılaştığı bu zorlu durumlar bilimsel veriler ışığında masaya yatırılacak. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ’ın ev sahipliğinde, pediatri alanının ulusal ve uluslararası ölçekteki önde gelen uzmanları, çocuk sağlığını tehdit eden güncel sorunlar, değişen yaşam alışkanlıkları ve yeni klinik yaklaşımlar kongrede çok yönlü olarak ele alacak. Pediatri alanındaki güncel gelişmelerin ve yeni tedavi yaklaşımlarının masaya yatırılacağı kongrede; geleceğimizin umudu olan çocuk sağlığını yakından ilgilendiren pek çok kritik konu bilimsel oturumlarda gündeme taşınacak. Kongrede, pediatri pratiğinde giderek daha fazla önem kazanan hasta hakları ve hekim sorumluluğu konusu da ele alınacak. Çocuk hastaların korunması, ailelerle iletişim süreçleri, etik sorumluluklar ve hukuki boyutlar uzmanlar tarafından kapsamlı biçimde değerlendirilecek. Son yıllarda giderek artan vitamin, mineral ve protein takviyesi kullanımı, "Gerektiğinde mi, rutinde mi?" sorusu üzerinden masaya yatırılacak. Uzmanlar, çocuklarda bilinçsiz takviye kullanımının muhtemel risklerine dikkat çekerek bilimsel rehberler doğrultusunda doğru kullanım yöntemlerini paylaşacak. Özellikle sporcu sağlığı ile ilgili güncel yaklaşımlar dile getirilecek. Kongrede öne çıkan başlıklardan biri de çocukluk çağında sık görülen sağlık sorunlarından biri olan anemi olacak. Aneminin erken tanısı, nedenleri ve güncel tedavi yaklaşımları multidisipliner bakış açısıyla değerlendirilecek. Çocuklarda sık karşılaşılan zehirlenme vakalarında erken tanı, acil ve doğru müdahale ile klinik yönetim stratejileri değerlendirilecek. Ayrıca kronik hastalığı olan çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar veya özel sağlık durumları bulunan çocuklarda aşılama konusuna da yer verilecek. Uzmanlar, özel durumlarda uygulanması gereken aşı takvimlerini ve klinik yaklaşımları paylaşacak.
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:07 Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi Konya Numune Hastanesinde özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar için hayati önem taşıyan bası yaralarını (yatak yaraları) önlemek ve tedavi sürecini profesyonelleştirmek amacıyla kurulan Yara Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Hastanede düzenlenen açılış programında konuşan Başhekim Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, uzun süre yatmak zorunda kalan hastalar için bası yaralarının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, Yara Okulu projesi ile toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Özellikle evde bakım ve yoğun bakım hastalarında bası yaralarının kısa sürede oluşabildiğini, ancak tedavi sürecinin aylar sürebildiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, "Bu proje ile bir hastaya dahi dokunabilmek büyük bir kazanımdır" ifadelerini kullandı. Programa katılan hasta ve hasta yakınlarına Yara Okulu Katılım Belgesi takdim edildi. Program, yapılan sunumların ardından dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesimi ile sona erdi. Programa, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Himmet Durgut, Personel Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Hakan Çetinkaya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çifci, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Ergin, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Meram Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan, Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, merkez hastane idarecileri, sağlık çalışanları, hastalar ve çok sayıda hasta yakını katıldı.
Denizli’de binlerce litre kaçak yağ ele geçirildi
01 Aralık 2025 Pazartesi - 16:56 Denizli’de binlerce litre kaçak yağ ele geçirildi İnsan sağlığını tehdit eden izinsiz gıda üretimine karşı denetimlerini artıran Tarım ve Orman Bakanlığı, Denizli’de bitkisel yağ üreten bir firmaya baskın düzenledi. Kontrollerde, bakanlık izni olmadan üretilen ve kayıtsız şekilde doldurulan binlerce litre bitkisel yağ tespit edildi. Son günlerde gıda güvenliği konusunda yaşanan sıkıntılar üzerine Türkiye genelinde denetimlerini sıklaştıran ekipler, Denizli’de yaptıkları kontrollerde litrelerce izinsiz üretilen bitkisel yağı ortaya çıkardı. Uygulama kapsamında, bakanlık izni olmadan üretim yaptığı belirlenen firmaya yönelik işlem başlatıldı. Gelen ihbar doğrultusunda harekete geçen Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Denizli’de bitkisel yağ üretimi yapan bir firmaya baskın yaptı. Yapılan denetimde firmanın, Tarım ve Orman Bakanlığı izni olmadan bitkisel yağ üretimi yaptığı ortaya çıkarıldı. Kontrollerde, kayıt alınmadan yağ dolumlarının gerçekleştirildiği de tespit edildi. Denetimler sonucunda, firmanın elinde bulunan ürün ve malzemelere el konuldu. Tanklarda 8 bin 300 litre bitkisel yağ karışımı, 7 bin 842 litre ambalajlanmış bitkisel yağ karışımı, 3 bin 625 teneke ile 2 bin 690 adet boş tenekenin bulunduğu belirlendi. Söz konusu ürünler, izinsiz üretim kapsamında ekipler tarafından muhafaza altına alındı. İzinsiz üretim ve kayıtsız dolum yaptığı belirlenen firma hakkında yasal süreç başlatıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin, gıda güvenliğini sağlamak amacıyla kent genelindeki denetimlerini aralıksız sürdüreceği ifade edildi.
HIV tehdidi sürüyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 15:45 HIV tehdidi sürüyor Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Işık Altınkaya, 1 Aralık Dünya AIDS Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu (AIDS) farkındalığını artırmak amacıyla her yıl 1 Aralık’ın Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1988 yılında "Dünya AIDS Günü" olarak kabul edildiğini anımsatan Uzm. Dr. Altınkaya, "AIDS, İnsan Bağışık Yetmezlik Virüsüne (HIV) bağlı olarak gelişen bulaşıcı, kronik ve viral bir enfeksiyondur. Hastalık en sık korunmasız cinsel temasla, damar içi madde kullanıcılarının ortak enjektör paylaşımıyla ya da hamilelik, doğum ve emzirme dönemlerinde anneden bebeğe bulaş yoluyla yayılmaktadır. Bunun dışında günlük aktiviteler, öpüşme, sarılma, tokalaşma; kişisel eşyaların, yiyecek ya da suyun paylaşılması gibi sıradan temaslarla HIV bulaşmaz" dedi. HIV virüsünden korunmada önlem almanın tedaviden çok daha etkili ve ekonomik olduğunun altını çizen Altınkaya, "Günümüzde hastalığın teşhis, tedavi ve bakım olanaklarının gelişmesiyle birlikte HIV enfeksiyonu, fırsatçı enfeksiyonlar da dahil olmak üzere, doğru yönetildiğinde kişilerin uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesine imkân sağlayan yönetilebilir kronik bir süreç haline gelmiştir" diye konuştu. Mutlaka HIV testi yapılmalıdır AIDS’in bağışıklık sistemini hedef aldığını belirten Uzm. Dr. Altınkaya, "HIV, bağışıklık sistemini hedef alır ve kişinin normalde hastalık yapmayan mikroorganizmalara karşı savunmasız hale gelmesine neden olur. Ayrıca bazı kanser türlerine karşı da duyarlılığı artırır. Virüs bağışıklık sistemini zayıflatıp bozduğu için enfekte kişiler zamanla bağışıklıklarını kaybederler. HIV enfeksiyonunun tedavi edilmediğinde yıllar içinde ilerleyerek yol açtığı en ileri aşama AIDS olarak adlandırılır. AIDS; belirli kanserlerin, enfeksiyonların veya diğer ciddi klinik durumların ortaya çıkmasıyla kendini gösterir. HIV enfeksiyonu, önlenebilir bir hastalıktır ve bu çok önemlidir. Kişinin HIV durumunu bilmesi yalnızca kendisi için değil, aynı zamanda bulaştırıcılığın önlenmesi açısından toplum sağlığı için de kritik bir adımdır. Günümüzde etkin tedaviler sayesinde HIV ile yaşayan bireyler uzun bir ömür sürebilmekte ve virüsün bulaştırıcılığı neredeyse tamamen ortadan kalkabilmektedir. Bu nedenle şüpheli her durumda mutlaka HIV testi yapılmalıdır" ifadelerine yer verdi.
Bilecik’te ilk defa karın zarı açılmadan ’Rahim Koruyucu Sakrokolpopeksi’ ameliyatı yapıldı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 14:53 Bilecik’te ilk defa karın zarı açılmadan ’Rahim Koruyucu Sakrokolpopeksi’ ameliyatı yapıldı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ilk yaşanırken, Periton (karın zarı) açılmadan ’Rahim Koruyucu Sakrokolpopeksi ’ ameliyatı yapıldı. Bilecik’te uzun zamandır rahim sarkması şikâyetiyle tedavi gören 69 yaşındaki Firdevs G. şifayı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde buldu. Birçok doktora gitmesine ve çeşitli tedaviler görmesine rağmen rahatsızlığına bir türlü çözüm bulamadı. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ramazan Topaktaş, Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Haydar Yılmaz ve Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mahmut Koç daha önce uygulanmış tedavilere yanıt alamamış ve hayat kalitesi ciddi bozulmuş, total rahim ağzı ve mesane sarkması olan hastaya yeni bir teknik olan rahim korucuyu (uterus koruyucu) ekstraperitoneal karın zarı açılmadan sakrokolpopeksi (sarkmış organların yerine sabitlenmesi) ameliyatını yaptı. "Hastalarımız çabuk iyileşmekte ve barsak fonksiyonları hızlıca geri gelmektedir" Doç. Dr. Ramazan Topaktaş, ameliyat sonrası yaptığı açıklamada, "Genital organ sarkmaları ileri yaşlarda daha sık olmakla birlikte zorlu doğum, menapoz, gevşek doku yapısı ve sürekli karın içi basıncını arttıran Akciğer hastalığı olan kadınlarda sıklıkla görülür. Hayat kalitesini ciddi biçimde etkiler. Pelvik organ sarkmaları, sık idrar yolu enfeksiyonu, vajinal mukozada ülserasyon, idrar yapmada zorluk ve dışkılama problemlerine yol açabilir. Türkiye’nin sayılı merkezlerinde ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan uterus koruyucu ekstraperitoneal sakrokolpopeksi ameliyatı ilk defa Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğimizde uygulamış olduk. Bu ameliyatın hastaya sağladığı en önemli faydası karın zarı açılmadığı için operasyon sonrası hastalarımız çabuk iyileşmekte ve barsak fonksiyonları hızlıca geri gelmektedir" dedi. "Hastanemizde ilk defa yapıldı" Doç. Dr. Ramazan Topaktaş, "Hastanemizde üroloji ekibimizle birlikte ilk defa retroperitonealsakrokolpopeksi ameliyatı yaptık. Daha önce bu tür ameliyatları olmak için il dışına çıkan hastalarımızın sorunlarını bu yeni ameliyat tekniği ile tedavi ederek artık mağdur olmalarının önüne geçmeyi amaçlıyoruz. Hastanemizde bu ve benzeri tecrübe gerektiren zorlu ameliyatları üroloji ekibimle birlikte başarıyla yapmakta, hastaların ihtiyaçlarına cevap vermekteyiz" diye konuştu. "Bilecik’te bir ilk olan ameliyatın yüzde 95’den fazla başarı sağlandı" Bilecik’te bir ilk olan ameliyatın yüzde 95’den fazla başarı sağladığını aktaran Dr. Topaktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz de bu ameliyatı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaparak bir ilki gerçekleştirmiş olduk. Ekip olarak, tam bir dayanışma ile Doç. Dr. Ali Haydar Yılmaz ve Op. Dr. Mahmut Koç hocalarımla beraber başarılı bir ameliyat daha yaptık. Umarım hastamıza ciddi faydası olmuştur. Bundan sonraki pelvik organ sarkması nedeniyle yapacağımız hastalarımız için de bir ilk ve bir başlangıç olur ve hastalarımız Bilecik ilimizden başka diğer büyük şehirlere bu operasyonu olmak için gitmezler diye düşünüyoruz." Bilecik İl sağlık müdürü Dr. Ferhat Damkacı ve Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğretim Üyesi Erhan Arıkan, Türkiye’de bu ameliyatın yapıldığı nadir merkezlerden biri olmanın gururunu yaşadıklarını dile getirerek, Doç. Dr. Ramazan Topaktaş, Doç. Dr. Ali Haydar Yılmaz ve Op. Dr. Mahmut Koç ve üroloji ekibine teşekkür etti.
OMÜ Tıp Fakültesi’nin 1990 mezunları 35 yıl sonra aynı amfide buluştu
01 Aralık 2025 Pazartesi - 14:38 OMÜ Tıp Fakültesi’nin 1990 mezunları 35 yıl sonra aynı amfide buluştu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi tarafından "1990 Yılı Tıp Fakültesi Mezunlarının 35. Yılı Kutlaması" etkinliği düzenlendi. Tıp Fakültesi Dersliklerinde gerçekleşen etkinliğe; Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alptekin Yasım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Danacı, 1990 yılı Tıp Fakültesinde görevli akademisyenler ve zamanın mezunları katıldı. "Artık sağlıkla görüşelim istiyorum çünkü maalesef son yıllarda sadece birbirimize hasta olduğumuzda görüyoruz" Etkinlikte konuşan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Danacı, " Öncelikle etkinliğimize katılan siz değerli hocalarıma ve arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Artık sağlıkla görüşelim istiyorum çünkü maalesef son yıllarda sadece birbirimize hasta olduğumuzda görüyoruz. O yüzden de burada sizleri sağlıklı görmüş olmaktan çok mutluyum. Burada iki tane de genç öğrencimiz var. Biz istedik ki en son kuşakla yani torunlarımızla beraber burada olalım. Hepinize katılımlarınız için çok teşekkür ediyor, tekrardan hoş geldiniz diyorum" dedi. "24-25 yaş ruhumuzun bugünkü bedenimizde can bulmuş haliyle burada buluşmanın büyük mutluluğu içindeyiz" Etkinlikte konuşan Dr. Nurcihan Yıldırım Başkent, "Mezuniyetimizin üzerinden 35 yıl geçtikten sonra yurdun dört bir yanından bir davet üzerine birlikte yüreklerimizin attığı 24-25 yaş ruhumuzun bugünkü bedenimizde can bulmuş haliyle burada buluşmanın büyük mutluluğu içindeyiz. Bu etkinliğin düzenleneceği haberini aldığımızda dedik ki biz etkinliğin ders gördüğümüz amfide gerçekleşmesini istiyoruz. Birinci sınıftaki o heyecanımızı yaşamak istiyoruz. Bir isteğimiz daha oldu o da sınıfın buz gibi olmasıydı. Çünkü bizim gerçekten bu amfide çok soğuk günlerimiz oldu. Mümkünse eski günlerdeki gibi kaşkol şapkalarla oturalım dedik. Tabi ki davet edemediğimiz etsek de gelemeyecek olan arkadaşlarımız vardı, onlar da mutlaka bir yerlerden bizi izliyorlardır onlara da rahmet olsun. Tekrardan hepinize hoş geldiniz diyor ve programın zevkle geçmesini temenni ediyorum" şeklinde konuştu. Gerçekleşen programa şehir içi ve şehir dışından toplam 55 mezun ve 15 emekli akademisyen katıldı. Programda üniversitenin tarihinin yanı sıra mezunların öğrencilik yıllarında ki fotoğrafları ve 1990 dönemin de fakültede öğretim üyeliği yapıp şu anda vefat etmiş olan akademisyenleri andıkları video gösterisi izletildi. Gerçekleşen program temsili kep töreni ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
"Gizlemek ve utanmak hastalığı azaltmıyor"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 13:06 "Gizlemek ve utanmak hastalığı azaltmıyor" "1 Aralık Dünya AIDS Günü" kapsamında açıklama yapan Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, HIV/AIDS kayıtlarının Türkiye’de artış eğiliminde olduğunu belirterek "Gizlenmek, utanmak, yok saymak hastalığı azaltmıyor; aksine yayılımını hızlandırıyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün 1988 yılından bu yana 1 Aralık’ı "Dünya AIDS Günü" ilan ettiğini hatırlatan Dr. Dinççağ, HIV/AIDS’in hâlâ küresel halk sağlığını tehdit eden önemli hastalıklardan biri olduğuna dikkat çekti. Dünya genelinde 1981’den bu yana 40 milyon kişinin HIV/AIDS nedeniyle yaşamını yitirdiğini, bugün ise 39 milyon kişinin HIV taşıyıcısı olduğunu kaydetti. "Türkiye’de vakalar azalmak yerine artıyor" Türkiye’de 1985-2024 yılları arasında 2 bin 438 AIDS vakası ve 45 bin 835 HIV pozitif birey kayıtlara geçti. Dr. Dinççağ, Batı ülkelerinde düşüş gözlenirken Türkiye’de tam tersi bir artış yaşandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hastalığın gizlenmesi, dışlanma korkusu, toplumsal baskı, utanma duygusu ve boşvermişlik, bireyleri sağlık kuruluşlarına geç başvurmaya itiyor. Bu durum hem yayılımı hızlandırıyor hem de tedaviyi güçleştiriyor." "Tedavi edilebilir bir hastalık; test yaptırmaktan korkmayın" HIV’in günümüzde hem kontrol altına alınabilir hem de bulaşması önlenebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Dinççağ, erken tanının kritik önem taşıdığını belirterek, "HIV testi utanılacak veya korkulacak bir tetkik değildir. Birçok hasta tanısını rutin taramalarda, ameliyat öncesi kontrollerde tesadüfen alıyor. Oysa belirtileri olan ya da risk grubundaki bireylerin gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurması hayat kurtarır" diye konuştu. Ateş, üşüme, gece terlemesi, halsizlik, boğaz ağrısı, lenf bezi büyümesi, ağız yaraları, zona, kurdeşen ve egzama gibi bulguların önemsenmesi gerektiğini ifade eden Dinççağ, bağışıklık sistemi zayıf kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. "HIV pozitif bir bireyin AIDS’e dönüşme oranı yaklaşık yüzde 5" Uzmanlar, toplumda tespit edilen HIV pozitif kişi sayısının resmi rakamların en az iki katı olabileceğini değerlendiriyor. Türkiye’de yalnızca 1 Ocak-7 Kasım 2024 arasında bin 527 kişiye HIV tanısı konurken, 40 kişi AIDS nedeniyle tedavi altına alındı. Dr. Dinççağ, yayılımın hızlandığını belirterek daha ciddi ve kapsamlı tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi. "Toplumun bilinçlendirilmesi en etkili önlem" HIV/AIDS ile mücadelenin temelinin eğitim ve toplumsal farkındalık olduğunu belirten Dr. Dinççağ, medyaya, öğretmenlere, eğitimcilere ve halk sağlığı önderlerine önemli sorumluluklar düştüğünü ifade ederek, "Virüs nasıl bulaşır, belirtileri nelerdir, nasıl korunulur? Bu soruların cevabını toplumun tüm kesimleri bilmeli. Bilinç artarsa yayılım azalır" şeklinde konuştu.
Yatağan Bencik Mahallesi’ndeki içme suyu hattı yenileniyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:32 Yatağan Bencik Mahallesi’ndeki içme suyu hattı yenileniyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan ilçesinin Bencik Mahallesi Koryaka Mevkii’nde kullanım ömrünü tamamlamış olup sık sık arıza ve su kesintisine neden olan eski içme suyu hattını yeniliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın büyük önem gösterdiği kanalizasyon ve içme suyu altyapısının güçlendirilerek sürdürülebilir olması konusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü son olarak Yatağan ilçesinin Bencik Mahallesi’nde çalışma başlattı. Bu kapsamda mahalledeki ekonomik ömrünü tamamlamış olan 1000 metrelik içme suyu hattı yenilenerek bölgede bir daha hat arızası kaynaklı su kesintisi yaşanmasının önüne geçilmesi planlanıyor. İçme Suyu Hattında Kapsamlı Yenileme MUSKİ ekipleri, Yatağan ilçesine bağlı Bencik Mahallesi Koryaka Mevkii’nde kullanım ömrünü tamamlayan yaklaşık 1000 metrelik içme suyu hattını, modern boru teknolojileriyle baştan sona yeniliyor. Bölgenin içme suyu altyapısını daha güvenli, daha dayanıklı ve uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek bir yapıya kavuşturmak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, mevcut içme suyu hattı tamamen revize edilecek. Yapılan yenileme çalışmasıyla birlikte hem su iletim kapasitesinin artırılması hem de muhtemel arızaların önüne geçilmesi hedefleniyor. MUSKİ ekipleri, bölge halkının daha güçlü bir altyapıya kavuşması için titizlikle çalışmaya devam ediyor. Eski hattın neredeyse iki günde bir patlak verdiğini ve kireçlenme ile basınç sorunlarının da vatandaşları ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Yatağan İşletme Şefliği Ekipler Sorumlusu Murat Kayataş, "Bu haftamız ortalama iki günde, üç günde bir patlak şikayeti geliyordu kurumumuza. Sürekli basınç sorunu ve kireçten kaynaklı sıkıntılarımız da vardı. Bu sebeple Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın öncülüğünde MUSKİ olarak burada bin metre bir revize çalışması başlatmış bulunmaktayız. Kısa zaman içerisinde inşallah bitirip Bencik halkımıza teslim edeceğiz" dedi.
’İşten atılma korkusu’ stresi artırıyor
01 Aralık 2025 Pazartesi - 12:27 ’İşten atılma korkusu’ stresi artırıyor Psikiyatri Uzmanı Dr. Arda Kazım Demirkan, iş hayatında çalışma ve yaşam dengesinin bozulmasının, artan işsizlik nedeniyle işten atılma korkusu gibi etmenlerin stresi artırıcı unsurlar olarak ortaya çıktığını söyledi. Psikiyatri Uzmanı Dr. Arda Kazım Demirkan, iş hayatında çalışma ve yaşam dengesinin bozulmasının, artan işsizlik nedeniyle işten atılma korkusu gibi etmenlerin stresi artırıcı unsurlar olarak ortaya çıktığını söyledi. Demirkan, yoğun stres artışının üretkenliği azaltarak ekonomiye olan yükün artmasına, işe gelmeme ve hasta olduğu halde işinin başında olma durumuna neden olduğunu, bunun da iş motivasyonu ve performansta azalmaya, sık birim değiştirme gibi olumsuz çalışma yaşantısına sebebiyet verdiğini belirtti. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, sosyal yaşamda ve iş yerinde stres yönetimi ve öfkeyle başa çıkma konusunda bilgilendirmelerde bulundu. İnsanların en önemli değerlerinin aile ve sosyal çevreleri olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, bir iş sahibi olmanın bireyin özgüvenini artıran bir durum olduğunu belirtti. Günümüzde iş yerindeki çalışma sürelerinin de bir stres kaynağı olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, "Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 2017 raporuna göre 38 ülke arasında Türkiye yıllık en uzun çalışma saatleri sıralamasında 14. sırada yer almaktadır" bilgisini verdi. Günümüzde çalışma saatlerinin dışında aile ve sosyal yaşantıda stres oluşturan farklı konu ve sorunların da söz konusu olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, şu açıklamalarda bulundu: "Hayat şartları gereği insanlar gerçek hayatlarında kişisel ve çevresel birçok engelle karşılaşmaktadır. Örneğin; başarılı bir futbolcu sakatlanabilir, istediğimizden az paraya sahip olabiliriz veya evliliğimizde sorunlar olabilir. Bu ve benzeri durumlarda fiziksel ve duygusal sağlığımızı olumsuz etkileyen zorluklarla başa çıkmakta yetersiz kaldığımızda yaşadığımız psikolojik durum ’stres’ olarak tanımlanmaktadır." "Fiziksel ve sosyal uyumsuzluk stres sebebi" Bireyin yaşadığı fizik ve sosyal çevresinden meydana gelen uyumsuz durumlar sebebiyle, bedensel ve psikolojik olarak sınırlarının ötesinde sarf ettiği gayrete ’stres’ denildiğini ifade eden Dr. Demirkan, "Bir stres oluşturucu durumun diğerinden daha önemli olmasının nedenini belirli ölçülerde sezgisel olarak anlayabilmemiz için bazı önemli faktörler bulunmaktadır. Bunlar; stresi meydana getirenin şiddeti, kronikliği (ne kadar sürdüğü), zamanlaması, yaşamlarımızı ne kadar etkilediği, ne kadar öngörülebilir olduğu ve stres oluşturucunun ne kadar denetlenebilir olduğudur" dedi. "Değişim ne kadar hızlıysa stres o kadar büyük" ’Kriz’ kelimesinin stresli bir durum söz konusu olduğunda bir bireyin ya da grubun uyum kapasitesini aşarak tehlikeli bir noktaya geldiği süreci anlatmak için kullanıldığının altını çizen Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, "Krizler, stres kaynakları çok yoğun ve güçlü olduğunda bireylerin kullanmış oldukları başa çıkma yöntemleri yetersiz kalmaktadır. Stres ile krizi birbirinden ayıran bazı faktörler vardır. Bireylerde travma ya da kriz oluşturan durum kişinin olaylarla başa çıkma kabiliyetini aşmaktadır; streste ise bireyin başa çıkma kabiliyetinin aşılması şart değildir. Bireylerin yaşamlarındaki değişimler ne ölçüde hızlı gelişirse yaşanacak olan stres de o kadar büyük olmaktadır. Rol ve görev tanımlarındaki belirsizlik; roller arası çatışma, bireyler arası çatışma, sorumluluk, katılım, iş güvenliği, yönetim şekli, iş stresi, bireyin iş ile ilgili olan durumları, iş süreçleri ve iş yerindeki diğer çalışanlarla etkileşim sonucu ortaya çıkan psikolojik ve fizyolojik dengenin bozulması olarak tanımlanmıştır" şeklinde konuştu. "Hayır demeyi öğrenin" İş yaşamında çalışma ve yaşam dengesinin bozulması, artan işsizlik nedeniyle işten atılma korkusu gibi etmenlerin stresi artırıcı unsurlar olarak belirtildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, şu bilgileri verdi: "Yoğun stres artışının üretkenliği azaltarak ekonomiye olan yükün artmasına işe gelmeme ve hasta olduğu halde işinin başında olma durumuna neden olduğu, bunun da iş motivasyonu ve performansta azalmaya, sık birim değiştirme gibi olumsuz çalışma yaşantısına sebebiyet verdiği belirtilmiştir. Ofis çalışanları haftanın neredeyse tamamını iş yerlerinde geçirmektedir. Kimi bireyler haftanın ilk günü olan pazartesiye mutlu, heyecanlı başlarken kimi de pazartesinin tarihten silinmesini istemektedir. Konunun gün ile bir ilgisinin olmadığını kabullenerek kişisel streslerimize çözüm arayışı getirmeliyiz. Bir diğer husus da size kapasitenizi ya da bilginizi aşacak düzeyde bir görev verildiğinde ’hayır’ cevabını verebilmenizdir."
Meme kanserine karşı farkındalık projesi: ’Bir sonraki durak: Mamografi’
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:36 Meme kanserine karşı farkındalık projesi: ’Bir sonraki durak: Mamografi’ Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını belirleyen en kritik unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Medicana, meme kanseri farkındalığını arttırmak için, erken teşhisin önemini vurgulayan güçlü bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. "Bir Sonraki Durak: Mamografi" sloganıyla hayata geçirilen kampanya, kadınlara günlük yaşamın en görünür noktalarından biri olan toplu ulaşım araçları üzerinden ulaştı. Ülke genelinde şehirlerin simgesi haline gelen metro, vapur ve otobüsleri pembe renk ve farkındalık görselleriyle giydirerek milyonlarca kadına ulaşmayı hedefledi. Kampanya kapsamında ulaşım araçlarında ve duraklarda farkındalık mesajları yer alırken, Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı ve TOFAŞ Erkek Basketbol Takımı da projenin görünürlüğüne parkede destek sağladı. "Kadınlar günlük koşturmacada kendi sağlıklarını ertelememeli" mesajını merkeze alan proje, mamografi taramasının yalnızca birkaç dakikalık bir işlem olduğunu hatırlatarak farkındalığı günlük hayatın doğal akışına taşıdı. Kadın sağlığı için güçlü bir hatırlatma Meme kanseri, toplumun her kesiminden kadının karşısına çıkabiliyor. Her 8 kadından 1’i, yaşamının bir döneminde meme kanseriyle mücadele ediyor. Günlük yaşamın yoğun temposu içerisinde kadınlar, çoğu zaman kendi sağlıklarını ikinci plana atabiliyor. Oysa yalnızca birkaç dakika süren bir sağlık taraması, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Zaman darlığı, ihmal veya korku nedeniyle ertelenen bu hayati adımı hatırlatmanın en etkili yolu, kadınların her gün temas ettiği toplu taşıma alanlarında dikkat çekici ve farkındalık oluşturan mesajlarla karşılarına çıkmaktır. Medicana, bu strateji ile meme kanseri bilincini toplumun her kesimine ulaştırdı; bu yaklaşım, Medicana Sağlık Grubu’nun "herkes için erişilebilir sağlık" vizyonunu yansıttı. "Bir Sonraki Durak: Mamografi" Projenin ismi olan "Bir Sonraki Durak: Mamografi", toplumsal farkındalığı günlük yaşamın doğal akışına taşıdı. Kadınların tıpkı işe, okula veya sevdiklerine giderken bir durakta indikleri gibi, sağlıkları için de "bir sonraki duraklarının" mamografi olması gerektiğine dikkat çekti. Böylece erken tanı bilincinin, toplu ulaşım noktalarından başlayarak tüm kente yayılması sağlandı. Toplu ulaşımda farkındalık Kampanya boyunca duraklar meme kanserinin farkındalık rengi pembe ile giydirildi. Araç içi ekranlarda kendi kendine meme muayenesi ve mamografi bilgilendirmeleri yer aldı. Projenin amacı, erken teşhisin önemini yalnızca "görünür" değil, "hatırlanır" kılmak oldu. Kadınların günlük yaşam rutininde karşılarına çıkan her pembe durak, mamografinin hayat kurtaran gücünü hatırlattı.
"HIV dünyada azalırken Türkiye’de artıyor"
01 Aralık 2025 Pazartesi - 11:33 "HIV dünyada azalırken Türkiye’de artıyor" "1 Aralık Dünya AIDS Günü" kapsamında açıklamalarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, HIV ile mücadelede dünyada önemli ilerlemeler kaydedilirken Türkiye’de vaka sayılarının artmaya devam ettiğini belirterek, "2004 yılına göre AIDS’e bağlı ölümler yüzde 70 azalmıştır. Birçok ülkede vaka sayıları düşerken Türkiye’de artış görülmesi dikkat çekicidir" dedi. 2025 Dünya AIDS Günü Teması: "Kesintilerin Üstesinden Gelmek, AIDS Mücadelesini Dönüştürmek" Dünya Sağlık Örgütü’nün bu yılki tema olarak belirlediği "Overcoming Disruption, Transforming the AIDS Response" (Kesintilerin Üstesinden Gelmek, AIDS Mücadelesini Dönüştürmek) mesajını hatırlatan VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Prof. Dr. Leblebicioğlu, özellikle pandemiler, ekonomik zorluklar, sağlık hizmetlerine erişim engelleri ve toplumsal eşitsizliklerin HIV mücadelesini yavaşlattığını vurguladı. "AIDS ile mücadelede hedefimiz 2030 yılına kadar hastalığı halk sağlığı tehdidi olmaktan çıkarmaktır. Bunun için topluluk temelli destek, kapsayıcı sağlık hizmetleri ve herkes için eşit erişim büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Ayrımcılık ve damgalama hâlâ en büyük engellerden biri" Resmi tema bu yıl farklı olsa da Prof. Dr. Leblebicioğlu, damgalama ve ayrımcılığın HIV ile yaşayan bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırdığını belirterek şunları söyledi: "Damgalama ve ayrımcılığın ortadan kalkması, hem erken tanıyı artırır hem de kişilerin tedaviye güvenle devam etmesini sağlar. HIV ile yaşayan bireyler toplumun diğer üyeleriyle aynı haklara sahiptir. Önyargıları kırmadan HIV ile mücadeleyi güçlendiremeyiz." "İlaç tedavisi kritik öneme sahip, mutlaka düzenli kontrol şart" HIV tedavisinde sürekliliğin hayati olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu: "Modern antiviral ilaçlarla virüs baskılanabilmekte, bağışıklık sistemi korunabilmekte ve bulaştırıcılık ortadan kalkabilmektedir. Tedavi düzenli alındığında HIV tespit edilemeyecek seviyeye iner ve bu durumda bulaşma gerçekleşmez. Bu nedenle ilaçların aksatılmaması ve düzenli kontrollerin yapılması kritik önem taşır" şeklinde konuştu. "Herkes risk altında – düzenli test hayat kurtarır" HIV’in yaş, cinsiyet veya sosyoekonomik durum fark etmeksizin herkesi etkileyebileceğini belirten Leblebicioğlu, korunmasız cinsel ilişkinin en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi. Ayrıca frengi (sifilis) ve bel soğukluğu (gonore) gibi diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkların HIV riskini artırdığını vurguladı. "Her 5 kişiden 1’i HIV pozitif olduğunu bilmiyor" Türkiye’de HIV taşıyan bireylerin önemli bir kısmının durumundan habersiz olduğunu belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu: "HIV pozitif her 5 kişiden 1’inin enfekte olduğunun farkında olmadığı tahmin edilmektedir. Bu nedenle şüpheli temas yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden test yaptırması gerekir. Test süreçlerinde gizlilik esastır; kişisel bilgiler korunur" ifadelerini kullandı.