SAĞLIK - 05 Aralık 2025 Cuma 13:55

Prof. Dr. Ömer Özkan: "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz"

A
A
A
Prof. Dr. Ömer Özkan: "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz"

Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Fen Lisesi’nde öğrencilerle bir araya geldi Fen Lisesi Konferans Salonu’nda düzenlenen söyleşiye Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan Organ nakli konusunda inanılmaz ilerde olduklarını belirterek "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz ama Türkiye’de organ nakillerinin yüzde sekseni canlıdan yapılırken, İspanya gibi ülkelerde yüzde sekseni beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan yapılıyor. Biz de yüzde yirmisi kadavradan yapılıyor" dedi.



Meslek seçerken bu işi yapmak ister miyim sorusunu sorun


Öğrencilerle bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, öğrencilerin kariyer kararlarının çok kritik bir aşamasında olduklarını vurguladı. Öğrencilerin sadece yüksek puan alıp imrenilen bir yere gitmesinin önemli olmadığını, asıl meselenin yapılan işi severek ve isteyerek devam ettirmek olduğunu belirten Özkan, herkesin hayran olduğu bir meslekte mutsuz olmanın hiçbir anlamı taşımadığını söyleyerek, öğrencilere tercihlerini yaparken "Bu işi yapmak ister miyim?" sorusunu sormalarını tavsiye etti.



Tıp genel hekimlikle sınırlı değil


Tıp alanının artık eskisi gibi genel bir hekimlikle sınırlı olmadığını, inanılmaz bir uzmanlaşma ve alt dallara ayrılma sürecinden geçtiğini aktaran Özkan, kendisinin de ilgilendiği organ nakli, organ üretimi, genetik ve immünoloji gibi konulara dikkat çekerek "Ortopediyi bile seçseniz eklemlerle, uzun kemiklerle, kapalı ameliyatlarla uğraşacaksınız. Göz dediğiniz küçücük bir yer, gözün önüyle uğraşan doktorlar ayrı farklı, gözün arkasıyla uğraşanlar farklı, gözün tansiyon ile uğraşan doktorlar farklı. Durum o kadar farklılaşmaya başladı." dedi.



Hastayla iletişim psikolojik yükü aza indirir


Öğrencilerin cerrahi operasyonlar sonucundaki psikolojik süreci nasıl yönettikleri sorusuna yanıt veren Prof. Dr. Özkan, bir cerrahın ya da hekimin direkt insanla ve onun psikolojisiyle uğraştığını belirterek "Hastayı iyi bir şekilde karşılamak durumunu anladığını belirtebilmek yeterince vakit harcayabilmek bu süreç içerisinde neler ile karşılaşabileceğini anlatabilirseniz o empati içerisinde hastayı az buçuk faydalı olduğunu hissederseniz siz. O olayın sonunda haz hissedersiniz, faydalı olmanın size verdiği hazzı hissedersiniz." şeklinde konuştu. Özkan, tıpta "komplikasyon" kavramının varlığını hatırlatarak, her şeyin yolunda gitmeyebileceğini, hastanın bilgilendirilmesinin (onam formu) etik ve kanuni bir sorumluluk olduğunu söyledi. Özkan, hastayla iletişimi iyi ayarlamanın psikolojik yükü en aza indirdiğini kaydetti.



Yapay zeka insanların yüklediği bir kavram


Yapay zekanın tıp sektörünü ne zaman işlevsiz hale getireceği sorusuna karşılık Prof. Dr. Ömer Özkan, yapay zekanın insanların yüklediği bir kavram olduğunu belirterek "Mutlaka etkisi çok fazla olacak. Ama yapay zeka dediğimiz olay bir yükleme. Sonuçta insanların yüklediği bir kavram. Yapay zeka organik zeka diye bir şey yapıyorum. Hani o sonuçta yapay zekayı belirleyen sizin organik zekâlarınız beyinleriniz. Şimdi sizin belirlediğiniz şeyler kadar gidiyor. Yapay zeka, günümüzde 2 tane ana kavram var. Bir insanların yüklediği kadar olur. Sizin beyninizin o kadar kapasitesi var ki belli bir kısmını kullandığınız için bizim yapay zekaya şu anda uğraşmamız gerekmiyor. Yapay zekaya yüklediğinizin tamamını kullanırsınız. Böyle bir avantajı var yapay zekanın ama günümüzde yapay zeka dediğiniz kavram web’e bakıyor, Google’a bakıyor bir yerlere bakıyor, oradan topladığı bilgilerle gidiyor" ifadelerini kullandı.



Cerrah olduktan sonra mesai kavramı yok


Doktor olmadan önce ve sonraki çalışma düzeni hakkındaki soruya Prof. Dr. Özkan, cerrahlıkta mesai kavramının lüks olduğunu belirterek "Çok çalışırdım. Doktor olduktan sonra da çok çalıştım ama mesela cerrah olduktan sonra zaten ayarı artık kendin yapmıyorsun. Eğer ben 3 saatte ameliyat yapacağım hocam dersen ameliyat 5 saat sürerse ne yapacaksın? Anlatabildim mi? Belki 10 saat sürecek olan ameliyatı 3 saatte bitireceksin. Mesai kavramı yok. O benim için çok lüks bir şey. Çok seviyorum" dedi. Özkan, gecenin ikisinde dahi zevkle işine gittiğini, bu durumun kendisi için inanılmaz bir haz ve zevk olduğunu ifade ederek "Sana ihtiyaç olduğunda faydalı olacağını hissettirdiysen ki çok önemli bir kavram, inanılmaz bir hazdır" şeklinde konuştu.



Akademik ortamda sürekli araştırman gerekir


Mesleğinize başladığınızdan beri teknoloji çok gelişti mi? Siz bunu nasıl takip ediyorsunuz? sorusuna Prof. Dr. Özkan, "Doktorluğun böyle bir şeyi var arkadaşlar maalesef mühendisliğinde bunlar stratejik mesleklerdir bence. Sürekli okumanız gerekiyor, takip etmeniz gerekiyor. Kongrelere katılmanız gerekiyor. Yayınlar yapmanız gerekir akademik ortamda. Bir muayenehane de olduğunuz zaman yayınları çok takip etmezsiniz. Artık yazı yazmak istemezsiniz. Araştırma yapmak istemezsin ama bir akademik ortamda sürekli araştırman gerekir. Sürekli yeni tedaviler bulunacaktır arkadaşlar." dedi. Özkan, mikro cerrahi alanındaki devrimden bahsederek 1905 yılında damarların birbirine dikilip kan akabileceğinin keşfedilmesiyle başlayan sürecin, günümüzde 0.2 mm (200 mikron) ve hatta 50 mikronluk iğnelerle dikiş atılan süper mikro cerrahiye evrildiğini anlattı.



Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz


Beyin ölümü kavramını açıklayan Özkan, beyin ölümünün gerçekleştiği hastaların kadavra olarak nitelendirildiğini ve bu kişilerden organ nakli yapıldığını söyledi. Özkan, "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz ama Türkiye’de organ nakillerinin yüzde sekseni canlıdan yapılırken, İspanya gibi ülkelerde yüzde sekseni beyin ölümü gerçekleşmiş kadavradan yapılıyor. Biz de yüzde yirmisi kadavradan yapılıyor. Bu durum sağlıklı bir insanda risk alarak organ alınmasına yol açıyor. Türkiye’de kadavradan organ bağışı bilincinin henüz yeterince gelişmedi" dedi.



Organ üretimi ile ilgili çalışmalar


Yapay organ çalışmalarının geleceği hakkındaki soruyu cevaplayan Prof. Dr. Özkan, "Organ üretimi dediğimiz şey rejeneratif tıptır. Rejeneratif tıpta doku üretimi diye bir kavram var, doku üretildi, tabakalar üretildi. Şimdi bunu 3 boyutlu üretebilir miyiz diye bir kavram var, 3 boyutlu da üretilmeye başlandı. Deri üretimleri var, mesane dokusunun böbrek dokusunun 2 boyutlu üretimi gerçekleştirildi bir laboratuvarda. Şimdi bunun 3 boyutlusu oluşturulmaya çalışılıyor. Bu oluşturduktan sonra bunların içine damar sokabilir miyiz diye uğraşılacak, yapıldıktan sonra da çok hızlı gidecek" dedi.



Prof. Dr. Ömer Özkan: "Organ nakli konusunda inanılmaz ilerdeyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Doktor uyardı: "İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın" Diyabetin belirtilerine dikkat çeken Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda ise koma diyabetin başlıca belirtileridir" dedi. Hareketsizlik, yüksek kalorili besinlerin tüketimi, şekerli ve früktoz içeren sıvı gıdaların fazla alınması nedeniyle obezite ve buna paralel olarak da diyabetin görülme oranının hızla artığını söyleyen Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, diyabetin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca kişiyi etkilediğini belirterek dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. "Susuzluk, kilo kaybı ve sık idrara çıkmaya dikkat" Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda komanın diyabetin başlıca belirtileri olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Esra Tutal, "Şeker hastalığı, ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir. Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur. Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli olarak kullanılmalıdır" diye konuştu. "Koroner arter ve inme riskini 2-4 kat artırıyor" Diyabetin koroner arter hastalığını ve inme riskini 2-4 kat arttırdığını da belirten Uzm. Dr. Tutal, "Diyabet zamanla kalp, damarlar, göz, böbrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol açabilir. Kronik böbrek yetersizliğinin de en önemli sebeplerindendir" şeklinde konuştu. "Fazla kilolar şeker hastalığına davetiye çıkartıyor" Uzm. Dr. Esra Tutal, fazla kiloların şeker hastalığına davetiye çıkardığını ifade ederek şunları önerdi: "İş yerinde uzun saatler boyunca hareketsiz kalmayın. Özellikle ofis ortamında saatlerce oturarak çalışmak diyabet riskini artırır. Fiziksel olarak aktif olmaya dikkat edin, düzenli olarak haftanın en az 5 günü, en az 30 dakika yürüyüş yapmaya özen gösterin. Az yağlı, düşük kalorili, lifli gıdalar tercih edin. Meyve sebze ve tam tahıllı besinleri sık tüketin."
Düzce Milli teknoloji atölyesi Düzce Üniversitesi öğrencilerinin hizmetinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde hayata geçirilen ve TÜBİTAK tarafından yürütülen Milli Teknoloji Atölyeleri Proje Desteği kapsamında kurulan Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi, öğrencilere hizmet vermeye başladı. Düzce Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi’ni; Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Öztürk ve Prof. Dr. Emrah Evren Kara, Genel Sekreter Nihat Yıldız, Araştırma Dekanı Prof. Dr. Emine Tekin, Bilim ve Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü ve Düzce Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ali Etem Gürel ile Fakülte Dekanları, Meslek Yüksekokulu Müdürleri, Düzce Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri ziyaret etti. Düzce Üniversitesi Araştırma Dekanı Prof. Dr. Emine Tekin, Araştırma Dekanlığı olarak öncülük ettikleri Milli Teknoloji Atölyesi’nin faaliyete başlamasından gurur duyduklarını belirtti. Tekin, atölyenin Düzce Üniversitesi öğrencilerinin merakını besleyecek, hayal gücünü somut çıktılara dönüştürecek ve ülkemizin Milli Teknoloji Hamlesine katkı sunacak bir merkez olacağını söyledi. Düzce Üniversitesi 30 üniversite arasında Rektör Nedim Sözbir, kısa zamanda başarılı bir proje süreci yönettiklerini ve Milli Teknoloji Atölyeleri Proje desteğiyle Türkiye’de 30 üniversite arasına girdiklerini ifade ederek emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti. Yüksek teknoloji üretmenin önemini vurgulayan ve bunun en önemli yerinin de üniversiteler olduğunun altını çizen Rektör Sözbir, destek olanlara teşekkür etti. Türkiye’nin dört bir yanında gençlere üretim ve proje kültürü kazandırmayı hedefleyen ve Milli Teknoloji Yıldızı olan Milli Teknoloji Atölyeleri, fikirlerin ürüne, hayallerin teknolojiye dönüştüğü merkezler olarak Milli Teknoloji Hamlesine güç katacak. Üniversite–TÜBİTAK iş birliğinin önemli bir göstergesi olarak Düzce Üniversitesi’nde faaliyetlerine başlayan Milli Teknoloji Atölyesi; prototipleme cihazları, elektronik ve mekanik geliştirme alanları, sarf malzeme destekleri ile eğitim ve mentorluk imkanları sunan kapsamlı bir altyapıya sahip. Atölye, öğrencilerin projelerini tasarlamalarına, geliştirmelerine, test etmelerine ve teknik becerilerini güçlendirmelerine imkan tanırken, aynı zamanda teknoloji yarışmalarına hazırlık süreçlerine de destek veriyor.
Samsun Samsun’da tüketici dosyası kabarık: 199 milyon TL’lik başvuru, ayakkabı şikayetleri ilk sırada Samsun’da tüketici şikayetleri ve ticari denetimlere ilişkin çarpıcı veriler gün yüzüne çıktı. 2025 yılında Tüketici Hakem Heyetlerine yapılan başvuruların parasal büyüklüğü yaklaşık 199 milyon TL’ye ulaşırken, en fazla şikayetin ayakkabı ürünlerine yönelik olması dikkat çekti. Kentte ticari hayatın düzenlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar ise Samsun Valiliği’nde masaya yatırıldı. "Tüketiciyi Koruma Haftası" kapsamında Vali Yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş, Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu, 1 No’lu İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanı Uğur Gezer, 2 No’lu İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanı Sinan Kurudağ ile heyet üyeleri, Samsun Valisi Orhan Tavlı’yı ziyaret ederek yürütülen faaliyetler hakkında bilgi verdi. Görüşmede, tüketici hakları alanında yapılan çalışmalar ve başvuru istatistikleri değerlendirildi. Açıklanan verilere göre, 2025 yılı içerisinde 15 bin 130 uyuşmazlık karara bağlanırken, başvuruların toplam parasal değerinin yaklaşık 199 milyon TL olduğu bildirildi. Hizmet ve ürün bazlı incelemede en fazla başvurunun ayakkabı ürünlerine ilişkin olduğu, bu başvuruların toplamın yüzde 16,77’sini oluşturduğu ifade edildi. Sektörel dağılımda ise başvuruların yüzde 59,03’ünün perakende ticaret alanında yoğunlaştığı, 9 bin 220 başvurunun bu sektörden geldiği aktarıldı. Başvuruların 7 bin 393’ü tüketici lehine sonuçlanırken, 505 başvuru hakkında görevsizlik kararı verildi. İl genelinde yürütülen çalışmalar ele alındı Öte yandan, Ticaret İl Müdürlüğü tarafından il genelinde yürütülen çalışmaların ele alındığı toplantı Vali Orhan Tavlı başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda, fiyat etiketi ve haksız fiyat artışı denetimleri, elektronik ticaret faaliyetleri, şirket genel kurulları, esnaf ve sanatkârlar ile kooperatiflere yönelik çalışmalar, hal, emlak ve ikinci el otomotiv sektörüne ilişkin uygulamalar başta olmak üzere geniş kapsamlı denetimler değerlendirildi. Ayrıca Tüketici Hakem Heyetlerinin çalışmaları çerçevesinde tüketici haklarının korunmasına yönelik yürütülen faaliyetler de gündeme alındı. Görüşmelerde, ticari hayatın düzenlenmesi, piyasa dengesinin güçlendirilmesi ve tüketicilerin korunmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulanırken, 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı kapsamında Samsun’da yürütülen faaliyetler de değerlendirilerek yeni dönem planlamaları ele alındı. Toplantıya Vali Yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş, Ticaret İl Müdürü Kürşat Turpçu ve 2 No’lu İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanı Sinan Kurudağ katıldı.