SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den 26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21 Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58 Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56 Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Samsun Şehir Hastanesi randevularında "hizmet binası karışıklığı"na dikkat
06 Aralık 2025 Cumartesi - 09:30 Samsun Şehir Hastanesi randevularında "hizmet binası karışıklığı"na dikkat Samsun Şehir Hastanesi için Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden alınan randevularda, muayenenin gerçekleştirileceği ek hizmet binasının harita ekranında ana hastane olarak görünmesi nedeniyle yaşanan karışıklıklara karşı vatandaşlar uyarıldı. Randevu sahiplerinin, MHRS ekranından muayene yerine ait doğru binayı kontrol etmeleri istendi. "Randevu aldıktan sonra hizmet binasını kontrol edin" Samsun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, "1 Aralık tarihi itibariyle Eğitim ve Araştırma Ana Bina, Atakum Polikliniği / Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ve Onkoloji Ek Hizmet Binalarımızın MHRS randevuları Samsun Şehir Hastanesi bünyesinde hizmet vermeye başlamaları nedeniyle bu hastanemiz üzerinden alınacaktır. MHRS Randevu ekranında randevu alınan kurum olarak ’Samsun Şehir Hastanesi’ muayene olunacak yer olarak da ilgili ek hizmet binamız belirtilmektedir. Ancak randevu ekranının konum gösteren harita bölümünde ek hizmet binasında alınan randevularda da konum olarak ana hastane olan Samsun Şehir Hastanesinin bilgilerine yer verilmesi nedeniyle, vatandaşlarımızın ek hizmet binalarımızdan aldıkları randevular için de Canik ilçemizde yeni hizmete giren ana binamıza gittikleri bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. An itibarıyla Canik ilçemizdeki Samsun Şehir Hastanemizde sadece ’göğüs kliniğimiz’ hizmet vermektedir. Diğer ek hizmet binalarımız peyderpey Samsun Şehir Hastanemize taşınacağından, bu süreçte kendi binalarında hizmet vermeye devam edeceklerdir. Bu nedenle vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması için Samsun Şehir Hastanemiz üzerinden muayene randevusu aldıktan sonra MHRS randevu ekranındaki bölümden muayeneye gidecekleri hizmet binasını kontrol etmeleri ve muayene için bu binamıza gitmeleri büyük önem arz etmektedir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" denildi.
Bolu’da yediği mantardan zehirlenerek baygın halde bulunmuştu: "Kimse mantar satın almasın"
05 Aralık 2025 Cuma - 22:03 Bolu’da yediği mantardan zehirlenerek baygın halde bulunmuştu: "Kimse mantar satın almasın" Bolu’nun Mudurnu ilçesinde geçtiğimiz ay pazardan aldığı mantardan zehirlenen ve 2 gün sonra baygın halde bulunan 45 yaşındaki Turgut Varol’un, sağlık durumu iyiye gidiyor. Varol, zehirlendikten sonra yaptığı açıklamada, "Kimse mantar satın almasın" dedi. Bolu’da 17 Kasım’da Mudurnu Pazarı’ndaki bir satıcıdan aldığı mantardan zehirlenen Turgut Varol (45), 2 gün sonra ev sahibi tarafından baygın halde bulundu. Olayın ardından ambulansla Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Varol, 2 gün yoğun bakım ünitesinde tedavi altında kaldı Sonrasında tedavisinin tamamlanması için Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Burada sağlığına kavuşan Varol, Mudurnu’ya geri döndü. Sağlığı iyiye giden Turgut Varol, zehirlendiği günü, nasıl zehirlendiğini İHA’ya anlattı. "Mantarı yedikten sonra mide bulantısı başladı" Turgut Varol, "Mantardan dolayı zehirlendim. Mantarı aldım ama içerisinde zehirli madde olup olmadığını bilmiyordum. Mantarı aldım, eve geldim temizledim daha sonrasında tavaya attım. Akşamında da mantarı yedim. Yedikten sonra mide bulantısı başladı. 2 defa istifra ettikten sonrasını da hatırlamıyorum zaten. Beni ev sahibim Kenan abi bulmuş. En son hastaneye giderken gözümü açtığımı hatırlıyorum. Bana ambulansta ‘zehirlendin, seni hastaneye götürüyoruz’ dediler. Bolu İzzet Baysal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 2 gün kaldım. Ondan sonra beni Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne gönderdiler" dedi. "Mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldım" Zehirlendiği mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldığını söyleyen Varol, "Mantarı Mudurnu Pazarı’ndan aldım. Kanlıca Mantarı aldım, mantar bildiğim bir mantar aslında ama büyük ihtimal yanlarda duran diğer mantarlardan bulaşmıştır. Bundan sonra mantarı kendim toplarsam yerim. Benden sonra bayağı bir kişi zehirlenmiş. Ama onların yanında birileri olduğu için çabuk fark edip, hızlıca tedavi etmişler. Ben burada tek yaşadığım için beni 2 gün sonra bulmuşlar" dedi. "Kimse mantarı satın almasın" Kültür mantarından zehirlenen Turgut Varol, vatandaşların mantarı satın almamasını, kendilerinin toplamasını önerdi. Varol, "Bence kimse mantarı satın almasın. İsterlerse kendileri toplasınlar. Aldığınız mantara bakarak alıyorsunuz ama yandaki zehirli mantarlar diğer mantarı etkiliyor" şeklinde konuştu.
Uşak’ta hemodiyaliz merkezi hizmete alındı
05 Aralık 2025 Cuma - 18:04 Uşak’ta hemodiyaliz merkezi hizmete alındı Uşak’ın Karahallı ilçesinde hayırseverlerin destekleriyle hazırlanan Semra-Özkan Atak Hemodiyaliz Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Karahallı Devlet Hastanesi Hacı Rafet Zora ek binası bahçesinde gerçekleştirilen açılış törenine, Uşak Valisi Naci Aktaş, AK Parti Uşak Milletvekili İsmail Güneş, CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, İl Emniyet Müdürü Taner Çiftçi, İl Jandarma Komutan Yardımcısı Albay Deniz Çezik, Karahallı Kaymakamı Ramazan Çelebi, İl Özel İdare Genel Sekreteri Sabri Ceylan, İl Sağlık Müdürü Tarık Acar ile siyasi parti temsilcileri, sağlık çalışanları, hayırseverler ve vatandaşlar katıldı. Tören, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Burada konuşma yapan Vali Aktaş, "Buradan şifa bekleyen tüm hastalarımıza Allah’tan şifa diliyorum. Burada ve diğer sağlık tesislerinde çalışan tüm sağlık çalışanı arkadaşlarımıza işlerinde kolaylıklar diliyorum. Ünitenin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi. Programda, Karahallı Devlet Hastanesi Hacı Rafet Zora ek binasının yenilenmesine katkı sağlayan hayırseverler Fehmi Zora ve Sinan Zora ile hemodiyaliz ünitesini yaptıran Özkan ve Semra Atak çiftine plaket takdim edildi. Duanın ardından açılış kurdelesi kesildi. Açılışın ardından Vali Aktaş, protokol üyeleri ve hayırseverler daha sonra yeni hemodiyaliz merkezini gezerek bilgi aldı.
Bingöl’e 5 yeni ambulans ve 2 UMKE aracı tahsis edildi
05 Aralık 2025 Cuma - 16:56 Bingöl’e 5 yeni ambulans ve 2 UMKE aracı tahsis edildi Sağlık Bakanlığı tarafından Bingöl’e 5 adet 2025 model tam donanımlı acil yardım ambulansı ile 1 adet UMKE personel aracı ve 1 adet UMKE haberleşme aracı tahsis edildi. Yeni araçların hizmete alınması kapsamında düzenlenen programda konuşan Vali Dr. Ahmet Hamdi Usta, sağlık alanında Bingöl’de son yıllarda önemli çalışmalar yapıldığını belirtti. Vali Usta, tahsis edilen 5 ambulanstan 3’ünün 4x4, 2’sinin ise 4x2 özellikte olduğunu ifade ederek, "4x4 araçları Solhan, Genç ve Karlıova ilçelerimize birer tane gönderiyoruz. İki aracı da merkezde hizmete alıyoruz. Bu araçlarla birlikte ilimizdeki ambulans sayısı 39’dan 44’e yükseldi. Bunların 3’ü de paletli ambulans. Merkezde 20, Genç’te 6, Solhan’da 4, Karlıova’da 5 ve diğer ilçelerimizde birer ambulans görev yapıyor" dedi. Yeni Devlet Hastanesinin tamamlanmasıyla birlikte hasta nakli ihtiyacının önemli ölçüde azalacağına dikkat çeken Usta, ilçelere verilen 4x4 ambulanslarla sağlık hizmetlerine erişimin daha hızlı olacağını kaydetti. Ayrıca tahsis edilen iki yeni UMKE aracından birinin tam donanımlı haberleşme aracı, diğerinin ise personel nakil aracı olduğuna değinen Usta, "İnşallah ihtiyaç olmaz ama afet anlarında haberleşme aracımız çok kritik bir görev üstlenecek" ifadelerini kullandı. Vali Usta, Bingöl’e kazandırılan araçlarda emeği geçen Cumhurbaşkanı Yardımcısına, milletvekillerine, Sağlık Bakanına ve İl Sağlık Müdürüne teşekkür ederek, "112 çalışanlarımıza ve doktorlarımıza güç kuvvet versin. Ambulanslarımız ilimize hayırlı uğurlu olsun" dedi. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Samet Tatlı ise yeni araçların sahadaki çalışma şartlarını güçlendireceğini belirterek, "Sağlık camiamızın göz bebeği kıymetli 112 çalışanlarımızın sahadaki çalışma şartlarını daha kolay hale getirecek ve vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşmamızı sağlayacak yeni ambulanslarımızın 112 ailemize ve Bingöl’ümüze hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.
Bingöl’e 5 yeni ambulans ve 2 UMKE aracı tahsis edildi
05 Aralık 2025 Cuma - 16:53 Bingöl’e 5 yeni ambulans ve 2 UMKE aracı tahsis edildi Sağlık Bakanlığı tarafından Bingöl’e 5 adet 2025 model tam donanımlı acil yardım ambulansı ile 1 adet UMKE personel aracı ve 1 adet UMKE haberleşme aracı tahsis edildi. Yeni araçların hizmete alınması kapsamında düzenlenen programda konuşan Vali Dr. Ahmet Hamdi Usta, sağlık alanında Bingöl’de son yıllarda önemli çalışmalar yapıldığını belirtti. Vali Usta, tahsis edilen 5 ambulanstan 3’ünün 4x4, 2’sinin ise 4x2 özellikte olduğunu ifade ederek, "4x4 araçları Solhan, Genç ve Karlıova ilçelerimize birer tane gönderiyoruz. İki aracı da merkezde hizmete alıyoruz. Bu araçlarla birlikte ilimizdeki ambulans sayısı 39’dan 44’e yükseldi. Bunların 3’ü de paletli ambulans. Merkezde 20, Genç’te 6, Solhan’da 4, Karlıova’da 5 ve diğer ilçelerimizde birer ambulans görev yapıyor" dedi. Yeni Devlet Hastanesinin tamamlanmasıyla birlikte hasta nakli ihtiyacının önemli ölçüde azalacağına dikkat çeken Usta, ilçelere verilen 4x4 ambulanslarla sağlık hizmetlerine erişimin daha hızlı olacağını kaydetti. Ayrıca tahsis edilen iki yeni UMKE aracından birinin tam donanımlı haberleşme aracı, diğerinin ise personel nakil aracı olduğuna değinen Usta, "İnşallah ihtiyaç olmaz ama afet anlarında haberleşme aracımız çok kritik bir görev üstlenecek" ifadelerini kullandı. Vali Usta, Bingöl’e kazandırılan araçlarda emeği geçen Cumhurbaşkanı Yardımcısına, milletvekillerine, Sağlık Bakanına ve İl Sağlık Müdürüne teşekkür ederek, "112 çalışanlarımıza ve doktorlarımıza güç kuvvet versin. Ambulanslarımız ilimize hayırlı uğurlu olsun" dedi. Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Dr. Samet Tatlı ise yeni araçların sahadaki çalışma koşullarını güçlendireceğini belirterek, "Sağlık camiamızın göz bebeği kıymetli 112 çalışanlarımızın sahadaki çalışma koşullarını daha kolay hale getirecek ve vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşmamızı sağlayacak yeni ambulanslarımızın 112 ailemize ve Bingöl’ümüze hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. (FB-YRT
Uzmanından açıklama: "Zatürreye neden olan etkenler sonbahar kış aylarında artış gösteriyor"
05 Aralık 2025 Cuma - 16:52 Uzmanından açıklama: "Zatürreye neden olan etkenler sonbahar kış aylarında artış gösteriyor" Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Sağlığı Kliniği’nden Uzm. Dr. Latife Güder, "Zatürreye neden olan bu etkenler sonbahar kış aylarında artış gösteriyor. Bu yüzden bu mevsimlerde de çocuklarımızı mevsimine uyumlu şekilde giydirmemiz gerekiyor" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Sağlığı Kliniği’nden Uzm. Dr. Latife Güder, soğuk havaların gelmesiyle birlikte çocuklarda artan zatürre hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Güder, çocuğun ne kadar küçükse etkilenme oranının o kadar yüksek olduğunu belirterek, "Biz zatürre ile çok sık karşılaşıyoruz. 5 yaş altındaki çocuklar özellikle 2 yaş altındaki çocuklar için daha riskli olabiliyor bu durum" diye konuştu. Hastalığın belirtilerinin de yaşa göre değişim göstereceğini dile getiren Güder, "Küçük bir bebek ise mesela öksürük olmayabilir, ateş, huzursuzluk, emme isteğinde azalma görülebilir. Daha büyük bir çocuksa bize göğüs ağrısı tarif edebilir. Öksürüğü olabilir, hızlı nefes alıp vermesi olabilir. Hastanın bazen bunlar olmadan ateş ve karın ağrısıyla, sırt ağrısıyla, omuz ağrısıyla gelebilir" açıklamasında bulundu. "Çocukluk çağı aşılarınızı yaptırmamız gerekiyor" Zatürre hastalığında vücut toparlasa bile öksürüğün bir süre geçmeyeceğini söyleyen Güder, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hastalık bitmiş olsa bile öksürüğün devam edebileceği konusunda hastaların yakınlarını bilgilendiriyoruz. Peki hastaları tedaviden sonra eve gönderdik hatta önlemek için de, hiç olmaması için de tedaviden sonra dikkat edilmesi gereken şeyler var. En önemlisi önlemek için eksiksiz bir şekilde çocukluk çağı aşılarınızı yaptırmamız gerekiyor. Hatta her yıl grip dediğimiz influenzaya karşı koruyucu olan aşılarınızın da yapılmasını öneriyoruz. El hijyeni, solunum hijyene dikkat edilmesi gerekir. Düzenli ve dengeli bir beslenme, güzel bir uyku, bol sıvı alınması, istirahat edilmesini önemsiyoruz. Sigaradan mutlaka uzak durulması gerekiyor. Sigara dumanı da çünkü solunum yollarını etkilemektedir. Çocuklar pasif içiciliğe maruz kalıyor, bundan korumamız gerekir. Kalabalık ortamlardan, hijyeni bozuk ortamlardan, havasız ortamlardan çocuklarımızı korumamız gerekir." "Çocuklarımızı mevsimine uyumlu şekilde giydirmemiz gerekiyor" Çocukların mevsime uygun şekilde giydirilmesi gerektiğini vurgulayan Güder, şunları kaydetti: "Özellikle zatürreye neden olan bu etkenler sonbahar kış aylarında artış gösteriyor. Bu yüzden bu mevsimlerde de çocuklarımızı mevsimine uyumlu şekilde giydirmemiz gerekiyor. Tek başına üşütme ince giydirmek hastalığa sebep olmaz ama dolaylı olarak bağışıklık sistemini zayıflatır ve bakterinin ve virüslerin hastalığa yol açma ihtimalini arttırır. Bu yüzden uygun şekilde giyindirmemiz gerekir. Çocuklarımıza burada şunu vurgulamak istiyorum, çocukluk çağı aşıları çok kıymetli. Bu aşılar birçok hastalıktan koruduğu gibi, zatürreden de koruyor. Bu aşılarınızı zamanında mutlaka yaptıralım."
E-sigara kullanımında artan sağlık riskleri: Uzmanlardan kritik uyarı
05 Aralık 2025 Cuma - 14:51 E-sigara kullanımında artan sağlık riskleri: Uzmanlardan kritik uyarı Sigara kullanımının sağlık üzerindeki ciddi olumsuz etkilerinin 1950’li yıllardan itibaren bilimsel olarak ortaya konulmasıyla birlikte, birçok gelişmiş ülkede tütün kontrol politikaları uygulanmaya başlamış, bu ülkelerde sigara kullanımı belirgin biçimde azalmıştır. Daha sonra geleneksel sigaraya göre daha az zararlı oldukları iddiasıyla e-sigaralar piyasaya sürüldü. E-sigaralar, Tütünün yanmasıyla oluşan katran ve karbon monoksit gibi bazı maddeleri içermemeleri nedeniyle kullanıcılar tarafından daha güvenli olarak algılanan e-sigaraların, nikotin bağımlılığını sürdürdüğünü ve farklı sağlık risklerine sebep olduğu görülmüştür. Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Bahadır, gençler arasında e-sigara deneme oranlarının yüzde 12-50 arasında değiştiğini ve e-sigara kullanan gençlerin geleneksel sigaraya başlama ihtimalinin altı kat arttığını gösterdiğini belirterek, "E-sigaraların içeriğinde nikotinin yanı sıra propilen glikol, bitkisel gliserin ve çeşitli aroma vericiler bulunur. Meyve, tatlı ve mentol gibi aromalar, genç kullanıcılar için cezbedici hale gelmekte; bu durum nikotin kullanımının erken yaşta başlamasına yol açmaktadır. Ancak bu maddeler yüksek sıcaklıklarda toksik bileşiklere dönüşerek insan sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilere sebep olmaktadır" dedi. Bilimsel verilerin, e-sigaraların zararlarını açıkça ortaya koyduğunu belirten Bahadır, "Solunum sistemi üzerinde en belirgin etkiler, akciğer dokusunda iltihaplanma, solunum güçlüğü ve "EVALI (Elektronik Sigara ile İlişkili Akciğer Yaralanması)" olarak tanımlanan ciddi akciğer hasarlarıdır. Bu durum, kısa süreli kullanımda bile solunum yetmezliği ve ölüme yol açabilmektedir. Ayrıca nikotin kalp atım hızını ve kan basıncını artırarak kalp-damar hastalıkları riskini yükseltir. Ergenlerde nikotin maruziyeti beyin gelişimini olumsuz etkileyerek dikkat, öğrenme ve hafıza üzerinde kalıcı zararlara neden olabilir. Gebelikte kullanım ise düşük doğum ağırlığı, erken doğum ve nörogelişimsel bozukluk riskini artırmaktadır. E-sigaraların yalnızca doğrudan kullanıcılar için değil, çevresindekiler için de (pasif etkilenim yoluyla) sağlık riski oluşturduğu belirlenmiştir. E-sigara buharı, ortama nikotin, ağır metaller ve toksik bileşikler yaymakta; buharın solunması özellikle çocuklar, yaşlılar, astım veya kalp hastalığı bulunan bireyler için tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle, pasif maruziyetin önlenmesi, tıpkı tütün dumanına maruz kalmanın engellenmesi kadar önemlidir. Bazı araştırmalar e-sigaraların sigara bırakmada yardımcı olabileceğini öne sürse de, kullanıcıların büyük bir kısmının hem e-sigara hem de geleneksel sigara kullanmaya devam ettiği, yani "çift kullanım" davranışı sergilediği tespit edilmiştir. Bu durum, e-sigaraların sigara bırakmaya yardımcı bir araç değil, tütün endüstrisinin bağımlılığı sürdürme aracı olduğunu göstermektedir" dedi. Bahadır, Türkiye’de e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerine yönelik yasal düzenlemeler bulunduğunun altını çizerek, "1996 yılında yürürlüğe giren ve 2008’de kapsamı genişletilen 4207 Sayılı "Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun", tütün kontrolü açısından kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. 2013 yılında yapılan değişiklikle elektronik nikotin sağlayıcı ürünler de bu kanun kapsamına alınmış, 2020 yılında yürürlüğe giren 2149 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu ürünlerin ithalatı ve satışı yasaklanmıştır. Ancak önemli bir nokta da, yalnızca satışın değil kullanımın da yasak olduğudur. Türkiye’de e-sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin kullanımı, tütün kontrol mevzuatı kapsamında kapalı alanlarda, kamuya açık yerlerde ve toplu taşıma araçlarında kesin olarak yasaktır. Bu yasak, hem kullanıcıların sağlığını korumak hem de çevredeki bireylerin pasif etkilenimini önlemek açısından büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri, geleneksel sigaralardan farklı bir forma sahip olsalar da temelde tütün ürünleridir ve sağlık açısından zararlıdır. "Daha az zararlı" oldukları yönündeki iddialar bilimsel olarak geçersizdir. E-sigaralar akciğer, kalp-damar, sinir ve üreme sistemlerinde ciddi olumsuz etkilere sebep olmakta, pasif maruziyet yoluyla toplumun tüm kesimlerini etkilemektedir. Bu nedenle, bu ürünlerin üretimi, ithalatı, satışı ve kullanımına yönelik mevcut yasakların kararlılıkla sürdürülmesi, denetimlerin güçlendirilmesi ve toplumun aydınlatılması büyük önem taşımaktadır" dedi.
Van’da ölümcül damar yırtığı 15 kişilik ekip tarafından ameliyat edildi
05 Aralık 2025 Cuma - 14:38 Van’da ölümcül damar yırtığı 15 kişilik ekip tarafından ameliyat edildi Muş’tan aort damar yırtığı (Tip 1 diseksiyon) nedeniyle acil olarak Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Merkezine sevk edilen hasta, 8 saat süren başarılı bir operasyonla hayata tutundu. Muş’ta yaşayan 3 çocuk babası İsmail Kalır, kalp rahatsızlığı nedeniyle Van’a sevk edildi. Kalp Merkezi uzmanlarınca yapılan tetkiklerde, aorttaki yırtığın her iki şah damarını da etkilediği belirlendi. Kalp Damar Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hülüsi Helvacı, Tahir Olgaç ve Uğur Postal tarafından gerçekleştirilen operasyona 15 kişilik ekip katıldı. Durumun aciliyeti üzerine hastaya cerrahi müdahale uygulandı. Yaklaşık 8 saat süren operasyonda, hastanın aort damarı ve aort kapağı değiştirildi, kalbin sağ koronerine by-pass yapıldı. Ayrıca her iki şah damarına da yapay damar greftleriyle by-pass işlemi gerçekleştirildi. Zorlu ameliyatın ardından İsmail Kalır’ın sağlık durumunun iyi olduğu ve taburculuk seviyesine geldiği bildirildi. "Hastamızı vakit kaybetmeden operasyona aldık" Konuya ilişkin gazetecilere açıklama yapan Kalp Damar Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Tahir Olgaç, yapılan incelemeler neticesinde hastanın acil olarak Van’a transferini talep ettiklerini belirtti. Durum müdahale edilmediğinde genellikle 24 saat içinde ölümle sonuçlanabilen son derece kritik bir tablo olduğunu ifade eden Op. Dr. Olgaç, "Ameliyat öncesi tüm hazırlıklarımızı hızla tamamlayarak hastamızı vakit kaybetmeden operasyona aldık. Yaklaşık 8 saat süren bu zorlu ameliyatta, yakın zamanda vefat eden Sırrı Süreyya Önder’e uygulanan operasyonun daha da kompleks bir versiyonunu gerçekleştirdik. Hastamızın aort damarını, aort kapağını değiştirdik; sağ koroner arterine bypass uyguladık. Ayrıca ‘Arkus Replasmanı’ dediğimiz ve total sirkülasyon arresti altında yapılan yöntemi kullanarak, hastayı derin hipotermiye alıp yaklaşık bir saat boyunca 18 derecede tuttuktan sonra ilgili damar segmentini değiştirdik. Yırtığın her iki şah damarına kadar ilerlemesi nedeniyle her iki şah damarına da bypass işlemi uyguladık" dedi. "Birinci günde bilinci açıldı" Zorlu operasyonun yaklaşık 15 kişilik bir ekip tarafından gerçekleştirildiğini dile getiren Olgaç, "Çok şükür ki hastamız ameliyat sonrası birinci günde bilinci açıldı ve herhangi bir nörolojik komplikasyon gözlenmedi. Yoğun bakımda 5 gün takip edilen hastamız daha sonra servise alındı ve burada rehabilitasyon süreci başlatıldı. Yaklaşık bir haftadır serviste izlenen hastamızı, herhangi bir aksilik olmaması durumunda önümüzdeki hafta taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Son derece ölümcül bir tablo" Kalp Damar Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hülüsi Helvacı ise hastalığın nadir görülmekle birlikte son derece ölümcül bir tablo olduğunu belirterek, "Genellikle bu tür ameliyatlarda aortun belirli bölümlerine müdahale edilir; ancak bu vakada hem iki şah damarını hem de aortun oldukça geniş ve uzun bir bölümünü içeren kapsamlı bir operasyon yapmak zorunda kaldık. Bu nedenle ameliyat, standart uygulamaların ötesinde daha ileri düzey bir cerrahi gerektirdi. Kemoterapi ilaçları ilgili branş hekimleri tarafından sonlandırıldı ve hastamız yakından izlenmektedir. Rehabilitasyon sürecinin tamamlanmasının ardından kendisini evine sağ salim göndermeyi planlıyoruz" şeklinde konuştu.
Ankara Onkoloji Hastanesi’nde Dijital PET/BT ve Yapay Zeka Destekli Sistem hizmete girdi
05 Aralık 2025 Cuma - 14:35 Ankara Onkoloji Hastanesi’nde Dijital PET/BT ve Yapay Zeka Destekli Sistem hizmete girdi Türkiye’de ileri görüntüleme alanında yeni bir dönem başlatan 5-Ring Dijital PET/BT ve Yapay Zeka Destekli Karar Destek Sistemi, SBÜ Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete alındı. SBÜ Dr. Abdurrahman Yurtaslan Ankara Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği’nde yenilenen PET/BT ünitesi, Türkiye’de kullanım alanı genişliğiyle öne çıkan 5-Ring Dijital PET/BT sistemi ve Yapay Zeka Destekli Karar Destek Modülü ile hizmet vermeye başladı. Yeni nesil cihaz, kanser tanı ve tedavisinde doğruluğu artırmayı, süreçleri hızlandırmayı ve kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarını güçlendirmeyi amaçlıyor. Geniş görüntüleme alanına sahip dijital PET/BT sistemi; küçük tümör odaklarının erken tespiti, minimal kalıntı hastalığın görünür hale gelmesi, tedavi yanıtının milimetrik düzeyde hassasiyetle değerlendirilmesi ve gereksiz invaziv işlemlerin azaltılması gibi birçok avantaj sunuyor. Cihaz, özellikle kilo problemi olan, ağrılı, anksiyeteli ve pediatrik hastalarda yüksek görüntü kalitesi ve kısalmış tarama süresiyle hasta konforunu artırıyor. Sisteme entegre edilen yapay zeka modülü ise lezyon tespiti ve sınıflandırma doğruluğunu artırarak tedavi yanıtının objektif kriterlerle ölçülmesine, kişisel risk profilleri oluşturulmasına ve klinik kararların daha hızlı, daha öngörülebilir şekilde alınmasına imkan tanıyor. Onkoloji Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği’nde ‘Nükleer Tıp Tanıtım Programı’, Prof. Dr. Gülin Uçmak ve Hastane Başhekimi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş’ın katılımı ile gerçekleşti. "20-25 dakikalarda süren çekim sürelerini 5 dakikalara kadar indirdik" Nükleer tıp kliniklerinde kurulu olan PET/BT cihazının onkoloji hastalarında, tanıda, tedavi planlamasında ve takibinde en önemli moleküler görüntüleme modalitesi olduğunu belirten Uçmak, "Burada en önemli avantaj aslında hem moleküler ki hücresel düzeyde tutumları, tümör hücrelerini göstermesi ve tüm vücut tarama imkanı olması cihazlarda. Bu cihazımız üst düzey dijital PET/BT cihazı, son teknoloji donanımlı, yapay zeka ve akıllı algoritmalarla desteklenmiş bir cihaz. Daha önce yaklaşık 20-25 dakikalarda süren çekim sürelerini 5 dakikalara kadar indirdik. Ağrılı, anksiyeteli kanser hastalarında inanılmaz derecede konforu artırdı. Kilolu hastalarımızda çok kaliteli görüntüler elde ettik. Bu cihaz Türkiye’de en yüksek görüş alanlı dijital PET-BT cihazı. Çok kısa sürelerde çekimler yapmakla birlikte, görüntü kalitesinden ödün vermeden çok daha kaliteli PET görüntüleri elde etmeye başladık. Bu sayede de 5 milimetrelerin altındaki çok küçük tümör hücrelerini, lezyonları saptayabiliyoruz. Akıllı algoritmalarla bunların karakterizasyonunu çok daha doğru belirleyebiliyoruz. Dolayısıyla erken tanı doğru tedavi, doğru takip açısından özellikle kanser hastalarına çok büyük katkı sağladığımızı düşünüyorum" diye konuştu. Uçmak aynı zamanda, yeni cihazın özellikle meme, akciğer, kolon ve lenf sistemi kanserlerinde yüksek doğruluk sunduğunu, tüm vücudu tek seferde hızlı biçimde tarayarak tümör odaklarını diğer yöntemlere göre daha üstün şekilde gösterebildiğini belirtti. "Hastaya her aşamada konfor sağlamakta" Yapay zekanın özellikle onkoloji alanında, karar destek sistemi ile hekimlere büyük destek sağladığına değinen Altuntaş, "Tanı, tedavi ve takip süreçlerinde standardizasyonu sağlamakta. Yapay zeka veya dijitalleşme, kanserde onkoloji alanında tanı, tedavi, takip süreçlerinde standardizasyonu sağlamakta, süreçleri hızlandırmakta, kaliteyi artırmakta, verimliliği sağlamakta. Bu da hastaya her aşamasında ama her aşamasında konfor sağlamakta. Dijitalleşmenin getirdiği, teknolojinin getirdiği yöntemler aynı zamanda yapay zeka ile entegre olduğu zaman görüntünün kalitesini de artıyor. Görüntünün kalitesinin artmış olması daha erken aşamada, daha hızlı ve daha rasyonel bir tanı sürecini sağlamış oluyor. Bu sadece tanı sürecinde değil ama takipte de önemli. Çok erken düzeyde ve çok kısa sürede tespit etmiş oluyorsun. Bu da önemli bir gelişme. Hasta yakınlığının konforunu artırıyor. Burada 30 dakika kalmak istemezsiniz. Gözünüzü de kapatsanız kalmak istemezsiniz. 3-5 dakika indirilmiş olması hasta için çok büyük bir konfor. Tabii Türk ve Türkiye yüzünden konuşuyorsak bu tür dijitalizasyonu, yapay zekayı sistemlerimize entegre etmek lazım. Modern teknolojiyi kullanmak lazım. Bizim hastalarımız bunu hak ediyorlar. Biz de elimizden gelen gayreti akademisyen, yönetim olarak, devletin en üst kademesinden en alta kadar tüm aşamalarda altını, içini doldurmaya gayret ediyoruz" şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz"
05 Aralık 2025 Cuma - 13:55 Prof. Dr. Ömer Özkan: "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz" Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Fen Lisesi’nde öğrencilerle bir araya geldi Fen Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlenen söyleşiye Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan Organ nakli konusunda inanılmaz ilerde olduklarını belirterek "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz ama Türkiye’de organ nakillerinin yüzde sekseni canlıdan yapılırken, İspanya gibi ülkelerde yüzde sekseni beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan yapılıyor. Biz de yüzde yirmisi kadavradan yapılıyor" dedi. Meslek seçerken bu işi yapmak ister miyim sorusunu sorun Öğrencilerle bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, öğrencilerin kariyer kararlarının çok kritik bir aşamasında olduklarını vurguladı. Öğrencilerin sadece yüksek puan alıp imrenilen bir yere gitmesinin önemli olmadığını, asıl meselenin yapılan işi severek ve isteyerek devam ettirmek olduğunu belirten Özkan, herkesin hayran olduğu bir meslekte mutsuz olmanın hiçbir anlamı taşımadığını söyleyerek, öğrencilere tercihlerini yaparken "Bu işi yapmak ister miyim?" sorusunu sormalarını tavsiye etti. Tıp genel hekimlikle sınırlı değil Tıp alanının artık eskisi gibi genel bir hekimlikle sınırlı olmadığını, inanılmaz bir uzmanlaşma ve alt dallara ayrılma sürecinden geçtiğini aktaran Özkan, kendisinin de ilgilendiği organ nakli, organ üretimi, genetik ve immünoloji gibi konulara dikkat çekerek "Ortopediyi bile seçseniz eklemlerle, uzun kemiklerle, kapalı ameliyatlarla uğraşacaksınız. Göz dediğiniz küçücük bir yer, gözün önüyle uğraşan doktorlar ayrı farklı, gözün arkasıyla uğraşanlar farklı, gözün tansiyon ile uğraşan doktorlar farklı. Durum o kadar farklılaşmaya başladı." dedi. Hastayla iletişim psikolojik yükü aza indirir Öğrencilerin cerrahi operasyonlar sonucundaki psikolojik süreci nasıl yönettikleri sorusuna yanıt veren Prof. Dr. Özkan, bir cerrahın ya da hekimin direkt insanla ve onun psikolojisiyle uğraştığını belirterek "Hastayı iyi bir şekilde karşılamak durumunu anladığını belirtebilmek yeterince vakit harcayabilmek bu süreç içerisinde neler ile karşılaşabileceğini anlatabilirseniz o empati içerisinde hastayı az buçuk faydalı olduğunu hissederseniz siz. O olayın sonunda haz hissedersiniz, faydalı olmanın size verdiği hazzı hissedersiniz." şeklinde konuştu. Özkan, tıpta "komplikasyon" kavramının varlığını hatırlatarak, her şeyin yolunda gitmeyebileceğini, hastanın bilgilendirilmesinin (onam formu) etik ve kanuni bir sorumluluk olduğunu söyledi. Özkan, hastayla iletişimi iyi ayarlamanın psikolojik yükü en aza indirdiğini kaydetti. Yapay zeka insanların yüklediği bir kavram Yapay zekanın tıp sektörünü ne zaman işlevsiz hale getireceği sorusuna karşılık Prof. Dr. Ömer Özkan, yapay zekanın insanların yüklediği bir kavram olduğunu belirterek "Mutlaka etkisi çok fazla olacak. Ama yapay zeka dediğimiz olay bir yükleme. Sonuçta insanların yüklediği bir kavram. Yapay zeka organik zeka diye bir şey yapıyorum. Hani o sonuçta yapay zekayı belirleyen sizin organik zekâlarınız beyinleriniz. Şimdi sizin belirlediğiniz şeyler kadar gidiyor. Yapay zeka, günümüzde 2 tane ana kavram var. Bir insanların yüklediği kadar olur. Sizin beyninizin o kadar kapasitesi var ki belli bir kısmını kullandığınız için bizim yapay zekaya şu anda uğraşmamız gerekmiyor. Yapay zekaya yüklediğinizin tamamını kullanırsınız. Böyle bir avantajı var yapay zekanın ama günümüzde yapay zeka dediğiniz kavram web’e bakıyor, Google’a bakıyor bir yerlere bakıyor, oradan topladığı bilgilerle gidiyor" ifadelerini kullandı. Cerrah olduktan sonra mesai kavramı yok Doktor olmadan önce ve sonraki çalışma düzeni hakkındaki soruya Prof. Dr. Özkan, cerrahlıkta mesai kavramının lüks olduğunu belirterek "Çok çalışırdım. Doktor olduktan sonra da çok çalıştım ama mesela cerrah olduktan sonra zaten ayarı artık kendin yapmıyorsun. Eğer ben 3 saatte ameliyat yapacağım hocam dersen ameliyat 5 saat sürerse ne yapacaksın? Anlatabildim mi? Belki 10 saat sürecek olan ameliyatı 3 saatte bitireceksin. Mesai kavramı yok. O benim için çok lüks bir şey. Çok seviyorum" dedi. Özkan, gecenin ikisinde dahi zevkle işine gittiğini, bu durumun kendisi için inanılmaz bir haz ve zevk olduğunu ifade ederek "Sana ihtiyaç olduğunda faydalı olacağını hissettirdiysen ki çok önemli bir kavram, inanılmaz bir hazdır" şeklinde konuştu. Akademik ortamda sürekli araştırman gerekir Mesleğinize başladığınızdan beri teknoloji çok gelişti mi? Siz bunu nasıl takip ediyorsunuz? sorusuna Prof. Dr. Özkan, "Doktorluğun böyle bir şeyi var arkadaşlar maalesef mühendisliğinde bunlar stratejik mesleklerdir bence. Sürekli okumanız gerekiyor, takip etmeniz gerekiyor. Kongrelere katılmanız gerekiyor. Yayınlar yapmanız gerekir akademik ortamda. Bir muayenehane de olduğunuz zaman yayınları çok takip etmezsiniz. Artık yazı yazmak istemezsiniz. Araştırma yapmak istemezsin ama bir akademik ortamda sürekli araştırman gerekir. Sürekli yeni tedaviler bulunacaktır arkadaşlar." dedi. Özkan, mikro cerrahi alanındaki devrimden bahsederek 1905 yılında damarların birbirine dikilip kan akabileceğinin keşfedilmesiyle başlayan sürecin, günümüzde 0.2 mm (200 mikron) ve hatta 50 mikronluk iğnelerle dikiş atılan süper mikro cerrahiye evrildiğini anlattı. Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz Beyin ölümü kavramını açıklayan Özkan, beyin ölümünün gerçekleştiği hastaların kadavra olarak nitelendirildiğini ve bu kişilerden organ nakli yapıldığını söyledi. Özkan, "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz ama Türkiye’de organ nakillerinin yüzde sekseni canlıdan yapılırken, İspanya gibi ülkelerde yüzde sekseni beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan yapılıyor. Biz de yüzde yirmisi kadavradan yapılıyor. Bu durum sağlıklı bir insanda risk alarak organ alınmasına yol açıyor. Türkiye’de kadavradan organ bağışı bilincinin henüz yeterince gelişmedi" dedi. Organ üretimi ile ilgili çalışmalar Yapay organ çalışmalarının geleceği hakkındaki soruyu cevaplayan Prof. Dr. Özkan, "Organ üretimi dediğimiz şey rejeneratif tıptır. Rejeneratif tıpta doku üretimi diye bir kavram var, doku üretildi, tabakalar üretildi. Şimdi bunu 3 boyutlu üretebilir miyiz diye bir kavram var, 3 boyutlu da üretilmeye başlandı. Deri üretimleri var, mesane dokusunun böbrek dokusunun 2 boyutlu üretimi gerçekleştirildi bir laboratuvarda. Şimdi bunun 3 boyutlusu oluşturulmaya çalışılıyor. Bu oluşturduktan sonra bunların içine damar sokabilir miyiz diye uğraşılacak, yapıldıktan sonra da çok hızlı gidecek" dedi.
Giresun’da hayat kurtaran yarış
05 Aralık 2025 Cuma - 13:55 Giresun’da hayat kurtaran yarış Giresun’da "1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftası" kapsamında düzenlenen Eğitim Ölçme ve Değerlendirme Yarışmasında sağlık çalışanları zamana karşı yarıştı. İl genelinden 30 ekibin katıldığı etkinlikte, acil sağlık hizmetleri personelinin acil durumlara müdahale becerileri ve kriz yönetimi performansı ölçüldü. Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlik, Giresun Uygulama Otelinde gerçekleştirildi. Acil sağlık hizmetleri ekiplerinin sahadaki koordinasyonunu güçlendirmek, müdahale yeteneklerini artırmak ve ekipler arası iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenlenen yarışmaya, il genelindeki Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarını temsilen 150 sağlık personeli katıldı. Toplam 30 ekibin mücadele ettiği yarışma, gerçeği aratmayan senaryolar üzerine kurgulandı. Yarışmacılar; acil durum senaryoları, çocuk ve yetişkin ileri yaşam desteği ile travmalı hasta yönetimi olmak üzere 4 kritik etapta performans sergiledi. Hakem heyeti, ekipleri tıbbi müdahale hızı, doğru teknik kullanımı ve kriz anındaki ekip uyumu üzerinden değerlendirdi. Organizasyonda, sağlık çalışanlarının mesleki dayanıklılığını artırmak, saha tecrübelerini pekiştirmek ve acil sağlık hizmetlerinin önemine dair toplumsal farkındalık oluşturmak hedeflendi. Zorlu etapların tamamlanmasının ardından düzenlenen ödül törenine; Giresun Vali Yardımcısı Alpaslan Altınışık, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi İskender Aksoy, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Ünal Özek, İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Mesut Özdemir ve il dışından gelen gözlemci eğitmenler katıldı. Yapılan puanlamalar sonucunda Bulancak 2 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu 1’inci, Görele 1 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu 2’nci ve Merkez 6 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu 3’üncü oldu.