SAĞLIK
Tavşanlı’da geleceğin odyometristlerine kariyer rehberliği 27 Mart 2026 Cuma - 14:26:29 Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tavşanlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Kariyer Buluşması ve İşitme Günleri" etkinliği ile Odyometri bölümü öğrencileri sektörün önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Tavşanlı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen programa akademik kadro, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, işitme sağlığının dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan yetkililer, odyometrinin işitme sağlığının korunmasından rehabilitasyonuna kadar uzanan, teknolojiyle iç içe bir alan olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sadece teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirten konuşmacılar, bu tür buluşmaların mesleki bakış açısını geliştirmek ve güncel uygulamalarla tanışmak adına büyük fırsat sunduğunu ifade etti. "İşitme Günleri 2026" kapsamında, alanında uzman isimler öğrencilere deneyimlerini aktardı. Sektörde 20 yılı geride bıraktığını belirten Odyometrist Cenk Caba, işitme cihazı sektörünün sadece verilerden ibaret olmadığını, doğrudan bireyin yaşam kalitesine dokunan kritik bir süreç olduğunu söyledi. Caba, "Bu alana ulaştığınız andan itibaren kopamıyorsunuz. Sizlerin de mezun olduğunuzda bu alanda evrimleşeceğinize ve bizlerden daha iyi katkılar sağlayacağınıza inanıyorum" dedi. Eğitim seminerinde Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fatih Sanver, Öğretim Görevlisi Büşra Türkoğlu ve Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Demir akademik perspektif sunarken; Uzman Odyometrist Fatih Kırmızıgül ve Okan Hüdayet ise saha tecrübelerini paylaştı. İşitme cihazı teknolojilerindeki son gelişmelerin ve Türkiye distribütörlüğü yürütülen bazı markaların uygulama tekniklerinin anlatıldığı seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:05 Dr. Deniz Yılmaz: "Çocuk alerji hastalıklarında doğru tanı ve etkin tedavi önemli" Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Kliniği, kanıta dayalı yaklaşımlar doğrultusunda çocuk hastalara kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Deniz Yılmaz, klinikte yürütülen çalışmalar hakkında yaptığı açıklamada, çocukluk döneminde sık karşılaşılan alerjik ve bağışıklık sistemi hastalıklarının titizlikle ele alındığını belirtti. Yılmaz, 0-18 yaş aralığındaki çocuklarda astım ve tekrarlayan hışıltı, alerjik rinit, egzema, ürtiker, besin ve ilaç alerjileri ile arı alerjisi ve anafilaksi gibi pek çok hastalığın tanı ve tedavisinin başarıyla yürütüldüğünü, bunun yanı sıra bağışıklık sistemi hastalıklarına yönelik kapsamlı değerlendirmelerin de klinik bünyesinde gerçekleştirildiğini kaydetti. Klinikte tanı süreçlerinin ileri teknolojiyle desteklendiğini vurgulayan Yılmaz, solunum fonksiyon testleri, alerji deri testleri, gelişmiş laboratuvar tetkikleri ve provokasyon testleri sayesinde hastalara doğru ve hızlı tanı konulmasının hedeflendiğini dile getirdi. Tedavi sürecinde ise her hastaya özel planlama yapıldığını belirten Yılmaz, kişiye özel ilaç tedavilerinin yanı sıra alerjenlerden korunma yöntemlerinin anlatıldığını ve uygun hastalarda alerji aşısı uygulandığını söyledi. Gerekli görülen durumlarda ileri ve özel tedavi yaklaşımlarının da devreye alındığını ifade eden Yılmaz, tedavi sürecinin yalnızca hastayla sınırlı kalmadığını, ailelerin de sürece aktif şekilde dahil edildiğini vurguladı. Hasta ve aile eğitimine büyük önem verdiklerini belirten Yılmaz, doğru ilaç kullanımı, atak yönetimi ve korunma yöntemlerinin detaylı şekilde anlatıldığını, bu sayede tedavi sürecinin etkinliğinin artırıldığını kaydetti. Klinik olarak temel hedeflerinin çocukların yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade eden Yılmaz, doğru tanı ve etkin tedavi yöntemleriyle sağlıklı bir gelecek için çalışmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.
Görünmeyen düşman, karbonmonoksit
05 Aralık 2025 Cuma - 12:45 Görünmeyen düşman, karbonmonoksit Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmethan Turan, karbonmonoksit gazının tatsız, kokusuz ve renksiz olması nedeniyle fark edilmeden solunabildiğini belirterek, "Özellikle tünellerde ve kapalı otoparklarda çalışanların değerlerine baktırmaları gerekiyor" dedi. Karbonmonoksit zehirlenmesinin içeriğinde karbon olan maddelerin yanması sonucu ortaya çıkan gazın inhalasyonu ile geliştiğini anlatan Turan, "Bu gaz renksiz, kokusuz, tatsız hatta soluyan kişiyi rahatsız etmeyecek derecede olma özelliği taşıyan bir gazdır. Kişiler bunu yavaş yavaş da alabilir, uzun süreli de alabilir. Ani ve yüksek alımlarda karbonmonoksit seviyesinin belli bir derecenin üzerine çıktığında da buna biz karbonmonoksit zehirlenmesi diyoruz" ifadelerini kullandı. "Baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo" Dr. Turan, karbonmonoksit zehirlenmesinin akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrıldığını belirterek "Akut olanlarda yani ani oluşanlarda hastalar genelde çok bir şey hissetmez. Birazcık baş ağrısı, bulantı, uykuya meyil ve en sonunda bayılma, kendinden geçme gibi sessiz bir klinik tablo oluşturur. Hastalar uyur ve uyanamaz; bu tablo onu yoğun bakıma kadar götürür. Kronik zehirlenmelerde ise daha çok tünel işçilerinde, kapalı otopark işlerinde veya kendi evinde kapalı otopark kullanan, uzun süre egzoz gazına maruz kalan kişilerde görürüz. Kronik baş ağrısı, uykusuzluk, ajitasyon, kas ve eklem ağrıları gibi durumlar gözükür" dedi. "Kışın, zehirlenme vakaları artıyor" Farklı nedenleri olan karbonmonoksit zehirlenmesi vakalarının kışın artığına dikkat çeken Dr. Turan, "Isınmak için kömür sobaları, doğal gaz kombileri gibi cihazların bakımının iyi yapılmaması karbonmonoksit sızıntısına ve dolayısıyla zehirlenmesini artıran önemli bir faktör. O nedenle düzenli bakım ve temizliğin yapılması çok önemli. Ayrıca otomobillerin çıkardığı zehirli gaz uzun süre maruz kalmak da aynı sonuca yol açıyor" dedi. "Otopark ve tünel işçileri risk altında" Sigara içenlerde değerlerin yükseldiğini söyleyen Turan, "Normalde insanlarda karbonmonoksit hemoglobin düzeyi yaklaşık yüzde 1 ile 3 arasında olur ama sigara içenlerde bu yüzde 10’a kadar çıkabiliyor. Yani bu da bir kronik karbonmonoksit zehirlenmesi oluyor bir nevi. Bir sonraki aşaması ise az önce bahsettiğim kapalı otopark ve tünel işçilerinde oluşanlar. Onlarda da yüzde 20’ye kadar, yaklaşık yüzde 30’a kadar bazen gözüküyor. Onlar da risk altındalar. Bu kişilerin çalıştığı şartlara dikkat edilmeli" dedi. Gazın kandaki oksijen kullanımını engelleyerek ciddi organ hasarına yol açabileceğini vurgulayan Turan, "Hemoglobin hücreleri karbonmonoksite oksijenden yaklaşık 200-300 kat daha duyarlı. Bu yüzden karbonmonoksit hemen bağlanıyor, oksijen serbest dolaşıyor ve hücrelere verilemiyor. Bu durum tüm organlarda oksijen eksikliğine neden olur. Kalpte olursa kalp krizi, böbrekte olursa böbrek yetmezliği, beyinde olursa felç gibi ciddi sonuçlara kadar gidebilir" diye konuştu. "Baş ağrısı ve halsizlik karbonmonoksitin ilk işaretleri olabilir" Halsizlik, baş dönmesi, bayılma, uykusuzluk gibi şikâyetlerin önemsenmesi gerektiğini dile getiren Turan, "Akut durumda ani kalp krizi, felç, solunum durması gibi durumlar gelişebilir. Bu nedenle karbonmonoksitin nereden çıkabileceğini bilmek ve buna göre önlem almak çok önemli. Eğer kapalı ve egzoz gazının yoğun olduğu ortamlarda sık bulunuyorsak, bu tür şikâyetlerimiz varsa mutlaka doktora başvurup kan gazı dediğimiz değerde hemoglobin düzeylerine baktırmalarını öneriyorum" uyarısında bulundu.
Kepez’den önce göz taraması, sonra gözlük
05 Aralık 2025 Cuma - 12:33 Kepez’den önce göz taraması, sonra gözlük Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçedeki 97 okulda 20 bin 534 öğrenciye yapılan göz sağlığı taramasının ardından, görme sorunu tespit edilen öğrencilere gözlüklerini teslim etti. Kepez Belediyesi, öğrencilerin görme sorunlarının erken tespiti amacıyla yürüttüğü ücretsiz göz sağlığı taramalarına aralıksız devam ediyor. Belediye Sağlık Merkezi tarafından 2025–2026 Eğitim ve Öğretim yılının ara tatiline kadar 82 okulda 18 bin 137 öğrenciye göz taraması yapılmıştı. Okulların açılmasının ardından sürdürülen çalışmalarla birlikte tarama yapılan okul sayısı 97’ye, kontrol edilen öğrenci sayısı ise 20 bin 534’e ulaştı. Kepez Belediyesi, bir yandan sağlıklı nesiller için okullarda göz taramalarını sürdürürken, diğer yandan da hayırseverlerin destekleriyle göz bozukluğu tespit edilen öğrencilere gözlük desteğinde bulunuyor. Ara tatil öncesi yapılan taramalarda bin 917 öğrencinin gözlerinde problem tespit edilmişti. Güncellenen verilerle birlikte bu sayı 2 bin 747 çocuğa ulaştı. Okullarda göz taramalarına devam Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, okullardaki taramalarda görme problemi tespit edilen öğrencileri aileleri ile beraber bir kez daha makamda kabul ederek, gözlüklerini teslim etti. Göz taraması kapsamında bugüne kadar 97 okulda 20 bin 534 çocuğun göz sağlığının kontrol edildiğini, gözlerinde problem tespit edilen öğrenci sayısının ise 2 bin 747’ye ulaştığını açıkladı. Başkan Kocagöz, "Okullarda taramalarımız devam ediyor. Sağ olsunlar hayırseverlerimiz sayesinde, çocuklarımızın gözlük ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Çünkü çocuklar bizim geleceğimiz, her şeyimiz. Onları kendi evlatlarımızdan ayırmıyor, çok seviyoruz. Onlar için ne gerekiyorsa yapacağız. Hiçbir zaman yalnız değilsiniz, Kepez Belediyesi her zaman yanınızda olacak" dedi.
Zayıflama iğnelerinin alzheimer tedavisinde kullanılması araştırılıyor
05 Aralık 2025 Cuma - 12:14 Zayıflama iğnelerinin alzheimer tedavisinde kullanılması araştırılıyor Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Talip Asil, obezite tedavisinde kullanılan bazı enjeksiyonların Alzheimer hastalığının ilerleyişini yavaşlatabileceğine ilişkin yeni bilimsel bulguların, "bilim dünyası açısından dikkat çekici ve umut verici" olarak değerlendirildiğini söyledi. İngiltere’de Imperial College London tarafından yürütülen araştırmada, metabolizma ve iştah düzenlenmesi amacıyla kullanılan enjeksiyon tedavilerinin Alzheimer hastalığındaki beyin hücresi kaybını yavaşlatabileceği ortaya konuldu. Nature Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, yaş ortalaması 71 olan 169 Alzheimer hastası bir yıl boyunca takip edildi. Hastaların bir bölümüne metabolizmayı düzenleyici etkisi bulunan enjeksiyon tedavisi uygulanırken, diğer gruba plasebo verildi. Bir yıllık değerlendirme sonunda, tedavi uygulanan grupta beyin hacmi kaybının plasebo grubuna kıyasla yaklaşık yüzde 50 daha az olduğu belirlendi. Ayrıca bilişsel işlevlerde yüzde 18 oranında daha olumlu sonuçlar elde edildi. "Amiloid Odaklı Tedavilerin Ötesine Geçilebilir" Araştırmayı değerlendiren Prof. Dr. Talip Asil, "Alzheimer hastalığında uzun yıllardır çoğunlukla beyindeki amiloid birikimleri hedef alınıyordu. Bu araştırma ise tamamen farklı biyolojik yolların da tedavide etkili olabileceğine işaret ediyor. Metabolizma üzerinde etkili ilaçların beyin üzerinde koruyucu etki gösterebilmesi, yeni bir tedavi stratejisinin kapılarını aralayabilir" dedi. "Güvenliği Bilinen Tedavilerin Yeniden Kullanılması Süreci Hızlandırabilir" Prof.Dr. Asil, "Yeni bir molekül geliştirmek uzun yıllar alırken, mevcut tedavilerin farklı hastalıklarda test edilmesi hastalara daha hızlı fayda sağlayabilir. Araştırma ekibi, elde edilen sonuçların daha büyük gruplar üzerinde yapılacak yeni klinik çalışmalarla desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Çalışmanın, demans ve Alzheimer tedavilerine yönelik yeni tedavi modelleri için güçlü bir bilimsel temel oluşturabileceği değerlendiriliyor" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Mevsimsel değişimler, psikolojik sorunlar ortaya çıkarabilir"
05 Aralık 2025 Cuma - 12:00 Uzmanı uyardı: "Mevsimsel değişimler, psikolojik sorunlar ortaya çıkarabilir" Uzman Psikolog Dilruba Işın, mevsimsel değişimlerin bazı bireylerde daha belirgin psikolojik etkiler ortaya çıkarabildiğini söyleyerek, bu süreçte uzman görüşünün alınmasının önemine vurgu yaptı. Kış aylarının gelmesiyle birlikte günlerin kısalması, güneş ışığının azalması ve havaların soğuması, bireylerin psikolojik durumunu etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Mevsimsel değişikliklerin bazı kişilerde geçici depresif duygu durum, enerji düşüklüğü ve motivasyon kaybı gibi etkiler oluşturabildiği gözleniyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Uzman Psikolog Dilruba Işın, mevsimsel değişimlerin bazı bireylerde daha belirgin psikolojik etkiler ortaya çıkarabildiğini söyleyerek, "Daha batıda yani daha sıcak olan illerde insanların mevsimsel değişimlerden etkilenmesi Sivas’tan farklı olabilir. Bu noktada daha az depresif, motivasyonsuzluk ve enerji düşüklüğü hissedebilirler ama yine de bireysel farklılıklar burada da önemli" dedi. "Depresif belirtilere yol açıyor" Havaların soğuması ve karanlık olmasına bağlı olarak enerji ve motivasyon kaybına yol açabileceğini söyleyen Dilruba Işın, "Biliyoruz ki mevsimsel değişimlerin psikolojik etkilerini araştıran birçok çalışma bize gösteriyor ki geçici depresif durum, uyku ve enerji de düşüklük gibi hafif bir durum ortaya çıkarabilirken duygu durum bozukluğuna kadar daha ciddi tablolara da sebep olabiliyor. Bunun sebeplerinden bir tanesi kış aylarında güneş ışığının azalmasıyla birlikte serotonin dengesinin bozulması ve bu da bizlerde depresif belirtilere yol açabiliyor. Aynı zamanda havaların soğuması, karanlık olmaya başlaması ve dışarda daha az vakit geçirmemiz de bizde enerji ve motivasyon kaybına sebep olabiliyor, sosyal geri çekilme yaşayabiliyoruz bu da bizi etkileyen durumlardan biri. Tabii burada bireysel farklılıkları da hatırlamakta fayda var, bu durum her bireyde farklı şekillenebilir. Daha batıda yani daha sıcak olan illerde insanların mevsimsel değişimlerden etkilenmesi Sivas’tan farklı olabilir. Bu noktada daha az depresif, motivasyonsuzluk ve enerji düşüklüğü hissedebilirler ama yine de bireysel farklılıklar burada da önemli" dedi. "Uzman görüşü almakta fayda var" Depresyon tedavisi alan bireylerin artı bir destekleyici ilaç tedavisine devam edileceğini ya da yeni bir ilaç alabileceğini belirten Işın, "Uyanıyoruz ve güneş ışığı yok hava henüz aydınlanmamış vücut sistemimizde uykuya devam etmek istiyor olabilir yani uyandığımızı gösteren bir belirti aslında olmuyor. Bu noktada kendimizi daha isteksiz ve enerjisi düşük hissedeceğiz. Ne yapabiliriz diye konuşacak olursak, bu noktada uyandığımızda pencereyi açmak ve temiz havanın odaya girmesini sağlamak, egzersiz yapıyor olmak bizi bu durumdan uzaklaştırabilir. Mevsim değişiklikleriyle beraber kendinizi çok fazla depresif hissetmeye başlıyorsanız ve bu sizde işlevsizliğe yol açıyorsa yani sabah gitmeniz gereken bir iş var ve gidemiyorsanız ya da yapmanız gerekenleri erteliyorsanız, sosyal olarak geri çekilmeniz çok fazlaysa burada bir uzman görüşü almakta fayda var. Yaşadığınız sorunu anlamak ve destek almak çok kıymetli çünkü belki de mevsimsel depresyonda olabilirsiniz. Bazen depresyon yaşayan bireyler özellikle kış aylarında bu durumun çok daha yoğunlaştığından bahsediyorlar. Bu yüzden depresyon tedavisi alan bireyler de artı bir destekleyici ilaç tedavisine devam edilebilir ya da yeni bir ilaç eklenebilir. Bununla birlikte özellikle psikoterapiyle de bu durumu desteklemeleri gerekiyor" diye konuştu.
Medilines Hospital muhtarlarla indirim protokolü imzaladı
05 Aralık 2025 Cuma - 11:53 Medilines Hospital muhtarlarla indirim protokolü imzaladı Medilines Hospital, Elazığ’daki muhtarlarla indirim protokolü imzaladı. Protokol çerçevesinde muhtarlar ve muhtar yakınları poliklinik hizmetleri ile laboratuvar tetkiklerinden indirimli faydalanacak. Bir restoranda düzenlenen ve katılımın yoğun olduğu etkinlikte konuşan Kızılay Mahalle muhtarı Emrah Işık, ’’Medilines Hospital bugün yaptığı hizmetleri bizlere anlattı ve güzel bir ortam oluşturdu. Hastanemize teşekkür ediyorum muhtarlarımıza böyle bir etkinlik yaptıkları için" dedi. Gümüşkavak Mahallesi muhtarı Ahmet Gül de ’’Medilines Hospital’a nazik davetlerinden dolayı muhtarlarımız adına teşekkür ediyorum. Muhtarlar ve muhtar yakınlarıyla alakalı güzel bir protokol yaptık. Tüm kurumlarda olduğu gibi muhtarları için kendilerine teşekkür ediyorum. Hastaneyi gezme fırsatımız da oldu, gerçekten çok güzel hizmet veriliyor. Vatandaşlarımıza anlatacağız bu hizmetlerin yerini bulması için. Vatandaşlarımızın da buraya gelip güzel hizmeti görmesi lazım. Hastane yönetimine bir kez daha misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Muhtarlarımız Elazığ’ın her yerinde" Medilines Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Siğergök ise "Elazığ’ımızın güzide muhtarları davetimize icabet ettiler, birlikte değerlendirme yaptık. Birlikte neler yapabilirizi görüştük. Onlar Elazığ’ın sosyal projesi ve Elazığ’ın her yerine dokunuyorlar. Onlara destek anlamında bir istişaremiz oldu. Beklentimizin üstü bir katılım oldu muhtarlarımızın onlara çok teşekkür ediyorum. Güzel bir toplantı, güzel bir istişare oldu. Elazığ’ımıza hayırlı olsun diyorum’’ şeklinde konuştu.
Uzmanından uyarı: "Zatürre yüksek ölüm oranı olan bir hastalık"
05 Aralık 2025 Cuma - 11:51 Uzmanından uyarı: "Zatürre yüksek ölüm oranı olan bir hastalık" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Ercan Bütün, antibiyotik kullanımının artmasına rağmen toplumda gelişen pnömonilerin (zatürre) hâlâ yüksek hastalık ve ölüm oranlarına sebep olduğunu söyledi. Sağlıkta sıkça karşılaşılan bir sorun olan zatürrenin, akciğerin iltihaplanması olarak bilinen pnömoninin tıbbi adı olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzman Dr. Saliha Ercan Bütün, "Genellikle bakteri, virüs veya mantar gibi çeşitli mikropların sebep olduğu bu hastalık özellikle çocuklar, 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalıklara sahip kişilerde daha sık görülmektedir. Zatürre, akciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara işaret edebilir" dedi. Zatürre hastalığı hakkında açıklamalarda bulunan Dr. Saliha Ercan Bütün, hastalığın hastane başvurularının, tedavi giderlerinin ve ölümlerin önemli bir kısmından sorumlu olduğunu ifade etti. "100 kişiden 1’inde görülüyor" Antibiyotik kullanımı artmasına rağmen, toplumda gelişen pnömonilerinin hâlâ yüksek hastalık ve ölüm oranlarına sebep olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Ercan, "Türkiye’de zatürre, hane halkı araştırmalarına göre yüzde 1,15 sıklığı ile 15. sırada yer almıştır. Risk faktörleri arasında yaş, kronik hastalıklar ve sigara kullanımı bulunmaktadır. Zatürrenin belirtileri arasında ateş, öksürük, balgam çıkarma ve göğüs ağrısı en sık rastlananlar. Nefes darlığı, bilinç kaybı gibi daha ciddi belirtiler de görülebilir. Antibiyotikler, sıvı alımı ve istirahat tedavide yaygın olarak kullanılır. Tedavi süresi hastalığın şiddetine ve nedenine bağlı olarak değişebilir" diye konuştu. Korunma ve aşılar Altta yatan hastalıkların kontrolü, hijyen, aşılar ve sigara kontrolü önemli olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Ercan, "Özellikle risk grupları için pnömokok aşısı ve grip aşısı önerilmektedir. Zatürre genellikle hızla iyileşen bir hastalıktır. Tedavi sonrasında hekim tarafından yapılan kontroller önemlidir" şeklinde konuştu. Dikkat edilmesi gerekenler Uzm. Dr. Ercan, dikkat edilmesi gerekenler hakkında şunları söyledi: "Zatürre benzeri belirtiler akciğer kanseri gibi ciddi hastalıklara işaret edebilir. Şüpheli durumlarda göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Sağlığımız için erken teşhis ve doğru tedavi büyük önem taşır."
Diyarbakır Silvan Devlet Hastanesi güçleniyor
05 Aralık 2025 Cuma - 11:25 Diyarbakır Silvan Devlet Hastanesi güçleniyor Diyarbakır Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi, son dönemde yapılan hekim atamaları ve artan hizmet kapasitesiyle ilçede sağlık hizmetlerini önemli ölçüde güçlendirdi. 2020 yılında taşındığı modern binasında hizmet veren hastane, hem fiziki koşulları hem de genişleyen uzman kadrosuyla artık bölge halkına çok daha kapsamlı bir sağlık hizmeti sunuyor. 25 bin metrekare arsa üzerinde bulunan hastane, toplam 26 bin 920 metrekare kapalı alanıyla Silvan ve çevresindeki 100 bine yakın nüfusa hizmet veriyor. 164 fiili yatak kapasitesine sahip olan hastane; güçlü alt yapısı, modern cihazları ve geniş servis alanlarıyla dikkat çekiyor. Silvan’a atanan beyin ve sinir cerrahisi ile cildiye bölümlerinde hekimlerinin göreve başlamasıyla birlikte bu alanlardaki birçok tedavi artık ilçede yapılabiliyor. Ayrıca ortopedi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, nöroloji, kardiyoloji, psikiyatri, çocuk psikiyatrisi, enfeksiyon hastalıkları, üroloji, göğüs hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı, genel cerrahi ve dahiliye gibi birçok branşta da uzman sayısı artırıldı. Bu geniş kadro sayesinde Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanesi, ilçe çapında en çok branşta hizmet veren sağlık merkezlerinden biri haline geldi. 2025 Ocak-Kasım döneminde 258 bin 424 kişi polikliniklerden, 208 bin 692 kişi acil servisten hizmet aldı. Ameliyathanelerde 10 ayda 15 bin operasyon hastane ameliyathanelerinde yılın ilk 10 ayında toplam tüm kategorilerde yaklaşık 15 bin ameliyat gerçekleştirildi. Bu sonuç, ilçe hastaneleri arasında oldukça yüksek bir başarı olarak değerlendiriliyor. Diyaliz merkezi haftada 6 gün, günde 2 seans olarak hizmet verirken, bazı günler 3. seans açılarak hastaların ihtiyacı karşılanıyor. Yıl boyunca toplam 42 hasta düzenli şekilde diyaliz hizmeti aldı. Evde sağlık birimi de aktif olarak faaliyet gösteriyor. 2025 yılı boyunca 612 hastanın takibi yapıldı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Silvan’daki güçlenmenin yalnızca hekim kadrolarıyla sınırlı olmadığını belirterek, ’’Silvan Dr. Yusuf Azizoğlu Devlet Hastanemize son dönemde önemli tıbbi cihaz takviyeleri de yapıyoruz. TİP-1 Alt C Kollu Dijital Radyografi Sistemi ve TİP-2 Optik Biyometri Cihazı hizmete alındı. Transport küvöz, 4 kanallı EMG cihazımız ile 1 adet yeni hemodiyaliz cihazımız ise teslim aşamasında. Bu cihazlar devreye girdiğinde hem tanı hem tedavi süreçlerinde çok daha güçlü bir hizmet sunacağız. Tüm bu yatırımlar, Sağlık Bakanlığımızın güçlü desteği sayesinde hayata geçiriliyor." İlçede yaşayan vtandaşlar birçok tedavi için artık ilçe dışına gitmeden kendi ilçelerinde hizmet alabiliyor.
Uzmanından uyarı: "Tiroit bozuklukları enerji dengesini olumsuz etkiliyor"
05 Aralık 2025 Cuma - 11:18 Uzmanından uyarı: "Tiroit bozuklukları enerji dengesini olumsuz etkiliyor" Tiroit hormonlarının hem çocukluk döneminde, hem de yetişkinlikte metabolik denge için kritik olduğuna dikkati çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eren, "Tiroit hormonları vücut ağırlığı ve enerji harcamasıyla ilişkilidir. Hormonlar fazla üretildiğinde istirahat enerjisi artar ve kilo kaybı görülür, azaldığında ise enerji harcaması düşer ve kilo alımı ortaya çıkar" dedi. Tiroit hormonlarının metabolizma hızını belirlediğini vurgulayan Medical Park Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ali Eren, tiroit işleyişindeki aksaklıkların yorgunluk, halsizlik ve kilo değişimleri gibi birçok belirtiye yol açabileceğini belirterek uyarılarda bulundu. "Tiroit hormonları enerji depolanması ve harcanmasını düzenler" Tiroit hormonlarının hem çocukluk döneminde büyüme ve gelişme hem de yetişkinlikte metabolik denge için kritik olduğunu anlatan Prof. Dr. Eren, "Tiroit hormonları vücut ağırlığı ve enerji harcamasıyla ilişkilidir. Hormonlar fazla üretildiğinde istirahat enerjisi artar ve kilo kaybı görülür, azaldığında ise enerji harcaması düşer ve kilo alımı ortaya çıkar" şeklinde konuştu. "Tiroit bozuklukları yorgunluk ve halsizliğe neden olabilir" Tiroit bezinin yavaş çalışmasının enerji metabolizmasını düşürdüğünü belirten Eren, "Tiroit az çalıştığında kas gücü azalır, uyku sorunları artar ve kronik yorgunluk gelişir. Tiroidin fazla çalışması da metabolizmayı aşırı hızlandırarak vücudu yorar ve uykusuzluk nedeniyle yorgunluk derinleşir" diye konuştu. Hipotiroidi ve hipertiroidi nasıl ayırt edilir? Hipotiroidi ve hipertiroidi arasındaki farklardan bahseden Prof. Dr. Eren, "Hipotiroidi de cilt kuruluğu, kolay üşüme, seste değişiklik, kabızlık, yavaş kalp atımı, saç dökülmesi ve kilo alımı sık görülür. Hipertiroidi de ise kalp hızında artış, çarpıntı, sıcağa tahammülsüzlük, kilo kaybı, sinirlilik, ellerde titreme ve bağırsak hareketlerinde hızlanma ön plandadır" açıklamasında bulundu. Yorgunluğun süresine göre değerlendirme yapılması gerektiğini ifade eden Eren, "Akut yorgunlukta genellikle araştırmaya gerek yoktur. Ancak bir ayı geçen yorgunlukta kansızlık, enfeksiyonlar ve tiroit hastalıkları ilk akla gelmelidir. Kilo kaybı, ateş, adet düzensizliği, nefes darlığı, eklem ağrısı, döküntü, bulantı gibi ek belirtiler altta yatan başka hastalıkları işaret edebilir" ifadelerine yer verdi. "Tedaviyle yorgunluk büyük ölçüde düzelir" Tiroit hastalıklarının tedavi edildiğinde enerji düzeylerinin toparlandığını kaydeden Prof. Dr. Eren, "Hipertiroidi tedavisinde metabolizma birkaç hafta içinde normale döner. Hipotiroidide ise ilaç başlandıktan sonra hormonlar normale gelse bile tam iyileşme aylar alabilir. Bu nedenle tiroit ilaçları kesinlikle doktor önerisi olmadan bırakılmamalıdır" uyarısında bulundu. "Hashimoto hastalarında yorgunluk başka nedenlerden kaynaklanabilir" Hashimoto hastalığının otoimmün bir yapıya sahip olduğunu hatırlatan Eren, bu nedenle başka otoimmün hastalıkların eşlik edebileceğini söyledi. Eren, "Çölyak hastalığında vitamin-mineral eksiklikleri yorgunluk yapabilir. Tip 1 diyabette ani ortaya çıkan yorgunluk ve kilo kaybı görülebilir. Ayrıca nadir de olsa böbrek üstü bezi iltihaplanması bulantı, kusma, cilt koyulaşması ve aşırı yorgunluğa neden olabilir" ifadelerini kullandı.